Doğum Kontrolü, Aile Planlaması Ve Doğurganlık

Reklamlar
Doğum Kontrolü, Aile Planlaması Ve Doğurganlık

Doğum Kontrolü, Aile Planlaması

Peki ya çocuk sahibi olmayı düşünmüyor ya da henüz istemiyorsanız? Yaşamın keyfini çıkarırken gebeliği önlemenin en iyi yolu nedir?

Doğum kontrolü kadınlar için son derece önemli bir konudur. Ortalama 40 yıl kadar doğurgan kalırız ve bunun 30 yılında pek çoğumuz aktiftir. Yani büyük bir aile istemiyorsanız ya da bir teklifi reddetmeye hazırsanız, hamile kalmanızı engellemenin bir yolunu bulmanız gerekir.

Hangi yöntemi seçeceğiniz bireysel koşullarınıza, özellikle de yaşınıza, aile kurma konusunda hangi noktada olduğunuza ve genel sağlık durumunuza bağlıdır. Ayrıca kendinizi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korumanız (özellikle yeni bir ilişkiye başlıyorsanız) önemlidir.

Ancak iyi bir haberim var Doğum kontrol yöntemleri arasında birinden diğerine geçmek oldukça kolaydır. Yani kullandığınız yöntem size uymazsa her zaman bir başkasını deneyebilirsiniz.

Aile planlaması için nereye başvurmalı?

Birkaç seçeneğiniz var. Sağlık ocaklarına, anne çocuk sağlığı merkezlerine, devlet hastanelerinin aüe planlama merkezlerine başvurabilirsiniz. Yöntemler konusunda bir uzmana danışarak karar vermeniz yararlı olacaktır.

Pek çok hastanenin de aile planlama kliniği vardır ve bunlar başka sorunları da olan (örneğin; diyabet, miyom ya da önceden geçirilmiş kanser gibi başka tıbbi ya da jinekolojik sorunlar) kadınlar için özellikle uygundur.

Seçenekler

Başlıca iki doğum kontrol yöntemi vardır: Hormon içerenler ve hormon içermeyenler.

Genel olarak hormon içerenler doğum kontrolünden beklentinizi (hamile kalmanızı önlemek) karşılamak açısından en iyi ancak yan etkiler açısından en kötü olan yöntemdir. Ayrıca enfeksiyonlara karşı 140 koruma sağlama konusunda pek işe yaramazlar. Eğer endişe duyduğunuz konu buysa (yeni bir partneriniz varsa, öyle olmalı zaten), kondom ya da diyafram gibi bir bariyer yöntemi de kullanmanız gerekir.

Hormona dayalı doğum kontrol yöntemleri

Kombine hap

Doğum kontrol hapı medyanın nefret ettiği ilaçtır. Hapla ilgili herhangi bir kötü haberin gazatelerin ilk sayfasında manşet olacağı kesindir. Ama aslında hap hiç de gazetelerin yazdığı kadar kötü değildir ve bugüne kadar kadınların özgürlüğüne katkısı olmuş herhangi bir şey varsa o da doğum kontrol hapıdır.

Nedeni çok basit: İşe yarar Hapın başarısız olduğu durumlar çok nadirdir. Eğer uygun biçimde kullanırsanız hamile kalma korkunuz olmadan özgürlüğün tadını çıkarabilirsiniz ve yan etkiler konusunda ne denli korkutucu öyküler okumuş olursanız olun, sonuçta her kadın için hamile kalmak, hapı almaktan daha tehlikelidir. Pıhtı oluşumu, inme, yüksek kan basıncı, mide bulantısı gibi yan etkilerin hepsi, gebeliği sonlan-dırmaya karar verseniz bile hamilelik sırasında daha sık görülür.

Nasıl etki gösterir?

Doğum kontrol hapları uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Buna karşılık hapın nasıl iş gördüğünü ve vücutta nasıl bir etki gösterdiğini bilmeyen bu kadar çok kadının olması şaşırtıcıdır.

