<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Yeni Doğan</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/yeni-dogan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yenidoğanda Beslenme Bozuklukları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yenidoganda-beslenme-bozukluklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yenidoganda-beslenme-bozukluklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 18:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1947</guid>
		<description><![CDATA[Yenidoğanda beslenme çok önemlidir. Hızlı büyüme ve organ gelişimine uygun beslenmesi gereklidir. Ancak doğuştan anormallikler bebeğin beslenmesini yetersiz kılar. Bunlar arasında en önemlileri tavşan dudak, yarık damak, yemek borusu anormallikleridir. Kimi bozuklukları, ileri derecede böbrek, kalp, karaciğer pankreas hastalıkları ile şeker hastalığı, tiroid bezinin çalışmaması, metabolizma ve endokrin sistemi hastalıkları, beslenme bozukluklarını hazırlayıcı nedenlerdir. Yenir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p style="text-align: justify;">Yenidoğanda beslenme çok önemlidir. Hızlı büyüme ve organ gelişimine uygun beslenmesi gereklidir. Ancak doğuştan anormallikler bebeğin beslenmesini yetersiz kılar. Bunlar arasında en önemlileri tavşan dudak, yarık damak, yemek borusu anormallikleridir. Kimi bozuklukları, ileri derecede böbrek, kalp, karaciğer pankreas hastalıkları ile şeker hastalığı, tiroid bezinin çalışmaması, metabolizma ve endokrin sistemi hastalıkları, beslenme bozukluklarını hazırlayıcı nedenlerdir. Yenir doğanda beslenme bozuklarının temel nedenleri ise şunlardır. Anne sütü yeterli olmayabilir. Anne bunun farkına varmaz, bebek aç kalır. İvegen ishalden sonra bebeğe uzun süre süt verilmezse beslenme yetersizliği görülür.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Yenidoğanda-Beslenme-Bozuklukları.jpg" alt="Yenidoğanda Beslenme Bozuklukları" title="Yenidoğanda Beslenme Bozuklukları" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-1970" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bebekte meydana gelen kısa ya da uzun süreli enfeksiyonlar beslenme bozukluğuna yol açar. Enfeksiyonlar sırasında metobilizma artar. Kusma ve ishal ile kayıplar olur. iştahı azalan bebek besin maddelerini alamaz, denge bozulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle bebeklerin ağırlıkları artmaz. Durumu gittikçe kötüler, kilo kaybı başlar, deri altı yağ dokusu azalır. Deri buruşuk bir durum alır. Karın şişkin ya da çökük olabilir. Isı genellikle normalin altındadır. Üdem olabilir. Bazen metabolizma azalır. Başlangıçta huysuz olan bebekler gittikçe halsizlesin iştahları azalır. Genellikle kabızdırlar. Bununla birlikte açlık tipi ishal görü- zursuz ve sinirlidir. Devamlı ağlar, lebilir. Sık sık müküslü kaka çıkar. Bu doğaldır. Onu üzmemeye dikkat Devamlı sızlanırlar, sesleri kısılır, ederken zamanında hekime götürülmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yenidoganda-beslenme-bozukluklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yenidoğan Hastalıkları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yenidogan-hastaliklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yenidogan-hastaliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 18:47:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1945</guid>
		<description><![CDATA[Bebek iki haftalık oluncaya kadar geçen zamana &#8220;yenidoğan&#8221; dönemi adı verilir. Bazı hastalıklara yenidoğan döneminde rastlanılır. Bu hastalıkların bilinmesi ve tedavisi &#8220;yenidoğan hekimliği&#8221; dalının doğmasına neden olmuştur. Yenidoğan hastalıkları üç grupta toplanır: 1. Doğmalık kusurlu gelişim, 2. Doğum sırasında olan yaralanmalar. 3. Yenidoğanda görülen hastalıklar. Doğmalık kusurlu gelişim Mavi Dudak: Yapısal olarak doğuştan kalbi bozuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bebek iki haftalık oluncaya kadar geçen zamana &#8220;yenidoğan&#8221; dönemi adı verilir. Bazı hastalıklara yenidoğan döneminde rastlanılır. Bu hastalıkların bilinmesi ve tedavisi &#8220;yenidoğan hekimliği&#8221; dalının doğmasına neden olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yenidoğan hastalıkları üç grupta toplanır:</p>
<p style="text-align: justify;">1.  Doğmalık kusurlu gelişim,</p>
<p style="text-align: justify;">2. Doğum sırasında olan yaralanmalar.</p>
<p style="text-align: justify;">3.  Yenidoğanda görülen hastalıklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğmalık kusurlu gelişim</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mavi Dudak: </strong>Yapısal olarak doğuştan kalbi bozuk olan bebeklerde, kirli kan dolaşımı sonucu deri, tırnak uçları ve dudaklarda morarmalar olur. İçerisinde yeterli oksijen olmayan kanda, doğal renk yoktur. Kalbin pompalama yükünü üzerinde taşıyan, kanı akciğerlere ve vücuda ileten büyük damarlar arasında anne karnında iken bulunan açıklığın doğumdan sonra kapanmaması mavi bebek hastalığı yapar. Bu iki damar arasındaki açıklıktan yeterince temizlenmemiş bulunan</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Yenidoğan-Hastalıkları.jpg" alt="Yenidoğan Hastalıkları" title="Yenidoğan Hastalıkları" width="320" height="240" class="alignleft size-full wp-image-1967" /></p>
<p style="text-align: justify;">kan geri dolaşıma kaçar. Zamanında belirlenemediği takdirde,kalpte ve akciğerde kalıcı ve düzeltilmesi güç bozukluklar meydana gelir. İki damar arasındaki açıklık ameliyatla kapatılarak normal duruma getirilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yarık Damak</strong>:  Yarık damak üstçene uzantılarının ağız tavanını yapmak üzere birleşrnemesinden meydana gelir. Açıklık yumuşak ya da sert damakta olabilir. Yarık damak konuşmayı engelleyeceği için bebek iki yaşına gelmeden önce ameliyatla düzeltilmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kalça Çıkığı: </strong>Bu kireçlenme önceleri düzken sonraları kafatası gelişimine uyarak yuvarlaklaşır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çarpık Boyun:</strong> Doğum sırasında zedelenme sonucu meydana gelir. Köprücük kemiğinin iç ucuna ve göğüs kemiğinin üstüne yapışan, göğüs kemiği, kası zedelenir. Bebek başını hep aynı tarafta tutar. Boynun bir tarafında sert bir çıkıntı şeklinde kendini belli eder. Teşhisin erken konulup tedavisinin yapılması gerekir. Çünkü zamanla kas kötüler ve bağ dokusu oluşur. Bağ dokusunun çıkarılması için ameliyat gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bebeklerde görülen diğer gelişim bozuklukları ebe ya da hekim tarafından hemen farkedilir. İç organ bozuklukları ise daha sonraları görülen hastalık belirtileriyle ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğum sırasında y aralanmalar</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kafatası Hematomu</strong>: Doğum sırasında zorlanmalar sonucu meydana gelir. Kafatasının dış kemik zarı altında olan kanamalar, yan kafa kemiğinin üst tarafında ve tek yanlı olarak oluşur. Bunlar tehlikeli olabilir. Çünkü sert yapılı kafatas; kemiği, beynin hareket etmesine engel olur ve hematom beyin üzerine baskı yaparak zedelenmesine yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu şişliklerin büyüklükleri farklı olabilir. Pek çoğu doğumdan sonraki altıncı