<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Süt Bebeği</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/sut-bebegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Süt Bebeklerinde Beyin Sert Zarıaltı Kan Toplanması</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerinde-beyin-sert-zarialti-kan-toplanmasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerinde-beyin-sert-zarialti-kan-toplanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 15:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Kafa Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1889</guid>
		<description><![CDATA[Beyin sert zarı ile örümceksi zar (beyin zarları tabakaları) arasında yerel kan toplanmasına bu ad verilir. Beyin-omurilik sıvısıyla ilgisi yoktur; hemen her zaman iki yanlıdır ve beynin her iki yarıküresini kapsar. 3 ay-1 yaş arasındaki süt bebeklerinde, çoğunlukla bir kafatası travmasından sonra, bazen de bir beyin zarları iltihabından ya da toplardamardan serum verilmesini gerektirmiş su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p style="text-align: justify;">Beyin sert zarı ile örümceksi zar (beyin zarları tabakaları) arasında yerel kan toplanmasına bu ad verilir. Beyin-omurilik sıvısıyla ilgisi yoktur; hemen her zaman iki yanlıdır ve beynin her iki yarıküresini kapsar. 3 ay-1 yaş arasındaki süt bebeklerinde, çoğunlukla bir kafatası travmasından sonra, bazen de bir beyin zarları iltihabından ya da toplardamardan serum verilmesini gerektirmiş su yitimlerinden sonra görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Teşhis, kafatası hacminin anormal ölçüde hızlı artışına, bıngıldağın gerilmesine, kafatası dikişlerinin genişlemesine, çırpınmalar, kas gerginliği bozuklukları ve bilinç bozuklukları bulunmasına dayandırılır. Genel durum bozulur; kansızlık, kusmalar ve ateş belirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tamamlayıcı muayenelerde göz dibinde ağ tabaka kanamaları ve ön bıngıldağa iğneyle girildiğinde kan gelmesi, teşhisi doğrular.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Beyin-Sert-Zarıaltı-Kan-Toplanması-300x220.gif" alt="Beyin Sert Zarıaltı Kan Toplanması" title="Beyin Sert Zarıaltı Kan Toplanması" width="300" height="220" class="alignright size-medium wp-image-1932" /></p>
<p style="text-align: justify;">Hastalık bazen belirtisiz, bazense tersine şiddetli belirtili, ciddi evrimlidir. Tedavi edilmezse ciddi bir beyin hastalığı ortaya çıkabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastanede beyin sert zarı altına birkaç kez iğneyle girilerek, toplanan kan boşaltılır. Ama bazı hastalarda, boşaltmadan sonra yeniden kan toplanması eğilimi görülür ve kesin boşaltma için ameliyata başvurmak gerekir. Bu nedenle, beyin sert zarıaltı kan toplanmalarının nasıl bir evrim göstereceği, başlangıçta kestirilemez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerinde-beyin-sert-zarialti-kan-toplanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süt Bebeklerindeki Yapısal Egzama</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerindeki-yapisal-egzama/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerindeki-yapisal-egzama/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 20:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri ve Cilt Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1601</guid>
		<description><![CDATA[Yalnızca süt bebeklerinde görülmesiyle, klinik belirtileriyle ve evrimiyle nitelenen bir deri hastalığıdır. Nedenler: Bazı bebeklerde bu hastalığın yerleşmesine uygun bir duyarlık bulunduğunu kanıtlayan çeşitli öğeler vardır: — kalıtımla ilgili öğe: Aynı ailenin bireylerinde astım, alerji kökenli nezle, Quincke ödemi, egzama ya da kurdeşen görülmesi (bazen, aynı kişide bu hastalıkların tümüne birden raslanır); — kan sayımında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yalnızca süt bebeklerinde görülmesiyle, klinik belirtileriyle ve evrimiyle nitelenen bir deri hastalığıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenler: </strong>Bazı bebeklerde bu hastalığın yerleşmesine uygun bir duyarlık bulunduğunu kanıtlayan çeşitli öğeler vardır:</p>
<p style="text-align: justify;">—  kalıtımla ilgili öğe: Aynı ailenin bireylerinde astım, alerji kökenli nezle, Quincke ödemi, egzama ya da kurdeşen görülmesi (bazen, aynı kişide bu hastalıkların tümüne birden raslanır);</p>
<p style="text-align: justify;">—  kan sayımında eyozinofil yüksekliğiyle yansıyan biyolojik öğe-,</p>
<p style="text-align: justify;">—  daha özgül alerji testlerinin pozitif çıkması. Alerji yapan etkenlerin bulunması bazen son</p>
<p style="text-align: justify;">derece güçtür. Etkenler bazen besin, bazen başka kökenli, çoğunlukla da birkaçı biraradadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teşhis</strong>: Hastalık genellikle yaşamın ilk yılı içinde başlar ve deriye kırmızı bir görünüm verir. Bozunlar bazen sızıntılı, bazen kesecikler biçimindedir; kurumuş halde soyulan, incecik deri parçacıkları görülür; bozunlar kaşıntılı ve hafifçe ödemlidir.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Bebeklerde-Egzama.jpg" alt="Bebeklerde Egzama" title="Bebeklerde Egzama" width="300" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1721" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu egzamanın yerleşme biçimi de niteleyicidir-Yüzün alın bölgesinde, yanaklarda ve çenede yer-alır, ama doğal deliklerin (ağız, burun, gözler) çevresine ve saçlı deriye ulaşmaz. Buna karşılık, bazen apansızın ellere ya da özellikle dirsek, bilek, diz gibi büklümlere sıçrar; hattâ saçlı deri ya da gövdeyi sarabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kulak kepçesinin alt bölümünde yeralan bir çatlağa da raslanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Evrim: </strong>Değişken süreli nöbetler halinde ilerler; çoğunlukla belirli bir neden olmaksızın, ağırlık eğrisinde değişmeler ve hafif ateş nöbetleri gözlenir. Çocuk, genellikle 18 ayda iyileşir; ama bu süre 1-2 yılı da bulabilir. Egzamanın yerini başka alerji belirtileri (nezle, soluk borusu-bronş iltihabı; özellikle de astım) de alabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, egzama, katlanması güç, ama zararsız bir hastalıktır. Bununla birlikte, 2 özel ih-tilatı tehlikelidir:</p>
<p style="text-align: justify;">—  nedeni henüz bilinmeyen solukluk-yüksek ateş sendromuyla nitelenen ivegen egzama;</p>
<p style="text-align: justify;">—  Kaposi&#8217;nin suçiçeğine benzer döküntüsü: Çocuğun yüzü apansızın sıvı dolu keseciklerle kaplanır; daha sonra bunlar sertleşerek rengi siyaha çalan kabuklar oluştururlar. Hastanın ateşi 40°C&#8217;a kadar yükselir. Genellikle, egzamalı kişilerde ilk kez uçuk virüsü enfeksiyonunun görülmesiyle ya da çiçek aşısı yapılmasıyla oluşan tehlikeli bir hastalıktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tedavi Kaşınmayı azaltma: </strong>Kaşınmayı azaltmak için çeşitli maddelerden yararlanılabilir:</p>
<p style="text-align: justify;">—  kortizon içeren kremler, yalnızca egzamanın yerel olduğu durumlarda kullanılabilir; etkilidirler, ama sağladıkları iyileşme kısa sürelidir; enfeksiyonları da kolaylaştırabilirler; ayrıca derinin ilacı büyük ölçüde emmesi olasılığı da vardır;</p>
<p style="text-align: justify;">—  çeşitli merhemler (çinko oksitli).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Enfeksiyon eklenmesinden koruma: </strong>Çeşitli önlemler alınabilir:</p>
<p style="text-align: justify;">—  bozunlarm bazı sular (rivanol, asit borik) ya da çok yağlı sabunlarla (asitli sabunlar öğütlenmez) temizlenmesinden sonra, Goulard suyu (eau de Goulard);</p>
<p style="text-align: justify;">—  hafifçe permanganatlı suyla banyodan sonra, gümüş nitratla bozun bölgelerine hafif hafif dokunmak (hastalığın yaygın ve sızıntılı biçimlerinde bazen yararlı olabilir).</p>
<p style="text-align: justify;">Huzursuzluğu ve kaşıntıları yatıştırmak için, bazen hafif yatıştırıcılara da başvurulur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aşı sorunu:</strong> BCG aşısı her zaman yapılabilir. Hastalığın ilerleyici döneminde çiçek aşısı yapılmamalıdır. Hattâ, yakın çevreden birine bu aşı yapılmışsa, egzamalı çocukla temasını kesmek gerekir. Bu, çiçek aşısının çocuklara çok erken (egzama 3 aylıktan başlayarak yerleşebileceğinden, çocuk 3. ayma girmeden önce) yapılması gereğini kanıtlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuk felci aşısında da sakmımlı davranılmalı, seyreltilmiş aşı iğneleriyle çocuğun katlanma gücü değerlendirilmelidir. Boğmaca aşısı için de durum aynıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Egzamalı süt bebeklerine kuşpalazı ve tetanos aşıları yapılmasının sakıncası yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerindeki-yapisal-egzama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süt Bebeklerinde Kaba et Pişiği</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerinde-kabaet-pisigi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerinde-kabaet-pisigi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 19:56:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri ve Cilt Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1595</guid>
		<description><![CDATA[Bu deri kızarıklıkları, acı verici ve tedaviye dirençli olmakla birlikte, genellikle evrimleri iyidir. Süt bebeğinin genel sağlık durumunu bozmaz ve yara izi bırakmadan iyileşir. Nedenler: Nedenleri çoktur: — çocuğun derisinin üstündeki koruyucu boynuzsu tabakanın, çok ince olduğundan çok duyarlı olması; — su geçirmeyen don kullanılması sonucu sidikle uzun süreli temasın, deride tahrişe yolaçma-si; — enfeksiyonlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu deri kızarıklıkları, acı verici ve tedaviye dirençli olmakla birlikte, genellikle evrimleri iyidir. Süt bebeğinin genel sağlık durumunu bozmaz ve yara izi bırakmadan iyileşir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenler:<br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Nedenleri çoktur:</p>
