<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2010 23:23:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Okul Aşkları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/okul-asklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/okul-asklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 22:22:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Ve Evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8856</guid>
		<description><![CDATA[


 Bedensel ve zihinsel gelişimini tamamlayıp, hisleri olgun­laşan genç kızlar, gittikçe &#8220;birlikte olmak istediği kişiye kar­şı duyulan sevgiyi&#8221; tanımaya başlar. Genellikle okul hayatı­nın önemli bir işlevi de, evlenilecek kişiyle tanışmadır.
Hatta birçok genç okuldan mezun olmadan önce evlene­ceği kişiyi bulmayı önemser. Çünkü uzun bir süreyi bir arada  geçirdikleri ve yaşıt oldukları için kolay anlaşacaklarını dü­şünürler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2136099171806246";
/* 468x15, oluşturulma 03.09.2009 */
google_ad_slot = "3363752578";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p> <p>Bedensel ve zihinsel gelişimini tamamlayıp, hisleri olgun­laşan <a href="http://www.kadinlar.tc/genc-kiz-ogretmen-iliskisi/">genç kızlar</a>, gittikçe &#8220;birlikte olmak istediği kişiye kar­şı duyulan sevgiyi&#8221; tanımaya <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>lar. Genellikle <a href="http://www.kadinlar.tc/genc-kiz-ve-okul-hayati/">okul hayatı­</a>nın önemli bir işlevi de, evlenilecek kişiyle tanışmadır.<br />
Hatta birçok genç okuldan mezun olmadan önce evlene­ceği kişiyi bulmayı önemser. Çünkü uzun bir süreyi bir arada  geçirdikleri ve yaşıt oldukları için kolay anlaşacaklarını dü­şünürler. Bu bir parça da doğrudur. Özellikle benzer hayat görüşüne sahip gençler okulda kendi aralarında gruplaşırlarken yakınlaşırlar. Hayata birlikte atılmayı düşünürler.<br />
Geleneksel olarak <a href="http://www.kadinlar.tc/genc-kizlar-icin-arkadaslik-iliskileri/">kızlar</a> ilk adımı erkeklerden beklediği için bazı sıkıntılar duyulur. Mesela asıl beğenilen deli<a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">kan</a>lı­nın gözü başkasındadır; bu nedenle mecburen kendisine ala­ka gösteren kişiyle zaman geçirilir. Çünkü istediği kişiyi bek­lerken yalnız kalmaktan korkar.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/Okul-aşkları.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8857" title="Okul aşkları" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/Okul-aşkları-300x175.jpg" alt="" width="300" height="245" /></a><br />
Elbette bazı çiftler gerçekten birbirini istediği için bir ara­ya gelirler. Bunlar mutlu azınlık diye tabir edebileceğimiz gruptur. Bunlar zannedilenin aksine genellikle popülerlik peşinde koşmayan, iddiasız ve içten kişilerdir.<br />
Popüler çiftler ise genellikle kibirlidir ve birbirlerini incit­tikleri çok olur. Ayrıca onlara karşı duyulan kıskançlık da mutluluklarını etkileyebilir. Özellikle günümüzdeki gibi, tüm ilişkinin <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a> önünde yaşanması durumunda&#8230;</p>
<p>Günümüzde gençler çoğu zaman grup halinde yaşadıkla­rı ve çiftler halinde eğlendikleri için; birbirlerine gevşek bağ­larla bağlı çiftlerden gruplar oluşturmaktadırlar. Bu gruplar­da çiftler genellikle yalnız olan <a href="http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/">kız</a> veya erkek arkadaşlarına eş bulurlar ki, o da yalnız kalmasın. Böylece birlikte eğlen­mek mümkün olsun.<br />
Bu arada aynı gruptaki kızlar genellikle birbirlerinin iliş­kisini yakından izler, dertleşir, paylaşırlar. Hatta paylaşmak İstemeyeni de sıkıştırıp sorgularlar. Bu arada kendininkiyle kıyaslamada bulunurlar. Bazen kıskandıkları durumlar olur, kendi partnerlerine sitem veya baskı yaparlar. Bazen de saf gördükleri arkadaşlarına akıl verirler. Ufak tefek so­runlar dertleşmeler sırasında büyütülür, moral bozucu sözler yüzünden ilişkiler sarsılır. Çünkü bu yaşlardaki gençler bir­birlerinden çok akıl alır ve çok etkilenirler.<br />
Bu yaşlarda da gençlerin ailelerin yardımına ihtiyaçları olabilir. Her ne kadar <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>den uzaklaşma eğilimi gösteriyor olsa da, yaşadıklarını hissettiklerini paylaşmaya teşvik etmek yerinde olur.</p>
<p>Çünkü maalesef bu çağlar acemilik nedeniyle bazen çok tatsız durumlara da sahne olmaktadır. Araştırmalar bir çok genç kızın duygusal ilişkide çok fazla bağımlılık duyduğunu, bu nedenle erkek arkadaşı tarafından şiddete, cinsi istismara uğrasa bile sesini çıkaramadığını göstermektedir.<br />
Kızınızın arkadaşlık veya duygusal beraberliğinde şu işa­retleri gösterip göstermediğini izlemeniz yararlı olur;</p>
<p>■  Erkek arkadaşının öfkesinden korkuyor mu?<br />
■  Kendisine veya ailesinden birine zarar vermekle tehdit etmesi nedeniyle ilişkisini bitirmekte zorlanıyor mu?<br />
■  Sık sık arkadaşının davranışları için özür dilemek ya da savunma yapmak zorunda kalıyor mu?<br />
■  Erkek arkadaşının fikrine karşı çıkmaktan korkuyor mu?<br />
■  Erkek arkadaşının istem dışı olarak bir yere götürdü­ğü, salıvermediği, gözünü korkutarak ilişkiye zorladığı olu­yor mu? .<br />
■  Kendini depresif ve diken üstünde hissediyor mu?<br />
Gençler özellikle kızlar, arkadaşını kaybetme korkusuyla istemediği bir ilişkiye zorlanmakta, hayır diyememektedir. Bu tarz süren ilişkide <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/cinsel-saglik/">cinsel</a> istismara açık hale gelmektedir.<br />
Uzmanlar yukarıdaki maddelerle anne babaları uyarıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/okul-asklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Aşk</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/ilk-ask/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/ilk-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 22:17:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Ve Evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8852</guid>
		<description><![CDATA[


 Ergenlik çağı belki de en çok &#8220;ilk aşk&#8221; macerasıyla ha­yatımıza damgasını vurur. İlk aşk dediğimiz duygusal tec­rübe çoğu zaman oldukça münasebetsiz bir kişiye karşı his­sedilir. Genç ve yakışıklı bir öğretmenden, servis şoförüne, market çalışanına kadar her hangi biri olabilir bu kişi. Ak­baba ve komşulardan genç bir yetişkin olması da kuvvetle muhtemeldir.

Genellikle ilk aşık olunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/ergenlik-donemi/">Ergenlik</a> çağı belki de en çok &#8220;ilk <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ask-ve-evlilik/">aşk</a>&#8221; macerasıyla ha­yatımıza damgasını vurur. İlk aşk dediğimiz duygusal tec­rübe çoğu zaman oldukça münasebetsiz bir kişiye karşı his­sedilir. Genç ve yakışıklı bir öğretmenden, servis şoförüne, market çalışanına kadar her hangi biri olabilir bu kişi. Ak­baba ve komşulardan genç bir yetişkin olması da kuvvetle muhtemeldir.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/ask.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8853" title="ask" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/ask-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
Genellikle ilk aşık olunan kişinin özelliği, dış görünüştür. Bazı <a href="http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/">genç kızlar</a> çok da yakışıklı ve hatta genç olmayan birine de aşık olabilirler. O zaman neden, duygusal olarak sempati duymak, yani benzerlik kurmak olabilir.<br />
Doğal olarak insanlar kendilerine benzeyen kişilere sem­pati duyarlar. Yani aynı sanatçıyı beğenmek, aynı sosyal tu­tuma meyilli olmak gibi&#8230; Örneğin sosyal aktivitelerden çok kitap okumayı seven bir öğrenci, onu kendisine yakın bulan edebiyat öğretmenine aşık olabilir. Hele de onu takdir edi­yor, yakınlık gösteriyorsa.Benzer şekilde, sakin, kimseyi kırmayan müşfik yapısı ne­deniyle kendisine aşık olunan yetişkinler çoktur. Çünkü bu yıllarda ergen kızlar için duygularını anlayan bir kişiye ihti­yaç duyma had safhadadır.</p>
<p>Karakterini oluşturma çabası içinde oldukları için bu dö­nemde gençler karizmanın da çok etkisinde kalırlar. Mesela servis şoförü oldukça karizmatiktir, öz güvenli ve gruba ha­kim bir kişiliği vardır. Onun el kol hareketiyle veya sözle ta­kılmaları bile heyecan uyandırmaktadır.<br />
Yani bir çok zaman ilk aşkta güçlü bir karakterin tesirine kapılmak önemli bir unsurdur. Bu dönemde karşı cinsle ya­şanan en küçük duygulanım bile çok abartılı hissedilebilir. &#8220;Bana şöyle dedi, böyle baktı&#8221; diye <a href="http://www.kadinlar.tc/bal/">bal</a>landırıla ballandırıla anlatılır.</p>
<p>Genç kızlar gizli gizli içtikleri <a href="http://www.kadinlar.tc/sigara-ve-alkol/">sigara</a>nın filtresindeki leke­de veya kahve telvesinde sevdikleri kişinin adının baş harfi­ni ya da siluetini filan görürler. Okul çevresindeki çingene­ye ucuzundan fal baktırıldığı da olur. Tabi en kolayı <a href="http://www.kadinlar.tc/papatya/">papatya</a> falıdır, &#8220;seviyor, sevmiyor&#8230;&#8221;<br />
Ergen kızlar, hele de yaşıtı olan oğlanlar daha <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>su oldukları bu çağda; genelde yetişkinlere karşı ilgi duyarlar; ama bazen yaşıtlarına karşı çocukluktan gelme hisleri de olabilir.</p>
