<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Bulaşıcı Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bulasici-hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Pelvik Enflamatuar Hastalığı</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/pelvik-enflamatuar-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/pelvik-enflamatuar-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 17:46:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=12386</guid>
		<description><![CDATA[Pelvik Enflamatuar Hastalığı Pelvik enflamatuar hastalık (PEH), pelvîk ağrı ve kısırlığın giderek daha fazla görülen bir nedenidir. Aktif cinsel yaşamı olan yaklaşık her 50 kadından 1&#8242;inde her yıl PEH gelişmektedir; en sık 15-24 yaşları arasında görülür, Muayene için sıra bekleyen 100 genç kızları düşünün. bu kızlardan bir ya da ikisinde olasılıkla PEH vardır ve yaşamlarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p><strong>Pelvik Enflamatuar Hastalığı</strong></p>
<p>Pelvik enflamatuar <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalık</a> (PEH), pelvîk ağrı ve kısırlığın giderek daha fazla görülen bir nedenidir. Aktif cinsel yaşamı olan yaklaşık her 50 kadından 1&#8242;inde her yıl PEH gelişmektedir; en sık 15-24 yaşları arasında görülür, Muayene için sıra bekleyen 100 <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/genc-kizlar/">genç kızlar</a>ı düşünün. bu kızlardan bir ya da ikisinde olasılıkla PEH vardır ve yaşamlarının geri kalan bölümünde doğurganlıkları tehlike altındadır.</p>
<p>Adından da anlaşılacağı gibi PEH&#8217;teki belirtiler pelvik organların belirgin olarak da rahim ve failop tüplerinin <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/iltihap/">iltihap</a>lanmasına (enflamasyon) bağlıdır.</p>
<p><strong>Neden Olur.?</strong></p>
<p>Çoğu vakada PEH, genital bölgede cinsel yolla bulaşan bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon</a>un serviks yoluyla yukarı çıkması sonucu gelişir. Yani güvenilir ilişki yapmadığınızda PEH açısından daha büyük risk alırsınız. Ne kadar çok partneriniz oluşa risk o kadar artar.</p>
<p>Bakır rahim içi araçlar (RİA) kullanan <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadınlar</a>da genital bölgede enfeksiyon olması halinde, PEH gelişme riski daha yüksektir; ancak mirena spiral kullanan kadınlarda progesteronun serviksteki mukusu koyulaştırarak bakterilerin rahme girişini önlemesi nedeniyle benzer bir yüksek risk söz konusu değildir.</p>
<p>Bazen jinekolojik ameliyatlar sonrasında özellikle de gebeliğin sonlandınimasıns takiben daha seyrek olarak da düşük sonrası PEH gelişebilir.</p>
<p>PEH&#8217;in en sık nedeni klamidyadır; ancak gonore ve anaeroblar ya da bunların bir karışımı da sıklıkla rol oynayabilir. Bazen enfekte eden organizmalar beyaz akıntıya yol açsa da pek çok kadında PEH belirtileri ortaya çıkana kadar hiçbir enfeksiyon bulgusu görülmez. Bu da PEH&#8217;in enfeksiyonun başlamasından haftalar ya da aylar sonra ortaya çıkabileceği anlamına gelir.</p>
<p><strong>UYARICI BELİRTİLER:</strong> Belirtiler enfeksiyonun ve yol açtığı iltihabın derecesine göre değişir. <strong>Belirtiler arasında şunlar yer alır: :</strong> 4» Pelvik ağrı. Kunt bir ağrıdan, şiddetli bir ağrıya varan değişkenlik gösterir. Ağrı pelvisin <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/deri-ve-cilt-hastaliklari/">deri</a>nliklerinde hissedilebileceği gibi bele de vurabilir. Sürekli ya da aralıklı olabilir.</p>
<p>*  İlişki sırasında özellikle derin penetrasyonda ağrı. ilişkiyi olanaksız hale getirebilir.</p>
<p>*  Daha yoğun daha ağrılı âdet dönemleri ya da âdet dönemleri arasında kanama olması.</p>
<p>*  Daha ağır durumlarda ateşe ve kendinizi iyi hissetmemenize yol açabilir.</p>
<p>Bazı kadınlarda belirtiler birdenbire başladığı için bir şeylerin ters gittiğini gösterecek ölçüde aşikârdır. Ancak daha sık olarak görülen belirtilerin yavaş yavaş ortaya çıkması ve hasta tıbbi yardım için başvurmadan önce haftalar boyunca devam etmesidir.</p>
<p><strong>TANI VE TEDAVİ:</strong> Sizde PEH olduğunu düşünüyorsanız olabildiğince çabuk hekime başvurmalısınız; erken tedavi doğurganlığınızı kurtarabilir. PEH tanısı oldukça eski moda bir yöntemle konur. Hastalığa özgü bir test bulunmadığı için belirtiler ve hastanın muayene bulguları dikkate alınır. </p>
<p>Hekim sizde PEH olduğundan şüphelenirse biri genital bölgeye diğeri karnınızın üzerinde olacak 99 şekilde iki elle pelvik muayene yapar. Muayene sırasında dokunma ya da serviksin hareket ettirilmesiyle ağrı olması rahimde iltihap olduğunu düşündürür. Yalnızca <a href="http://www.kadinlar.tc/karin-agrilari/">karın</a>dan muayeneyle ya da daha kötüsü hiç muayene etmeden tanı koyan bir hekimin teşhisinden şüphe duyun.</p>
<p>Klamidya ya da diğer enfeksiyonlar açısından, serviksten alınan sürüntü örneklerinin incelenmesi iyi bir uygulamadır; ancak bu incelemeler sadece servikste neler olup bittiğine dair bilgi verdiği, oysa rahim ve failop tüplerindeki durum bundan farklı olabileceği için her zaman yararlı olmaz. PEH tanısı aşikâr olan bir kadında bu testlerin sonucunun temiz gelmesi oldukça sık karşılaştığımız bir durumdur. Pelvik ultrasonografi ileri derecede şişmiş failop tüplerini gösterebilir, ama pek çok vakada ultrasonografi sonucu da normaldir.</p>
<p>Kesin tanı konmasını sağlayabilecek tek yol laparoskopidir; ancak bu yöntem yalnızca belirtilerin inatçı olduğu kadınlarda gereklidir ve ilk aşamada nadiren kullanılır. PEH tanısı özellikle de hastalık ağır değilse hemen konamayabilir. Belirtiler hastalığın diğer jinekolojik sorunlarla ya da idrar yolu enfeksiyonuyla karıştırılmasına neden olabilir. Bu oldukça talihsiz bir durumdur; çünkü PEH özellikle de tedavi edilmediğinde kalıcı hasar bırakabilir.</p>
<p>Tedavi genellikle en az 10 gün süreyle 2 antibiyotik kullanılarak uygulanır. Hastalığa yol açan bakterinin tipi nadiren kesin olarak bilinebildiği için en doğrusu muhtemel etkenleri ortadan kaldıracak antibiyotiklerin kullanılmasıdır.</p>
<p><strong>Tehlikeli midir?</strong></p>
<p>Çoğu vakada PEH yaşamı tehdit edecek ölçüde ciddi değildir. Ancak bazen hastanede damar yoluyla antibiyotik kullanılmasını gerektirecek kadar şiddetli ağrıya ve ateşe neden olabilir.</p>
