İki Neslin Kopması

İki Neslin Kopması

İki neslin kopması
Kendisine bu kadar büyük anlayış ve sevgi gösterilmesine rağmen genç kızı yine de ailesinden kopacak hale getiren sebep nedir? Aslında, olan yeni bir şey değildir. İnsan yaşamında dünya kurulalıberi süregelen bir olaydır bu: İki nes­lin kopması. Anne baba, hayat tecrübe­lerinden emindir. Genç kız ise, kendini değişen yaşama şartlarına kaptırmıştır. O, içinde bulunduğu dönemin hayat şartlarını ve ona bağlı değerleri kabul eder. Anne-babasının bağlı olduğu de­ğerler ise çok daha başkadır. İşte zevklerdeki, isteklerdeki bu farklılıklar zorlaştırmaktadır. Tecrübe­ler göstermiştir ki; çocukluğunda her fırsatta annesine sığınan çocuk, ergenlik döneminde, kendi iç dünyasındaki deği­şiklikleri hiç kimseye söylemek isteme­yen, çevresindekilerin anlayışsızlığın­dan acı çeken, bütün bunlardan dolayı da anne-babasının sevgi ve şefkatine bi­le yüz çeviren bir genç kız olup çıkabilir.
Az önce verdiğimiz örnek mükemmel bir anne-babayla, zeki ve hassas bir genç kızın durumunu ele alıyordu. Ne var ki, bu tür anne babaların yanısıra, çocuları üzerindeki otoritelerini ne pahasına olursa olsun sürdürmek isteyen, ya da kızlarını kaybetmemek uğruna onların her türlü kapris ve tuhaflıklarına boyun eğen anne-babalar da vardır. Bu durum­da dengeyi sağlamak oldukça zordur. Aile, varlığımızın en yakın sosyal çevre­sidir. Dengeli bir ruhsal gelişme ve sağ­lam bir kişilik için aile ortamı şarttır. • Soluk almamız için oksijene ne kadar ihtiyacımız varsa, ruhsal gelişmemiz için de aile ortamı o kadar gereklidir. Kendi kişiliğimizi, değerlerimizi ispat et­meye çalıştığımız ilk gençlik yıllarımız­da bu çevreyi tahammül edilmez bulsak bile, yine de ömrümüz boyunca kendi­mizi ailemize bağımlı hissederiz.
Gençler hayata ilk atıldıkları dönem­de, karşılarında anne-babalarınm yaşa­mış olduklarından çok farklı bir hayat şekli bulurlar. Anne-babalarınm gençli­ğinden kendi gençliklerine kadar geçen süre içerisinde zaman çok şeyi değiştir­miştir. Toplumun sosyal ve ahlakî de­ğerlerinde büyük farklılıklar meydana gelmiştir. Genç kız, günün hayat şartla­rına uymak, o günün değerleriyle yaşa­mak istemektedir. Anne-babası ise hâlâ kendi gençlik dönemlerinin şartlarını ge­çerli saymaktadır. Bu noktada da iki ne­sil arasında görüş ve değerlendirme farkları ortaya çıkmakta, bu da tabiî genç kızla anne-babası arasında çatış­malara sebep olmaktadır. Tecrübe, onu yaşayan için değerlidir. Gençler de ken­di hayat tecrübelerini yaşamalı, gerekir­se bu tecrübelerin getireceği acıları da yaşayarak kendi yollarım çizmelidirler. Bu, onların hakkıdır. Ne var ki, bu hak­larını elde etmeye çabalarken, anne ba­balarına karşı sevgiyi ön plana almayı unutmamalıdırlar. Zira sevgi ve güven, her zamaneler ortamda olumsuz tepkile­ri önleyebilecek iki büyük güçtür. : Ergenlik döneminde genç kızlar anne baba için bir kapalı kutudur.
Ergenlik döneminde gençler genel­likle, anne-babalanna açılmak istemezler. Zira onların, kendilerini hâlâ çocuk olarak gördüklerine inanırlar. Oysa genç kız anne-babasına açılabilse, onlar­dan büyük anlayış görecektir. Aslında, anne-babaların ergenlik döneminde ço­cuklarında meydana gelen ve gelmekte olan değişiklikleri dikkate almayıp, on­ları genç kız veya delikanlı oldukları hal­de hâlâ çocuk saydıkları da genellikle doğrudur. Bu yüzden de genç kızdaki inatçı suskunluk, ani patlamalar, aşırı alınganlıklar anne-babaya küçük şıma­rıklıklar gibi görünür. Oysa, sevgi ve gü­vene dayalı bir samimiyet; açık yürekli­lik anne-babanın gerçeği görmesini, so­rumlulukların şuuruna varmasını sağla­yacaktır. Dolayısıyla da artık olgunlaş­maya başlayan genç kızlarıyla konuşur­ken kelimeleri daha dikkatli seçecekler, davranışlarına daha bir özen gösterecek­lerdir.
Bazen de bunun tam tersi olur. Yani anne-baba kızdan uzaklaşır. Bunun da sebebi çoğunlukla hayat şartlarıdır. Kız­ları genç kızlık dönemine geldiğinde anne-babası hayat yarışında oldukça uzun bir yol katetmiştir. Uzun yıllar di­kenli yollarda yürümüş, bir dolu acı ve hayâl kırıldığı yaşamışlardır. Kızları büyüyüp genç kızlığın eşiğine geldiği halde, onların dertleri hâlâ bitmemiştir. Kafalarını kurcalayan bir sürü mesele vardır. Sözün kısası yorgun, bitkindir­ler.
Hayatının baharındaki genç kız, daha yolun başında olmanın verdiği enerji ve heyecanla doludur. Anne-babasmm yor­gunluğunu görmekte ve onca yorgun­luktan sonra kendisine yardımcı olama­yacaklarına inanmaktadır. Oysa yanıl­maktadır. Zira genç kızın, anne-babasına güvendiğini hissettirmesi on­lara yepyeni bir güç verecektir. Genç kı­zın inatçılığım yenmesinde bu yeni gü­cün büyük katkısı olacaktır. Hem böyle­likle genç kız aşın gururundan, kendi iç huzursuzluklarıyla ailesini rahatsız et­mekten de korkmayacaktır. Ve dahası, hayatları boyunca birçok zorluğu yen­mek zorunda kalmış o yorgun insanlara, kendi filizlenmesinin, yeşermesinin sonsuz neşesini, enerjisini vermediği için pişmanlık da duymayacaktır.
Daha önce de söylediğimiz gibi aile, varoluşumuzun vazgeçilmez bir parçası­dır. Ancak bunun yamsıra, irili ufaklı birçok acının da kaynağıdır. Her ailede zaman zaman ufak tefek huzursuzlukla­rın olması, bireyler arasında sürtüşmele­rin çıkması tabiîdir. Bu tür olaylar genel olarak sıcak bir ortamda yaşamış olsak bile, çocukluğumuzu buruklaştıran olay­lardır. Ergenlik ve onun hemen ardın­dan gelen gençlik dönemiyle birlikte, bu acı hatıralar, olaylar da su yüzüne çık­maya başlar. Genç kızın karakterini et­kileyerek o zamana kadar gizli kalmış kusurlarım belirginleştirir. Bu durum genç kızın kompleks (aşağılık duygusu) geliştirmesine yolaçabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