Çocuğumuzun Gelişimi

Çocuğumuzun Gelişimi

Çocuğumuzun gelişimi

insanoğlu, karakterinin ana hatlarını küçük yaşlarda kazanır, Çocukların küçük yaştan itibaren sağlıklı bir gelişim göstermeleri, bu yüzden büyük önem taşımaktadır. Anne babaların eok ıyı bildiği bir gerçek var: Her çocuk ayrı bir dünyadır. Çocuğun doğuştan getirdiği özellikler onun .şarusivetinin ana eksenidir. Aynı şartlar altında yetişen çocuklardan bir kısmının çok yüksek özellikler geliştirip olgunlaştığı görülürken, bir kısmının ise olumsuz etkilendiği görülebilmektedir.

Anne babalar çocukları ıçm daima endişe eder: “Acaba çocuğumuz nasıl bir insan olacak?” Birçok aile, çocuğunun zekâsı, yetenekleri, güzelliği gibi özelliklerine önem verir. Hayatta mutlu olmasının bu şartlarla ilgili Olacağını düşünür. Oysa bilge ruhlu aileler bilir ki, çocuklarının olgun ve ruh sağlığı yerinde bir insan olması çok daha Önemlidir. Ruh dengesi yerinde, huyu güzel ve kişiliği olgun bir çocuk, sahip olduğu özellikleri en iyi şekilde geliştirir, hem kendine hem de başkalarına faydalı olur. Oysa ruh sağlığı bozuk olan çocuk, sahip olduğu zekâ ve yereneği de kötüye kullanır.

Çocuğumuz sorumlu ve iyiliksever mi olacak, yoksa ben merkezci ve huysuz biri mi? Sevecek, sevilecek ve mutlu mu olacak, yoksa kuşku ve nefret dolup hayatı boyunca hem kendi acı çekecek, hem de başkalarına acı verecek biri mi olacak? Bütün bu soruların cevabı, aslında çocuğumuzun cinsiyetinden, güzelliğinden ve başarısından çok daha önemlidir, yuvada yetişmiş, anne babası ayrı, anne babadan birini yitirmiş, anne babasından birinde davranış bozukluğu olan çocuklarda daha çok sorun yaşanıyor. Yine anne babanın gocuğu reddetmesi veya ihmali, bebeklik dönemi bakımında ve eğitiminde tutarsızlıklar, aşırı baskı veya tam tersi, denetim eksikliği, çocuğun davranışlarına sınır çızilmemesı gibi aileden kaynaklanan sebepler davranış bozuklukların renkliyor. Ailenin dağılmasına bağlı olarak, çocuğa bakan kişilerin sıklıkla değişmesi, büyüklerin birbiriyle çelişkili ve tutarsız davranışları da çocuk terbiyesinde olumsuz rol oynamaktadır.

Bütün bunlar sonucunda çocuğun suçlu çocuk gruplarıyla arkadaşlık etmesi, âdeta zinciri tamamlayan son halka ve-i”ine geçmektedir. Okullarda, hırsızlık vb. şikâyetle psikologlara getirilen sorunlu gençlerin büyük çoğunluğunun aileden yana sorunlu olduğu görülmektedir. Hattâ buna bağlı olarak bazı psikologlar, “Sorunlu çocuk yoktur, sorunlu aile vardır” diyor. İki ela gösteriyor ki, çocukların büyük bir kısmının sorunlu olması doğuştan değil, çevreden kaynaklanıyor.

Bütün bu gerçekler, bugün Batı toplumlarının aileye ve çocuk eğitimine daha fazla değer vermesine vesile olmuştur. Artık bir ülkenin en büyük değerinin, iyi yetişmiş bir genç nesil olduğuna hiç kimsenin şüphesi yoktur. Gerekirse eldeki bütün imkânların bu yolda harcanması fazla sayılmamalıdır.

Suça bulaşmış, madde bağımlısı veya ruh hastası gençlerin birçoğunun tanı manasıyla iyileşmesi mümkün olamamakta, olanlar da çok büyük zahmetlere mal olmaktadır. Bu nedenle, çocukların davranış bozukluğu gösteren gençlere dönüşmemesi için, henüz sorunun başlangıç döneminde yardım etme düşüncesi gündeme gelmektedir

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