<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Hamilelik Gebelik Doğum</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Doğurganlık ilaçları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/dogurganlik-ilaclari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/dogurganlik-ilaclari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 09:10:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8520</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek yöntemi (IVF) veya yumurtlamayı destekle­mek için kullanılan doğurganlık ilaçlarının güvenilirlik de­recesi ve göğüs kanseriyle &#8220;ilişkili olup olmadığı bilinme­mektedir. Ancak 1940&#8242;lardan 1960&#8242;lara kadar doğurganlığı arttırmak, düşüğü önlemek ya da süt salgılanmasını durdurmak için hastalara verilen DES (diethylstilbestrol) gibi hormonlar ile menopoza karşı hormon takviye tedavi­sinde (HRT) kullanılan hormonların göğüs kanseri riskini arttırdığı ortaya çıkmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Tüp bebek yöntemi (IVF) veya yumurtlamayı destekle­mek için kullanılan doğurganlık ilaçlarının güvenilirlik de­recesi ve göğüs kanseriyle &#8220;ilişkili olup olmadığı bilinme­mektedir. Ancak 1940&#8242;lardan 1960&#8242;lara kadar doğurganlığı arttırmak, düşüğü önlemek ya da süt salgılanmasını durdurmak için hastalara verilen DES (diethylstilbestrol) gibi hormonlar ile menopoza karşı hormon takviye tedavi­sinde (HRT) kullanılan hormonların göğüs kanseri riskini arttırdığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, doğurganlık ilaçları­nın da aynı etkiyi yaratması olasıdır.<br />
Bir pratisyen doktorla evli olan ve kendisi de anestezi eğitimi alan Polly, üçüncü evrede kanser olduğunu öğrendiğinde 30 yaşındaymış. Kocası da, o da çocuk sahi­bi olmak istiyorlarmış. Ancak yumurtalıkları uyarmak için kullanılan hormonlar, tümörü de uyanp büyümesine yol açabileceği için, tedaviden önce yumurta depolamanın riskli bir iş olduğunu fark etmişler. Polly anlatıyor:<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/02/gebelik.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/02/gebelik.jpg" alt="" title="gebelik" width="287" height="275" class="alignleft size-full wp-image-8521" /></a><br />
**Beni geçici olarak menopoza sokan bir ilaç olan Zoladex&#8217;i almaya başladım. Çünkü henüz hiç ço­cuğumuz yoktu, ayrıca kemoterapi yumurtalıkları­ma zarar verebilirdi. Bir doğum uzmanıyla görüş­tüm. Doktor, bana yapabilecekleri pek bir şey ol­madığını, Çünkü tümör reseptörlerimin fazlasıyla östrojen pozitif olduğunu, dolayısıyla bana kemo-terapiden önce, yumurtalarımı toplamak için uya­rıcı hormon vermek istemediklerini söyledi.</p>
<p>Sonra bir deneme yapabileceğimi söylediler. Eğer kemoterapiye başlarken yumurtalıklarımın iş­leyişini durdurursam, tedavi yumurtalıklarımı pek de etkilemeyebilirmiş. Bir süreliğine her şeyi durdu­up kapatmak bana mantıklı geldi. Şimdi ayrıca tamoksifen alıyorum.**<br />
<strong><br />
Embriyoların korunması</strong><br />
Erken menopoz riski taşıyan bazı kadınlar, tedavi baş­lamadan yumurtalarını muhafaza etmeyi düşünmektedir, böylece daha sonra çocuk sahibi olabilirler. Ancak yumur­taların büyümesini sağlamak için, kadına yüksek dozda hormon verme gerekliliği doğmaktadır. Göğüs kanseri te­davisi gören kadınlar için bu riskli bir uygulamadır. İkinci bir sorun da, yumurta toplamanın zaman alması ve genel­likle tedaviyi ertelemesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/dogurganlik-ilaclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik Döneminde Kanser Teşhisi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/hamilelik-doneminde-kanser-teshisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/hamilelik-doneminde-kanser-teshisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 09:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları ve Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8514</guid>
		<description><![CDATA[Göğüs kanserini teşhis etmek bazen kolay olmaz. Çün­kü hamilelik süresince kadının göğsünde meydana gelen değişiklikler, kanser belirtilerini gizleyebilir. Ayrıca bu sıra­da, mamogram gibi bazı standart teşhis araçları bebeğe za­rar verebileceği için kullanılmaz. Kadının, başka zamanlarda olduğu gibi, hamilelik süre­since de göğsünün normal olduğunu bilmesi önemlidir. Nadir de olsa, hamilelikte göğüs kanseri görülebilir. Dola­yısıyla kuşku uyandıran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/gogus-kanseri/">Göğüs kanseri</a>ni teşhis etmek bazen kolay olmaz. Çün­kü <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">hamilelik</a> süresince kadının göğsünde meydana gelen değişiklikler, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/kanser-hastaliklari-ve-tedavisi/">kanser</a> belirtilerini gizleyebilir. Ayrıca bu sıra­da, mamogram gibi bazı standart teşhis araçları bebeğe za­rar verebileceği için kullanılmaz.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/02/Hamilelikte_Kanser-Teşhisi.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/02/Hamilelikte_Kanser-Teşhisi-298x300.jpg" alt="" title="Hamilelikte_Kanser Teşhisi" width="295" height="250" class="alignleft size-medium wp-image-10381" /></a><br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/">Kadın</a>ın, başka zamanlarda olduğu gibi, hamilelik süre­since de göğsünün normal olduğunu bilmesi önemlidir. Nadir de olsa, hamilelikte göğüs kanseri görülebilir. Dola­yısıyla kuşku uyandıran her kitle, başka zamanlarda oldu­ğu gibi, hamilelik sırasında da araştırılmalıdır. Bebeğe za­rar vermekten kaçınmak için, gerekirse genel anestezi ye­rine lokal anesteziyle biyopsi yapılması en iyi yöntemdir.</p>
<p>Göğüs kanseri teşhis edildiğinde, hamile olan bir kadın için verilmesi gereken bazı zor kararlar vardır. Acilen şid­detli bir tedaviye alınması gereken kadınlann bebekleri bundan zarar görebilir. Tabii, bu kararda bebeğin kaç haf­talık olduğu kadar, kadının olaya bakışı da belirleyici ola­caktır. Kadın, bebeği koruyup tedaviyi hamileliğine uygun hale getirmeyi seçebilir. Bu durumda daha etkili bazı teda­viler, bebeğin doğumundan sonraya ertelenmiş olur.</p>
<p>Hastanın kanseri erken aşamada (I veya II. Aşama), hamileliği ise ilk 3 ayında ise, doktor büyük olasılıkla, lo­kal anesteziyle biyopsi yapılmasını önerecektir. Genel anestezi, bebeğe zarar verebileceği için önerilmez. Eğer mastektomi ve kemoterapi gerekirse, hamileliğin 3-6 aylık döneminde ya da son üç ayında uygulanabilir. Ancak be­beğe hamileliğin her aşamasında zararlı olan radyasyon tedavisi, doğuma kadar verilmez.</p>
<p>İleri aşamada kanseri olan kadınların vermesi gereken çok daha zor bir karar vardır. Böyle bir hasta, hamileliği­nin ilk üç ayı geçinceye kadar tedaviyi ertelemeyi, daha sonra bebeğe zarar verecek kadar şiddetli olmayan ama kanserin tedavisinde de pek etkili olmayan bir kemoterapiyi seçebilir. Tedaviyi bebek doğuncaya kadar tümüyle erteleyebilirse de, bu karar, hastanın hayatını da tehlikeye atabilir. Hasta hangi karan verirse versin, bu koşullarda çok büyük bir manevi desteğe ihtiyaç duyacaktır. Son ka­rar, hastaya aittir.</p>
<p><strong>Tedavi bittikten sonra emzirme hakkında</strong><br />
Hamilelik süresince veya hemen ertesinde kendisine göğüs kanseri teşhisi konan bir kadın, kemoterapi almaya başlayınca bebeğini biberonla beslemek zorundadır çünkü aldığı ilaçlar süte geçip bebeğe zarar verebilir.</p>
<p>Ancak kadının kanser tedavisinden sonra bebeğini emzirip emziremeyeceği, tümörün boyutuna ve seçilen teda­viye bağlı olarak değişir. Küçük boyutlarda ve erken aşa­madaki tümörlerin, kadına emzirme için ihtiyaç duyduğu yapıları bırakması ihtimali, büyük ve ileri aşamadaki tü­mörlere göre daha fazladır. Radyoterapi, hasta göğüsteki lobüllere ve süt kanallarına kalıcı bir zarar verebilir. Yine de tedaviden etkilenmeyen göğüs sağlıklı emzirme için kullanılabilir.<br />
Göğüs kanseri tedavisinden sonra hastalığın nüksetme tehlikeleri<br />
