Göğüs – Meme Kanseri

1 Şubat 2010
1.801 kez görüntülendi

Göğüs kanseri de tek bir görünümü olan hastalıklardan değildir; aksine, çeşitleri vardır. Mesela göğüs kanseri, he nüz yayılmamış ya da diğer organlara yayılmış bir durumda, kanser öncesi evrede olabilir, yani tedavi edilmediği takdirde invasif (diğer doku ve organlara yayılabilen) kansere dönüşebilir.

Çok hızlı, çok yavaş ya da ikisinin ortası bir hızda büyüyebilir. Her yaştan kadında göğüs kitlesi bulunabilir; ama özellikle genç yaştaki kadınlarda görülen kitleler genellikle iyi huyludur. Çok nadir rastlan sa da, erkekler de göğüs kanserine yakalanabilirler ve yakalanıyorlar da.

Göğüs; sinirler, damarlar, arterler ve hepsini bir arada tutan bağlayıcı dokuyla birlikte büyük ölçüde yağ ve gö ğüs dokusundan oluşur. Ana göğüs kası, göğsün arkasın da, göğüs kafesindeki kaburga kemiklerinin önünde bulu nur. Göğüs, üzüm salkımına benzeyen yaklaşık 20 tane loba bölünmüştür. Bu ‘üzümler’lob,üzü mün ‘çöpü’ ise kanal olarak adlandırılır. Loblarda süt olu şur, küçük tüpler olan kanallar ise emzirme sırasında sütü loblardan göğüs ucuna iletir.

Lifli doku telleri ile yağ kürecikleri, ergenlik döneminde göğüsteki lobların ve kanalların etrafında gelişir. Göğüste ayrıca kan damarları ile lenf bulunur. Lenf, hücrelerin içini dolduran sarı bir sıvıdır. Kan, bir doku içindeki kan damarlanndan geçerken; lenf, kandan ayrılır ve lenf bezlerinden geçtikten sonra kana geri döner. Lenf, vücuttaki hastalıklara karşı savaşmak için lenf sistemi içinde akar. Lenf damarlan, lenf düğümlerine gider. Lenf düğümleri, lenf içinde vücut boyunca gezen bakterileri ya da kanser hücrelerini yakalayabilen küçük bezelye tanesi şeklinde organlardır.

Göğsün yanında, koltuk altında, köprücük kemiği üstünde ve göğüs kafesinde lenf düğümü kümeleri vardır. İyi ya da kötü huylu tümörler cilt, lenf bezi, kanal, yağ, sinir, kas, kan damarları ya da lifli doku gibi göğüs dokusunun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir.

Erkeklerin göğüs dokusuna gelince, bu doku, ergenlikten önceki kadın göğsü gibi gelişmemiş kanallar ve küçük, olgunlaşmamış loblardan oluşur.
Menopozdan sonra yumurtalıklar hormon salgılamayı keser, lob sayısı azalır, kalan loblar ise küçülür. Lobların küçülmesi, artık daha fazla oranda yumuşak yağdan oluşan göğüslerin sıkılığının azalacağı anlamına gelir.

Bu da, artık X ışınları yoluyla yapılmış tetkiklerden alınan sonuçların daha güvenilir olduğu, dolayısıyla mamografınin menopoza girmiş kadınlardaki anormallikleri daha etkili bir şekilde belirleyebileceği anlamına gelir. Genç ve göğüsleri daha sıkı olan kadınlarda anormallikleri belirlemek bu kadar kolay değildir.

Göğüs kanserinin öteki çeşitleri nelerdir?

Noninvasif yada ‘insitu’ (kanal ya da loblarla sınırlı kalıp, oluştukları dokunun dışına yayılmayan kanserler) ve invasif (etraftaki dokulara yayılmaya başlamış kanser ler) olmak üzere başlıca iki çeşit göğüs kanseri vardır.

İnvasif kanserler

Duktal karsinom, invasiftir (yayılır) ve en çok rastla nan göğüs kanseri çeşididir. Göğsün süt kanallarında başlar. Bu tür kanser hücreleri, göğüsteki lenf ya da kan damarlannı istila edip, buralar dan vücudun öteki bölümlerine taşınarak yayılırlar. Taşın dıkları yerlerde başka tümörler oluşturur. Hücrelerin yayıl ma olasılığı taşıması mutlaka yayılacakları anlamına gelmez; ancak doktorlar yayılma riskini ölçmek ve eğer yayılacaksa, ne tür bir tedavi önereceklerine karar vermeden önce, hücrelerin ne kadar yayılacağını bilmek isteyeceklerdir. Bu evreye ‘aşamalandırma’ denmektedir.

Lobular karsinom, sütün salgılandığı lobüllerde başlar. Bu kanser her zaman belirgin bir kitle olarak ortaya çık maz, bu nedenle teşhis edilmesi zordur.
Bu da, teşhis edildiğinde kitlenin diğer göğüs kanseri çeşitlerindekinden da ha büyük olacağı anlamına gelir. Bu kanserin aynı zaman da her iki göğüste birden teşhis edilmesi de sık görülen bir durumdur.

