Evlenmenin İptali (feshi) Davası

20 Şubat 2009
1.956 kez görüntülendi

1- Dâva Hakkı: Evlenmenin geçersizli­ği sonucu kendiliğinden meydana gel­mez. Yokluk halleri dışında kalan haller­de (mutlak ve nisbî butlan halleri), ge­çersizliği bir mahkeme kararıyla hüküm altına aldırmak gerekir. Böyle bir karar olmadıkça, evlenme geçerli bir evlenme gibi hüküm ifade eder.
Dâva hakkını kullanacak kimsenin kim olacağı, geçersizlik sebebine göre değişir. Mutlak butlan hallerinde bu hak ilgili olan herkese tanınmıştır. Meselâ, evlenmesi yasak hısımlar arasında bir evlenme yapılmışsa, bu dâvayı evlenen eşler açabilecekleri gibi, onların yakınla­rı da açabilir. Ayrıca mutlak butlan hal­lerinde savaya da dâva açma yetkisi ve­rilmiştir. Hatta bu sadece bir yetki de­ğil, aynı zamanda bir ödevdir. Şu halde, bir mutlak butlan sebebi olduğunu öğre­nen kimse kendisi dâva açacağına, duru­mu savcıya ihbar ederek, onun dâva aç­masını da sağlayabilir.
Mutlak butlan hallerinde herkese ta­nınmış olan bu dâva hakkının, akıl has­talığının iyileşmesi veya sürekli temyiz kudretinden mahrum olma halinin orta­dan kalkması hallerinde sınırlandığı ve bu takdirde dâvanın ancak karı veya ko­ca tarafından açılabileceğini daha önce belirtmiştik . Bunun gibi, çift evlenme halinde, ilk evlilik ortadan kalkarsa ve ikinci evlenmede eş iyi niyet­li ise, dâva hakkı yine ortadan kalkmak­tadır. Bu son halde, dâva hakkının sadece ikinci eşe tanınması ge­rektiği görüşündeyiz.
Nisbî butlan hallerinde ise dâva hakkı sınırlı kimselere tanınmıştır. İrade bozukluklarında dâva hakkı, iradesi sakatlanan eşe (hataya düşen, hileye maruz kalan ya da tehdit edilen eş) aittir. Onun dışında kimse dâva açamaz. Temyiz kudretinden geçici olarak mahrum olma halinde de dâva hakkı sadece bu durum­da bulunan eşindir. Onun dışında kalan kimseler, bu sebebi ileri sürerek evlili-ğin iptalim isteyemezler. Kanunî temsil­cinin onayı gerekirken, bu onay alınma­dan evlenme yapılmışsa, evliliğin iptali dâvası ana baba veya vasi tarafından açılabilir. Onlar dışında kimseye dâva hakkı verilmemiştir.
Nisbî butlan hallerinde, kendisine dâ­va hakkı tanınmış kişilerin bu hakları belli süreler içinde kullanmaları gerekir. Bu süreleri aşağıda göreceğiz. Süre geçi­rilmişse, bu kişilerin de dâva hakkı yok­tur, evlilik artık böyle bir sebebe daya­nılarak iptal ettirilemez.
2- Davanın görülmesi bakımından mutlak butlan sebebine dayanan iptal dâvaları ile nisbî butlan sebebine daya­nan ve kanunun “fesih dâvası” adıyla andığı dâvalar arasında bir fark yoktur. Bu dâvalar Asliye Mahkemesi’nde açı­lır. Dâvâcı taraf,usule göre ispat yükünü taşır.
