İlk Aşk

İlk Aşk

Ergenlik çağı belki de en çok “ilk aşk” macerasıyla ha­yatımıza damgasını vurur. İlk aşk dediğimiz duygusal tec­rübe çoğu zaman oldukça münasebetsiz bir kişiye karşı his­sedilir. Genç ve yakışıklı bir öğretmenden, servis şoförüne, market çalışanına kadar her hangi biri olabilir bu kişi. Ak­baba ve komşulardan genç bir yetişkin olması da kuvvetle muhtemeldir. Genellikle ilk aşık olunan kişinin özelliği, dış görünüştür. Bazı genç kızlar çok da yakışıklı ve hatta genç olmayan birine de aşık olabilirler. O zaman neden, duygusal olarak sempati duymak, yani benzerlik kurmak olabilir. Doğal olarak insanlar kendilerine benzeyen kişilere sem­pati duyarlar. Yani aynı sanatçıyı beğenmek, aynı sosyal tu­tuma meyilli olmak gibi… Örneğin sosyal aktivitelerden çok kitap okumayı seven bir öğrenci, onu kendisine yakın bulan edebiyat öğretmenine aşık olabilir. Hele de onu takdir edi­yor, yakınlık gösteriyorsa.Benzer şekilde, sakin, kimseyi kırmayan müşfik yapısı ne­deniyle kendisine aşık olunan yetişkinler çoktur. Çünkü bu yıllarda ergen kızlar için duygularını anlayan bir kişiye ihti­yaç duyma had safhadadır.
Karakterini oluşturma çabası içinde oldukları için bu dö­nemde gençler karizmanın da çok etkisinde kalırlar. Mesela servis şoförü oldukça karizmatiktir, öz güvenli ve gruba ha­kim bir kişiliği vardır. Onun el kol hareketiyle veya sözle ta­kılmaları bile heyecan uyandırmaktadır. Yani bir çok zaman ilk aşkta güçlü bir karakterin tesirine kapılmak önemli bir unsurdur. Bu dönemde karşı cinsle ya­şanan en küçük duygulanım bile çok abartılı hissedilebilir. “Bana şöyle dedi, böyle baktı” diye ballandırıla ballandırıla anlatılır. Genç kızlar gizli gizli içtikleri sigaranın filtresindeki leke­de veya kahve telvesinde sevdikleri kişinin adının baş harfi­ni ya da siluetini filan görürler. Okul çevresindeki çingene­ye ucuzundan fal baktırıldığı da olur. Tabi en kolayı papatya falıdır, “seviyor, sevmiyor…”
Ergen kızlar, hele de yaşıtı olan oğlanlar daha çocuksu oldukları bu çağda; genelde yetişkinlere karşı ilgi duyarlar; ama bazen yaşıtlarına karşı çocukluktan gelme hisleri de olabilir.

Ergenlik çağının ilk devrelerinde kız ve erkek çocuklar kümeleşir, kendi aralarında oynamaya başlarlar. Karşı cinsi ya gönülsüz olarak aralarına alırlar, ya da almazlar. Bu kü­meleşme zaten ilkokuldayken başlamıştır, ilkokulun son yıl­larında ise adeta çatışan kümeler oluştururlar. Artık birlikte oynamadıkları gibi; birbirine takılır, birbirini küçümser, alay ederler. Erkek çocuklar kız çocukların kızdırmaktan, vurup kaçmaktan, çantalarını düşürmekten zevk alırlar.
12 yaşından sonra bu karşıtlık yerini merak ve ilgiye bı­rakır. Erken gelişen kızlarda, erkek çocukların ilgisini çek­me, beğenisini kazanma isteği ortaya çıkar. Ancak gelenek­sel olarak ilk adım erkeklerden beklendiği için duygular da­ha çok içte yaşanır.

Bu dönemde kızlar kendi aralarında oğlanları çekiştirir, fısıldaşır, gülüşürler. Kendi aralarında sırnaşık erkeklerden iöz ederler. “Ahmet var ya, Hani şu yakışıklı çocuk, işte o benimle çıkmak istedi, reddettim!” diye övünürler. Genç kız­lar ancak içli dışlı arkadaşlarına şu veya bu çocuğu beğendi­ğini açıklar. Arkadaşı bu sırrı çevreye yayarsa büyük tepki pösterir.
Ergen erkekler ise genellikle 14 yaşından başlayarak kız­lara açıkça ilgi duyduklarını belli ederler. Genç giyimine, ku­şamına özen göstermeye, kızlarla şakalaşmaya, takılmaya başlar. Soytarılık yaparak, fıkra anlatarak güldürerek kızla­rın ilgisini çekmeye çalışır.

Genç ergen gülümseyen her kızın kendine tutulduğunu sanır. Arkadaşlarına bundan övünerek söz eder. Kısa buluşmalar, el ele tutuşmalar, ballandıra ballandıra anlatılır.Arkadaşları, “Anlat, sonra ne oldu?” dedikçe genç öyküsünü yer yer uydurmalara kaçarak süslemeye başlar. Kimi I genç ise kızlara yaklaşamaz, sıkılır, konuşamaz, kekeler. O Bu çağlarda kızların çoğunda “Bizi kader bir araya getirdi” gibi duygular çok ön plandadır. Duygusal ve mizaç yönünden uyum fikrine çok önem. verirler; tıpkı yetişkin gençi: kızlar gibi… Ama birçok zaman oğlanın bu kadar uzun uzadıya hislerle alakası yoktur; kayıtsızdır…

Bu yaşlarda hisler tam da acemicedir. İlgi duyulan kişiden olumsuz bir şekilde söz edilse bozulmalar, heyecanım belli etmeler, hatta söylemek için bahane aramalar. Bir yandan; o kişi hariç herkes anlar; bir yandan da bir türlü itiraf edile­mez, hatta ağlaya sızlaya inkâr edilir…
Bununla birlikte hayat boyunca, sol tarafta tatlı bir sızıy­la hatırlanacak hoş şeylerdir. Hesapsız mütevazı, temiz duy­gulardır çoğunlukla… Elbette bu gibi platonik hisler yerini gittikçe daha gerçek­çi, hesap edilmiş, çeşitli koşulları düşünülmüş duygulara bı­rakacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