<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Hormon Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hormon-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 18:37:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aromataz İnhibitörleri</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/aromataz-inhibitorleri/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/aromataz-inhibitorleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 16:04:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hormon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8474</guid>
		<description><![CDATA[


 Aromataz inhibitörleri olarak adlandınlan diğer ilaçlar, hormon tedavisinde tamoksifene alternatiftir. Menopoza girmiş kadınların yumurtalıklarında östrojen üretilmez ama aromataz adı verilen bir enzim yoluyla adrenalin bez­lerinde östrojen salgılanır.
Östrojen salgılanma sürecine aromatizasyon denir. Bu süreci durduran ilaçlara da aromataz inhibitörleri adı veri­lir. Anastrozol (Arimidex) denilen ilaç, östrojen üretimini önler; dolayısıyla genellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda kullanılır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Aromataz inhibitörleri olarak adlandınlan diğer ilaçlar, hormon tedavisinde tamoksifene alternatiftir. Menopoza girmiş kadınların yumurtalıklarında östrojen üretilmez ama aromataz adı verilen bir enzim yoluyla adrenalin bez­lerinde östrojen salgılanır.<br />
Östrojen salgılanma sürecine aromatizasyon denir. Bu süreci durduran ilaçlara da aromataz inhibitörleri adı veri­lir. Anastrozol (Arimidex) denilen ilaç, östrojen üretimini önler; dolayısıyla genellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda kullanılır. Çoğunlukla göğüs kanseri yayılan kadınlara verilen ilaç, son araştırmalar doğrultusunda ös-trojene duyarlı erken dönem göğüs kanseri olan menopo­za girmiş kadınlarda da kullanılmaya başlamıştır.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/01/mansetPills.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/01/mansetPills-200x300.jpg" alt="" title="mansetPills" width="200" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-8475" /></a><br />
Araştırmalar, bu ilacın tamoksifenden daha etkili oldu­ğunu, daha az yan etkiye yol açtığım ve uzun vadeli kul­lanımda genel sağlığı daha az etkilediğini göstermiştir. Ay­rıca rahim kanseri ve kan pıhtılaşmasından kaynaklanan damar tıkanıklığı ve felç riskini azalttığı gözlemlenmiştir. Tamoksifen gibi, aromataz da günde bir kere tablet şeklin­de alınır ve yine tamoksifen gibi, ateş basmasına ve mide bulantısına neden olur. Ancak tamoksifenin tersine, ara-motaz kemik yoğunluğunu azaltır ve kemiklerde kırılma riskini arttırır. Aynca östrojen salgılamasını bütünüyle durdurmanın, bilişsel işleyiş üzerinde istenmeyen etkilere yol açması söz konusu olabilir.</p>
<p>Östrojen salgılanmasını durdurmanın diğer yollan<br />
Menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda, östrojen hor­monunu kaynağında durdurmanın iki yolu daha vardır:</p>
<p>1.  Yumurtalıklann ameliyatla alınması<br />
2.  Yumurtalıkların çalışmasına kimyasal yollarla ara veril­mesi.<br />
Ne yazık ki, yumurtalıklann alındığı ameliyattan sonra, doğal östrojenin birincil kaynağı olan yumurtalıktan yerine koymanın imkânı yoktur. Aynca ameliyattan önce, bu işle­min göğüs kanserini durduracağının garantisi de verilemez.</p>
<p>Bu nedenle östrojen üretimine geçici olarak son veren ilaçlar üzerinde durmak gerekir. Bu ilaçlardan biri aslında endometriozis15 için üretilen, ancak göğüs kanseri için test edilen goserelindir (Zoladex olarak da bilinir). Östrojen sal­gısının azaltılmasını düzenleyen başka ilaçlar da vardır (LH-RH analoglar). Bu ilaçlar, menopoz öncesi dönemde­ki kadınlarda yumurtalıklann çalışmasını geçici olarak durdurmak için kullanılır. Ancak tedaviye başladıklannda menopoz dönemine yaklaşmış olan kadınlar, ilacı bıraktık-lannda yumurtalıklarının çalışmaması durumuyla karşıla­şabilirler. Bu ilaçlar, kemik yoğunluğunu azaltacağı için kı­sa süreli olarak kullanılmalıdır.<br />