hafta içinde kaybolur. Şişlik uzun süreli olanların Vernik zarında kireçlenme görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Göbek Kordonu İltihapları:</strong> Göbek kordunu iyi bakıldığı ve temiz korunduğunda bir kaç gün içerisinde bebeğin vücudundan ayrılır. Çeşitli nedenlerle kalan kordon, çok kolay mikrop kapar ve iltihaplanır. İltihap sarı renkli zeytinyağı kıvamında ve kokuludur. İltihap nedeniyle göbek çevresi kızarır. Vücuda kolayca yayıldığı için ateş yapar. Zamanında tedavi edilmez ise mikroplar kan dolaşımı içerisine girer ve kan zehirlenmesine yol açar. Kordona gereksiz ve hekimin önermediği maddelerin sürülmesi çok tehlikelidir. Mutlaka hekimin kontrolü edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Melena: </strong>Sindirim sisteminin bazı bölümlerinde kanama sonucu kanın dışkıya karışması nedeni ile siyah renkte dışkılamadır. Yenidoğanda görülen kanamalar, çoğunlukla kan pıhtılaşmasının yetersizliği nedeniyle oluşur. Ana rahminde annelerinden yeteri kadar kan yolu ile pıhtılaşma faktörülerini alamamış olmaları, karaciğerlerinin olgunlaşmaması ile yeterli oranda yapımın gerçekleşmemesidir. Bu tür kanaması önlemek için venidoğana hekim ya da ebe K vitamini enjeksiyonu yapar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mide Kapısı Daralması: </strong>Midenin dolması sonucu oluşan kasılmalarla besinler mide kapısından ufak parçacıklar halinde on-ikiparmak barsağına ulaşır. Mide kapısı, kaslarının kalınlaşması yada kasılması sonucu daralır. Besinler, ince barsağa ya hiç ya da çok az geçer. Yenidoğanda sık görülen bir hastalıktır. Bebekte çok şiddetli, fışkırır biçimde kusma görülür. Bebeğin iştahının iyi olmasına karşın açlık çeker ve devamlı zayıflar. Dışkılama yok denecek kadar az olur. Bu durumda hekime gidilmelidir. Mide kapısı daralması ameliyatla düzeltilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Göbek Urları: </strong>Göbek kordonunun düştüğü yerde bıraktığı yaranın üzerinde doku oluşumu sonucu göbek urları meydana gelir. Kırmızı, tanecikler şeklinde görülen urlar kolayca iltihaplanabilir. Bu taneciklerin giderilmesi için bir kaç günlük aralarla gümüş nitrat uygulanır. Ancak uygulamanın hekim tarafından yapılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Pamukçuk:</strong> Pamukçuk ağzın her yanında, ortası beyaz kenarlan kırmızı bir takım küçük yaralar en çok yenidoğanda görülen ağız hastalığıdır. Mantarlar sınıfından bir mikrop yapar. Daha çok zayıf, bakımsız kalmış yeterince beslenemeyen bebeklerde görülür. Ağır hastalık geçirmiş çocuk ve büyüklerde de olur. Ağzın içinde, dilin üstünde, boğazda, kirli beyazımtrak leke-cikler oluşur. Bunlar temiz bir bez parçasıyle silinirse alttan kırmızı bir alan ortaya çıkar. Böyle bebekler meme emmekte güçlük çekerler. Hastalar besinlerini kolayca çiğneyip yutamazlar, bebeklerde görülen pamukçuk temiz, yumuşak, bir bezle silinir. Karbonatlı su ile ağız temizlenir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mongolizm: </strong>Ruhsal gelişim yetersizliği ve çeşitli yapı bozuklukları ile belirlenen kalıtsal bir anormallik. Daha çok frengi, alkolizim, yaşla ana baba hastalığa yol açan nedenler olarak gösterilir. Mongolozimde 46 koromozom yerine hücrelerde 47 kromozom vardır. Diğer bir anlatımla 21 kromozom çiftinde bir fazla koromozom bulunur. Mongo-lizimde yüzün görünümü tipiktir. Gözler çekik, dil iri ve burun havaya kalkıktır. Baş ufak ve yuvarlaktır. Vücut zayıf, parmaklar kısa ve küt, avuç içleri yatay çizgilerle doludur. Belirtili şekilde kalp yetmezliği görülür. Monogoloid bebekte zekâ geriliği vardır. Vücudun direnci az olduğu için kolayca hastalık kapar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İsilik: </strong>Yenidoğanda fazla terlemekten, vücutta görülen ufak ufak pembe kabartılardır. Bebek terlediğinde hemen çamaşırı değiştirilir. Sık sık yıkanır. İsilik çok fazla ise vücudu karbonatlı su ile silinebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Konaklar:</strong> Bebeklerin deri salgısı döküntüleri başta konak adı verilen kabuklar oluşturur. Basta kasıntı yapan konaklar banyo sırasında başın iyi yıkanarak kaldırılması gerekir. Hekimin önerdiği özel merhemlerle de tedavi edilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kepek:</strong> Bebeklerde sık görülen döküntelerdendir. Başta pul pul dökülen ufacık beyaz kabuklardır. Daha çok bazı hastalıklar sonunda derinin başka duruma geçmesi ya da eski halini alması durumunda oluşur. Bebekte kepeklenme fazla görüldüğü zaman bir hekime götürülmesinde yarar vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aft: </strong>Dudaklarda uçuklamalara neden olan Herpes Simpleks virüsünün bebeklerin ağızların yaptığı hastalıktır. Ağız içi mukozasında başlangıçta içi su dolu, toplu iğne başı kadar kesecikler ortaya çıkar. Daha sonra bunlar patlar, yerlerinde kirli beyaz renkli yaralar oluşur, yenidoğan böyle bir enfeksiyonu anadan alabilir. Çünkü enfeksiyon anne vajinasında vardır. Bebek te aftlı doğar. Kirli meme ucu, ya da şişelerin alınma durumunda da olur. Böyle bebeklere koyu ve vitaminli besinler verilir. Beslenme ile ilgili gereçleri su da sık sık kaynatılır. Tedavisi için hekime götürülür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Doğum Lekesi:</strong> Yenidoğanda sık görülen bir tümördür.Bir çok ufak kan damarı ve içi kan dolu boşluktan oluşur. Kırmızı ya da mor renklidir. Deri düzeyinden fazla yüksek olmayan tümör bazen bir çilek görünümündedir. Çocuk büyüdükçe kaybolan bir özellik taşır. Bir kaç yıl içerisinde kaybolmazsa bir hekime göstermekte yarar vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğuştan Kalp Bozukluğu: Yenidoğanda  görülen en yaygın kalp bozukluğu kalpteki deliklerdir. Oksijenlenmiş ve oksi-jenlenmemiş kanı içeren kalbin sağ ve sol bölümleri septum kası ile ayrılmıştır. Bazen bu kas şekil bozukluğu gösterir ve kalbin bir bölmesindeki kanın öbür tarafa geçmesine imkân verir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalp damar sistemi anormalliklerinde önemli bulgu, kaburga kemikleri arasındaki oranın azlığı ve soluğun kısalmasıdır. Bebek nefes almak için diyaframını normalden daha fazla kullanır. Beslenme ve hareket sırasında nefes oldukça kısalır. Bazı çocuklarda büyüme gecikir. Kanda anormal derecede az oksijen olduğu için kemik ve kaslar iyi gelişemez.