Göğüs Kanseri İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

18 Şubat 2010
805 kez görüntülendi

Stres göğüs kanserine neden olur mu?
Pek çok bilimsel araştırmada, kanser ile stres arasında bir bağlantı olup olmadığı incelenmiş ancak stresin kanser nedeni olduğuna dair kesin kanıt bulunmamıştır. Yoksul­luk, boşanma, işsizlik gibi strese neden olan olaylar, gün­lük yaşamda sıklıkla karşılaştığımız hadiselerdir ve kanser olan insanlann bu olaylardan birini ya da birkaçını teşhis­ten önceki birkaç yıl içinde yaşamış olma ihtimali oldukça fazladır.

Doktorlar genellikle kansere neyin yol açtığına dair kesin bir sebep belirtemezler; hastalar da buna kendi açıklamalarını getirmek isterler. Stres, bu açıklama için uy­gun bir malzemedir. Ne var ki stresin kanser hastalanmn yaşamında diğer insanlannkinden daha fazla görüldüğüne dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Aynı şekilde, stresin has­talığın tekrarlamasını tetiklediğine dair bir bulgu da yoktur.

Cancer Research UK’nin (İngiltere Kanser Araştırma Kurumu) Londra Psikososyal Grubu’ndan Profesör Aman­da Ramirez’in yürüttüğü bir araştırma, göğüs kanseri teş­hisinden bir yıl önce ya da teşhisten beş yıl sonra stresli olaylar yaşayan kadınlarda kanserin tekrarlama riskinin daha fazla olmadığını ortaya koymuştur.

Antiperspiranüar (terlemeyi engelleyen kozmetik ürün­ler) göğüs kanserine neden olur mu?
Görünüşe bakılırsa bu soruların sebebi, antiperspirant-ların vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasını sağlayan terle­me olayını durdurduğunu, dışarı atılmayan toksinlerin kol­tuk altındaki lenf bezlerinde birikerek kansere neden oldu­ğunu iddia eden haberler.

Göğüs kanseri olan birçok kadı­nın koltuk altındaki lenf bezlerinde de kanser hücreleri bu­lunmuştur. Ancak kanserin asıl ortaya çıktığı yer göğüs­tür, lenf bezleri değil. Journal of the National Cancer Insti-tute’te. yayınlanan bir araştırma (Mirick ve arkadaşları-2002), koltuk altlarındaki tüylerin temizlendiği bir saat içinde ya da başka zaman deodorant veya antiperspirant kullanmanın, göğüs kanseri riskini arttırdığını gösteren hiçbir kanıtın olmadığını ortaya koymuştur.

30’lu yaşlardayım. Göğsümde dört tane iyi huylu kitle tespit edildi ve ameliyat geçirdim. Göğüs kanseri olma ih­timalim yüksek mi?
İyi huylu göğüs kitleleri, sıvıyla dolu kistler ve sert kist­ler olmak üzere ikiye aynlır. Göğsünüzde kist oluşması, ileride göğüs kanserine yakalanacağınızın göstergesi değil­dir. Ancak sert kitleler biraz daha karmaşık bir yapıdadır.

Bu kitleler, mikroskop altındaki görünüşlerine göre üçe ay­rılır:

(1) çoğalmayan (nonproliferatif),

(2) çoğalan (profileratif),

(3) atipi ile çoğalan kitleler. Çoğalan kitleye sahip bir kadının 20 yıl içerisinde göğüs kanserine yakalanma riski, kisti olmayan bir akranından iki kat daha fazladır. Üçüncü türden kitlesi olan bir kadının göğüs kanserine ya­kalanma riski ise, akranı bir kadınınkinden dört-beş kat daha fazladır.

Doktorlar, sert iyi huylu göğüs kitlelerini daima mikroskobik incelemeye gönderirler. İnceleme neti­cesinde gelecekte kansere yakalanma riskinin yüksek ol­duğu sonucu çıkarsa, durumun ihmal edilmemesi ve kon­trollerin aksatılmaması gerekir.

85 yaşmda olan annem göğsünde büyük bir kitle bul­du. Ancak doktora görünmeyi kabul etmiyor. Onu ikna et­meye çalışmalı mıyım?
Göğüs kanseri bu yaşta çok yavaş ilerler. Hatta hiç te­davi olunmasa bile, bir iki yıl sorun çıkarmayabilir. Ne var ki kanserin ilerlemesi halinde, vücudun diğer bölümlerine yayılması dolayısıyla çok rahatsız edici ve acı verici belirti ve sorunlar ortaya çıkabilir.

İleri yaşlarda teşhis edilen gö­ğüs kanserinin tedavisi, genç yaştaki kadınlarınkinden da­ha az şiddetlidir. Tedavi, sadece tamoksifen gibi ilaçların alınmasından ve çok küçük bir operasyondan oluşabilir. Annenizin, durumu hakkında doktorla konuşması, kafa karışıklığını giderir. Ona, doktorla görüştükten sonra, eğer istemezse tedaviyi reddetme hakkının olacağını hatırlatın.

