İştahsızlık ve İştah Yitimleri

Reklamlar
İştahsızlık ve İştah Yitimleri

İştahsızlık: Bilindiği gibi, beyinde ya da daha kesin bir deyişle hipotalamusta, acıkma duyusuna komuta eden ve karmaşık mekanizmalar aracılığıyla kendilerini bedenin enerji yedeklerine uyarlayan sinir merkezleri vardır. Bu nedenle acıkma, bir refleks olarak kabul dilebilir. Pek çok ana-baba, haksız yere, süt bebeğinin kendi gereksinimlerini miktar olarak saptayamayacağını düşünür.

Oysa, meme emen sağlıklı bir süt bebeği nasıl, kendi istediği kadarını emiyorsa, nitelik bakımından uygun, yapay mama verilen bir süt bebeği de istediği kadar emmelidir. Bütün sorun, süt bebeğine yeterli besin sunmak, mama zamanına ilişkin bazı özellikleri kabullenmek (her çocuk aynı saatte, aynı miktar yemez), yeni besin maddelerine çocuğu yavaş yavaş alıştırmak, büyüklerde olduğu gibi çocuklarda da iştah değişmeleri olabileceğini, bunun altında mutlaka bir hastalık aramak gerekmediğini anlamak ve çocuğun iştah değişikliklerine uymaktır.

Görüldüğü gibi, söz konusu olan, süt bebeğini ya da çocuğu «yedirmek» değil, nitelik ve nicelik açısından yeterli besin sunmaktır. Günümüzde, kuşkucu ve fazla yemek meraklısı ana-babalarca aşırı beslenen süt bebeklerinin, yetişkin yaşa geldiklerinde şişman ve fazla yeme meraklısı oldukları, bu durumunsa, işlevsel ve estetik zararları bir yana, sağlıklılık belirtisi olmadığı da kabul edilmiştir. Yaş ne olursa olsun, şişmanlığın sağlık belirtisi olmadığı kesinlikle anlaşılmalıdır.

Normal besin alındığı halde, bünyeye bağlı, çoğunlukla aileden gelen bir şişmanlık normal besin alındığı halde, bünyeye bağlı, çoğunlukla aileden gelen bir şaşmanlık normal karşılanır. Tersine, şişmanlık aşırı zengin bir beslenme rejimi (özellikle şeker ve un açısından: Pasta, kurabiye, şekerleme, çikolata, bulamaç, lapa, nişastalı yiyecekler) nedeniyle oluşmuşsa, su ve şeker metabolizmalarını bozabileceğinden, çocuğun dengesine zararlıdır.

Yemek masasındaki ortam, büyükler için olduğu kadar, çocuklar için de önemlidir. Süt bebeğine, mamasını yerken sessizlik ve sevecenlik gereklidir; ayrıca, mamasını rahat yiyebilmek için de belirli bir zamana gerek duyar (biberonla 15-20 dakika, kaşıkla 30-40 dakika). Daha büyüdüğü zaman, masada, kımıldamadan yarım saatten çok oturmaya zorlanmamalıdır; masa başı sohbetlerini yetişkinler sever, çocuksa bundan pek hoşlanmaz.

Yemekler arasında çocuğa yiyecek vermek, hele şekerleme, şeker, çikolata, kurabiye gibi mideyi boş yere yükleyen ve diş çürümelerini kolaylaştıran şeyler yedirmek doğru değildir. Meme ya da biberon verirken annenin gülümsemesi, süt bebeğinin iştahını açar; yemekler daha sonraki dönemlerde de elden geldiğince hoş, neşeli bir hava içinde yenmeli, kızgınlıklar unutulmalı, azarlamalar bir yana bırakılmalıdır. Televizyon, dikkatleri sofradan uzaklaştırdığından, büyükler gibi çocuğun da yediğinin tadına varmasını önler.

Görüldüğü gibi, çocuktaki iştahsızlıkların çoğu, beslenme koşullarının uygun olmamasından ileri geldiğinden, birkaç yalın öğütle düzeltilebilir. Özellikle, süt bebeklerinde sinirsel iştahsızlık diye bir hastalık olmadığı bilinmelidir. Süt bebeğinin iştahsızlığı, çevresine direnme gereği duymasının belirtisidir; çevre koşulları düzeldiğinde, yani, çoğunlukla ana-baba çocuğu zorla «besiye çekmek» yerine, istediği kadar yeme hakkını tanıdıklarında, iştahsızlık da geçecektir.

İştah yitimleri: İştah yitimi, hastalık kökenli bir iştahsızlıktır. İvegen sindirim sistemi hastalıkları sırasında (apandisit iltihabı, barsak asalak hastalıkları, midebarsak iltihabı), inek sütünün sindirilememesi nedeniyle (kabızlık ve karın şişmesiyle birliktedir) ya da çok fazla miktarda tahıllı lapalar yedirilen süt bebeklerinde unun sindirilmemesi nedeniyle başgösterir.