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Deri İltihabı (Dermatit) : </strong>Yenidoğanda sık görülen deri hastalığıdır. Dışarıdan ya da kan yolu ile gelen mikroplar deride sivilceler, çıbanlar oluşturur. Bebek derisi üzerinde deterjanlar, yağlar, sabunlar ve antiseptikler etkili olurlar. Bazı tür kumaşlar, allerjik olaylar, kozmetikler, giysilerindeki kopça ya da iğneler de deri iltihabına neden olurlar. Böyle bir durumda deriyi etkileyen madde hemen uzaklaştırılmalıdır. Hastalığın tedavisi nedene yöneliktir. Bebek derisinin temizliği, hastalıkta çok önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kurdeşen (urtiker): </strong> Kabartılarla belirgin kaşıntılı döküntülerdir. Vücut bazı besinlere karşı aşırı duyarlıdır. Bebekte bu duyarlılık çok fazladır. Deride birden beliren kabarcıklar ortaya çıkar. En iyi tedavi şekli, bebekte meydana getiren nedeni ortadan kaldırmaktır. Alerjik olmayan kurdeşeni hekime göstermekte yarar vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kusmalar: </strong>Kusma, karın kaslarının kuvvetli kasılmaları sonucu midede bulunanların ağız yolu ile boşaltılmasıdır. Kusma bebeklerde sık görülen bir olaydır. Aldıkları sütün bir bölümünü kısa bir süre sonra ağız kenarından akıtırlar. Fazla aldıkları sütten oluşan bu durum normaldir. Yenidoğan kusmuğunda mide suyu yoksa, süt partikülleri ayrılmamışsa henüz mideye ulaşamamış yemek borusundan gelmektedir. Yemek borusunda doğuştan bir tıkanıklık olabilir. Kusmuk içindeki süt kesilmiş ve rengi beyazsa mideden gelmektedir. Yeşil renkte kusan bir bebekte aldığı flaç ya da meyva suyu değilse bir bağırsak boğulmasından kuşkulanılır. Bu durumda önce midede olanlar, sonra safra daha sonra da kaka gelmeye başlar. Kusmukta taze parlak kan varsa ve mide suyu ile karışmışsa midede taze bir kanama vardır. Şiddetli kanayan bir mide, on iki parmak bağırsağı, yemek borusu ülseri olabilir. Kahve telvesi gibi kusmalarda yavaş kanayan ülser ya da tümör düşünülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Prematüre, yenidoğan ve ağır hasta olan bebeklerde kusma çok tehlikelidir. Kusmuğun her an soluk yollarına kaçma ihtimali vardır. Bu durumda bebekler hemen yüzükoyun yatırılmalı, sırt üstü yatınlmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yenidogan-hastaliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğun İlk Çığlıkları ve İlk Sözcükleri</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/cocugun-ilk-cigliklari-ve-ilk-sozcukleri/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/cocugun-ilk-cigliklari-ve-ilk-sozcukleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 22:58:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=932</guid>
		<description><![CDATA[İLK ÇIĞLIKLAR VE İLK SÖZCÜKLER Konuşma, çocuğun zekasının en belirgin göstergelerinden biridir. Çocuğun konuşması için, sinir hücrelerinin belirli bir olgunluk kazanmış olması gerekir. Öte yandan konuşma, duygusal yaşamın öğelerinin tümüne, bu arada da çocuğun başkalarıyla sözle ilişki kurma gereksinimine bağlıdır. Bu alandaki gelişme aşağıdaki biçimde olur: — doğum sırasında çocuk ilk çığlıklarını atar; — 2. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İLK ÇIĞLIKLAR VE İLK SÖZCÜKLER</strong></p>
<p>Konuşma, çocuğun zekasının en belirgin göstergelerinden biridir.</p>
<p>Çocuğun konuşması için, sinir hücrelerinin belirli bir olgunluk kazanmış olması gerekir. Öte yandan konuşma, duygusal yaşamın öğelerinin tümüne, bu arada da çocuğun başkalarıyla sözle ilişki kurma gereksinimine bağlıdır.</p>
<p><strong>Bu alandaki gelişme aşağıdaki biçimde olur:</strong></p>
<p>—  doğum sırasında çocuk ilk çığlıklarını atar;</p>
<p>—  2. aya doğru çocuk, önce a gib;i sesli (ünlü) harfleri çıkarır ve sabahtan akşama kadar tekrarlar. «Konuşması» kendisini iyi hissettiğini, mutlu olduğunu, yani karnının tok, altının kuru olduğunu gösterir. Kendi söylediklerini dinleyerek söz ve işitme alıştırmaları yapar;</p>
<p>—  5-6. aylara doğru sesli ve seasizleri (ünlü ve ünsüzleri) birlikte kullanmaya başlayarak (sürekli meme emmek, damak ve dudak kaslarını daha etkin, becerikli ve duyarlı yapmıştır) «ba, pa, ta, da, ma, va» gibi ilk hecelerini söyler;</p>
<p>—  6. ve 9. aylar arasında da alıştırmalarını sürdürür; ilk hecelerini tekrarlar, sonra «ge, ga» gibi daha gırtlaktan gelen hecelere ilgi gösterir;<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/bebegin-ilk-sozleri.jpg" alt="bebegin-ilk-sozleri" title="bebegin-ilk-sozleri" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1308" />—  10. ve 12. aylar arasında kendine özgü kelime dağarcığı oluşur; «baba, anne., atta, hala» demeyi öğrenmiştir (bu sözcükleri bazen aynı ânda pek çok anlam için kullanabilir). «Hayır» demesini bilir ya da en azından anlamının farkındadır; bu dönemde aşağı yukarı bütün sesleri çıkarmaktadır ve sözcükleri telaffuza hazırdır;</p>
<p>—  15 aylıkken, «baba, anne, atta»ya, bozuk telaffuz ettiği, ama anlamlan açıkça anlaşılan başka kelimeler ekler;</p>
<p>—  18 aylık olduğunda sözcük dağarcığında yaklaşık 20 sözcük vardır;</p>
<p>—  21. ayda sözcük dağarcığı 100&#8242;ü aşmış, «anne, gitmek» gibi, sözcükleri eşlemeye başlamıştır;</p>
<p>—  24. ayda gerçekten konuşmaya başlar&#8221;, çok sözcüklü cümleler yapar, kendinden adıyla sözeder;</p>
<p>—  30 aylık olduğunda, adını kullanacak yerde «ben» der, «sen» ve «biz»i öğrenir. Bu, çocuğun ruhsal gelişmesinin ve kişiliğinin evriminin önemli bir aşamasıdır;</p>
<p>—  3 yaşına geldiğinde düzgün bir biçimde konuşma yeteneğini kazanmıştır; sözcük dağarcığı da günden güne zenginleşecektir.</p>
<p><strong>Yaşına göre çocuğun sözcük dağarcığı aşağıdaki kapsamdadır:</strong></p>
<p><strong>—  1 yaşında: </strong>yaklaşık 3-4 sözcük;</p>
<p><strong>—  18 aylık:</strong> yaklaşık 20 sözcük;</p>
<p><strong>—  24 aylık: </strong>yaklaşık 260 sözcük;</p>
<p><strong>—  30 aylık:</strong> yaklaşık 430 sözcük;</p>
<p><strong>—  3 yaşında:</strong> yaklaşık 900 sözcük.</p>
<p>Verilen sayılar, kullandığı sözcük dağarcığına ilişkindir; aslında çocuk bunlardan çok daha fazlasını anlar.</p>
<p>Çocuk için, sözcükleri biraraya getirerek cümle yapmak güçtür.</p>
<p>10 aylıkken 100 çocuktan biri 2 ya da daha çok sözcüğü biraraya getirebilir; 1 yaşında bu oran 9/100; 18. ayda 60/100; 2,5 yaşında 99/100; 3 yaşında ise 100/100 olur.</p>
<p>2 yaşında bazı çocuklar her şeyi. anlar, ama konuşmak istemezler. Çoğunlukla da, apansızın ve kurulu cümlelerle konuşmaya başlarlar.</p>
<p><strong>3 YAŞINA KADAR ÇOCUKLARIN BEDEN DURUŞU GELİŞMESİ ÇİZELGESİ</strong></p>
<p><strong>ÇOCUĞUN BAŞINI TUTUŞU VE OTURUŞU</strong></p>
<p><strong>—  doğumdan sonra:</strong> Dertop durur</p>
<p><strong>—  1 aylık:</strong> Başı omuzuna sarkar; bebek kısa bir süre için başını yastıktan ayırabilir</p>
<p><strong>—  3 aylık:</strong> Başını dik tutar</p>
<p><strong>—  3-4 aylar arası:</strong> Yüzükoyun yatarken başını kaldırabilir</p>
<p><strong>—  4-5 ay arası: </strong>Yüzükoyun yatarken dirsekleri üstünde doğrulabilir</p>
<p><strong>— 5,5 aylık:</strong> Başını dik tutar ve her yöne çevirebilir</p>
<p><strong>—  5-6 ay arası:</strong> Sırtüstü yatarken başını yastıktan ayırır; kol ve bacakların bükük duruşu sona erer</p>
<p><strong>—  4 aylık:</strong> Kısa bir süre oturur durumda kalabilir</p>
<p><strong>—  6 aylık: </strong>Kısa bir süre desteksiz, bedeninin üst bölümü öne eğik, bacakları 90° açık oturur durumda kalabilir</p>
<p><strong>—  9 aylık:</strong> Desteksiz, uzun süre oturur; öne ve yana eğilir; doğrulur; tek başına oturur</p>
<p><strong>AYAKTA DURUŞU</strong></p>
<p><strong>HAREKET YETENEĞİ VE ETKİNLİK</strong></p>
<p><strong>—  5-6 ay arası:</strong> Ayaklarının üstünde tutulmaktan hoşlanır</p>
<p><strong>—  7,5 aylık:</strong> Annenin yardımıyla bir an ayakta durabilir</p>
<p><strong>—  9 aylık:</strong> Parkının ya da bir iskemlenin parmaklıklarına tutunarak ayakta durur</p>
<p><strong>—  10 aylık:</strong> Oturmaktayken ayağa kalkabilir</p>
<p><strong>—  9-10 ay arası:</strong> Emekler</p>
<p><strong>—  11-13 ay arası:</strong> Yardımla yürür</p>
<p><strong>—  13-15 ay arası:</strong> Desteksiz, tek başına yürür</p>
<p><strong>—  18 aylık:</strong> Merdiveni 4 ayak çıkar</p>