<p>Ergenlik çağının ilk devrelerinde kız ve erkek çocuklar kümeleşir, kendi aralarında oynamaya başlarlar. Karşı cinsi ya gönülsüz olarak aralarına alırlar, ya da almazlar. Bu kü­meleşme zaten ilkokuldayken başlamıştır, ilkokulun son yıl­larında ise adeta çatışan kümeler oluştururlar. Artık birlikte oynamadıkları gibi; birbirine takılır, birbirini küçümser, alay ederler. Erkek çocuklar kız çocukların kızdırmaktan, vurup kaçmaktan, çantalarını düşürmekten zevk alırlar.<br />
12 yaşından sonra bu karşıtlık yerini merak ve ilgiye bı­rakır. Erken gelişen <a href="http://www.kadinlar.tc/genc-kizlar-icin-arkadaslik-iliskileri/">kızlar</a>da, <a href="http://www.kadinlar.tc/erkek-cinsellik-organi/">erkek</a> çocukların ilgisini çek­me, beğenisini kazanma isteği ortaya çıkar. Ancak gelenek­sel olarak ilk adım erkeklerden beklendiği için duygular da­ha çok içte yaşanır.</p>
<p>Bu dönemde <a href="http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/">kız</a>lar kendi aralarında oğlanları çekiştirir, fısıldaşır, gülüşürler. Kendi aralarında sırnaşık erkeklerden iöz ederler. &#8220;Ahmet var ya, Hani şu yakışıklı çocuk, işte o benimle çıkmak istedi, reddettim!&#8221; diye övünürler. Genç kız­lar ancak içli dışlı arkadaşlarına şu veya bu çocuğu beğendi­ğini açıklar. Arkadaşı bu sırrı çevreye yayarsa büyük tepki pösterir.<br />
Ergen erkekler ise genellikle 14 yaşından başlayarak kız­lara açıkça ilgi duyduklarını belli ederler. Genç giyimine, ku­şamına özen göstermeye, kızlarla şakalaşmaya, takılmaya başlar. Soytarılık yaparak, fıkra anlatarak güldürerek kızla­rın ilgisini çekmeye çalışır.</p>
<p>Genç ergen gülümseyen her kızın kendine tutulduğunu sanır. Arkadaşlarına bundan övünerek söz eder. Kısa buluşmalar, el ele tutuşmalar, ballandıra ballandıra anlatılır.Arkadaşları, &#8220;Anlat, sonra ne oldu?&#8221; dedikçe genç öyküsünü yer yer uydurmalara kaçarak süslemeye başlar. Kimi I genç ise kızlara yaklaşamaz, sıkılır, konuşamaz, kekeler. O         Bu çağlarda kızların çoğunda &#8220;Bizi kader bir araya getirdi&#8221; gibi duygular çok ön plandadır. Duygusal ve mizaç yönünden uyum fikrine çok önem. verirler; tıpkı yetişkin gençi: kızlar gibi&#8230; Ama birçok zaman oğlanın bu kadar uzun uzadıya hislerle alakası yoktur; kayıtsızdır&#8230;</p>
<p>Bu yaşlarda hisler tam da acemicedir. İlgi duyulan kişiden olumsuz bir şekilde söz edilse bozulmalar, heyecanım belli etmeler, hatta söylemek için bahane aramalar. Bir yandan; o kişi hariç herkes anlar; bir yandan da bir türlü itiraf edile­mez, hatta ağlaya sızlaya inkâr edilir&#8230;<br />
Bununla birlikte hayat boyunca, sol tarafta tatlı bir sızıy­la hatırlanacak hoş şeylerdir. Hesapsız mütevazı, temiz duy­gulardır çoğunlukla&#8230; Elbette bu gibi platonik hisler yerini gittikçe daha gerçek­çi, hesap edilmiş, çeşitli koşulları düşünülmüş duygulara bı­rakacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/ilk-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlık ve Aile İlişkisi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/arkadaslik-ve-aile-iliskisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/arkadaslik-ve-aile-iliskisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:26:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Öğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8843</guid>
		<description><![CDATA[Karşı cinsle arkadaşlık ve Flört
Flört konusu bilhassa kız çocuğu sahibi aileler için önem­li bir mesele. Bu sadece ülkemiz gibi, yerleşik geleneksel de­ğerlerle, modern anlayışların çarpışmasının devam ettiği yerlerde değil dünyanın modernleşmesini tamamlamış ülke­lerinde de sorun olmaya devam ediyor.
19. asırda maddi ilimlerde görülen ilerlemeler insanlarda manevi_ değer yargıları konusunda ciddi kuşkulara itti. Ör­neğin, iffet, namus gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Karşı cinsle arkadaşlık ve Flört</strong></span><br />
Flört konusu bilhassa kız çocuğu sahibi aileler için önem­li bir mesele. Bu sadece ülkemiz gibi, yerleşik geleneksel de­ğerlerle, modern anlayışların çarpışmasının devam ettiği yerlerde değil dünyanın modernleşmesini tamamlamış ülke­lerinde de sorun olmaya devam ediyor.<br />
19. asırda maddi ilimlerde görülen ilerlemeler insanlarda manevi_ değer yargıları konusunda ciddi kuşkulara itti. Ör­neğin, iffet, namus gibi değerlerin bazı korku ve mecburiyet­lerden kaynaklandığı, oysa günümüzde bu korkulara yer ol­madığı düşünüldü. Mesela artık doğum kontrolü mümkün olduğuna göre, çocuklar bu konuda eğitilip, sonra da içgü­dülerini özgürce yaşaması için özgür bırakılması savunulma­ya başlandı.<br />
Bu konudaki düşünceler,modern psikoloji akımlarının; &#8220;ruh hastalıklarının, komplekslerden; onların da aile ve top­lum baskısından kaynaklandığı, oysa içgüdülerin rahatça tat­mini halinde insanların mutlu ve huzurlu olacağı&#8221; iddialarıy­la da desteklenmeye çalışıldı.<br />
Günümüzde ise artık bu iddialara ciddi kuşku duyulur ihale geldi. Çünkü geleneksel anlayışlardan uzaklaşma insan­lara hiç de huzur getirmedi. Bugün batı dünyası dini-geleneksel baskıları ortadan kaldırdığı; ayıp-günah diye bir şey tanı­madığı halde, intiharlar, uyuşturucu bağımlılığı, depresyon,suç eğilimi, cinsi sapkınlık vs. son derece yaygındır ve top­lum bilimcileri düşündürmektedir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/aile.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8844" title="aile" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/aile-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></a><br />
Bugün ilmi veriler dine karşı önyargıdan uzak olarak ye­niden değerlendirildiğinde, içgüdüleri kontrol edebilmenin hiç de sanıldığı kadar sorun olmadığı görülüyor. Aksine &#8220;duygusal zekâ&#8221; verilerine göre dürtülerini kontrol edebilen, hazzı erteleyebilen kişilerin hayatta daha başarılı, zorluklara karşı daha dirençli ve sabırlı olduğu gözlendi. Hatta dini inanç ve geleneklere bağlı, içgüdülerini kontrol edebilen ki­şilerin psikiyatrik veya fiziksel rahatsızlıklara daha az yaka­landığı, yakalanınca daha kolay iyileştiği, yaşadığı yıkım ve travmaları sabırla daha kolay atlattığı gözlendi.<br />
Bugün geldiğimiz noktada içgüdülerin özgürce yaşanma­sı; AİDS başta olmak üzere çeşitli hastalıkların yaygınlaşma­sı ve aile kurumunun çökmesi gibi büyük kitlesel felaketleri beraberinde getiriyor.<br />
Hem bilimsel gelişmeler doğurt kontrolü için kullanılan yöntemlerin bilhassa kadın sağlığına verdiği zararları da or­taya çıkardı. Hele hele ergenlik çağı gibi, çok genç bir yaşta doğum kontrol ilaçlan kullanmak savunulabilir bir şey değil. Üstelik bu yaşlarda doğru kullanılacağı da meçhuldür.<br />
Nitekim araştırmalar her geçen yıl daha fazla çocuk yaş­ta kızın istem dışı gebelik yaşadığını ve bundan kurtulmak isterken hayatını yitirdiğini gösteriyor.</p>
<p>Aşağıdaki bilgiler adölesan (ergenlik çağı) sorunları üzeri­ne hazırlanmış bilimsel bir makaleden alınmıştır.</p>
<p>Dünyada ilk cinsel ilişki yaşı düşmektedir. Gençler arasında kontraseptif (doğum kontrolü) kullanımı oldukça düşük olup kullanılanlar da genellikle geleneksel yöntemler­dir. Her yıl meydana gelen 14 milyon adölesan gebeliğin yaklaşık üçte ikisi planlanmamış gebeliklerdir.<br />
■  Dünyada 15-19 yaşlar arasında 14,3 milyon anne bu­lunmakta olup bu anneler, 20 yaşın üzerindekilere kıyasla, gebelik ve doğuma bağlı nedenlerle iki kat daha fazla ölmek­tedir. Anne ölümleri, 19 yaş ve altındaki grupta ise beş kez daha fazla meydana gelmektedir.<br />
■   Her yıl güvenli olmayan 20 milyon düşük vakasının %25&#8242;ini 15-19 yaş kızlar oluşturmaktadır.<br />
■  Dünyadaki 340 milyon cinsel yolla bulaşan hastalığın üçte biri ergenler arasında görülmekte olup, her gün yakla­şık yarım milyon genç insan bu hastalıklara yakalanmakta­dır. Bu da günde yaklaşık her 20 gençten biri demektir.<br />
■  Dünyada, yılda görülen 2,4 milyon yeni HIV enfeksi­yonunun yaklaşık yarısı 15-24 yaşlar arasında görülmekte­dir. Her gün, 4 bin gencin HIV/AIDS ile teması olduğu tah­min edilmektedir.<br />
Kısacası, flört meselesi dünya çapında çözümlenmiş bir konu değildir. Ülkemizde de en doğru yaklaşım için arayış­lar sürmektedir.<br />
Burada kesin bir cevaba ulaşmaya çalışmak yerine mevcut görüşlerin mukayesesini yapmak için fikir cimnastiği yapıyo­ruz; acaba flört ne kadar gereklidir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/arkadaslik-ve-aile-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlerin ihtiyaçları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/ergenlerin-ihtiyaclari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/ergenlerin-ihtiyaclari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 03:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Öğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8840</guid>
		<description><![CDATA[Gencin arkadaşlığa verdiği önemi anlamak için onun şu ihtiyaçlarını anlamak gerek:
■ Gençler arkadaşlık kurma yoluyla, yakın ilişkilerde be­nimsendiğini görmek istemektedir. İleride aile kuracağını görmek, sevilen istenen biri olup olmadığını anlamak iste­mektedir.
