Kalın Bağırsak Ve Rektum Kanserleri

Kalın Bağırsak Ve Rektum Kanserleri

Kalın bağırsak , sindirim borusunun ince bağırsaktan sonra gelen parçasıdır. Açısı aşağı bakan bir U harf şeklindedir. Son kısmı ise bir spinkter ile çevrilmiş olan Anus (makat deliği) ile dışarıya açılır.
Kalın bağırsağın bulunduğu yerlere göre ayrı ayrı adlar verilmiş­tir. Kalın bağırsağın ince bağırsak ile birleştiği yer, yani başlangıcı sağ kalça çukurundadır. Başlangıç kısmı yuvarlak ve kapalıdır. İn­ce bağırsak buraya yan taraftan girer.

Kapalı ve yuvarlak olan başlangıç kısmına kör bağırsak (çekum) denir. Bu kör bağırsaktan aşağı ve dışa doğru bir kaç santimetre uzunluğunda ve huniye benzer bir uzantı vardır. İçi boştur ve kör ba­ğırsağa açılır, ucu ise .kapalıdır. Bu uzantıya APENOIS denir. Bu uzantının iltihaplanmasına apendisit denmektedir.Burada tekrar bü­külerek ve dirsek yaparak aşağıya doğru iner. Çıkan kısmına çıkan kolon, enine kısmına enine kolon, inen kısmına da ‘inen kolon denirinen kolonun, dışa açılmadan son 15-20 santimlik kısmına REKTUM denir.Sonrada ANUS (Mak’at) dediğimiz delikle kalın bağırsak, dolayısıyle sindirim borusu vücut dışına açılır. Kalın bağırsak,açıklı­ğı,aşağıya bakan U harfine benzetmiştik.Aradaki boşlukta ise, in­ce bağırsak kümelenmiştir.

Böylece, ‘kalın bağırsak ince bağırsağı bir çember içine almıştır.
Kalın bağırsağın yapısıda, ince bağırsak gibi tabakalardan oluş­muştur.Burada da en önemli tabaka bir boru şeklinde olan kalın bağırsağın iç yüzümü örten mukoza tabakasıdır. Kalın bağırsağın çapı ince bağırsağınkinden geniştir.Uzunluğu ise takriben 1,5-2 metredir, Demekki ince bağırsağın takriben dörtte biri kadardır.Böyle olmakla beraber, üzülerek söylemek gerekiyor ki, kalın bağırsak kanseri, imce beğırsağınkinin aksine birçok kanserlere oranla daha sı,k görülen kanserlerdendir. Birleşik Amerika istatistik­lerine göre, bazı tür deri kanserinden sonra en sık görülen kanser olarak tesbit edilmiştir. Kanserden ölüm nedenleri arasında da akciğer kanserinden sonra ikinci sırayı alır. Her ne kadar, kalın bağır­sağın diğer kısımları (yani çıkan kolonı enine kolon ve ‘nen kolon) ile sen kısmı olan rektum arasında yapısal bakımdan bir farklılık göstermese de, kalın bağırsak kanserlerinin yarısı kolon da yarısı da rektum da yerleşirler. Bu nedenlerdir ki, kalın bağırsak kanseri yerine, genellikle oturduğu yere göre Kolon Kanseri veya Rektum Kanseri adları kullanılmaktadır.Kalın bağırsak kanseri (mide ‘kanseri gibi) her yerde aynı oran­da görülmemektedir. Bazı coğrafi bölgelerde daha sık görülmekte­dir, diğer yerlere nazaran.

Meselâ Çin’de, Birleşik Amerika’da, Kanada’da, ingiltere’de, Kuzey Avrupa ülkelerimde daha sık görülür­ken, Afrika’da, Japonya’da, Güney Amerika’da, Rusya’da belirgin bir şekilde az görülmektedir. Dikkati çeken bir husus, beslenmede faz­la yağların, sığır ve domuz eti gibi yağlı hayvansal proteinlerin yenil­diği, buna mukabil posa bırakan sebze ve meyvelerin az yenildiği yerlerde daha çok görülmesidir. Beslenme alışkanlığının yanı sıra sosyoekonomik faktörün de rolü olduğu ileri sürülmüştür.Araştırmalar çok yağ ve et yiyen İnsanların bağırsaklarında ayri bir tür bakterilerin (mikropların) oluştuğunu ve bunların da aslında zararsız olan maddeleri ‘kanserojene çevirdiğini ortaya ‘koymuştur. Nitekim, bu gibi insanların, yapılan dışkı tahlillerinde bunu ispat eden deliller bulunmuştur. Diğer taraftan yiyeceklerinin büyük kıs­mını sebze ve meyve gibi lifli gıdalardan alan kimselerin dışkı tah­lillerinde değişik bakteılere ve daha az kanser yapıcı maddelere rast­lanmıştır.
Kalın bağırsak kanserleri sık görülme açısından, kadınla erkek arasında büyük bir fark yoktur. Bununla beraber kalın bağırsak ve rektum kanserleri genellikle kadınlarda biraz daha sık görülmekte­dir.

Çocuklarda nadir görülen bu hastalık daha ziyade 45 – 50 yaş­larında görülmeğe başlar ve yaş ilerledikçe görülme oranı da artar.Kalın bağırsak kanserlerinin başlangıcında kendilerine öz semp­tom ve belirtileri yoktur. Hastalık ilerledikten sonra, başladığı yere göre (yani kolonda mı yoksa rektumda mı), belirtiler göstermeğe başlar. Bunlar daha ziyade büyük apteste çıkış düzeninde görülen değişmeler, dışkının şekli ve kanamalardır. Bunun yanı sıra, ilerlemiş vak’alarda kanserin genel belirtileri görünmeğe başlar.
Teşhise genel muayene, röntgen, laboratuvâr muayeneleri ve biyopsi ile ulaşılır. Tedavide, evvelâ ameliyat ile hasta kısmının çıka­rılması ve sonra ışın ve ilâç tedavileri yer alır. Şifa oranı hastalığın hangi safhasında tedaviye başlandığına, yerine ve yaygınlık derece­si ile tedavide uygulanacak metod ve doza bağlıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