<p><strong>—  18-20 ay arası:</strong> Elinden tutulursa merdiven çıkar</p>
<p><strong>—  21-22 ay arası:</strong> Merdiven iner</p>
<p><strong>—  2 yaşında:</strong> Merdiven iner ve çıkar<br />
<strong><br />
—  30 aylık:</strong> Desteksiz, tek ayağının üstünde kısa bir an dengede durabilir</p>
<p><strong>—  doğumdan sonra:</strong> Hareketler istemsizdir; bebek gürültü duyduğunda hareketsizleşir</p>
<p><strong>—  1,5 aylık:</strong> Gözlerini bir nesneye dikebilir</p>
<p><strong>—  2 aylık:</strong> Hareket eden şeyleri izler</p>
<p><strong>—  3 aylık: </strong>Annenin kucağında otururken bir şeye bakmak için başını çevirebilir; ellerini seyreder; eline bir şey konursa parmaklarını üstüne kapatır ve elindekini bırakmcaya kadar istemsiz hareketler yapar</p>
<p><strong>—  4 aylık:</strong> Elinde tuttuğu şeyi görür ve gözleriyle izler; bununla gürültü yapar</p>
<p><strong>—  5-6 aylık: </strong>Uzatılan şeyi alır ve evirip çevirir</p>
<p><strong>—  6-7 aylık:</strong> Gördüğü şeyleri alır, ağzına götürür, bunları yere atmaktan hoşlanır; ayaklarını keşfeder, oynatır, ellerine alır ve ağzına götürür</p>
<p><strong>—  8 aylık:</strong> Eşyaları avucunun dış yanıyla yakalar</p>
<p><strong>—  9-12 aylık:</strong> Baş ve işaret parmaklarım kıskaç gibi kullanmaya başlar; bu, gerçek bir alış hareketidir</p>
<p>30. aya yaklaşırken çocuk hâlâ konuşmuyorsa bir uzmana başvurmak gerekir: Çocuğun konuşmaması, işitme kusurundan ya da zeka yetersizliğinden ileri gelebileceğinden, nedenini araştırmak için derinliğine incelemeler yapmak yararlı olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/cocugun-ilk-cigliklari-ve-ilk-sozcukleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğmuş Bebeğin Sindirim Güçlüğü</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-sindirim-guclugu/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-sindirim-guclugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=918</guid>
		<description><![CDATA[SİNDİRİM Yeni doğmuş bebeğin, aldığı besinleri özümleme aşamasıdır. İyi bir sindirim için gerekli koşullar Çocuğu emzirmek için annenin sağlığının yerinde olması gerekir. Annenin aldığı ilaçların büyük bir bölümü süte geçer, bu da çocukta sindirim bozuklukları yapabilir. Kuvvetli besinler süt&#8217; yolu ile bebeğin sindirimini etkileyeceğinden, çocuğunu emziren anne, kendi beslenme rejimine de dikkat etmelidir. Bibronla beslenen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİNDİRİM</strong></p>
<p>Yeni doğmuş bebeğin, aldığı besinleri özümleme aşamasıdır.</p>
<p><strong>İyi bir sindirim için gerekli koşullar</strong></p>
<p>Çocuğu emzirmek için annenin sağlığının yerinde olması gerekir. Annenin aldığı ilaçların büyük bir bölümü süte geçer, bu da çocukta sindirim bozuklukları yapabilir.</p>
<p>Kuvvetli besinler süt&#8217; yolu ile bebeğin sindirimini etkileyeceğinden, çocuğunu emziren anne, kendi beslenme rejimine de dikkat etmelidir.</p>
<p>Bibronla beslenen çocuk için, karışım oranları çok önemlidir. Miktar olarak normal kabul edilenin üstünde besin verilirse, çocuk kusabilir. Gerçi, iştahı yerindeyse verilen miktarı güçlük çıkarmadan içebilir, ama, asıl güçlükler daha sonra ortaya çıkar. Biberon uygun hacimli ve içindeki mama miktarı da iyi oranlanmış olmalıdır. Şişenin üstündeki işaret su miktarını gösterir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Bebeğin-Sindirim-Güçlüğü.jpg" alt="Bebeğin Sindirim Güçlüğü" title="Bebeğin Sindirim Güçlüğü" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1179" /><br />
<strong>Biberonu verme biçimi</strong></p>
<p>Biberonun tutuluşu çok önemlidir. Eğim, emzik her zaman dolu olacak biçimde ayarlanmalıdır; yoksa çocuk hava yutar, geğirdiği zaman da içmiş olduğu mama (ya da süt) geri gelebilir. Gerçi bu pek zararlı değildir, ama, yeterli miktarda içememiş olacağı için, zamanından önce acıkacaktır.<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Biberonu-verme-biçimi.jpg" alt="Biberonu verme biçimi" title="Biberonu verme biçimi" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1181" />Biberonun deliği çok büyükse yukardaki sakıncalara, sütü çok çabuk ve çaba harcamadan içmiş olmanın sakıncası da eklenir. Bebek doymaz, biberon çekildiği zaman ağlar.</p>
<p>Biberonu veren kişinin ruhsal durumu da çok önemlidir ve bebeğin içişini etkiler. Özellikle çocuk da bir parça huysuzsa bebek çevre etkilerine karşı çok duyarlıdır; anne sinirliyse bebek de biberonu ağzında evirip çevirir, başını oynatır. Bu durumda önce annenin sakinleşmesi gerekir.</p>
<p>Geğirme (gaz çıkarma), biberondan sonra hemen her süt bebeğinde görülen fizyolojik bir edimdir. Anne çocuğu göğsünde dik tutarak gaz çıkarmasına yardım etmeli, gecikme olursa sırtına parmak uçlarıyla hafifçe vurmalıdır.</p>
<p>Çocuk gaz çıkaramamışsa yüzükoyun bile yatırılsa rahat edemez; fırsat bulup gaz çıkanncaya kadar kıvrılıp bükülür, tükürür ve ağlar.</p>
<p>Gürültülü bir gaz çıkarmadan (geğirmeden) sonra, bebek hemen uykuya dalar.</p>
<p><strong>Biberonların sıcaklığı</strong></p>
<p>Biberonun sıcaklığı da sindirimi etkiler: süt, soğuk sütten daha kolay sindirilir.</p>
<p>Biberon, biberon ısıtıcısı ya da su dolu bir kap içinde benmari usulü ile (su dolu kap, ateş üstündeki su dolu daha büyük bir kabın içine yerleştirilip, alttaki kabın buharıyla ısıtma) ısıtılır.</p>
<p>Mamalar hiç bir zaman doğrudan, yani kabı ateşin üstüne oturtarak ısıtılmamalıdır: Önce su ısıtılır, ateş söndürülür, ondan sonra biberon kabın içine konur. Sütün besleyici öğelerinin ölmemesi için, su sıcaklığı 75°C&#8217;ı geçmemelidir.</p>
<p><strong>Bebeğin beslendikten sonra yatırılması</strong></p>
<p>Yeni doğmuş bebek ve süt çocuğu, biberonlarını emdikten ve gaz çıkardıktan sonra uykuya dalarlar. O zaman, yeniden yatırılmaları gerekir.</p>
<p>Çocuk yatağa iki türlü yatırılabilir: Daha çok uygulanan eski yöntemde çocuk, art arda bir sağa, bir sola yan yatırılır; A.B.D&#8217;nden esinlenilen ve daha yeni olan ikinci yöntemde çocuk, başı bir yana dönük olarak yüzükoyun yatırılmaktadır.</p>
<p>İkinci yöntemin üstünlüğü, yedikleri ağzına gelse bile çocuğun boğulma tehlikesiyle karşılaşmaması ve başını kaldırmayı çabuk öğrenmesidir.</p>
<p>Ama bu yöntemde bazı kurallara uymak gerektiği unutulmamalıdır. Her şeyden önce, bu yatış biçiminde yastık kullanılmaz, çünkü bebeğin soluksuz kalma tehlikesi vardır; ayrıca, bebek, emme refleksiyle başını çevirirse kendini kurtaramayacağından, yatak da çok sert olmalıdır.</p>
<p>Sonuçlarsak, her iki yöntem de çocuğun biraz gözetim altında tutulmasını rerektirir; çünkü çocuk, özellikle ilk iki aydan sonra, hiç bir zaman tam olarak hareketsiz değildir.</p>
<p>Bebek hiç bir zaman sırtüstü yatırılmamalıdır.</p>
<p><strong>Sindirim güçlüğü belirtileri</strong></p>
<p>Sindirim güçlüğünün çeşitli belirtileri vardır. Derinin rengi</p>
<p>Bebeğin aldığı besini çok az belirtir; ama bazı besinler deriyi etkileyebilir. Fazla miktarda un, yüzde sivilceler yapar; besin rejiminin çeşitlendirilmesiyle bunlar yiter.</p>
<p>Uzun süreli havuç rejimi (sözgelimi ishal tedavisinde) , deriye kayısı rengi verir.</p>
<p>Peşpeşe besin dokunmaları, çocuğun karın yağları eriyip derisi gevşeyerek «küçülmesine» neden olur.</p>
<p>Büyük ölçüde su yitimi deriyi kurutur; pul pul dökülmelere bile yolaçabilir.</p>
