Doğum

Doğum

Şimdi de doğum mekanizmasına döne­lim. Kese yırtılıp bir miktar su akmıştır ama, içinde hâlâ bir miktar bulunur. Ra­him adalesi kasılarak {doğum ağrıları) rahim ağzını (yolunu) açmaya çalışır. Doğumda bu devreye “açılma devresi” denir. Bu andan sonra sancılar daha bir sıklaşır. Bebek genellikle başı ile gelir. Doğum ilerledikçe rahim boynu açılır ve baş aşağı doğru iner. Tam açılınca baş vajinaya iner. Bunun yanısıra anne de içgüdüsel olarak ıkınır ve karın kaslarını kasarak rahme baskı yapar. Bütün bu itici güçlerin belirmesiyle, bebeğin başı dış jenital organlardan çıkar. Birkaç sa­niye sonra da, bütün vücudu doğum ka­nalından kayar. Ana karnının ısısının çok altında bir ısıyla karşılaşan bebek hemen bağırmaya başlar. Ağlaması do­ğal olarak ciğerlerine hava girmesini sağlar. O andan itibaren de zaten bebek, kendine gerekli olan oksijeni göbek kor­donu aracılığıyla ana karnından değil, ciğerleriyle almaya başlar. Ancak bu noktada henüz göbek kordonu kesilme­diğinden bebek hâlâ annesine bağlıdır. Doktor bir pens ya da maşayla göbek kordonunu sıkar ve makasla keserek bebeği annesinden tamamiyle ayırır. Kor­donun karına en yakın kısmı bir lastikle kapatılır ve gazlı bezle sarılır. Bu da bir­kaç gün içinde düşer ve o bölgede yalnız­ca göbek dediğimiz bir yara izi kalır. Ço­cuğun doğmasıyla görevini bitiren pla­senta rahmin duvarından ayrılır ve ceni­ni saran kesenin zarlarıyla birlikte dışarı çıkar, işte bu da “son” dediğimiz şey­dir.
Bütün bunlardan sonra, birkaç dakika içinde rahmin ağzı tekrar kapanır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