■  Anne-baba, öğretmen gibi otorite temsilcilerinden ba­ğımsız kararlar verebileceğini görmek istemektedir. Onların korkusunu yenebildiğini, arkadaşlarından aldığı destekle ferdi hareket edebildiğini görmek istemektedir.
■  Arkadaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gencin arkadaşlığa verdiği önemi anlamak için onun şu ihtiyaçlarını anlamak gerek:</strong><br />
■ Gençler arkadaşlık kurma yoluyla, yakın ilişkilerde be­nimsendiğini görmek istemektedir. İleride <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a> kuracağını görmek, sevilen istenen biri olup olmadığını anlamak iste­mektedir.<br />
■  <a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">Anne</a>-baba, öğretmen gibi otorite temsilcilerinden ba­ğımsız kararlar verebileceğini görmek istemektedir. Onların korkusunu yenebildiğini, arkadaşlarından aldığı destekle ferdi hareket edebildiğini görmek istemektedir.<br />
■  Arkadaş grubuna bağlılık göstererek, onlarla dayanış­ma içine girmeye çalışmaktadır. Bağımsızlığını kazanma, bü­yüdüğünü ispatlama gibi amaçları için işbirliği yapabilme ye­teneğini sınamaktadır.<br />
■  Bunun için kural ve buyruklara <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>kaldırma deneme­leri yapmakta, bildiği yoldan yürüyebilen bağımsız ve irade­si güçlü bir birey olduğuna inanmak istemektedir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/ergen.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8841" title="ergen" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/ergen-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
■  Katıldığı grupta bazen önderliği bazen de önder tara­fından sevilen biri olmayı tecrübe ederek öncülük yeteneği­ni görmek istemektedir.<br />
■  Sosyal yeteneklere sahip olduğunu görmek ve herkese göstermek istemektedir.<br />
■  Bağlı olduğu grupla birlikte bir ideoloji veya yaşam tar­zına bağlanarak, kendisine bir dünya görüşü seçebildiğini görmek istemektedir.<br />
■   Büyüdüğünü, tam bir <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadın</a> olmayı başarabileceğini, karşı cins tarafından isteneceğini görmek istemektedir. İlk duygusal deneyimleri için arkadaşlarından yol yöntem öğ­renmek istemektedir.<br />
Ergenler bu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ruhsal-ve-psikoloji-hastaliklari/">psikoloji</a>k hal ve ihtiyaçların etkisiyle hareket ederler. Ailelerin onların ihtiyaçlarını anlamaları ve anladık­larını hissettirmeleri önemlidir.<br />
Haliyle büyüdüklerini, bağımsızlıklarını kabul ettirme konusunda aceleci davranışları olabilecektir. Bunu olgunluk­la karşılayıp, belirlediğimiz prensiplerde kararlı olursak on­lara güven hissettiririz.<br />
Bu arada her gencin karakteri farklı olduğundan arkadaş­lıktaki rolleri de farklıdır. Kimisi sırdaş bir tek arkadaş ter­cih eder. Kimisi grup halinde arkadaşlığı.<br />
Kimisi grupta etkin rol alır, kimisi uyum gösterir.<br />
Kimisi arkadaşına kendini adar, aşırı fedakarlık gösterir. ,Kimisi can sıkıntısıyla takılır ama bağlılık duymaz.<br />
Bu arada genç kendini tanır, tanımlar. Başkalarıyla karşı­laştırma yapar; güçlü ve zayıf taraflarını öğrenir. Bu neden­le arkadaşlık kurma önemlidir.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/ergenlik-caginda-genc-kizlarin-cildi/">Ergen kızlar</a>ın arkadaşlık istekleri baskılanmamak, ama Kimlerle arkadaşlık ettiği, neler yaptığı izlemelidir. Çünkü gümüzde gençleri pek çok tehlikeler kuşatmış bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/ergenlerin-ihtiyaclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençlik ve Moda</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/genclik-ve-moda/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/genclik-ve-moda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 22:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Ve Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8837</guid>
		<description><![CDATA[Gençler yetişkinlerden farklı olmak, ailelerinin yaptıkla­rını değil de onlardan daha farklı, daha önce görülmemiş şeyler yapmak isterler. Bu şekilde varlıklarını, yeni bir insan olduklarını ispat etmek isterler.
Aslında bu bir nevi yenilikçiliktir. Daha önce görülme­miş, akla gelmemiş bir şey ilk defa ortaya çıkmış olmalıdır. Böylece gençler arasında bazı şeyler moda olur.
Moda bazen giyim kuşam, ayakkabı, takı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gençler yetişkinlerden farklı olmak, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>lerinin yaptıkla­rını değil de onlardan daha farklı, daha önce görülmemiş şeyler yapmak isterler. Bu şekilde varlıklarını, yeni bir insan olduklarını ispat etmek isterler.<br />
Aslında bu bir nevi yenilikçiliktir. Daha önce görülme­miş, akla gelmemiş bir şey ilk defa ortaya çıkmış olmalıdır. Böylece gençler arasında bazı şeyler moda olur.<br />
Moda bazen giyim kuşam, <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/ayak-hastaliklari/">ayak</a>kabı, takı gibi çeşitli eşya­larda yenilikler, bir nevi farklılıklardan oluşmaktadır. Genç­ler büyüklerinden farklı, orijinal veya daha çok da yaş gru­buna özgü olacak şekilde giyinmek isterler.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/moda.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8838" title="moda" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/moda-282x300.jpg" alt="" width="300" height="250" /></a><br />
Bazen de tavır­larda, kullanılan deyimlerde ortaya çıkar. Mesela tuhaf bir Türkçeyle konuşmak gibi&#8230;Gençlerdeki bu farklı olma isteği, gençlerle aile arasında pek çok sorun yaşanmasına neden olabilir.<br />
Bu bazı ailelerde, &#8220;Kısa giymek, <a href="http://www.kadinlar.tc/makyaj/">makyaj</a> yapmak&#8221;dır; bazı ailelerde ise &#8220;<a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/sac-sagligi-ve-bakimi/">saç</a>ını pembeye boyama, kulağına, dudağına, gö­beğine pearsing taktırmak, dövme yaptırmak gibi&#8221; şeylerdir.<br />
Hatta genç için aileye zıt düşmek kural gibidir. Mesela ai­le gelenekçi ise, açık giyim ile ters düşülür; aile modern ise, garip kılıklarla ters düşülür; ama illa ki ters düşülür.</p>
<p>Gencin bu davranışının iki nedeni vardır; biri kimliğini, özgürlüğünü ispatlamak; diğeri, arkadaş grubuna ait olmak Bu dönemde gençler, yaşıtlarının getirdikleri yenilikleri veya farklılıkları onlar için çıkarılmış <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">kan</a>unlar gibi algılar­lar. Bir genç diğer gençlerin giydiklerini giymez, yaptıkları­nı yapmazsa dünya yıkılacak diye düşünür.<br />
Ailenin yasaklamaları ve eleştirileri ile arkadaşları tara­fından hor görülme riski arasında bocalar, acı duyarlar. Bu dönemde ailelerin yasakları, &#8220;ya arkadaşların ya biz&#8221; şeklin­de bir tercih zorlaması gibi algılanır. Çoğu zaman da hangi taraf seçilirse seçilsin acı duyulur.<br />
Aslında ergen anne babasının sağladığı güvence dolu pe­şin sevgiyi de kaybetmek iste<a href="http://www.kadinlar.tc/memelergogusler/">meme</a>ktedir, ama bir yandan da yeni çevre edinmek, yeni tecrübelere yelken açmak da iste­mektedir.<br />
Bu dönemin <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/">sağlık</a>lı geçirilmesi için, çocuğun sosyalleştiği çevrenin sizin onaylayacağınıza çok zıt özellikte olmama­sı iyi olur. Bununla birlikte çocuğunuzu bilinçlendirmek ve izlemek şartıyla bazı olayları <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a>lemesine izin verilebilir. Böylece genç, bir çevredeki olumsuzlukları kendi tenkit ye­teneği ile reddetme deneyimi yaşayabilir&#8230;Bu dönemin bir özelliği de gençlerin hayal güçlerinin ge­nişliği ve zenginliğine bağlı olarak gerçekçilikten uzak oluşu­dur. Gençler bu dönemde çok hayal kurarlar ve kurdukları hayalleri gerçek gibi düşünürler. Gerçek olayları hayal güç­leriyle süsleyip abartmaları da çok görülür. Olumlu şeyler hayal ettikleri gibi olumsuz şeyler de hayal edebilirler; <a href="http://www.kadinlar.tc/adet-kanamasi-adet-gorme/">ade­t</a>a hayal âleminde yaşarlar.<br />
Bu nedenle artistleri, futbolcuları ve ses sanatçılarını ken­dilerine idol seçerler. İdol, bir nevi put demektir, yani ulaşılması güç, insanüstü, çok yüce, tapınma gibi duygularla bağ­lanılan&#8230;Gençler de kendilerine sunulan starlara âşık olurlar ve onlar gibi olmak için uğraşırlar. Onlar gibi davranmaya, konuşmaya, giyinmeye ve hatta saçını onlar gibi kestirme­ye <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>larlar. Posterlerini odalarının duvarlarına asar, kon­serlerini ve televizyonda çıkan programlarını kaçırmamaya çalışırlar.<br />
Yaşanan bu tarz sorunların bazıları zamanla kendiliğin­den geçebilir, bazıları ise daha ciddi boyutlara taşınabilir. Mesela genç, &#8220;ikimizde mavi gözlüyüz&#8221; yada &#8220;ikimizin de adı &#8230;harfiyle başlıyor&#8221; gibi bir nedenle kendisini bir kişiyle aşırı Özdeşleştiriyor, ona laf söyletmiyor, kendi hayatını ya­şamayı bırakmış, onun başarılarıyla avunuyorsa; bu şizofre­niye kadar gidebilen ciddi bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ruhsal-ve-psikoloji-hastaliklari/">psikoloji</a>k vakanın habercisi olabilir.<br />
Böyle durumlarda <a href="http://www.kadinlar.tc/ergenlik-cagi-bozukluklari/">ergenlik</a> dönemindeki çocuğunuzu bir psikologa gitmeye ikna etmek çok güç olabilir. Onu zorlamaksa hiçbir sonuç vermeyecektir. Ama aile gençten önce bir psikologa gidip danışmanlık alırsa doğru davranış biçi­minin nasıl olması gerektiğini öğrenir. Öneriler ebeveynler tarafından doğru ve tutarlı bir şekilde uygulandığında, herhangi bir psikologa gitmesine gerek kalmadan sorun­ların çözümü sağlanabilir.<br />
Çoğu zaman kişinin kendine güveni arttıkça, kendi inan­cını, amacını, idealini, yolunu seçip çalıştıkça bu aşırılıklar azalır. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">Çocuk</a>lara starlar yerine faydalı &#8220;örnek insanlar&#8221; tanı­tıp benimsetmek de iyi bir yoldur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/genclik-ve-moda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte Sosyalleşme</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/ergenlikte-sosyallesme/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/ergenlikte-sosyallesme/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 03:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Öğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8833</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar büyüdükçe arkadaşa verdikleri önem artar. Ye­di yaşlarından sonra arkadaşlarının çocuk üzerindeki etkisi hissedilmeye başlanır. Özellikle ergenlikte arkadaşa verilen değerin önem kazandığını görmekteyiz.