Kısaca özetleyelim. Hap iki hormon içerir: östrojen ve progestojen (doğal progesteron hormonunun insan yapımı sentetik tipi). Bu iki hormon bir arada çalışarak ovulasyonu durdurur. Ancak düşük ihtimalle de olsa yumurta atılırsa rahmin iç yüzeyini döşeyen dokunun özelliklerini değiştirerek yumurtanın rahme yerleşmesini engeller. Ayrıca serviksteki sümüksü maddeyi (mukus) yoğunlaştırsr ve bu da sperm girişini önlemede yardımcı olur.

Hapın önemli bir avantajı, âdetlerin düzenli olmasını ve öncekilere göre daha hafif ve ağrısız geçmesini sağlamasıdır. Buna bağlı olarak ağır geçen âdetler sonucu gelişebilecek kansızlık (anemi) riskini de azaltır. Genellikle AÖS’yi ve bazı kadınlarda âdet öncesi görülen meme hassasiyetini de hafifletir.

Yan etkiler

Peki ya gazete başlıklarında sözü edilen o tatsız yan etkiler de neyin nesi? Evet hapın derin ven trombozu (DVT; bacaktaki toplardamarlarda gelişen kan pıhtısı) riskini artırdığı doğru. Bu yalnızca küçük bir risk artışı ama ailesinde bu tür bir pıhtı öyküsü olan kadınların hapı daha temkinli kullanmaları, faktör V mutasyonu olanların ise hapı hiç kullanmamaları gerekir. Hap kullanan herhangi bir kadın birkaç saatten daha uzun süren bir uçuş öncesinde 75 mg aspirin (kanı sulandırıcı özelliği vardır) almalıdır. Ancak genel anlamda doğum kontrol hapı kullananlar da dahil genç kadınlarda DVT nadir görülür.

Hapın kan basıncını artırması daha büyük bir sıkıntıdır. Bu nedenle hap kullanan her kadının kan basıncını en azından yılda bir kez kontrol ettirmesi gerekir; basınç ısrarla 135/85’in üzerindeyse ilaç kesilmelidir.

Kadınların hapı kullanamamasının bir diğer nedeni migren ağrılarını kötüleştirmesidir. Şiddetli migren atakları geçiren, baş ağrısının yanı sıra vücudunun bir bölümünde karıncalanma ya da uyuşma olan kadınlar hapı hemen kesmelidir; zira bunlar hapın nadir görülen ama çok ciddi bir yan etkisi olan inmenin belirtileri olabilir.

Bulantı, göğüslerde hassasiyet ve hafif kilo artışı, hap kullanmaya başladıktan sonraki ilk aylar içinde sıkıntı verici olabilir, ama bunlar genellikle düzelir; yalnızca hap kesilene kadar bir beden büyük sutyen giymek gerekebilir.

Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda meme kanseri riski çok hafif artmıştır. Genç kadınların çoğu için meme kanseri son derece uzak bîr olasılıktır. Ancak ailede yüklü bir meme kanseri öyküsü, başka yöntemler üzerinde durulması gerektiğini düşündürür, Öte yandan hap yumurtalık ya da rahim kanseri riskini önemli ölçüde azaltır.

Sigara içme, ileri yaşta ya da kilolu olma, hapa bağlı ciddi yan etki (DVT, inme, yüksek kan basıncı) riskini artırır. Bu nedenle hekimler obez olan (BKİ’si 30!un üzerinde) ya da sigara içen 35 yaş üzerindeki kadınlara doğum kontrol hapı yazmazlar. Bebeğini emziren kadınlar da doğum kontrol hapı kullanmaktan kaçınma-fidir; çünkü hapın içerdiği östrojen, sütü azaltabilir.

Hangisini kullanmalı?

Bir yığın farklı doğum kontrol hapı markası vardır. Çoğundaki östrojen miktarı aynı olduğu halde progestojen tipi ve miktarı değişebilir ve bu değişkenlik nedeniyle kadının bireysel koşullan doğrultusunda, bir hap diğerinden daha uygun olabilir. En iyi arkadaşınızın, kullandığı markadan memnun olması aynı markanın sizin için de uygun olacağı anlamına gelmez.