<p>Buna karşılık <a href="http://www.kadinlar.tc/kisirlik/">kısırlık</a>la sonuçlanabiimesi açısından bakıldığında durum ciddidir. Hastalığın yol açtığı iltihaplanma fallop tüplerinde nedbe dokusunun oluşmasına yol açar ve bu doku daha sonra tüpleri tıkayabilir. Bu durum dış gebelik riskini de artırır. Tek bir PEH atağından sonra her 5 kadından en az 1 &#8216;inde faliop tüplerinde kalıcı hasar gelişir; atak ne kadar ağırsa ve atak sayısı ne kadar fazlaysa tüplerde hasar gelişme riski o kadar yüksektir.</p>
<p><strong>Sonrası</strong></p>
<p>Bazı kadınlar PEH&#8217;i sorunsuz atlatırken diğerlerinde tüplerde iltihap kalarak kronik pelvik ağrıya neden olabilir ve yeniden kolayca onfekte olma riskini artırır.</p>
<p>Bazen yeni bir enfeksiyon yineleyen PEH ataklarını başlatabilir; ancak ba/en de yalnızca cinsel ilişki sırasındaki mekanik etki bir I uvykn İltihaplanma atağını başlatmak için yeterli olur. Yineleyen ağrı ui enfeksiyon sırasında pelvik organlar arasında olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/pelvik-enflamatuar-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mantar Enfeksiyonları Hastalığı</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/mantar-enfeksiyonlari-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/mantar-enfeksiyonlari-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 16:34:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=12375</guid>
		<description><![CDATA[Mantar Hastalığı Mantar enfeksiyonunun nedeni bir maya olan kandidadır. Esas olarak genital bölgede ve etrafındaki genital bölgeyi etkiler; ama bunun yanı sıra ağızda ve emziren annelerde meme başı çevresinde de görülebilir. Normalde genital bölgede genellikle az miktarda kandida yaşar. Ancak bağışıklık sistemi ve genital bölgede yaşayan bakteriler kandida sayısını kontrol altında tutar. Bu bakterilerden en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mantar Hastalığı</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/mantar/">Mantar</a> <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon</a>unun nedeni bir maya olan kandidadır. Esas olarak genital bölgede ve etrafındaki genital bölgeyi etkiler; ama bunun yanı sıra <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a>da ve emziren annelerde meme başı çevresinde de görülebilir.</p>
<p>Normalde genital bölgede genellikle az miktarda kandida yaşar. Ancak <a href="http://www.kadinlar.tc/bagisiklik-sistemi-2/">bağışıklık sistemi</a> ve genital bölgede yaşayan bakteriler kandida sayısını kontrol altında tutar. Bu bakterilerden en önemlileri bölgeyi hafif asidik tutarak mayaların çoğalmasını önleyen laktobasillerdir. Bu denge doğadaki uyumlu ilişkiye iyi bir örnektir, ancak bu doğal dengeyi bozan herhangi bir şey olduğunda mayalar çoğalarak belirtilere neden olabilir.</p>
<p><strong>Bu enfeksiyon daha çok aşağıdaki durumlarda ortaya çıkma eğilimindedir:</strong></p>
<p>♦  Bölge çok nemli ve ılık olduğunda (mayanın çoğalması için ideal koşullar).</p>
<p>♦ <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hormon-hastaliklari/">Hormon</a>al değişiklikler olduğunda (özellikle <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">gebelik</a> sırasında).</p>
<p>♦ Antibiyotik alırken (zararlı bakterilerin yanı sıra sıklıkla lakto-basilleri de ortadan kaldırır).</p>
<p><strong>UYARICI BELİRTİLER:</strong> Mantar enfeksiyonunun belirtileri genellikle ilişkiden sonra şiddetlenen yanma ve beyaz akıntı olabilir; genellikle krem rengi kıvamlı olabilir; hafif küflü bir kokusu vardır. Genital bölgede çok fazla kızarıklık ve şişme olabilir.</p>
<p>Mantar enfeksiyonu tehlikeli değildir; vücudun diğer bölgelerine yayılmaz. Ancak hayatınızı zehir edebilir. Sürekli kaşıyıp durmak.</p>
<p><strong>TANI VE TEDAVİ:</strong> Mantar enfeksiyonunuz olduğunu düşünüyorsanız eczaneden etkili bir ilaç alabilirsiniz. Tedavi seçenekleri arasında kremler, peserier ve tek seferde ağızdan alınan bir kapsül olan fiukonazoi yer alır. Yalnızca genital bölgeye dışarıdan uygulanan bir kreme güvenmemek gerekir; enfeksiyon hemen her zaman genital bölgenin içinde yoğunlaşır ve buradaki enfeksiyonun da tedavi edilmesi gerekir.</p>
<p>Eğer uyguladığınız tedavi etkili olmuyorsa, tanının doğrulanması ve belirtilerin altında yatabilecek olası başka bir nedenin araştırılması için hekime başvurmalısınız. Ancak belki de tek neden farklı bir mantar ilacı kullanma gerekliliğidir; çünkü bazı türler standart tedavilere dirençli hale gelmektedir.</p>
<p><strong>MANTAR HASTALIĞINI ÖNLEME:</strong> Mantar enfeksiyonuyla çok sık karşılaşılır ve çoğu <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadın</a> yaşamı süresince en az bir kez atak geçirir, Buna karşılık bazı <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadınlar</a>da görünürde bir neden olmadığı halde enfeksiyon tekrarlar. Kandida enfeksiyonundan uzak durmak için şunları yapabilirsiniz:</p>
<p>*  Daima terin buharlaşmasına olanak tanıyan ve nem artışını önleyen <a href="http://www.kadinlar.tc/pamuk/">pamuk</a>lu iç çamaşırı giyin; Fıkra ve polyester; kandida enfeksiyonuna eğilimli <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/genc-kizlar/">genç kızlar</a>ın dostu değildir.</p>
<p>4» Külotlu çorap yerine uzun çorabı tercih edin.</p>
<p>4» Genital bölgeyi su püskürterek temizlemeye çalışmayın; bu hiçbir işe yaramadığı gibi önemli ve koruyucu bütün<br />
bakterilerin suyla uzaklaşmasına neden olur.</p>
<p>*  Banyo yaparken parfümlü ürünler kullanmaktan kaçının; bunlar genital bölgenin yüzeyinde tahrişe neden olabilecekleri için bu bölgedeki hassas doğal dengeyi bozabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/mantar-enfeksiyonlari-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hepatit A, Hepatit B, Hepatit C, Sarılık Hastalıkları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/hepatit-a/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/hepatit-a/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 18:35:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2754</guid>