<p>Bu belirtilerle birlikte, yüzde solukluk ve göz altlarında morarma görülebilir.</p>
<p><strong>Kakanın renk ve kıvamı</strong></p>
<p><strong>Bebeğin beslenme rejimine göre farklıdır.</strong></p>
<p><strong>Normal görünüşler şöyledir:</strong></p>
<p>—  anne sütüyle beslenen çocukta kaka, altın sarısı renkte, hamursudur ve çok sık çıkarılır (aşağı yukarı her emzirme sayısı kadar);</p>
<p>—  yapay mamayla beslenen bebek sık sık altını kirletir; kaka daha kıvamlı ve sarı renk daha az belirgindir; meyve suyu da veriliyorsa, daha yumuşak olur. Görünüş ve kıvamın, alman besine göre değiştiğini unutmamak gerekir:</p>
<p>—  havuç, portakal rengi verir ve kakanın kıvamını artırır; çok fazla havuç yiyen bebek, daha sık ve daha çok kaka yapar;</p>
<p>—  ıspanak, yeşil bir renk verir ve yumuşatır; kakada sindirilmemiş besin parçaları görülür,</p>
<p>—  pancar, kırmızı renk verir: Bunun kanla karıştırılmaması gerekir;</p>
<p>—  unlu besinler miktarı artırır, yapışkanlaştırır ve açık kahve bir renk verir;</p>
<p>—  ilaçlar da kakada renk değişikliğine neden olur; sözgelimi demir, kakayı karartır.</p>
<p><strong>Sindirim iyi değilse, kaka sağlıksız bir renk alır:</strong></p>
<p>—  macun beyazı: Karaciğer bozukluğunun, yumurta alerjisinin ya da inek sütünün sindirilmeme durumunda olduğu gibi, karaciğer pigmentlerinin yansızlaştığımn belirtisidir;</p>
<p>—  çıkışta yeşil renk: Çok ciddi bir belirti olmakla birlikte, günümüzde oldukça az raslanmaktadır;</p>
<p>—  kırmızı çizgiler: Dışkının içindeyse barsak hastalığı, üstündeyse makatta küçük bir bozun belirtisidir;</p>
<p>—  siyahımsı renk: İçinde sindirilmiş kan bulunduğunun belirtisidir.</p>
<p><strong>Kakanın kıvamı da değişiklikler gösterebilir:</strong></p>
<p>—  kötü bir kokuyla birlikte yuvarlak kaka: Yalnızca inek sütüyle beslenen bebeklerde görülür;</p>
<p>—  sümüksü ve yumuşak kaka: Fazla miktarda un verildiğini, unun iyi hazırlanmamış olduğunu ya da çocuğun una iyi katlanamadığını gösterir; çocuk nezleyse, kaka gene sümüksü bir görünüm alacaktır, bu normal sayılabilir;</p>
<p>—  pul pul ve çok kokulu kaka: Besinlerin iyi sindirilmediğini gösterir;</p>
<p>—  pul pul ve müküslü kaka: Çok miktarda ve kötü kokuludur; bol miktardaki müküs içinde, soluk renkli pul halinde topaklar görülür;</p>
<p>—  sarı ya da yeşilimsi renkte, fışkırır gibi çıkan kaka: Aşağı yukarı sıvı kıvamdadır, kaygılandırıcı bir durumdur; kakayı saklamak ve hemen hekime başvurmak gerekir.</p>
<p>Kakadaki bütün anormallikler gözlenmeli ve hızla tedavi yoluna gidilmelidir.</p>
<p><strong>İshaller</strong></p>
<p>Beslenmenin yolaçtığı ishallerin çeşitli nedenleri vardır. Anne sütü</p>
<p>Anne sütü, beslenmeden ileri gelen türde sık raslanan bir ishale neden olabilir; ciddi bir durum değildir. Sindirim çok hızlıdır; yarı yarıya taneli görünümde olan kaka, havayla temas ettiğinde çabucak yeşil bir renk alır. Bebek, zaman zaman, kaka yaparken ağlayabilir; asitliği nedeniyle kaka, kabaetlerde pişik yapabilir. Genel durumda değişiklik yoktur. Tedavi kolaydır: Emzirme sırasında 1-2 kahve kaşığı şekerli inek sütü verilir.</p>
<p><strong>Annenin de kendi beslenme rejimini düzeltmesi gerekir.</strong></p>
<p><strong>İnek sütü</strong></p>
<p>Yalnızca inek sütüyle uzun süreli beslenme ishale, kakada pul pul bir görünüme, süt bebeğini çok rahatsız edici gaz ve sancılara yolaçabilir. Günümüzde çocukların yalnızca inek sütüyle 6 ayı aş-km bir süre beslenmesi pek sözkonusu olmadığından,-çok ender raslanan bir durumdur.</p>
<p><strong>Meyve suları</strong></p>
<p>Fazla miktarda meyve suyu verilmesi, bebekte ishale yolaçabilir. Bunun herhangi bir besine kat-lanamama durumuyla karıştırılmaması gerekir. Meyve sularının, çocuğun beslenme rejimine azar azar ye giderek artırma yoluyla eklenmesi gerekir.</p>
<p><strong>Kabızlık</strong></p>
<p>Günümüzde sık raslanan bir durumdur; çeşitli nedenleri vardır;</p>
<p>—  yetersiz beslenme;</p>
<p>—  dengesiz beslenme: Çok daha sık görülür; karbonhidrat yönünden zengin yağ ve selülozu yetersiz bir beslenme rejimi kabız yapabilir;</p>
<p>—  makat-göden barsağı hastalıkları: Kaka çıkarmak ağrı verdiğinden çocuk kakasını tutar;</p>
<p>—  bu bölümde incelemeyeceğimiz, ama kabıza da yolaçabilen barsak oluşum bozuklukları;</p>
<p>—  hoşnutsuzluklarını, fizyolojik bozukluklar biçiminde yansıtan daha büyük çocuklarda, ruhsal nedenler. Bu tür kabızlıkların tedavisi, beslenme rejimine bağlı kabızlarınkinden farklıdır.</p>
<p>Önemli ve uzun süreli her kabız durumu hekime bildirilmelidir. Bu arada küçük çaplı bir tedaviye de girişilebilir:</p>
<p>—  az şekerli meyve suları verilebilir;</p>
<p>—  bebeğe un veriliyorsa, buna arpa unu karıştırılabilir;</p>
<p>—  bebek günde 4 kez besleniyorsa, rejim çeşitlendirilebilir: Çok miktarda yeşil sebze verilir, un ve nişastalar azaltılır, taze meyveler ve özellikle komposto halinde pişmiş meyveler çok yararlıdır.</p>
<p><strong>Bebeğe elden geldiğince çok su verilmelidir.</strong></p>
<p>Gliserinli fitiller, aslında sindirimi etkilemediğinden sürekli kullanılmamalı, yalnızca çocuğun 24 saat süreyle dışarı çıkmaması durumunda başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Bebeğin yediklerinin yeniden ağzına gelmesi</strong></p>
<p>Nedenleri pek çoktur; mutlaka beslenme rejimiyle ilgili değillerdir:</p>
<p>—  miktar olarak fazla besin verilmesi sonucu, bebek midesindeki fazlalıkları tükürerek atar; ö-nemli değildir, biberondaki mama düzeyini düşürmekle önü alınır;</p>
<p>—  biberonun çok hızlı verilmiş olması da geğirme sırasında çıkarmaya sık sık neden olur; bu nedenle, bebek iştahlı içiyor olsa bile, emme sırasında biberon sık sık ağzından çekilip soluklanması sağlanmalıdır;</p>
<p>—  yemek saatlerine de dikkat etmek gerekir; yemekler birbirine çok yakın olursa, yukardaki belirtilerden başka bebejk zayıflamaya da başlar;</p>
<p>—  çıkarma, anatomik nedenlere de bağlı olabilir; süt bebeklerinin her emzikten sonra çıkarmalarına oldukça sık raslanır. Bunun nedeni mide ağzının (cardia) açık kalmasıdır. Biberon içeriğinin yoğunluğunu artırmakla giderilebilir.</p>
<p>Bebeğin yediklerinin yeniden ağzına gelmesi olayını, çok daha önemli ve ciddi nedenlere bağlı olan kusmalarla karıştırmamak gerekir. Kusma görülürse, hekime bildirilmelidir; önemli olup olmadığına ve uygulanacak tedaviye hekim karar verecektir.</p>
<p><strong>Hıçkırık</strong></p>
<p>Biberon içeriğini oburca içen bebeklerde sık görülür. Genellikle, bebeğin doyduğu zaman hıçkırdı-ğı söylenir. Ama, sarsıcı hıçkırıklar yorucu da olduğundan bebeğe birkaç damla limon verme genellikle etkili olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebegin-sindirim-guclugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğun Sağlığı ve Tıbbi Gözetim</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/cocugun-sagligi-ve-tibbi-gozetim/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/cocugun-sagligi-ve-tibbi-gozetim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:28:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=916</guid>