Daha östrojenik olan haplar şişkinlik, kilo artışı ve bulantıya neden olabilir. Buna karşılık daha progestojenik olanlar ciltte yağlanma, akne, depresyon ve AÖS benzeri belirtilere yol açabilir. Genel olarak “deneyip görmek” en iyisidir; ama bir markadan hemen vazgeçmeyin. Vücudunuzun kullandığınız markaya uyum sağlaması için en az 3 aylık zaman tanıyın.

Düzenli âdetler

Kombine hap kullanmanın bir avantajı âdet göreceğiniz tarihi önceden tahmin edebilmenizdir. Eğer uygun bir zamana rastlamıyorsa -diyeüm ki yaz tatilinin tam ortasına denk geliyorsa- o zaman ara vermeden iki kutu kullanın. Çok ağrılı âdetleriniz olduğunda da bunu yapabilirsiniz. Eğer istemiyorsanız her ay kanamanızın olması gerekmez; 2 ya da 3 ayda bir âdet görmeniz yeterlidir.

Hap harika bir korunma yöntemidir. Her yaştan çoğu kadın için uygundur ve uygun biçimde kullanıldığında istenmeyen gebeliğe karşı gerçekten de iyi ve güvenilir bir koruma sağlar. Genellikle göz ardı edilen başka yararlan da vardır.

Plaster

Evra adlı doğum kontroi fiasteri tıpkı kombine hapta olduğu gibi iki hormon içerir ve yine tıpkı hapta olduğu gibi bazı kadınlar için uygun, bazıları içinse değildir. Yan etkileri de benzerdir. Aralarındaki önemli fark, flaster kullanıldığında hormonların ağızdan alınmak yerine ciltten emilmesidir.

Flasterin yalnızca haftada bir kez değiştirilmesi gerekir. Bu nedenle hap alacağını hatırlamakta güçlük çeken kadınlar için idealdir. Ancak flaster şeklinde kullanılan diğer ilaçlarda da olduğu gibi flasterdeki yapışkan hassas ciltleri tahriş edebilir ve çıkarıldığında geride yapışkanın oluşturduğu sevimsiz bir iz bırakır. Ayrıca haptan daha pahalıdır; bu nedenle her ne kadar saçma bir düşünce olsa da bazı hekimler ve klinikler reçeteye flaster yazma konusunda isteksiz davranabilirler, oysa flaster istenmeyen bir gebelikle karşılaştırıldığında çok daha ucuza mal olur.

Flaster, hap alacağını hatırlamakta güçlük çeken Progestojenlere dayalı hormonal yöntemler

Progestojenlere dayalı birkaç farklı türde doğum kontrol yöntemi vardır:

* “Mini hap”

* İğne

* İmplant

* Rahim içi sistem

Progestojenler, rahim ağzı ve rahimdeki ortamı sperm aleyhine değiştirerek koruyucu özellik gösterirler. Böylece sperm yumurtaya ulaşamadan ölür. Ancak bu etki kısa sürelidir: Progestojen düzeyleri düşerse mukus ve rahim iç yüzeyi hızla normale döner. Bu nedenle progestojene dayalı yöntemlerin başarılı olması için sürekli hormon alınması gerekir; iğne ya da impiant şeklinde uygulanmasının nedeni de budur.

Düşük dozlarda progestojenler genellikle ovulasyonu durdurmaz, ama yüksek dozları durdurabilir. Doz artışı korunma yönteminin etkinliğini artırır; ama bu arada her zaman olduğu gibi istenmeyen yan etkiler de daha sık yaşanan sorunlar haline gelir.

Progestojene dayalı yöntemler emziren anneler ya da kan basıncı yüksek olan, ağır migren atakları geçiren ya da DVT açısından yüksek risk taşıyan kadınlar gibi östrojen içeren yöntemlerden yararlanamayanlar da dahil, her yaştan kadın tarafından kullanılabilir. Progestojenlerin yan etkileri arasında ciltte yağlanma ve akne, kilo artışı, baş ağrıları ve bazen de libido (istek) kaybı yer alır. Genellikle iğne şeklinde uygulananlarda hap ya da rahim içi sistem şeklinde uygulananlara göre daha fazla sıkıntı verir.