Göğüs kanseri olduktan sonra hamile kalmak, kanserin yayılmasına yol açmaz. Ancak hamileliğin, kanserden ge­riye kalan mikroskobik hücreleri daha hızlı büyütüp bü­yütmeyeceği bilinmemektedir. Eğer kanser çok şiddetli idiyse, pek çok lenf düğümüne geçmiş olabilir veya bazı faktörler mikro metastaz riskinin artmasına neden olabilir. Bu riskler, kanserden sonra bebek yapıp yapmama kararı­nın içindedir.</p>
<p><strong>Doğurganlık ve tedavi</strong><br />
Kemoterapi, erken menopoza dolayısıyla kadının do­ğurganlığını kaybetmesine yol açabilir. Hasta tedaviye başladığında menopoz dönemine ne kadar yakınsa, aldığı kimyasalların âdet döngüsünü durdurma riski o kadar faz­ladır. Ortalama menopoza girme yaşının 51 olduğunu ka­bul edersek, kullanılan ilaçlara bağlı olarak, 45 yaşındaki bir kadın için kemoterapinin hızlandırdığı menopoz riski % 80-90, 35 yaşındaki bir kadın için ise % 15-20&#8242;dir.</p>
<p>Kemoterapinin sonucunda hangi kadınların menopoza gireceğini öngörmek kolay değildir, ancak tedaviye başla­madan önce bu ihtimal düşünülmelidir. Karar verme aşa­masında, kemoterapinin kanserin nüksetmesini önlemede ne kadar etkili olduğunu bilmek önemlidir. Doktorun, ke­moterapinin kanserin nüksetme riskini yarıya indireceğini söylemesi oldukça inandırıcıdır. Ancak hastalığın nükset­me riski sadece % 4-5 ise, bu durum, kemoterapinin riski % 2-2,5&#8242;a indireceği anlamına gelir. Risk oranındaki fark­lılık, kemoterapinin bazı kadınlar için neye mal olacağını belirlemez.Kay, kendisine I/II. Aşama göğüs kanseri teşhisi konul­duğunda 31 yaşındaymış ve teşhisin ardından gelen mastektomi, kemoterapi ve radyoterapi süreçleriyle oldukça iyi başa çıkmış. Ancak tedavisi yüzünden bir daha hamile ka­lamayacağı düşüncesi onu çok rahatsız etmiş:</p>
<p>Hastalığım süresince bir defa çok fazla üzüldüğü­mü hatırlıyorum, Göğüs rekonstrüksiyonu için plas­tik cerrahla görüşmeye gitmiştim. Cerrah bana bundan sonra çocuk doğuramayacağımı söyledi. Bir süredir bu konuyu araştırıyorum; göğüs ameliya­tımı gerçekleştiren doktor, çocuğumun olabilece­ğini söyledi. Bana kalırsa doktorlar kendilerini koşul­landırıyorlar. Kemoterapinin hastayı mutlaka kısır­laştıracağını düşünmek doğru değil&#8230;*</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/hamilelik-doneminde-kanser-teshisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebe Kadının Ağız ve Diş Koruması</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gebe-kadinin-agiz-ve-dis-korumasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gebe-kadinin-agiz-ve-dis-korumasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 11:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[GEBE KADININ AĞIZ VE DİŞ KORUMASI Ağız ve diş korumasının amacı, kişinin yaşamı boyunca, ağız içi yapılarının sürekliliğini korumak ve daha iyiye götürmektir. Herkes, doğumdan başlayarak dişlerin korunması yönünde rol oynayan belli sayıda kesin kurala uymak zorundadır. Dölyatağı içi yaşamın daha 27. gününde, diş organını oluşturacak yapıların hazırlandığı bilinmelidir. Böylece, olanakları oranında dinlenmesi ve her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GEBE KADININ AĞIZ VE DİŞ KORUMASI</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">Ağız</a> ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">diş</a> korumasının amacı, kişinin yaşamı <a href="http://www.kadinlar.tc/boyun/">boyun</a>ca, ağız içi yapılarının sürekliliğini korumak ve daha iyiye götürmektir. Herkes, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">doğum</a>dan <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>layarak dişlerin korunması yönünde rol oynayan belli sayıda kesin kurala uymak zorundadır.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/hamilelikte-dis-sagligi.jpg" alt="hamilelikte-dis-sagligi" title="hamilelikte-dis-sagligi" width="295" height="273" class="alignleft size-full wp-image-976" /></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/dolyatagi-kasilmalari/">Dölyatağı</a> içi yaşamın daha 27. gününde, diş organını oluşturacak yapıların hazırlandığı bilinmelidir. Böylece, olanakları oranında dinlenmesi ve her türlü <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalık</a>tan kaçınması gereken gebe <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadın</a> için, genel <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/">sağlık</a> korumasının ne derece önemli olduğu anlaşılmaktadır. Aşırı ölçüde olmamak koşuluyla, yalın ve çeşitli <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/beslenme-ve-diyet/">beslenme</a>si, kalsiyum bakımından zengin, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/seker-hastaligi/">şeker</a> bakımından yoksun olmalıdır.</p>
<p><strong>BESLENME </strong></p>
<p><strong>Yeni doğmuş <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>ta</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">Ana</a> sütü, yeni doğmuş çocuğa en uygun besindir ve içindeki <a href="http://www.kadinlar.tc/vitamin-ve-mineraller/">vitaminler</a> yeterlidir. Demek ki beslenmeye her zaman ana sütüyle başlamak gerekir. Öte yandan, ana sütü emme, normal yüz-çene gelişmesini de sağlar; çünkü <a href="http://www.kadinlar.tc/memelergogusler/">meme</a> başı, kauçuk emziklerden daha serttir ve daha çok kas etkinliği gerektirir.</p>
<p><strong>Çocukta</strong></p>
<p>Süt, beslenmenin büyük bölümünü oluşturmalıdır. Geri kalanı, kalsiyum içeren yapraklı <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/sebze-yemekleri/">sebze</a>ler, <a href="http://www.kadinlar.tc/p-ve-c-vitaminleri/">C vitamini</a> veren meyveler ve taze sebzelerle sağlanır. Ayrıca hayvansal yağlar ve <a href="http://www.kadinlar.tc/patates/">patates</a> bol yenmelidir. Tahıllardan, D vitamini bakımından yoksul oldukları için, elden geldiğince kaçınılmalıdır.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/cokhucreli-organizmalar/">Organizma</a> aynı zamanda, çürüklere karşı çok önemli etkisi olan flüor gibi maddelere de gereksinir. Bu yüzden, çocuklara flüor hapları verilmesi öğütlenebilir. Son zamanlarda, içme sularının flüorlanması konusunda uzun tartışmalar yapılmış ve Kuzey Avrupa ülkelerinde bu yöntem denenerek, çürük oranında çok belirgin bir düşüş gözlenmiştir. Çocuklarda çürük oluşmaması isteniyorsa, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/">yemek</a>ler dışında fazla miktarda tatlı, şeker yemeleri önlenmelidir. Gerçekten <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">diş</a>leri bozuk çocukların hemen tümünde, çürüklerin sorumlusu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/tatli-tarifleri/">tatlı</a> maddelerdir. Aynı zamanda, çok sıcak ya da çok soğuk içeceklerden de kaçınmalıdır.</p>
<p><strong>Erişkinde</strong></p>
<p>Nicelik ve nitelik bakımından dengelenmiş bir besin rejimi gereklidir. <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/tatlilar/">Tatlılar</a>a gelince, çocuklardaki aynı önlemler alınmalıdır. Öte yandan, sert besinler öğütlenir; çünkü bunların çiğnenmesi bir kas gücü harcama gerektirir.</p>
<p><strong>FIRÇALAMA</strong></p>
<p>Her zaman ıslak bir fırçayla dişlerin bütün <a href="http://www.kadinlar.tc/yuz-cesitleri-ve-ideal-yuz-nasil-olmalidir/">yüz</a>leri ve dişler arasındaki aralıklar iyice fırçalanmalıdır. Dişler, kök boynu bölümünden serbest kenara doğru dikey olarak fırçalanır. İyi bir fırçalama 2-3 dakika sürmelidir. Her yemekten sonra, yani günde en aşağı 2 kez tekrarlanmalıdır. En önemlisi akşam fırçalamasıdır.</p>
<p>Dişlerin yüzleri üstünde diş taşları birikmesini önlemek için, ardarda, bir fırça, ipek ip ve diş çubuğu kullanılabilir. Öte yandan, hap ya da sıvı halinde hazırlanmış, diş taşını açığa çıkaran bir maddeden yararlanılabilir. Bunun için ağıza sözkonusu sıvıdan 2 <a href="http://www.kadinlar.tc/damla-hastaligi/">damla</a> konur ve dil dişler üstünden geçirilir. Daha sonra ağız çalkalanır ve bir ayna önünde dişler incelenir. Böylece diş taşının boyanmış olduğu görülür. Bu testin amacı, fırçalamanın etkililiği konusunda karar vermektir.</p>
<p><strong>Diş fırçası</strong></p>
