Hormon Tedavisi Ve Kanser
HORMON TEDAVİSİ VE KANSER
Hormon tedavisinde hormonla en çok uğraşan kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ve endokrinologlar dışındaki diğer doktorlar, hormon tedavisinde tecrübeleri olmadığı ve bilmedikleri bir konu olduğu için genelde korkarlar. Kadınlarda hormon tedavisi, daha doğrusu menopozda hormon tedavisi aşağı yukarı 1970′li yıllardan beri başarı ile kullanılmaktadır. 1980′li yıllarda hormon tedavisi menopozdaki kadınlarda 65 yaşma kadar uygulanır, sonra kesilirdi. Bugünkü görüş ise menopozdaki kadının sağlığı açısından gerekiyorsa daha ileri yaşlara kadar kadının isteğine bağlı olarak hormon tedavisi yapılmaktadır.
Tıp kitaplarına bakarsanız menopozdaki hormon tedavisi için HRT kısaltması görülür. Bunun açılımı hormon replasman tedavisidir. Yani hormon yerine koyma tedavisidir. Bunu da açıklayacak olursak, daha önce de değindiğimiz gibi vücutta menopozda artık imal edilmeyen hormonların yerine, dışarıdan hormon verilmesi demektir.
Bugün artık menopozda kullanılan çok çeşitli hormon ilaçları vardır. Ayrıca bu sentetik hormonları kullanmaktan çekinen kimseler için bitkisel kökenli östrojen ve progesteron etkisi oluşturan ilaçlar ve ürünler imalatına başlanmıştır.
Türkiye’deki kanser vakalarmdaki artışın başlıca nedeninin sigara tüketimi olduğunu ileri sürenler var. 70 milyonluk Türkiye’de yaklaşık 20 milyon insanın sigara içtiği ileri sürülüyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 100 bin yeni kanser vakasının ortaya çıktığı iddia ediliyor. Dünyada ise kabaca 10 milyon insanın şu anda kansere yakalanmış olduğu belirtilmektedir. Bu konuda uzmanlar önümüzdeki 30 yıl içinde kanser sayısının hızla artacağını söylemektedirler.
Kanser hastalığının tedavisi hem hasta için zor hem de pahalıdır. Bu nedenle kanser önleme ve tarama yöntemleri bütün dünyada geliştirilmektedir. Bu önleyici tedavilerin başında sigarayı bırakmak gelir. Son yıllarda yan etkilerinin az olduğu fakat kansere karşı kuvvetli ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Menopoz tedavisinde hormon verilirken, her kadm mutlaka kendi kadın hastalıkları uzmanına başvurarak muayene ve gerekli kontrolden geçtikten sonra ancak bu tedaviye başlamalıdır. Mutlaka meme dokusu, dölyatağı ve yumurtalıklarla ilgili kanser belirteçlerine kanda bakılmalıdır. Ayrıca kesinlikle her altı ayda bir pap smear muayenesi yapılmalı, iç cinsel organ, koltukaltı ve meme muayenesi yapılmalıdır. Ayrıca en azından karaciğer testleri ve hekiminizin uygun göreceği diğer gerekli testler yapılmalıdır. Böyle bir hormon tedavisine başlamadan önce kesinlikle bir mamografi çekilmelidir.
Son yıllarda kanserin moleküler, yani yapısal biyolojisiyle ilgili bilgilerimizde önemli ilerlemeler kaydettik. Bugün artık müdahaleye yönelik genetik bilimi, yayılmış kanseri bulunan hastalarda yeni, seçici kanser dokusu tahrip mekanizmaları üzerinde durulmaktadır. Kanser araştırmaları ve genetik bilimi gelecekte kanser tedavisinin çehresini kökünden değiştirecek gibi görünüyor. Akıllı ilaçlar denen bazı teknikler dünyanın sayılı araştırma merkezinde bugün bile kullanılmaya başlandı.
Birçok otoritenin belirttiğine göre dışarıdan hormon verilmesi hiçbir şekilde kanser oluşmasına neden olmamaktadır. Ancak bazı görüşlere göre eğer vücutta bir kanser odağı var ise hormon alınmasının bazı bu gelişmekte olan kanserleri tetikle-diği ileri sürülmektedir. Zaten bu nedenlerle kadında menopozda hormon tedavisine başlamadan önce yukarıda değindiğim birçok tarama testi bu nedenlerden dolayı yapılmaktadır.
Şimdi sizlere ilaç dışında her gün hepimizin besinler yolu ile aldığımız ilaçlı ve hormonlu gıdalarm bize nasıl zarar verdiği konusunda 2005 yılında kamuoyuna yansıyan bazı bilgileri sunmak istiyorum.