<p style="text-align: justify;">—  çocuğun derisinin üstündeki koruyucu boynuzsu tabakanın, çok ince olduğundan çok duyarlı olması;</p>
<p style="text-align: justify;">—  su geçirmeyen don kullanılması sonucu sidikle uzun süreli temasın, deride tahrişe yolaçma-si;</p>
<p style="text-align: justify;">— enfeksiyonlu ishal ya da antibiyotik kullanımı durumlarında, kaka asitliğinin artması;</p>
<p style="text-align: justify;">—  yapay dokuma çocuk bezlerinin yaygın kullanımı;</p>
<p style="text-align: justify;">—  bezleri yıkamada deterjan ve yumuşatıcılar kullanılması.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu son durumdaki pişik, yeterince durulanmamış çamaşırlarda kalan klor ve deterjanların kimyasal etkisi sonucu ortaya çıkar. Yerleşimi de çok özeldir: Derinin yalnızca tahriş edici maddelerle temas eden bölgelerinde görülür. Deterjan kullanmaktan vazgeçildiğinde iyileşir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teşhis: </strong>Klinik görünüm niteleyicidir. Pişik, hafifçe kabarık, 1-2 sm çapında, az ya da çok dağınık, yer yer. birbirleriyle birleşen kırmızı lekelerden oluşur. Kızarıklık kabaetlerde olduğu kadar, dış üreme organlarında, karnın alt bölümünde ve butlarda da görülür. Genellikle, deri kıvrımlarını ve makat bölgesini etkilemez.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/bebeklerde-pişik.jpeg" alt="bebeklerde pişik" title="bebeklerde pişik" width="250" height="250" class="alignleft size-full wp-image-1726" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tedavi: </strong>Yalnız yerel tedavi uygulanır. Bazen çamaşırları yumuşatıcı maddelerden, lastik don kullanmaktan vazgeçmek, bezleri yıkadıktan ve duruladıktan sonra, bazı mikropların üremesini önleyen dört değerli amonyum tuzları eriyiğine batırmak gibi özgül önlemler almak gerekebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Biberona bir parça hazır mama ya da kalsiyum karbonat eklemek, «meme emen çocuklarda görülen asit ishal» durumunu ortadan kaldırmaya yeterlidir. Hastalığın nedeni ne olursa olsun, kabaet-leri elden geldiğince açıkta bırakarak, vazelin, zeytinyağı ya da çinko oksitli merhemler kullanarak, deriyi tahriş edici etkenleri yalıtmak gerekir. Özel durumlarda kortizonlu ya da antibiyotikli merhemler kullanmak gerekip gerekmediğine ancak hekim karar vermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoğunlukla renkli mikrop kırıcı eriyikler kullanmak gerekir; ama bunlar çok geniş deri yüzeylerine sürüldüklerinde bazı zehirlenme ya da alerji tepkilerine yolaçabilirler. Ayrıca, hastalığın evriminin gözlenmesini de engellerler. Enfeksiyona karşı güçlü önlemler gereksiz olduğu gibi, ağızdan antibiyotik verilmesi de öğütlenmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeklerinde-kabaet-pisigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süt Çocuğunda İvegen Su Yitimi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sut-cocugunda-ivegen-su-yitimi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sut-cocugunda-ivegen-su-yitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 18:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1522</guid>
		<description><![CDATA[Halk arasında «çocuk kolerası» da denilen ivegen su yitimi, son yıllarda süt çocuklarının sağlık korumasındaki büyük ilerlemelere, enfeksiyonların önünün alınmış olmasına ve mide-barsak iltihaplarının tedavi edilebilmesine karşın, hâlâ sık raslanan ve ciddi bir durumdur. Öldürücü olabilir, ama ender durumlar dışında, vaktinde alınan tedavi önlemleriyle iyileştirilebilir. İvegen su yitimi, kusma ya da ishal nedeniyle organizmadan su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Halk arasında «çocuk kolerası» da denilen ivegen su yitimi, son yıllarda süt çocuklarının sağlık korumasındaki büyük ilerlemelere, enfeksiyonların önünün alınmış olmasına ve mide-barsak iltihaplarının tedavi edilebilmesine karşın, hâlâ sık raslanan ve ciddi bir durumdur. Öldürücü olabilir, ama ender durumlar dışında, vaktinde alınan tedavi önlemleriyle iyileştirilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">İvegen su yitimi, kusma ya da ishal nedeniyle organizmadan su yitirilmesi anlamına gelir. Yetişkinlerde olağan karşılanabilecek rahatsızlıklara süt bebeğinin gösterdiği aşırı duyarlık, süt bebeğinin su dengesinin henüz sağlamlaşmamış olmasıyla açıklanabilir. Nitekim, süt çocuğu, organizmasındaki suyun yüzde 15-20&#8242;sini her gün yeniler: 6 kg&#8217; lık bir bebek, günde 800-900 sm3 su içer. 90 kg&#8217;lık bir yetişkinin gereksinimleri aynı olsa bu hesapla günde 10 kg su içeceği düşünülürse, miktarın önemi daha iyi anlaşılır. Organizmasından yitirilen su çeşitli nedenlerle yerine konamazsa, süt çocuğu acil tedavi gerektiren ciddi bir tehlikeyle karşılaşır. 18 aylık olduktan sonra, organizmanın su dengesi bir ölçüde yerleşirse de, ciddi bir su yitimine katlanamaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>NEDENLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">En sık raslanan nedenler enfeksiyonlardır. 2 tür enfeksiyon sözkonusu olabilir: Mide-barsak en-: feksiyonlari; sindirim kanalı dışında yeralan enfeksiyonlar. Sindirim kanalı dışında yeralan enfeksiyonlar da, ishal ve kusma yapabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">En sık görülenler ivegen mide-bağırsak enfeksiyonlarıdır. Barsağın mikrop örtüsü dengesinin apansızın bozulması sonucu ortaya çıkarlar. Dengeyi bozan, hastalık yapıcı etkenlerdir (özellikle kolibasili). Bunlar çoğunlukla insandan yiyecek maddelerine, bunlardan da yeniden insanlara geçer.</p>
<p style="text-align: justify;">Sindirim kanalı dışındaki enfeksiyonların tümü (sidik yolları, akciğer ya da beyin zarları enfeksiyonları), ishal ve kusmalara yolaçabilirler. Orta kulak iltihabı çok tehlikeli olduğundan, su yitimine uğrayan her süt çocuğunun kulak zarlarının muayenesi temel bir kuraldır.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha az görülen sıvı yitimi nedenleri arasında, nedenleri ne olursa olsun fazla kusmalar, yazın ya da tersine kışın fazla ısıtılmış bir odada bırakılan süt çocuklarında görülen «sıcak çarpması», böbrek kökenli su yitimleri (şeker hastalığı, şekersiz şeker hastalığı, böbrek yetmezliği) de sayılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TEŞHİS</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Süt çocuğunun görünüşü daha başlangıçta kaygı verici ve su yitimi teşhisini akla getirici bir hal alır: Rengi grileşir, gözlerinin çevresinde morluklar belirir, bakışları bir noktaya dikili ve kaygılıdır, burnu incelmiş, bağırması güçsüz, dili ve dudakları kurudur. Ateş yükselmesi su yitiminden ileri geliyorsa, yitirilen su yerine konduğunda, normale döner. Deri, esnekliğini yitirmiştir; baş ve işaret parmakları arasında sıkıldığında eski durumuna dönmeyip kırışık olarak kalır; deri altı dokusu «hamursulaşmış» izlenimi verir. Kilo yitimi de önemli ölçüdedir: Beden ağırlığının yüzde 10&#8242;unu bulabilir. Bu durumda süt çocuğunu hemen hastaneye kaldırarak, yitirilen suyu damar yoluyla, (serum biçiminde) yerine koymak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarda sözü edilen deri belirtisini, ancak bilgili bir gözlemci farkedebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EVRİM</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Süt çocuğunun toplardamarına en uygun su ve tuz eriyikleri yeterli miktarda vererek su yitimini ödünlcmeye yarayan yöntem sayesinde, ivegen su yitiminin evrimi son yıllarda büyük ölçüde iyileşmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, tedaviye geçmeyi karmaşıklaştıran ve uzun dönemde damar ya da böbrek bozukluklarına yolaçma olasılığı bulunan bazı güçlükler vardır. Ama, toplardamar yoluyla 1-2 saat su verilebilmişse, bebeğe kurtulmuş gözüyle bakılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TEDAVİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İvegen su yitimi ciddi bir tehlike olarak ele alınmalıdır. Eskiden, ivegen su yitiminden ölümlere çok sık raslanırdı. Günümüzdeyse, hemen her zaman denetim altına alınabilmektedir. Gene de bazı kurallara mutlaka uymak gerekir:</p>
<p style="text-align: justify;">—  beslenme rejimi iyi ayarlanmalıdır;</p>
<p style="text-align: justify;">—  sindirim sistemi enfeksiyonları ve öteki enfeksiyonlar zamanında tedavi edilmelidir;</p>
<p style="text-align: justify;">—  süt çocuğunun su gereksinimi iyi bilinmeli, susadığı zaman, özellikle sıcak aylarda, içecek şeyler (su, şekerli su, haşlanmış sebze suyu) verilmelidir;</p>
<p style="text-align: justify;">—  üstü fazla örtülmemelidir;</p>
<p style="text-align: justify;">—  odasının sıcaklığı aşırı olmamalıdır (20&#8242; C yeterlidir);</p>
<p style="text-align: justify;">—  kustuğunda hemen, az miktarlarda ve sık sık, içecek verilmelidir (kilo başına yaklaşık 110 smVkg);</p>
<p style="text-align: justify;">—  ishal olursa süt kesilmeli, yerine havuç çorbası verilmelidir;</p>
<p style="text-align: justify;">—  ağırlık yitimini görmek için bebek tartılma-hdır;</p>
<p style="text-align: justify;">— ağırlık yitimi önemliyse, gerekli donatımları bulunan bir çocuk hastalıkları kliniğine başvurulmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sut-cocugunda-ivegen-su-yitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerin Beslenme Kuralları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/bebeklerin-beslenme-kurallari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/bebeklerin-beslenme-kurallari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 12:15:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=965</guid>
		<description><![CDATA[BESLENME Beslenme rejimi sorunu eskisi kadar karmaşık değildir. Normal bir çocuğun beslenme rejimini düzenleyen birkaç ana ilke vardır: — kadın sütünün, inek sütüne geleneksel üstünlüğü; — sütten erken kesmenin ve çeşitli besinler vermeye erken başlamanın gerekliliği; — akılcı ve düzenli biçimde vitamin vermenin önemi. BESLENME ÖĞELERİ Çeşitli sütler Anne sütü İnek sütünün niteliğini yükseltme alanındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BESLENME</strong></p>