<p>Günümüzde, biçimleri, boyları, sertlikleri, büyüklükleri, nitelikleri değişen her tür fırça bulunmaktadır. Fırçalamanın amacı, dişlerin dış, dil ve örtücü (yatay) yüzlerindeki ve dişeti oluğundaki taşları ortadan kaldırmaktır. Böylece, bir fırçalamayı elden geldiğince etkili kılan bazı ölçütler bulunabilir.</p>
<p>Her yere, özellikle azı dişlerinin dış yüzeylerine erişebilmesi için, fırçanın başı küçük olmalıdır.</p>
<p>Fırça naylon olmalıdır, çünkü uzun süre sağlam, sert kalması gerekir.</p>
<p>Hayvan kılından yapılan fırçaların çukurlaşma sakıncası vardır; bundan dolayı kısa sürede bakteri yuvası haline gelir.</p>
<p>Fırça, yumuşak olmalı ve dişeti oluğuna girebilmesi için kılları uzun olmalıdır. Kıllar bükülmeye başlayınca, fırça atılmalıdır (ortalama ömrü 2-3 aydır).</p>
<p><strong>Diş macunu</strong></p>
<p>Diş macunlarının yanısıra, toz ya da sıvı biçiminde temizleyiciler de vardır. Biçimi ne olursa olsun, içinde aşındırıcı madde bulunmamalıdır. O halde, ambalajı üstünde bileşimi yazılı olanlar yeğ tutulmalıdır. Öte yandan, bazı macunlar, dişler üstündeki yararlı etkisi bilinen flüor içerirler; özellikle çocuklarda bunların kullanılması yararlıdır.</p>
<p><strong>İpek iplik</strong></p>
<p>Diş aralarının kök sapma yakın bölümlerindeki diş plaklarını ortadan kaldırmakta yararlanılır. Bunun için, yaklaşık 50 sm uzunluğunda bir iplik alınır ve uçları 2 elin orta parmaklarına sarılır. Gerilen iplik, dişler arasına geçirilir. Parmaklar arasındaki aralık 2 sm&#8217;yi geçmemelidir. İplik yavaşça dişeti oluğuna sokulur ve her zaman diş çeperine güçlüce sürtülebilecek biçimde örtücü yüze doğru getirilir.</p>
<p><strong>Diş çubuğu</strong></p>
<p>Dişeti oluğundaki taşlan ya da dişler arasındaki mukoza uzantılarının büzüldüğü durumlarda dişlerarası aralıklardaki taşları ortadan kaldırmada kullanılır. Aynı zamanda, dişlerde köprüler ya da derin diş destek dokusu cepleri varsa kullanılması yararlıdır.</p>
<p><strong>DENETİMLER</strong></p>
<p>Dişlerde hiçbir belirti olmasa bile, yılda 2 kez, denetim için dişçiye gitmek alışkanlığı edinilmelidir. Çünkü, başlangıç halindeki bir çürüğü ortaya çıkarabilmenin tek yolu budur. Ağrı ortaya çıktığında, çok geç olmuştur. Bir çürük ne kadar erken ortaya çıkarılıp tedavi edilirse, o kadar az doku hastalanır ve dişleri yitirme olasılığı da o kadar azalır.</p>
<p><strong>FLÜOR</strong></p>
<p>XIX. yüzyıl sonunda ortaya çıkan çeşitli görüşler, 1942 yılında, diş çürükleriyle flüor arasındaki ilişki üstüne yapılan bir araştırmadan sonra, şu sonuca varmayı sağladı: İçme suyunda yaklaşık binde 1 oranında flüor bulunduğundan, diş çürüklerine raslanma sıklığında çok önemli bir düşüş gözlenmektedir.</p>
<p><strong>Önerilen dozlarda, flüor zehirleyici değildir. Buna karşılık, bu maddenin fazlası (önerilen binde 1 oranın 1000 katı) aşağıdaki bozuklara neden olabilir:</strong><br />
—  kemik dokusunda ve eklemlerde değişiklikler;</p>
<p>—  ciddi süreğen flüor zehirlenmeleri (flüorozlar);</p>
<p>—  diş bozunları (düzensiz sınırlı, sarı, mine lekeleri) .</p>
<p>Bununla birlikte, binde l&#8217;lik dozda flüor kesinlikle zararsızdır. Bu, suyu doğal olarak flüor bulunduran bölgelerdeki hastalık ve ölüm oranları karşılaştırılarak kanıtlanmıştır. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kalp-ve-damar-hastaliklari/">Kalp hastalıkları</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/deri-alerjileri/">alerjiler</a>, bellek bozuklukları, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">karaciğer</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/deri-ve-cilt-hastaliklari/">deri</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/eklem-ve-kemik-hastaliklari/">kemik</a>ler, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/eklem-ve-kemik-hastaliklari/">eklem</a>ler, v.b. üstünde hiçbir etkisi yoktur.</p>
<p><strong>Üstelik, şu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>da <a href="http://www.kadinlar.tc/yaralar/">yara</a>rlı olduğu kanıtlanmıştır:</strong></p>
<p>—  kemik dokusunun kireç yitimi;</p>
<p>—  çok sayıda kemik iliği <a href="http://www.kadinlar.tc/ur-veya-tumor-nedir-kist-nedir/">ur</a>u bulunması;</p>
<p>—  Paget hastalığı.</p>
<p><strong>FLÜORUN ETKİSİ</strong></p>
<p><strong>Flüor, dişi örten <a href="http://www.kadinlar.tc/minecicegi/">mine</a> tabakasının eriyebilirliğini azaltmaktadır. Böylece:</strong></p>
<p>—  asitlere direncini artırır;</p>
<p>—  bakteri öldürücü bir işlevi vardır-,</p>
<p>—  diş minesi düzeyinde yoğunlukları yüksek olan kalsiyum fosfatların billurlaşmasını kolaylaştırır.</p>
<p><strong>FLÜOR VERİLMESİ</strong></p>
<p><strong>Şu dönemlerde verilmesi çok yararlıdır:</strong> — dişin taç parçasının oluşması ve mirreralleşmesi döneminde (doğumdan 3-4 yıl sonra);</p>
<p>—  dişlerin çıkımından önceki dönemde (sonraki 3-4 yıl);</p>
<p>—  dişler çıktıktan sonraki dönemde; bu dönem de bazı düzeylerde (dişlerarası bölgede) yetersiz kalır.<br />
Demek ki çocuklara flüor verilmesi yararlı olur.</p>
<p>Flüorun yerel uygulamayla diş minesi içine yayılmasının en iyi olduğu dönemin, diş minesinin tam olgunlaşmadığı dönemde, yani 30 yaştan önce olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Flüor şu biçimlerde verilebilir:</strong></p>
<p>—  doğal flüorlu su;</p>
<p>—  yapay flüorlanmış su (bu yöntemde suların flüorlanması zorunlu ölçümler gerektirir);</p>
<p>—  flüorlanmış tuz (İsviçre&#8217;de);</p>
<p>—  flüorlanmış un (Danimarka ve Hollanda&#8217;da);</p>
<p>—  flüorlu ilaçlar (komprime ve tabletler, ağız gargaraları, diş macunu).</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Flüor verilmesi, ağız-diş bakımının düzeltilmesi ve besin rejiminin yeniden düzenlenmesiyle (daha âz şeker ve tatlı alınmasına dayanır) birlikte yürütülürse, daha iyi sonuç verir.</p>
<p>Kişisel düzlemde, flüorlu bir diş macunu, bütün önlemlerin başında gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gebe-kadinin-agiz-ve-dis-korumasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğan Bebeğin Aileye Kabul Edilmesi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogan-bebegin-aileye-kabul-edilmesi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogan-bebegin-aileye-kabul-edilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 15:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=880</guid>
		<description><![CDATA[YENİ DOĞANIN AİLEYE KABULÜ Her zaman kendiliğinden olmaz; çünkü yeni bir çocuk ailenin önceki düzenini altüst eder. Çocuğun beklenişine, daha az katkısı olduğundan, baba, çocuğa biraz daha yabancıdır; bu nedenle de onu. biraz daha güç kabullenir. İlk çocuğun gelişiyle genç babanın, karısının dikkatini toplayan tek odak olmaktan çıktığı kuşku götürmez. Abla ve ağabeyler için de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİ DOĞANIN AİLEYE KABULÜ</strong></p>
<p>Her zaman kendiliğinden olmaz; çünkü yeni bir çocuk ailenin önceki düzenini altüst eder.<br />
Çocuğun beklenişine, daha az katkısı olduğundan, baba, çocuğa biraz daha yabancıdır; bu nedenle de onu. biraz daha güç kabullenir.</p>
<p>İlk çocuğun gelişiyle genç babanın, karısının dikkatini toplayan tek odak olmaktan çıktığı kuşku götürmez.</p>
<p>Abla ve ağabeyler için de yeni bebek her zaman bazı sorunlar getirir. 2-5 yaşlarındaki çocuklarda merak ve ilgi, kıskançlık ve kaygı, düşkırıklığı, hattâ düşmanlık gibi karmaşık ve çelişkili duygular içinde ruhsal iç çatışmalar görülür. Çocukların bu iç çatışmaları, çeşitli davranışlarıyla dışarı yansır: Bebeğe dokunur, onu gıdıklar, hattâ tepkisini görmek için çimdikler; herkesin ilgisinin bebek üzerinde toplandığı ziyaret . günlerinde, «büyük» çocuk, kitaplarını, oyuncaklarını göstererek dikkati kendi üstüne çekmeye çalışır; bağırır, şarkı söyler. Çoğunlukla yetişkinler, çocuğun bu davranışları karşısında anlayış değil, şiddetli tepkiler gösterirler.</p>
<p>Çocuk, bebeğin gelişinden başlayarak birkaç hafta süreyle, âdeta küçülür, küçük çocuk davranışları göstermeye başlar: O zamana kadar temiz olan erkek çocuk yeniden altını kirletir, parmağını ya da bebekten sonra onun biberonunu emer, yemeğini tek başına yemek istemez. Ana-baba.nm, böylece, anne sevgisinden yoksun bırakıldığı duygusuna kapılan büyük çocukla da ilgilenmeleri gereği ortaya çıkar. Bütünüyle saldırgan ve düşmanca tutumlar daha az görülür; çocuk çoğunlukla, ana-baba odada yokken, önünü alamadığı itilimlerin etkisi altında bu tür davranışlara girer. Normal sayılabilecek bu tepkiler, anne ve babanın anlayışlı tutumları sayesinde hafifletilebilir. Çocuğa ölçülü bir biçimde yeni bebekten sözedilir, birkaç yıl önce kendisinin de aynı biçimde beklenmiş&#8217; olduğu anlatılır; bebeğin odasının ya da köşesinin hazırlanmasında ondan yardım istenir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Yeni-Doğan-Bebeğin-Aileye-Kabulü.jpg" alt="Yeni Doğan Bebeğin Aileye Kabulü" title="Yeni Doğan Bebeğin Aileye Kabulü" width="300" height="350" class="alignleft size-full wp-image-1291" /><br />
Doğumevinden dönüşte ona da bir armağan getirilmesi, uykucu ve vızıldayıp duran küçük bir yaratıkla birlikte gelmiş olan anneye kavuşmanın sevincini artıracaktır.</p>
<p>«Büyük»ten küçük yardımlar istenerek kendi gözünde değerinin artmasını sağlamak da iyi bir yöntemdir. Bebekle ilgilenmesine izin verilmesinden de hoşlanacaktır; anne, büyük çocuğun küçüğe biberonunu içirmesine, onu otururken kucağına almasına, v.b. izin verebilir.</p>
<p>Ana-babanın yapacağı en önemli şey, her fırsatta çocuğa onu çok sevdiklerini hissettirmektir: Bebeğin yanında ya da yalnızken onu sevmek, onunla da oynamak için zaman ayırmak, çocuğu rahatlatıcı girişimler olacaktır; çünkü çocuğun korkusu, anne ve babasının sevgisini yitirmektir; bütün sorunları da bu korkudan kaynaklanmaktadır. Sonuç başarılı olmasa da, iyi niyetle yaptığı girişimlerden ötürü çocuğu kutlamak gerekir: Ağlamaya başlayan 4 aylık kardeşine elindeki sosisin ucunu emdirmeye çalışan 4 yaşındaki küçük kızınki gibi de olsa&#8230;</p>
<p>Ana-baba açısından daha güç olmakla birlikte, ruhsal gelişmedeki gerilemeyi (küçük çocuk: davranışları göstermesini) de hoş karşılamak gerekir. Geçici olan bu gerileme hoş görülmeli ve çocuğun bu sorun içinde kapanıp kalması önlenmelidir.</p>
<p>Büyükanne, büyükbaba ve yakın akrabalar, doğumu her zaman sevinçle karşılar. Bebeğin cinsi bazen düşkırıklığı nedeni olabilirse de, bu geçicidir. Yaşlıların olay karşısındaki tepkileri genellikle normal olmakla birlikte, tutumları her zaman ideal olmayabilir; güçlükler de zaten bundan çıkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogan-bebegin-aileye-kabul-edilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğumevine Ziyaretler</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/dogumevine-ziyaretler/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/dogumevine-ziyaretler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 14:52:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=876</guid>
		<description><![CDATA[DOĞUMEVİNE ZİYARETLER Günümüzde, bütün bir öğleden sonra ziyaretlere izin verme eğilimi güçlenmektedir. Bu nedenle annenin birçok ziyaretçisi olacaktır. Küçük kardeşlerin ziyaretine izin verilmez. Bunun bir nedeni hareketli olmaları, öteki de, okul çağındaysalar, bulaşıcı hastalık taşımaları olasılığıdır. Ailenin ve dostların da dikkatli davranması, annenin yorgunluk durumunu ziyaretten önce öğrenip onu daha fazla yormamaları ve kurallara uymaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DOĞUMEVİNE ZİYARETLER</strong></p>
<p>Günümüzde, bütün bir öğleden sonra ziyaretlere izin verme eğilimi güçlenmektedir. Bu nedenle annenin birçok ziyaretçisi olacaktır.</p>
<p>Küçük kardeşlerin ziyaretine izin verilmez. Bunun bir nedeni hareketli olmaları, öteki de, okul çağındaysalar, bulaşıcı hastalık taşımaları olasılığıdır.</p>
<p>Ailenin ve dostların da dikkatli davranması, annenin yorgunluk durumunu ziyaretten önce öğrenip onu daha fazla yormamaları ve kurallara uymaları gerekir.</p>
<p>Genç kadına biraz dinlenme süresi kalması için, yemekten hemen sonra gelmekten kaçınılmalıdır. Odanın havasını azaltmamak ve kirletmemek için, özellikle daha önce de ziyaretçisi olmuşsa, fazla oturmamak doğru olur.</p>
<p>Ziyaretçi yalnız bile olsa, başkalarının da gelebileceğini ve akşama doğru annenin yorgun olabileceğini unutmamalıdır. Akşam derecesi alındığında annenin ateşinin biraz yükselmiş olması, oldukça sık raslanan bir durumdur.</p>
<p>Nezleli (çok hafif de olsa) kişilerin, loğusayı ziyaretten kaçınmaları  gerekir. Nezleyi anneye ya da bebeğe bulaştırmak hiç de gerekli değildir. Bu durumda, bir telgraf da ziyaretin yerini tutabilir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Doğumevine-Ziyaretler.jpg" alt="Doğumevine Ziyaretler" title="Doğumevine Ziyaretler" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1301" /><br />
Bebeğe bakmak ve anneyi tebrik etmek normaldir. Ancak, bunu fazla uzatmamak, bebeğe dokunmamak, hele hele kucağa almaya hiç kalkışmamak gerekir. Ne de olsa ziyaretçi dışardan gelmiştir, gelirken bindiği araç temiz olmayabilir. Yaşamının ilk günlerinde bebeği mikroplarla karşı karşıya bırakmamak için, bütün önlemler alınmalıdır. Anneyi yormamak, emzirme saati yaklaşıyorsa bebeği de uyandırmamak için, yüksek sesle konuşmaktan kaçınılmalıdır.</p>
<p>Bebek sütünü emerken, bu noktaya daha çok önem vermek gerekir.</p>
<p><strong>ARMAĞANLAR</strong></p>
<p>Doğumdan sonra pekçok armağan verilir.</p>
<p>Sevimli bir gelenek, kocanın genç karısına bir armağan vermesini gerektirir. Bu çoğunlukla bir mücevher, saat, bilezik ya da kolye olur. Odadaki ilk çiçekler de babadan gelmiş olmalıdır. Bütün bunlardan amaç, eşler arasındaki sevgiyi ve doğumdan duyulan sevinci belirtmektir. Ama armağan zorunlu olmadığı gibi, sevinç ve sevginin tek ortaya konuş biçimi değildir. Odaya daha sevimli bir hava vermek için ziyaretçiler de çiçek getirmeli, ama, bunların kokusu iç bayıltıcı olmamalıdır. Fazla yer kapladığı için çok büyük buketlerden de kaçınılmalıdır. Genellikle doğumevlerinde az sayıda vazo ve çok sayıda oda bulunduğundan, çiçekle birlikte, içine çiçek konabilecek şeyler getirilmesi de yerinde olur.</p>
<p>Bebeğe de pekçok şey armağan edilebilir. Altın maaşallah, zincir, kolye, bilezik, v.b. Ayrıca giyecekler de armağan seçimine uygun bir alandır: Elde örülmüş yün zıbın, patik, çorap, kolay temizlenen kumaşlardan minik giysiler, külotlar, tulum ve pijamalar&#8230;</p>
<p>Seçim olanakları çok geniş olduğu halde, aynı eşyanın çok sayıda getirildiği, bir bebeğe 16 tane tulum ve pijama geldiği de olur.</p>
<p>Bu nedenle, yakınların ve arkadaşların biraraya gelerek, park, eksiksiz bir tuvalet sepeti, v.b. daha önemli bir armağan (annenin de fikrini alarak) seçmeleri yararlı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/dogumevine-ziyaretler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğum İçin Aile Bireylerinin Düşünceleri</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogum-icin-aile-bireylerinin-dusunceleri/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogum-icin-aile-bireylerinin-dusunceleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 16:11:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=874</guid>
		<description><![CDATA[AİLE ÜYELERİNİN TUTUMU Aile bireyleri doğumu değişik biçimlerde algılarlar. Anne, hafifleyeceğini düşünerek bir miktar rahatlar; son aylar geçmek bilmez ve yorucudur. Gebelik kadının bedenini de, ruhsal yaşamyıı da değiştirir; kadın eski görünümüne kavuşmayı özler. Ama bu arada doğumdan korkmaktadır da. Doğuma kendini ne kadar iyi hazırlamış olursa olsun, acı duyma korkusu, iyi sonuçlanmamış doğumlarla ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AİLE ÜYELERİNİN TUTUMU<br />
</strong><br />
Aile bireyleri doğumu değişik biçimlerde algılarlar.</p>
<p>Anne, hafifleyeceğini düşünerek bir miktar rahatlar; son aylar geçmek bilmez ve yorucudur. Gebelik kadının bedenini de, ruhsal yaşamyıı da değiştirir; kadın eski görünümüne kavuşmayı özler.</p>
<p>Ama bu arada doğumdan korkmaktadır da. Doğuma kendini ne kadar iyi hazırlamış olursa olsun, acı duyma korkusu, iyi sonuçlanmamış doğumlarla ilgili işittikleriyle birlikte aklını kurcalar.</p>
<p>Doğum için ruhsal hazırlığı tamam değilse, korkuya kapıldığı ve sırf bu yüzden normal gidebilecek bir doğumu güçleştirdiği olur.</p>
<p>Çocuğun normal olup olmayacağı da kadın için bir kaygı kaynağıdır. Bu nedenle ister doğumevi, ister özel klinik, isterse hastane olsun, doğumun yapılacağı yerde hoş ve rahat bir hava esmesi gereklidir. Genç kadını hızla rahatlatmak ve kendini güven içinde hissetmesini sağlayarak korkusunu azaltmak gerekir.</p>
<p>Doğum tamamlanıp korkular ortadan kalktıktan sonra anne, sevinçle bebeğine bakarken her şeyi unutur. İsteyerek gebe kalmış ya da gebeliğini kolaylıkla kabul etmişse, gebelik bir kadının kadınlığını tam anlamıyla geliştiren bir ruhsal zenginleşme kaynağıdır.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Yeni-Doğum-İçin-Aile.jpg" alt="Yeni Doğum İçin Aile" title="Yeni Doğum İçin Aile" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1442" /><br />
<strong>Kardeşlerin tepkisi</strong></p>
<p>Biraz duygulu bir çocuk için, yeni gelen kardeş büyük bir coşku kaynağıdır.</p>
<p>Ağabey ya da abla, doğumu, tanıdığı herkese ve okula gidiyorsa, arkadaşlarına büyük bir sevinçle haber verir.<br />
Bebekle aynı. cinstense, kendini bu yeni gelene oranla üstün görür.</p>
<p>Karşı cinsten bir bebek karşısında ise, abla ya da ağabey, her bilinmeyen şey karşısında duyulan kaygıyı duyar.<br />
Gelen, tam olarak beklediği cinsten bir bebek olmayıp onu biraz şaşırtsa bile, çocuk pek aldırmaz buna. Düş gücü sayesinde yeni bebeği olduğundan farklı, hattâ kendisi gibi görme eğilimindedir. Doğumevindeki annesiyle telefonda konuşan 3 yaşındaki küçük kız gibi o da: «Kardeşimi ver anne, onunla da konuşacağım!» derse, buna şaşmamak gerekir. Abla( ya da ağabey daha büyükse şaşkınlık ve kaygı fazla şiddetli olmaz; hele evde zaten birkaç kardeşseler, daha da zayıflar.</p>
<p>Çocuklar, kendileri açısından sakıncalarını bilmekle birlikte, bu önemli haberi öğrenmekten ve yaymaktan sevinç duyarlar. Kuşkusuz en başta gelen sakınca, annelerinden on gün kadar uzak kalmalarıdır.</p>
<p>Çok duyarlı ve çekingen çocuklarda, yeni bir kardeşin doğması, büyük ölçüde rahatsız edici bir etken olabilir. Bazen de ana-baba, annenin doğumevinde kalacağı süre için, çocuğu başka yere gönderirler. Yakın ilgi görüp şımartılacağı için, aile içinde bu pek önemli değildir; ama yabancı bir yere, sözgelimi aile dostlarından birinin evine gönderiliyorsa, babası akşamları gelip onu alsa bile, bu geçici uzaklaşmayı «papucunun dama atılması» biçiminde yorumlayıp, bir süre rahatsız olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogum-icin-aile-bireylerinin-dusunceleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Zamanı ve Doğum Sonrası Sonuçları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/dogum-zamani-ve-dogum-sonrasi-sonuclari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/dogum-zamani-ve-dogum-sonrasi-sonuclari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 15:16:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=869</guid>
		<description><![CDATA[DOĞUMUN SONUÇLARI Doğum bittikten sonra, kadın daha 2-3 saat doğum odasında kalır. Daha. sonra da 3-10 gün kadar klinikte kalarak, muayenelerden geçirilir; bu arada çocuğunu daha iyi tanımayı ve yetiştirmeyi öğrenir. DOĞUM ODASINDAKİ SÜRE Çocuk ekleri çıktıktan, apışarası kesişi dikildikten (yapılmışsa) ve dölyatağı eski hacmine kavuştuktan sonra, doğum bitmiş demektir. Tıbbi gözetimin başlıca amacı, atardamar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DOĞUMUN SONUÇLARI</strong></p>
<p>Doğum bittikten sonra, kadın daha 2-3 saat doğum odasında kalır. Daha. sonra da 3-10 gün kadar klinikte kalarak, muayenelerden geçirilir; bu arada çocuğunu daha iyi tanımayı ve yetiştirmeyi öğrenir.</p>
<p><strong>DOĞUM ODASINDAKİ SÜRE</strong><br />
Çocuk ekleri çıktıktan, apışarası kesişi dikildikten (yapılmışsa) ve dölyatağı eski hacmine kavuştuktan sonra, doğum bitmiş demektir. Tıbbi gözetimin başlıca amacı, atardamar basıncını (tansiyon) ve fizyolojik kanamayı (çocuk ekleri kendiliklerinden çıkmamışlarsa çıkarılmaları gerekmiş olduğundan) izlemektir. Dölyatağının eski hacmine dönmemesi, normal ilaç tedavisine karşın durmamakta direnen kanama, eten ne kadar dikkatle incelenmiş olursa olsun, bir parçasının içerde kalmış olabileceğini akla getirmelidir. Bu durumda, genel uyuşturum altında, çocuk eklerini yapay çıkarma yöntemiyle dölyatağı yeniden yoklanır.</p>
<p><strong>KLİNİKTE GEÇEN SÜRE</strong></p>
<p>Günlük doktor muayenelerinde, loğusanın genel durumunun nasıl olduğu, dölyatağınm eski hacmine dönüp dönmediği ve süregelmekte olan fizyolojik akıntıların miktarı denetlenir. Apışarası kesişinin ya da sezaryen yarasının gerektirdiği bakım yapılır. Anne çocuğunu emzirmek istiyorsa, her emzirmede sütün geliş durumu denetlenir.</p>
<p>Bacaklarda toplardamar iltihabı (flebit) oluşmasını engellemek için, kadının erken olarak ayağa kaldırılması gerekir.</p>
<p>Anne sütü, çocuğun iyi gelişmesi için temel koşullardan biridir. Emzirmenin annenin meme görünümünü mutlaka bozacağı inancı doğru değildir. Emzirme isteği kadından kadına değişir; kadın çocuğuma emzirmek istemiyorsa, sütün gelmesi ilaçla önlenebilir. Ama, çocuk normal ağırlığının altındaysa, emzirmenin gerekli olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>DOĞUM SONRASİ SORUNLARI</strong></p>
<p>Doğum sonrasında bazı ihtilatlar görülebilir. Bunlar annenin ve çocuğun sağlığını genellikle tehlikeye sokmaz ve tıbbi denetim sayesinde erken teşhis edilebilirler.</p>
<p><strong>Bacaklarda toplardamar iltihapları</strong></p>
<p>rektirebildiği gibi, gereğinden çok gelmesi de memelerde ağrılı bir şişkinlik yaratabilir. Memelerde süt toplanması, çocukta ilk birkaç gün geçici bir beslenme güçlüğü bulunmasından kaynaklanabilir. Memelerde süt toplanması nöbetleri, sütün özel aygıtlarla çekilmesiyle («sağma») giderilebilir.</p>
<p><strong>İltihap belirtileri</strong></p>
<p>Toplardamar iltihabı, iltihap belirtileriyle birlikte bacak toplardamarlarının tıkanmasıdır. Eskiden çok sık raslanan bu olay, günümüzde annenin erkenden ayağa kaldırılmasıyla büyük ölçüde azalmıştır. Baldırlarda ağrı, şişkinlik ve kızarıklar, toplardamar iltihabı olasılığını düşündürmeli ve pıhtılaşmayı önleyici tedavi uygulanarak hastalıkla savaşılmalıdır.</p>
<p><strong>Doğumu kolaylaştırmak amacıyla yapılan girişimlerin sonuçları</strong></p>
<p>Doğum sırasındaki girişimlerin, özellikle de apışarası kesişinin yara yerleri, temizlik koşullarına kusursuz uymanın güç olduğu bölgelerde bulunduğundan, bazı iltihap belirtileri gösterebilirler. Yerel bakım, bu tür iltihaplarla savaşmaya yeterlidir. Yara açılma tehlikesi azdır; açılma olsa bile tehlikeli olmaz.</p>
<p>Alt (normal) yoldan doğum güç olmuşsa, apışarası bölgesinde kan toplanması görülebilir. Ağrılara neden olan bu şişlikler, üstlerine yapılan deri kesisiyle boşaltılabilir.</p>
<p><strong>Fizyolojik akıntılar</strong></p>
<p>Görünüş ve miktar normal ölçülerde kalır. Su kesesinin ufak bir parçasının içerde kalmış olması ufak çapta ve geçici bir iltihap nöbetine yolaçabilirse de, bu durum tehlikeli değildir.</p>
<p><strong>Emzirme</strong></p>
<p>Anne ile çocuğu arasındaki en yakın ilişki olan emzirme, sütün memeye gelinceye kadar izlediği yol açısından, bazı sorunlar çıkarabilir.</p>
<p><strong>Süt gelişindeki anormallikler</strong></p>
<p>Memelerdeki süt toplanmasıyla savaşma ve meme uçlarının bakımına gösterilen özen, meme iltihabını önler. Bakterilerin giriş kapısı, meme başındaki sıyrık ve çatlaklardır. Emme sırasında açılan bu yaralardan giren bakteriler, ya yalnızca meme aylasında yerel bir iltihaplanma yapar ya da lenf yollarıyla yayılarak,bütün memeyi iltihaplandı&#8217; rır. Meme kızarır ve ateş yükselir; belirtiler görüldüğünde, emzirmeye geçici olarak ara vermek gerekir. Lenf yolları iltihabının ihtilatı, meme apsesidir. Antibiyotikler bu olasılığı önler.</p>
