Beşik Kertmesi Nişan
Doğumla başlayan nişan, bütün Türklerde çok yaygın bir gelenektir. Şimdi bu adet yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Bu, tam bir nişanlılık, yani bir “ön akid” ve evlenme vaadidir. Kuzey Türk destanlarına göre göklerde yaşayan Ak Han ile Kara Han, çocukları için, daha doğmadan önce söz kesmişlerdi. Aslında bu bir nişan değil, söz kesimi de olabilirdi. “Kertme” sözü, zaten bir akiddir. Herhalde çok eski çağlarda andlaşma, çocuk beşikte iken, beşik üzerine kertme yoluyla yapılıyordu. Kertme bir yemindir. Dede Korkut Kitabı’nda, şöyle deniliyordu: “Oğuz yiğidinin öykeni (öfkesi) kabardı, kılıcın çıkardı yeri çaldı, kertti”. Dedi ki: “Yer gibi kertileyim, toprak gibi savrulayım, kılıcıma doğranayım, okuma sançılayın, oğlum doğmasın!… Manas destanında da yiğit, “yere çapraz (arkı terki) bir çizgi çizdi, bundan sonra da bıçağını kınına koydu”. Bu çok büyük bir yemindir. Beşik kertme nişanların bazı pratik yararları da vardı. Geçen yüzyılda Ulu Yüz Türklerinin geleneklerini incelemiş olan Izrastroy’a göre beşik kertme nişanla birlikte, kalın veya mihr andlaşması da yapılıyordu. Araştırıcı bunu, “taksitle kalın ödeme” şeklinde anlamış ve böyle bir ödemenin, vâdesinin de uzun olduğunu belirtmişti. Kalının vâdesi, kızın 20 yaşına gelinceye kadar uzuyordu. Demek ki 20 yaş artık kızın son evlenme çağı olarak kabul ediliyordu. Eğer kız 20 yaşma kadar evlenmezse, kız babası bundan sonra serbestti. Yok, daha fazla kaim ödeyene verirse, kız babası cezaya çarptırılıyordu. 20 yaşına kadar da nişanlılık dönemi devam ediyordu. Aslında bu insanlık, dostluk ve arkadaşlık sözü üzerine kurulmuş bir gelenektir. Krader ise, geri Moğollarla benzeştirerek, bu yemini maddeleştiriyor. Görülüyor ki Türklerin hayvancı topluluklarında nişan, kalın andaşmasından sonra ikinci bir akidle başlıyor, evlenmeye hazırlık vaadi ile devam ediyor ve sonunda bir zarar ve ziyan dâvasına bağlanıyordu.
|
Bu kategoriye son eklenenler
|
Bu kategorinin diğer yazıları
|



BUNU COK IYI ACIKLAMISLAR BENCE