		<description><![CDATA[SÜT ÇOCUĞUNUN SAĞLIĞI TIBBİ GÖZETİM Çocuğun, olanaklar elveriyorsa, her ay bir çocuk hekimine gösterilmesi gerekir. Kuşkusuz, hastalandığında da hemen hekime götürülmelidir. Aylık muayeneler «önleyici» niteliktedir; çocuğun ağırlık ve beden eğrileriyle beslenme rejimi denetlenir. Hekim, çocuğun hasta olduğuna karar verirse, gerekli tedaviye girişir. 1-3 yaşlar arasında muayeneler 2 ayda bir, 3-6 yaşlar arasında ise 6 ayda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÜT ÇOCUĞUNUN SAĞLIĞI</strong></p>
<p><strong>TIBBİ GÖZETİM</strong></p>
<p>Çocuğun, olanaklar elveriyorsa, her ay bir çocuk hekimine gösterilmesi gerekir. Kuşkusuz, hastalandığında da hemen hekime götürülmelidir.</p>
<p>Aylık muayeneler «önleyici» niteliktedir; çocuğun ağırlık ve beden eğrileriyle beslenme rejimi denetlenir. Hekim, çocuğun hasta olduğuna karar verirse, gerekli tedaviye girişir.</p>
<p>1-3 yaşlar arasında muayeneler 2 ayda bir, 3-6 yaşlar arasında ise 6 ayda bir yapılır.</p>
<p><strong>Bebeğin tartılması:</strong> Bebeği düzgün aralıklarla tartmak, sağlığı için gereklidir.</p>
<p><strong>Ağırlık ve boy</strong></p>
<p><strong>Ağırlık</strong></p>
<p><strong>Her çocuğun bedensel ve ruhsal durumu kendine özgüdür.</strong></p>
<p>Gebelik süresi, annenin gebelik süresindeki durumu, çocuğun doğumdaki sağlık durumu, ağırlık ve boy ölçülerini etkileyeceğinden, bu gibi özelliklerin de hesaba katılması gerekir.</p>
<p><strong>Çocuğun günlük ortalama ağırlık artışı şöyledir:</strong></p>
<p>—  ilk üç ayda 24-30 gr;</p>
<p>—  ikinci üç ayda 20 gr;</p>
<p>—  üçüncü üç ayda 15 gr;</p>
<p>—  dördüncü üç ayda 10 gr.</p>
<p>Çocuğun özel durumu da ağırlık denetiminde gözönüne alınır. Ağırlık 5 ayda iki katma, 12 ayda üç katına ve 2 yaşında da dört katma çıkar.</p>
<p>Bununla birlikte, dünyaya 4 kilo olarak gelen bir çocuğun 5 aylıkken 8 kiloya çıkması anlaşılabilir ama, ilk bakışta biraz fazladır. Bu durumda, beslenme rejimini eleştirerek anneyi suçluluk duygusuna itmemek gerekir. Aynı biçimde, doğduğunda (normal süre sonunda) 2 kilo 500 gram gelen bir bebeğin de, 5 aylık olduğunda yukardaki 5 kiloya çıkması gerekmektedir; oysa günümüzde bu ağırlık yetersiz sayılmaktadır.</p>
<p><strong>Tartı süresi</strong></p>
<p>Bebeğin ilk ayda her 2 günde bir, sonra 6 aya kadar haftada bir, daha sonra ise ayda bir tartılması önerilebilir.</p>
<p>Ancak, bu mutlak bir kural değildir. Özellikle çocuk biberonla besleniyor ve beslenmesinde güçlük çekilmiyorsa. Bu durumda, aylık muayeneler sırasında yapılacak ağırlık ölçümleri yeterlidir.</p>
<p><strong>Boy</strong></p>
<p><strong>Normal olarak aşağıdaki eğriyi izlemelidir:</strong></p>
<p>—  doğumda 50 sm;</p>
<p>—  4 aylıkken 60 sm;</p>
<p>—  7 aylıkken 65 sm;</p>
<p>—  12 aylıkken 70 sm;</p>
<p>—  24 aylıkken 80 sm.</p>
<p>Bebek daha büyük ya da daha küçük doğmuşsa, eğrinin de değiştirilmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/cocugun-sagligi-ve-tibbi-gozetim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzenli Bir Yaşamın Şartları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/duzenli-bir-yasamin-sartlari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/duzenli-bir-yasamin-sartlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=914</guid>
		<description><![CDATA[DÜZENLİ BİR YAŞAMIN GEREKLİLİĞİ Sağlıklı olmak için çocuğun düzenli bir yaşamı olmalıdır. Süt çocuğunun günü Günde 4 kez karnını doyuran bir çocuk, saat 7,30&#8242;a doğru uyanarak lapa ya da bir biberon süt ile yağ, bal ya da reçelli bir dilim ekmekten oluşan kahvaltısını eder. Kahvaltıdan sonra çabucak temizlenir Camaç daha çok altını, ellerini ve yüzünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DÜZENLİ BİR YAŞAMIN GEREKLİLİĞİ</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı olmak için çocuğun düzenli bir yaşamı olmalıdır.</strong></p>
<p><strong>Süt çocuğunun günü</strong></p>
<p>Günde 4 kez karnını doyuran bir çocuk, saat 7,30&#8242;a doğru uyanarak lapa ya da bir biberon süt ile yağ, bal ya da reçelli bir dilim ekmekten oluşan kahvaltısını eder. Kahvaltıdan sonra çabucak temizlenir Camaç daha çok altını, ellerini ve yüzünü yıkamaktır) ve giydirilir.</p>
<p>Çocuk, çarşıya annesi ile beraber çıkar; dönüşte, öğle yemeği hazırlanıncaya kadar parkında oynar ya da odasında dinlenir.</p>
<p>Yemekten sonra, yeni buluşlar ve eğlence kaynağı olan gezinti saati gelir. Bu süre içinde annenin gözü çocuğun üstünden ayrılmamalıdır.</p>
<p>Bebeği akşamüstü yıkamak iyi olur; çocuk keyiflidir, suya batar çıkar, etrafa sıçratır, önünde yüzmekte olan küçük gemileri ya da hayvanları yakalamaya uğraşır. Sonra kurulanır ve pijaması giydirilir. Akşam yemeği ve babanın dönüş saati gelmiştir.</p>
<p>Yemekten sonra, anne son hazırlıkları yaparken baba çocukla oynamalı, sonra ana-baba çocuğu birlikte yatırmalı, dikkatLe üstünü örtmelidirler-Bebeğin gecesi başlamıştır. Anne, süt çocuğunun günlük programını kendi işlerine göre ayarlamalı, bebeklik döneminde de, daha sonraki çocukluk döneminde de yaşam düzenli olmalıdır. Program çok kesin ve değişmez değildir; ama günlük alışkanlıklardan aşırı sapmalar olmamalıdır.</p>
<p>Televizyonda güzel bir program olduğu bahanesiyle küçük çocukları geç yatırmak hiç doğru değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/duzenli-bir-yasamin-sartlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğin Uykusu</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/bebegin-uykusu/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/bebegin-uykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:07:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=911</guid>
		<description><![CDATA[UYKUU Çocuğun dinlenmeye gereksinimi vardır. Uyku, fiziksel olduğu kadar, ruhsal denge için de onarıcı bir öğedir. İyi bir uyku için gerekli koşullar Çocuk sessiz bir yerde, odasında ya da hava güzelse, bahçede olmalıdır. Başka çocukların oynadığı ya da başkalarının konuşup gülüştüğü gürültülü bir odada çocuk rahat uyuyamaz. İyice dinlenmesi ve rahat uyuması için, çocuk alacakaranlıkta, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UYKU</strong>U</p>
<p>Çocuğun dinlenmeye gereksinimi vardır. Uyku, fiziksel olduğu kadar, ruhsal denge için de onarıcı bir öğedir.</p>
<p><strong>İyi bir uyku için gerekli koşullar</strong></p>
<p>Çocuk sessiz bir yerde, odasında ya da hava güzelse, bahçede olmalıdır.</p>
<p>Başka çocukların oynadığı ya da başkalarının konuşup gülüştüğü gürültülü bir odada çocuk rahat uyuyamaz.</p>
<p>İyice dinlenmesi ve rahat uyuması için, çocuk alacakaranlıkta, yatağında temiz, altı değiştirilmiş olarak &#8216; yatırılmalıdır. Fazla da örtülmemelidir. (terlerse üşütebilir).<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Bebeğin-Uykusu.jpg" alt="Bebeğin Uykusu" title="Bebeğin Uykusu" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1177" /><br />
<strong>Bebeğin yatırılması</strong></p>
<p>Küçük bebek, biberonunu emdikten ve fizyolojik bir gereksinimi olan gaz çıkardıktan (geğirme) sonra, yedikleri ağzına gelirse boğulmaması için yan yatırılır, bir süre sonra öteki yana döndürülür. Ayrıca, kafatasında çarpıklık oluşması tehlikesine karşı, hep aynı tarafa yatırmamaya dikkat edilmelidir. Pek güzel olmayan bu çarpılma ortaya çıkarsa da fazla kaygı duymamak gerekir: Yıllar geçtikçe yitecektir. 4. ve 5. aylara doğru çocuğun belirli bir biçimde yatırılmasına gerek kalmaz: Sağa sola hareket ederek kendine en uygun konumu bulabilir.</p>