<p>Beslenme rejimi sorunu eskisi kadar karmaşık değildir. Normal bir çocuğun beslenme rejimini düzenleyen birkaç ana ilke vardır:</p>
<p>—  kadın sütünün, inek sütüne geleneksel üstünlüğü;</p>
<p>—  sütten erken kesmenin ve çeşitli besinler vermeye erken başlamanın gerekliliği;</p>
<p>—  akılcı ve düzenli biçimde vitamin vermenin önemi.</p>
<p><strong>BESLENME ÖĞELERİ </strong></p>
<p><strong>Çeşitli sütler</strong></p>
<p><strong>Anne sütü</strong></p>
<p>İnek sütünün niteliğini yükseltme alanındaki bütün çabalara karşın, bebeğin meme emmesi her zaman daha iyidir. Gerek içindeki maddelerin oranı, gerekse proteinlerinin yapısının çocuğun sindirimine daha uygun olması nedeniyle, her durumdaki çocuk anne sütü alabilir. .Öte yandan, anne sütü ciddi sindirim bozukluklarına karşı da gerçek bir sigortadır. Bu nedenlerle, annenin emzirmeye gerçekten karşı olduğu durumlarda (aşırı bir baskıya dönüşmemek koşuluyla), çocuğunu emzirme konusunda teşviki gerekir. Anne kararsızsa, hiç olmazsa ilk 2 ayda (gerekiyorsa,başka bir süt ya da mamayla birlikte) memeyle beslenmenin çocuk için çok yararlı olacağına inandırılmaya çalışılmalıdır.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/06/bebeklerin-beslenmesi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-969" title="bebeklerin beslenmesi" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/06/bebeklerin-beslenmesi.jpg" alt="bebeklerin beslenmesi" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong>Mutlaka uyulması gereken kurallar şunlardır:</strong></p>
<p>—  yeni doğmuş bebek için 3 saat ara. ile günde 6 emzirme yeterlidir (2. ve 3. aylarda 5 emzirme);</p>
<p>—  emzirme süresini 10 dakikadan uzun tutmak gereksiz, hattâ zararlıdır. Zorunlu olmamakla birlikte, her kez iki memeyi de vermek, özellikle başlangıçta süt az geliyorsa, memeleri çalıştırarak sütü artırmak bakımından yeğ tutulmalıdır;</p>
<p>—  bebeği her- gün tartmak ve kilosunu düzenli biçimde izlemek gerekir;</p>
<p>—  her emzirmeden sonra, meme başı, .kaynamış suya batırılmış ve biraz alkol eklenmiş bir pamukla temizlenmeli ve bir sonraki emzirmeye kadar, mikroptan arındırılmış bir gazlı bezle korunmalıdır;</p>
<p>—  anne kuşkonmaz, pırasa, lahana, şalgam yemekten (bu sebzeler sütün tadını değiştirir), alkol, kahve, çay, ilaç kullanmaktan (bu zehirli maddeler süte geçer) kaçınmalı, protein bakımından zengin (et, sütlü besinler, vitaminler) dengeli besin almalı, ama çok yememelidir. Ayrıca yorgunluk ve heyecandan kaçınmalıdır;</p>
<p>—  3.-6. aya doğru sütü azar azar kesmeli, emzirmenin yerine yavaş yavaş çeşitli lapalar koymalı, bu işi hiç bir zaman 12. aydan sonraya bırakmamalıdır.</p>
<p>Annede ciddi bir hastalık varsa emzirmeden vazgeçmek gerekir. Enfeksiyon hastalıklarında, kalp hastalıklarında, meme hastalıklarında (meme iltihabı, apsesi; urlar) ve bütün ciddi hastalıklarda anne, meme vermekten kaçınmalıdır. Emzirme, sağlıklı kadınlara özgü bir ayrıcalıktır.</p>
<p><strong>İnek sütü ve hasır mamalar</strong></p>
<p>Eskiden kolayca sağlık bozukluklarına ve barsak enfeksiyonlarına neden olurlardı. Günümüzde süt üretiminin sanayileşmesi bu durumu değiştirmiştir.</p>
<p>Annenin bebeğini emziremediği durumlarda inek sütü, hazır mamalar kullanılır.</p>
<p><strong>İnek sütü</strong></p>
<p>Olanak varsa, kapaklarında şişelenme tarihi belirtilen pastörize sütler kullanılmalı, kullanırken bazı yalın kurallara uyulmalıdır: Kaynatılmalı, şişe açıldıktan sonra uzun süre bekletilmemeli, buzdolabında saklanmalıdır. Anne sütüne oranla protein oranı daha yüksek, karbonhidrat oranı daha düşüktür. Lipit (yağ) oranı aynıdır. Bununla birlikte yağ ve protein bileşenlerinin fiziksel özellikleri, kadın sütününkilerden farklıdır: Midede sindirim sırasında inek sütünün yağ ve proteinleri irice topaklar oluşturduklarından, sindirim salgılarıyla temas yüzeyleri azdır; bu nedenle etkinlikleri azalır. Ayrıca şeker eklenmesi ve sulandırılması gerekir. Pastörize süt bulma olanağı yoksa, kaynatılmış inek sütü kullanılabilir.</p>
<p><strong>Hazır mamalar</strong></p>
<p>Yakm denebilecek bir tarihte piyasaya sürülmüşlerdir. Özellikleri açısından anne sütüne yaklaşırlar: Kazein oranı aynıdır, aynı miktarda yağlı madde kapsar; içindeki şekerler nitelik ve nicelik yönünden anne sütündekiler gibidir; pH oranı (asitliği) aynıdır, vitamin oranları da anne sütü gibidir. Mideden geçiş süresi de anne sütününkine eşit olduğundan, kolay sindirilir; çocuğun günde 4-5 kez kaka yapmasını sağlar. Tek sakıncası pahalı olmasıdır.</p>
<p><strong>Öteki besinler</strong></p>
<p><strong>Un</strong></p>
<p>Besleyici ve sindirimi kolay olması için, kepek oranı yüksek olmalıdır. Çeşitli tahıllardan (buğday, mısır, arpa, çavdar, yulaf) unların ya karıştırılarak ya da sırayla verilmesi gerekir. Çok erken verilirse ( 3. aydan önce) sağlıksız şişmanlık yapabilir.</p>
<p><strong>Sebze, et, meyve ve tatlılar</strong></p>
<p>Değişik tadlı ve değişik kıvamlı bir besinle karşılaşan çocuk şaşırır; bu nedenle, azar azar ve alıştırarak verilmelidirler. Süt bebeklerine kuru sebzeler (kuru fasulye, bezelye, nohut, v.b.) vermekten kaçınmak gerekir; süt bebekleri, geleneksel besinleri olan yeşil sebzeleri (ıspanak), patates ve havuç püresini çok severler. Taze kıyma, hafifçe kavrulmuş olarak verilebilir. Süt bebeklerine küçük parçalar halinde kesilmiş beyaz etli balıklar (dil-balığı, mezgit), tavuğun beyaz etleri, rafadan yumurta da verilmelidir.</p>
<p>Elma, ayva kompostoları, muz püresi, genellikle bebeklerin sevdikleri besinlerdir. Bundan yararlanarak, bebeği kaşıkla yedirmeye alıştırmak denenebilir.</p>
<p><strong>Vitaminler</strong></p>
<p>Vitaminli oldukları belirtilmiş bile olsa, süt ve hazır mamaların çoğunun vitamin kapsamları yetersizdir. Bebeğin mutlaka alması gereken vitaminler şunlardır:</p>
<p>—  C vitamini: İlk günden başlanarak 2-3 kahve kaşığı limon ya da portakal suyu biçiminde;</p>
<p>—  D vitamini: Bebek en az 18 aylık oluncaya kadar, konsantre eriyik halinde, azar azar ve ölçülü miktarlarda (ilk günden başlanarak ya da az sonra, günde 4 damla) verilmelidir; öteki vitaminlerin yararı tartışılabileceğinden, yalnızca D vitamini içeren eriyikler tercih edilmelidir (gerek D vitamininin, gerekse ötekilerin fazla verilmesinin bazı sakıncaları vardır).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/bebeklerin-beslenme-kurallari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğmuş Bebeğin Gelişmesi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-gelismesi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-gelismesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 23:12:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=956</guid>
		<description><![CDATA[YENİ DOĞMUŞ ÇOCUĞUN GELİŞMESİ Doğumla birlikte çocuk, sıvı, karanlık ve sessiz bir ortamdan çıkarak ışıklı ve gürültülü bir ortama girer. Bu anda 2 yeni ve temel olay gerçekleşir: Soluk alma başlar (bebeğin ilk çığlığı ilk kez soluk verişinin belirtisidir. O ana kadar akciğerlerde hava yoktur, hava kesecikleri de büzüşüktür. Çeşitli karmaşık olaylar sonucu, soluk alma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİ DOĞMUŞ ÇOCUĞUN GELİŞMESİ</strong></p>
<p>Doğumla birlikte çocuk, sıvı, karanlık ve sessiz bir ortamdan çıkarak ışıklı ve gürültülü bir ortama girer.</p>
<p>Bu anda 2 yeni ve temel olay gerçekleşir: Soluk alma başlar (bebeğin ilk çığlığı ilk kez soluk verişinin belirtisidir. O ana kadar akciğerlerde hava yoktur, hava kesecikleri de büzüşüktür. Çeşitli karmaşık olaylar sonucu, soluk alma mekanizması harekete geçerek akciğerin bütün yapısını bir anda değiştirir); kan dolaşımı kesin biçimini alır. (Dölüt annenin dölyatağmdayken kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında ilişkiyi sağlayan Botal deliği ve akciğer atardamarı ile aort arasında ilişkiyi sağlayan atardamar kanalı, sağ ve sol kalp kanını büyük ölçüde karıştırır. Doğumdan sonra, şiddetli basınç değişmeleri bu açıklıkların kapanmasına yardımcı olacaktır.)</p>
<p>Bunlara paralel olarak bütün öteki organlar da çalışmaya başlar. Böbrek sidik yapmaya koyulur. Bununla birlikte, yeni doğmuş çocuğun yaşamının ilk 24-36 saatinde sidik çıkarmaması anormal sayılmaz. Sindirim kanalının çalışmaya başlaması daha da gecikmelidir: Önce, 60-200 gr arasında değişen ağırlıkta mekonyum (bebeğin ilk kakası) atılır. Mekonyum oldukça kıvamlı, yapışkan, koyu yeşil ya da siyahımsı renkli ve mikropsuz bir maddedir. Normal olarak doğumu izleyen 10-12 saat sonunda bedenden atılır; 48 saati aşan bir gecikme anormal sayılmalıdır. Bu arada karaciğer de temizleme işlemlerine başlar.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/06/yeni-doğmuş-bebek1.jpeg" alt="yeni-doğmuş-bebek" title="yeni-doğmuş-bebek" width="294" height="250" class="alignleft size-full wp-image-1024" /><br />
<strong>PRATİK ÖĞELER</strong></p>
<p>Genel olarak, çocuk bakımıyla ilgili bilimsel bilgilerden çok geleneklere dayanan her türlü girişimden kaçınmak gerekir. Sözgelimi, çok sıkı göründüğü düşüncesiyle ve ilerds konuşma ya da beslenme güçlükleri yaratacağı kaygısıyla dilin altındaki zar kıvrımını (dil bağı ya da gemciği) kesmeye kalkışmak saçmadır. Önemsiz gibi görünen bu girişim, dil atardamarlarının kesilmesi sonucu ciddi kanamalara yolaçabilir.</p>
<p>Aynı biçimde, yara iyileşinceye ve göbek halkası gerektiğince kapamneaya kadar, göbek çevresini bandajlamakla yetinmek gerekir. Süt çocuğunu besin, hattâ soluk almasını zorlaştıracak biçimde sıkı sıkı bağlamak yerine, alerji yapmayacak plasterle tutturulmuş kuru bir pansuman yeğ tutulmalıdır.<br />
<strong><br />
HAREKET YETENEĞİ</strong></p>
<p>Yeni doğmuş çocuk günün 24 saatinin 20&#8242;sini uyuyarak geçirir. Uykusu hafif ve sakindir; acıktığında ya da öteki gereksinimleri için uyanır. Uyandığında güçlü ve iniş çıkışlı bir çığlık atar. Uyanma güçlüğü ya da tekdüze, yakınmak, inler gibi çığlıklar, anormal ve kaygı verici belirtilerdir</p>
