Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık, organizmanın herhangi bir hastalığa tutulmayacak şekilde hazırlıklı olmasıdır. Bu durum vücut dokularının yeteneklerindendir. Vücuda giren mikroplara karsı gösterilen direnç, aynı mikrobun ikinci girişi durumunda hastalık yapması dokular tarafından önlenmiş olur.

Zayıflatılmış mikropların aşı aracılığı ile vücuda verilmesiyle aktif bağışıklık, hastalık mikrobunun başka bir odakta üretilerek serum halinde verilmesiyle pasif bağışıklık sağlanır. Bir insan aktif bağışıklık kazanmadan bir mikrop hastalığına yakalanırsa pasif bağışıklıktan yararlanılır. Bu durumda hastaya da önce hazırlanmış bağışıklık cisimleri verilir. Çocukların aktif bağışıklık kazanmaları için aşılama takvimine göre yapılacak uygulama şekli birbirinden farklıdır.

Çocuk felcine karşı kullanılacak sabin aşısı, genellikle ağızdan alınır. Difteri, boğmaca, tifo, paralıfoya uygulanacaklar deri altına şırınga edilir. Eğer bir toplum bu hastalıklara 7r 86 ve üzerinde aşılanırsa o toplumdan o hastalık kalkar Bazı hastalıklara karşı aşı yoluyla bağışıklık sağlamış kişilerde hastalığın gidişi hafif olur. Aslında vücutla bir takım mikroplara karşı önlemler alır. Hastalık yapıcı antijeni tanıdığı takdirde hemen hareket geçerek antikor üretimine hız verir. Antikorlar mikropları öldürücü, akyuvarlar ise ölü mikropları yok edici vücut bekçileridir.

Antikorlar lenf bezleri ve bağışıklık hücreleri tarafından üretilip kana verilir. Bazı hastalıklarda lenf bezlerinin şişmesinin nedeni budur.

Eğer vücut hastalık etkeni olan antijeni tanımıyorsa göstereceği tepki yetersiz olur. Mikrobun vücuda yerleşmesinden sonra, tepki başlar o zaman da iş işten geçmiş olur. Aşılama bunu önler. Ve gammaglobUlinden yararlanılır.

Bağışıklık yetersizliği soyaçekimden kaynaklanan bir eksiklik, lenf hücrelerinin ya da Umusun yetersizliği olabilir: Bunlar çok nadir durumlardır. Beslenme yetersizliği bağışıklık maddelerinin yapılmasını da olumsuz etkiler.

Canlıların yaşadığı ortamda gözle görülmesi mümkün olmayan milyonlarca minicanlılar vardır. Bir kısmına insan doğal olarak dirençlidir. Bunlar hastalık yapabilme yeteneğine sahip olmakla birlikte doğuştan kazanılmış bazı özellikler nedeni ile o cinse karşı bağışıktır. Diğer bir cinsi vücut direncini yenemediklerinden hastalık yapamazlar. Bazıları ise yeterli bulurlarsa, çok kolay ürerler. Vücudun minicanlılara ve bunların zarar yapan ürünlerine karşı dirençli hale gelmesine bağışıklık sistemi denir. Bağışıklık durumunda kandaki birtakım hücreler ve kana salgılanan bazı maddelerin oynadığı rol çok önemidir.

Bağışıklık, doğal bağışıklık ve kazanılmış ya da edinsel bağışıklık olarak ikiye ayrılmaktadır. Doğal bağışıklık bazı hastalık etkenlerinin sadece bir cinste hastalık yapmaları sonucunu verir. Söz gelimi kuşlarda verem yapan etken, insanda yapmamaktadır. Burada herhangi bir hastalık etkenine önceden hazırlanma söz konusu değildir.