Çünkü ergenlerin arkadaşları ile ilişkileri, anne-babaları ve öğretmenleriyle kurduğu ilişkilerden farklıdır. Büyükler­le genellikle otoriteye dayalı bir ilişki vardır. Anne-baba yol gösteren, doğruları söyleyen ve karar verendir.
Buna karşılık akranlarla beraberlik farklı bir ilişkiyi ge­rektirir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar büyüdükçe arkadaşa verdikleri önem artar. Ye­di yaşlarından sonra arkadaşlarının çocuk üzerindeki etkisi hissedilmeye başlanır. Özellikle ergenlikte arkadaşa verilen değerin önem kazandığını görmekteyiz.<br />
Çünkü ergenlerin arkadaşları ile ilişkileri, anne-babaları ve öğretmenleriyle kurduğu ilişkilerden farklıdır. Büyükler­le genellikle otoriteye dayalı bir ilişki vardır. Anne-baba yol gösteren, doğruları söyleyen ve karar verendir.<br />
Buna karşılık akranlarla beraberlik farklı bir ilişkiyi ge­rektirir. Bu daha eşitlikçi bir sosyal teması gerekli kılar. Ak­ranlar eşit bilgiye ve yetkeye (otoriteye)sahiptirler.<br />
Akranlarıyla kurduğu ilişkide genç, başta eşitlikçi sosyal ilişki kurmayı öğrenir. Bu da onun kişiliğinin gelişimi için çok önemlidir. Çocuk arkadaş grubu içinde kendini ifade et­meyi, hakkını savunmayı öğrenir. Bu arada geçinmeyi, uzlaş­mayı paylaşmayı da öğrenecektir.<br />
Aynı zamanda ergen, aileden gelen değer yargıları ile ar­kadaşlarından gelen değer yargılarını birbirleri ile uyuştur­ma uğraşısı içindedir. Bunları uzlaştıramadığında seçimlerini yapmak zorundadır. Bu da ona &#8220;gerçekten ne istediğini öğ­renmesi&#8221; fırsatı sağlar. Sosyal gelişme için ergenin akranları ile beraber olmasına ihtiyacı vardır.Arkadaşlığın önemini en iyi belirten cümle, Milan Kundera&#8217;mın Yaşam Başka Yerde adlı eserinden şu cümledir: &#8216;Yal­nızca annesinin oğlu-kızı ya da sınıf öğrencisi değil, kendisi olduğu bir insan topluluğu bulmuştu.&#8221;<br />
Gençler için arkadaşlığın önemi kendisini inşa etme ihti­yacını en iyi karşıladığı çevre olarak öne çıkar.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/ergenlik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8834" title="ergenlik" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/ergenlik-300x253.jpg" alt="" width="300" height="253" /></a><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Akran hemcinsleriyle arkadaşlıkları</span></strong><br />
Ergenlik döneminde arkadaşlıklar farklı bir anlam taşır ve ergenler gerek çocuklardan gerek erişkinlerden daha ko­lay arkadaş edinirler. Yaşamın hiçbir döneminde ergenlik dönemindeki kadar yakın arkadaşlıklar kurulmaz ve gençler birbirlerinin gizli duygularını diğer dönemlerde görülmeye­cek biçimde paylaşırlar.<br />
Arkadaşlık anlayışı açısından, kız ergenlerin erkeklere oranla ilişkileri daha derin, bağımlı ve kıskanç nitelikte ol­duğu tespit edilmiştir. Erkek ergenlerin ise daha çok sayıda arkadaşları olduğu, ancak bu arkadaşlıkların daha yüzeysel olduğu belirlenmiştir.<br />
Kızlar arkadaşlıklarından çok yakınlık, sadakat ve bağlı­lık beklerler. Buna bağlı olarak yoğun duygularından dolayı kolayca acı duyabilirler.<br />
Gençler için özellikle akranlarla ilişkiler önemlidir. Daha büyük ve küçükleri dışlayarak akranlarıyla bir arada olmak isterler. Küçük kardeşlerini aralarına almadan baş başa vakit geçirmek hoşlarına gider.<br />
Özellikle ön ergenlik döneminde hemcinsleriyle arka­daşlıkları oldukça sıkı fıkıdır. Onlarla geçirdikleri biyolojik değişime bağlı olarak hissetmeye başladıkları duyguları paylaşırlar.<br />
Mesela kızlar yakın bir arkadaşıyla oğlanları çekiştirir. Bazen ilgi duyduğu bir kişi varsa onu konuşmak ister. Hisle­rini paylaşacağı akıl alacağı birine ihtiyaç duyar.<br />
Bu sıralarda gençler olgunluktan uzak oldukları için bir­birlerine uygunsuz davranışlar da gösterebilirler. Mesela ar­kadaşının sırrını yayarlar, kusurlarıyla dalga geçerler, dış gö­rünüşüyle, giyimiyle ailesinin durumu gibi özellikleriyle aşa­ğılarlar.Bunlar gençlerin duygu dünyasına aşın derecede tesir eder. Çünkü bu yaşlarda gençler &#8220;herkesin onun hakkında ne düşündüğüne&#8221; fazlaca odaklıdır. Sanki herkes işini gü­cünü bırakmış onu izliyormuş gibi hissederler. İleri yaşlar­da belki de acı da olsa gülümsenerek hatırlanacak yarı koz­mik bir olay, intiharı düşündürecek kadar önem kazanır bu çağlarda.<br />
Oysa ön ergenlik dönemindeki arkadaşlıklar; ergenlik döneminin ortasında ve sonuna doğru önemini yitirecektir. Çünkü bu dönemin duygulan çok da uzun ömürlü değildir.Ergen kızınızın bu çağlarda hislerini ailesiyle paylaşabilmesi önemlidir. Eğer yaşadıkları nedeniyle yargılanır, tepki alırsa; sosyal cesareti kırılır, umutsuzluğa düşer. İçe kapanık­lık, utangaçlık ya da genel bir soğukluk, sevgisizlik tutumu geliştirebilir.<br />
Ancak yaşadıklarından ders alıp daha doğru tutumlar ge­liştirmeyi öğrenmesine yardımcı olursanız bu devreyi serin­kanlılıkla atlatabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Arkadaş grupları</strong></span><br />
Ergenlik dönemin başında arkadaş grupları 1-2 kişiden oluşurken ve daha çok sırdaş arkadaş niteliği taşırken, dö­nem ortalarında arkadaş sayısında artma olur. Bunun ya­nında grubun yapısal niteliğinde de değişiklikler görülmeye başlamıştır.<br />
Genellikle her grubun kendine has bir sosyal havası var­dır. Ergenlerden oluşan arkadaş gruplarında zamanla ve ar­kadaşlık ilişkilerinin artması ile bütünlük duygusu artabilir. Bu gruplardaki birbirine bağlılık bir bakıma &#8220;biz&#8221; duygusunu ortaya çıkarır ve bazen kendi grubundan olmayan diğerleri­ni &#8220;başkaları&#8221;olarak niteleyip, dışlayabilir. Bu duygular grup­lar arası zıtlaşmaları ve çatışmaları doğurur.Mesela okulun erken gelişmiş, fiziksel yönden düzgün, sosyal imkânları geniş kızlarından oluşan &#8220;havalı kızlar&#8221; gru­bu gibi&#8230; Bu gibi gruplar diğer kızları dış görünüş ve yaşam standartları açısından değerlendirerek dışlayabilirler. Böyle gruplara katılmak; ergen kızınıza sahte bir gurur ve üstünlük duygusu yaşatırken hayata gerçekçi bakmayı engelleyebilir. Grubun insana en önemli etkilerinden birisi &#8220;grup arzu­suna uyumdur&#8221;. Bir grupta gruptaki insanların &#8220;bir örnek&#8221; davranma eğiliminde olduğu gözlenebilir. Bu durumu; ortak tavır ve hareketlerde, giyimde, dinlenilen müziğin türünde ve konuşma tarzında gözleyebilirsiniz.<br />
Aslında bütün sosyal gruplar böyledir. Yetişkinler de ait oldukları gruplardan dışlanamamak uyumlu olmaya çalışmazlar mı?<br />
Ergenlik çağında ise gruba üye olma ihtiyacı daha yoğun­dur. Akran grupları bir yandan güvenlik ve ait olma duygu­su verirken, öte yandan hem kendi aralarında, hem de diğer grup veya yetişkinlerle yarışma ortamı yaratır. Acı verici olayların ve duyguların grupta paylaşımı streslere karşı önemli bir &#8220;başa çıkma aracı&#8221; olur.<br />
Genellikle akranlar birbirlerine cesaret ve akıl verirler. Mesela, istediği bir şey için büyüklerinden izin alamayan ar­kadaşlarına; &#8220;kızım sen ezik misin?&#8221; diyerek isyan etmesi için yönlendirirler.<br />
Bu yaşlarda anne-babanın ve diğer yetişkinlerin dünya görüşleri reddedilir. Genellikle büyüklerine nasıl kafa tut­tuklarım övünerek anlatırlar. Birbirlerini bu gibi davranışlara özendirir ve cesaretlendirirler.<br />
Hatta birlikte dışarı çıkmak, gezmek, bir kıyafeti aldırara gibi bir isteklerini büyüklerine yaptırmak hususunda işbirliği yaparlar. Bu gibi konularda kendilerine ayak uydurmıyanları dışlarlar. &#8220;Bizim gibi olamayacaksan aramızda işin ok&#8221; tavrı takınırlar.<br />