İnflamatuar göğüs kanseri, ilerlemiş göğüs kanserinin nadir görülen bir çeşididir. Bu kanser, kanser hücrelerinin göğüsteki lenf kanallarını tıkamasıyla ortaya çıkar, bu kafeallar daha sonra iltihaplanır. İnflamatuar göğüs kanseri, ıgöğüs enfeksiyonu ya da alerjik tepkiyle kanştmlabilir. Bünkü belirtiler birden ortaya çıkabilir, ayrıca her üçünün ielirtileri birbirine oldukça benzer. Bu da, teşhis koymayı jbrlaştırır. İlk belirtiler genellikle göğüs derisinde kızanklık ve yanma şeklinde ortaya çıkar, çoğunlukla da belirgin bir fclüe görülmez.

Diğer olası belirtiler, ani ter boşalması, çürüğe benzeyen koyu lekeler ve areola’nın (göğüs ucunun tarafındaki koyu yer) renginde değişiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Hastalığın belirtileri, izler, kızarıklar, çukurlaşma ve renkte değişimle de görülebilir. Renk değişikliğini koyu tenli kadınlarda fark etmek zor olabilir. Ayrıca göğse birden saplanan sancılar, sürekli ağrılar, göğüs uçlarında akıntı, koltuk altında ya da köprücük kemiği yanında terlemeler de görülebilir.

Eğer göğüs, antibiyotiklerle tedavi edilir ama yine de iyileşmez ya da daha da kötüleşirse, enfeksiyonlu yerin göğüs dokusu biyopsisiyle ya da cildin kendisiyle muayene edilmelidir. İnflamatuar göğüs kanse ri aniden gelişir ve yer değiştirir, bu nedenle çok ciddiye alınmalıdır.

Paget hastalığı, göğüs uçlanndaki süt kanallarında ortaya çıkan, nadir görülen invasif bir kanser türüdür. Bu hastalığın bir çeşidi, göğüste gelişen invasif kanserle bağlantılıdır, bir başkası ise sadece göğüs ucunu kapsar. Göğüs ucunda akıntı, kabuk bağlama, kaşıntı gibi belirtilere sahip olduğu için genellikle enfeksiyon ya da iltihaplanmadan kaynaklandığı düşünülür ve iyice ilerleyinceye kadar tedavi edilmez.

Her iki göğüste birden görüldüğü vakalar nadirdir, bu nedenle her iki meme başında da kaşınma ve kabuk bağlama belirtileri varsa, büyük olasılıkla egzama söz konusudur. Ancak iyileşmezse, doktora gösterilmelidir. Göğsü kapsayan Paget hastalığının tedavisi, diğer göğüs kanseri türleri gibidir. Hastalık sadece göğüs ucunu kapsıyorsa, kanser ağır ilerler ve göğüs ucuyla areolanın ameliyatla alınması yoluyla tedavi edilebilir.

İkincil göğüs kanseri

Asıl göğüs kanseri ‘birincil’ kanserdir; ‘ikincil’ göğüs kanseri, bu ilk kanserli göğüs hücrelerinden türemiştir.
Tümörler milyonlarca kanserli hücreden meydana gelir. Bazen kan ya da lenf damarlarında büyüyen kötü huylu hücreler parçalanır ve kan ya da lenf akımı yoluyla vücudun başka bölümlerine taşınır.

Bu hücreler bulundukları yerden ayrılınca, farklı organ, doku ya da lenf düğümlerine takılıp geldikleri yerde, yeni bir tümör oluşturabilirler. Hareket eden kanser hücreleri bazen ölür, bazen de yıllar ca faaliyete geçmeden uykuya dalarlar. Bu hücrelerin ba zılarının neden harekete geçmedikleri, bazılarmınsa yıllar sonra neden uyandıklan bilinmemektedir.

İkincil kanser, birincil kanserin başladığı alana yakın bir yerde veya vücudun başka bir yerinde ortaya çıkabilir. Eğer birincil kanserin başladığı yere yakın bir yerde, sözgelimi eskiden kitlenin bulunduğu yerde, ameliyattan ka lan yara üstünde ya da göğsün tamamının alınmadığı operasyondan sonra geriye kalan göğüs dokusunda nüksederse, bu bölgelerde birkaç kanserli hücre kalmış demektir. Bu hücreler de yeni bir tümör oluşturmuştur. Kanserin nüksetme nedeni, kanserli hücrelerin vücuda ya da lenf sistemine yayılmış olması değildir.

İkincil göğüs kanseri, vücudun bazı bölümlerinde daha sık ortaya çıkar. Özellikle koltuk altında, boynun veya göğüs kafesinin aşağısında, göğsün yanındaki lenf düğümlerinde, kemiklerde, akciğerlerde, karaciğerde, bazen de beyinde yaygın olarak görülür. İkincil kanserin, aynı zamanda birden fazla bölgeyi etkilemesi mümkündür; ama genellikle vücudun sadece bir bölümünde görülür. Kanser nüksü ne kadar erken teşhis edilirse, hasta için o kadar iyi olur.

Sponsorlu Bağlantılar

Göğüs – Meme Kanseri Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.