Mini hap olarak bilinen bu yöntem, farklı progestojen türlerinden herhangi birini içerir. Çoğu marka ovulasyonu durdurmaz; ancak bu grup ürünler arasına en son katılan desogestrei içeren ürün diğerlerinden farklıdır. İçerdiği progestojen (desogestrei), hapı kullananların çoğunda görünüşe göre ovulasyonu durdurmaktadır; yani diğer markalara göre biraz daha etkilidir ve bu da önemlidir!

Ancak genel olarak mini hap kombine hap kadar iyi bir doğum kontrol yöntemi değildir ve 100 kadın bir yıl süreyle uygun biçimde mini hap kullandığında, 1-2’si kazayla hamile kalır. En tatsız yan etkileri âdetlerin düzensiz olması ve bazen ara kanamalara yo! açmasıdır Ne zaman âdet göreceğinizi bilmeniz gerekiyorsa sizin için uygun yöntem bu değildir. Ayrıca dış gebelik riskinde küçük de olsa bir artışa yol açar. Bu pek çok kadın için bir sorun olmasa da daha önce dış gebelik geçirmiş olan kadınlar için uygun bir yöntem olmadığı anlamına gelir.

Bir konuda uyarayım: 12 saate varan gecikmeyle alınabilen kombine haptan farklı olarak, mini hapın her gün aynı saatte alınması gerekir. 3 saatten fazla gecikmeyle alıyorsanız, o dozun atlanmış olduğu kabul edilir ve tekrar güvenli koruma sağlaması için hapı sonraki 2 gün boyunca uygun şekilde kullanmanız gerekir.

İğneler ve İmplantlar

Bunlar vücuda her gün küçük miktarlarda progestojen verirler.

İğne: Genellikle “depo” (depo provera isminin kısaltması) olarak adlandırılır. Kaiçadan yapılan iğnenin etkisi 3 ay sürer.

İmplant: Implanon, yaklaşık bir saç tokası boyutlarında esnek bir tüptür. Üst kolun içyüzünde deriaîtına yerleştirilir.

Her iki yöntemin de en büyük avantajı uzun süreli koruma sağlamasıdır; ancak yan etkiler, özellikle de öncesine göre daha uzun süren âdet düzensizlikleri sık görülür. Bazı kadınlarda sık kanama olabilir; iğne kullanımında ilk birkaç ay içinde daha fazla görülür ve kanama hayli yoğun olabilir. Göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı ve duygu durumunda dalgalanmaların yanı sıra kilo alma, şişkinlik ve ciltte yağlanma da rahatsız edebilir. Yan etkiler çok fazla sorun yaratırsa implant kolayca çıkartılabitir, ama iğne konusunda etkilerinin geçmesini beklemek dışında (ki bu birkaç ay sürebilir) yapılabilecek bir şey yoktur.

Tekrarlanan depo enjeksiyonlar yumurtalıkların işleyişini durdurabilir ve yeniden işlev görebilmeleri bir yıl kadar gecikebilir. Bu gecikme kadının bu süreçte bebek sahibi olmasını güçleştirir.

Yumurtalık etkinliğinin azalması östrojen düzeylerinin de düşmesine yo! açar. Östrojen kemik oluşumunda önemli ro! üstlenir ve depo enjeksiyonların kemik yoğunluğunu azaltarak daha ileri yaşlarda osteoporoz riskini artırabileceğine ilişkin endişeler mevcuttur. Depo enjeksiyonun ilk gençlik çağında kemik yapımını da azaltabileceğine dair bazı endişe verici kanıtlar vardır. Bu durumun yaşamın ilerleyen yıllarında telafi edilip edilemeyeceği bilinmiyor; yani gençken depo enjeksiyon yöntemini kullanmanız sizin için osteoporoz riskinde yaşam boyu artış anlamına gelebilir.