<p>9. ve 24. aylar arasında çocuk, oynarken apansızın uyuya kalabilir. Bazen anne, bebeğini yerde yatarken uyuya kalmış bulur. Bu durumda uyandırmamaya özen göstererek kaldırmalı ve yatağına yatırmalıdır.</p>
<p>Çocuğu düşme tehlikesi olmayan yüksek parmaklıklı bir karyolada yatırmak doğru olur. Herhangi bir şeyle yattığı yerde bağlamaya dayanan yöntemler genellikle tehlikelidir: Çocuk çok hareketlidir, yattığı yerde duruşunu değiştirir, döner ve boğulma tehlikesi başgösterir. Bu gibi yöntemlerden kaçınılmalıdır.</p>
<p>Süt bebeği yatırılırken fazla giydirilmez: gömlek don ya da pijama yeterlidir. Hava pek sıcak de ğilse üstü örtülür. Yazın, hava uygunsa, üstü örtülmeden doğrudan doğruya çarşafın üstüne yatırılır.</p>
<p>Çocuk sürekli olarak hareket ettiği ye büyüdüğü için, öğle uykusu 3 yaşma kadar gereklidir. Bu dinlenme olanağı verilmezse, gün çocuğa çok uzun gelir, yorulur, sinirlenir ve akşam olunca uyumakta güçlük çeker.</p>
<p><strong>Çocuk her gün belirli saatlerde yatırılmalıdır.</strong></p>
<p>Aynı zamanda, odasındaki havanın da yeterince nemli olması gerekir; yoksa çocuk susamış ve su yitirmiş olarak uyanır. Becerebilirse su ister. Çekinmeden vermek gerekirfözelllkle yazın çok sıcak havalarda ve kışın odası çok fazla ısıtılmış olduğu zaman).</p>
<p><strong>Uyku süresi</strong></p>
<p>Dinlenme süresi yaşa bağlıdır. Yaşamının ilk haftalarında bebek, günün büyük bölümünü uykuda geçirir:</p>
<p>—  1-2 aylıkken 24 saatin 21&#8242;ini; .</p>
<p>—  2. aya doğru 18 saatini;</p>
<p>—  1 yaşma doğru 14 saatini;</p>
<p>— 2 yaşma doğru 12 saatini.</p>
<p>Okul çağma geldiğinde uyku süresi 10 saate düşer.</p>
<p>Yukarda verilenler ortalama sayılandır. Bünyesi çok uyumaya gereksinim duyan çocuklar, uyumak istediklerini belirtirler; daha sinirli olanlarsa, az uyurlar ve günlük yorgunluklarım daha çabuk çıkarırlar.</p>
<p>Kafatasında herhangi bir biçim bozultluğu oluşmasını önlemek için, bebeğin her zaman aynı biçimde uyumaması gerekir. Yastıksız, yüzükoyun yatış yeğ tutulmalıdır. Bebek böylece, sırt kaslarını güçlendirir, başını kaldırıp havada tutacak gücü kazanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/bebegin-uykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süt Bebeğinin Oyuncakları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeginin-oyuncaklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeginin-oyuncaklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 16:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=909</guid>
		<description><![CDATA[OYUNCAKLAR Süt bebeğinin oyuncakları Tehlikesiz, esnek gereçten yapılmış, yıkanabilir ve çekici olmalıdır. Oyuncaklar birer etkinlik ve zihinsel uyanma kaynağı olduğundan, yetişkinler bunları çocuğun hareket ve düşünme olanaklarına uygun seçmelidir. Görüş alanı kısıtlı olan süt bebeği için bile pek çok oyuncak vardır. Boncuklu hesap tahtası Dikkat ve tutma yeteneklerini geliştirmek son derece yararlıdır. Hareketli oyuncaklar En [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>OYUNCAKLAR</strong></p>
<p><strong>Süt bebeğinin oyuncakları</strong></p>
<p>Tehlikesiz, esnek gereçten yapılmış, yıkanabilir ve çekici olmalıdır. Oyuncaklar birer etkinlik ve zihinsel uyanma kaynağı olduğundan, yetişkinler bunları çocuğun hareket ve düşünme olanaklarına uygun seçmelidir.</p>
<p>Görüş alanı kısıtlı olan süt bebeği için bile pek çok oyuncak vardır.</p>
<p><strong>Boncuklu hesap tahtası</strong></p>
<p>Dikkat ve tutma yeteneklerini geliştirmek son derece yararlıdır.</p>
<p><strong>Hareketli oyuncaklar</strong></p>
<p>En küçük yaştan başlayarak odaya neşe katarlar. Piyasada çok güzelleri vardır. Evde de, gözalıçı renklerde yapılabilirler.</p>
<p><strong>Bebek oyuncakları</strong></p>
<p>Tutma yeteneğinin gelişmesine paralel olarak 5. aya doğru verilebilir. Çocuğun bunları kolayca tutabilmesi ve tehlikesizce ağzına götürebilmesi gerekir: Kauçuk kuklalar (düdüğünün sağlam takılmış olmasına dikkat etmek gerekir); plastik gereçten kırılmaz çıngıraklar.</p>
<p><strong>Pelüş oyuncaklar</strong></p>
<p>Çok erken dönemde, yani ağızla sınama çağında bunların çocuğun eline verilmemesi daha doğru olur. Özellikle tüyler uzunsa, çocuğun bunları koparıp emme, dolayısıyle de boğulma ya da en azından kusma tehlikesi vardır.</p>
<p>Pelüşler yıkanabilir olmalı ve sık sık yıkanmalıdır. Bu nedenle, üstünde maden süsler bulunan oyuncaklardan kaçınmak gerekir. Sözkonuşu oyuncakların dikiş yerlerine de dikkat edilmelidir; bazı çocuklar bunların naylon dolgu maddelerini yemeyi başarmaktadır.</p>
<p><strong>Parlak tahta oyuncaklar</strong></p>
<p>Parklarının içinde otururken bebekler bunları çok sever. Ancak, parklara konan tahta oyuncaklardan pekçoğu boyalıdır, çocuklar da bunları emerken boyayı kaldırıp yuttuklarından, satın almamak daha doğru olur.</p>
<p><strong>Küpler</strong></p>
<p>Çocuklar bunları da çok sever. Yumuşak plastikten olanlar tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Yüzen oyuncaklar</strong></p>
<p>Süt bebeğini .oyalamak için banyosuna birkaç tane konabilir. Çocuk sudan hoşlanmıyorsa, bu oyuncaklar onu suya alıştırmakta yararlı olur.</p>
<p>Oyufî ve oyuncaklar, çocuğun hareket ve düşünce gelişmesinin değerli yardımcılarıdır. Oriun için de seçimleri büyük önem taşır. Büyükler oyuncak seçerken, yazık ki işin bu yönüne gereken önemi pek vermemektedirler.</p>
<p>Uyku, bebeğin ruhsal ve bedensel dengesi için mutlaka gerekli öğelerden biridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sut-bebeginin-oyuncaklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğin Hava Alması</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/bebegin-hava-almasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/bebegin-hava-almasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 23:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=907</guid>
		<description><![CDATA[BEBEĞİN HAVA ALMASI Gelişmek için bebeğin havaya, ışığa ve güneşe gereksinimi vardır. İlk günlerde mevsime göre, pencere açık ya da aralık olarak odasında bırakılabilir. Bebeğin ilk kez sokağa çıkarılması, mevsim ilkbahar ya da yazsa 15. güne doğru, kışsa ilk ayın sonuna doğru olmalıdır. Dışarda kalma süresi azar azar artırılır, başlangıçta 15 dakikayken yarım saate, sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BEBEĞİN HAVA ALMASI</strong></p>
<p>Gelişmek için bebeğin havaya, ışığa ve güneşe gereksinimi vardır.</p>
<p>İlk günlerde mevsime göre, pencere açık ya da aralık olarak odasında bırakılabilir.</p>
<p>Bebeğin ilk kez sokağa çıkarılması, mevsim ilkbahar ya da yazsa 15. güne doğru, kışsa ilk ayın sonuna doğru olmalıdır. Dışarda kalma süresi azar azar artırılır, başlangıçta 15 dakikayken yarım saate, sonra günde 2 saate yükseltilir. Çocuk kışın doğmuşsa, anne, güneşli günlerden yararlanmalı ve geziye en sıcak saatlerde, yani sabah 11 ile öğleden sonra 3 arasında çıkılmalıdır.</p>
<p>Bebek açık hava gezilerine alıştıktan sonra hava serin de olsa, hafif bir yağmur, hattâ biraz kar da yağsa, gezilerden vazgeçmemek gerekir.</p>
<p>Günümüzde çocuk arabaları çok iyi yapılmakta, kaput ve kapanabilir ön pencere ya da rüzgarlık, yeterli bir koruma sağlamaktadır. Hava serin-se, bedenin soğumasını önlemek için çocuğun yanına bir sıcak su torbası konabilir.</p>
<p>Sis, toz kaldıran rüzgar, çok soğuk hava du-rumundaysa, sokağa çıkmamak daha iyi olur.</p>