Mesela birlikte gittikleri yerden bahsederken izin ala­madığı için gelememiş olan arkadaşlarına eziklik hissetti­kler. Genellikle bu yaşlarda acımasız, duyarsız bir tutuma &#8220;arkındırlar.<br />
Bunun nedeni, grupta egosu çok gelişmiş, ya da bir tat­minsizliğini grup içinde baskınlık göstererek gidermeye çalı­şan bir veya birkaç kişinin elebaşılık yapmasıdır. Diğerleri de onun tavırlarında bir kahramanlık görür, onun gibi olma he­vesine düşerler.</p>
<p>Bunlar bazen okulda dikiş tutturamamış, aileden sorunlu; 2 tek tatmini arkadaş grubuna liderlik yapmak olan biri Oİabİ-§ lir. Bazen tam tersi; destek ve başarıyla egosu şişkinleşmiş n biri de olabilir. Diğer gençler onun etrafında toplanıp, onun O kişiliğine bürünmeye çalışırlar.<br />
Böylece içinde bulunduğu arkadaş çevresinin değerleri ve dünya görüşü genç için önem kazanmaya başlar. Bazı du-JH rumlarda ergen akran grubuna kabul edilmek için veya arka­daşları tarafından onay görmek için; grubun değerlerini iç­ten benimsemese bile benimser görünür.<br />
Yaşıtlarıyla arkadaşlık kurmakta başarılı olamayan çocuk ve gençler, kabul edilmeme duygusu içinde güvensiz, kırgın ve küskün olur. Arkadaş grubunca itilme, akranları tarafın­dan dışlanma, genci fazlasıyla üzer. Bu dışlanmayı yaşama­mak için grubun etkisi altında hareket eder.<br />
Ancak ailede değer gören, kendini ifade etmeyi başaran gençler, arkadaş çevresinin onayına aşırı bağımlılık duyma­yabilir. Çünkü kendisini aile içinde de bir birey olarak de­ğerli hissetmektedir.<br />
Ailelerin bu dönemlerde gençlerle diyalogu sürdürebil­mesi çok önemlidir. Bazen grup liderlerinin saldırganca dav­ranış sergilemesi ve suça eğilimli olması durumunda grupta­ki gençler suç oluşturacak davranışlar da sergileyebilirler. Çünkü ergenlik dönemindeki gençler, grubun etkisine her zamankinden daha açıktır.Yada bazen grubun işlediği bir suça katılmak istemeyen üye cezalandırılmak istenir. &#8220;Bizi şikâyet ederse&#8221; korkusuyla gözü korkutulmaya çalışılır. Bu ve buna benzer durumları ya­şamaması için gençlerin sosyal çevresi iyi takip edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/ergenlikte-sosyallesme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Eğitim ve Duygusal Zeka</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gercek-egitim-ve-duygusal-zeka/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gercek-egitim-ve-duygusal-zeka/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 12:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Öğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8795</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek eğitim
Günümüzde eğitim denince aklımıza bir yığın sayıdan, puandan başka bir şey gelmez oldu. Oysa eğitim, sadece so­ru çözmek değildir. Ayrıca bilgi depolamaktan çok daha faz­la bir şeydir; eğitim her şeyden önce insan yetiştirmektir.Şimdi bir örneği inceleyelim, birbirine yakın zekâya ve ai­levi imkânlara sahip iki genç düşünün; birbirine oldukça ya­kın değerde puanlar almışlar ve rağbet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçek eğitim<br />
Günümüzde eğitim denince aklımıza bir yığın sayıdan, puandan başka bir şey gelmez oldu. Oysa eğitim, sadece so­ru çözmek değildir. Ayrıca bilgi depolamaktan çok daha faz­la bir şeydir; eğitim her şeyden önce insan yetiştirmektir.Şimdi bir örneği inceleyelim, birbirine yakın zekâya ve ai­levi imkânlara sahip iki genç düşünün; birbirine oldukça ya­kın değerde puanlar almışlar ve rağbet edilen fakültelere yerleşmişler. Mezun olduktan sonra da iş bulmakta zorlan­mamışlar; hayatları hiç bir kesintiye ve sıkıntıya uğramadan, iyi bir noktada başlamış.Bu iki gencin bu noktada bırakıp, aniden 10 yıl sonrası­na atlayalım. İki gençten biri, iş yerinde kendini göstermiş, sevdirmiş, yükselmiş. İyi bir evlilik yapmış, çocuklarına sev­gi ve huzur dolu bir yuva sağlamış. Ailevi ilişkilerini ihmal etmemiş, herkesçe seviliyor, mutlu, huzurlu.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/zeka.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8796" title="zeka" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/zeka-300x299.jpg" alt="" width="300" height="299" /></a><br />
Diğeri ise, işyerinde olmayacak bir ilişkiye adı karışmış, saygınlığı etkilenmiş. Dedikodulardan bunalıp, başka iş yer­lerine girip çıkmış, üstleriyle münakaşa etmiş, çalışma arka­daşlarıyla geçinememiş, sonunda kahretmiş bir şekilde ha­yattan vaz geçmiş, depresyonda&#8230; Bu ve benzer durumları yüzünden evde anne babasıyla da geçinemiyor, ekonomik düzensizliği yüzünden ayrı eve de çıkamıyor. Bazen sığınma­ca bir şekilde bir arkadaşlık veya özel ilişkiye yöneliyor, an­cak buna çok aşırı anlam yüklediği ve beklentileri sağlıklı ol­madığı için yürütemiyor. Hayatından şikâyetçi, huzursuz, dahası bu durumlardan kendi suçunu görmekten uzak, he­men herkesi suçlama eğiliminde&#8230;Bu ve benzer durumları siz de çevrenizde görüyorsunuzdur. Yapılan araştırmalar, okulda alınan iyi notların hayat başarısını garantilemediği gerçeğini tekrar tekrar ortaya koymakta ve zihinsel zekânın günlük hayattaki başarıya kat­kısının %10&#8242;dan fazla olmadığını göstermektedir.<br />
Aslında sınav başarısı hayata sadece iyi bir yerden başlan­gıç yapmak için önemli; hayatın geri kalanı için o kadar önemli değildir.<br />
Bu bakımdan, eşit zeka düzeyine sahip iki kişiden biri ha­yatta ilerleme kaydetmişken, diğerinin neden aynı başarı dü­zeyini yakalayamadığını anlayabilmek için bu kişilerin Duy­gusal Zeka dediğimiz becerilerinin de göz önünde bulundu­rulması gerekir.<br />
Çünkü genel olarak Duygusal Zekâ; sahip olduğumuz bi­lişsel, sosyal, duygusal, vb. her türlü bilgi ve beceriyi hem kendi hayatımızda, hem de çevremizdeki insanlarla olan iliş­kilerimizde ne kadar etkin kullanabildiğimizle ilgilidir.</p>
<p><strong>Duygusal zekanın önemi</strong><br />
Uzun zamandır başarılı olmanın derecesi zihinsel zekâ ile ölçülürdü. Yapılan son araştırmalara göre ise &#8220;duygusal zekâ&#8221; insanların kişisel ve mesleki anlamda başarılı olmalarını zi­hinsel zekâdan çok daha fazla etkilediğini gösterdi.<br />
Uzmanlar duygusal zekanın özelliklerini şöyle özetliyor, &#8220;Duygusal zeka; kendini harekete geçirebilme, aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme gücüdür. Dürtülerini kontrol ederek tatmini erteleyebilmek, ruh halini düzenleyebil­mek; sıkıntıların sağlıklı düşünmeyi engellemesine izin ver­memektir. Ayrıca kendini başkalarının yerine koyabilmek, sosyal becerilere sahip olmak ve umut beslemek de duygusal zekânın unsurları arasındadır.&#8221;<br />
Yani duygusal zekâ ile insanların ortak duyguları, iletişim becerileri, insanlık anlayışları, iletişim, nezaket vs. gibi yete­nekleri tanımlanmaktadır.<br />
Bunun yanında duygusal zekâ sadece insan ilişkileri ile il— !gili bir kavram değil; kişinin sahip olduğu becerilerini haya­ta geçirebilme gücünü de gösteriyor. Zihinsel zekâ ile duy­gusal zekâ, birbiriyle etkileşim içinde olan ve birbirlerini ta­mamlayan özellikler. Mesela bir kişinin zihinsel zekâsı başa­rılı olmak için elverişli olduğu halde, stresini kontrol altına alamadığı zaman konsantrasyonunu sağlayamamasından do­layı zekâsının bir faydasını göremeyebiliyor.<br />
Bunun tersi de mümkün; zekâ seviyesi orta olduğu halde, amaçlılık, kendini motive etme, öz güven, iyimserlik, hazzı erteleme ve azim gibi özellikler nedeniyle çok çalışabilen bir kişi; beklenenin üzerinde başarılı olabiliyor.<br />
Bu konuda Amerika&#8217;da yapılmış bir gözlem de var. Stanford Üniversitesi&#8217;nde yapılan önemli bir araştırma özyöne­tim beceri ve yeterliklerinin kişilerin hayatında ne kadar önemli olabileceğini ortaya koymakta.<br />
&#8220;Araştırma kapsamında 4 yaşındaki çocuklara lokum enzeri bir tatlı sunulmuş ve isterlerse bunun hemen yiyebilecekleri, ancak bir süre beklerlerse gelecek olan liderin ken­dilerine bu tatlılardan iki tane verecekleri söylenmiştir.<br />
Tatlısını hemen yiyen çocuklarla, bekleyen çocuklar 14 yıl sonra tekrar izlendiğinde ortaya önemli farkların çıktığı görülmüştür. Bekleyen çocukların üniversite sınavları aşamasında duygusal açıdan çok daha dengeli ve tutarlı oldukları, stresli durumlarla daha iyi başa çıktıkları, arkadaşları<br />
öt arasında daha çok ilgi gören ve aranan gençler oldukları, iç<br />
motivasyonlarının daha yüksek olduğu ve daha çok amaca  3 yönelik davranışlar gösterdikleri saptanmıştır. E         Ancak araştırmanın en ilginç bulgusu bu gençlerin en yüksek puanın 1600 olduğu SAT sınavlarında (Türkiye&#8217;deki ÖSS), beklemeden yiyenlere kıyasla ortalama 210 puanlık  bir üstünlük sağlamaları olmuştur. Bu fark en yüksek ve dü­şük sosyo-ekonomik ailelerin çocukları arasında veya ilko­kul mezunu ailelerle, üniversite mezunu ailelerin çocukları arasındaki farktan daha yüksek bir farktır.&#8221;<br />
Görüldüğü gibi, dürtülerini kontrol edebilme, hazzı erteleyebilme ve sabretme; hayatta başarılı olmak için çok önemli bir duygusal beceridir ve zihinsel zekayı değerlendi­rebilmek için de önemli olmaktadır.</p>
<p>Duygusal zeka geliştirilebiliyor<br />
Bir ergenin anne babası olarak duygusal zekâ konusunu iki yönden değerlendirebiliriz;<br />
1.  Bizler; hem çocuğumuza iyi bir model olmak, hem de onunla iyi ilişkiler kurabilmek; ona anlayış dolu bir aile sun­mak için kendi duygusal zekâmız konusunda bilinçlenebiliriz.<br />
2.  Çocuğumuzun duygusal zekâsı konusunda bilinçlene­rek onu geliştirmek için neler yapabileceğimizi öğrenebiliriz.<br />
Bunun için ise, şu soruları kendimize sormakla işe başla­yabiliriz;<br />
■ Duygularımızın farkında mıyız?</p>
<p>■ Onları yönetebiliyor muyuz?</p>
<p>■ Onları doğru kullanmak bize ne kazandırır?<br />
Duygusal ve sosyal becerilerini iyi kullanabilen kişiler, yani, kendini ve duygularını iyi bilen, onları kontrol ede­rek yönetebilen, başkalarının duygularını anlayan ve onlar­la ilişkilerini ustalıkla idare edebilenler; hayatlarının hem özel hem de mesleki alanlarında daha avantajlı bir konuma geçerler.<br />
Özel hayatta duygusal zekâ; insanların iş arkadaşları ve aile bireyleri ile iyi anlaşabilmelerini sağlar. Duygularının dizginine sahip kişiler, kendileri ve çevresindekiler ile ilgili sorunları kolayca çözebilir.<br />
Mesela duygusal zekâlı bir anne baba; çocuklarını oldu­ğu gibi kabul edip; onları dinleyip anlama yeteneğine sahip­tir. Bunun için de sevilirler ve arkadaşça ilişki kurabilirler. Bir kere bunu başarınca onların iyiye yönlendirmekte daha başarılı olacaklardır.<br />
Üstelik duygusal zekânızı geliştirmek size peşin bir mut­luluk olarak dönecektir. Duyguları hakkında bilinçli kişiler genellikle kendileri ile de barışıktırlar ve kolay memnun olurlar.<br />
Ve en güzeli, bütün bunlara doğuştan sahip olmamız ge­rekmiyor; bu özellikler öğrenilebiliyor. Nasıl ki zihinsel zekâ, bir takım alıştırmalarla, bazı temel bilgileri öğrenme yoluyla aktifleşip gelişiyorsa, duygusal zekâ başlığı altında yer alan beceriler de; öğrenilerek kazanılabilir ve geliştiri­lebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gercek-egitim-ve-duygusal-zeka/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Dikkatini yöneltme</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/cocuklarin-dikkatini-yoneltme/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/cocuklarin-dikkatini-yoneltme/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 11:49:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Öğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8791</guid>
		<description><![CDATA[Öğrencilerin kendi kendilerine çalışırken en yaygın so­runlarından biri, zihnin ya da ilginin başka yöne çekilmesi­dir. Dikkatin başka yöne yönelmesi genellikle çalışırken ve­ya okurken evde radyo, televizyonun açılması, kardeşlerinin odasına girmesi gibi dışsal etkilerle oluşur.
Dikkatin bu tür dağılmasının önlenmesi için öğrenmele­rini en iyi destekleyen çevresel özellikleri belirleyip düzenle­mek önemlidir. Bazı günler ona evde uygun ortam hazırlayamayacaksanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilerin kendi kendilerine çalışırken en yaygın so­runlarından biri, zihnin ya da ilginin başka yöne çekilmesi­dir. Dikkatin başka yöne yönelmesi genellikle çalışırken ve­ya okurken evde radyo, televizyonun açılması, kardeşlerinin odasına girmesi gibi dışsal etkilerle oluşur.<br />
Dikkatin bu tür dağılmasının önlenmesi için öğrenmele­rini en iyi destekleyen çevresel özellikleri belirleyip düzenle­mek önemlidir. Bazı günler ona evde uygun ortam hazırlayamayacaksanız kütüphane gibi sessiz bir yere gitmelerini tavsiye edebilirsiniz.</p>
<p>Dikkatin dağılması kimi kez öğrenciden de kaynaklanır. &#8220;Bunu anlayamadım&#8221;, &#8220;Bu projeyi yapma olasılığım zayıf&#8221; gi­bi kendi kendine olumsuz düşünme, güdülenmeyi düşürerek dikkati azaltır. Güven, öğrenmede çaba harcama ve amaca ulaşmada bireyin inançlarında ortaya çıkar. Olumlu öz konuşmalar, güvenin sağlanması ve sürmesinde etkili olabilir.</p>
<p>Güveni olumsuz etkileyen etmenler ise test kaygısı, verilen görevi iyi yapamama korkusu olabilir.<br />
Acaba bu sıkıntının nedeni şunlardan biri olabilir mi?<br />
■  Öğrencinin hedefi, yeteneğine ve seviyesine uygun de­ğil. Ailelerin çoğu öğrencilerini olduğundan yüksek görme­ye meyillidirler.<br />
&#8220;Çalışsa yapar, ama çalışmıyor ki&#8221; diye düşünürler. Bu ne­denle mesela sayısal yeteneği düşük olsa da ısrarla sayısal he­deflere yönlendirirler. Bu durumda çocuk yapamadığını gö­rerek bezginliğe umutsuzluğa düşecektir. Bu da onun yapa­bileceğinden de mahrum kalmasına neden olur.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/20082007104559_499_498364coc.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8792" title="20082007104559_499_498364coc" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/20082007104559_499_498364coc.jpg" alt="" width="248" height="248" /></a><br />
■  Bu dersi sınıfta ve dershanede anlamasına engel olan bir durum olabilir. Geçmişte bu dersin temeli olan konuları iyi öğrenememiş olabilir. Öğretmenin devamsızlığı, görevini iyi yapmaması gibi bir durum da olabilir. Öğrencinin bu tip sıkıntılarına ilgi gösterilmesi gereknv<br />
■  Çocuğunuz bu derse karşı ön yargı geliştirmiş olabilir. Ergenler arkadaş çevresinin telkinine çok elverişlidir. Bazı öğrencilerin kendileri anlayamadığı için &#8220;matematik, fizik zordur&#8221; gibi sözleri sizin çocuğunuzu etkilemiş olabilir. Ba­zen de öğrenciler, zeki ve çalışkan arkadaşlarını dışlama eği­limine girerler. Bundan etkilenme olabilir.<br />
■  Bu konuyu daha önce bu konuda öğrenilenlerle birleş­tirmesine engel olan bir durum olabilir. Aradaki bağlantıyı kurmasına engel olan kopukluk belki de çok basittir. Önce o bağlantının anlaşılması gerekmektedir.<br />
Eğer çocuğunuzun dersi anlaması bu ve benzer nedenler­den dolayı mümkün olamıyorsa dikkati kolayca dağılır. Bu yüzden çalışma isteği bir türlü uyanmaz. Çalışmaya isteksiz başladığı için sık sık ara verir; hayallere dalar. Bedensel ola­rak kitapların yanında olsa bile zihinsel olarak oralardan çok uzaklardadır.<br />
Çocuğunuzun bu halini duruşundan, oturuşundan bile anlayabilirsiniz. Gözleri dalgındır; sırtı eğilmeye, omuzlar çökmeye ve vücut coşkulu halini kaybetmeye başlamıştır.<br />