Rahim içi sistem (RİS ya da Mîrena}

Bu T şeklinde sıradan bir spirale benzer ve rahim içine tıpkı spiral gibi yerleştirilir; RİS’i farklı kılan özelliği standart spiraldeki ince bakır tel yerine progestojenli bir kılıf içermesidir. Sistemden sürekli olarak az miktarda progestojen tam da ihtiyaç duyulan yerde, rahim içinde salınır. Bu nedenle sistem çok etkilidir ve doğum kontrolü konusunda bir numaradır! Haptan daha iyidir; kısırlaştırma ameliyatından (sterilizasyon) bile daha iyidir. Hiçbir yöntemin yüzde yüz etkili olduğu iddia edilemez; ama Mirena takılmışsa, hamile kalma olasılığınız çok çok düşüktür.

Bunun dışında Mirena takıldıktan sonra 5 yıl boyunca hamilelikten korunma konusunda endişelenmeniz gerekmez. Daha da iyisi yalnızca çok az miktarda progestojen kan dolaşımına geçtiği için progestojen içeren diğer yöntemlerde karşılaşılan kilo artışı ya da akne gibi istenmeyen yan etkiler nadiren sorun olur.

RİS’in olumlu yan etkilerinden biri, rahim içindeki yüksek progestojen düzeyinin rahim iç yüzeyini belirgin biçimde inceltmesidir. Bunun sonucunda âdet kanamaları çok hafif geçer; hatta bazen birkaç damlayla sınırlı kalır. Bu nedenle Mirena artık ağır geçen âdetlerin tedavisinde de kullanılmaktadır. Ancak az sayıda da olsa bazı kadınlar hamile olmadıklarını anımsatan âdet kanamalarının kesilmesinden rahatsız olurlar.

Diğer spirallerde olduğu gibi Mirena’nın yerleştirilmesi de özellikle daha önce hamile kalmamış kadınlarda ağrılı olabilir ve kramplar 1 -2 gün devam edebilir. Yerleştirildikten sonraki 3 ay içinde düzensiz kanamalar olabilir. Bu da demektir ki egzotik bir tatil için uçmadan hemen önce Mirena taktırmak pek akıl kârı değil. Alet takıldıktan sonra hamile kalma şansınız yoktur. Bu durumda aktifseniz âdet döngünüzün ilk 10 günü içinde taktırmanız en iyisi.

Bariyer yöntemleri, Kondomlar ve diyaframlar

Bariyer yöntemlerinin en önemli avantajı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruma sağlamasıdır. Ayrıca hap, enjeksiyon, implant ya da rahim içi sistem ile vücuduna dışarıdan hormon yüklemek istemeyen kadınlar için de iyi bir seçenek olabilir. Olumsuz yönleri hormona! yöntemler kadar etkili olmamalarıdır; ayrıca ilişkinin kendiliğinden gelişen akışını bozabilirler. Ancak alışıldığı zaman kullanılmaları gerçekten de kolaydır.

Kondomlar; erkekler arasında son derece popüler olan bir korunma yöntemidir ve bu kadar çok tercih edilmesinin haklı bir gerekçesi vardır. Hem iyi bir doğum kontrol yöntemidir hem de CYBE’iere karşı iyi bir koruma sağlarlar. Farklı tiplerden oluşan geniş bir seçenek yelpazesi vardır ve dokusu, aroması ya da rengi konusunda seçim bütünüyle kişisel tercihe bağlıdır.

Hem gebeliğe hem de enfeksiyona karşı korumada en etkili kondomlar, bir sperm öldürücü olan nonoksinol-9 içerenlerdir; ancak çoğu kondomun ana maddesi olan lateksin yanı sıra bu madde de bazen genital bölgede alerjik reaksiyonlara yol açabilir.

Rahim içi araçlar (RİA)

Spiraller temel olarak rahimde yukarı doğru yüzen spermin yumurtaya ulaşmasını engeller. Yumurta döllenirse araç yumurtanın rahme yerleşmesini de önler.