Dâvanın açılma süresi yönünden iki dâva türü arasında ise fark vardır. Mut­lak butlana dayanan iptal dâvalarında süre yoktur. Buna karşılık nisbî butlan dâvaları bakımından MK. M. 119’da “müruruzaman” başlığı ile belli süreler belirlemiştir. Maddeye göre dâva, fesih sebebinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde açılmalıdır. Bundan başka, dâva­nın evlenmeden itibaren beş yıl içinde herhalde açılmış olması gerekir. Yani, beş yıl geçince dâva sebebi bundan son­ra da öğrenilmiş olsa, artık dâva hakkı yoktur /Bu süreler esas itibariyle irade bozuklukları için konmuştur. Şu halde, hata ve hileden öğrenilme tarihi tehditte ise tehdidin ortadan kalktığı tarihten itibaren altı aylık süre işlemeye başlar. Ne var ki, temyiz kudretinden geçici ola­rak mahrum olma hali için de bu süre hükmünün uygulanacağı kabul edilir. Onaysız evlenmede kanunî temsilcinin dâva hakkının süresi yoktur. Bununla birlikte, bu dâvanın en geç rüştün ta­mamlanmasına kadar açılması gerekece­ğine yukarıda değinmiştik. Kadının ge­be kalması halinde bu süre daha da kısalabilir.
Dâva hakkı şahsîdir. Şu halde fesih dâvası mirasçıya geçmez. Ancak dâva açılmışsa, ölen davacının mirasçıları dâ­vaya devam edebilirler.
Evlenme herhangi bir sebeble sona ermişse, mutlak butlan hallerinde savcının dâva hakkı da ortadan kalkar. Kanun, bu halde “ilgililerin butlanı hüküm altı­na aldırabileceklerini” belirtiyor.
3-İster mutlak butlan, ister nisbî but­lan sebebine dayansın, dâvanın dayana­ğı sabit olursa, yargıç evliliğin iptaline karar verir. Bu kararın özelliği surdadır: Mahkeme kararırım verilmesine kadar, batıl evlilik, sağlıklı bir evliliğin hüküm ve sonuçların] doğurur. Meselâ, bu ev­lenmeden çocuk dünyaya gelmişse, ço­cuk sahih nesepli (yani geçerli bir evlili­ğin ürünü çocuk gibi) sayılır. Bu sonuç dolayısıyla iptal ya da fesih kararının “kurucu nitelikte” bir karar olduğu söy­lenir. Bunun anlamı, fesih ya da iptal so­nucunun mahkeme kararıyla bu kararın kesinleştiği anda meydana gelmesidir. Bu çözüm, geçersizlik sebebleri açısından medenî hukuk ve borçlar hukukunda egemen olan ilkeden bir sapmadır. Diğer hallerde mahkeme kararı “ihdasî” değil, “izharı” (açıklayıcı)dir.
İptal ya da feshin ancak yargıcın ka­rarıyla gerçekleşeceğine ilişkin kural ile bunu tamamlayan, “bu anâ kadar olan bütün sonuçlar ge­çerli evlenme gibidir” mealindeki hü­küm , evliliğin geleceğe yönelik etkilerinin bulunmayacağını göstermektedir. Şu halde, yargıç iptal kararını verip de bu karar kesinleşmiş ise, taraflar artık evli değillerdir. Bu­nunla birlikte, ilişkinin niteliği gereği, bu suretle sona eren evlilikten doğmuş olan bazı sonuçların ayrıca düzenlenme­si gerekir. İlk mesele çocuk meselesidir. Bunlar, geçerli bir evlilik içinde doğmuşcasına sahih nesepli sayıldıklarından , taraflar arasındaki evlilik bağı çözüldükten sonra da bunların du­rumlarını düzenlemek gerekir. Kanun bu meselenin “boşanmadaki gibi” çözülece­ğini belirtiyor. Şu halde, velayet, nafaka vb. meseleler yönünden, burada da boşanmaya ilişkin hükümler uygulanacaktır. Evlilikleri feshedilen karı ve kocanın kişisel durumu hakkında da, esas itibariyle boşanmadaki hüküm­ler uygulanacaktır . Bu arada kanun, evlenmenin iptali halinde iyiniyetli kadının evlenme üe iktisap et­tiği vaziyeti muhafaza edeceğini söylü­yor. Bunun başlıca uygu­lama yeri uyruluktur, kadın evlenme ile kocanın vatandaşlığına geçmişse, bunu muhafaza edebilecektir.

Sponsorlu Bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.