Tamoksifen alırken soya tüketmek güvenli midir?

Dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen gözleme dayalı araştırmalann, Japonya’daki kadınların göğüs kanserine yakalanma riskinin Avrupa ülkelerinde ve Amerika’daki kadınlara nazaran daha düşük olduğunu ortaya koymasıy­la, soya mercek altına alınmıştır.

Dikkat çekici olan, Japon­ların beslenme alışkanlıklannın soya yönünden oldukça zengin olmasıdır. Soya fasulyesi, keten tohumu, buğday, fasulye gibi pek çok bitki ve gingeng kökleri ile black co-hosh, bitkisel östrojen (isoflavon) olarak adlandmlan doğal bitki kimyasallannı ihtiva etmektedir. Bu kimyasallar, vü­cuttaki östrojen hormonuna benzer. Bazı araştırmalar, gö­ğüs kanseri olmayan kadınlann bitkisel östrojen almasının hastalığı önleyebileceğini göstermiştir.

Ancak başka araştır­malarda da bu bitkilerde hiçbir yarar bulunmamış, hatta aşın soya tüketiminin zararlı olduğu öne sürülmüştür. Ce­vabı kimse bilmiyor; ancak yine de göğüs kanseri teşhisi konulan kişilerin, soya tüketimini günde 40 grama indir­melerinde ve soya, isoflavon ve genestein kapsüllerini kul­lanmaktan kaçınmalannda fayda vardır.
Göğüs kanseri ameliyatı oldum ve tamoksifen alıyorum. Şimdi de ateş basmalan başladı. Kızıl yoncanın ateş basma­sına iyi geldiğini duydum. Bu bitkiyi almam güvenli mi?

Kızıl yonca, kadınlık hormonu östrojene oldukça ben­zeyen bir madde ihtiva etmekte ve göğüs kanseri olan ka­dınlar için -diğer kadınlar için olduğu gibi- potansiyel bir risk taşımaktadır. Dolayısıyla kızıl yoncayı dikkatli bir şe­kilde kullanmak yerinde, olacaktır. Ayrıca kızıl yoncanın kanı seyreltme etkisi de vardır, bu yüzden antikoagülan alan ya da anormal kanama problemleri olan kişiler için uygun değildir.

44 yaşımdayım ve erken aşamada göğüs kanseri teda­visi gördüm. Bana düzenli olarak mamografi çektirmem gerektiği söylendi. Ancak radyasyon yüzünden göğüs kanseri olmaktan korkuyorum. Bu kontroller gerekli mi, güvenli mi?

Erken aşama göğüs kanseri tedavisi görenlerin en az her iki yılda bir mamografi çektirmeleri önerilir, böylece kanserin tekrarlama belirtisinin ya da yeni bir kanserin olup olmadığı kontrol edilmiş olur. Mamografide göğüslere küçük dozda radyasyon verilir, bunun kansere yol açma riski de vardır ancak risk düşüktür.

Bu riskin sayısal değe­ri, düzenli olarak mamografi çektiren her 100.000 kadın­da bir ekstra kanser olarak tahmin edilmiştir. Bu risk, ön­ceden göğüs kanseri teşhisi konmuş kadınlarda genel nü­fusta olduğundan daha yüksektir. Sonuç olarak mamogra­fi erken tanı için son derece faydalıdır.

Üç yıl önce lumpektomi oldum ve radyoterapi gördüm. Ancak bu göğsümde bir kitle daha buldum. Nasıl bir teda­vi görmeliyim?
Eğer ilk kanser tekrarlarsa ya da aynı göğüste yeni bir kanser oluşursa, doktorunuz büyük ihtimalle size mastektomi ameliyatı olmanızı önerecektir. Bunun nedeni, göğsü­nüzde başkaca kanserli hücrelerin bulunma ihtimalinin ol­ması ve kitleyi almanın sorunu çözmemesidir. Ayrıca aynı göğse yeniden radyoterapi de uygulanmaz.
İkiz kardeşim (tek yumurta) göğüs kanserine yakalan­dı. Benim kanser olma riskim nedir?

Son araştırmalar, ikiz kardeşine (tek yumurta) göğüs kanseri teşhisi konulan kadınlann göğüs kanserine yaka­lanma riskinin başka kadınlardan üç-dört kat daha fazla ol­duğunu göstermektedir.

Tek yumurta ikizlerinin genetik ya­pılan aynıdır ve genetik yapı, göğüs kanserinde önemli bir faktördür. Ne var ki göğüs kanserinde çevresel faktörlerin de etkisi vardır. BRCA1 ve BRCA2 genlerinin göğüs kanseri ris­kini arttırdığı bilinmekle beraber, bu genlerden kaynaklanan göğüs kanseri vakalan toplam vaka sayısının %2’sini oluş­turmaktadır. Kaktsal riskin daha çok farklı genlerin çevrey­le etkileşiminden kaynaklandığına inanılmaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar

Göğüs Kanseri İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.