Gebelikte Dölyatağı Değişimleri

Gebelikte Dölyatağı Değişimleri

GEBELİKTE DÖLYATAĞI DEĞİŞMELERİ

Yumurta annenin dölyatağına yerleştiği ve gelişmeye başladığı zaman, «gebeliğin başlamış» olduğu söylenir. Bu dönemde önemli ölçüde biçimsel değişiklik gerçekleşir. Gelişme hızı, gebeliğin ilerlemesiyle artar.

Dölyatağının biçim ve yapısı

Gebelik dışında dölyatağı yaklaşık 50 gram ağırlıkta, 6-8 santimetre, yükseklikte, 4-5 santimetre genişlikte ve 2-3 santimetre küp hacimli küçük bir organdır. Gebeliğin 3. ayının sonunda yüksekliği 13, genişliği 10 santimetreyi bulur.

6. ayın sonunda, yüksekliği 20 sm, genişliği 16 sm’dir.

Doğumdan hemen önce dölyatağı 32 sm yükseklikte, 22 sm genişliktedir. Ortalama ağırlığı 1 kg dolayındadır-, hacmi 4-5 litreyi bulmuştur. Dölyatağının boyutlarındaki bu değişikliği, organı oluşturan düz kas hücrelerinin sayı ve boyutlarının artışı sağlar. Sözkonusu kas tabakası, farklı yönlerde 3 tabakadan oluşur. Yüzeysel tabaka uzunlamasmadır, dölyatağının ön yüzünden arka yüzüne doğru uzanır; en iç tabaka değirmidir; en kalın tabaka olan ve «ağbiçimli tabaka» diye adlandırılan orta tabaka, her yöne uzanabilecek biçimdedir. Aslında bu fark, yalnızca mikroskopta ayırdedilebilir. Gebelik sırasında her üç tabaka, dölütü etkin biçimde koruyacak ve doğumu sağlayacak biçimde güçlü ve esnek bir kas yapısı oluşturur. Dölyatağı çeperinin kalınlığı, gebelik süresince değişmez değildir. Çeper, başlangıçta, gebelik öncesine oranla kalınlaşır; daha sonra, organ azami gelişme düzeyine ulaştığı zaman, yeniden incelmeye başlar, doğumdan sonra başlangıçtaki kalınlığına döner. Dölyatağı, normal denebilecek boyut ve özelliklerine doğumdan ancak 1-2 ay sonra kavuşur. Bu sağlam ve düzenli kas yapısı içinde, dölyatağı boynu ile dölyatağı gövdesi arasında yeralan az kaslı bir bölge vardır. Sezaryen uygulamak gerekirse, dölyatağı kesişi buradan yapılır. Her organ gibi, dölyatağı sinirleri de özerk sinir sistemine, ayrıca da merkezi sinir sisteminin etkilerine bağlıdır. Gerek bu sinirler, gerekse dölyatağının kasılma yeteneği, gebelik süresince uykuya dalmış görünür.

Kas sistemi gelişmesiyle aynı zamanda, dölyatağma ulaşan kan damarlarında da önemli bir artış gözlenir. Gerçekten, gebeliğin sonuna doğru, eten düzeyindeki eten çıkıntılarından oluşan madde

Doğum evresine en elverişli koşullarda ulaşabilmek için, gebe bir kadın, etkinliklerini azaltmalı, daha sağlıklı ve daha dengeli yaşamalıdır.

alışveriş yüzeyi, bütün kırışık ve buruşuklukları açılabilseydi 7-12 metreye yayılırdı. Böylesine bir işlevi yerine getirebilmek için annenin kan debisi, dolayısıyle kalbin çalışması, yaklaşık yüzde 30 oranında artar ve gebeliğin sonuna doğru dölyatağı içinden geçen kan miktarı, normal dolaşıma oranla on kat artabilir.

Anatomik yeri

Gebelik dışında, dölyatağı «küçük leğen» adı verilen kemik bir boşluk içindedir; burası, önde çatı kemiği, arkada kuyruk sokumu kemiği, yanlarda ise kalça kemiği kanatları adı verilen leğen kemikleriyle sınırlıdır. Dölyatağı gelişmesine burada başlar, sonra yükselerek ikinci ayın sonuna doğru elle muayenede çatı kaynağının üstünde algılanabilir. Dölyatağı bundan sonra, dikey olarak, karın boşluğunun ön tarafı yakınında gelişmesini sürdürür ve karın boşluğuna çıkıntı yapar. Karın boşluğu içindeki organlar, dölyatağının bu gelişmesinden etkilenirler.

Aşağıda, dölyatağının altında sidik torbası yeralır ve gebeliğin sonuna doğru, çoğunlukla.bası altında kalma sonucu küçük bozukluklara uğrar. Sindirim organları, özellikle de barsak, dölyatağı tarafından yukarı doğru itilir ve genellikle dölyatağının yüzü ile karın boşluğunun omurgayı eksen alan arka çeperi arasına kayar. Gebeliğin sonunda, dölyatağının dibi, karaciğerin ve safra kesesinin alt taraflarıyla temastadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