Kadınlar

Göğüs Aortu Anevrizması

Burada anevrizma  göğüs aortunda, yani aortun sol karıncıktaki deliğiyle diyaframdaki deliği arasında kalan bölümünde görülür.İki önemli neden vardır: Frengi ve ateromlu hastalık; ayrıca, doğuştan hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları ve travmalar gibi daha seyrek raslanan nedenleri eklemek gerekir.
Anevrizma, frenginin üçüncü döneminde, yani şankr’m (frengi etkeninin girdiği yerde oluşan yara) ortaya çıkışından 10-20 yıl sonra, bir ihtilat olarak belirir. Çoğunlukla kötü tedavi edilmiş ya da tedavi görmemiş bir frenginin sonucudur. Eskiden sık görülen frengi kökenli anevrizmaya, günümüzde frengi tedavisindeki gelişmeler ve frenginin erken saptanabilmesi nedeniyle seyrek raslanmaktadır.
Anevrizma, bütün damar sistemine yerleşen ateromlu hastalığın özel bir yerleşimini temsil eder. Ama, ateroma bağlı anevrizmanın özellikle karın aortu düzeyinde ve çok daha seyrek olarak da göğüs aortunda görüldüğünü belirtmek gerekir.Seyrek raslanan nedenlerdir. Özellikle Osler hastalığı (hastalık etkenleri atardamar çeperinin iç bölümüne yerleşerek, o düzeyde yaralara, yumrumsu bozunlara yolaçarlar) kökenli anevrizmalarla karşılaşılır.Travma kökenli anevrizmalar özellikle otomobil kazalarında, göğüs, direksiyonla koltuk arasında sıkıştığında görülür. Aort yırtılmıştır, ama atardamarı çevreleyen dokular ivegen kanamayı engelleyip, anevrizma cebini oluşturmuşlardır.Genellikle raslanan biçimdir. Anevrizma tümüyle ağrısız ve katlanılır durumdadır. Hasta hiçbir şeyden yakınmaz, anevrizma raslantıyla, bir radyolojik inceleme sırasında saptanır.Bu durum daha seyrektir. Hasta sinsi, derin, iyi tanımlayamadığı göğüs ağrıları duyar. Ağrı aorttan değil, anevrizma cebine komşu sinirlerin bası altında kalmasından ileri gelir. Gerçekten, anevrizmanın çevresindeki her organ basıya uğrayabilir. Ama bu durum seyrektir.
Üst ana toplardamar basısı sendromu, baş, boyun ve göğsün üst bölümünde belirgin olan bir ödemle (ağrısız ve kızartısız bir şişmeye yolaçar) ve göğsün ön tarafında toplardamar genişlemeleri biçiminde belirgin bir yan dolaşımla ortaya çıkar.Klinik muayenede, nabızların şiddetinde eşitsizlik, bir kol ya da bacaktan ötekine salınım ve atardamar basıncı farklılıkları gözlenebilir. Göğsün dinlemeyle muayenesinde, anevrizma düzeyinde normal dışı bir atım odağı ve bir üfürüm saptanabilir.
Bu durumda klinik belirtiler belirgindir. Anevrizma, göğüs çeperinde, derialtmda nabız gibi vu-rumlu ve genişleyici bir kabarıklık yapar; kasılma dönemine raslayan bir titreşim ve üfürüm saptanır.Belirti vermeyen anevrizma durumunda, anevrizma teşhisinin doğrulanmasında, hattâ konmasında, radyolojik incelemelerin büyük yararı vardır.Klasik radyolojik inceleme, aortla ilişkili yuvarlak anevrizmayı görmeyi sağlar.Radyoskopide anevrizma, nabız gibi vurumlu ve genişleyici nitelikte belirir.
Toplardamar yoluyla aort filmi çekme, anevrizmanın yerinin tam olarak saptanmasını ve ameliyat gerekliliğine karar verilmesini sağlar.Hastayı hiç rahatsız etmese bile, aort anevrizmasının ilerleyişi her zaman ciddi olabilir. Nitekim, birçok ihtilat hastanın yaşamını tehdit eder.
Atardamar ambolisi korkulacak bir ihtilattır. Anevrizma çeperinde oluşan bir kan pıhtısı dolaşıma karışacak, bir beyin ya da bacak atardamarını, böbrek ya da mezen ter damarını tıkayarak, o düzeylerde ağır yapısal bozunlara yolaçacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Tüm Kategoriler
Site Arşivi
Destekleyen Siteler



Hobiler



Site Yazarları