Böyle bıkkın bir edada derslerinin başında oturacağına biraz dolaşsın daha iyi. Açık havada dolaşıp, kendine geldik­ten sonra yanınıza çağırın; bir üzüntüsü mü var, derse ken­dini vermesini engelleyen sorunu mu var anlamaya çalışın. Eğer çözemeyeceğiniz bir şey olsa dahi paylaşmak onu ra­hatlatabilir.<br />
Tatlı bir şeyler yemek gibi, moralini düzeltecek bir geyler yaptıktan sonra daha şevkli ve canlı bir şekilde dersinin ba­şına otursun.<br />
Çocuğunuzu ders çalışırken dikkatini dağıtan bir şey de, vücudundan gelen sinyallerdir. Özellikle uzanarak, ya da masa üstüne iyice abanıp kendini bırakarak ders çalışıyor­sa, uyuklama haline girer. Bu durumda bilinçaltının arzula­rı ve duyguları onu bürümeye başlar. Artık dikkatini derse veremez.<br />
Derste öğrenme halinin sürdürülebilmesi için vücudu dinç ve canlı hale getirmesi gerekir. Dik bir duruş, alınan birkaç derin nefes, neden ders çalışması gerektiğini düşü­nüp, şevke gelmek canlanmayı sağlayabilir. Bu durumda beyne yapılacak olan davranışa istekli olunduğu mesajı gi­der. Beyin gelen bu mesaja göre ders çalışma davranışına olumlu bir duygusal boyut kazandırır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kaygıyı yönetmek</strong></span><br />
Kaygı normal duygularımızdan biridir. Hayatımızda rolü olacak bir durum öncesinde belli bir ölçüde kaygı hissetmek, sağlıklı bir durumdur. Kaygılar insanı tedbirli olmaya yön­lendirir, gayrete getirir. Ancak gerçek dışı ve karamsar bir düşünce tarzıyla birlikte endişeye dönüşen kaygılar, kişiyi amaçtan uzaklaştırır.<br />
Daha önce işlediğimiz gibi, kaygının kontrolden çıkması stres dediğimiz bedensel ve ruhsal kötü hissetmelere neden olur. Çocuk bu kötü hisleri yaşamamak için sınavı düşün­mekten kaçıp, kendini iyi hissedeceği oyun eğlence gibi fa­aliyetlere bırakabilir. Sağlıksız olan kaygı, bedene ve ruha hakim olan, yönetilemeyen kaygıdır.<br />
Sınav öncesinde normal düzeyde kaygı yaşayan kişiler, bu uyarımı sınavda daha fazla çaba göstermeye yönelik bir ipu­cu olarak algılarlar. Kaygısı yüksek olanlar ise yaşadıkları; kalp çarpıntısı, huzursuzluk gibi rahatsızlıklar yüzünden, bu­nu olumsuz bir durum olarak görmektedirler.<br />
Yapılan araştırmalar, sınav kaygısı yüksek olan kişiler için en büyük sorunun, daha önce öğrenilenleri sınav sırasında hatırlayamamak olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca, kaygısı yüksek olan kişilerin kaygısı düşük olanlara kıyasla ders çalışmaya daha çok zaman ayırdıkları görülmektedir. Bu bulgular da sonuçtaki düşük performansın, bu kişilerin ders çalışma sürelerindeki yetersizliğe değil, olumsuz düşün­celerinin kendilerinde yarattığı, başa çıkılamaz derecedeki kaygıya bağlanabileceğini göstermektedir.</p>
<p>Eğer öğrenci kaygısını yönetemezse, sınav sonrasında kendini, süreyi iyi değerlendiremediği için bildiklerini yapa­mamış, dikkatsizlik nedeniyle işaretleme hataları yapmış, ba­zen de endişe yüzünden doğru yaptığınız soruları sonradan değiştirmiş halde bulur. Bütün bunlar, kaygının kişiye hakim olup, olumsuz beklentiye sürüklemesinden; potansiyelini kullanmasına engel olmasındandır.<br />
Öyleyse çocuğunuza kaygısını sağlıklı yönetmesini öğret­melisiniz. Bunun için ilk yapacağınız şey; sınav konusunda konuşurken olumsuz cümle kurmamak; bilakis daima iyim­ser ve ılımlı bir tavır takınmaktır. Mesela &#8220;bu sınavda başa­rısız olursan&#8221; diye başlayan hiç bir cümle kurmayın. Hele bu cümlenin devamını çocuğunuzu amacından uzaklaştıracak şekilde kesinlikle bitirmeyin.<br />
&#8220;&#8230;el aleme ne derim&#8221; yada &#8220;babanın gözüne görünme&#8221; gi­bi cümleler, çocuğa hiç bir şey kazandırmadığı halde olum­suza yoğunlaştırır. Oysa çocuk ne elalem için okumaktadır ne babası için. Çocuğunuza kendisi için çalıştığını, kendi ha­yatı için elinden geleni yapması gerektiğini öğretin. Artık elinden geleni yapmışsa üzülmemesini de hatırlatın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Zamanı yönetmek</strong></span></p>
<p>Kaygının başlıca nedenlerinden bir de zamanı yönetmek meselesidir. Çocuğunuzun sınava hazırlığını tamamlamak için belli bir süresi vardır. Bu süre içinde öğrenmesi gereken dersler gibi, bir de soruları belli bir süre içinde çözme alış­tırmasına da ihtiyacı var. Bu nedenle çocuğunuzun zaman yönetimini öğrenmesi gerekiyor.</p>
<p>Çocuğunuza zamanını en verimli şekilde yönetmesi için yardımcı olun. Sabahları erken kalkıp çalışmasını sağlayın. Sabah saatlerinde zihin berrak ve dinlenmiştir, bu zamanı en zor derslere ayırmasını, kolay dersleri akşam saatlerinde göz gezdirmesini söyleyebilirsiniz.<br />
Ona &#8220;Önünde belli bir zaman var. Bunu kendi yararına kullanmak elinde&#8221; diyerek, hayatının kontrolünü eline alma­sını öğütleyin. Kontrolünü yitirdiği konulara dikkat çekin. Yargılamadan, şefkatli bir ses tonuyfe,<br />
&#8216;Yavrum, televizyon karşısına geçince takılıyor, bir daha kalkamıyorsun. En iyisi mi hiç açma şu aleti.&#8221; Deyin. Yada<br />
&#8220;Eğer telefonu kapatmazsan seni rahat bırakmayacaklar. Bana kalırsa arkadaşlarınla konuş, belli saatler dışında gö­rüşmeyin. Yazık değil mi, seni de oyalıyorlar, kendileri de oyalanıyorlar.&#8221; Şeklinde tavsiyelerde bulunun.<br />
Bunları baskı ve eleştiri şeklinde değil; tavsiye şeklinde söyleyin. Elbette hayatından ders dışındaki herşeyi çıkaracak değilsiniz. Sadece kontrolünü yitirecek şekilde kapılmasını engelleyin.<br />
Öğrenciler imtihan dolayısıyla fazla ders yapmaya zor­landıklarında, sıkılmakta, bunalmakta ve bir bıkkınlık içine girebilmektedir. Bu çocuğun ruh sağlığını zorlayan bir du­rumdur. Çocuk imtihana hazırlanırken zevk aldığı şeyler ta­mamen ortadan kaldırılmamak, ölçülü olarak çocuğun ha­yatını renklendirmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tercihleri yönetmek</strong></span><br />
Eğitim hayatının başından itibaren çocuğunuzu doğru ta­nımak ve ona en uygun şekilde yönlendirmek onun başarısı için çok önemli. Elbette bunu doğru yapabilmek için, öğret­menlerinin fikrinden yararlanmalısınız.<br />
Çocuğunuza hedef gösterirken gerçekçi ve esnek olmak çok önemlidir. Hiç bir zaman bir veya birkaç seçeneğe odak­lanmayın. Hele de yüksek öğrenim şartları ve çocuğunuzun seviyesi hakkında bilgi sahibi olmadığınız halde yönlendir­me yapmaya kalkışmayın. Mesela çocuğunuz vasat bir zeka ve başarı seviyesine sahip olduğu halde,<br />
&#8220;Doktor veya mühendis olamayacaksan hiç okuma daha iyi.&#8221; Gibi bir cümle kurarsanız onun dünyasını baştan yıkar­sınız. Siz aynı şartlarda okusaydınız, bu fakülteleri kazanabi­lecek miydiniz?<br />
Bu zamanda anne babaların temennilerini içlerinde saklaması, gerçekçi olmayan zorlamalara kalkışmaması daha doğru olur. Çocuğunuzun eğitim hayatını en uygun tercihe yön­lendirmesi için rehberlerle bir araya getirin yeter.<br />
Bazı öğrenciler büyük hedeflerle daha kolay motive olur, bazıları ise büyük hedeflere inanamaz; başarısızlıktan korkar. Her iki durumda da birçok seçeneğe açık ve esnek ol­makta yarar var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/cocuklarin-dikkatini-yoneltme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Aşırı Ağlama</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/bebeklerde-asiri-aglama/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/bebeklerde-asiri-aglama/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 23:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8865</guid>
		<description><![CDATA[AŞIRI AĞLAMA
Bağırsaklarda acı veren spazmlar, yoğunluk, annenin sinirli olması ve günün bu saatlerinde annenin süt miktarının azalması gibi birçok nedeni vardır. Ne yapmalısınız?
