Kadınlar

Kaktüs Üretme Yöntemleri

Kaktüs Üretme Yöntemleri

KaktüsKaktüs Üretme Yöntemleri

Kaktüslere ülkemizde yeni önem veril-, meye başlanmasına rağmen bunu meslek edinmiş ve Avrupa’nın çeşitli’ yerlerinde bu konuda uzmanlaşmış botanikçilerimiz ve yetiştiricilerimiz mevcuttur. Bu kişiler Kaktüs dikenlerinin ellerine batışları, kendi meraklarına ve zevklerine engel olmadan bunları azimle üretmeye çalışmaktadırlar.

Kaktüslerde üretme şekli, üç kısma ayrılmaktadır :

1  — Tohum Ekmek,

2  — Çelik Yöntemi ile ÜretAek>– –

3  — Aşı ile Üretmek.

1 Tohum Ekmek:

Bitki hastalığı olmayan ülkelerden ve o ülkelerin Kaktüs üzerine çalışan kuruluşlarından tohum getirtilir. Tohumların hastalıksız olması, menşe şehâdet-nâmelerinden anlaşılır. Buna rağmen, gelen tohumlar, şu şekilde bir göz selek-siyonundan geçirilir. Olgun, pişkin oldukları muayene edilir. Eğer içleri boş ise tohumlar normal hale gelmeden, hasat edilmiş olduğu hükmüne varılır. îçleri siyah olarak görülürse tohumların rutubetten zarar görmüş olduğu anlaşılır. İçleri parlak, koklan-dığı zaman küf kokmazsa, tohumların sağlam ve iyi olduğuna karar verilir. Bundan sonra ekim hazırlığı başlar. Ekimden önce ekimin nerede yapılacağını saptamak gerekiruBu düşünceler sonucunda tohumlar yastıklara, kasalara ya da geniş yayvan saksılara şu şekilde toprak konduktan sonra ekim başlar. Gerek yastıklarda, gerek kasalarda ve gerekse geniş saksılarda ekimden önce funda olmak üzere şu üç maddenin karışması elzemdir:

a)    Kum, .

b)    Funda da yaprak çürüntüsü,

c)    Çuı yanmış gübre.

