Ergenlikte Okul Dönemi

Ergenlikte Okul Dönemi

Ergen kızınız iç dünyasında bir takım güçlü değişiklikler geçirirken, bir yandan da okul ortamında her geçen gün ağırlaşan derslerle boğuşmaktadır. Okul hayatı özellikle bu dönemde çok değer kazandığı için, aileler çocuklarının duy­gularından çok derslerine ilgi göstermektedirler.
Günümüzde sınav maratonunun başlangıcı ilkokul çağla­rına kadar gerilemiştir. Henüz 12-13 yaşındayken bir telaş başlamakta, gençler sadece sınavlarda başarıya yönlendiril­mektedirler. Özellikle ergenliğin son döneminde üniversite­ye seçilme ve yerleştirilme gerginliği ile gençlerin tedirginli­ği had safhaya çıkmaktadır.


Gerçi bu günümüz eğitim anlayışında bir derece anlaşıla­bilir. Bunun sorumlusu sadece veliler değil, bütün bir eğitim sistemimizdir. Ancak bazı velilerin durumu abarttıklarını görmek mümkündür.

Çocuklarımız en duygusal ve ilgiye muhtaç oldukları bir çağda katı bir disiplinle yarış atı gibi başarıya zorlanmaktadır. Birçok ailede sevgi ve kabullenme; sınavlarda başarı şartına bağlanmaktadır. Çocuk bunun baskısı altında ezilmekte, sev­gi boşluğunu yanlış şekillerde doldurmaya kalkışmaktadır.

Oysa çocuk sadece sınavda başarılı olmak için değil, yeni bilgiler öğrenmek ve beceriler kazanmak için okula gider. Velilerin bunun farkında olması gerekir. Sınavlarda soru çözmekle ancak zeka derecesi ölçülebilir. Oysa böyle bir yöntemle ölçülemeyen birçok beceriler vardır ki, çocuğun hayatına en az o sınav sonuçları kadar etki edecektir.
Mesela okul hayatı çocukların sosyal hayatının önemli bir kısmını oluşturur. Bir başka deyişle okul aynı zamanda çocuğun kendisi ve çevresi ile uyum becerilerini kazanacağı sosyal ortamdır. Burada çocuğunuz sosyal beceriler kazanır ve bu becerileri bütün bir ömründe değerlendirir. Hepimizin bildiği gibi, başarılı ve mutlu hayat için matematik soruların­dan çok daha karmaşık olan ilişki sorunları çözmek gerek­mektedir.

O halde kabul etmeliyiz ki çocuklarımız okulda sadece soru çözmek için değil, sorun çözmek ve hayatı tanımak için de okumaktadırlar. Anne babaların bunu hiçbir zaman unut­mamaları gerekir.

Karne gerilimi
Ergenlik döneminde aile ile çocuk arasında okul algısı farklılığı söz konusudur. Aile okulu çocuğun geleceği için en önemli basamak olarak görür. Çocuklarının yüksek tahsili ve mesleğini kazanması için mutlaka derslerinde başarılı ol­ması gerekmektedir. Oysa çocuk okulu daha çok sosyal bir ortam olarak algılar. Arkadaş edindiği, sosyal etkinliklerde bulunarak kendisini gösterdiği bir ortamdır okul.
Bu algılama farkı yüzünden ailelerle çocukların arası ge­nellikle gerilimlidir. Aile çocuğun okuldan eve döndüğünde bile hala cep telefonuyla arkadaşlarıyla mesajlaşmasından rahatsızdır. Sık sık “Ne zaman derslerine çalışacaksın! Bak sınavlar yaklaşıyor; sonra görüşürüz seninle!” gibi cümlelerle aile er­gen arasında gergin bir hava eser.

