Gerçek Sevgi

12 Mart 2010
1.528 kez görüntülendi

Neden sevgi gibi güzel bir duygu, bu kadar yıpratıcı ha­diselere neden olmakta?
Çünkü sevgi, insani-manevi bir duygu iken, gençlik aşk­ları daha çok dürtüsel hislerdir. Tatmin edilmeyi bekleyen içgüdüler kabararak his pusulasını sıkça yanıltırlar.
Ayrıca gençlik aşklarının birçoğu yalnız kalma korkusuy­la, iyi düşünülmeden verilen kararlarla meydana gelir. Yal­nızlık acı vericidir;, hele de o yaşlarda. Gençler o yaşlarda kendilerine güven için arkadaşlık ve duygusal ilişkiye çok fazla mana yüklemektedirler. Bunda, henüz 8-9 yaşlarındaki çocukların bile flört ettiğinden bahseden dizilerimizin de katkısı var kuşkusuz.
Modern kültür flörtü serbestten öte mecburi tutan garip bir anlayışa sahip olduğu için; günümüz gençliğinin ilişkile­rinin birçoğu zarurettendir. Eğlenceye katılmayan gençlerin gruplardan dışlandığı; eğlence yerlerine ise “damsız” girilme­diği göz önünde bulundurulursa bu daha kolay anlaşılır.

Oysa sevgi; üzerinde enikonu düşünülmesi gereken bir konudur.
Sevgi, özel kimliğimizin duvarını aşarak bir başkasıyla birleşmemizdir. Gerçek anlamda “Aşık olmak”, iki kişinin sa­dece, birbirlerinin gözlerinin içerisine sevgiyle bakmaları de­ğil; aynı zamanda, tüm fikirleriyle aynı yöne bakabilmeleri­dir ve bakışlarla olduğu gibi ruhen de bütünleşebilmeleridir.Oysa gençlik çağlarında henüz ne olduğunu, ne istediğini 2 belirlemiş midirler ki?

Flört sırasında genellikle taraflardan biri “ben böyle düşünuyorum, bunu seviyorum” vs. der. Diğeri birlikteliği sürdürmek istiyorsa “ah evet ben de” diye cevap verir ve “tam birbirimize göreyiz” hissi belirir.

Bir süre gerçekten de böyledir. Hatta bazen tüm şartlar uygun gelişir, araya ayrılık da girmezse evlilik bile gerçekle­şir. Fakat ne zaman ki ilişkide yapmacık nezaket dönemi bi­ter; işte o zaman gerçek meydanda sırıtır kalır.
Aslında taraflardan biri bir ilişki sahibi olmaya fazlaca de­ğer yüklemiş, gerçek isteklerini hep baskılamıştır. Ama bu­nun sonsuza kadar sürdüremeyeceğini anlayınca gerçek kim­liğini aramaya başlar. Üstelik kendisini ancak ilişkilerde ya­pılandıracağını sanan biriyse bunu yeni bir ilişkide aramaya kalkışabilir…
Gerçek şu ki, birçok kişide birleşme, biriyle sevgiyle bir olma isteği oldukça kuvvetlidir. O kadar ki kendi benliğini kurmasını engelleyecek kadar. Hep “bir” olacağı bir diğer ya­rısını aramaktadır.

Ancak evlendikten sonra çiftin “bir olma” fantezisi ger­çeklerin sınamasına dayanamaz. Günlük hayatın sorunları karşısında, er ya da geç ferdi irade ve istekler ortaya konu­lur. Çelişkiler belirir. Kadın yine eskisi gibi gezmek ister, er­kek kabul etmez. Erkek para biriktirmek arzusundadır, ka­dın bulaşık makinesi için bastırır. Kadın ev işlerinden şikayet eder; erkekse kendi meşguliyetlerinden dem vurur. Böylece ilişkinin flört dönemindeki hisler ortadan kalkar; evliliğin aşkı öldürdüğü efsanesi anlatılmaya başlanır.Yada daha da kötüsü, “yanlış insanla evlenildiği”, daha doğrusu “evlendiğini sandığı insanla evlenmediği” neticesi­ne varılır. Birçok kişi ilişkilerin başlangıç kısımlarındaki heyecanlı dönemin tutkunu olur, bu nedenle evliliğe sadık kalamazlar.

Bütün bunlardan söz etmemizin nedeni sevgiye inanma­mamız değil, ama içgüdü baskısı, model ve kimlik arayışı, duygu tiryakiliği arasında sevginin hakikatinin yaşanmasının güçlüğünü anlatmaktır.
Elbette kişiliğini İnşa ettikten sonra, ciddi bir niyetle ve yapacağı özveriyi göze alarak, bilinçli bir ilişkiye giren kişi, sevgi deyince neyi anlaması gerektiğini çok daha iyi bilecek­tir. Bu dönemde zamanından erken yaşanmış acı verici dene­yimlerin gölgesi olmasa çok daha iyidir.
Bu nedenle flört konusunda batı kültürünün yaklaşımın körü körüne benimsemek yerine, o hatalardan ders alarak daha doğru bir yaklaşım benimsemek daha uygun olabilir.
Ayrıca bu demek değildir ki, gençlerimiz bu çağda; gele­nek göreneklerimizde olduğu gibi, anne baba kararıyla, gö­rücü usulüyle evlensinler!
Ömür boyunca çalıştıkları yerde, sosyal ortamlarda vs. karşı cinsle bir arada olacak insanların; evliliklerini sağlam temel üzerine oturtması gerekir. İleride evliliklerde duygusal çekimin bitmemesi için kişinin duygularını ölçüp biçerek karar vermesi önemlidir.

Sponsorlu Bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık