Çay

18 Eylül 2009
1.215 kez görüntülendi

cayÇay
(Camellia sinensis ya da Thea)

Çaygiller familyasındandır.
Kışın yapraklarını dökmez. Çok sayıda melezi bulunmakla birlikte Çin çayı ve Assam çayı olmak üzere başlıca iki türü vardır. Serbest bırakıldıklarında birincisi 5, ikincisi 20 metreye ulaşabilecekken; kolay ve bol üretim için sürekli budandığından, 1-1.5 metre yükseklikte çalı biçiminde tutulurlar.
Bitkinin yaprakları, türüne göre, 3.8-25 cm uzunluğunda, sivri, almaşık dizilişli, derimsi ve dişli kenarlıdır. Çiçekleri beyaz renkli ve hoş kokulu; meyvesi, üç gözlü ve kapsül halindedir.
Çayın tarihi, Çin’de; efsanelere göre, İÖ 2737 yılına, yazılı kaynaklara göre de İÖ 350 yılına kadar gider.
Efsaneye göre İÖ 2737 yılında imparator Shen Nung bir ağacın gölgesinde otururken uşağından su ister. Uşağın getirdiği bir bardak suyun üzerine esen rüzgârla dalından kopan birkaç yaprak düşer, imparator Shen Nung bu yeşil yapraklı suyun lezzetini pek beğenir ve suyunu o günden sonra zaman zaman böyle içer. Çay böylece önce Çin’in, sonra bütün dünyanın klasik bir içeceği olur çıkar.
Çayın Türkiye’deki serüveniyse kısaca şöyle: 1878’de Bursa’da yapılan denemeden olumlu sonuç alınamaz, ancak 1924’ten itibaren Rize’de yavaş yavaş çay kültürü tutmaya başlar ve 1947’de sanayisi kurulur.
Çay bitkisi belli bir erginliğe ulaştıktan sonra budanmaya başlanır. Hasada, doğal koşullarda fidenin dikilişinden üç yıl sonra geçilir ve bu, mayıs başından yaz sonuna kadar, tepe tomurcuğu ile onun altındaki iki yaprağın alınmasıyla gerçekleştirilir. Mayalanmadan yeşil çay, mayalanarak kara çay ve yarı mayalanmış olarak üç şekilde pazarlanır.
Çayda tanen, kafein, tein, teofilin, uçucu yağ ve B vitamini bulunur. Çok aşırı içilmediği sürece çayın pek çok yararı vardır. Bünyeyi diri, zinde tutar, uyarıcıdır, sindirimi kolaylaştırır, spazmları çözer, ishal giderir, soluk borusunu gevşetir, terletici olduğu için yüksek ateşe ve sıcağa dayanmayı sağlar, mikrop öldürücü etkisi vardır, dokuları pekiştirir. Demlenerek içilmesinde dikkat edilecek konu, hazırlanmış kuru çayın doğrudan suya atılarak kaynatılmamasıdır (Decoction değil!). Büyükçe bir çaydanlıkta kaynatılan suyun yarısı, küçük bir çaydanlıktaki çayın üzerine dökülür ve bu ikinci çaydanlık kaynayan suyun üzerine oturtulup 10 dakika kadar bekletilir (lnfusion\). Göz kapaklarında çıkan arpacığı ve göz kanlanmasını gidermek, kirpikleri güçlendirmek için, ılık çaya batırılmış pamuğu gözlere sürmek, ve bir süre böyle tutmak gerekir.
Çayın sakıncaları: Yemeklerle birlikte içilen çay vücudun demir emilimini engeller. Bunu engellemek için yemeklerden 1 saat önce ya da sonra içilmemelidir. Ya da limonlu ve açık çay içilmelidir.
Limonun yanında maydanoz, roka, yeşil biber, domates, salatalık, mevsimiyse portakal, mandalina, üzüm, şeftali gibi C vitamini açısından zengin sebze ve meyveler de çayın bu sakıncalı etkisini ortadan kaldırır.
Dikkat, yüksek tansiyonlular, böbreklerinde taş ve kum olanlar, kabızlık çekenler bildik çaydan az içmeli ya da içmemelidir!
Yeşil çay
Bildik (Siyah) çayla aynı bitkiden elde edilir, işlenişindeki farklılıktan dolayı taze halindeki rengini korur ve parçalanmaz. Yaygın olarak içilen bildik çayın buruk lezzeti bunda yoktur. Depresyona, baş ve gövde ağrılarına, sindirim sorunlarına karşı etkilidir. Vücuda zararlarıyla bilinen serbest radikalleri etkisiz hale getirmesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, sonuçta antioksidan oluşu nedeniyle kanser önleyici, yüksek tansiyon ve kolesterol düşürücüdür. Uzmanlar günde 10′ bardak yeşil çay içenlerin kansere yakalanma riskinde yüzde 32’lik bir azalma gözlendiğini belirtmektedir.
Piyasada çeşitli firmalara ait süzen poşetlerde satılan yeşil çaylar bulunmaktadır. Kaynar suyla 3 dakika demlenip içilir.
Bu arada 4 bardak, yeşil çay yerine geçecek yeşil çay hapı da geliştirilmiştir.

Sponsorlu Bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.