Aslında ailenin bilmediği bir şey vardır; o da çocuğun ha­yattaki başarısında bu dönemde aldığı notlar kadar önemli olacak bir başka şey de duygusal ve sosyal gelişimidir. İleri­de duygusal zekâ konusunda işleyeceğimiz gibi, ergenlik ça­ğında kimliğini kazanmamış, duygularını sağlıklı yönetme ve ilişkilerini düzgünce sürdürme yeteneklerini geliştirememiş kişiler, okullarını ne kadar yüksek puanlarla bitirseler de ha­yatta mutlu ve başarılı olamamaktadırlar.
Hatta çocuğunuzun sizin istediğiniz gibi hissedip, baskı­larınızdan etkilenerek sınav kaygısı içine itilmesi, kısa vade­de sınav ve karne başarısını da olumsuz etkilemektedir. Bu dönemde de velilere çocuklarını yakından izleyip, destek ol­mak düşmektedir.

Ergen çocuğunuzu şartlı sevgi; yani ders başarısına bağlı sevgi ile değil, ne olursa olsun sevgi ile karşılamahsınız. Ba­şarıyı da ayrıca takdir ve övgü ile mükâfatlandırabilirsiniz, ama başarısızlık sevgi azalmasına neden olmamalı. Çünkü hepimizin bildiği gibi, sınavlarda yüksek puan almak için ge­rekli şartların bir kısmı çocuğumuz elinde değildir.
Bu konuda meşhur bir fıkra vardır. Burada onu aktararak durumu daha basitçe izah edebiliriz.
Küçük delikanlının karnesi pek iyi değildir. Babası ona der ki,

– Atatürk senin yaşındayken sınıf birincisiydi! Delikanlı sakince cevap verir,
– Senin yaşındayken de cumhurbaşkanıydı! Gerçekten de bizden daha başarılı insanlar olduğu gibi, çocuklarımızdan daha başarılı öğrenciler de her zaman ola­caktır. Bu biraz da nasip kısmet işidir. Çocuklarımızı ellerin­de olmayan bir şeyle suçlar ve yargılarsak nefretini kazanırız. Bundan sonra artık söz ve nasihatlerimiz etki etmez olur.
İşin gerçeği şu ki, karne başarısı anne baba kadar ergen için de önemlidir. Elbette ki kızınız başarılı bir karne ile ken­dine güven duyar ve öz saygısı gelişir. Kötü karne ise zaten ciddi bir cezadır. Bir de sevgi yetersizliği, yanlış tutumlar ve­ya tam tersi ilgisiz kalmak, çocuğun kendine verdiği değeri olumsuz etkiler. Sevgi ile birlikte; başarılı olması için göste­rilecek yakın ilgi ve destek ise telafi imkânı sağlar.
Anne babasının sevgisini bilen ve onlar tarafından benim­senen ergenler; bu üzüntüyü kısa sürede atlatarak işbirliği yapmakta, başarılı olmaktadırlar.

Burada anne babanın yapabileceği ilk şey, çocuğun dışın­daki nedenleri ele almaktır. Çocuğumuz bu derste veya ge­nellikle derslerinde neden başarısız? Okul idaresi ve öğret­menlerle onun durumunu konuştuk mu? Sonuçları açık yü­reklilik ve dürüstlükle kabul ettik mi? Bu konuda yapabile­ceğimiz bir şey var mı?
Eğer elinizden gelen her şeyi yapıyor, ama çocuğunuzun gayret göstermesini sağlayamıyorsanız, o zaman yapılacak şey, onun dikkatini sorumluluklarına çekmektir.

Bunun için çocuğumuzun hayatını aşırı derecede işgal eden eğlence unsurlarını kısıtlayacağız. Ancak bunu baskı ve ceza olarak yapmayın. Aksine zaten her şeyin ölçülü olması gerektiğini, hayatın boşa harcanmayacak kadar değerli oldu­ğunu hatırlatın.