<p><strong>Ruhsal belirtiler</strong></p>
<p>Doğumdan sonra, annede özel bir duygusallık belirmesine çok sık raslanır. Genç kadın kolayca ağlar, bunalıma düşme eğilimi gösterir. Bu tepkiler normal ve geçicidir.</p>
<p><strong>SON ÖĞÜTLER</strong></p>
<p>Klinikte kalma süresi sonunda anne, çocuğuyla evine dönerken, hekimden bazı öğütler almıştır.</p>
<p><strong>Çocuk bakımıyla ilgili öğütler</strong></p>
<p>Çocuk hekimi, klinikte geçirdiği süre içinde anneye, çocuğun bakımı, beslenmesi ve gelişmesinin denetlenmesiyle ilgili bilgileri verir.</p>
<p><strong>Üreme sistemiyle ilgili öğütler</strong></p>
<p>Doğum hekimi, görülebilecek fizyolojik kanamaların ortalama süresini (3-6 hafta), âdet kanamalarının (genellikle normal âdet kanamasından daha yüksek miktarda olur) nasıl yeniden oluşacağını ve cinsel ilişkiye ne zaman yeniden başlanabileceğini anlatır, ayrıca, kadının, bir sonraki gebeliğinin hem istendiği zamanda, hem de en uygun koşullarda olması için uygulayacağı doğum kontrol yöntemi konusunda bilgi verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/dogum-zamani-ve-dogum-sonrasi-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryenle Doğum</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sezaryenle-dogum/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sezaryenle-dogum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 14:52:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=866</guid>
		<description><![CDATA[SEZARYEN Eskiden sonuçları anne için tehlikelerle dolu olduğundan çok ender başvurulan sezaryen, günümüzde ameliyat ye uyuşturma tekniklerindeki ilerlemeler, antibiyotiklerin bulunması ve yeni doğmuş çocuklara yeniden canlandırma uygulanmasının sağladığı olanaklar sayesinde, gerek gebelikte, gerekse doğum sırasında (gerekli olduğu anlaşılırsa), büyük bir güvenle uygulanabilmektedir. Doğum uzun sürüyorsa ve kadının ya da çocuğun yaşamını tehlikeye sokuyorsa kullanılırlar. gelişinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kadinlar.tc/sezaryenle-dogum/">SEZARYEN</a></strong></p>
<p>Eskiden sonuçları anne için tehlikelerle dolu olduğundan çok ender <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>vurulan sezaryen, günümüzde ameliyat ye uyuşturma tekniklerindeki ilerlemeler, antibiyotiklerin bulunması ve yeni doğmuş çocuklara yeniden canlandırma uygulanmasının sağladığı olanaklar sayesinde, gerek <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">gebelik</a>te, gerekse <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">doğum</a> sırasında (gerekli olduğu anlaşılırsa), büyük bir güvenle uygulanabilmektedir.<br />
Doğum uzun sürüyorsa ve <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadın</a>ın ya da çocuğun yaşamını tehlikeye sokuyorsa kullanılırlar.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/Sezaryenle-Doğum-1.jpg" alt="Sezaryenle Doğum-1" title="Sezaryenle Doğum-1" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-1438" /><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/sezeryanla-dogum-2.jpg" alt="sezeryanla-dogum-2" title="sezeryanla-dogum-2" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-1440" /><br />
gelişinde arkadan gelen başa kaşık konması, genel uyuşturum altında yapılır. Hekim, kadının iyice açılmış olan <a href="http://www.kadinlar.tc/dolyolunda-olusan-degisiklikler/">dölyolu</a>ndan <a href="http://www.kadinlar.tc/dolyatagi-rahimuterus/">dölyatağı</a>na kadar girerek, kalçadan gelmekte olan çocuğun ayaklarından birini yakalar. Böylece, önce iki <a href="http://www.kadinlar.tc/bacaklardaki-durus-kusurlari/">bacak</a>, aşağı alınarak çıkarılır, arkadan kalçalar ve omuzlar çıkar Bu işlem sırasında, çocuğun kollarının yukarı kalkmamasına, dikkat edilir. Son olarak (gerektiğinde kaşık kullanılarak), baş çıkarılır.</p>
<p><strong>İçerden çevirme</strong><br />
Bazı anormal durumlarda, özellikle çocuğun çapraz geldiği durumlarda, <a href="http://www.kadinlar.tc/dolyatagi-boynunun-acilis-donemi-ve-bebegin-cikisi/">dölyatağı boynu</a>nun tam olarak açılmış olması koşuluyla, içerden çevirmeyle <a href="http://www.kadinlar.tc/dogum-zorlugu-ve-dolut-sikintisi/">dölüt</a>ün konumu değiştirilir. Hekim, genel uyuşturma altında, eliyle dölyatağına girerek çocuğun ayaklarından birini tutup aşağı doğru çeker. Böylece, çapraz geliş durumu, <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/kategori/barsak-bagirsak-hastaliklari/makat-hastaliklari/">makat</a> gelişi durumuna dönüştürülmüş olur ve çıkarma işlemi, yukarda anlattığımız biçimde sona erer.</p>
<p><strong>Sezaryen uygulama gerektiren durumlar</strong></p>
<p>Sezaryen uygulama gerektiren durumların listesini çıkarmak güçtür. Özet olarak, daha önce saydığımız, doğumu güçleştirici koşullar sürüyor ya da ağırlaşıyorsa, sezaryen uygulamak gerektiğini söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Dölyatağı boynunun açılış döneminden önce karar alınması</strong></p>
<p>Sezaryene başvurma kararı, dölyatağı boynunun açılış dönemi başlamadan önce de alınabilir. Bu kararın alınmasını gerektiren durumlar arasında, dölütün büyüklüğü ile kadının leğeni arasında oransızlık, annede <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/">sağlık</a> açısından çocuğun erken çıkarılmasını gerekli kılan bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalık</a> bulunması (sözgelimi <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a> ya da kan uyuşmazlığının ciddi biçimleri), annede bünyenin sancılara dayanamayacağı izlenimini veren bir hastalık bulunması, annenin daha önce iki sezaryen geçirmiş olması sayılabilir. Annenin daha önce 2 sezaryen geçirmiş olması durumunda, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">normal doğum</a> olasılığı bulunsa bile, önceki <a href="http://www.kadinlar.tc/yaralar/">yaralar</a>, dölyatağını,doğum süreci sırasında bozuna uğramasına yolaçacak ölçüde zayıflatmış olabilir.<br />
<strong>Dölyatağı boynunun açılış dönemi sırasında karar alınması</strong></p>
<p>Boynun açılış dönemi sırasında sezaryene başvurma kararı alınmasını gerektiren başlıca neden, doğum güçlüğünün önünün almamamasıdır (kasılma güçsüzlüğü, dölütün oksijenlenme yetersizliğinin artması ya da her ikisinin birlikte bulunması). Bu anlamda, dölyatağı kasılmalarmdaki, dölyatağı boynunun silinme ve açılmasının ilerlemesindeki önemli düzensizlikler, mekanik güçlüklerdir. Leğendeki biçim bozuklukları <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/eklem-ve-kemik-hastaliklari/">kemik</a>sel güçlükleri, dölütün gelişindeki anormallikler ve geliş yönü ile kanala giriş biçimi arasındaki uyuşmazlıklar da, dölütten kaynaklanan güçlükleri oluştururlar.</p>
<p>Dölyatağı boynunun açılış dönemi sırasında, gerek annedeki bir hastalık, gerek dölütün gelişindeki anormallikler, gerekse yukarda sayılan güçlükler nedeniyle dölütün oksijenlenme yetersizliği arttığı zaman da, durum ciddileşmeden, sezaryene başvurmak gerekir.</p>
<p><strong>Sezaryen tekniği</strong></p>
<p>Cerrahi bir girişim olan sezaryen, kural olarak, genel uyuşturma altında ve ameliyathanede yapılır.</p>
<p>Uyuşturma, ameliyat bölgesinin cerrah tarafından hazırlanmasından önce yapılabileceği gibi, kullanılan maddenin dölütün <a href="http://www.kadinlar.tc/kan-dolasimi/">kan dolaşımı</a>na karışmasının elden geldiğince kısa süreli olması için, hazırlıklardan sonra da yapılabilir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/deri-ve-cilt-hastaliklari/">Deri</a> kesişi, göbek ile çatı kaynağı arasına uygulanır. Genellikle orta çizgide ve dikeydir. Daha aşağıda yapılan yatay kesiye, daha estetik olmakla birlikte, karın çeperinin açılması uzun sürdüğünden ve ikinci bir sezaryen gerekirse güçlük çıkarabileceğinden, daha az başvurulmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/karin-agrilari/">Karın</a> boşluğu açıldıktan sonra cerrah, dölyatağının ön yüzüne kolayca ulaşabilir (gebelik sonunda sindirim kanalı genellikle dölyatağınm arkasında kalmıştır); dölyatağını en ince yerinden, yani alt bölümden yararak, elini dölyatağı boşluğuna sokup çocuğu başından ya da bacaklarının birinden tutarak çıkarır. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">Çocuk</a> çıkar çıkmaz, kordon kesilir; ameliyatta hazır bulunan ebe, çocuğu mikroptan arındırma koşulları altında ilk bakımının yapılması için, yeniden canlandırma odasına götürür.</p>
