Genç Kızlarda İdeal Evlilik Yaşı

Genç Kızlarda İdeal Evlilik Yaşı

İdeal evlilik yaşı

Ve işte aradan yıllar geçti. Öğrenimi­ne devam eden genç kız, kendi eğilimleri ve yetenekleri doğrultusunda bir tercih yaparak üniversite öğrenimine başladı. Çalışan genç kız ise, bu süre içerisinde meslek hayatında uzun bir yol katetti. Ekonomik durumunu düzeltti. Hatta mesleğinde bir aşama yaptı, biraz yük­seldi bile.

Genç Kızlarda İdeal Evlilik Yaşı


20 yaşın eşiğine geldiği bu devrede, ilk gençlik sempatileri arkadaşlıkları genellik­le bütün büyüsünü kaybetmiş olur. Genç kız artık daha ciddi bir bağın arayışı içeri­sindedir. Ne var ki, bu dönemde aceleci davranmak, ileride hiç de hoş olmayan so­nuçlar yaratabilir. Günümüzde henüz hazır olmadıkları halde çok genç yaşta evlilik yü­künü omuzlayan, “iki gönül bir olunca sa­manlık seyran olur” diye düşünerek çok genç yaşta evlenen çiftler vardır. Oysa tec­rübeler çok genç yaşta yapılan evliliklerin yürümesinin güç olduğunu göstermekte­dir.

Zira, 16—17 yaşındaki bir genç kız ile 18-20 yaşındaki bir delikanlının kişiliği he­nüz oluşum halindedir. Kişilikleri daha tam olarak gelişip oturmamıştır. Bir süre sonra, karşılarında evlendikleri kişiden çok farklı birini bulabilirler, tşte o zaman, evli­liğin içinde boğulduğu huzursuzluklar de­nizi kabarmaya başlar.

İdeal evliliK yaşı kaçtır? Evlilik için ideal yaş tesbit edilemez. Bu, kişinin karakteri­ne, içinde yaşadığı çevreye bağlı bir olay­dır. Ancak yine de bir yaş tayin etmek ge­rekirse, ideal evlilik yaşı kadında 22-25, er­kekte 28-32 yaşları arasındadır denilebilir.

Çalışan kadın evlenmeye karar verdiği zaman, buna bağlı olarak bir takım önemli kararlar da almak zorundadır. Sözgelimi, evlendikten sonra işine devam edip etmeyeceği, çalıştığı takdirde çocukların bakı­mının ne şekilde yapılacağı gibi problemler daha yolun başında iken düşünülmesi gere­ken konulardır.
Büyük fabrikalarda çalışan işçiler için problemin çözümü genellikle kolaydır. Zira büyük fabrikaların kendi bünyelerinde açıl­mış kreşleri, çocuk yuvalan vardır. Sonra öğle yemekleri de genellikle fabrika tarafın­dan karşılanır. Yani çiftin hayatı genelde rayına oturmuş, nisbeten kolaylaştırılmış­tır.

Oysa memur, öğretmen, avukat, doktor vb. gibi meslek sahibi bir kadın için karar vermek zordur. îş hayatına devam edip et­meme, çocukların bakımı gibi problemlerin yanısıra, evliliğe hazır olup olmama konu­su da ayrı bir problem teşkil eder. Kadın o ana kadar çevresindeki kişilerle yakın iliş­kiler kurmuş, edebiyat,sanat, politikayla yakından ilgilenmiştir. Arkadaşları kendi­siyle bu tür konularda, entellektüel bir çerçeve içinde konuşmaya hazırdırlar. Evlen­dikten sonra, ise iyi bir ev kadını, bir eş, bir anne olarak geleneksel görevlerini yerine getirebilmek için çevresinden kopacak, bi­raz da olsa arkadaşlarından uzaklaşacak­tır.

Bütün bu sebeplerden dolayı kadın, evlenmeye karar vermeden önce kafa­sındaki soru işaretlerinin cevabını bul­malı, fikirleri, amaçları, hayattan bekle­dikleri konusunda kesin bir karar verme­lidir.
Seçtiğimiz ya da seçmek üzere olduğu­muz erkekle güvenilir, sağlam bir yuva kurup kuramayacağımızı nasıl anlayabi­liriz?
Modern psikoloji uzmanları aşk konu­sunda derin araştırmalar yapmışlar ve her gencin bilmesi gereken pek çok ger­çeği ortaya çıkarmışlardır.

Kesin seçi­mini yapmak zorunda olan genç kızlara bu araştırmaların ışığında uzmanlar şu tavsiyelerde bulunuyorlar:

Büyük aşka inanmayın. Bütün benli­ğinizi saran, uykularınızı kaçıran size “Ya o, ya hiç kimse!” dedirten güçlü duygulara güvenmeyin. Bu tür durum­lar insanda tabiî olmayan, istisnaî bir ruh hali yaratır. İnsanın içini alev gibi sarar. Ne var ki, her alev gibi sönmeye mahkumdur. Üstelik, arkasında elde tu­tulur kalıcı ne bıraktığı da ancak bittik­ten sonra anlaşılabilir.
Psikologlar bunları “aşk çılgınlığı, çıl­gınca aşık olmak” diye nitelendiriyor­lar. Ve bir doktorun kızamığı tarif ede­bildiği gibi bütün ayrıntılarıyla tarif edebiliyorlar.

Dünyadaki her şeyin sev­diğiniz erkekle güzel olduğunu düşünü­yorsanız, ondan uzak olmak size cehen­nem azabı geliyorsa, her an içinizde ona yazmak, telefon etmek için büyük bir is­tek duyuyorsanız, onu deli gibi kıskanı­yorsanız, aşık olduğunuzu sanmayın. Siz sadece çılgınca, körkütük hayransı­nız ona.

Sevdiğiniz erkek de, size sayfalar do­lusu mektup yazıyorsa; mektuplar her geçen gün biraz daha sıklaşıyorsa, mek­tuplarında sürekli kendisinden, çocuklu­ğundan, gençliğinden bahsediyorsa; çev­resinde olan bitenleri anlatırken olayla­ra hüzünlü bir hava veriyorsa, telefonda sizden uzak olmaktan duyduğu üzüntü­yü anlatmakla bitiremiyorsa; sanki sağ­lığınızı tehdit eden büyük bir tehlike varmışcasına sürekli sağlığınızı soru­yorsa; sizinle çocuklaşıp, gelecek üzeri­ne pembe hayaller kuruyorsa;emin olun o da sizinle birlikte şu hayranlık hum­masına tutulmuş demektir.
Böyle anlarda kendi kendinize; bunun bir hastalık olduğunu, her şeyi açık se­çik görebilmek için beklemek gerektiği­ni telkin edin. Ve bekleyin!

Elbette bununla aşkı kimsenin bulma­yı başaramadığını, hatta aşk diye bir şey olmadığım söylemek istemiyoruz. Ancak körükörüne bir bağlılığın kısa ömürlü olduğunu anlatmak istiyoruz. Ve karşı cinsten iki genç arasındaki ba­ğın karşılıklı saygı, güven, sadakat, sa­mimiyet, sevgi hislerinden oluşması gerektiğine inanıyoruz. Genç kızlar eş ola­rak kendinize sizi çılgına çevirecek, aklı­nızı başınızdan alacak birini değil olgun; kişilik sahibi,ne istediğini bilen kendinden emin olduğundan farklı göstermeye çalışma­yan bir erkeği seçmeye çalışın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