Beslenmenin Kanser hastalığına Etkileri

Beslenmenin Kanser hastalığına Etkileri

BESLENME
Kanser hastalığı, bilindiği gibi normal fonksiyonu, büyüme ve çoğalma düzeni bozulmuş hücrelerden oluşur. Kanser, şimdiye kadar saydığımın ve daha da sayacağımız karsinojenler, derişik faktörler, iç ve dış etkenlerden oluşmaktadır. Bu görüş açısından konuya bak­tığımızda, yenilen ve içilen besin maddelerinin de bir kısmının sin­dirim yolunda bazı yerlerin hücrelerini de etkilemeleri ve kansere müsait bir zemin hazırlamaları normaldir. Kuşkusuz bu etki yenilen maddenin cinsine, hazırlanmasına, özelliğine, miktarına ve yenilme süresine bağlıdır. Çünkü, tüm meyve, sebze ve çeşitli hayvan etlerinin sindirimi aynı biçimde değildir. Bazılarının kolay bazılarının da güçtür.
Beslenmenin bu hastalığa nasıl etkili olduğunu bir iki örnek ve­rerek açıklayalım: Dünyada en çok mide kanseri Japonlarda görül­mektedir. A B. Devletlerinde ise, bu oranın takriben dörtte biri ka­darı görülmektedir. Kalın bağırsak kanseri ise, dünyada en çok Çin’de görülmektedir. Japonlarda ise kalın bağırsak kanserinin gö­rülme oranı A. B. Devletlerindekinden takriben altı da bir oranında yani çok daha seyrek görülmektedir.

Japonlar deniz mahsullerini, özellikle tütsülenmiş balık çok yer­ler. Ayrıca kendilerine öz yemekleri vardır. Japonya’dan A. B. Deyletlerine göç etmiş göçmenlerde yıllar sonra, mide kanserimin Ameri­kalılar oranına düştüğü saptanmıştır. Diğer taraftan Japonlar’da gö­rülen kalın bağırsak kanserinin oranı ise Amerikalılarınki oranına çıkmıştır zamanla. Amerikan mutfağı ve beslenme şekli çok değişik­tir, Japonlarınkine nazaran, ingiltere’de ise beslenme Amerikalılara benzer. Bu nedenle, Amerika gibi ingiltere’de de mide kanseri çok az, kalın bağırsak kanseri çok daha fazla görülmektedir. Bu kanser­lerin her iki ülke de görülme oranları birbirlerine yakındır.
Literatürde yer alan ve beslenme ile ilgili bir örnek daha vermek isteriz. Amerikalılarda ve ingilizlerde kalın bağırsak kanserinin sık görülmesi, fazla miktarda ve sürekli yenen yağlı sığır etinin, neden olduğu ileri sürülmektedir. Bu görüş açısından (baktığımızda, ingiliz­lerden yüzde 20 daha fazla sigar eti tüketen iskoçlarda ise, bu has­talığa yakalananların sayıları çok daha yüksektir ingilizlere oranla.

Gerçekten sindirim sistemi (özellikle mide ve kalın bağırsak)kanserleri son yıllarda üzerinde durulan kanserler arasındadır- Be­sinlerin yapıları itibariyle bir çok elementleri, fermentleri ve şimik maddeleri kapsarlar. Bunlardan bir kısmı yapıları dışında, pişirme şekli, besinlerin saklanma şekli fazla sıcak veya soğuk yenmeleri ve ayrıca lezzet, koku sağlamak için yemeklere çeşitli kardallar, acılar vesaire gibi ilâveler sonunda, aslında pek zararlı olmayan element­lerden, fermentlerden ve şimik maddelerden bir kısmı bu uygulama­lar sırasında karsinojene çevrilebilmektedirler.

Sindirim kanserlerinin kalkınmış, ileri ve zengin batı ülkelerin­de daha sık görülmelerinin, bugün kabul edilen nedeni beslenıme teklidir. Buralarda, meyve ve sebze gibi kalın bağırsaklarda posa bırakan yiyeceklerin az yenilmesi, buna karşılık hayvansal protein­lerinin ve özellikle yağlı sığır etinin, diğer yağların fazla miktarda yenmeleri özellikle kalın bağırsak kanserlerine sebep olmaktadır. Ayrıca, sindirim sistemine aşırı ve kuvvetli alkol alınması bu sebep­leri güçlendirmektedir.
Beslenmenin (yiyeceklerin) dışında, içilen su ve değişik sıvıların da bazan zararlı maddeler kapsadığı bir gerçektir. Bu husus ülke­miz dışında bazı dış ülkelerde gösterilmiştir, örneğin, Almanya’da içilen bazı sularda fazla derecede arsenik bulunduğu saptanmıştır. İçme sularının dışında, hergün sayıları artan çeşitli renk ve tadlardaki serinletici içecekler arasında en emini saf meyve sularıdır. Renk ve tad verici şimik maddelerin zararı, bu maddelerin içeceklerdeki miktarına ve bunların içilen miktarına ve sürekliliğine bağlıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