Ona, kendi hayatının yönetimini eline alabilmesi için m kendini denetleme gücünü ispatlaması gerektiğini söyleyin. Böyle bir sorumluluğu çocuğuna vermeyen anne babanın tüm çabalarının sonuçsuz kalacağını unutmamalıyız.
Ergenlik çağı gençlerimize, gelecekleri ile ilgili olarak en O önemli dönemi yaşamakta oldukları bilincini aşılamalıyız.  Hiçbir zaman unutmamalılar ki derslerini yalnız kendileri ğ” için çalışacak, yalnız kendileri için bir şeyler öğrenecekler.
Belki ergenlik çağındaki kızınız bu dönemin duygusallı­ğıyla derslerine olan ilgisini bir süre için kaybetmiş ve arka­daşlarından geri kalmış olabilir. Bu durum her ergenin çeşit­li dönemlerde yaşayabildiği bir durumdur.

Eğer kızınız böyle bir dönem geçiriyorsa ona yakın ilgi gösterip kendisini toplamasına yardım etmelisiniz. Bütün yıl ilgisiz kalıp, yılsonunda “bu ne biçim karne” demek velilik sorumluluğuyla bağdaşmaz. Bütün yıl boyunca öğretmenler­le iş birliği içinde öğrencinin gidişatını izlemek gerekir.
Bu konularda babaların da annelere destek olarak biraz ilgi göstermeleri çocuğun işi ciddiye almasına yardımcı olur. Okul başarısını umursayan tek kişinin anne olması çocuğu yeterince motive etmeyebilir.
Birçok öğrenci, ilgisi dağılmış, dersleri umursamamaya başlamışken; ailenin ilgisiyle kısa sürede toparlanmakta ve okul ile ilgili sorumluluklarını yüklenmektedirler.

Eğer ergen kızınızın derslerinde bir kopukluk olduysa bu durum ilerideki başarısını etkileyebileceğinde destek olarak ek ders alması gerekebilir. Aksi takdirde ilerleyen yıllarda o konu üzerine kurulacak yeni konuları da anlayamaz. Bu se­beple devam ede giden bir başarısızlık söz konusu olabilir.
Öğrencinin özellikle desteğe muhtaç olduğu böyle ders­leri varsa o konuda ya anne babası tarafından, yada özel öğ­retmen tarafından çalıştırılması gerekebilir. Çocuğun sıkıntı­larını anlamadan suçlayıcı olmak hiç bir işe yaramadığı gibi, çocuğun kişiliğini de zedeler.

Çocuk ve ergenlerin çoğu; bulundukları yaştan beklenen öğrenme kapasitesine sahiptir. Ancak çok küçük bir kısmı özel eğitim ve öğretime gereksinim duymaktadırlar. Fakat aynı okul ve öğretmenin yetiştirdiği öğrencilerin başarı de­recesi yine de farklı farklıdır.
Bunun nedeni, okul başarısının birçok etkene bağlı ola­rak değişmesidir. Bunlar arasında çocuğun zihinsel kapasite­si, öğrenme becerisi, okul ve öğretmenlerin bilgi ve tutum­ları, anne babanın beklenti ve tutumları sayılabilir.
Anne babalar, öncelikle; çocuğun yeteneklerine uygun, ulaşılabilir beklentiler içinde olmalı, yani her çocuğun birey­sel kapasitesi göz önüne alınmalıdır. Çok yüksek beklentiler çocuğu umutsuzluğa sürükler.

Öğrenme problemlerinin bir kısmı çocuğun gayreti ile halledemeyeceği engellerle ilgilidir. Mesela bazı çocuk ve er­genlerde dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik nedeniyle ders­lere ilgiyi yoğunlaştıramama problemi vardır. Bu problem uzman hekimlerce tedavi edilebilmektedir.

Yine görme ve işitmede yetersizlik durumu da ders başa­rısını etkiler. Ruh sağlığı açısından yardıma ihtiyacı olan öğ­rencilere de ilgi gösterilmelidir. Bu konuda, çocuklarımızla bizden daha fazla zaman geçiren öğretmenlerinden rehber­lik alabiliriz. Çocuğumuzun okuluyla ilgimizi sürdürmemiz; her açıdan çok yararlı olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