Bu üç maddenin aynı oranda olması, hattâ dişli kumun oranının biraz fazla olması gerekir. Bu toprak birkaç kez aktarılır ve iyice karıştırılır. Meydana gelen bu karışıma harç adı verilir. Harç, tohum ekilmeden, en az iki ay önce yapılır. Çünkü içinde mevcut yabancı tohumlar ve maddeler varsa sürmesi beklenir. Ekim yapılacağı zaman, dinlenmeye bırakılmış olan toprak tekrar bir daha karıştırılır. Dikilecek kapların üçte birine, dipten başlayarak çakıllı kum ya da tuğla kırıntısı, kömür kırıntısı konur. Bunun faydası bitkilere verilen suyun süzülmesi içindir. Karışmış olan harç çok ince olarak, hazırlanmış yere doldurulur ve artılır. Bundan sonra tohumları birbirine değmeyecek bir tarzda sık sık dizerek üzerine yıkanmış tatlı su kumu ile tohumun iki misli kadar kapatılır. Bundan sonra saksılara ekilmiş ise saksı içinde ılık su bulunan başka bir kap içine konulur ki, tohum ekilmiş olan saksının altındaki delikten bu ılık su, yukarı doğru emilerek çıksın. Saksı üzerine de cam kapatıldıktan sonra alttaki sıcak sudan tohumların olduğu saksıya sıcaklık çıkacağından cam kapatılır. Su olan kap alınır. Tohumların ekilmiş olduğu da güneş . gören bir tarafa kaldırılır. Eğer tohumlar yastık tabir ettiğimiz yerlere ekilmiş ise, yastıkların altından ısı boruları geçmesi gerekir. Isı durumu iyi olan yerlerde elzemdir. Isı borularının üstüne saksılar da konulabilir. Yastıklar biraz daha uzun olacağından bunların da üzerlerine genişlik derecelerine göre çerçeveli camlar koymak gerekir. Buhar ve su rutubetlerinden camlarda birikecek su birikintilerini silmek de gereklidir. Aksi halde tohumlar rutubetten bozulur. Eğer bu iş kasalara yapılmış ise sıcak yerlere kasaları nakletmek de olanaklıdır. Camlar, kasalar kadar kestirilerek üzerlerine konulur. Yukarıda adı geçen ekim, eğer çok sıcak mevsimlerde yapılmışsa çok güneşli yerlere koymak da zararlıdır. Alaca güneşli yerler varsa oralarda, tenteler çekilir. Ufak fideler görülmeye başladığı zaman, biraz camları kaldırıp, hava vermek gerekecektir. Yukarıda söylediğimiz şekilde tohumların ekildiği andan çok, çıkacakları zaman önemlidir. Sıcağa yavaş yavaş alıştırılır. Hattâ beş ile altı hafta geçtikten sonra fideleri ışığa alıştırmak için üzerlerindeki camları alabiliriz. Çok sıcak, fidelerde buruşmalar ve yanıklar yapar. Güneş çarpması denilen hastalık da budur. Fidanların sonuçlama yeteneği ve topraktan çıkması bazı cinslerde zordur. Topraktan çıkamayan bu gibi fidelerin kabartı yaptığı yerler ince sivri bir çubuk ile hafif hafif derinlere inmemek koşuluyla kabartılır. Bu karıştırma ancak kabarmış kısımların üstünde olur. Toprak üstünde bir sertlik oluşur. Bu sertliğe tarımcılar Kaymak derler. Kaymağı kırmak, çıkacak fidelere yardım etmek demektir.

Tohumlara su vermek de kendi başına bir iştir. Su verildiği zaman suyun toprağa süzülerek girmesini yetiştirici görmek ister. Verilen su, akıp giderse, toprağın istenilen nitelikte yapılmadan ekim yapılmış olduğu anlaşılır. Toprağın* tavlı olması gerekir. Toprak çok ıslak da olmamalıdır. Islaklık devam ederse su verilemez. Suyu toprağın emmesi, tavın yerinde olduğunu gösterir. Su isteyen bitkinin toprağının üstü kurumuş bir şekilde görülür. Bunlara dikkat etmeyen amatör, fidancılık ve yetiştiricilik edemez. Yetiştiricilik görüldüğü kadar basit olmayan bir iştir.

2 Çelik Yöntemi ile Üretmek:

Çelik yöntemi, görünüşte çok kolay gibi olmakla beraber, bunun da incelikleri vardır. Her cinsten çelik olmadığı, işe başlayınca anlaşılır. Kaktüslerin yukarıdan beri anlattığımız gibi binlerce çeşiti vardır. Bunların hangilerinden çelik olur, hangilerinden olmaz. Ünce onu bilmek, ondan sonra işe başlamak gerekir. Daima uzayan ve yayılan cinslerin çelikleri tutma yeteneğine sahiptir. Kaktüslerin dallarından, yanlarından biçimsiz olan ve şekli bozmayan dal kesilerek alınır, diğer

Kaktüsler gibi çelik yapılır. Keskin bir bıçakla alınacak dal kesilir, kesilen dalın hemen dikimi yapılmaz.