<p>Uyandığı zaman kol ve bacaklarını sürekli oynatır. Sırtüstü durumda dinlenirken (zamanında doğmuş bebeklerde) kol ve bacaklar büküktür. Bir kas grubunda sınırlı kalan hafif titremeler, özellikle uyku sırasında görülüyorsa (sarsılma hareketleri ya da bunların çırpmmamsı eşdeğerlileri), anormal belirtilerdir.</p>
<p><strong>DERİ</strong></p>
<p>Doğumda deri hafifçe yapışkan ve beyazımsı bir yağ tabakasıyla örtülüdür. Bu tabaka doğumdan sonraki ilk banyoda yiter. Doğumda deri, omuzda, alında ve sırtta incecik ve kısa ayva tüyle-riyle (lanugo) kaplıdır. Bunlar da 3. haftaya doğru yiter. Deri rengi normal olarak çok kırmızıdır, bebek çığlık atarken daha da koyulaşır, bazen morumsu mavi olur, 4. ya da 5. günlerde başlayan pul pul dökülme (deriden kolayca ayrılan ince deri parçaları) haftalarca sürer ve giderek derinin rengi açılar.</p>
<p>Yeni doğmuş çocukların üst gözkapaklarmda ve enselerinde görülen küçük kırmızı leke, bir damar olayıdır (damar benleri ve derialtı damar uru). Kalıcı değildir; 5., 6. aya doğru yiter.</p>
<p>Moğol lekesi, arap ve sarı ırktan bebeklerde normaldir. Bazen beyaz ırktan bebeklerde de görülür. O zaman çok eskiye dayanan bir» melezlik belirtisidir. Kuyruk sokumu bölgesinde kılsız, grimsi renkli ve arduvaz görünüşlü bir deri alanıdır. Bazen bu bölgede sınırlı kalmaz, böbrekler düzeyine, göğsün altına ve uyluklara kadar yayılır.</p>
<p>Bazen, yeni doğmuş bebeklerde sarılık (derinin ve mukozaların san bir renk alması) da görülebilir; ama genellikle şiddetli değildir; dölütün alyuvarlarının normal yıkımının göstergesidir.<br />
<strong><br />
DIŞ ÜREME ORGANLARI</strong></p>
<p>Erkek çocukta anormal görünebilecek derecede büyük olabilir. Özellikle çocuğun ters geldiği doğumlarda erbezleri çevresindeki mukozalar büyük ölçüde kalınlaşmıştır. Çoğunlukla küçük çaplı bir su toplanması (hidrosel) görülür. Bu durum birkaç hafta içinde (bazen daha uzun bir süre sonunda) ortadan kalkacaktır. Düzelme bakışımlı olduğunan erbezlerinden birinin ötekinde  çok daha büyük olduğu duygusu uyandırarak kaygı yaratabilir. Bu kaygı gereksizdir.</p>
<p>Kız çocuklarda da üreme organlarında şişkinlik görülebilir; bazen, dölyatağından âdet kanaması biçiminde kan gelebilir. Korkulacak bir olay değildir: Annenin hormonlarının bebek bedenindeki etkisi sonucu yeni doğmuş kızlardaki üreme organları nöbeti.</p>
<p>Gene anneden geçen hormonların etkisiyle, gerek kız, gerekse erkek bebeklerde, memelerin aşırı</p>
<p>büyük olmasına, hattâ, daha az raslanmakla birlikte, bir miktar süt salgılanmasına neden olabilir. Birkaç gün ya da hafta içinde kendiliğinden gerileyerek yokolur: Hiç bir özel önlem gerektirmez.</p>
<p><strong>BINGILDAKLAR</strong></p>
<p>Yeni doğmuş çocuğun ve süt çocuğunun kafatasındaki yassı kemikler birbirine bitişik değildir. Aralarında çok daha sonra kemikleşerek kafatası dikişlerini (suturae) oluşturacak bağdokusu şeritleri vardır. Bu şeritsi bölgeler, ön ve arka  bıngıldaklar düzeyinde birleşir. Ön bılgıldak, önde alm kemiği, arkada çeper kemikleriyle sınırlıdır. Büyüklüğü bir bebekten ötekine değişir; yaklaşık olarak 8. &#8211; 18. aylar arasında kapanır. Kafatası içi toplardamar sinüsünün atışlarını yansıttığından, nabız gibi vurumludur.</p>
<p>Arka bıngıldak, önde çeper kemikleri, arkada artkafa kemiğiyle sınırlanır; yaşamın yalnızca ilk 15 gününde açıktır.</p>
<p><strong>NORMAL REFLEKSLER</strong></p>
<p>Süt bebeğinde pek çok refleks tanımlanmıştır. Normal olarak çocuğun sinirsel olgunlaşmasıyla birlikte yiterler. Çocuktan çocuğa değişen, ama genellikle 3. ay dolaylarındaki bir süreden sonra hâlâ varolmaları büyüme ve gelişmede bir gecikme belirtisidir. Bununla birlikte, bir bütün olarak ve süt çocuğunun genel zihinsel gelişmesiyle birlikte ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p>Arama refleksi bebeğin ağız çevresine bir şeyle ya da parmakla dokunularak uyandırılır. Uyarı, süt çocuğunun yüz kaslarının, uyarının yapıldığı tarafa doğru dudağın biçimini bozacak biçimde kasılmasına yolaçar.</p>
<p>Kendiliğinden emme hareketleri, doğumdan hemen sonra görülmeye başlanır.</p>
<p><strong>Otomatik yürüme tuhaf bir olaydır:</strong> Kol altlarından tutularak sert bir düzleme temas ettirilen yeni doğmuş bebek, doğrulur ve yürümeye başlar Bu refleks, daha sonra, istemli olarak yeniden be lirinceye kadar yiter.</p>
<p>Moro refleksi (bebek kollarını önce açar,; sonra sertçe kapatır), şiddetli bir sesli uyarı üstüne ya da bebeğin ensesi apansızın hareket ettirilirse görülür.<br />
Yakalama refleksi, avuç içi uyarıldığında el parmaklarının bükülmesidir.</p>
<p><strong>YENİ DOĞMUŞ ÇOCUKLA İLGİLİ BAZI DEĞERLER</strong></p>
<p>Yeni doğmuş çocukta birçok değişmez değer gözlenebilir:</p>
<p>—  doğumda erkek çocuk 3,5 kg kadar gelir, kız çocuk biraz daha hafiftir; çocuğun kilosu 5 ayda iki, 1 yılda üç katma çıkar;</p>
<p>—  doğumda boy 50 sm dolaylarındadır; ilk yıl içinde hızla, sonra daha yavaş artar;</p>
<p>—  doğumda kafatası çevresi 35 sm&#8217;dir;</p>
<p>—  makattan alman beden ısısı 36,4°C&#8217;tır; ama yeni doğmuş bebeğin bedeni, kendi ısısını pek kolay ayarlayamaz; sıcaktan da soğuktan da etkilenir (bebek kaloriferin yakınma konduğunda beden ısısı 38°C&#8217;a çıkabilir);</p>
<p>—  kalp atışları dakikada 100&#8242;ün üstündedir; bazen, bağırırken ya da beslenirken 150&#8242;ye çıkar; gene normal olarak dakikada 40-50 kez soluk alır, bağırdığı zamanlar bu sayı 80&#8242;e yükselir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-gelismesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğmuş Çocuğun Hareketleri ve Kasları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-cocugun-hareketleri-ve-kaslari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-cocugun-hareketleri-ve-kaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 15:35:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=930</guid>
		<description><![CDATA[HAREKETLER VE KASLAR Hareketler ve yürüyüşün gelişmesi Çocuğun hareketlerindeki gelişme, bedensel gelişmesinin aynasıdır ve çok karmaşık bir sinirsel, duygusal ve zihinsel öğeler bütününe bağlıdır. Yaşamın ilk günleri Normal gebelik süresi sonunda doğmuş olan çocuk, zamanının en büyük bölümünü uyumakla geçirir. Yeni doğmuş çocuk, dinlenirken dölyatağı içindeki konumuna girerek dertop olup yatar: Belkemiği henüz kifoz (kambur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAREKETLER VE KASLAR</strong></p>
<p><strong>Hareketler ve yürüyüşün gelişmesi</strong></p>
<p>Çocuğun hareketlerindeki gelişme, bedensel gelişmesinin aynasıdır ve çok karmaşık bir sinirsel, duygusal ve zihinsel öğeler bütününe bağlıdır.</p>
<p><strong>Yaşamın ilk günleri</strong></p>
<p>Normal gebelik süresi sonunda doğmuş olan çocuk, zamanının en büyük bölümünü uyumakla geçirir.</p>
<p>Yeni doğmuş çocuk, dinlenirken dölyatağı içindeki konumuna girerek dertop olup yatar: Belkemiği henüz kifoz (kambur sırt ya da öne doğru içbükey sırteğriliği) halini korumaktadır:</p>
<p>Kolları bedenin her iki yanında, önkolları göğüs üstünde katlı durur. Alt üyelerini karnına çekmiştir. Baş hareketlerine egemen değildir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/yeni-doğmuş-bebek.jpg" alt="yeni doğmuş bebek" title="yeni doğmuş bebek" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1133" />Yeni doğmuş çucuk çok hareket eder. Hareketlerinin özelliği bakışımsız, zamansız, kopuk kopuk ve denetimsiz oluşlarıdır. Kol ve bacaklarını böyle .hareketlerle açıp kapatır.</p>
<p>Kalp atışları küçük çocuğunkinden ve yetişkininkinden hızlıdır. Dakikada 130-150&#8242;yi bulur.</p>
<p>Akciğerleri de, çaba harcamakta olan sporcununkiler gibi, dakikada 40 soluk alıp verir.</p>
<p>Deri duyarlığı çok gelişmiştir (bu duyarlık genel durum testi olarak kullanılır).</p>
<p>Doğumla birlikte, tad alma duyusu vardır. Yeni doğmuş çocuk hoşuna giden lezzetli şeylere çok duyarlıdır; biberonu (bazen anne memesini de) beğenmezse, almayabilir.</p>
<p><strong>Ağız-yutak hareketliliği vardır:</strong> Meme emer (emme refleksi) ve sıvıları yutabilir.</p>
<p>Gözün hareketliliği başlangıç aşamasındadır. Güçlü bir ışık karşısında gözlerini kırpıştırarak tepki gösterir ve gözbebekleri küçülür. Doğumundan 3-4 gün sonra gürültüye silkinerek tepki göstermesi iyi işittiğinin kanıtıdır.</p>
<p>Yeni doğmuş çocuk, iç organlarındaki her türlü belirtiye karşı da çok duyarlıdır; ağlar, huysuzlanır.</p>
<p>Yaşamının ilk günlerinden başlayarak refleks hareketlerden oluşan yoğun bir etkinlik gösterir.</p>
<p><strong>Otomatik yürüme refleksi</strong></p>
<p>Düz bir yüzey üstünde dik tutulan yeni doğmuş çocuk, ayaklarını birbiri arkasından, yürüyormuşcasına oynatır. Bu refleks birkaç hafta sonra yiter.</p>
<p><strong>Moro refleksi ya da yere düşme refleksi</strong></p>
<p>Çocuk apansızın yere bırakılır gibi yapılır ve hızla aşağı doğru düştüğü duygusu uyandırılırsa, kollarını açar.</p>
<p><strong>Emme refleksi</strong></p>
<p>Çok gelişmiştir. Çocuğun reflekslerinin en erken başlayanı ve en uzun sürenidir.</p>
<p><strong>Arama refleksi</strong></p>
<p>Yeni doğmuş çocuğun ağzının, burnunun ya da çenesinin köşeleri gıdıklanırsa, başını uyarının yapıldığı yöne çevirir.</p>
<p><strong>Yakalama refleksi</strong></p>
<p>Bebeğin parmakları çok güçlüdür. Avucuna bir şey konması, parmaklarının şiddetle kapanmasına neden olur. Bebek elleriyle parmaklarınızı yakaladığı zaman ayaklarını yerden kesebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kol kavuşturma ya da kucaklama refleksi</strong></p>
<p>Şiddetli bir gürültü karşısında görülür. Bebek kollarını kaldırır, ellerini açar, sonra, kollan birini kucaklıyormuş gibi birbirine yaklaşır.</p>
<p><strong>İlk üç ay</strong></p>
<p>İlk üç ayın büyük bölümünü çocuk, yatarak geçirir. İyice uzanmış olmasına, başının bazen bir yana, bazen öteki yana çevrilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Çoğunlukla bunlardan birini seçer; kendi haline bırakılır da haftalar boyu başı hep aynı tarafa dönük yatarsa, kafatası kemiklerinin ve boyun kaslarının gelişmesi bundan zarar görebilir.</p>
