Genç Kız Öğretmen İlişkisi
Genç kız öğretmen ilişkisi
Lisede genellikle karışık sınıflarda yani kız ve erkek öğrenciler birarada öğrenim görürler. Lise kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle kaynaştıkları, son derece değişik bir ortamdır. Öğrenciler dikkatli ve eleştirici gözlerle öğretmenlerini süzerler. Onlara güvenmeye onları sevmeye hazırdırlar. Henüz tam manasıyla toplumun kalıbına girmemiş olan genç kız, öğretmenlerini onların görünmek istediği gibi değil de, oldukları gibi görür. Gençliğinin verdiği bilinçsiz zalimlikle hocalarının, iç dünyalarındaki ve dış görünümlerindeki en küçük uyumsuzluğu bile eleştirir. Onların birtakım yanılgılarını, yorgun ve şüpheci tavırlarını ortaya çıkarmaktan çekinmez. Her öğrenci kendi fikrince, öğretmeninin iyi birer rehber olup olamayacağına karar verir. İşte bu noktada öğrenci-öğretmen ilişkisi çıkar karşımıza. Bu, anne-babayla olan ilişkiden çok daha zordur. Zira temelinde o derin, sağlam aile bağı yoktur. Çevre şartları öğrenci-öğretmen ilişkisinin lehine çalıştığı takdirde bütün zorluklara rağmen öğrenim çok zevkli geçer, öğretmenin kültürü, kişiliğiyle birleşerek genç öğrencinin yepyeni, ilgi çekici fikirler, düşünceler evrenine girmesini sağlar. Yeni yeni araştırma yolları açar.
Lise döneminde öğrenciler öğrenme konusunda daha hevesli ve bilinçlidirler. Çeşitli problemler ortaya atıp, bunlar üzerinde tartışabilir, konu üzerinde derin araştırmalar yaparak bu problemlere çözüm getirebilirler. Felsefe, pedagoji gibi derslerle ilk karşılaşmalarında yeni ve şaşırtıcı bilgiler edinirler. Bu bilgiler karşısında birçok soru işareti belirir kafalarında. Bütün bu yeni bilgileri kendilerinin bulup çıkardıklarını sanırlar, çok sevinirler. Konuyla daha yakından ilgilenmeye başlarlar. Ne var ki, daha sonraları bütün bunları, insanoğlunun ruhundan doğduğunun farkına varacak, tarihin bir efsane, ya da olaylar zinciri olmadığını, etki tepki ilişkisinin bir sonucu olduğunu anlayacaklardır. Ondan sonra da dü, sanat, ekonomi, edebiyat, fen gibi konuları ihtiva eden insanoğlunun gelişimi, genç zihinleri meşgul edecektir.
Kadınlar erkeklere göre, daha çabuk olgunlaştıklarından, genç kız, kısa bir süre sonra öğrenmek istediği konuları belirleyerek, tercihini yapacaktır. Bu noktada küçük bir problem çıkar ortaya: Diyelim ki genç kız, sosyal, ekonomik, politik, dinî problemleri aydınlatmak, kendi içindeki ve dışındaki dünyanın gizli kalmış yönlerim ortaya çıkarmak istiyor. Bu konularla ilgili kitaplar okuyor, bilgilerini genişletiyor. Bir süre sonra edindiği bilgileri başkalarına aktarmak, başkalarının fikirlerini almak, çevresindeki kişilerle fikir tartışmalarına girmek ihtiyacını duyacaktır. Bu konuda anne-babasının kendisine yardımcı olması hemen her zaman mümkün değildir. Zira, küçük bir kızken anne-babasının her yönden kendisinden üstün olduğunu, çok şeyler bildiğini düşünse bile, genç kızlık döneminde onun gözünde anne-babasının değeri artık azalmıştır. Onların artık modası geçmiş fikirlere bağlı olduklarım düşünmektedir. Anne-babasıyla her konuda tartışabüen genç kızlar da vardır. Ancak bunlar azınlık olarak nitelendirilebilecek şanslı kişilerdir. Bu yüzden genç kız, anne-babası yerine okul arkadaşlarına, aile çevresindeki dostlarına, kendisine güven veren, onu ciddiye alan “Boyundan büyük laf etme! Böyle işlerle birkaç yıl sonra uğraşırsın!” gibi sözler söylemeyen herkese kolayca açılır. Bu şekilde hayatı tanımaya, insanlarla yeni boyutlarda sosyal ilişkiler kurmaya başlar.
|
Bu kategoriye son eklenenler
|
Bu kategorinin diğer yazıları
|



Bu yazı için yorum yapın