Ankara Ticaret Odası (ATO) “hileli gıdalar”m ardından hormonlu gıdalar, tarım ilaçları, katkı maddeleri, antibiyotikler, genetiği değiştirilmiş gıdalar ve kimyasal gübreleri tartışmaya açtı. ATO’nun ve Türkiye Ziraatçılar Derneği’nin hazırladığı “Sofradaki SOS” raporuna göre, hormon, tarım ilacı, antibiyotik, katkı maddesi ve kimyasal gübreler ölçülü kullanılmaz ve denetimi iyi yapılmazsa insan sağlığını tehdit ediyor, hastalıklara, sakatlıklara, erken ölümlere davetiye çıkarıyor. Rapora göre, Türkiye’de 27 bin gıda sanayi işletmesinin 10 bini denetlenemiyor. Çünkü bunlardan sadece 17 bini Tarım Bakanlığı’nm gıda siciline kayıtlı. Yaklaşık 400 bin gıda satış ve toplu tüketim yeri olduğu dikkate alındığında insan sağlığının ne denli bir tehdit altında olduğu ortada. Gıdalarda hormon kullanımı, halk arasında en çok tartışılan konuların başında geliyor. Rapora göre, Türkiye’de “domates, patlıcan, patates, kabak, üzüm, elma, kavun, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve çeltik”te hormon kullanılıyor.
Tıp çevrelerindeki yaygın görüşe göre, hormonlu bitki ve etler, sürekli tüketildiğinde vücuttaki hormon dengesini bozuyor. Vücudun bağışıklık sisteminin bozulması, şişme ve yağlanma, hücrelerin zayıflayarak kanser hastalıklarına davetiye çıkarması gibi ispatlanmamış ancak ciddi şüphelere yol açan sonuçlar bulunuyor. ATO ve Türkiye Ziraatçılar Derneği tarafından hazırlanan raporda, 15 Ekim-10 Kasım ve 10 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında domates, 15 Kasım-15 Mayıs tarihleri arasında patlıcan ve 1 Kasım-15 Mayıs tarihleri arasında kabak yenmemesi öneriliyor. Rapora göre, kanser vakalarının artışında, tarım ilaçlarının “aşırı, zamansız ve uygunsuz” kullanımının da büyük payı var. Türkiye’de tarım ilaçlarının ciddi bir problem oluşturduğu, yaş sebze ve meyve ihracatında yaşanan sıkıntılar sayesinde su yüzüne çıkmıştır. İlaç kalıntısı sebebiyle yurtdışına ihraç edilemeyen yaş sebze ve meyvenin imha edilmeyip iç piyasaya sürüldüğü iddiaları endişeleri artırmaktadır. Türkiye’de zirai mücadelede 1250 çeşit ilaç kullanılıyor. Bilinçsiz kullanılan tarım ilaçları, saç dökülmesinden kansere kadar pek çok sağlık problemine kapı aralıyor. Sadece insan sağlığına değil toprağa, suya ve diğer canlılara da zarar veriyor. Bu tehlike bilinmesine rağmen, dünyada her yıl 2.5 milyon ton tarımsal mücadele ilacı kullanılıyor. Türkiye’de yılda 13 bin ton “zirai mücadele ilacı” toprağa ya da bitkiye uygulanıyor. Problem uygulamada ortaya çıkıyor. Sebze ve meyvelerde hasadın yaklaştığı dönemlerde kalıntı süresi kısa olan ilaçlar kullanmak gerekiyor. Rapora göre, Tarım Bakanlığı çiftçilerin bilgilendirilmesi konusunda etkisiz kaldığı için ilaç firmaları ve bayileri gereksiz ve yanlış ilaç kullanımını pompalayarak bilinçsiz çiftçiyi ticari açıdan sömürüyor.
Bu açıklamalara bakarsak gıda yoluyla anormal bir şekilde istemeden vücudumuza hormon alıyoruz! İşin ilginç yanı ülkemizde bir sözde sanatçının ayrılması, boşanması veya sanatçı geçinen bet sesli adamlar ve şıngırdak bayanlarla ilgili televizyonlar saatlerce program yaparken, hepimizin sağlığı ile ilgili böyle bir açıklama sonrası ilgililerden ve bilgililerden tık yok. Aynı şekilde beceriksiz futbolcuların oynadığı kıytırık bir lig maçı için bir sürü kanalda onlarca otorite saatlerce ve haftanın birkaç günü televizyonda ahkâm keserler. Sesi kıssanız bu görüntüye göre, hararetli saatlerce süren konuşmaların, yüzlerdeki ciddiyete bakarsanız, insanlığın geleceği ile ilgili çok önemli konularla ilgili olduğunu düşünebilirsiniz. Basın ve televizyonların ülkemizin önemli ekonomik ve siyasi sorunlarına yeterince eğilmediğini biliyoruz. Hep seviyesiz, kültürsüz ucuz programlar halka sunuluyor. Sağlıkla ilgili yapılan programların çoğu ise üstü kapalı reklam kokuyor. Ülkemizde gelişen gerçek sağlık sorunlarının yeterince irdelenmediğini görüyoruz.
Türkiye’de gübre kullanımı da son derece kontrolsüz yapılıyor. Bu da toprakta ve bitkide birikmeye, toprağın özelliğini ve rejimini kaybetmesine sebep oluyor. İnsan sağlığını tehdit eden bir diğer problem de Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO). Raporda, “Genleriyle oynanmış tohumların Türkiye’ye girmesi yasaklandı, ancak hayvan yemi olarak ülkemize ithal edildiği biliniyor” deniliyor. Tüketici Hakları Derneği de farklı ortamlardan aldığı 20 numuneyi İsviçre’deki laboratuvarlarda kontrol ettirdiğini, mısırdan soyaya pek çok ürünün genleriyle oynandığını tespit ettirdiklerini iddia ediyor.
|
Bu kategoriye son eklenenler
|
Bu kategorinin diğer yazıları
|



Bu yazı için yorum yapın