<p>Cerrah, çocuğu aldıktan sonra eteni de elle çıkarır; boşalmış olan dölyatağının alt bölümünü diker. Karın çeperinin de dikilmesiyle ameliyat tamamlanır.</p>
<p><strong>Sonuçlar</strong></p>
<p>Günümüzün koşullarında, <a href="http://www.kadinlar.tc/sezaryenle-dogum/">sezaryen ameliyatı</a> büyük bir girişim değildir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">Gebelik</a> sonrasının fizyolojik <a href="http://www.kadinlar.tc/kanama-ve-pihtilasma/">kanama</a>ları fazla önemli değildir; loğusa, girişimin ertesi günü ayağa kalkabilir.</p>
<p>Anne, klinikte normal doğum için gerekli süreden biraz daha fazla kalacaktır. Genellikle sezaryenden sonra, karşıt madde verilerek dölyatağı filmi çekme yöntemiyle, dölyatağındaki yaranın iyileşme durumu denetlenir. Dölyatağı henüz eski sağlamlığına kavuşmadan (genellikle altı ay), yeni bir gebelikten kaçınılmalıdır.</p>
<p>Sonraki yıllarda yeni bir gebelik durumunda, tutulacak yol, ilk sezaryenin nedenlerine bağlıdır. Birinci girişimi gerektirmiş olan durum hâlâ varsa, ikinci bir sezaryen gerekli demektir. Tersine, bu neden ortadan kalkmışsa, dölyatağı boynunun açılış dönemini yönetmek için doğumu kolaylaştırıcı ilaçlara başvurmaktan kaçınılarak, doğal yoldan doğum denenebilir.</p>
<p>Sezaryenden sonra ikinci bir gebelikte, deri üstündeki yara izi genellikle çirkin bir görünüm alır; ikinci sezaryen yapılırken, her zaman birincinin izi kaldırılır.</p>
<p>Gebelik sırasında dölyatağı yırtılmasıyla karşılaşmamak için, bir kadına en çok 4 sezaryen uygulanmalıdır.</p>
<p>Bu durumda cerrah, çocuğu çıkardıktan sonra karı-kocanın onayıyla, dölyatağı borularını bağlayarak anneyi kısırlaştırabilir.</p>
<p>Bu girişim sırasında, bir dölyatağı miyomunu çıkarmak ve başka anormallikleri gidermek olanağı da vardır.</p>
<p><strong>ÜST YOLDAN YAPILAN ÖTEKİ GİRİŞİMLER</strong></p>
<p>Sezaryen ya da bu amaçla uygulanacak tamamlayıcı girişimler dışında, üst yoldan yapılabilecek girişimlerin başlıcası, dölyatağı çıkarma ameliyatıdır. Bu girişim, aşağıdaki durumlarda mutlaka uygulanmalıdır:</p>
<p>— dayanıklılığını yitirmiş ya da aşırı gerilmiş bir dölyatağınm, boynun açılış dönemi sırasında yırtılması (ender raslanır); bu durumda, girişimin ilk amacı çocuğu kurtarmak, ikinci amacı da, onarılması olanaksız dölyatağı yırtığının yolaçtığı kanamadan anneyi kurtarmaktır;</p>
<p>— çocuk eklerinin de çıkmış olmasına karşın, dölyatağındaki kanamanın durmaması (gerek dölyatağmdaki bir anormallikten, gerekse kanla ilgili bir pıhtılaşma anormalliğinden ötürü); bu duruma da çok ender raslanır.<br />
<strong>Sezaryenle Doğum Videolarını İzleyiniz</strong><br />
<embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6281935181161223178&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:525px;height:350px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed><br />
<embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=603636563359615140&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:525px;height:350px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sezaryenle-dogum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Sırasındaki Önemli Girişimler</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/dogum-sirasindaki-onemli-girisimler/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/dogum-sirasindaki-onemli-girisimler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 21:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=862</guid>
		<description><![CDATA[DOĞUM SIRASINDAKİ GİRİŞİMLER Dölyatağının açılış dönemi ya da çocuğun çıkış dönemi sırasındaki anormallikler, doğum hekiminin doğum sürecine doğrudan girişimini gerektirebilir. Girişim biçimlerinin bazısı önemsiz, bazısı önemlidir: Çıkışı kolaylaştırmayı amaçlayan yalın .bir apışarası kesişinden (epizyotomi), üst yoldan çıkarmaya (sezaryen) kadar. Bu girişimler, uygun uyuşturma tekniklerine başvurmayı gerektirir. UYUŞTURMA Farklı girişimler, farklı uyuşturmalar gerektirir. Yerel uyuşturma Çıkıştan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DOĞUM SIRASINDAKİ GİRİŞİMLER</strong></p>
<p>Dölyatağının açılış dönemi ya da çocuğun çıkış dönemi sırasındaki anormallikler, doğum hekiminin doğum sürecine doğrudan girişimini gerektirebilir. Girişim biçimlerinin bazısı önemsiz, bazısı önemlidir: Çıkışı kolaylaştırmayı amaçlayan yalın .bir apışarası kesişinden (epizyotomi), üst yoldan çıkarmaya (sezaryen) kadar. Bu girişimler, uygun uyuşturma tekniklerine başvurmayı gerektirir.</p>
<p><strong>UYUŞTURMA</strong></p>
<p>Farklı girişimler, farklı uyuşturmalar gerektirir.</p>
<p><strong>Yerel uyuşturma</strong></p>
<p>Çıkıştan hemen önceki dakikalarda, edep sinirleri (apışarasının duyarlığını sağlayan sinir demeti) üstüne ya da doğrudan apışarası yumuşak dokuları içine uygulanarak, çıkışın kolay olması ya da apışarası kesişinin daha az acı verici olması sağlanır. En çok, apışarası yırtıkları ve kesileri dikilirken başvurulur. Bu tür onarımlar, genellikle, genel uyuşturma tehlikelerinin göze alınmasını gerektirmeyecek çaptadır.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/04/dogum_oncesi.jpg" alt="dogum_oncesi" title="dogum_oncesi" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1452" /><br />
<strong>Genel uyuşturma</strong><br />
Kaşık (forseps) konulması, dölütün makatla (kıçla) gelmesi, iç girişimler ya da sezaryen gibi ağrılı ve travma yaratıcı girişimler, genel uyuşturma gerektirir. Genel uyuşturmaya başvurmak gerektiğinde, iki sorun ortaya çıkar: Uyuşturmanın anne için yeterli olması; eten aracılığıyla çocuğa yansı-, masının en az ölçüde olması. İkinci sorun çözülemezse, çocuğun uyku halinde doğması ya da önemli solunum güçlükleriyle karşılaşması olasılığı vardır. Çocuk çıkar çıkmaz, uyuşturma dozu anne için artırılabilir. Ayrıca, hafif dozlarda gaz ya da uyuşturucu kullanılarak, kadını dölyatağı boynunun açılış dönemi sırasında hafif bir uyku durumuna sokma olasılığı da vardır. Bu durum, boynun açılış sürecini de, çocuğun oksijen alma durumunu da etkilememelidir; bu tür tekniklere, annenin aşırı çırpınmaları başka yollardan önlenemezse başvurulur.</p>
<p><strong>Omurilik uyuşturma</strong></p>
<p>Günümüzde omurilik dolayına yerleştirilen bir iğne yardımıyla apışarası, hattâ karın bölgesinde, bütün duyarlık ortadan kaldırılabilmektedir. Öteden beri bilinen bu teknik, yakın geçmişte büyük ölçüde geliştirilmiş ve genel uyuşturmaya başvurmaksızın sezaryen yapma olanağı doğmuştur.</p>
<p><strong>ALT YOLDAN GİRİŞİMLER</strong></p>
<p>Doğum sırasında hekimin yalın ya da önemli girişimlerle çıkışı kolaylaştırması gerekebilir.</p>
<p><strong>Küçük girişimler</strong></p>
<p>Son çıkarma çabaları sırasında karna dıştan basınç uygulamak ve apışarası kesişi (epizyotomi), çocuğun doğuşunu kolaylaştırabilir.</p>
<p><strong>Karna basınç uygulama</strong></p>
<p>İyi yapılırsa, doğuma bir ölçüde yardımcı olur. Uygulama, kadının son kasılmalar sırasındaki çıkarma çabalarına, dölyatağı üstüne sürekli ve düzenli bir basınç uygulayarak yardımcı olmaya dayanır. Uygulayıcının güçlü olması, ama yumuşak davranması, apışarasmda yırtığa yolaçmamak için, çocuğun başı ele gelir gelmez,durması gerekir.</p>
<p><strong>Apışarası kesişi</strong></p>
<p>Apışarasının makas ya da bıçakla kesilmesi, dış üreme organı ağzını genişleterek çocuğun başının çıkışını kolaylaştırdığı gibi, çoğunlukla onarılması apışarası kesisininkinden daha güç olan denetim dışı doku yırtılmalarını da önler. Keşi, ya beden orta çizgisi üstünden ya da dış üreme organının arka ucundan başlanarak, çapraz biçimde yapılır.</p>