Camekânlarda, fideliklerde kesilen kısım bir – iki hafta bekler, suyunu çeker, ondan sonra kesilmiş olan yerinin bir zar ile kapandığı görülür, dikime hazırlanır. Özellikle Euphorbia cinsleri kesildikten sonra beyaz bir sütün akmasından sonra birkaç saniye suyun içine batırılır. Bu işlerin hepsi yapıldıktan sonra aradan 10-15 gün geçmiş ise hemen çeliklerin kesilmiş tarafları birazcık kum içine sokulur. Bu şekilde kök-lenmeleri beklenir. Dik olarak kum içine konmuş ise yanlarına bir çıta konur, rafya ile bağlanır. Rafya yoksa, kuvvetli pamuk ipliği ile* de bu iş yapılabilir. Köklendikleri anlaşılınca, daha önce tariflerini yaptığımız topraklardan yine saksıların üçte birine kadar tuğla kırıntısı konulur. Diğer ince topraktan konduktan sonra dikim yapılır. Dikim bittikten sonra çok az olarak, toprağın hafif sıkışmasını sağlamak için su verilir ve bir hafta susuz bırakılır. Daha sonraları da 10 -15 günde bir sulamak gereklidir. Saksılara dikilmiş kaktüsler, ancak iki ay içinde dikildikleri yere uyar, kökleşir. Onun için suyun fazlası, fidanlarda çürümeler vapar. Fideler, dikildikleri yerden çıkarılırken de çok nazik olur. Sık olarak çıkmış olduklarından birbirinin köklerim söküm sonucunda bozmamaları için bu işi yapan kimse, acele etmeden söküm yapmalıdır. Bu gibi işleri herkes yapamaz. Bunları kendilerine meslek edinenler, bu işte pişmiş olanlar anlar ve yapar. Fideler, önce büyük saksılara alınmaz, en küçük saksılardan zamanla en

büyük saksılara kadar derece derece büyüdükçe, saksılar da büyütülür. Birdenbire büyük saksıya dikmek hatalıdır. Büyük saksıda toprağın çok oluşu, rutubeti saklar; küçük saçak kökler de bu rutubetten bozulur. Her istendiği zaman saksılar değiştirilemez. Fidanların uyur devrelerini, dinlenme zamanı olarak kabul ettiğimizden çok hassas zamanlarıdır.

Fidelerin bu devrelerini, sakin olarak geçirmesi gereklidir. Saksı değiştirmek ve yer değiştirmek gibi gereksiz külfetlerden kaçınmalıdır. Herhangi bir zorunluluk olmadıkça ilkbahar veya sonbahar gelmeden kış ortasında saksı değiştirmek hatalıdır. Yaz mevsimi fidanlarda gelişme çağı kabul edildiğinden, saksı değişirken köklerden kesilmiş olan bazı kökçükler daha mükemmel saçak köklere dağılabilir. Uyur devrede böyle bir şey yapılmaması gerekir. Bu işlerde toprağın düzenleyici rolü olduğu için önem taşır. Kireçli ve killi, kara topraklara, bu bitkiler dikilemez.

Yukarıda anlatımı yapılan toprak yöntemi, bitkilerin gelişmesine, köklerin yayılmasına yardım eder.

3 — Aşı ile Üretmek:

Aşı denilince aklımıza gelen, bildiğimiz ve meyvacılık kitaplarında okuduğumuz aşılar değildir. Kaktüs cinslerine yapılan aşılar, yetiştiricileri tarafından elde edilmiş bir aşı yöntemidir. Uzun yıllarını bu dikenli bitkilere vermiş olanlar elbette ki bazı esasları saptamış olacaklardır. Bozuk ve anormal tarzda büyüyen Kaktüslerin şeklen güzel olanları, bunların üzerine aşılanır. Bazı cinsleri vardır ki, kök oluşumu çok kuvvetli olur, fakat dış görünüşü çekici değildir. Bazıları da vardır ki kök oluşumu bozuk, dış görünüşü güzel. İşte kökleri kuvvetli olan^insler uzun zaman yaşayacağından, dış görünüşü güzel olan Kaktüsler, onların üzerine aşı yapılır. Dolayısıyla Kaktüs’ün ömürlü olması sağlanmış olur.

