Çivit Otu

24 Eylül 2009
1.283 kez görüntülendi

Çivit Otu (Isatis tinctoria)
Turpgiller familyasındandır. Diğer adları Kızlar göbeği, Deve mercimeği, Guvşak.
40-90 cm boylarında, kazık köklü, iki ya da çok yıllık, parlak sarı çiçekli ve otsu bir bitkidir. Dip yapraklar uzun, mızraksı, üsttekiler tüylü ve daha küçüktür. Özellikle yapraklardan mavi renkli bir boyar madde elde edilir. Bunun küp içinde mayalandırılmasından elde edilen lacivert rengine Bor dolaylarında Küp mavisi adı verilir.
Çivit otu
Eskiden Anadolu’da bahçe ve tarlalarda özel olarak I yetiştirilen, hem iç hem de dış ticaret malzemesi olarak önemli bir değeri olan Çivit otu 1880’de sentetik boyar maddenin bulunuşundan sonra önemini yitirmiştir.
Türkiye’de 25 kadar Isatis türü doğada varlığını sürdürmektedir. Bitkinin ishal giderici, yaraları iyileştirici, sakinleştirici etkileri vardır.

Bugün su altında kalmış şehirlerde bulunan tohumların tanıklık ettiği gibi bitki neolitik çağlardan bu yana insanlar tarafından tüketilmiştir. Uzun yıllar mide, akciğer, rahim ve böbreklerle ilgili her türlü kanamaya karşı kullanılmıştır. Doğumdan sonraki ve aşırı aybaşı kanamalarında, ishalde, idrar torbası sorunlarında, kanlı idrar boşaltımlarında, benzeri durumlarda ilk başvurulan eczalardan biri olmuştur.

16. yy’da Mathioli adlı bir hekim “güçlü kan dindiricidir” diyerek özetlemiştir bitkinin özelliğini.
Ortaçağ’da yaşamış hekim Plaetarius’un Kolay Hekimlik Kitabı’nda şunlar yazılıdır: “Haziranda ay batarken çobançantası toplamalı. Çünkü bu bitkinin gizli erdemleri vardır. Burun kanamasını durdurmak için iki sapı yeterlidir. Damarları çatlayan ya da genişleyenlere, bitkinin tozunu şaraba karıştırarak içirmek gerekir.”
Yine Ortaçağ Avrupası’nda, bebeklerin dişlerinin çabuk çıkması için bunların boyunlarına, içinde çobançantası meyveleri bulunan kırmızı kumaştan bir çanta asılır, dişler görünmeye başlayınca çanta akar suya atılırmış…
Bitkinin bütünü mutfakta kullanılabilir.

Tohumlar acı lezzetinden dolayı baharat olarak hardal gibi değerlendirilir.
Taze gevrek kökler turp gibi çiğ yenir. Yine ince ince doğranmış kökler acı lezzetinden dolayı yemeklere girer. Taze yapraklar salatalara, pişirilmişler sebzelere eklenir.
C vitamini deposu taze sürgünleri de çiğ ya da pişirilerek yenir.

Bitkinin bileşiminde tanen, saponin, uçucu yağ, flavonoitler, reçine, kolin, asetilkolin, tiramin, diosmin, monoamin, siyah hardal esansları, C vitamini ve potasyum bulunur.
Tıbbi amaçlarla bitkinin toprak üstü kısımları taze ya da kuru olarak kullanılır.
Bu konuda en önde gelen özelliği, her türlü kanamaya karşı mücadele etmesidir. Vücuttaki iç ve dış kanamalar için çok değerli bir durdurucudur.

Diğer özellikleri ishal giderici, idrar söktürücü, güçlendirici ve âdet düzenleyici oluşudur.
Bitkinin çiçek saplarının da büzücü, ishal giderici, kan dindirici, şişkinlik giderici etkileri vardır.
Çobançantası yüksek tansiyona, âdet kanamalarına, menopoz şikâyetlerine, ishallere, basurlara ve varislere, göğüs hastalıklarına, yaralara karşı önerilir.
Toprak üstü kısımlar bitki çiçekliyken toplanmalı, gölgede kurutulmalı, 1 bardak suya 2 çay kaşığı kuru çobançantası atılarak 10 dakika kaynatılmalı, bu karışım yemek aralarında günde 3 kez birer çay bardağı içilmelidir.

Rusya’da, inip çıkan ateşlere karşı yaygın bir ilaçtır. Dikkat, doz aşımı tehlikelidir!
Çiçekler ve tomurcuklar, dekoratif amaçlı düzenlemelerde yer alır.

Sponsorlu Bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.