<p>Çocuk 1 aylıkken başını kısa bir süre için kaldırabilir; 3 aylık olduğunda dik tutmayı becerir.</p>
<p>Çocukta kas gerginliği her zaman, normalin biraz üstündedir: 2,5 aya doğru kolları henüz büküktür, ama bacaklarını artık uzanmış durumda tutar. 1.-3. aylar arasında, kıtıkla doldurulmuş oyuncak bebeklere benzer. Kaslarını güçlendirmek için, altı değiştirilirken hareket etmesine, bacaklarıyla havada pedal çeviriyormuş gibi hareketler yapmasına olanak verilmelidir. Tabanını gıdıklayarak ayak kasları da uyarılmalıdır. Tabanı gıdıklandığında bebek ayak parmaklarını büker. Bu hareket, taban eğriliğinin oluşması için çok yararlıdır.</p>
<p>Çocuk otururken, omurgası hâlâ daire yayı biçimindedir; gövdesi uyluklarına değer (kifoz durumu sürmektedir).</p>
<p>İki aylıkken çocuk, gözlerini herhangi bir şeye dikebilir, ama eşya yer değiştirirse, gözleriyle izleyemez. Bu yaşta, şaşılığa çok sık raslanır.</p>
<p>3 aylık olduğunda, yer değiştiren bir şeyi gözleriyle izleyebilir; artık, başının hareketlerine de egemen olduğu için, bunda başından da yararlanır. 3.-6. ay arasında maması kaşıkla verilmeye ve içeceğini bardaktan içmeye alıştırılmaya başlanır.</p>
<p><strong>Üç aylıktan altı aylığa</strong></p>
<p>Çocuk, çevresindeki her şeye ilgi duymaya başlar, gürültü yapar, kıpırdar. Işığa duyarlıdır. Başını da her yöne çevirir.</p>
<p>Kolları, bacakları elle açılıp kapatılarak hafif beden eğitimi hareketleri yaptırılması yararlı olur.</p>
<p>Ayrıca, oyun oynarken, bir yandan da kaslarını güçlendirmesine yardımcı olmak gerekir.</p>
<p>Bebek yere karmüstü yatırılır; anne, elini bebeğin ayaklarının altına dayayarak hareket etmesini sağlar; bebek bu eli destek alarak ilerlemeye çalışır, bu arada karın ve bacak kaslarını güçlendirir.</p>
<p>4.-5. aylara doğru, dinlenme halindeyken bacakları gibi kollarını da düz tutmaya başlar, kas gerginliği normale yaklaşır. Bacaklarıyla «pedal çevirme» hareketleri yapar. Bu, çoğunlukla sevinç belirtisidir.</p>
<p>Aynı yaşa doğru, yüzükoyun yatırılan süt çocuğu, önkolları üstünde doğrularak başını kaldırır.</p>
<p>Yüzükoyun yatarken, ilgi duyduğu bir şeyi izlemek için başını kaldırması, 5.-6. aylara doğrudur. Bu hareketi, boyun ve omuz kaslarının güçlenmesi sayesinde yapar.</p>
<p><strong>4. aya doğru hareketli bir eşyayı çok iyi izlemeye başlar.</strong></p>
<p>Bir eşyayı yakalamak için uğraşmaya da aynı dönemde başlar. Bu, ilk günlerdeki yakalama refleksinden bütünlükle farklı, istemli bir harekettir; ama hareketlerdeki eşgüdümsüzlük ve beceri eksikliği henüz yitmemiştir.</p>
<p>5 aylıkken bebek, gözdiktiği bir şeyi, her iki koluyla havayı tarayarak yakalar.<br />
Bu aydan sonra çocuk, arasıra oturtulmaya başlanır. Bunun yavaş yavaş ve alıştırarak yapılması gerekir, çünkü çocuk için hâlâ çok yorucudur. İlk günler birkaç dakika koltuğunda oturtulur; daha sonra, 3.-4. aylara doğru da, üstünde yarı uzanmış olarak durduğu, ama çevresinde oîfip bitenleri daha iyi izleyebileceği, şezlong tipi keten iskemlelere oturtulabilir. Ayrıca 5.-6. aylar arasında bebek, ilk kez yer değiştirir: Bazen yüzükoyun, bazen sırtüstü döner.</p>
<p><strong>Altı aylıktan dokuz aylığa</strong></p>
<p>Çocuk altı, altı buçuk aylığa doğru, bir yere dayanmadan, bacaklarını 90° açarak oturmaya başlar. Ama bu durumda uzun süre oturması omurgasına zarar verebileceğinden, dikkat etmek gerekir. Günler ilerledikçe çocuk, oturma durumunu ilerletir: 8. aydan sonra öne, daha sonra da arkaya doğru dengesini bulmaya başlar.</p>
<p>9 aylıkken ilk kez tek başına oturur ve yanlara doğru dengesini de sağlar.</p>
<p>Bebek 6 aylıkken, ayakta tutulduğu zaman yumuşak bir oyuncak bebek gibidir: Bacakları oynar, sonunda dizleri bükülür ve yere oturuverir. 7,5 aylıkken, annesinin yardımıyla, kısa bir süre ayakta durabilir. 8-9 aylıkken bunu ellerinin yardımıj&#8217;-la yapar. Park ve ilk dik konçlu ayakkabı zamanı gelmiştir. Emeklemeye de bu dönemde başlar, 10 aylıkken ayakta durur. Artık ayaktayken oturabilmekte, otururken ayağa kalkabilmektedir. Bunun için parkının ya da karyolasının, bir sandalyenin parmaklıklarına tutunur.</p>
<p>Her şeyi elleri ve ağzıyla araştırır. Bu nedenle, yutabileceği, kendisi için tehlikeli olabilecek her şeyi elinin ulaşamayacağı yerlere kaldırmak gerekir.</p>
<p><strong>On bir aylıktan on üç aylığa</strong></p>
<p>Anne ve babasının yardımıyla yürür. Artık en sevdiği uğraşı hareket etmektir; hareketlerini düzgünleştirmek için çaba harcar, küçük şeyleri yakalar, top izler, bir anlamda dünyayı keşfe çıkar.</p>
<p>Çok uslu, keyifsiz, hareket etmek istemeyen ve zamanını sıkılıp bıkmadan ellerini seyretmekle geçiren çocukta, sinirsel bir bozukluk sözkonusu olabilir. Bu durum ana-babayı kaygılandırmak ve çocuk uzman bir hekime gösterilmelidir.</p>
<p><strong>On üç aylıktan on beş aylığa</strong></p>
<p>Kendine güveni artmış ve yardım istemeden yer değiştirebilir duruma gelmiştir.</p>
<p><strong>On beş aylıktan on sekiz aylığa</strong></p>
<p>Yeni yeteneklerini geliştirmektedir. Daha «kararlı» yürür, dengesini bulmaya çalıştığı izlenimini vermez.</p>
<p>18 aylık çocuk her şeyi eller. Bu yüzden de bir sürü saçmalık yapar, pek çok şey kırar&#8230; Çevresini araştırmaya çıkar. Tehlikelerle dolu bir girişimdir bu!..</p>
<p><strong>On sekiz aylıktan üç yaşına</strong></p>
<p>Çocuk 18 aylıkken merdiveni emekleyerek (dört ayak) çıkar. 18-20 aylar arasında annesinin elini tutarak ayakta iner. 22. aya doğru, düzgünce inmeye başlar. Topa tekme atmaya başlar, müzik duyduğunda kendiliğinden dans etmeye koyulur.</p>
<p>2 yaşında artık bir «büyük» olmuştur ve kendine bir büyük gibi davranılmasını ister. Merdiveni de tek başına inip çıkar.</p>
<p>30 aylıkken, yardım olmaksızın, tek bacağının üstünde dengede durabilir.</p>
<p>2-3 yaşına geldiğinde bedenini artık iyi tanımaktadır. Geniş yere gereksinir, gücünün bilincine varır. Ne boyda olursa olsun, eline geçeni oradan oraya taşıyarak kol ve omuz kaslarını, koşarak, atlayıp zıplayarak da bacak kaslarını güçlendirir.</p>
<p>El ve ayak hareketlerini eşgüdümlü kullanmayı öğrenmiştir. Bu, çocuk için çevresini fethetme çağının geldiğini gösterir: Bunun için kullanacağı taşıt, üç tekerlekli bisikletidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-cocugun-hareketleri-ve-kaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasta Çocuğun Rahatının Sağlanması</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/hasta-cocugun-rahatinin-saglanmasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/hasta-cocugun-rahatinin-saglanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 22:51:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=928</guid>
		<description><![CDATA[HASTA ÇOCUĞUN RAHATININ SAĞLANMASI Oda Süt çocuğu ana-babanın odasında yatıyorsa yatağının kolayca ulaşılabilecek ve karşıdan bakmakla denetlenebilecek bir yere yerleştirilmesi gerekir. Bebeğin kendi odası varsa, daha rahat ve daha iyi dinlenmesi sağlanır. Bebek hastayken fazla eşyaya gerek duymaz. Bu bakımdan, gerekli olmayan giyecek ve oyuncaklarını kaldırmak, çocuğun sarılarak uyuduğu bir oyuncak ya da bebek varsa, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HASTA ÇOCUĞUN RAHATININ SAĞLANMASI</strong></p>
<p><strong>Oda</strong></p>
<p>Süt çocuğu ana-babanın odasında yatıyorsa yatağının kolayca ulaşılabilecek ve karşıdan bakmakla denetlenebilecek bir yere yerleştirilmesi gerekir.</p>
<p>Bebeğin kendi odası varsa, daha rahat ve daha iyi dinlenmesi sağlanır. Bebek hastayken fazla eşyaya gerek duymaz. Bu bakımdan, gerekli olmayan giyecek ve oyuncaklarını kaldırmak, çocuğun sarılarak uyuduğu bir oyuncak ya da bebek varsa, yalnız onu bırakmakla yetinmek iyi olur.</p>
<p><strong>Buna karşılık, bakımı için gerekebilecek şeyler el altında olmalıdır.</strong></p>
<p>Çocuk daha büyükse, bitkin olduğu sürece oynamaz; ama, ateşi biraz düşer düşmez, dikkatini bir noktada toplayamadığı için bütün oyuncaklarını birlikte ister. Fazla oyuncak vermemek ve gününü uyuyarak geçirmesini sağlamak daha iyi olur.<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/hasta-çocuk.gif" alt="hasta çocuk" title="hasta çocuk" width="380" height="350" class="alignleft size-full wp-image-1136" />Odası havalandırılmalıdır. Bunun için, çocuğun üstü örtülür ve pencere, hava doğrudan çocuğun üstüne gelmeyecek biçimde açılır. Bu sırada öteki odalarla hava akımı olmamasına dikkat etmelidir. Havalandırma kısa süreli olmalı, özellikle hava güzelse, günde 2-3 kez tekrarlanmalıdır. Oda ısıtılıyorsa, havasının kurumaması için nem durumunu denetlemekte yarar vardır. Oda temizlenirken de, ıslak bez, sünger, v.b. kullanılarak toz. kaldırmamaya dikkat edilmelidir. Herhangi bir nedenden ötürü ıslak bez kullanılamıyorsa, sözgelimi döşeme parkeyse, süpürge yerine kuru bir yünlü kumaş parçası kullanılmalıdır.<br />
<strong>Giyim</strong>Çocuk fâzla giydirilmemelidir; üst üste 3-4 zıbın ya da kazak giydirmek yararsızdır.<br />
Bütün giyecekler, bakımı kolay olanlardan seçilmeli, kullanışlı ve sancı olmalıdır; çünkü çocuk, yattığı yerde üstünü açma eğilimindedir.</p>
<p>Pijama, özellikle çocuğun bütünüyle soyunmasına gerek duyulmadan, iç çamaşırlarının değiştirilebilmesini sağlayan pijamalar, son derece uygundur.</p>
<p>Yünlülerden kaçınılmalı, özellikle ten üstüne giydirilmemelidir: Terleme ya da kusma sonucu pişik yapabilirler.</p>
<p>Çocuğun giyecekleri, hele çok terliyorsa, Sık sık değiştirilmeli ve giyeceklerinin içinde rahatlatılmalıdır.<br />
<strong><br />
Karyola</strong></p>
<p>Hasta çocuk karyolasına yatırılmalı, karyola hava akımlarından ve şiddetli ışıktan etkilenmeyecek bir yere yerleştirilmelidir.</p>
<p>Karyola, bebeği bağlamaya gerek göstermeyecek kadar derin olmalıdır. Normal zamanda bile öğütlenmeyecek bu yöntemden, çocuk* hastayken büsbütün kaçınmak gerekir; çünkü hasta çocuk sıkıntılıdır, kurtulmaya çalışırken debelenebilir. Çocuk hastayken bile, canı çektiğinde oturabilmeli, hareket edebilmeli ve tehlikesizce ayağa kalkabilmelidir.</p>
<p>Yatak takımı da kullanışlı  olmalıdır. Hasta çocuğun beden ısısı normaldekinden daha yüksek olduğundan, terlemeyi artıran sentetik maddeden yapılmış çarşaflardan kaçınılmalı, ter emici pamuklular yeğ tutulmalıdır.</p>
<p>Çocuğun sürekli olarak kuru çarşafta yatabilmesini sağlamak için yeterince yedek çarşaf bulundurulması iyi olur; üst üste yorgan, battaniye, v.b. örtmekten kaçınılmalıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/hasta-cocugun-rahatinin-saglanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğmuş Bebeklerin Solunum Yolları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebeklerin-solunum-yollari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebeklerin-solunum-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 23:23:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=926</guid>
		<description><![CDATA[Ağzın ve boğazın durumu Solunum yolları pek çok ve çeşitli enfeksiyonlara uğrayabilir: — yeni doğmuş bebeklerin ve süt çocuklarının ağzı, özenli bir gözetim gerektirir: Geçmeyen küçük beyaz noktacıklar pamukçuk işaretidir; çocuğun iştahı da azalır; — sık sık, özellikle kışın mikrop kapan burun da temizlenmeli ve bakımı iyi yapılmalıdır. Süt çocuğu, zamanının büyük bölümünü yatarak geçirdiğinden, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağzın ve boğazın durumu</strong></p>
<p><strong>Solunum yolları pek çok ve çeşitli enfeksiyonlara uğrayabilir:</strong></p>
<p>—  yeni doğmuş bebeklerin ve süt çocuklarının ağzı, özenli bir gözetim gerektirir: Geçmeyen küçük beyaz noktacıklar pamukçuk işaretidir; çocuğun iştahı da azalır;</p>
<p>—  sık sık, özellikle kışın mikrop kapan burun da temizlenmeli ve bakımı iyi yapılmalıdır. Süt çocuğu, zamanının büyük bölümünü yatarak geçirdiğinden, burun enfeksiyonları kulaklarına ve sindirim sistemine de sıçrayabilir; bebek rahat soluk alamaz, gözleri kızarır ve yaşlanır; bulaşıcı bir hastalıktan korkulur;</p>
<p>—  enfeksiyon boğaza yerleşmiş olabilir. Bakıldığında, boğazın kızarmış olduğu ve arka tarafında burundan inen mukozalar görülür. Çocuk içtiğini güçlükle yutar, zaten içmek de istemez; soluk almakta az ya da çok güçlük çeker; hekim muayenesi gereklidir.<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/bebeğin-solunum-yolları.jpg" alt="bebeğin solunum yolları" title="bebeğin solunum yolları" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1129" />Birkaç gün süren bir burun-boğaz enfeksiyonundan sonra çok önemli bir solunum güçlüğü (soluk darlığı), karnın üst bölgesinde göğüs kafesi altında soluk alma sırasında içeriye çekilme ve boğuk bir öksürük görülebilir. Bütün bunlar, ciddileşme tehlikesi gösteren ve acil tedavi gerektiren bir gırtlak iltihabının ilk belirtileridir.<br />
<strong>Kakanın durumu</strong>Herhangi bir değişiklik, sindirim sistemi kökenli olabileceği gibi bir iltihaba bağlı da olabileceğinden, çok önemlidir.<br />
Kakanın yumuşamasıyla birlikte kusma, anneyi hemen hekime başvurmaya yöneltmelidir. Kaka, çok kötü kokulu, köpüklü, bazen sıvı kıvamdadır; âdeta fışkırır ve kendiliğinden gelir.</p>
<p>Bebeğin görünüşü de değişir: Acı çeker gibidir; mama yemesi ile kusması arasında pek az zaman geçer. Durum birkaç saat içinde son derece ciddileşebilir. Sözkonusu hastalık 20-50 yıl öncesine kadar çoğunlukla ölümle sonuçlanan zehirlenmedir (merkezi sinir sistemi bozukluklarıyla birlikte ciddi ishal). Özellikle yaz mevsiminde olmakla birlikte kışın da görülebilir.</p>
<p>Mutlaka hekime başvurmayı gerektiren bir başka kusma &#8211; kaka belirtisi daha vardır. Bu ikincide, kaka, miktarının çokluğu ve kokusuyla dikkati çeker; sıvı halde değildir; sıkı ve yapışkandır. Sık sık, nöbet halinde öksürük görülür. Bu belirtiler pankreas kökenlidir. Teşhisin doğrulanması için hastanede tıbbi muayene gereklidir. .</p>
<p>Bunun tersi bir durum olan ve bazen günlerce sürebilen kabızlık da, çocuk büyük olsa bile, doktora bildirilmelidir. Karın gergindir, arasıra apansızın gelen ishaller görülür; kısa süreli olan bu ishallerin yerini yeniden kabızlık alır. Nedeni, barsakta bir oluşum bozukluğu olabilir. Yukardaki son iki belirtiler topluluğundan burada sözetmekten amacımız, süt çocuğundaki ya da küçük çocuktaki bütün barsak bozukluklarının, (ilk belirtiler çocuğun genel durumunu etkileyecek nitelikte olmasa bile) üstünde durmak gerektiğini anlatmaktır.</p>
<p>Çocuğun kakasını denetlemek her zaman yararlıdır. Kakada genellikle iğnekurtları familyasından küçük beyaz kurtlara Taşlanabilir. Kurt bulunması ayrıca sinirlilik, sancı tipinde karm ağrıları, genellikle geceleri duyulan makat kaşıntısı gibi belirtiler de verebilir. 15 gün ara ile 1 doz müshil verilmesi etkili olur- Zamanında tedavi edilirse tehlikeli değildir.</p>
<p><strong>Başka belirti olmaksızın kusma</strong></p>
<p>Çeşitli nedenlerden ileri gelebilir ve anneyi korkutur. Genellikle çocuk üç haftalık olduktan sonra ortaya çıkar ve gündüz, karnı aç süt çocuklarında daha artar. Mamanın sonuna doğru ya da mamadan hemen sonra görülür. Mide kapısı darlığını düşündürür.</p>
<p>Bazen 1 yaşından büyük çocukta, ön belirtiler olmadan ya da pek az ön belirtiyle apansız kusmalar görülür. Kuvvetli bir ekşi koku varsa ve sidikte yoğunlaşma izleniyorsa, aseton işemeye (asetonüri) bağlı kusmalar akla gelmelidir. İyi tedavi edilirlerse tehlikeli değillerdir.</p>
<p>Kusmalar, beslenme rejiminin ve bazı besinleri bünyenin kaldırmamasınm sonucu da olabilir.</p>
<p>Bebek süt rejimindeyse, hekim çeşitli sütleri denedikten sonra, bebeğin bünyesinin süt kaldırmadığına karar verebilir.</p>
<p>Yumurta da, yedikten yaklaşık 2 saat sonra fışkırma tipinde kusma yapabilir. Çocuğa birçok kez yumurta yedirdikten sonra hep aynı tepki görülmüşse, yumurta vermekten vazgeçilmelidir.</p>
<p><strong>Döküntüler</strong></p>
<p>Döküntüler genellikle, bulaşıcı hastalıkları akla getirir. Oysa bulaşıcı hastalıkların çocuk 5 aylık olmadan önce görülmesine çok ender raslanır.</p>
<p>Çocuk her an mikrop alabilir; çevrede okul çağında çocuklar bulunması ve eve gelen komşu çocukların sonradan hastalığa yakalanması, bebeğin hırçmlaşıp burnunun akmaya ve gözlerinin parlamaya başlaması gibi ön belirtilerden sonra, teşhise yön verici olgulardır.</p>
<p>Süt çocuklarında başka döküntüler de görülebilir (bir başka çocuktan alınan mikroplara bağlı olanların dışında)</p>
<p>— impetigo (çakmak hastalığı), yerde emekleyerek hareket etmeye başlayan bebeklerde sık görülen bir rahatsızlıktır: Kırmızı sivilceler biçiminde ortaya çıkar; sivilceler kabarır, sarımsı renkli ve kalın kabuklar oluşturarak hızla yayılır (sürekli sürtünmeler de yayılmayı kolaylaştırır). Öteki çocuklara, hattâ yetişkinlere bulaşmasına oldukça sık raslanır. Bulaşma, oyuncak ve çamaşırlar yoluyla olduğundan, temizliğe büyük özen göstermek- gerekir;</p>
<p>—  kabaetlerde görülen döküntüler (pişik), alt bölümü sertleşmiş iri sivilceler biçimindedir; temizlik kurallarına gereğince uyulmamasının sonucudur;</p>
<p>—  kurdeşen, 3 yaşından küçük çocuklarda pek görülmez; buna karşılık prurigoya (kaşıntılı bir deri hastalığı) daha sık raslanır.- Nöbetler halinde ilerleyen ve bazen haftalarca sürebilen, şiddetli kaşıntılar yapan bir döküntüdür. Kabarcık ya da kesecik biçimli sivilcelerin oluşturduğu kahverengi kabuklar düştüğünde, yerlerinde iz kalır. Bu hastalık, suçiçeğine benzemekle birlikte ayırdedil-mesi kolaydır.</p>
<p><strong>Ağrılı bir bölgenin ortaya çıkması</strong></p>
<p>Küçük çocuk pek az konuşabildiğinden ya da hiç konuşamadığından, neresinin ağrıdığını açıkça belirtemez. Ağrının yerini arayıp bulmak ana-babaya düşer.</p>
<p><strong>Kulak</strong></p>
<p>Kulak iltihapları, kulaklarda sık sık ağrıya neden olur. Bunlar genellikle, bir burun-boğaz iltihabının orta kulağı mikroplandırması sonucu ortaya çıkarlar; yatar durumda bulunmak hastalığın yayılmasını kolaylaştırır. Süt çocuğu sık sık başını yastığa sürter, ağlar ve acı çektiğini belli eder; ateş, fışkırma halinde kusmalar ya da ishal gibi belirtiler de görülebilir. Sürekli oturabilen ya da ayakta durabilen çocuklarda, kulak iltihabına daha az raslanır.</p>
<p><strong>Boğaz</strong></p>
<p>Bebek, aç ya da susuz olduğu halde yemek ya da içmek istemiyorsa, anjin türünden bir yutak iltihabı sözkonusu olabilir: Ateş yüksek, boğaz kızarmış ve ağrılıdır.</p>
<p><strong>Kollar</strong></p>
<p>Bazen az ya da çok işlev yitimiyle birlikte kollarda şiddetli ağrılar görülür. Bu bir büyüğün, çocuğun merdiven çıkmasına ya da inmesine, paltosunu çabucak giymesine «yardım» amacıyla kolunu dikkatsizce çekmesi sonucudur.</p>
<p>Bazı çocuklarda hiç bir şey olmaz, bazısında ise eklemlerden biri, bu davranışlar sonucunda (omuz ya da dirsek düzeyinde) yerinden çıkar. Hekim, çıkığı kolayca yerine oturtabilir.</p>
<p><strong>Karın</strong></p>
<p>Süt bebeğinin karm ağrıları gelip gidici sancılar tipindedir ve aldığı besinlere bağlıdır. Bebek ağlar ve kıvranır. Rahatlatmak için karnına dairesel hareketlerle masaj yapılır. Ağrı geçmiyorsa ya da sık sık tekrarlıyorsa, beslenme rejimini gözden geçirmek gerekir.</p>
<p>Daha büyük bir çocuk karm ağrısından yakınıyorsa kakasına bakıp, kurt olup olmadığını görmek gerekir. Yoksa ve ağrı daha çok sağ taraftaysa, apandis iltihabı (apandisit) akla gelmeli ve hekime başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Kasıklar</strong></p>
<p>Kasık fıtığı olan bir süt çocuğu, sürekli gözetim altında tutulmalıdır; çünkü, fıtığın dışarı çıkmasını önlemek gerekir.</p>
<p>Çocuk apansızın çok ağlamaya başlarsa fıtık sargısı denetlenmeli ve gerekiyorsa fıtık elden geldiğince çabuk yerine sokulmalıdır. Fıtık boğulması tehlikeli bir ihtilattır ve acil cerrahi girişim gerektirir.</p>
<p><strong>Bakım</strong></p>
<p>Aşırılığa kaçılmamak, ama umursamazlık da edilmemelidir. Bebekler sözkonusu olduğunda kararların çabuk alınması gerekir.</p>
<p><strong>Ateşi düşürme yolları</strong></p>
<p>Çırpınma tehlikesi büyük olduğundan (bu, beyin için zararlı olabilir), küçük çocuğun ateşi yükseldiğinde önlem almak gerekir. Anne, çocuğu «ateş bastığını» anlar anlamaz ateşini ölçmeli ve aspirinli bir fitil koymalıdır.</p>