<p>Kent dışında oturanlar için sorun yoktur; çocuk bahçeden yararlanır, gölgede uyur, güzel ve sıcak havada cibinlik ile sineklerden korunur, daha büyüdüğünde ise bahçede oynar.</p>
<p>Kentlerde, annenin gürültüsüz ve yeşil bölgeler bulması gerekir. Çocuğu parklara, bahçelere, ağaçlı caddelere götürebilir. Kent havası benzin buharı, toz, kötü kokular ve gürültüyle yüklü olduğundan, gürültülü, kalabalık ve trafiği fazla olan sokaklardan kaçınmak gerekir. Oianak varsa, haftada bir banliyölere, ormana ya da açık alanlara götürülmelidir.</p>
<p>Büyük kentlerde üst katlarda oturuluyorsa. çocuğu havası sokaktan daha temiz olan balkona çıkarmak yeğ tutulur.</p>
<p>Gezintiler için rahat bir çocuk arabası gereklidir. Arabanın süspansiyonunun iyi olması, ayrıca tozdan ve egzos gazlarından biraz olsun korunabilmesi için yüksek olması gerekir. Çocuğu yağmurdan ve rüzgardan, fazla güneşten korumak için bir siperliği de olmalıdır.</p>
<p>Çocuk daha büyüyüp doğru düzgün oturabilir hale gelince, puset çok kullanışlıdır. Gene de kışın, çocuğu kötü hava koşullarından korumak için pusetine bir siperlik eklenmelidir. Yanma küçük bir şemsiye ya da güneşlik de eklenebilir. Bebek 10 -12 aylık olunca, parkları sevmeye başlar; orda başka çocuklar görür, ilk adımlarını atar, kumda oynamayı öğrenir, hattâ top peşinde koşmaya başlar.</p>
<p>Orman da çocuklar için iyi bir gezinti yeridir. Hava, kentte olduğundan çok daha temizdir, yaprakların hışırtısı, kuş ötüşleri, çocuk için oyalayıcıdır. Çocuk burada tam bir özgürlük içinde oynayıp, enerjisini harcayabilir.</p>
<p>Süt çocukları olanaklar ölçüsünde tren, otobüs gibi sağlıklı olmayan sıkışık yerlerden uzak tutulmalıdır. Mutlaka kitle taşıma araçlarına binmek gerekiyorsa, bunu kalabalık saatler dışında yapmalı, hava çok sıcaksa, taşıta binince çocuğun üstündeki fazla giyecekleri çıkarmak unutulmamalıdır.</p>
<p>Görüldüğü gibi, gezintiler sırasında alınacak bazı önlemler vardır:</p>
<p>—  çocuk havaya ve ısıya göre giydirilmen, giyecekleri ne çok kalın, ne de yetersiz olmalıdır;</p>
<p>—  gürültülü, yaya ya da araba trafiği yoğun sokaklardan kaçınılmalıdır;</p>
<p>—  güvenli gezinti yerleri seçilmelidir: Çocuk yürümeye başlayınca her şeyi tanımak ister; göl ve dere kenarları tehlikelidir: Kıpırdayan ve görüntüleri yansıtan bu ayna gibi şey çocuğu çeker. Çocuğun refleksleri hızlı ve en beklenmedik zamanlardadır. Topun peşinden koşarken ya da güzel bir çiçeğe doğru eğilirken, dengesini yitirip suya ya da bir çukura düşebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/bebegin-hava-almasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğan Bebeğin Aileye Kabul Edilmesi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogan-bebegin-aileye-kabul-edilmesi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogan-bebegin-aileye-kabul-edilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 15:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=880</guid>
		<description><![CDATA[YENİ DOĞANIN AİLEYE KABULÜ Her zaman kendiliğinden olmaz; çünkü yeni bir çocuk ailenin önceki düzenini altüst eder. Çocuğun beklenişine, daha az katkısı olduğundan, baba, çocuğa biraz daha yabancıdır; bu nedenle de onu. biraz daha güç kabullenir. İlk çocuğun gelişiyle genç babanın, karısının dikkatini toplayan tek odak olmaktan çıktığı kuşku götürmez. Abla ve ağabeyler için de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİ DOĞANIN AİLEYE KABULÜ</strong></p>
<p>Her zaman kendiliğinden olmaz; çünkü yeni bir çocuk ailenin önceki düzenini altüst eder.<br />
Çocuğun beklenişine, daha az katkısı olduğundan, baba, çocuğa biraz daha yabancıdır; bu nedenle de onu. biraz daha güç kabullenir.</p>
<p>İlk çocuğun gelişiyle genç babanın, karısının dikkatini toplayan tek odak olmaktan çıktığı kuşku götürmez.</p>
<p>Abla ve ağabeyler için de yeni bebek her zaman bazı sorunlar getirir. 2-5 yaşlarındaki çocuklarda merak ve ilgi, kıskançlık ve kaygı, düşkırıklığı, hattâ düşmanlık gibi karmaşık ve çelişkili duygular içinde ruhsal iç çatışmalar görülür. Çocukların bu iç çatışmaları, çeşitli davranışlarıyla dışarı yansır: Bebeğe dokunur, onu gıdıklar, hattâ tepkisini görmek için çimdikler; herkesin ilgisinin bebek üzerinde toplandığı ziyaret . günlerinde, «büyük» çocuk, kitaplarını, oyuncaklarını göstererek dikkati kendi üstüne çekmeye çalışır; bağırır, şarkı söyler. Çoğunlukla yetişkinler, çocuğun bu davranışları karşısında anlayış değil, şiddetli tepkiler gösterirler.</p>
<p>Çocuk, bebeğin gelişinden başlayarak birkaç hafta süreyle, âdeta küçülür, küçük çocuk davranışları göstermeye başlar: O zamana kadar temiz olan erkek çocuk yeniden altını kirletir, parmağını ya da bebekten sonra onun biberonunu emer, yemeğini tek başına yemek istemez. Ana-baba.nm, böylece, anne sevgisinden yoksun bırakıldığı duygusuna kapılan büyük çocukla da ilgilenmeleri gereği ortaya çıkar. Bütünüyle saldırgan ve düşmanca tutumlar daha az görülür; çocuk çoğunlukla, ana-baba odada yokken, önünü alamadığı itilimlerin etkisi altında bu tür davranışlara girer. Normal sayılabilecek bu tepkiler, anne ve babanın anlayışlı tutumları sayesinde hafifletilebilir. Çocuğa ölçülü bir biçimde yeni bebekten sözedilir, birkaç yıl önce kendisinin de aynı biçimde beklenmiş&#8217; olduğu anlatılır; bebeğin odasının ya da köşesinin hazırlanmasında ondan yardım istenir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Yeni-Doğan-Bebeğin-Aileye-Kabulü.jpg" alt="Yeni Doğan Bebeğin Aileye Kabulü" title="Yeni Doğan Bebeğin Aileye Kabulü" width="300" height="350" class="alignleft size-full wp-image-1291" /><br />
Doğumevinden dönüşte ona da bir armağan getirilmesi, uykucu ve vızıldayıp duran küçük bir yaratıkla birlikte gelmiş olan anneye kavuşmanın sevincini artıracaktır.</p>
<p>«Büyük»ten küçük yardımlar istenerek kendi gözünde değerinin artmasını sağlamak da iyi bir yöntemdir. Bebekle ilgilenmesine izin verilmesinden de hoşlanacaktır; anne, büyük çocuğun küçüğe biberonunu içirmesine, onu otururken kucağına almasına, v.b. izin verebilir.</p>
<p>Ana-babanın yapacağı en önemli şey, her fırsatta çocuğa onu çok sevdiklerini hissettirmektir: Bebeğin yanında ya da yalnızken onu sevmek, onunla da oynamak için zaman ayırmak, çocuğu rahatlatıcı girişimler olacaktır; çünkü çocuğun korkusu, anne ve babasının sevgisini yitirmektir; bütün sorunları da bu korkudan kaynaklanmaktadır. Sonuç başarılı olmasa da, iyi niyetle yaptığı girişimlerden ötürü çocuğu kutlamak gerekir: Ağlamaya başlayan 4 aylık kardeşine elindeki sosisin ucunu emdirmeye çalışan 4 yaşındaki küçük kızınki gibi de olsa&#8230;</p>
<p>Ana-baba açısından daha güç olmakla birlikte, ruhsal gelişmedeki gerilemeyi (küçük çocuk: davranışları göstermesini) de hoş karşılamak gerekir. Geçici olan bu gerileme hoş görülmeli ve çocuğun bu sorun içinde kapanıp kalması önlenmelidir.</p>
<p>Büyükanne, büyükbaba ve yakın akrabalar, doğumu her zaman sevinçle karşılar. Bebeğin cinsi bazen düşkırıklığı nedeni olabilirse de, bu geçicidir. Yaşlıların olay karşısındaki tepkileri genellikle normal olmakla birlikte, tutumları her zaman ideal olmayabilir; güçlükler de zaten bundan çıkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogan-bebegin-aileye-kabul-edilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