		<description><![CDATA[Bulaşıcı karaciğer iltihabı, ağız ve dışkılar yoluyla ve hastalıklı kimselerle ilişkide bulunma sonucu yahut yiyecek ve suların mikroplanmasıyla bulaşır. Ayrıca, enjektörlere ve şırıngalara bulaşan mikroplu kan aracılığıyla da yayılır. Hepatit A, genellikle hafif bir hastalıktır. Ansızın başlayan mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve karın ağrısı gibi belirtilerle başlar. Deride kaşıntı ve kızarıklık, göz içinde sararmalar görülür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bulaşıcı karaciğer iltihabı, ağız ve dışkılar yoluyla ve hastalıklı kimselerle ilişkide bulunma sonucu yahut yiyecek ve suların mikroplanmasıyla bulaşır. Ayrıca, enjektörlere ve şırıngalara bulaşan mikroplu kan aracılığıyla da yayılır.<img class="alignleft size-medium wp-image-2755" title="hepatita" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/hepatita-300x223.jpg" alt="hepatita" width="300" height="223" /></span></p>
<p>Hepatit A, genellikle hafif bir hastalıktır. Ansızın başlayan mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve karın ağrısı gibi belirtilerle başlar. Deride kaşıntı ve kızarıklık, göz içinde sararmalar görülür. Sidik koyu kahverengi bir renk alır, dışla soluklaşır. </p>
<p>Hastalığın aşısı mevcuttur. Hastalık süresince sulu yemekler yemeli, bol miktarda glikoz ihtiva eden meşrubat içilmelidir. Alkolden Kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>Hepatit B</strong></p>
<p>Hepatit B virüsü cinsel ilişkiler, kirlenmiş ameliyat malzemeleri, şırıngalar ve kan yolu ile bulaşır. Daha ziyade uyuşturucu kullananlarda, ameliyatlı hastalarda, kan verenlerde, homoseksüellerde, diyaliz hastalarında ve sağlık personelinde görülür. </p>
<p>Hastalık bazı kimselerde kronikleşip vücuda yerleşerek, zamanla siroza dönüşebilir. Genel olarak karaciğer enzimlerinin yükselmesi, yorgunluk ve kırgınlık, vücut direncinin azalması ile kendini gösterir.</p>
<p>Risk taşıyan kimseler mutlaka koruyucu aşı yaptırmalı, ayrıca yeni doğan bebekler aşılanmalıdır.</p>
<p>Kan yolu ile bulaşır. Hepatit B&#8217;ye göre daha az görülür. Diyaliz hastalarında ve dövme yapanlarda daha sık rastlanır. Kronikleşme ihtimali fazladır. </p>
<p>Başlangıçta hastanın şikayeti olmaz, fakat zamanla karın ve eklem ağrıları görülür. Hastanın karaciğer enzimleri yükselir.  Siroza dönüşme ihtimali fazladır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/hepatit-a/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel Soğukluğu (Frengi)</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/bel-soguklugu-frengi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/bel-soguklugu-frengi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 15:59:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2592</guid>
		<description><![CDATA[Mikrobik bir hastalıktır. Erişkin­lerde, erkek veya kadın hasta yahut taşıyıcı biriyle yapılan cinsi temas so­nucu bulaşır. Erkekte hastalığın İlk belirtisi sancılı işemedir. Zamanla penisten bir akıntı başlar, enfeksiyon daha sonra üreme organlarının baş­ka bölümlerine geçer. Kadında ise boşaltım kanalı ağzında enfeksiyon ve dölyolu akıntısı görülür, Kadın­daki belirtiler çoğu zaman geç orta­ya çıkar. Kısırlık yapabileceğinden bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mikrobik bir hastalıktır. Erişkin­lerde, erkek veya kadın hasta yahut taşıyıcı biriyle yapılan cinsi temas so­nucu bulaşır. Erkekte hastalığın İlk belirtisi sancılı işemedir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2593" title="Bel soğukluğu" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/Bel-soğukluğu.jpeg" alt="Bel soğukluğu" width="143" height="100" /></p>
<p>Zamanla penisten bir akıntı başlar, enfeksiyon daha sonra üreme organlarının baş­ka bölümlerine geçer. Kadında ise boşaltım kanalı ağzında enfeksiyon ve dölyolu akıntısı görülür, Kadın­daki belirtiler çoğu zaman geç orta­ya çıkar. Kısırlık yapabileceğinden bir üroloji doktoruna gidilmeli, der­hal uygun antibiyotikler kullanılma­lıdır. Bitkisel ilaçla tedavisi şöyledir: Tedavisi:<br />
* Salatalık, kavun ve karpuz çekir­deklerinden aynı miktarda alınarak toz haline getirilir. Sabah ve aksam birer kaşık yenir.<br />
*  50 gr. hıyar çekirdeğiyle 5 gr. kahve toz haline getirildikten sonra, macun kıvamına gelene kadar balla karıştırılır. Her gün sabah aç karna bir kahve kaşığı yenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/bel-soguklugu-frengi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birincil Verem</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/birincil-verem/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/birincil-verem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 19:22:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Verem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1839</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden birincil verem bulaşmasına, çocuklarda çok sık raslanırdı. Neden sözettiğimizi anlamak için, yeni doğmuş bebeğin verem basiliyle hiç temas etmemiş olduğunu düşünmemiz gerekir. Oysa, er ya da geç, çoğunlukla da akciğer veremine tutulmuş bir kişiyle temas ederek, bu basili alacaktır. Veremli bir ineğin sütü de bulaşmaya neden olabilir. Çocuk basili aldıktan birkaç hafta sonra verem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden birincil <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/verem/">verem</a> bulaşmasına, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>larda çok sık raslanırdı. Neden sözettiğimizi anlamak için, yeni doğmuş bebeğin verem basiliyle hiç temas etmemiş olduğunu düşünmemiz gerekir. Oysa, er ya da geç, çoğunlukla da <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">akciğer</a> veremine tutulmuş bir kişiyle temas ederek, bu basili alacaktır. Veremli bir ineğin sütü de bulaşmaya neden olabilir.</p>
<p>Çocuk basili aldıktan birkaç hafta sonra verem bozunu oluşur. Basilin bedene girdiği yerde organizmanın tepkisi olan bu bozun (birincil verem odağı) çoğunlukla akciğerde, bazen de deride ya da mukozadadır. Çevresinde küçük ya da büyük bir iltihap tepkisi vardır. Gene birincil verem odağı dolaylarında veremli lenf düğümleri gelişir; verem bozunu akciğerdeyse, lenf düğümleri büyümeleri de soluk borusundan ya da ana bronşlar çevresinde yeralır. Hastalık çocuğa bulaşmamış olduğu sürece, çocuğun derisi tüberkülinle (verem basilinin oluşturduğu zehirli madde) temastan etkilenmez. Bu durumda, tüberkülinli deri tepkimeleri negatif demektir. </p>
<p>Bulaşmadan birkaç hafta sonraysa, deri tüberküline tepki gösterir. Bu durumda tüberkülin deri testi, pozitif diye nitelenir ve kişinin bu maddeye alerjisi olduğu anlaşılır. <a href="http://www.kadinlar.tc/alerji/">Alerji</a>nin ortaya çıkmasıyla birlikle ateş de görülür. Ateş bazen yüksek ve uzun süreli (39-40 C; 3,4, hattâ 5 hafta), bazen de daha düşük ve daha kısa sürelidir (38-38,5 C, 8-15 gün). Ateş bazen çok önemsiz de olabilir. Bazı çocuklar çok bitkinlesin bazıları hastalığa daha iyi katlanır Bacaklarda, ezik ya da çürüğe benzer, kırmızı renkli, düğüm düğüm oluşumlarla yansıyan kabartılı kızarıklık, az rasla-nan, ama anlamlı derisel belirtilerdendir.</p>
<p>Verem aşısı (BCG) kullanılmaya başlanmadan önce, birincil bulaşma teşhisi, aşağıdaki aşılarla yapılan «tüberküline karşı deri duyarlığı» incelemelerine dayandırılmaktaydı:</p>
<p>—  <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/deri-ve-cilt-hastaliklari/">deri</a> tepkimesi (deriyi çizsrek çiziğin üstüne ham tüberkülin koyma);<br />
—  deri içi tepkimesi (deri içine iğneyle tüberkülin eriyiği verme).<br />
Bu tepkimelerin anlaşılması bazen güç olduğundan, gerektiğinde tekrarlanmalıdırlar; çünkü sağlıklı bir yorum, ancak güvenli verilere dayanılarak yapılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Deri tepkimesinin pozitif olması, kişinin verem basiliyle temas etmiş olduğunu gösterir; ama bu temasın ne zaman olduğunu belirtmez (BCG aşısı yapılmış çocuklarda da tüberkülin tepkimesi pozitif sonuçlanmaktadır).<br />
Tepkimenin negatif olması, kişinin verem basiliyle hiç temas etmemiş olduğunu gösterir.<br />
Daha önce negatif sonuç alınmışken, oldukça kısa bir süre içinde (birkaç haftada) tepkimenin pozitife dönüşmesi, bulaşma zamanı konusunda oldukça kesin bir fikir verir. Negatif I ikten pozitifliğe dönüşün zamanının güvenle saptanabilmesi, birincil veremin henüz ilerleme aşamasında olduğunu göstereceğinden, çok önemlidir.<br />
Dikkati <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/solunum-yollari-hastaliklari/">solunum sistemi</a>ne çekecek hiç bir belirti görülmez. Çocuk öksürmez, solunum güçlüğü çekmez. Dinlemede akciğerler normaldir.</p>
<p>Röntgen filminde çoğunlukla, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">akciğer</a>lerde lenf düğümleri büyümesinden ileri gelen niteleyici saydamsızlıklar (lekeler) görülürse de, birincil bulaşmalardan çoğunun röntgen belirtisi vermeyebileceğini unutmamak gerekir.</p>
<p>Hastaların çoğunda (modern tedavilerin bilinmediği dönemlerde de), birincil verem, röntgen belirtilerinin ortadan kalkması için gerekli süre olan 1-2 yıl içinde iyileşir; iyileşmeden sonra da, röntgen filmlerinde «<a href="http://www.genelsaglikmerkezi.com/kireclenmenin-bitkisel-tedavisi/">kireçlenme</a>ler» görülür ve bunlar kalsiyum tuzları içeren <a href="http://www.kadinlar.tc/yaralar/">yara</a> izleri olarak kabul edilir.</p>
<p>Birincil bulaşmanın iyileşmeye <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>lama döneminde, bazı ihtilatlar ortaya çıkabilir:<br />
—  <a href="http://www.kadinlar.tc/solunum-sistemi-soluk-borusu-bronslari/">soluk borusu</a>nun dıştan lenf düğümleri tarafından sıkıştırılması ya da lenf düğümlerinin bronşa açılarak tıkaması: Bronş artık hava geçirmediği için, bu bölümün altında akciğer lobu havalanamaz ve röntgen de saydamsızlaşır (akciğer çökmesi); akciğer çökmesinin uzaması, bronşlarda genişlemeyle sonuçlanabilir;<br />
—  çoğunlukla evrimi iyi olan verem kökenli zatülcenp;<br />
—  genellikle küçük tanecikli (miliyer) veremle birlikte görülen ve bütün organizmaya yayılmış çok sayıda küçük tanecikler biçiminde oluşumlarla nitelenen verem kökenli beyin zarları iltihabı: Bu biçimler eskiden öldürücüydü;<br />
—  bebek hastalığa yaşamının ilk haftalarında yakalanırsa, son derece ciddi evrim gösteren atipik zatürreler.<br />
Birincil bulaşmayı izleyen yıllarda, hastalığın yer yer kemikleri de etkilediği görülebilir. Pott hastalığı, kalça (eklemi) veremi denilen bu biçimlere, artık son derece ender Taşlanmaktadır. 1-2 yıl sonra, birincil bulaşma iyileşmiş kabul edilir; ama bu, ilerde vereme bağlı başka <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>ın ortaya çıkmayacağı anlamına gelmez. Gerçekten, yarada, özellikle de kireçlenmiş lenf düğümlerinin içinde, canlı verem basilleri kalır. Beden bunlara, özellikle ergenlik çağını izleyen yıllarda (hattâ daha sonra) iyi katlanır; iyi beslenemeyenlerde, şeker hastalarında ve alkoliklerde, bazen görünen bir neden olmaksızın verem basilleri yeniden etkinleşir ve akciğerlerde kovuklar oluşturabilir. Bu, üçüncül verem diye de anılan «gerçek verem hastalığadır. Eskiden oldukça öldürücü, bu nedenle de korkutucu olmasına karşılık, günümüzde evrimi oldukça iyidir. Bunun iki nedeni vardın</p>
<p>—  günümüzde vereme karşı etkili ilaçlar vardır. Bunların kullanılması ve bütün birincil bulaşmaların erken ve sistemli biçimde tedavi edilmesi, bozunları kesin olarak mikroptan arındırmakta ve verem enfeksiyonunun geç belirtilerinin etkilerini büyük ölçüde azaltmaktadır;<br />
—  verem aşısının bulunmasıyla, verem enfeksiyonunu önlemekte büyük bir aşama gerçekleştirilmiştir. Verem aşısı (BCG), labcratuvar çalışmalarıyla elde edilmiş özel bir basildir. Sığır kökenli olan bu basil, özel ortamlarda çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra, gerek insanlarda, gerekse sığırlarda, hastalık yapıcı niteliğini yitirir. Hastalık belirtilerine yolaçmaksızın bir tür alerjiye neden olur (tüberkülin karşısında deri tepkileri ve bu tepkilerin negatiften pozitife dönüşmesi). Böylece, tehlike yaratmadan bağışıklık kazandırılmış olur. Aşının uygulanmamasını gerektiren hiç bir durum yoktur. Genel durumu çok kötü olmamak koşuluyla her çocuğa, erken olarak verem aşısı yapılmalıdır.<br />
Verem aşısı uygulaması, aşının etkililiğinin (tüberkülin tepkimelerinin pozitifliğinin) denetlenmesini, tepkimelere yeniden negatif sonuçlandığında tekrar aşıları yapılmasını da içerir. Günün birinde verem basiliyle raslantısal bir temas, tüberkülin deri tepkimelerinin pozitifliğini, çocuğa hiç bir sıkıntı vermeksizin, kesin ve kalıcı kılacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/birincil-verem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su Çiçeği Hastalığı</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/su-cicegi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/su-cicegi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 18:53:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1823</guid>
		<description><![CDATA[Su Çiçeği Hastalığı Çocukluk çağının en sık görülen ve bulaşıcılığı en yüksek olan döküntülü hastalığıdır. Genellikle çocukluk döneminde salgınlarda bulaşır. 2-3 haftalık kuluçka döneminden sonra, ateşle birlikte, baş, boyun ve vücutta, içi sıvı dolu, deriden kabarık döküntüler ortaya çıkar Kaşıntılı olan bu döküntüler bir haftaya dek üzerinde içi sıvı dolu döküntüler kabuklaşır, genellikle bırakın,ı dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Su Çiçeği Hastalığı</strong></p>
<p>Çocukluk çağının en sık görülen ve bulaşıcılığı en yüksek olan döküntülü hastalığıdır. Genellikle çocukluk döneminde salgınlarda bulaşır. 2-3 haftalık kuluçka döneminden sonra, ateşle birlikte, baş, boyun ve vücutta, içi sıvı dolu, deriden kabarık döküntüler ortaya çıkar</p>
<p>Kaşıntılı olan bu döküntüler bir haftaya dek üzerinde içi sıvı dolu döküntüler kabuklaşır, genellikle <em> </em>bırakın,ı dan kaybolur. Kaşıma sonucu döküntüler iltihaplanabilir ve deride iz bırakabilir. Bu nedenle derideki döküntülerin kaşınarak mikrop kapmaması için tırnakları kesmek, el temizliğine dikkat etmek gerekir.</p>
<p>Doktorun önereceği kaşıntı önleyici ilaçlar kullanılabilir. Yüksek ateş varsa kontrol altına almak gerekir. Bu amaçla salisilat grubu ilaçlar (aspirin v.b.) kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>
<p>Su çiçeği aşısı ülkemizde mevcut olup hastalığı geçirmemiş ve aşılanmamış çocuklara 1 yaşından sonra tek doz, 13 yaş ve sonrasında ise 1 ay ara ile 2 doz cilt altına uygulanabilir.</p>
<p>Sağlık ocaklarında rutin uygulanmayan bu aşı ekonomik sıkıntısı olmayanlara önerilebilirse de bağışıklığı iyi ve özel birtakım hastalıkları olmayan çocuklarda uygulanması şart değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Son derece bulaşıcı olduğundan, 2-7 yaşlar arasında çok görülür. Zararsız bir hastalık olmasına karşın, hastanelerde suçiçeği salgılarından korkulur; çünkü hastanelerde kan kanserli ve yüksek dozda kortizon tedavisi uygulanan çocuklar da vardır; son derece bulaşıcı olan suçiçeği, bu çocuklara geçtiğinde, kanamalı bir biçimle ilerler; bu biçim tehlikelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenler:</strong> Suçiçeği ve zona, aynı virüsün (poxvirus va-ricellae) yolaçtığı hastalıklardır. Hastalık insandan insana doğrudan ya da dolaylı olarak kolayca geçer. Hastanın bulaştırıcılığı, hastalığın başlangıcında en yüksek düzeydedir, bozunlann kabukları düşünceye kadar (yani 15 gün) da sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teşhis: </strong>Döküntüler hafif ateşle başlar, görüntü niteleyicidir. Önce, yuvarlak, kırmızı lekeler görülür; bunlar birkaç saat içinde sağlıklı deri üstünde «çiğ tanecikleri» görünümü veren keseciklerle kaplanır. Kesecikler sertleşir ve 2-4 gün içinde kurur. 10 gün içinde -çocuk kaşmmamışsa- yiter. Aslında her zaman, kaşımaya bağlı bir-iki iz kalır ve ilerde kişinin suçiçeği geçirip geçirmemiş olduğunun anlaşılmasına olanak verir. Döküntü, nöbetler halinde yayılır (1 hafta içinde 2-3 nöbet). Belirli bir sıra izlemeden bedenin her yanını kaplar. Saçlı deriye de sıçraması, hastalığın niteleyici belirtilerinden biridir (çocuğun kafası kaşınır ve saçı tarandığında çocuk yakınır).</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca, mukozalara bulaşma ve boğazı etkileme (yutma güçlüğü) görülür. Mukozalar dışında, gözü ve üreme organlarını da etkiler. Belli belirsiz bir ikincil enfeksiyon (kaşınma nedeniyle) belirtisi olarak, hafifçe büyümüş, sert lenf düğümleri görülebilir. Ateş pek yoktur; evrim 10 gün sürer; genellikle tehlikesizdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İhtilatlar</strong>: En önemli ihtilat, çok ender raslanan tümbeyin</p>
<p style="text-align: justify;">iltihabıdır (ansefalit); ciddilik derecesi çocuktan çocuğa değişir. Ölümle sonuçlanabileceği gibi iyileşme olasılığı da vardır; ama mutlaka izler bırakır. Yürüme güçlüğü ve hareketlerde beceriksizlikle birlikte denge bozuklukları görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca, derideki bozunları kaşıma sonucu, izlerin kalıcı olmasına ve impetigolaşmaya yolaçan ikincil enfeksiyonlar belirebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tedavi: </strong>Çocuk, hastalığı geçirmemiş kişilerden ayrılmalı ve yatıştırılmalı, ateşi düşürülmeli, kaşınması önlenmeli, tırnakları kesilmeli, ellerinin temizliğine özen gösterilmelidir. Çocuğun hastalığı geçirmemiş kişilerden ayrılmasına ve klinik iyileşme sağlanıncaya kadar okula gönderilmemesine karşın, hastalığın yayılması önlenememektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/su-cicegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızamık</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/kizamik/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/kizamik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 19:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1756</guid>
		<description><![CDATA[Kızamık Nedir? Genellikle salgınlar halinde görülen, çok bulaşıcı, yüksek ateş yapan ve özellikle süt çocuklarında ağır seyreden önemli bir hastalıktır. 10-12 gün süren kuluçka döneminden (mikrobun vücuda girmesinden hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süre) sonra, birkaç gün devam eden yüksek ateş, öksürük, gözlerde kızarma ve sulanma ile burun akıntısı şeklinde başlar. Bu dönemde yanağın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızamık Nedir?</strong></p>
<p>Genellikle salgınlar halinde görülen, çok bulaşıcı, yüksek ateş yapan ve özellikle süt çocuklarında ağır seyreden önemli bir hastalıktır.</p>
<p>10-12 gün süren kuluçka döneminden (mikrobun vücuda girmesinden hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süre) sonra, birkaç gün devam eden yüksek ateş, öksürük, gözlerde kızarma ve sulanma ile burun akıntısı şeklinde başlar. Bu dönemde yanağın iç yüzünde azı dişleri seviyesinde kırmızı zemin üzerinde beyaz lekeler oluşabilir.</p>
<p>Kızamık döküntüleri önce kulak arkası ve yüzde başlar; daha sonra tüm vücuda yayılır. Döküntüler kırmızı renkte, <strong>hafif ciltten </strong>kabarık ve döküntüler arasında normal derinin de bulunduğu lekeler şeklindedir.</p>
<p>Normalde döküntünün üçüncü gününden itibaren ateşin düşmesi beklenir. Ateş düşmemiş ise vücut direncinin düşmesine bağlı birtakım ek hastalıklardan şüphelenilmelidir. Bunlar orta kulak iltihabı, zatürre (akciğer iltihabı), sinüzit, vücutta yaygın kanamalar, beyin iltihabı (ensefalit) olabilir.</p>
<p>Yüksek ateş ile seyreden bu hastalıkta, ateşi düşürmeye yönelik ilk girişim aile tarafından yapılmalı ve sonra doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Kızamıklı çocukları sıcak tutmak gerektiği şeklindeki inanç yanlış olup bu girişim ateşli havaleye neden olabileceğinden tehlikeli sonuçlara yol açabilir.</p>
<p>Kızamıktan korunmak için aşılanmak gerekir. Bebeklik döneminde 9 ve 15&#8242;inci aylarda ve ilkokulun birinci sınıfında uygulanan kızamık aşısının her üçünü de zamanında yaptırmak gerekir.</p>
<p>Ayrıca salgınlarda kızamıklı çocuklardan uzak durulmalıdır. Malnütrisyonlu (beslenme durumu bozuk) kronik hastalıkları olan çocuklar, kızamıklı bir çocukla karşılaşırlarsa, ilk beş gün içinde doktora getirilirlerse alınacak bazı önlemlerle kızamıktan korunmaları veya hastalığı hafif geçirmeleri sağlanabilir.</p>
<p>Kızamıklı bir hasta pratik olarak döküntüleri kaybolun-caya kadar hastalığı çevresine bulaştırabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bulasici-hastaliklar/">bulaşıcı hastalık</a>tır, aşağı yukarı bütün <a href="http://www.kadinlar.tc/cocuklar-ve-ev-disindaki-kazalar/">çocuklar</a> bu hastalığa yakalanır. <a href="http://www.kadinlar.tc/virus-kokenli-zaturreler/">Virüs</a>ünün kolayca yayılması nedeniyle çok sık görülür. Genellikle zararsız, ama çocuğu bitkin düşüren bir hastalıktır. Bazı koşullarda ciddi olabilir (çok küçük çocuklarda; Siyah Afrika ülkelerinde; azgelişmiş ülkelerde; iç içe, üst üste yaşanan yerlerde). Bu yüzden, yakın bir geçmişte bulunan <a href="http://www.kadinlar.tc/kizamik/">kızamık</a> aşısı çok yararlı olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenler: </strong>Kızamık virüsü miksovirüsler grubundandır. Hastalığın döküntü evresinde, önce <a href="http://www.kadinlar.tc/burun-rahatsizliklari/">burun</a> salgılarında bulunur (bu nedenle, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>, döküntü döneminden önce bulaştırıcıdır).</p>
<p style="text-align: justify;">Hastanın öksürüğüyle doğrudan bulaşır, çok ender olarak üçüncü kişiler aracılığıyla dolaylı olarak bulaştığı da görülür. Özellikle sonbaharda ve ilkbaharda küçük salgınlarla yayılır, ilke olarak kızamığa, ömür boyunca yalnızca bir kez yakalanılması, kazandırdığı bağışıklığın sağlam ve kesin olduğunu göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teşhis Başlangıç evresi:</strong><br />
Sessiz geçen kuluçka evresinden sonraki başlangıç evresi, niteleyicidir. Teşhis, bu evrenin belirtilerine dayanılarak konur. 3-5 gün sürer; bu sürede başka <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>la karıştırılma olasılığı da vardır. <a href="http://www.kadinlar.tc/ates-basmalari/">Ateş</a> 38,5 — 39°C arasında değişir. Öksürük boğuk ve sıkıntılıdır. <a href="http://www.kadinlar.tc/goz-cesitleri/">Gözler</a> kızarır, akar. Çocuğun burnu .da sürekli aktığından ve <a href="http://www.kadinlar.tc/yuz-cesitleri-ve-ideal-yuz-nasil-olmalidir/">yüz</a>ü şiştiğinden, yüzü ağlamaklı ve asık bir görünüm alır. </p>
<p>Bu evrede teşhis, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a>da Koplik belirtisi (yanakların iç yüzünde kırmızı bir lekeyi çevreleyen bir ya da birkaç tane beyaz renkli küçük kabartı) aranarak doğrulanır. Tozşekere benzeyen kabartılar, mukozaya sıkıca yapışıktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yerleşme evresi: </strong><a href="http://www.kadinlar.tc/cocuk-hastaliklari-biliminin-gelismesi/">Çocuk hastalığı</a> kaptıktan 14 gün sonra, döküntüler başlar. Ateş her zaman yüksektir (zaten ateşsiz kızamık olmaz). Döküntüler saçların dibinde ve kulakların arkasında başlar, sonra gövdeye, kol ve bacaklara iner (2-3 günde). Tipiktir: Kırmızı lekeler yuvarlak, birkaç milimetre çapında, hafifçe kabarık, yer yer de birbirine bitişiktir. Genellikle lekelerin arasında sağlıklı deri bölgeleri vardır. Kaşıntı yoktur.<br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-2783" title="kizamik" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/kizamik-300x300.jpg" alt="kizamik" width="300" height="300" /></span><br />
Çocuk tepeden tırnağa kırmızı renktedir. Yavaş yavaş ateş ve döküntüler azalır, yorgunluk hali yiter. Çoğunlukla, nekahet döneminde ihtilata raslanmaz. Çocuk 16 gün okula gidemez.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/kizamik.gif" alt="kizamik" title="kizamik" width="300" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1781" /><br />
<span style="color: #282828;">Döküntülü bir <a href="http://www.kadinlar.tc/virus-kokenli-zaturreler/">virüs</a> hastalığıdır. Başlangıçta soğuk algınlığından fark edümez. Bir defa kızamığa yakalanan kimse ömür boyu hastalığa bağışıklık kazanmış olur. Virüs, soluk verme sırasında, hastanın ağzından çıkan nem damlacıklarıyla bulaşır. Daha çok 5-10 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Kızamık aşısı hastalığın hafif geçmesini sağlar.</span></p>
<p><span style="color: #282828;">Döküntüler, deri üzerinde meydana gelen kırmızı kabarcıklardır. Ağız içinde beyazımsı kabarcıklar oluşur, ateş 39 &#8211; 40 dereceye kadar yükselebilir. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/etiket/deri-dokuntusu/">Deri döküntüleri</a> önce <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/etiket/bas-agrilarinin-sebepleri/">baş</a>ta, özellikle kulakların arkasında, boyunda ve alında belirir. 24 saat içinde gövdeye, kol ve bacaklara yayılır. Üç gün içinde döküntüler şiddetini kaybeder, vücut sıcaklığı normale döner.<br />
<span style="color: #282828;"><a href="http://www.kadinlar.tc/kizamikcik/">Kızamıkçık</a> da yine döküntülü bir çocuk hastalığıdır. Kızamıktan daha hafif geçer. 2 &#8211; 3 gün içinde tamamen kaybolur. Fakat gebelik sırasında, özellikle ilk üç ay içinde anne kızamıkçık çıkarırsa, doğacak çocuk için büyük bir tehlike söz konusudur. Çocuğun beyni ve kalbi zedelenebilir, körlük ve sağırlığa yol açabilir. Bu gibi durumlarda hasta süreldi hekim kontrolünde bulunmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #282828;">Kızamık ve kızamıkçıkta hastanın bulunacağı ortam sıcak olmalıdır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/kizamik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikrop ve Bakterilerin Sebep Olduğu Hastalıklar</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/mikrop-ve-bakterilerin-sebep-oldugu-hastaliklar/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/mikrop-ve-bakterilerin-sebep-oldugu-hastaliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 19:40:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1754</guid>