<p><strong>Odanın durumu ve bebeğin giyimi denetlenmelidir.</strong></p>
<p>Her ateş yükselişinin denetlenmesi gerekir. Ateş, fitil konduktan yarım saat sonra azalmış olmalıdır. Fitil yerine çocuğa, şekerli su içinde ateş düşürücü bir toz da verilebilir.</p>
<p>Yazın süt çocuğunu ateş basarsa, serin bir banyo (çocuğun beden ısısından 2°C daha soğuk) yaptırılabilir; ayrıca, aynı suda bir bez ıslatılarak 5-10 dakika çocuğun başına konur.</p>
<p><strong>Solunum yollarının bakımı</strong></p>
<p>Solunum yolları kışın sık sık dolar ve ateş yükselmesine neden olur.</p>
<p>Çocuğun daha rahat soluk almasını sağlamak için, burnu sık sık temizlenmelidir. Birkaç damla mikrop kırıcı ilaç da kullanılabilir.</p>
<p>Bazı anneler, çocuğun göğsüne merhem, viks, v.b. sürerler. Pek yaygın olmamakla birlikte lapa kullananlar da vardır.</p>
<p>Çocuk öksürdüğü zaman öksürük şurupları verilmelidir. Burun &#8211; boğaz iltihapları, önemsenmezlerse ihtilatlara yolaçabilirler. Sindirim yollarının bakımı</p>
<p>Süt çocuğu ishal olduğunda, günlük mama listesine havuç püresi eklenebilir (çocuk bunu kolayca yer); ayrıca pirinç suyu da verilebilir.</p>
<p>Kaka yumuşaklığı (hafif ishal), pirinç suyu. pirinç unları, havuç çorbası ya da lapalaştırılmış havuçla rahatça giderilebilir.</p>
<p>Bütün bu besin maddelerinin etki ilkeleri birbirinin aynıdır ve yeterlidir. İshal daha ciddiyse, anne, sütü kesmeli, çocuğa su içirmeli ve hekime başvurmalıdır. İshalin kendi kendine geçmesini beklemek, son derece yanlış bir davranıştır.</p>
<p>Sağlıklı bir çocukta görülebilecek kusmalar, biberon içeriğinin kıvamı unla koyulaştırılarak azaltılabilir (çoğunlukla). Ayrıca, bebek mamasını yedikten sonra, biraz daha uzun süre yarı oturur durumda tutulur. Mamanın koyulaştırılması, genellikle kusmaları geçirir.</p>
<p><strong>Derinin bakımı</strong></p>
<p>Her şeyden önce temizlik kurallarına uymak gerekir: Bebeğin altı sık sık değiştirilerek pişikler, başı şampuanla yıkanarak da kabuk oluşması önlenmelidir. Yalın pişik görüldüğünde pudra ve merhem kullanımı bırakılmalı, kabaetlerde yüzde l&#8217;lik eyozin ya da civa türevi cinsinden renklendirici bir madde sürülerek, olanak ölçüsünde çıplak bırakılmalıdır. Sivilcelere karşı 10 litre suya 1 gram hesabıyla permanganat banyosu öğütlenir. Bebek 5-10 dakika bu banyoya sokulduktan sonra, aynı madde ile sivilcelere tampon yapılır. Üstüne hiç bir ilaç koymadan kabaetleri çıplak bırakmak uygundur.</p>
<p>İmpetigoda (çakmak hastalığı), bozunlar mikrop kırıcı bir eriyikle temizlenmeli, sonra hekimin öğütteyeceği antibiyotikli bir merhem ya da metilen mavisi tipi çok etkin bir renklendirici madde sürülmelidir.</p>
<p><strong>Hekime ne zaman başvurulmalıdır?</strong></p>
<p>Hemen tedavisi gereken ateş yükselmesi durumu dışında, çocuğa herhangi bir ilaç vermeden önce) hekime danışmak gerekir. Bir hastalığın tekrarlatmasında kullanılacak ilaç farklı olabilir.</p>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda vakit geçirmeden hekime başvurulmalıdır:<br />
</strong><br />
—  fitil konduktan ya da bebek aspirini verildikten sonra da ateş düşmüyor ya da yükselmeyi sürdürüyorsa;</p>
<p>—  çocuk soluk almakta güçlük çekiyor, inliyor ya da soluk alması hızlanıyorsa;</p>
<p>—  çocuğun ishali çok suluysa ve az miktarda</p>
<p>bile verilen sıvı besinleri tutamayıp kusuyorsa, yüzü değişiyor, rengi soluyor ve deride kırışıklıklar beliriyorsa, bebek hareketsiz kalıyor ve hızla kilo yitiriyorsa, çoğunlukla hastaneye kaldırılması gerekecektir.</p>
<p>Bazı durumlarda her dakika değerlidir. Bu nedenle, ana-baba hekime güvenmeli ve gerektiğinde başvurmalıdırlar.</p>
<p><strong>Yapılmaması gereken şeyler</strong></p>
<p>Bebeğin ateşi yükseldiğinde ilk ve en sık yapılan şey, üstünü iyice örtmektir. Oysa ateş, süt çocuğunun beden ısısı kararlılığının henüz kurulmamış olmasından ileri geldiğinden, bu davranış son derece yanlıştır. Bebeğin üstü ne kadar örtülürse, ateşi o kadar yükselir. Bu nokta özellikle yaz aylarında, bebeğin ateşi dişleri çıkmakta olduğu için yükseldiğinde ve çok sıcak odalarda önemlidir. Nezleli bir küçük çocuk, ateşi yoksa ve hava yumuşaksa dışarı çıkarılabilir. Hava değiştirmesi iyidir; ayrıca, tıpkı büyüklerde olduğu gibi (uzun süre kapalı kalırsa), ilk dışarı çıkışında hastalığın tekrarlama tehlikesi vardır.</p>
<p>Kabaetlerde döküntü (pişik) başgösterirse, hele bu döküntü kabarcık ve aşınmak türdense, pudra ve merhem kullanılmamalıdır. Bu iki madde, bozunlarm kurumasını engeller ve enfeksiyonu artıran kabuklar oluşturur.</p>
<p>Çocuklarla uğraşan kişilerin (dolayısıyle annelerin) en büyük kusurları, çocuğun sağlık durumunu iştahına göre değerlendirmeleridir. Oysa bebek, tıpkı yetişkinler gibi tepki gösterir. Nasıl yetişkin, gündüzleri mevsimlere ve sağlık durumuna göre düzensiz yemek yerse, çocuk da öyle yapar. Durum süt çocukları için de aynıdır.</p>
<p>Yemek yeme isteksizliğine saygı göstermek gerekir; yoksa bunun iştahsızlığa dönüşme tehlikesi vardır. Çocuğun isteksizliği genellikle ateş ya da hastalık dönemlerine raslar: Acıkmaz; yedirilme çabalarına direnir; bu tutumuyla 6t7 aylıktan başlayarak (bazen daha da önce) durumdan yararlanmaya koyulur.</p>
<p>Çocuğa mama veren kişinin, hele çocuk hasta ya da yorgunsa, zorlamamak gerektiğini mutlaka anlaması gerekir. Besin eksikliği, bol&#8221; miktarda ve çeşitli içeceklerle giderilebilir.</p>
<p>Bir hastalık belirdiğinde, daha önceki hastalıklarda başvurulmuş antibiyotikler, kortizon tü<br />
revleri; v.b. özgül ilaçları kullanmak çok tehlikelidir. Bunlar teşhisi yanıltabilir, geciktirebilir ya da hiç bir etki göstermeyebilir.</p>
<p>Bebeğin alt bakimi: Dünyada hiç bir şeyin süt bebeğinin cildi kadar nazik ve duyarlı olmadığı unutulmamalı, yıkamadan önce, su emdirilmiş bir pamukla silinmelidir. Yıkamadan sonra derinin sağlıklı kalması için, A ve D vitaminleri içeren bin merhem sürülerek bu hassas deri, sidik ve kakanın tahrişinden korunmalıdır.</p>
<p><strong>Sağlık karnesi</strong></p>
<p>Çocuğun kimlik kartı gibidir. Ana-baba, hattâ bazen hekimler, sağlık karnesine gereken değeri vermezler..</p>
<p>Karnenin görevi doğumevinde başlar; dolayısıyle tutulmaya da doğumevinde başlanır. Karneye bütün aşılar ve tarihleri, bulaşıcı hastalıklar, çocuğun ağırlığı, beslenme rejimi ve değişiklikler, emzik dönemi, verilen unlu besinler, sebzeler, vitaminler ve dozları kaydedilir.</p>
<p>Olağandışı bakımlar (tıbbi ya da cerrahi gerekçelerle hastaneye kaldırılma, kan verme, tetanos serumu, v.b.) da karneye yazılmalıdır. Bütür. bunlar, ilerde, çocuğun organik tepkilerinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p>İyi tutulmuş bir sağlık karnesini okuyan hekim, küçük hastasını hemen tanır. Ana-baba, çocuğun tıbbi geçmişini her zaman gerektiğince arılatamayabilir, özellikle kaygılıyken ya da panik içinden bunu yapamaz. Bu bakımdan sağlık karnesi, yolculuklarda da birlikte bulundurulmalıdır Süt çocukları tatillerde de hastalanabilir; sağlık karnesi varsa ve iyi tutulmuşsa, hekim aradığı bütün bilgileri burada bulacaktır.</p>
<p>Karnenin bir üstünlüğü de sağlık fişleri&#8217; gibi kolayca yitirilmemesi ve çok çocuklu bir anneyi çocuklarının hastalık ve aşılarıyla bunların tarihlerini birbirine karıştırmaktan korumasıdır.</p>
<p>Genç anne, bebeğinin sağlık karnesinin önemini bilmeli ve gereken özeni göstermelidir.</p>
<p>Bütün bu saydıklarımıza karşın sağlık karnesi tutulmamışsa, çocuk hastalandığında hekime başvurulduğu zaman (özellikle çocuğu doğumundan beri gören hekimin dışında.bir hekim sözko-nusu olduğunda), çocuğa verilmiş eski reçeteler de ana-babanm yanında bulundurulmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebeklerin-solunum-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğmuş Bebeğin Sindirim Güçlüğü</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-sindirim-guclugu/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-sindirim-guclugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=918</guid>
		<description><![CDATA[SİNDİRİM Yeni doğmuş bebeğin, aldığı besinleri özümleme aşamasıdır. İyi bir sindirim için gerekli koşullar Çocuğu emzirmek için annenin sağlığının yerinde olması gerekir. Annenin aldığı ilaçların büyük bir bölümü süte geçer, bu da çocukta sindirim bozuklukları yapabilir. Kuvvetli besinler süt&#8217; yolu ile bebeğin sindirimini etkileyeceğinden, çocuğunu emziren anne, kendi beslenme rejimine de dikkat etmelidir. Bibronla beslenen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİNDİRİM</strong></p>
<p>Yeni doğmuş bebeğin, aldığı besinleri özümleme aşamasıdır.</p>
<p><strong>İyi bir sindirim için gerekli koşullar</strong></p>
<p>Çocuğu emzirmek için annenin sağlığının yerinde olması gerekir. Annenin aldığı ilaçların büyük bir bölümü süte geçer, bu da çocukta sindirim bozuklukları yapabilir.</p>
<p>Kuvvetli besinler süt&#8217; yolu ile bebeğin sindirimini etkileyeceğinden, çocuğunu emziren anne, kendi beslenme rejimine de dikkat etmelidir.</p>
<p>Bibronla beslenen çocuk için, karışım oranları çok önemlidir. Miktar olarak normal kabul edilenin üstünde besin verilirse, çocuk kusabilir. Gerçi, iştahı yerindeyse verilen miktarı güçlük çıkarmadan içebilir, ama, asıl güçlükler daha sonra ortaya çıkar. Biberon uygun hacimli ve içindeki mama miktarı da iyi oranlanmış olmalıdır. Şişenin üstündeki işaret su miktarını gösterir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Bebeğin-Sindirim-Güçlüğü.jpg" alt="Bebeğin Sindirim Güçlüğü" title="Bebeğin Sindirim Güçlüğü" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1179" /><br />
<strong>Biberonu verme biçimi</strong></p>
<p>Biberonun tutuluşu çok önemlidir. Eğim, emzik her zaman dolu olacak biçimde ayarlanmalıdır; yoksa çocuk hava yutar, geğirdiği zaman da içmiş olduğu mama (ya da süt) geri gelebilir. Gerçi bu pek zararlı değildir, ama, yeterli miktarda içememiş olacağı için, zamanından önce acıkacaktır.<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Biberonu-verme-biçimi.jpg" alt="Biberonu verme biçimi" title="Biberonu verme biçimi" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1181" />Biberonun deliği çok büyükse yukardaki sakıncalara, sütü çok çabuk ve çaba harcamadan içmiş olmanın sakıncası da eklenir. Bebek doymaz, biberon çekildiği zaman ağlar.</p>