Gece sancısı için etkili bir tedavi yoktur. Anne babalara düşen görev sürekli ağlayan bebeğin üzerlerinde yarattığı gerginliği azaltmaya çalışmaktır. Öğleden sonraları dinlenerek günün sonunda fazla yorgun olmayı önleyin. Anne babalar sırayla öğleden sonraları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kadinlar.tc/bebeklerde-asiri-aglama/">AŞIRI AĞLAMA</a></strong></p>
<p>Bağırsaklarda acı veren spazmlar, yoğunluk, <a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">anne</a>nin sinirli olması ve günün bu saatlerinde annenin süt miktarının azalması gibi birçok nedeni vardır. <strong>Ne yapmalısınız?</strong></p>
<p>Gece sancısı için etkili bir tedavi yoktur. Anne babalara düşen görev sürekli ağlayan bebeğin üzerlerinde <a href="http://www.kadinlar.tc/yaralar/">yara</a>ttığı gerginliği azaltmaya çalışmaktır. Öğleden sonraları dinlenerek günün sonunda fazla yorgun olmayı önleyin. Anne babalar sırayla öğleden sonraları dinlenebilir. Ya da güvenilir bir &#8220;<a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a> bakıcısı&#8221;mn bebeklerine <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a> <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kulak-burun-bogaz-hastaliklari/">kulak</a> olmasını isteyebilirler.</p>
<p><strong>Gaz</strong></p>
<p>Küçük bebekler, beslenirken ve özellikle <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/beslenme-ve-diyet/">beslenme</a>nin başında mamasını hırsla içerken beraberinde hava da yutarlar. Bağırsak ya da midedeki fazla gaz kusmaya neden olabilir. Ayrıca rahatsızlık ve ağlamayla (colıc) bir bağlantısı olabilir. Her beslenmeden sonra bebeğinizin gaz çıkarmasına yardımcı olmak için biraz zaman ayırmanız iyi olacaktır. Bebeğin gaz çıkarması için en iyi pozisyonlardan bazıları aşağıda gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Gaz çıkarma pozisyonları</strong></p>
<p>İlgi ve fiziksel rahatlık ihtiyacı genel bir ağlama nedenidir. Bazı bebekler kundaklarında ya da etrafı parmaklıklı oyun yerlerinde yalnız bırakıldıklarında oldukça mutludurlar, ama bazılarının da, anne babanın varlığının verdiği güvene ihtiyaçları vardır.</p>
<p><strong>Ne yapmalısınız?</strong> Bebeğinizi onun istediği kadar kucaklayın. Bu yaşta &#8220;şımarma&#8217; tehlikesi yoktur ve bebeğiniz güven duygusunun artması sonucunda daha mutlu olacaktır. Evin günlük işlerini yapabilmek içm bebeği bir bebek arabasına koyup siz evin içinde dolaşırken onu da yanınızda dolastırabilirsiniz. Daha büyük bir bebek yastıklarla sizi görebileceği şekilde dikîeştirildiğinde sakinleşebilir.</p>
<p>Evdeki ve özellikle annedeki gerginliğe karşı duyarlılık bebeği huzursuz yapabilir ve açıklanamayan ağlamalara yol açar.</p>
<p><strong>Ne yapmalısınız?</strong> Normalden fazla ilgi gösterseniz bile bebek yeni bir düzene ve yeni bir çevreye, yaklaşık bir haftada alışır. Eğer bebeğinizin ağlamasının sizdeki gerginliğe bir reaksiyon olduğunu düşünüyorsanız gerginliğinizi azaltmanın yollarım arayın. Gerekirse bu konuda doktora danışın. Bebeğinizin ağlaması sizi sinirlendiriyor, kızdınyorsa; ya da bebeğinizi sarsacak ve ona vurmanıza yol açacak kadar kontrolünüzü kaybetmenize neden olacak şiddetli duygular içindeyseniz kesinlikle, tıbbi tavsiyeye ihtiyacınız vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/bebeklerde-asiri-aglama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Motivasyon</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/motivasyon/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/motivasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 11:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim ve Öğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8786</guid>
		<description><![CDATA[Hiç kimse istemediği, zevk almadığı bir işi severek yapa­maz. Hele de artık hayatını kendisi yönetmek isteyen ergen­lik çağı çocuğu, sürekli ikazlar ve emirler almaktan hoşlan­maz. Bu nedenle ders çalışma kararını kendilerinin vermesi önemlidir.Öğrencilerin ders çalışmaya başlayamamalarının nederıi &#8220;Niçin çalışmalıyım?&#8221; sorusuna yanıt verememelerinden kaynaklanır. Her davranışın bir nedeni olduğu gibi ders ça­lışmanın da bir nedeni vardır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kimse istemediği, zevk almadığı bir işi severek yapa­maz. Hele de artık hayatını kendisi yönetmek isteyen ergen­lik çağı çocuğu, sürekli ikazlar ve emirler almaktan hoşlan­maz. Bu nedenle ders çalışma kararını kendilerinin vermesi önemlidir.Öğrencilerin ders çalışmaya başlayamamalarının nederıi &#8220;Niçin çalışmalıyım?&#8221; sorusuna yanıt verememelerinden kaynaklanır. Her davranışın bir nedeni olduğu gibi ders ça­lışmanın da bir nedeni vardır. Aileler çocuklarının; &#8220;neden ders çalışmaları gerektiği&#8221; sorusunun cevabını bulmaya yön­lendirmelidirler. nu bir hedefe heveslendirin. Bu hedefi için okumayı, ^~ okumak için ders çalışmayı ister hale gelsin. Eski dilde teşvik, yani şevklendirmek, coşku ve istek uyandırmak, şimdiki dilde motive etmek; iki yolla olabilir; korku ve umut. Siz ^ çocuğunuzu teşvik etmek için daha çok umut aşılayın. İstediği şeyleri elde etmesinin mümkün olduğunu düşündürün. &lt;û. Eğer çocuğunuz neden okuması gerektiğinin cevabını; % &#8220;düşündüm de, aslında benim ders çalışmam gerekmiyor.  Çünkü ben okumak istemiyorum. Ben&#8230;..olmak istiyorum,<br />
bunun için ise okumaya gerek yok&#8221; şeklinde bulduysa,, onu<br />
bu cevabın sağlıklı olup olmadığıyla yüzleştirin.<br />
&#8220;Peki&#8230;..olmak için daha mı az çalışacağını sanıyorsun?&#8221;<br />
diye sorun. Bu soru üzerinde düşünüp kafa yormasına izin<br />
verin.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/motivasyon.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8787" title="motivasyon" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/motivasyon-291x300.jpg" alt="" width="291" height="300" /></a></p>
<p>Yapmak istediği öteki şeylerin gerçekçiliği üzerinde konu­şun. Bunları yapabileceği kesin mi? Yapamazsa bir alternati­fi olacak mı?<br />
Kendİ gençliğinizle ilgili pişmanlıklarınız varsa samimi­yetle paylaşın. Onu düşündüğünüzü hissettirin. En iyisi, okuyarak iyi bir yere gelmiş birini örnek gösterin, böylece öncelikle okumaya motive edin. Tahsil hayatına dönmek için bir daha fırsatı olmayacağını, bu yaşlardaki zekâ ve fır­satım kaybederse geri gelmeyeceğini gösterin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Severek çalışmak</strong></span><br />
Ders çalışmayı sevmek, meraklı bir yapıya ve soyut, yük­sek zevklere sahip olmakla mümkündür. Zeki kişiler televiz­yon izlemekten değil, kitap okumaktan, dedikodu etmek­ten değil, bulmaca çözmekten zevk alırlar. Bilgisayar başına geçince oyun oynamak değil, internette yeni bir şeyler öğ­renmek peşinde olurlar.Çocuğunuza bu yüksek zevkleri açılamanız için öncelikle örnek olmanız ve küçük yaştan itibaren alışkanlık kazandır­manız gerekir. Eğer sizi kitap okurken görürse o da okur. Si­zi gevezelik ederken görürse o da arkadaşıyla mesajlaşma ile zaman geçirir.<br />
Ders çalışmayı sevmek için hayattan başarı yoluyla zevk almak alışkanlığı da önemlidir. Bu da yine örnek alma yo­luyla kazanılan bir alışkanlıktır. Eğer sizi alışveriş yaparken, kuaförde dış görüşünüzle uğraşırken ve sürekli bu gibi şey­lerden bahsederken görürse onun da hayattan beklentisi bu gibi fiziksel amaçlar olacaktır. Ama eğer sizin kişisel gelişim­sel veya manevi bir hedefiniz varsa, onun için çalışmaktan zevk alıyorsanız, o da bunu örnek alır.<br />
Ayrıca yüksek zevkler önce biraz sabredilerek kazanılır, sonra doğallasın Çocuğunuza şöyle söyleyin; &#8220;çalışma iste­diğini uyandırmak için şimdi çalışmaya başla ve bunu sür­dürmeye çalış. Bir süre sonra ders çalışmayı severek yapma­ya başlayacaksın. Başardıkça başarma zevki ile daha severek çalışacaksın.&#8221;</p>
<p>Birçok öğrenci çalışma isteğinin ortaya çıkması için &#8220;İl­ham&#8221; bekler. Oysa &#8220;İlham&#8221; yapılması istenen davranışlar için gelir. İnsanlar yapmak istediklerini önce düşünürler. Bu dü­şünceler bilinçaltına atılır. Bilinçaltı otomatik bir pilot gibi devreye geçer. Biz diğer davranışlarla meşgul olurken o çö­züm üzerine yoğunlaşır ve çözümü bulur. Böylece &#8220;İlham&#8221; ortaya çıkmış olur.Bir başka deyişle, gençler öncelikle ders çalışarak &#8220;sorula­rın cevabını samimiyetle merak etmelidir.&#8221; Eğer bunu başara­bilirlerse, cevapları kolaylıkla kavrayabildiği doğal öğrenme süreci gelişir. Hatta doğru cevaplar ilham gibi kalbinde oluş­maya başlar. Öğrenme zevkini bir kere kazanınca artık öğ­renme doğal bir faaliyet haline gelir.<br />
Bu konuda da anne babaların yapacağı en faydalı davranış, &#8220;otur dersini çalış&#8221; demekten öte bir tavır geliştirmektir. Anne babaların çok azı ders konuları üzerinde konuşmak ve böyle­ce çocuğun ilgisini uyandırmak yolunu seçer. Oysa bu yapıla­bilse öğrenme hayatın doğal bir parçası haline gelecektir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İnanç ve kararlılık</strong></span><br />
Çocuğunuzun okumayı istemesi önemli bir noktadır. An­cak bu isteğin yitirilmesi kolaydır. Çünkü onun henüz haya­tını yönetme gücü zayıftır. Bu nedenle ders çalışmaya uzun süre yoğunlaşamama problemi yaşar. O zaman da yılgınlık hisseder.<br />
Düzenli ders çalışma programını sürdürememesinin ne­deni; onu algılayış biçimidir. Ders çalışma konusunda öğren­cilerin zihinlerinde çeşitli genellemeler vardır. &#8220;Ders çalış­mak sıkıcı bir faaliyettir. Bundan nefret ediyorum.&#8221;</p>
<p>Zihinlerinde bu ve benzeri genellemeler bulunan öğren­ciler çalışmayı inanç ve alışkanlık haline dönüştürerek bu durumdan kurtulabilirler. Bunun için ise ders çalışmak ge­reğine inanması ve bunun zorluğuna sabretmesi gerekir. Sa­bır klasik bir tavsiyedir ama etkilidir.Çocuğunuz şunu iyi bilmeli ki, &#8220;ders çalışmaktan hoşlanmayı beklememeli, ama ulaşacağı sonucu düşünerek geçici sıkıntıya katlanmalıdır.&#8221;Bunun için ise, başarabileceğine inanması ve kararlı olması gereklidir. Öğrencilerin etkili bir çalışma sergileyemeyişleri, bu çalışmayı, gezme, Tv seyretme, internet, oyun vb. seçenekler arasında bir tercih olarak görmeleridir.<br />
Oysa ders çalışmak bir tercih değil zorunluluk olarak al­gılanmalıdır. Zaten hayatı boyunca yapmak zorunda olacağı bir takım zorunluluklar daima olacaktır. Ders çalışmak bun­ların ilkidir. Yetişkin olmak, işte böyle bir şeydir!<br />
Eğlenmek, gezmek, arkadaşlarıyla konuşmak gibi faali­yetler, ders çalıştıktan sonra belirli bir süre dinlenmek için ayrılan rahatlama zamanları olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/motivasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