Bütün enfeksiyonlar (burun-boğaz, kulak, sidik yolları iltihapları, v.b.) ve antibiyotikler (özellikle ağızdan verildiklerinde ve uzun süreli kullanıldıklarında) iştah yitimine yolaçarlar.
Verem enfeksiyonu da, geliştiği sürece (ilk enfeksiyonun farkına varılmaz, daha derinlemesine yerleşmeler de girişilen tedaviye direnç gösterir), bitkinliğin yanısıra zayıflamaya neden olan büyük bir iştah yitimine yolaçar.

Vitamin eksiklikleri, özellikle de raşitizm, bütün süreğen hastalıklar (beyin hastalığı, doğuştan kalp hastalığı, solunum yetersizliği, kan kanseri, tedavi edilmeyen tiroyit bezinin yeterince çalışmaması) iştah yitimine neden olurlar.

Bu yüzden, normal büyütülmekte olan bir çocukta sürekli iştahsızlık görüldüğünde, klinik yollardan açıkça belirlenemeyen gizli bir neden aranmalıdır. Bu nedenin bulunup, uygun tedaviye girişilmesi, iştahı yeniden açmakta en yararlı yol olacaktır. Dolayısıyle, vitaminli kuvvet ilaçları ya da «iştah» ilaçları vermenin pek yararı yoktur.

İştahsızlığın Bir Başka Tanımı Anlatım Şekli

Yemek zamanlarında yenmesi gereken gıdaları yiyememe ve yemede isteksizlik gösterme, iştahsızlık olarak adlandırılır. Bir çok hastalıkta ve ateş yükselmesinde iştah kesilir. Duygusal bir sebep olmaksızın iştahı kesilmiş olanlar bir hekime görünmelidir. İştah açıcı olarak aşağıdaki karışımlardan faydalanılır.

Tedavisi:

* Beş litre suya, bir kilo siyah üzüm, yarım kilo keçi boynuzu, bir kilo kuş burnu ve 100 gram lanakına konur. Malzemenin üçte biri buharlaşıncaya kadar kaynatılır, sonra süzülür. Karışımdan yemeklerden önce günde üç defa birer bardak içilir.

* Yemeklerden önce birer kaşık balık yağı içilir.

* Toz kekikle pul biber, zeytinyağı ile karıştırılır, bol limon suyu eklenir ve taze ekmekle yenir.

* 10 gr. acı yonca 200 cc.suda bir dakika kaynatılır, balla tatlandırılarak içilir.

* Roka, turp, soğan ve sarımsak bol miktarda yenir.

* Kaynamakta olan bir litre suya, 100 gr. kuru incirle 50 gr. anason konur, kaynatılır. Yemeklerden önce günde üç defa birer bardak içilir.

* 50 gr. çam fıstığı, 100 gr. badem ve 100 gr. fındık iyice ezildikten sonra, macun kıvamına gelinceye kadar bal ilave edilir. Yemeklerden sonra 1 – 2 kaşık yenir.

* 50 gr. çörekotu ile 20 gr. damla sakızı yarım kilo balla iyice karıştırıldıktan sonra yemeklerden önce 1 – 2 kaşık yenir.

* Bal kabağı pişirilir ve hurma ile beraber yenir.

* Kahvaltılarda bol miktarda bal ve kaymak karışımı yenir.

* Yemeklerden önce bir tatlı kaşığı çörekotu, balla karıştırılarak yenir. Kaynamakta olan bir buçuk litre suya, 100 gr. kantaron, 50 gr. portakal kabuğu, 10 gr. karanfil ve 20 gr. nane konur, on beş dakika daha kaynatılır. Balla tatlandırılarak, yemeklerden önce birer bardak içilir.

* Yemeklerden önce greyfurt veya portakal suyu içilir.

* 50 gr. zencefil, 50 gr. karanfil ve 20 gr. kırmızı pul biber toz haline getirildikten sonra, bir kilo balla karıştırılır ve yemeklerde birer kaşık yenir.

* Tuzlu soğan ve sarımsak yenir. Bol sirkeli, zeytinyağlı ve pul biberli salata yemeklerle birlikte yenir. Çorbalara limon, kekik, sumak ve kara biber konur, içilir.

* 10 gr. zencefil, 10 gr. havlıcan ve 20 gr. beyaz biber, ayva reçeli ile macun haline gelene kadar karıştırıldıktan sonra, yemeklerden önce 1 -2 yemek kaşığı yenir.

* 10 gr. kınakına, 20 gr. turunç kabuğu ve 20 gr. portakal kabuğu, bir litre suda on beş dakika kaynatılır. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.

* 100 gr. kara üzüm, 10 gr. kişniş, 10 gr. turunç kabuğu bir litre suda on beş dakika kaynatılır, yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