Yüksek ve dik büyüyen Kaktüslere yumrulu Kaktüsler aşılanabilir. Bazı Opun-tia cinsleri tek dal üzerine büyüdükleri vakit Zygocactus de aşılanır. Anacın uç kısmından kesilir, Zygocactus’den bir dal alınarak etrafındaki kabuk hafif sıyrılır ve bu 86

kesilmiş yerden dikine açılmış olan anacın açık yerine aşılanacak madde yerleştirilir ve bağlanır. Bu anaç Kaktüs üzerine, başka cinsler de aşılanabilir. Aporocactus Flagelli-formis gibi anaçlar üzerlerine uygulanır. Her şeyde olduğu gibi aşı, Kaktüslerde de iyi sonuç verir. Aşılanan fidanlar çok yaşar. Aşı yapılacak anaç keskin bir aşı bıçağı ile, bulunmazsa jilet ile uçtan kesilir. Biraz dik aşağı yarılır, buraya aşı yapılacak dal, etrafı yontularak-yerleştirilir. Bu yontma kısmı anaca girecek kadar bir kısmına uygulanıp diğer tarafların kabuklarına dokunulmaz. Dış tarafı ise rafya ile sıkıca sarılır. Bazı yetiştiriciler bunu dikenle de yaparlar. Yarılan yere, aşı yerleştirildikten sonra, dıştan aşıyı da geçerek öbür parçaya uzanacak şekilde dikeni batırırlar ve bunun üzerini hafif bir şeyle bağlarlar. Gerek anaç ve gerekse aşı, genç dallardan olur. Odun-laşmış olan anaç aşıyı bırakır, tutturmaz. Aşı da aynı şekilde birbirine bağdaşmadan kaynamadığı ve kuruduğu görülür. Aşının anaca kaynaması için sürgünlerin nusku birbirine yapışması gerekir. Aşıların dış kabukları bağlamadan önce yaralarına konur, ondan sonra bağlanır. Fideliklerdekinden daha çok suya gereksinim gösterir. Çünkü anaç yerinden değişmediğinden ve kendi nuskunu ne de olsa kaybetmiş bulunmasından biraz daha suya gereksinim gösterir. Her zaman ve nerede olursa olsun, aşılı ya da aşısız bahçede, salonda, vitrinde, veya iki cam arasındaki Kaktüsler bol sudan kesinlikle hoşlanmaz. Bu yetiştirme yöntemlerinin en iyi zamanı Nisan ayından başlar, Ağustos sonlarına kadar devam eder. Sıcak yerlerde yapay ekim Şubat aylarında da uygulanır. Fakat ısı istenildiği zaman, arzu edildiği kadar verilebilmelidir, aksi halde tohumlar ekildiği yerde cılk olur. Camekân ısısı yeterli değildir. Isıtılma, toprak altından geçecek kaloriferler aracılığıyla yapılmalıdır. Buradaki ısı (toprak içi ısısı) en çok onbeş ilâ yirmi derecelerinde yastıklara ekilmiş olanlar için, kasa ve saksıların konulduğu toprak ısısı, saksılar için hariç, yirmi ilâ yirmibeş derece olmalıdır. Saksı içindeki ısıyı gözden geçirdiğimiz zaman 10 derece civarında olduğu görülür. Bu ısı derecesine sahip olan camekânlarda genel ısı 28 – 30 derece olacağından, aşılar bu camekânlarda Ocak ayından esas aşı mevsimi olan aylara kadar devam eder. Bazı sert ve dikenleri. çok sık olan yumrulara aşı yapılamaz. Aşının yapılacağı kısım, toprak yüzeyinden veya saksı üstünden en az 10 -15, en çok 50 cm. yüksekliklerinde olmalıdır. Gelin duvağı telleri gibi aşağılara doğru süzülüp sarkan ve üzerinde atlas renginde çiçekler açan Kaktüsler de, bu güzelliğini aşı ile muhafaza eder. Opuntia (Kaynana Dili) cinsleri üzerine yine yüksekten aşılanmış Zygocactus’leri, aşağı yukarı yarım metre çapında görülür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Tüm Kategoriler
Site Arşivi
Destekleyen Siteler



Hobiler