Büyüme Gecikmeleri

Büyüme Gecikmeleri

Günümüzde, çocuk hekimleri, hastalıkların yanısıra, ana-baba için kaygı, çocuk içinse bazen arkadaşlarına karşı utanç duygusu kaynağı olan büyüme gecikmelerine ilişkin sonuçlarla da sürekli olarak uğraşmak zorundadırlar.

Büyümenin çeşitli evreleri çizelgelerle sayılan-dırılmıştır. Böylece, çocuk yaş alırken, bir yandan da büyüme hızı izlenip değerlendirilebilir. Bazı büyüme anormalliklerine karşı etkili tedavilerin bulunmasından bu yana, bu sorunların çözümünde önemli aşamalar gerçekleştirilmiştir.

Çocuğun boyunun genel olarak değerlendirilmesi, belirli bir toplumda saptanan ölçülere ve bu ölçülerden kızlar ve erkekler için ayrı ayrı çıkarılan bir eğriye dayandırılır.

Belirli bir toplumda, aynı yaştaki kişilerin boyları farklıdır. Ortalamanın (yani ideal boyun) yanında, sözkonusu ortalamadan sapmalar vardır. Her ikisinin oluşturduğu bütün, belli bir yaş için normal ortalama boyları gösterir. Boy-ağırlık açısından büyüme gecikmesi, 2,5 sapmanın ötesinde bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Yalnızca boyu yaş ortalamasıyla karşılaştırmak yeterli olmadığından, büyüme hızı, değerlendirmede kullanılan temel etmenlerden biridir. Bu nedenle hekimin, gerek ana-babaya sorarak, gerekse sağlık karnesini inceleyerek, çocuğun daha önceki yaşlardaki boy ve ağırlığı konusunda fikir edinmesi gerekir.

Bazı kişilerde boy eğrisi, ortalamaya paralel, ama ortalamanın sürekli altında kalan bir gelişme gösterir. Büyüme hızı normaldir. Yavaş büyüyen bu çocukların boyları sonuçta normale ulaşabilir, hattâ normali aşabilir (ergenlik çağı gecikirse). Bazılarındaysa, eğri bir kesiklik gösterebilir ve çocuğun büyüme hızı yavaşlar; bunun nedeni araştırılmalıdır.

Klinik muayeneler: Ana-babadan sorularak ailenin boylarının ve ergenlik yaşlarının öğrenilmesiyle soyağacı çıkarılabilir. Erkek ve kızkardeşlerin (varsa) boylarını öğrenmek (hele, küçük kızkardeş ağabeyine «yetişmişse») de yararlıdır.

Çok ufak tefek çocukların klinik muayenelerinde aşağıdaki noktalara dikkat edilir.

— genel biçim değerlendirmesi: Olası uyumsuzluklar, özellikle de yüz çizgilerinin kabalığıyla nitelenen biçimsel anormallikler, kulakların yerli yerinde olup olmadığı, öteki kulak ve göz anormallikleri, bacakların kısa olup olmadığı araştırılır. Bütün bunlar, belirli bir nedene yönelmeyi sağlayan açık belirtilerdir;

— çeşitli organların durumu: Kalp muayenesi (anormallik olup olmadığı), sindirim sistemi ve böbrek etkinlikleri bilançosu (albümin işeme olup olmadığı);

— cinsel olgunlaşmanın değerlendirilmesi: Ergenlikle ilgili en küçük değişiklikler bile araştırılır

(kıllanma başlangıcı; kızlarda meme bezlerinin gelişmeye başlaması, sonuçta kısa boyluluğa götürebilecek apansız bir büyüme hızı artışı olup olmadığı);

— zeka düzeyinin değerlendirilmesi: Bazı teşhislerin konulmasında önem taşır;

— iskeletin röntgen incelemesi: Gerçekleştirilmesi kolaydır; gelişmeye engel olabilecek biçim bozuklukları bulunması ve büyüme kıkırdaklarının durumu gibi önemli noktaları kesinlikle belirler; iskeletin gelişme durumunu gösteren «kemik yaşı» nın saptanmasını sağlar ve çocukların çoğunda, yalın gecikme ile hastalık kökenli gecikmenin ayırt edilebilmesini sağlar.

