Biber

Biber

biberBiber
(Capsicum annuum ve C. frutescens)

Patlıcangiller familyasındandır. Diğer adları. Kırmızı biber, Yeşil biber, Paprika.Capsicum, Yunanca “kapsül, kutu” gibi anlamlara gelen kaspa sözcüğünden
geliyor ki bu bitkinin meyvesine bir göndermedir. Annuum, bir “yıllık”; frutescens
ise, “odunsu-ağaçsı” demektir. Biber de Batı dillerindeki pepper ve benzeri
sözcükler de, hatta Arapça fılfil ile Farsça pilpil de, köken olarak Sanskritçe
pippali’den geliyor olmalılar. Anlamı “tane, tohum, meyvecik”tir.
Eski Türkçede biber yerine “ıssı ot” da denilmiştir, günümüzde Urfa acı toz
biberi için kullanılan “isot” sözcüğü de buradan geliyor olmalıdır.
Sırpça-Hırvatçadaki paprika Macarcaya, oradan da “diğer Batı dillerine
geçmiştir, bizde de yer yer kullanılan bir sözcük olma yolundadır.)
Capsicum annuum, 30-100 cm boylanabilen, çok acı, az acı, acı olmayan
meyveler veren, genellikle bir yıllık, ya da çok sıcak bölgelerde bazen iki yıllık,
otsu bir bitkidir. Oval yapraklan genellikle yeşildir, ama mora yakın rengi olanlar
da vardır. Yaz aylarında yaprak koltuklarından küçük beyaz çiçekler çıkar. Meyveler
sivri-uzun, sivri-kısa, tombul, yuvarlak olabilir; renkleri gençken açık ya da koyu
yeşil, olgunlaşınca kırmızıdır, sarı ve morda karar kılanları da vardır.
Capsicum frutescens türü biber, 2 metre boylanabilir ve çok yıllıktır. Bu tür
için “chili” ve “cayenne biberi” sözcükleri de telaffuz edilir.
Biberin anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Antillerdir.
Arkeologlar Meksika’da insanların İÖ 7500 yıllarında “chile tepin” diye
adlandırılan yabani biber yediklerini ortaya çıkarmıştır. Kristof Kolomb Amerika’ya,
Haiti ve Dominik Cumhuriyeti kıyılarına ayak bastığında yerlilerin hiçbir şeyi
bibersiz yemediklerini görmüştür. Karabiberi çağrıştıran lezzetinden dolayı da bu
bitkiye “biber” adını vermiştir.
Kolomb’un 1494’te Antiller’e yaptığı ikinci yolculuğa katılan hekim ve bitkibilimci arkadaşı Nicolas Monardes, gördüğü biber bitkilerini şöyle anlatmıştır: “Bu adalarda tarçın uzunluğunda meyveleri olan gül çalısına benzer çalılar bulunmakta. Meyvelerinin içinde de karabiber gibi acı tohumlar var. Adaların
sakinleri, yerliler, bunları bizim elmaları yediğimiz gibi yemekteler.”
Kristof Kolomb’un 1492 sonrasında İspanya’ya getirdiği biber birden ünlenmiş, geleneksel baharatlara bir alternatif olarak yaygınlaşmıştır. Ünlü Kolomb, bu gezilerinden, biber dışında Avrupa’ya domates, kakao, patates, fasulye ve tütünü de getirmiştir.
Biberin Avrupa’daki üretimine önce ispanya’da, 1526’da İtalya’da, 1542’de Almanya’da, 1569’da Macaristan’da başlanmıştır. Bugün dünyanın neredeyse hemen her yerinde üretilip tüketilir. Ancak en çok biber yetiştiren ülkeler Hindistan, Meksika, Çin, Japonya, Çinhindi, Tayland iken; Sri Lanka, Malezya ve ABD de biber ithal eden ülkelerdir.
Kristof Kolomb öncesindeki bütün Orta ve Güney Amerika uygarlıklarında biber hem besin, hem ilaç, hem de dini bir bitki olarak bolca işlem görmüştür.
Java’da gut ve romatizma rahatsızlıkları için ayak tırnaklarının altına biber sürülmüştür. Sıcak ülkelerde malarya, tifüs ve kolera hastalığına karşı; Arap ülkelerinde dizanteriye ve cinsel gücü artırıcı olarak; Brezilya’da dini ve folklorik ritüellerde kullanılmıştır. Orta Amerika’da da çocukları ve suçluları cezalandırmak için.
Üretimi, doğrudan yetiştirileceği yere tohum ekilerek yapılabilir; ama genellikle seralarda yetiştirilen fidelerin 10 cm boya ulaşınca yerlerine şaşırtılmasıyla yapılır.
Biberin 700 dolayında türü vardır. Ülkemizde uzun-yeşil, uzun-sarı, dolmalık-sarı, dolmalık-yeşil, domates, çarliston, iri kırmızı, süs biberi gibi pek çok türü yetiştirilir. 2001 yılında 1.150.000 ton sivri biber, 410.000 ton dolmalık biber yetiştirilmiştir. Sivri biberde Bursa epey öndedir, onu Hatay, İçel, Samsun, Çanakkale illeri izler. Dolmalık biberdeki durumsa şöyledir: Aydın, Bursa, Antalya, İçel, Samsun, Hatay, İzmir, Muğla, Adana, Manisa, Balıkesir.
Biber baharatçıların da olmazsa olmazlarındandır. Buralarda, meyvelerin kurutulup dövülmesinden elde edilen toz ve pul biber olarak, başlıca iki türü bulunur. Bunlar çok acı, az acı, acı olmayan toz ve pul biberlerdir. Arnavut biberi, paprika, çili biberi, çili tozu, pul çili biberi, acı pul biber, tatlı pul biber, kırmızı pul biber, kırmızı acı biber, isot (acı Urfa biberi), acı toz biber, tatlı toz biber, beyaz toz biber…
Türk mutfağının vazgeçilmez besini biber çok çeşitli şekillerde tüketilir. Salatadan yemeklere, kızartmaya, turşuya, salçaya, çemene, tarhanaya, baharata… uzanan bir çizgi. C ve A vitamini bakımından çok zengin bir sebzedir biber. C vitamini açısından sebzeler arasında maydanozdan ve turp yaprağından sonra gelir. B1, B2, B3 B6, E vitaminleri de bulunur.
Bunların dışında protein, karbonhidrat, yağ, folikasit ve potasyum, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum gibi mineraller içerir. Bibere acılığını veren madde kapsisindir.
Biber mideyi uyarır, iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır, pekliği giderir ve idrarı artırır.
Romatizma ve eklem ağrılarının üzerine lapası uygulanır. İnce ince kıyılmış 2.5 tatlı kaşığı taze biberin üzerine bir bardak kaynamış su ya da süt dökülür, 10-15 dakika demlenmeden sonra, soğumadan içilirse, başlamak üzere olan soğuk algınlığının önüne geçilir.
Kırmızı biberin mikrop öldürücü etkileri de vardır. Bu nedenle kalp ve kanser rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltabilir.
Kırmızı biber ve bol miktarda C, P, K vitamini içeren sivri biber, erkeklerde cinsel isteği artırır. Ancak dikkat, azı karar, çoğu zarar: Aşırı derecede yenen acı biber zararlı olabilir; mide ve bağırsakları tahriş edebilir, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir! Ve özet: Biber mi; keskin, acı, meyvemsi, topraksı, buğulu, tatlı, çiçeksi bir koku ve lezzet.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