<p>Apışarası kesişinin uygulanması gereken pek çok durum vardır; ama başlıca amacı, apışarası ağzı çok dar ya da esneklikten yoksun (ya da çocuğun başının apışarası açıklığına oranla fazla irii olduğunda ya da dölütün çıkıntısı nedeniyle hızlı girişim gerektiğinde, apışarası açıklığını genişletmek ve başın çıkışını hızlandırmaktır. İlk doğumda çocuğun makatla gelmesi ya da kaşık kullanma gerekmesi de, apışarası kesişine başvurmayı gerektirir. Onarımı kolaydır, genellikle de ikincil izler bırakmaz.</p>
<p>Kaşık kullanılması ve çocuğun doğuşunun hızlandırılması amaçları dışında, apışarası kesişi, çocuğun bedeninin ilk gelen bölümünün geçişi sırasında, apışarasmın zarar görmesini ya da yırtılmasını önlemek için uygulanır.</p>
<p>Yırtılma tehlikesi olan dokular, kızlık zarı kalıntıları, dış üreme organı çevresindeki deri ya da mukoza örtüleri, apışarası bağlan, hattâ ciddi durumlarda göden barsağının ön çeperidir. Eskiden, , apışarası kesişi uygulamasının yaygınlaşmamış olduğu dönemlerde, çocuk iri olduğu zaman, makatla geldiği zaman ya da çok çabuk çıktığı zamanlar, yırtıklarla karşılaşılırdı. Günümüzde başlıca neden, ebenin çocuğun çıkmasına yardımcı olmaya çalıştığı sırada, annenin söz dinlememesi ve denetimsiz çıkarma çabalarında bulunmasıdır.</p>
<p>Doğumdan sonra, bozunların bilançosu çıkarılmalı, daha sonra da apışarası anatomisinde görülebilecek bozuklukları önlemek için, çocuk eklerinin çıkmasının ardından, genellikle yerel uyuşturum altında onarıma geçilmelidir.</p>
<p>Yırtıkların yanısıra, dölyolu çeperleri ya da geniş bağlar düzeyinde, apışarasında kan toplanmaları olabilir. Bu durumda, toplanan kanı boşaltmak ve kanamayı durdurmak gerekir.</p>
<p><strong>Kaşığın kullanılması</strong></p>
<p>Kaşık (forseps), dölütün başını tutmaya yarayan aygıta verilen addır. Doğuma büyük ölçüde yardımcı olur. Günümüzde sezaryen kolayca gerçekleştirilebildiğinden, bu güç ve tehlikeli müdahalelere eskisi kadar gerek kalmamıştır.</p>
<p>Aygıtın bütün modelleri, içi oyuk ve dölütün başının biçimine uyan iki kaşıktan oluşur. Kaşıkları birbirine bağlayan eklem, çeşitli biçimlerde olabilir.</p>
<p>Dölyolu boşluğuna sokulan aygıt, çocuğun başını çıkışa uygun konuma getirir ve dış üreme halkasına doğru inişine kılavuzluk eder. Kuşkusuz bunun için, dölyatağı boynu açılmasının tamamlanmış ve başın çıkış yoluna iyice girmiş olması gereklidir. Çoğunlukla, kaşık koyma genel uyuşturum altında apışarası kesisiyle birlikte yapılır; çocuk eklerinin çıkışı da yapay olarak sağlandıktan sonra, apışarası kesiği hemen dikilir. Baş çok altta olduğu için çatı kaynağı altında takılıp kalıyorsa ya da kadının ıkınması çıkarmaya yetmiyorsa, kaşık kullanılması güçlük çıkarmaz, yerel uyuşturmayla acısız olarak gerçekleştirilir. Görüldüğü gibi, modern doğum hekimliğinde kaşığın rolü, gerektiğinde dölütün başının inişini hızlandırmaya ya da dönüşünü kolaylaştırmaya dayanır.</p>
<p>Vakum kullanılması da kaşık kullanılması gibi alt yoldan çıkarma yöntemlerindendir. Vakum sağlayan bir pompa, şişe ve lastik borulardan oluşan aygıtın havanın emilmesini sağlayan maden tablası, çocuğun başının tepesine uygulanır ve çocuk, dönmesi sağlanarak aşağı doğru çekilir.</p>
<p>Koşullara uyularak gerçekleştirildiğinde, kaşık uygulaması gerek çocuk (kaşık izlerinin birkaç gün sürmesine karşın), gerekse anne için zararlı olmaz.</p>
<p><strong>Çocuğun çıkarılması</strong></p>
<p>Bazı makat gelişi ya da yan duruş durumlarında, çocuğu hekimin çıkarması gerekebilir. Makat Çocuğun alt yoldan dünyaya gelmesini sağlayan ama günümüzde yerini sezaryene bırakmış olan başka yöntemler de vardır. Bunlar arasında döl-yatağı boynunun kesilmesi, dölyolundan sezaryen ve çatı kaynağının kesilmesi sayılabilir.</p>
<p><strong>Çocuk eklerinin yapay olarak çıkarılması</strong></p>
<p>Doğumun son evresi olan çocuk eklerinin çıkışı, hekim tarafından da gerçekleştirilebilir. Kaşık koymak için genel uyuşturum uygulanmışsa, hekim bundan yararlanarak eteni dölyatağı boşluğundan elle çıkarır. Eten, dölyatağmdan kendiliğinden ayrılmazsa da elle çıkarılır. Bu durumda kanama olasılığı vardır. Etenin çıkarılması, dölyatağının kapanarak eski boyutlarına dönmesini sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/dogum-sirasindaki-onemli-girisimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğin Görünüşte Ölü Doğması</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/bebegin-gorunuste-olu-dogmasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/bebegin-gorunuste-olu-dogmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 21:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=860</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUĞUN GÖRÜNÜŞTE ÖLÜ DOĞMASI Bazen, çıkarılan çocuk ölü görünümlüdür: Hareket etmez, soluk almaz. Gene de hafif bir kan dolaşımı vardır; yeniden canlandırma olanaklarının tümünden yararlanılarak, bu dolaşımı korumak ve güçlendirmek gerekir. Nedenleri Başlıca neden, dölyatağı boynunun açılma dönemi sonuna doğru dölütün yeterince oksijen alamamasıdır. Oksijenlenme yetersizliği, çocuk eklerinin anormalliğinden (etenin iyi görev yapamaması ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUĞUN GÖRÜNÜŞTE ÖLÜ DOĞMASI</strong></p>
<p>Bazen, çıkarılan çocuk ölü görünümlüdür: Hareket etmez, soluk almaz. Gene de hafif bir kan dolaşımı vardır; yeniden canlandırma olanaklarının tümünden yararlanılarak, bu dolaşımı korumak ve güçlendirmek gerekir.</p>
<p><strong>Nedenleri</strong></p>
<p>Başlıca neden, dölyatağı boynunun açılma dönemi sonuna doğru dölütün yeterince oksijen alamamasıdır. Oksijenlenme yetersizliği, çocuk eklerinin anormalliğinden (etenin iyi görev yapamaması ya da kordonun yeterli dolaşım sağlayamaması) ya da annedeki bir hastalıktan (genel bir oksijenlenme yetersizliğine neden olan kalp ya da akciğer rahatsızlıkları) ileri gelebilir.</p>
<p>Oksijen yokluğu (anoxia) ile birlikte ya da tek başına doğum travmaları (kaşık kullanımı ya da bebeğin kalçadan gelmesi), daha az rastlanan nedenlerdendir. Erken doğmuş çocuklar, travmalardan, normal süre sonunda doğanlara oranla daha çok etkilenirler.</p>
<p><strong>Çocuğun görünüşü</strong></p>
<p><strong>Çocuğun görünüşte ölü doğması durumunda, iki görünüş tipi sözkonusudur: Mavilik; beyazlık.</strong><br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/04/bebeğin-ölü-doğması.Jpeg" alt="bebeğin ölü doğması" title="bebeğin ölü doğması" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1456" /><br />
<strong>Mavilik</strong><br />
Bebek morumsu mavi renktedir; hareketsizdir; soluk da almamaktadır. Ama biraz tepki gösterebilir; kalp çalışması da çoğunlukla oldukça iyidir. Yeniden canlandırma sayesinde, olumsuz belirtiler hızla geriletilebilir.</p>
<p><strong>Beyazlık</strong></p>
<p>Çocuğun rengi soluk ve balmumu görünümündedir. Tepki yoktur, kalp atışları da iyi değildir. Yoğun bir tedavi bile ölümle sonuçlanabilir.</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong></p>
<p>Neden ne olursa olsun, dölütün iyi durumda olmadığı, doğumdan hemen sonra anlaşılır. Çocuk, yeniden canlandırma odasma alınarak ısıtılır; boynu, solunum yolu iyice açık olacak biçimde, elden geldiğince gergin ve baş geriye bükük tutulur. Yeniden canlandırmayı yöneten uzmanın kolayca sonda yerleştirebilmesi için, göbek kordonu girişime hazır bulundurulmalıdır.</p>
<p>İlk iş, tıkanıklığı açmaktır; bazen, larengoskop kılavuzluğuyla soluk borusu içinden salgıları çekme olanağı bulunur. Maskeyle ya da soluk borusuna boru konarak (gerektiğinde) oksijen sağlanır. Kullanılan tek gaz oksijendir. Kordona sokulan sonda aracılığıyla alman kanda kan asitliğini (pH) ölçmek, asitliği düşürücü ve solunum merkezlerini uyarıcı ilaç vermek olanakları elde edilir.</p>
<p>Çoğunlukla, kısa bir yeniden canlandırma çalışması gereklidir. Kuvöze alman çocuk, bundan sonra yalnızca klinik olarak izlenir. Bazı durumlarda, özel servise alarak soluk borusuna boru koymak ve kordonun göbek toplardamarından serum vermek gerekebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/bebegin-gorunuste-olu-dogmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