Görüldüğü gibi, klinik muayene çok önemli veriler sağlamaktadır: Gecikmenin uyumlu olup olmadığı (uyumsuz gecikmede büyüme hızı her zaman düşüktür); biçim bozukluğu, ailece kısa boyluluk olup olmadığı; kalp ya da böbrek anormallikleri. Muayene sonuçları çoğunlukla negatiftir (gecikme bir hastalığın sonucu değildir). Gecikme uyumludur, çocuk zekidir, ergenlik henüz başlamamıştır, büyüme hızı normaldir ve sonuçta, çocuğun normale yakın bir boya ulaşmasına olanak verecektir.

Yapısal büyüme gecikmeleri: Nedeni yoktur; büyüme gecikmelerinin dörtte üçünü oluşturur. Bu tür gecikmeler bazen doğuştan başlar: Çocukta hiç bir anormallik yoktur; gecikme uyumlu, zeka normaldir. Çocuğun boyunun sonuçta ne kadar olacağını kestirmek güçtür; ama kemik yaşından yola çıkılarak bazı öngörüler ileri sürülebilir.

Nedenler: Normal büyüme üç etmenin denetimi altındadır:

— kalıtım: Uzun boylu ana-babalarm çocukları, genellikle kısa boylu ana-babalarm çocuklarından daha uzun boylu olur;

— çevre: Toplumsal ve ekonomik etmenler aracılığıyla ve beslenme yoluyla çocuğun büyümesini etkiler;

— hormonlar: Her yaştaki çocukların büyüme1-sini bütün düzeylerde etkilerler.

İçorgan hastalıkları ya da beslenme bozuklukları: Uzun süreli ilerleme gösteren ya da süregenleşen bütün enfeksiyonlar (kalp, böbrek hastalıkları; kansızlık; çeşitli metabolizma hastalıkları) büyümeyi etkileyebilir. Yetersiz beslenmenin de önemli bir etken olduğu sanılmaktadır.

Kolayca anlaşılacağı gibi, tedavi, nedene bağlıdır.

İçsalgı bozukluğu kökenli gecikmeler: Büyümeyi denetleyen üç hormon vardır.

Tiroyit hormonu yetersizliği: Çeşitli klinik belirtiler vermesinin yanısıra, boy ve ağırlık olarak büyümeyi de etkiler. Biyolojik incelemelerle ortaya çıkarılır.

Büyüme hormonu yetersizliği: Bu hormon, yakın sayılabilecek bir tarihte bulunmuştur. Az raslanan, önemli ölçüde cüceliklere neden olur. Teşhis ancak, çeşitli uyarılar altında ve özel ortamda, karıda büyüme hormonu ölçümüyle konabilir.

Böbreküstü bezlerinin aşırı çalışması: Büyümeyi durdurur. Böbreküstü bezlerinin aşr-rı çalışmasının yanısıra, bazı ilaçların yüksek dozda kullanılması da (kortizon tedavisi) aynı etkiyi yapar.

Kemiksel biçim bozuklukları: Röntgen filminde kolayca teşhis edilirler.

Kalıtımsal ve kromozomlara bağlı anormallikler: Kromozom anormallikleri, hemen her zaman boy yetersizliğine yolaçarlar. Bu anormallikler arasında mongolizm ve Turner sendromu sayılabilir.

Sonuç

Kemik yaşı ile yaşın gerektirdiği boy arasında uyum varsa, çocuğun ilerde normale yakın bir boyda olacağı umulabilir.

Ergenlik geciktiği ölçüde, çocuğun normal ya da normalin üstünde boylu olma şansı artar.

Çocuğu, ufak tefek olduğu için muayeneden muayeneye sürükleyerek bunaltmamak muayenelerin en gerekli olanlarını yaptırmak, hattâ, büyüme gecikmesi normalden 2 sapmayı aşmıyorsa ve uyumluysa muayeneden vazgeçmek gerekir.

İçsalgı yetersizliği yoksa şiddetli (hormonlarla, vb.) tedavilerden kaçınmak gerekir. Uygun öğütler vererek ailenin sabır göstermesini sağlamak, hattâ gerektiğinde çocuğu bir ruh hekimine gösterme önerisinde bulunmak, hekimin görevidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