		<description><![CDATA[Enfeksiyonlar nedeniyle ölüm, otuz-kırk yıldır (hiç değilse gelişmiş ülkelerde) çok azalmıştır. Bununla birlikte, enfeksiyon hastalıklarında azalma yoktur. Sorunlar da tam olarak çözümlenmiş değildir. Enfeksiyon hastalıklarının «organizmaya virüs ya da bakterilerin girdiği bir durum» olarak değerlendirildiği dönem geride kalmıştır. Aslında insanlar, mikroplarla sürekli temastadır; bu nedenle, insan bedeninin korunma olanakları ile mikroplar arasında sürekli bir denge [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Enfeksiyonlar nedeniyle ölüm, otuz-kırk yıldır (hiç değilse gelişmiş ülkelerde) çok azalmıştır. Bununla birlikte, enfeksiyon hastalıklarında azalma yoktur. Sorunlar da tam olarak çözümlenmiş değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Enfeksiyon hastalıklarının «organizmaya virüs ya da bakterilerin girdiği bir durum» olarak değerlendirildiği dönem geride kalmıştır. Aslında insanlar, mikroplarla sürekli temastadır; bu nedenle, insan bedeninin korunma olanakları ile mikroplar arasında sürekli bir denge kurulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu olanakların başlıca bölümünü «bağışıklıklar» oluşturur. Sözkonusu denge, gerek mikropların güçlülüğü, gerekse bedenin korunma olanaklarındaki bir zayıflama nedeniyle bozulduğu zaman, enfeksiyon hastalığı ortaya çıkar.İlgili bölümde ayrıntılarıyla incelemiş olduğumuz enfeksiyon hastalıklarını, burada çocuk açısından ele almakla yetineceğiz. Doğumda çocuğun bakterilerle hiç bir teması olmamıştır. Gene de, 6 aylık olmadan önce suçiçeği, kızamık ya da kabakulak gibi döküntülü hastalıklara yakalanmaz.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Mikrop-ve-Bakteriler.jpg" alt="Mikrop ve Bakteriler" title="Mikrop ve Bakteriler" width="250" height="200" class="alignleft size-full wp-image-1786" /><br />
Bunun nedeni, dölyatağı içi yaşam süresince annenin, kendi antikorlarını eten yoluyla dölüte aktarmış olmasıdır. Anneden gelen antikorlar (annenin sözkonusu hastalıkları geçirmiş olması koşuluyla), doğumdan sonra bebeğin bedeninde birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişen bir süre için etkinliklerini korurlar. Daha sonra, bebeğin organizması mikroplarla temas ettikçe, kendi antikorlarını ya da imünoglobülinlerini oluşturarak, kendi korunma sistemini geliştirmeye başlar. Aşının amacı, belli bir hastalığa karşı antikor oluşumunu başlatmak olduğundan, bebek 2-3 aylık olmadan önce aşılanmamalıdır (doğumdan hemen sonra bile yapılabilen verem aşısı dışında).</p>
<p style="text-align: justify;">Enfeksiyon hastalıklarında soğuğun rolü sanıldığı kadar önemli değildir. Hastalık yapıcı etken olmadan enfeksiyon da olmayacağından, hava akımları hastalık nedeni olamaz. Bütün etkenler aynı güçte değildir. Sözgelimi, suçiçeği etkeninin hemen her zaman klinik belirtiler vermesine karşın, farklı görüntüler veren, hattâ belirtilerinin farkına bile varılmayan etkenler (çocuk felci virüsü, felçten çok gribe benzer enfeksiyonlara yolaçar) de vardır. Görüldüğü gibi, hastalık yapıcı etkenlerin özellikleri, henüz tam anlamıyla açıklanabilmiş değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Organizmanın savunması zayıflayabilir; ama süt çocuğunun «dirençsiz» olduğunu söylemek, bilimsel açıdan yanlıştır. Yalnızca, bebeğin direncini azaltan özel koşulların varlığından sözedilebilir. Bunlar arasında kötü beslenme, bünyede genel zayıflık, güçten düşürücü bir hastalık, verem, süreğen ishal, kanser tedavisi, uzun süreli kortizon tedavisi, bağışıklık sistemlerinde bozulma (kan kanseri) sayılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca, bazı yeni doğmuş çocuklar, daha baştan bağışıksız olduklarından, miKrop saldırısı karşısında savunmasız kalırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğuştan bağışıksızlıklar, çok ender raslanır durumlardır. Her zaman ciddidirler. Klinik görünümleri de farklıdır:</p>
<p style="text-align: justify;">—  ilerleyici septik (mikroplu) granülomlar: Daha ilk yıldan başlayarak öldürücü enfeksiyonlara yolaçabilir; hemen her zaman erkek çocuklarda görülür;</p>
<p style="text-align: justify;">—  Schwachman &#8211; Diamond sendromu: Kan yuvarlarının azalması, pankreas yetersizliğine bağlı sindirim bozuklukları ve kemik bozunlarıyla nitelenir;</p>
<p style="text-align: justify;">—  imünoglobülin eksiklikleri;</p>
<p style="text-align: justify;">—  timüs yokluğu: Timüs, tiroyit bezinin altında yeralan bir bezdir. Normalde süt bebeğinde çok gelişmiştir; bu çağda organizmanın savunmasında önemli rolü vardır;</p>
<p style="text-align: justify;">—  Sturge-Weber sendromu: Beyinciği etkileyerek sinirsel belirtiler verir; deride çok sayıda damar uruyla ve tekrarlamalı enfeksiyonlarla yansır;</p>
<p style="text-align: justify;">—  Wiskott-Aldrich sendromu: İlk haftalarda kanamalar, egzamaya benzer deri bozunları ve hızla ölümle sonuçlanan ciddi enfeksiyon belirtileriyle yansır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/mikrop-ve-bakterilerin-sebep-oldugu-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik ve Frengi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gebelik-ve-frengi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gebelik-ve-frengi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 19:42:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=811</guid>