<p>Biberonu veren kişinin ruhsal durumu da çok önemlidir ve bebeğin içişini etkiler. Özellikle çocuk da bir parça huysuzsa bebek çevre etkilerine karşı çok duyarlıdır; anne sinirliyse bebek de biberonu ağzında evirip çevirir, başını oynatır. Bu durumda önce annenin sakinleşmesi gerekir.</p>
<p>Geğirme (gaz çıkarma), biberondan sonra hemen her süt bebeğinde görülen fizyolojik bir edimdir. Anne çocuğu göğsünde dik tutarak gaz çıkarmasına yardım etmeli, gecikme olursa sırtına parmak uçlarıyla hafifçe vurmalıdır.</p>
<p>Çocuk gaz çıkaramamışsa yüzükoyun bile yatırılsa rahat edemez; fırsat bulup gaz çıkanncaya kadar kıvrılıp bükülür, tükürür ve ağlar.</p>
<p>Gürültülü bir gaz çıkarmadan (geğirmeden) sonra, bebek hemen uykuya dalar.</p>
<p><strong>Biberonların sıcaklığı</strong></p>
<p>Biberonun sıcaklığı da sindirimi etkiler: süt, soğuk sütten daha kolay sindirilir.</p>
<p>Biberon, biberon ısıtıcısı ya da su dolu bir kap içinde benmari usulü ile (su dolu kap, ateş üstündeki su dolu daha büyük bir kabın içine yerleştirilip, alttaki kabın buharıyla ısıtma) ısıtılır.</p>
<p>Mamalar hiç bir zaman doğrudan, yani kabı ateşin üstüne oturtarak ısıtılmamalıdır: Önce su ısıtılır, ateş söndürülür, ondan sonra biberon kabın içine konur. Sütün besleyici öğelerinin ölmemesi için, su sıcaklığı 75°C&#8217;ı geçmemelidir.</p>
<p><strong>Bebeğin beslendikten sonra yatırılması</strong></p>
<p>Yeni doğmuş bebek ve süt çocuğu, biberonlarını emdikten ve gaz çıkardıktan sonra uykuya dalarlar. O zaman, yeniden yatırılmaları gerekir.</p>
<p>Çocuk yatağa iki türlü yatırılabilir: Daha çok uygulanan eski yöntemde çocuk, art arda bir sağa, bir sola yan yatırılır; A.B.D&#8217;nden esinlenilen ve daha yeni olan ikinci yöntemde çocuk, başı bir yana dönük olarak yüzükoyun yatırılmaktadır.</p>
<p>İkinci yöntemin üstünlüğü, yedikleri ağzına gelse bile çocuğun boğulma tehlikesiyle karşılaşmaması ve başını kaldırmayı çabuk öğrenmesidir.</p>
<p>Ama bu yöntemde bazı kurallara uymak gerektiği unutulmamalıdır. Her şeyden önce, bu yatış biçiminde yastık kullanılmaz, çünkü bebeğin soluksuz kalma tehlikesi vardır; ayrıca, bebek, emme refleksiyle başını çevirirse kendini kurtaramayacağından, yatak da çok sert olmalıdır.</p>
<p>Sonuçlarsak, her iki yöntem de çocuğun biraz gözetim altında tutulmasını rerektirir; çünkü çocuk, özellikle ilk iki aydan sonra, hiç bir zaman tam olarak hareketsiz değildir.</p>
<p>Bebek hiç bir zaman sırtüstü yatırılmamalıdır.</p>
<p><strong>Sindirim güçlüğü belirtileri</strong></p>
<p>Sindirim güçlüğünün çeşitli belirtileri vardır. Derinin rengi</p>
<p>Bebeğin aldığı besini çok az belirtir; ama bazı besinler deriyi etkileyebilir. Fazla miktarda un, yüzde sivilceler yapar; besin rejiminin çeşitlendirilmesiyle bunlar yiter.</p>
<p>Uzun süreli havuç rejimi (sözgelimi ishal tedavisinde) , deriye kayısı rengi verir.</p>
<p>Peşpeşe besin dokunmaları, çocuğun karın yağları eriyip derisi gevşeyerek «küçülmesine» neden olur.</p>
<p>Büyük ölçüde su yitimi deriyi kurutur; pul pul dökülmelere bile yolaçabilir.</p>
<p>Bu belirtilerle birlikte, yüzde solukluk ve göz altlarında morarma görülebilir.</p>
<p><strong>Kakanın renk ve kıvamı</strong></p>
<p><strong>Bebeğin beslenme rejimine göre farklıdır.</strong></p>
<p><strong>Normal görünüşler şöyledir:</strong></p>
<p>—  anne sütüyle beslenen çocukta kaka, altın sarısı renkte, hamursudur ve çok sık çıkarılır (aşağı yukarı her emzirme sayısı kadar);</p>
<p>—  yapay mamayla beslenen bebek sık sık altını kirletir; kaka daha kıvamlı ve sarı renk daha az belirgindir; meyve suyu da veriliyorsa, daha yumuşak olur. Görünüş ve kıvamın, alman besine göre değiştiğini unutmamak gerekir:</p>
<p>—  havuç, portakal rengi verir ve kakanın kıvamını artırır; çok fazla havuç yiyen bebek, daha sık ve daha çok kaka yapar;</p>
<p>—  ıspanak, yeşil bir renk verir ve yumuşatır; kakada sindirilmemiş besin parçaları görülür,</p>
<p>—  pancar, kırmızı renk verir: Bunun kanla karıştırılmaması gerekir;</p>
<p>—  unlu besinler miktarı artırır, yapışkanlaştırır ve açık kahve bir renk verir;</p>
<p>—  ilaçlar da kakada renk değişikliğine neden olur; sözgelimi demir, kakayı karartır.</p>
<p><strong>Sindirim iyi değilse, kaka sağlıksız bir renk alır:</strong></p>
<p>—  macun beyazı: Karaciğer bozukluğunun, yumurta alerjisinin ya da inek sütünün sindirilmeme durumunda olduğu gibi, karaciğer pigmentlerinin yansızlaştığımn belirtisidir;</p>
<p>—  çıkışta yeşil renk: Çok ciddi bir belirti olmakla birlikte, günümüzde oldukça az raslanmaktadır;</p>
<p>—  kırmızı çizgiler: Dışkının içindeyse barsak hastalığı, üstündeyse makatta küçük bir bozun belirtisidir;</p>
<p>—  siyahımsı renk: İçinde sindirilmiş kan bulunduğunun belirtisidir.</p>
<p><strong>Kakanın kıvamı da değişiklikler gösterebilir:</strong></p>
<p>—  kötü bir kokuyla birlikte yuvarlak kaka: Yalnızca inek sütüyle beslenen bebeklerde görülür;</p>
<p>—  sümüksü ve yumuşak kaka: Fazla miktarda un verildiğini, unun iyi hazırlanmamış olduğunu ya da çocuğun una iyi katlanamadığını gösterir; çocuk nezleyse, kaka gene sümüksü bir görünüm alacaktır, bu normal sayılabilir;</p>
<p>—  pul pul ve çok kokulu kaka: Besinlerin iyi sindirilmediğini gösterir;</p>
<p>—  pul pul ve müküslü kaka: Çok miktarda ve kötü kokuludur; bol miktardaki müküs içinde, soluk renkli pul halinde topaklar görülür;</p>
<p>—  sarı ya da yeşilimsi renkte, fışkırır gibi çıkan kaka: Aşağı yukarı sıvı kıvamdadır, kaygılandırıcı bir durumdur; kakayı saklamak ve hemen hekime başvurmak gerekir.</p>
<p>Kakadaki bütün anormallikler gözlenmeli ve hızla tedavi yoluna gidilmelidir.</p>
<p><strong>İshaller</strong></p>
<p>Beslenmenin yolaçtığı ishallerin çeşitli nedenleri vardır. Anne sütü</p>
<p>Anne sütü, beslenmeden ileri gelen türde sık raslanan bir ishale neden olabilir; ciddi bir durum değildir. Sindirim çok hızlıdır; yarı yarıya taneli görünümde olan kaka, havayla temas ettiğinde çabucak yeşil bir renk alır. Bebek, zaman zaman, kaka yaparken ağlayabilir; asitliği nedeniyle kaka, kabaetlerde pişik yapabilir. Genel durumda değişiklik yoktur. Tedavi kolaydır: Emzirme sırasında 1-2 kahve kaşığı şekerli inek sütü verilir.</p>
<p><strong>Annenin de kendi beslenme rejimini düzeltmesi gerekir.</strong></p>
<p><strong>İnek sütü</strong></p>
<p>Yalnızca inek sütüyle uzun süreli beslenme ishale, kakada pul pul bir görünüme, süt bebeğini çok rahatsız edici gaz ve sancılara yolaçabilir. Günümüzde çocukların yalnızca inek sütüyle 6 ayı aş-km bir süre beslenmesi pek sözkonusu olmadığından,-çok ender raslanan bir durumdur.</p>
<p><strong>Meyve suları</strong></p>
<p>Fazla miktarda meyve suyu verilmesi, bebekte ishale yolaçabilir. Bunun herhangi bir besine kat-lanamama durumuyla karıştırılmaması gerekir. Meyve sularının, çocuğun beslenme rejimine azar azar ye giderek artırma yoluyla eklenmesi gerekir.</p>
<p><strong>Kabızlık</strong></p>
<p>Günümüzde sık raslanan bir durumdur; çeşitli nedenleri vardır;</p>
<p>—  yetersiz beslenme;</p>
<p>—  dengesiz beslenme: Çok daha sık görülür; karbonhidrat yönünden zengin yağ ve selülozu yetersiz bir beslenme rejimi kabız yapabilir;</p>
<p>—  makat-göden barsağı hastalıkları: Kaka çıkarmak ağrı verdiğinden çocuk kakasını tutar;</p>
<p>—  bu bölümde incelemeyeceğimiz, ama kabıza da yolaçabilen barsak oluşum bozuklukları;</p>
<p>—  hoşnutsuzluklarını, fizyolojik bozukluklar biçiminde yansıtan daha büyük çocuklarda, ruhsal nedenler. Bu tür kabızlıkların tedavisi, beslenme rejimine bağlı kabızlarınkinden farklıdır.</p>
<p>Önemli ve uzun süreli her kabız durumu hekime bildirilmelidir. Bu arada küçük çaplı bir tedaviye de girişilebilir:</p>
<p>—  az şekerli meyve suları verilebilir;</p>
<p>—  bebeğe un veriliyorsa, buna arpa unu karıştırılabilir;</p>
<p>—  bebek günde 4 kez besleniyorsa, rejim çeşitlendirilebilir: Çok miktarda yeşil sebze verilir, un ve nişastalar azaltılır, taze meyveler ve özellikle komposto halinde pişmiş meyveler çok yararlıdır.</p>
<p><strong>Bebeğe elden geldiğince çok su verilmelidir.</strong></p>
<p>Gliserinli fitiller, aslında sindirimi etkilemediğinden sürekli kullanılmamalı, yalnızca çocuğun 24 saat süreyle dışarı çıkmaması durumunda başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Bebeğin yediklerinin yeniden ağzına gelmesi</strong></p>
<p>Nedenleri pek çoktur; mutlaka beslenme rejimiyle ilgili değillerdir:</p>
<p>—  miktar olarak fazla besin verilmesi sonucu, bebek midesindeki fazlalıkları tükürerek atar; ö-nemli değildir, biberondaki mama düzeyini düşürmekle önü alınır;</p>
<p>—  biberonun çok hızlı verilmiş olması da geğirme sırasında çıkarmaya sık sık neden olur; bu nedenle, bebek iştahlı içiyor olsa bile, emme sırasında biberon sık sık ağzından çekilip soluklanması sağlanmalıdır;</p>
<p>—  yemek saatlerine de dikkat etmek gerekir; yemekler birbirine çok yakın olursa, yukardaki belirtilerden başka bebejk zayıflamaya da başlar;</p>
<p>—  çıkarma, anatomik nedenlere de bağlı olabilir; süt bebeklerinin her emzikten sonra çıkarmalarına oldukça sık raslanır. Bunun nedeni mide ağzının (cardia) açık kalmasıdır. Biberon içeriğinin yoğunluğunu artırmakla giderilebilir.</p>
<p>Bebeğin yediklerinin yeniden ağzına gelmesi olayını, çok daha önemli ve ciddi nedenlere bağlı olan kusmalarla karıştırmamak gerekir. Kusma görülürse, hekime bildirilmelidir; önemli olup olmadığına ve uygulanacak tedaviye hekim karar verecektir.</p>
<p><strong>Hıçkırık</strong></p>
<p>Biberon içeriğini oburca içen bebeklerde sık görülür. Genellikle, bebeğin doyduğu zaman hıçkırdı-ğı söylenir. Ama, sarsıcı hıçkırıklar yorucu da olduğundan bebeğe birkaç damla limon verme genellikle etkili olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-sindirim-guclugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

