Gebelik Sırasında Atardamar Basıncının Yükselmesi

Gebelik Sırasında Atardamar Basıncının Yükselmesi

Gebelik sırasında atardamar basıncının normal olarak düştüğü ve sözgelimi büyük basınç için 15, küçük basınç için 9 sayılarının kesinlikle anormal olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.Gebelikteki yüksek basınç çoğunlukla, ödemlerin ve sidikte albümin bulunmasının eşlik ettiği özel bir tablo yaratır. Havale nöbeti (bilinç yitimiyle birlikte kasılmalar) ve dölütün rahimde ölmesi gibi 2 büyük tehlikesi vardır.
Artan ağırlıkta 3 biçimi vardır:
— birincisi, ilk gebelikteki yalın gebelik yüksek basıncıdır. İhtilata yol açmaz, hastayı rahatsız etmez ve doğumdan sonra herşey düzelir. Ayrıca sonraki gebelikler de normal olacaktır;
— ikincisi, tekrarlayan gebelik yüksek basıncıdır. Bozukluklar her gebelikte ve çoğunlukla aynı tarihte tekrarlar; olası böbrek bozunlarının ağırlaşma tehlikesi nedeniyle, yalnızca gebelik süresince değil, doğumdan sonra da gözetim gerektirir;

— üçüncüsü, gebelik sırasında ortaya çıkarılan ve çoğunlukla gebeliğin ağırlaştırdığı sürekli yüksek basınçtır. Bunun evrimi bütün yüksek basınçlardaki gibidir. Bu durumların tümünde dinlenme ve kesin tuzsuz rejim vazgeçilmez koşuldur. Gerekiyorsa bunlara sidik söktürücü ve basınç düşürücü ilaçlar eklenir.Aşın kilo almanın hastalığı açığa vuran değerli bir belirti olmasının yanısıra, ağırlık eğrisinin iz lenmesi ve atardamar basıncının düzenli aralıklarla izlenmesi, tedavinin etkili olup olmadığını ortaya koyar. Doğumdan sonra böbrek işlevleri de-netlenmeli ve yüksek basıncın eksiksiz bir bilançosu yapılmalıdır.Basınç değerlerini normale döndürmeyi amaçlayan, dolayısıyle de ihtilat tehlikesini ve yüksek basıncın iç organlara etkilerini azaltan, belirtilere yönelik bir tedavi sözkonusudur. Tedavinin türü yüksek basıncın derecesine ve hastanın durumuna göre seçilir.

Dolayısıyle yüksek basıncın tek bir tedavisi yoktur, her yüksek basıncın ayrı bir tedavisi vardır.Tedavi öncelikle sağlık korunması kurallarını kapsar. Sinir gerginliği kesin bir ağırlaştırıcı mendir ve hastaya sakin, aşırı yorgunluktan ve sinirlendirici olaylardan uzak bir yaşam önerilir. Aynı biçimde, beden etkinliklerini hafifletmek, uzun süre güneşte kalmayı, soğuk banyoları, yüksek yerlerde kalmayı kısıtlamak gerekir. Ayrıca, aşırı besin alma ve tütün kullanımı öğütlenmeyecek şeylerdir. Yüksek basınçta kullanılan ilaçlar bir yandan kandaki sodyum miktarını azaltanlar, öte yandan yüksek basıncın kendini hedef alanlardır.

Organizmanın sodyum deposunun azaltılmasının atardamar yüksek basıncının tedavisindeki yararı deneylerle kanıtlanmıştır. Bu deponun azaltılması yüksek basınç ilaçlarının etkilerini artırır. Dolayısıyle tuzsuz rejim, tedavinin temelini oluşturur. Yüksek basınç ne kadar ağırsa, bu rejim de o derece sıkı olmalıdır. Katı tuzsuz rejim hastanın yemeklerini tuzsuz yemesinin yamsıra salam, sucuk, sosis gibi şarküteri ürünlerini, konserveleri, süt ve süt ürünlerini, peynirleri, normal ekmeği, hardal ve maden sularını da sofrasından kaldırmasını gerektirir. Hasta sodyum kapsamayan rejim tuzları kullanabilir. Bazı durumlarda, tuzsuz rejim organizmadaki sodyumun azaltılmasına yeterlidir. Ama çoğunlukla, sodyumun sidikle atılmasını artıran ilaçlara başvurmak gerekir. Bu ilaçlar aldosteron karşıtları ya da uzun etkili sidik söktürücülerdir.

Yüksek basınç tedavisine hep bir ya da birkaç sidik söktürücüyle başlamak gerekir. Bu teknik bazen, basınç değerlerini normale indirmeye yeterlidir.Asıl yüksek basınç ilaçları yüksek basıncın ağırlığına göre ayarlanmalıdır. Değişik etkililikte bir çok özel ilaç vardır ve her hastada çoğunlukla deneyerek (ve kuşkusuz verilmemeleri gereken durumlar varsa bunlara uyularak) en uygun madde ler ve dozlar aranmalıdır.Atardamar yüksek basıncının her gün ve ömür boyu tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu, tedavinin etkisiyle basınç değerleri normale düştüğünde tedavinin kesilmemesi gerektiği, yoksa atardamar basıncının kısa sürede yeniden yükseleceği konularında hasta uyarılmalıdır.İlaçla tedavi edilen her hasta düzenli gözetim altında tutulmalıdır. Bu gözetim şunları kapsar:
— hastaya, aldığı ilaçların yan etkilere (halsizlik, ishal, kabız, ağız kuruluğu v.b.) yol açıp açmadığı sorularak ve biyolojik incelemeler yapılarak, tedaviyi kaldırışının değerlendirilmesi;

— tekrar tekrar atardamar ölçümleri yapmak. Hastaya kendi satın alacağı ve evinde bulunduracağı bir aletle atardamar basıncını kendine ölçtürmek ilgi çekici olabilir.Birincisi, cerrahi olarak yaklaşılabilecek kesin bir nedenin varolduğu ve yapılacak ameliyatın hemen yüksek basıncı da iyleştireceği umudu bulunan ikincil yüksek basınçlardır. Bu durumda, yüksek basıncın yerleşerek ayrı bir hastalık haline gelmesini beklemeden girişimde bulunmak zorunludur. Cerrahiden yararlanabilen bu tür yüksek basınç nedenleri, daha önce de sözünü ettiğimiz göğüs aortunun yerel darlığı, böbreküstü bezleri, urları, böbrek hastalıkları ve bazı böbrek atardamarı bozukluklarıdır.Çok daha ender olan ikinci durum, nedeni bilinmeyen yüksek basınçlardır.

Bunlarda cerrahi girişim geçiştiricidir ve ilaç tedavisinin başarısız kalmasından sonra uygulanır. Sempatik zincirin ya da böbreküstü bezlerinin bir bölümü çıkarılır. Ciddi yüksek basınç durumlarında, bu ameliyatların ikisi birden uygulanır. Ama aslında, yakın tarihte bulunan yeterince güçlü basınç düşürücü ilaçlar, eskiden kaçınılmaz olan bu cerrahi girişimi son derece azaltmışlardır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