Başarısızlık oranı yüzde 1-2’dir; bu sonuç kombine hap ya da Mirena’daki kadar iyi olmasa da barsyer yöntemlere göre daha iyidir, Başlıca avantajı uzun süreli doğum kontrolü sağlamasıdır; araçların çoğu 7 yıla varan sürelerde işlev görür. Ancak etkileri geri dönüşlüdür; araç çıkarılır çıkarılmaz doğurganlık birkaç gün içinde normale döner,

Bakır spirallerde başlıca sorun, âdetlerin daha ağır ve ağrılı geçebilmesi ve daha uzun sürebslmesidir. 7 günü aşan kanamalar hiç de az değildir ve bazı kadınlarda âdetler arasında da lekelenme şeklinde kanamalar olabilir.

Spiral takılması genital enfeksiyona neden olmaz; enfeksiyona yakalanmış olmanız için bunun birinden bulaşmış olması gerekir.

Bir diğer olumsuzluk da spiral takılı olduğu halde hamile kalacak kadar şanssızsanız dış gebelik riskinin daha yüksek olmasıdır. Bu nedenle önceden geçirilmiş dış gebelik ya da bîr PEH atağı nedeniyle fallop tüpleriyle ilgili sorunları olan kadınlar için spiral iyi bir seçenek değildir.

Âcil doğum kontrolü

* Hap yöntemi sıklıkla yanlış olarak “ertesi sabah hapı” olarak adlandırılır. Tek seferde yüksek dozda progesteron almaktan ibarettir. Ne kadar erken alınırsa o kadar iyidir, ilişkiden sonra 12 saat içinde alırsanız yüzde 95 olasılıkla etkili olacaktır; ama bu süre 72 saate uzadığında (olabilecek en uzun süre) yalnızca yüzde 58 oranında etkili olacaktır. Hapı aldıktan sonra yine korunmadan ilişkiye girerseniz bir doz daha almanız gerekir. + Alternatif yöntem, bakır spiral yerleştirilmesidir.

Tahmini ovulas-yon tarihinizden sonraki 5 gün içinde uygulanabilir. Çoğu kadın için bu süre son âdetin ilk gününden yaklaşık 19 gün sonrasıdır İl (ovulasyona kadar 14 gün artı 5 gün daha). Haptan farklı olarak, ne zaman ve hangi sıklıkta korunmadan ilişkide bulunduğunuzun bir önemi yoktur. Spiral daha sonra uzun M süreli doğum kontrolü sağlamak amacıyla yerinde bırakılabilir S ya da bir sonraki âdet başladığında çıkarılabilir.

Bu yöntemlerin ikisi de yüzde 100 etkili değildir ve ikisi de ilişki öncesi korunmanın yerini tutmaz; ama elbette ki hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Uzun vadeli bir yöntem (spiral ya da enjeksiyon) kullanmadığınız sürece banyodaki dolabınızda acil durumlar için doğum kontrol hapı bulundurmanızda fayda var. Ne zaman ihtiyacınız olacağını asla bilemezsiniz.

Doğal yöntemler

Ovulasyon zamanınızı kesin olarak bildiğinizi düşünüyorsanız, en azından kuramsal olarak hamile kalma olasılığınız yüksek olduğunda ilişkiden kaçınabilirsiniz. Yumurta yumurtalıktan atıldıktan sonra yalnızca 24 saat canlı kaldığı halde sperm kadının vücudunda 7 gün kadar yaşayabilir. Yani gebe kalmamak için tahmini ovulasyon tarihinizden 7 gün öncesine ve en az 2 gün sonrasına kadar ilişkiden kaçınmanız gerekir.

