Dölüt ve Dölyatağı

Dölüt ve Dölyatağı

DÖLÜT, DÖLYATAĞI,ETEN

Dölüt

Birinci 3 ayın sonunda, embriyonun organ oluşumu gelişmeye başlar, cinsi de bakılmakla anlaşılacak duruma gelmiştir. İkinci 3 ayın sonunda, dölütün yaşama yeteneği kazandığı, yani kendi organlarının, yaşamını anne organizmasının dışında sürdürmesini sağlayacak evreye gelmiş olduğu kabul edilir. Bununla birlikte, yeterli ağırlığa henüz, ulaşmamıştır; yaşamsal işlevleri de, işlerlik kazanmış olmakla birlikte yetersizdir ve çok erken doğum durumunda, özel yeniden canlandırma ve denetim tekniklerine başvurmak gerekecektir.

Dölyatağı

Dölütün büyümesine ve su kesesi içindeki sıvının artmasına paralel olarak, dölyatağı da büyür: Çatı kaynağının üst bölümünde elle kolayca yoklanabilecek duruma gelmiştir; 6. ayın sonunda ise yüksekliği göbeğinkini aşacaktır.

Eten

Gebeliğin düzenli gelişmesini sağlayan ve gebelik durumunu koruyan hormonlar, eten tarafından yeterince üretilmektedir. Bunu, gebelik başlangıcında sarı cismi taşımakta olan yumurtalığın çıkarılmasının bu evrede düşüğe neden olmaması da kanıtlar. Sidikteki hormon ve hormon türevleri oranı giderek artar; yalnızca gonadotrofin oranı, hiç bir zaman normal düzeye inmemekle birlikte, sürekli bir düşme gösterir.

TIBBİ GÖZETİM

Düzenli hekime görünme

Bazı ülkelerde, 6. ayın sonundan önce ikinci bir doktor muayenesi zorunlu kılınmıştır. Bu muayenede sidik şekeri ve albümini denetlenir ve akciğer filmi istenir. Günümüzde artık ilk üç ayda çekilmemekte olan film, gebelik öncesi verem belirtileri bulunup bulunmadığını ortaya koyar. Annenin kan grubu Rh negatif ise, ikinci bir aglütinin ölçümü yapılır.

Tıbbi muayenenin verileri

6. aydaki muayene ile hekim, gebelik durumunun nasıl bir gelişme gösterdiğini ve organizmanın gebeliğe katlanışını değerlendirebilir. Kadm-doğum muayenesi

Hekim, gebe kadınla konuşurken, üreme organlarıyla ilgili belirtiler, özellikle de kanama olup olmadığını öğrenir. Ayrıca, çocuğun ilk hareketlerini duyup duymadığını da sorar. Çocuğun ilk hareketleri konusu, değerlendirilmesi güç, oldukça öznel bir veridir. İlk hareketlere genellikle 4. ayın başı ile sonu arasında raslanır ve daha önce de gebelik geçirmiş kadınlar, hareketleri çoğunlukla ilk gebeliklerinde olanlardan daha önce duyarlar.

Bu evreden başlanarak, dölütün gelişme durumu, dölyatağının son olarak ölçülmesiyle değerlendirilir. Ölçüm, çatı kaynağının üst kenarı ile elle muayeneyle bulunan dölyatağı dibi (fundus) arasında yapılır. Genellikle, 4. ayda dölyatağı yüksekliği 16 sm’dir; bundan 15 gün sonra dölyatağının dibi göbek düzeyine ulaşacak, yükseklik 5. ayda 20 sm’yi, 6.ayda ise 24 sm’yi bulacaktır.

Dölyatağı dinlenerek, dölütün yaşam belirtisi olan kalp sesleri duyulmaya çalışılır. Araştırma, özel bir dinleme borusu olan doğum stetoskopu ile yapılır. Dölütün kalp işlevinin değerlendirilmesi günümüzde, 6. ayma henüz erişmemiş gebeliklerde ya da dinleme güçlükleriyle karşılaşılan durumlarda, sesötesi aygıtlarla yapılmaktadır. Dölyatağının elle yoklanmasında dölütün içerde çalkalandığı duyulur; aynı biçimde, su kesesi içinde yüzmekte olan dölütün biçimlenme durumu da yoklanabilir. Dölyatağının gerginliği bazı durumlarda anormallikler gösterebilir. Kasılmış ya da tersine (çok doğum yapmış kadınlarda) çok gevşek olabilir. Dölyolundan parmakla muayene, dölyatağı boynunun arka konumunu ve normal uzunluğunu koruduğunu ve kapalı olduğunu saptamayı sağlar; ayrıca, karnın elle muayenesinin de yardımıyla, dölütün ne ölçüde hareket ettiğini de gösterir.

Genel muayene

Bedenin genel muayene verileri gebeliğin ikinci üç ayında da önceki ve sonraki veriler gibi olmalıdır. Hekim, bu durumda, bedenin gebeliğe iyi katlandığını anlayacaktır.

Ağırlık da dikkatle denetlenmesi gereken öğelerden biridir. Kadında daha başlangıçta fazla kilo varsa, bunun ilerdeki aylarda aşırı düzeye ulaşacağından korkulur. Bu durumda rejim1 yapmak gerekir.

Atardamar basıncının da denetlenmesi gerekir. Atardamar basıncının çok yüksek olması, bir çeyrek saat uzanarak dinlendikten sonra hâlâ düşme-mişse, böbrek işlevlerinin denetlenmesini ve gerekiyorsa tuzsuz rejim uygulanmasını gerektirir. Sidikte albümin bulunmasının sürmesi de, rejim uygulamayı gerekli kılar.

Bacaklarda ödem bulunması da aynı bozuklukları akla getirmelidir. Hekim, yeni varisler belirip belirmediğini ve varolan eskilerin artıp artmadığını denetlemelidir. İlk muayenelerde kansızlık belirtileri görülmüş ya da daha sonra ortaya çıkmışsa, bir ya da daha çok sayıda kan sayımıyla, uygulanmakta olan tedavinin etkililiği denetlenmelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