		<description><![CDATA[Doğum hastalıklarında frenginin önemi oldukça azalmıştır. Klinik açıdan zengin ve çok şiddetli biçimlere giderek daha az Taşlanmaktadır. Çoğunlukla, ancak özel serum incelemeleriyle ortaya çıkarılan biçimlerle karşılaşılmaktadır. Tarih boyunca frengi, gebelik süresince birçok tekrarlayan düşük, erken doğum, doğuştan oluşum bozuklukları, v.b. olaya neden olmuştur. Frenginin dölüte yansıması, frengi etkeninin (treponema) eten engelini aşması (5. aydan başlayarak) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum hastalıklarında frenginin önemi oldukça azalmıştır. Klinik açıdan zengin ve çok şiddetli biçimlere giderek daha az Taşlanmaktadır. Çoğunlukla, ancak özel serum incelemeleriyle ortaya çıkarılan biçimlerle karşılaşılmaktadır. Tarih boyunca frengi, gebelik süresince birçok tekrarlayan düşük, erken doğum, doğuştan oluşum bozuklukları, v.b. olaya neden olmuştur.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/04/Gebelik-ve-Frengi.jpg" alt="Gebelik ve Frengi" title="Gebelik ve Frengi" width="293" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1247" /><br />
Frenginin dölüte yansıması, frengi etkeninin (treponema) eten engelini aşması (5. aydan başlayarak) yoluyla olur.</p>
<p><strong>Dölüt üstündeki etki</strong></p>
<p>Frenginin dölütün gelişmesi üstündeki etkisi, genellikle geç aşamalarda kendiliğinden düşük ya da erken doğum (kanıtlamak oldukça güçtür) biçiminde ortaya çıkar.</p>
<p>Bunun yanısıra, frengi, dölütün ölümüne neden olabilir, dolayısıyle ölü doğuma ve. düşüğe neden olabilir; ayrıca deri belirtileri ya da dalak ve karaciğer büyümesi gibi iç organ bozuklukları yaratır. Aslında, çocuk çoğunlukla görünüşte sağlıklı olarak doğar ve ancak annede frengi olduğu biliniyorsa çocukta da frengi araştırması yapılır. Çocuktaki herhangi bir anormallik, ilerde yaşamını tehlikeye sokabileceğinden, tedavi gerektirir</p>
<p>Verem geçirmiş gebe kadın uygun bir tedavi görmüşse ve o zamandan beri yapılan muayenelerde hastalıkta hiç bir ilerleyici tekrarlama görülmemişse, tedaviye yeniden başlamak gerekmez; ama, akciğerler daha sıkı bir &#8216;denetim altında tutulmalıdır.</p>
<p><strong>Tıbbi açıdan alınacak tutum</strong></p>
<p>Frenginin farkına, varıldıktan sonra, kadının gebe kalmaktan kesinlikle kaçınması gerekir; klinik belirtilerin ortadan kalkmasından ve hastalığın geçtiğinin serum incelemeleriyle kanıtlanmasından ancak bir yıl sonra gebelik düşünülebilir. Kadm hastayken gebe kalırsa ya da frengi gebelik sırasında ortaya çıkarsa, vakit geçirmeden tedaviye başlanmalıdır. Günümüzdeki en etkili antibiyotik tedavisi, penisilin ve türevleridir. Genel kural olarak, birincisi hastalık ortaya çıkar çıkmaz, daha hafif olan ikincisiyse gebeliğin 6. ayma doğru, peşpeşe 2 tedavi kürü uygulanır. Erken tedavi uygulanmasıyla, gebeliğin 5. ayından önce hastalığın önünü almak,, dolayısıyle hastalık etkeninin eten engelini aşmasını önleyebilmek olasılığı vardır. Bütün bunlara karşın doğan çocukta frengi belirtileri varsa (deri bozunları, organ anormallikleri, çocuğun kanında serum incelemesi anormallikleri), çocuktan kan alınarak (yaşma uygun miktarda) serum incelemeleri yapılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gebelik-ve-frengi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik ve Verem</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gebelik-ve-verem/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gebelik-ve-verem/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 03:34:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Verem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde eskisi kadar yaygın olmayan verem ve frengi, gebelik süresince özel bir tutum gerektirir. Gebelik nedeniyle tedavinin ertelenmesine hiç bir zaman izin verilmez. Verem Halka, koruyucu BCG (verem aşısı) yapılması çok önemli bir koşuldur ve mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Verem ile gebelik üç biçimde görülebilir: Gebelikle birlikte ya da gebelik süresinde ortaya çıkan verem; tedavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde eskisi kadar yaygın olmayan <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/verem/">verem</a> ve <a href="http://www.kadinlar.tc/bel-soguklugu-frengi/">frengi</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">gebelik</a> süresince özel bir tutum gerektirir. Gebelik nedeniyle tedavinin ertelenmesine hiç bir zaman izin verilmez.</p>
<p><strong>Verem</strong></p>
<p>Halka, koruyucu BCG (verem aşısı) yapılması çok önemli bir koşuldur ve mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Verem ile gebelik üç biçimde görülebilir: Gebelikle birlikte ya da <a href="http://www.kadinlar.tc/gebelik-nedir-ve-suresi-ne-kadar/">gebelik süresi</a>nde ortaya çıkan verem; tedavi altındaki bir veremlinin gebe kalması; verem geçirmiş ve iyileşmiş bir kadının gebe kalması.</p>
<p><strong>Gebelik ve Verem</strong></p>
<p>Gebelik ve verem birlikte gelişiyorlarsa ya da verem gebelik süresi içinde ilerlemekteyse, teşhis sistemli olarak konmalıdır (<a href="http://www.kadinlar.tc/kadin-olmanin-sartlari/">kadın</a>la konuşarak deri tepkimesinde negatiften pozitife dönüşme olup olmadığını, daha önce verem geçirip geçirmediğini, verem aşısı yapılıp yapılmadığını öğrenmek, bu nedenle yararlıdır). Teşhis konduktan sonra tutulacak yol, düzenli bir denetim altında, özel verem ilaçlarıyla tedaviye girişmektir.</p>
<p>Verem ilaçları kesinlikle etkili olduğundan, hastalığın önü alınabilir (önü alındı diye tedaviye ara verilmemelidir). Böylece, dölütün hastalığın olası sonuçlarına katlanabilme şansı artar.</p>
<p><strong>Verem tedavisi gören kadının gebe kalması</strong></p>
<p>Verem tedavi edilmekteyken gebeliğin ortaya çıkmasından korkmaya gerek yoktur. Günümüzün olanaklarıyla ilaç tedavisi sürdürülmeli, gerekiyorsa cerrahi tedaviyle tamamlanmalıdır.</p>
<p><strong>Verem geçirmiş kadın ve gebelik</strong></p>
<p><strong>Veremli kadının çocuğu</strong></p>
<p>İlerleyici bir veremin tedavi görmemesi, verem ilaçlarının bilinmediği dönemlerde olduğu gibi, hastalığın önemli ölçüde ilerlemesine, gebe kadının durumunu, dolayısıyle de dölütü ciddi biçimde etkilemesine yolaçar.</p>
<p>Tedavi sürerken, doğum sırasında özel önlemler almak gerekir. Verem aşağı yukarı gebelikle aynı zamanda ya da kısa süre önce başlamış ve tedavi altına alınmışsa, annenin artık bulaştırıcı olmadığı kesinlikle anlaşılıncaya kadar, çocuğu anneden ayırmak temkinli bir tutum olur. Ayrıca, çocuğa verem aşısı (BCG) uygulamak da gerekir.</p>
<p>Veremin üstünden 2 yıl geçmemişse, annenin çocuğa süt vermesi öğütlenmez. Hastalık daha eskiyse, annenin veremden ne ölçüde etkilenmiş olduğuna bakılır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gebelik-ve-verem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