Ovulasyon genellikle bir sonraki âdetten 14 gün önce olur. Yani, düzenli bir âdet döngünüz varsa, hangi günlerin güvenli olma ihtimalinin daha fazla olduğunu ya da (daha da önemlisi) hangi günlerin güvenli olmadığını az çok kestirebilirsiniz. Serviksteki mukusta meydana gelen değişiklikleri saptamak ve her sabah vücut sıcaklığınızı ölçmek (ovuiasyon sırasında sıcaklık hafif bir artış gösterir) de ovuiasyon zamanınızı belirlemede yardımcı olabilir (ancak bu yöntemler sıkı bir takip gerektirir!). Ovulasyonun olası zamanını belirlemeye yönelik kitler alabilirsiniz; bunlar da korunmadan seks yapabilmeniz için güvenli olan (ya da olmayan) günleri belirlemenizde yardımcı olacaktır,

Doğal yöntemlerde sorun âdet döngünüzdeki en küçük bir değişikliğin bile her şeyi altüst edebilmesidir ve âdetleri düzensiz olan kadınlarda bu yöntemler hiçbir işe yaramaz. Ama düzenli âdet gören kadınlarda şaşırtıcı derecede yararlı olabilir. Her zaman bari-yer yöntemlerini kullanmak istemiyorsanız ya da nedeni ne olursa olsun başka bir doğum kontrol yöntemini kullanamıyorsanız bu yöntemlerin faydası olabilir.

Doğum kontrolü ve doğurganlık

Kanser tedavisi gördüm. Yine de bir doğum kontrol hapı kullanabilir miyim?

Bu sizin yaşınız, yakalandığınız kanser türü ve gördüğünüz tedavi gibi bir dizi faktöre bağlıdır. Sizin için kondom ya da halka gibi başka bir doğum kontrol yöntemi kullanmak daha uygun olabilir.

Kanser olduktan sonra doğum kontrol hapı kullanmam başka bir kanser türüne yakalanma riskimi artırır mı?
Yüksek oranda östrojen içeriği olan bir doğum kontrol hapının birkaç yıl boyunca kullanılmasının genç bir bayanda daha sonraları meme kanseri geliştirme riskini artırabilmesi mümkündür. Yine de kadınların pek çoğuna günümüzde östrojen içeriği az olan haplar reçete edilmektedir. Araştırmalar bu tür hapların serviks (rahim ağzı) kanseri ile diğer jinekolojik kanser türlerinin gelişimini engellediğim göstermiştir.

Kanser olmak doğurganlığımı etkiler mi?
Kanser de doğurganlığınızı etkileyebilir ancak gördüğünüz tedavinin bu etkiyi yapması daha olasıdır. Vücudunuzun tedavi gören bölgesine göre, yapılan cerrahi ya da verilen kemoterapi ve radyoterapi bazı vakalarda geçici de olsa, hem kadınlarda hem de erkeklerde kısırlığa yol açabilir. Eğer bu olası bir sonuç ise tedaviye başlamadan önce uyarılmanız lazımdır.

Bir kadının herhangi bir tedaviye başlamadan evvel ovumlarmı (yumurtalarını) aldırıp dondurması ve saklat­ması mümkün olabilir. Bunun hakkında daha çok şey öğren­mek isterseniz, hastanedeki doktorunuz ile konuşunuz.
Erkeklerde tedavi, spermleri hasara uğratabilir ancak üre­timini etkilemez. Hasara uğramış sperm de çocuklarda bir­takım genetik problemlere yol açar.

Tedavi bittikten sonra en azından birkaç yıl beklenmesi ve bir çocuk sahibi olmaya yeltenmeden önce spermlerinizi test ettirmeniz salık verilir. Bazen herhangi bir tedaviye başlamadan önce spermlerinizi sperm bankasına vermeniz mümkün olabilir. Bunu has­tanedeki doktorlarınız ile konuşun.

Tedavi sonlandıktan ne kadar sonra gebe kalabilirim?
Bu, kanserinizin türüne ve gördüğünüz tedaviye bağlıdır. Hastanede sizi tedavi eden doktorunuz ile konuşmak gerekir. Bazı tür kanserler vücuttaki hormon düzeylerine karşı duyarhdır. Gebelik de vücudun hormon düzeylerinde değişikliklere yol açar ve bu nedenle kanser nüksedebilir. Genel olarak gebe kalmaya karar vermeden önce en azından birkaç yıl beklemeniz salık verilebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