Doğal olarak hücresel ve kalıtsal olarak bu etkenin hastalık yapma özelliğini ortadan kaldıran bir yapı söz konusudur. Bir de kazanılmış edinsel bağışıklık vardır. İnsan için en önemli olan budur. Bunlardan birisi, aktif bağışıklama biçiminde olanıdır. Aktif bağışıklık,doğrudan vücudun hastalığa yakalanması sonucu ya da aşılamalarla sağlanan bağışıklıktır. Aşılar minicanlıların kendilerinden ya da zararlı ürünlerinden hazırlanarak insanlara verilmekte böylece bağışıklık mekanizmalarının uyarılmasına çalışılmaktadır.

Bir de edinsel bağışıklık ya da pasif bağışıklık vardır. Sunun sağlanması için daha önceden etken ya da ürünleri verilerek bağışık kılınmış bulunan kişilerden alınan serum diğer kişiye hastalıktan korumak amacı ile verilir. Çünkü aşının yapılmasından sonra bağışıklı başlaması için, bir zaman geçmesi gerekir. Pasif bağışıklıkta hazır bağışıklık ürünleri verilmektedir. Pasif bağışıklık sürekli koruma sağlamaz.

Geçici olarak durumu kurtarmak için ancak tehlikeli durumlarda hekimlerin başvurduğu bir uygulama biçimidir. Doğal bağışıklıkta bir çok etkenin yanısıra vücudun bazı özelliklerinin de yardımı vardır. Derimiz ve üzerindeki salgılar eğer bütünlükleri bozulmazsa minicanlıların vücudumuza girmesini engelleyen önemli bir baraj oluştururlar.

Deri üzerinde insanla ortak yaşayan bazı mini canlılar vardır bunlar derinin salgılarını parçalayarak oluşturdukları ortamda tehlikeli mikropların barınabilmesini de engellerler, deri yığının da bu açıdan koruyucu rolünün bulunduğu bilinmektedir. Bir takım hayvan hastalıkları ya da bulaşıcı hastalıklar ancak el derilerinde çatlak olanlardan geçmektedir.

Midemizin de içerisindeki asitli salgıya bağlı olarak minicanlılara karşı savunmayı sağlayan bir etkisinin bulunduğu biliniyor. Mide salgısının azalması bu tip korunmayı engelleyebilir. İnsan vücudunda doğuştan bulunan ve bazı zararlı etkenlerin üremesini engelleyen interferon vb. gibi bazı maddelerde doğal bağışıklığın meydana gelmesinde önem taşımaktadır.

Akkan sistemi de, içerisindeki hücre ve salgılar sayesinde bazı minicanlılara ve yabancı maddelere karşı sürekli bir savunma sistemi yaratırlar.

Bir çok bağışıklık olayının mekanizması çok karmaşıktır. Günümüzden bağışıklık bilimi tıbbın önemli dallarından birisi haline gelmiştir. Bağışıklık bilimi özellikle vücudun savunma mekanizmalarını araştırırken aynı zamanda insanlık için sorun olan önemli hastalıkların hepsine karşı gerek aşı biçiminde,gerekse diğer yöntemlerle savunma mekanizmaları geliştirmeye çalışmaktadır.

Bağışıklık biliminin en önemli ilerlemelerinden birisi, kanserle savaşta vücutta interferon denen maddenin etkinliğinin belirlenilmesi olmuştur. İnterferon, kanser hücrelerinin yok edilmesinde etkinliği gösterildikten sonra bunun diğer etkilerinin belirlenilmesi ve insanda herhangi bir yöntemle verildiğinde kanserden kesin korunmanın olup olmayacağının araştırılmasına geçilmiştir.

Bağışıklık biliminde ayrıca serumların elde edilerek, ivegen durumda insanların hastalıkların etkisinden kurtulmasına da çalışılmaktadır.

İnsanların başında bol miktarda hastalık yapma yeteneğine sahip mantar bulunabilmesine rağmen, insan başındaki mantarlar genellikle çok nadiren o da çok fazla kirli bir ortam bulduklarında üreyebilmektedirier. Saç mantarların gelişiminde baş temizliğinin yeterli olmaması etkilidir. Oysa saçlı derinin salgıladığı koruyucu maddeler ve temizlik kurallarının birlikte etkisi ile insanlar mantar hastalıklarından çoğu kez korunmaktadır. Ancak terin aşırı derecede olduğu ve o bölgeyi nemli tuttuğu bölgelerde,mantar üreyebilmektedir.

Görülüyorki, vücudumuz bir çok etkene karşı doğal savunma mekanizmalarına sahip olmakla birlikte bunlara bizim temizlik kurallarına uyarak yardımcı olmamız gerekir. Vücutta savunma hücreleri bir çok çeşittir. Bunlardan en önemlilerinden olan makrofajlar bir kısım yabancı maddeyi içlerine alarak sindirirken, T lenfositleri denilen hücreleri, hücresel bağışıklığı düzenler, B lenfositleri denilen lenfositler ise, sıvısal bağışıklığın gelişiminden sorumludurlar.

Vücudumuzda B lenfositlerinin salgıladığı sıvı bağışıklık maddelerine immünoglobulinler denmektedir. Bunlar özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı korunmada çok önemli rolleri bulunan maddelerdir.

İnsanda bulunan immünoglobulinlerin % 70-80’ini IgG denilen immünolobulin oluşturur. îmmünog-lobulin A, M ve E olmak üzere diğer immünoglobulinlerle birlikte kendilerine özgü hastalıklara karşı savunmayı sağlamaktadırlar. Bunların bir kısmı plasentadan geçebildiklerinden annede oluşan antikorlar çocuğu koruyabilir. Fakat plasentadan geçmeyen immünoglobu-iinlerin koruması gereken hastalıklara karşı doğuştan itibaren önlem almak gereği vardır. Anneye yapılan tetanoz aşının antikorları ya da immünoglobulinleri, plasentadan geçerek bebeği koruduğundan özellikle yeni doğan, tetanoza karşı bu aşılamanın koruyucu etkisi çok büyüktür. İmmünoglobulin molekülleri kendilerinin meydana gelmesine neden olan antijenlerle kolayca birleşebilirler. Bunun sonucu antijenin çökelmesine ve etkisiz duruma gelmesine neden olurlar. Bunun sonucunda ise antijenin vücuttaki zararlı etkisi ortadan kalkar. Bunların çoğu kendilerini meydana getiren antijene bir anahtar kilit örneği uyabilmektedir. Böylece her birisi kendi antijenin ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Bunların meydana gelmesini sağlayan antijenler bakterilerin kendileri ya da salgıları olabilir.

Bağışıklık olayının insan hayatındaki en önemli uygulamasının aşılar olduğu biliniyor. Aşılar ve aşılama uygulamaları hakkında gerekli bilgiler aşı başlığında verilmiştir. Bunların hangi aylarda yapılması gerektiği, ne zaman, ne aralıklarla uygulanacağı ülkelerin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıkları tarafından belirlenmektedir. Ülke koşullarına göre ya zamanında bir program dahilinde doğan her bebeğin aşılaması yapılmakta ya da kampanya halinde yılın belirli aylarında ekipler halinde taranarak ülkede hastalıklara yakalanma tehlikesi bulunan yaş grupları aşılanmaktadır.

Bağışıklık sağlandıktan sonra salgınların ortaya çıkma tehlikesi ortadan kalkmaktadır. Bir toplumda salgının çıkmasını önleyecek bağışıklık düzeyi % 80’dir. Yani ülke nüfusunun % 80’inin aşılanması gerekir. Bu aşılama, etkin ve usulüne uygun olarak yapılmadığı takdirde yarar sağlamaz.

Hastalığa karşı duyarlılık, hastalığın türüne, ırka, yaşa, önceden geçirilmiş hastalıklara ve ruhsal duruma sıkı sıkıya bağlıdır.

Yetersiz beslenme, vitamin eksikliği, süreğen zehirlenmeler, sinir sistemi ve metabolizma hastalıkları bulaşıcı hastalıklara yakalanma ihtimalini büyük ölçüde artıran etkenlerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