<strong><br />
Bağışıklık tedavisi (biyolojik tedavi)</strong><br />
Biyolojik tedavi olarak da bilinen bağışıklık tedavisi, kansere karşı savaşmak veya tedavinin yan etkilerini azaltmak için, doğrudan veya dolaylı olarak bağışıklık sis­temini kullanır.<br />
Kanser; bağışıklık sistemi bozulduğunda da ortaya çı­kabileceği için, bağışıklık tedavileri bu sistemi onarmak, gücünü arttırmak veya pekiştirmek üzere tasarlanır.</p>
<p>Herceptin (trastuzumab), monoklonal antikorlar (Mo-Ab) olarak adlandınlan yeni bir kanser ilacı grubuna aittir. Yayılmış ve ileri aşamada göğüs kanseri olan ve tümörleri aşırı miktarda HER-2 proteini üreten hastaların tedavisin­de kullanılır. Herceptin, göğüs kanseri hücrelerinin bölün­düğü ve büyüdüğü yollardan birine karışarak ve vücudun kendi bağışıklık sistemini pekiştirerek işler. HER-2, kanser hücresinin dışındaki sinyalleri içeriye taşıyan ve hücrelerin büyümesine yol açan bir büyüme faktörü reseptörüdür. Antikor olan herceptin ise, bu proteine tutunarak hücrele­rin bölünmesini ve büyümesini durdurur. Herceptinin ke-moterapi ilaçlarının göğüs kanseri üzerindeki etkisini art­tırdığı da gözlemlenmiştir. Dolayısıyla tek başına kemoterapiye cevap vermeyen kadınlarda kullanılabilir.</p>
<p>Herceptin, haftada bir kere damara kanştınlarak verilir. Tedavi yaklaşık bir saat sürer. Cidd>yan etkilerinin çok az olduğu gözlemlenmiştir. Fakat dikkate değer alerjik tepki­lere yol açabilir ve kalbe zarar verebilir. Oldukça yeni bir tedavi olmasına rağmen umut verici görünmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/aromataz-inhibitorleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tamoksifen</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/tamoksifen/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/tamoksifen/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 16:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hormon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8471</guid>
		<description><![CDATA[


 Tamoksifen, erken ve ileri dönem göğüs kanseri için 25 yılı aşkın bir süredir başanyla kullanılan ve en çok bilinen hormon tedavisi ilacıdır. Tamoksifenin vücut içinde çalış­ma şekli karmaşıktır. İlacın başlıca etkisi, östrojenin göğse gitmesini engellerken, diğer organlardaki östrojen işlevine engel olmamasıdır.
Farklı ilaç markalan adı altında da üretilen tamoksifen, günde bir kere tablet olarak alınır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tamoksifen, erken ve ileri dönem göğüs kanseri için 25 yılı aşkın bir süredir başanyla kullanılan ve en çok bilinen hormon tedavisi ilacıdır. Tamoksifenin vücut içinde çalış­ma şekli karmaşıktır. İlacın başlıca etkisi, östrojenin göğse gitmesini engellerken, diğer organlardaki östrojen işlevine engel olmamasıdır.</p>
<p>Farklı ilaç markalan adı altında da üretilen tamoksifen, günde bir kere tablet olarak alınır. Menopoz öncesi veya sonrası dönemdeki kadınlarda tek başına ya da kemotera-piden sonra kullanılabilir. Östrojen pozitif göğüs kanseri olan kadınlar, tamoksifen alınca sadece hastalığın nükset­me riskini azaltmakla kalmaz, aynca diğer göğüste yeni bir kanser oluşmasını da % 30-50 oranında azaltmış olurlar. (Örneğin, %10 kanser riski olan bir insanın riski %7 veya .5&#8242;e düşer.)<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/01/Tamoksifen.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/01/Tamoksifen.jpg" alt="" title="Tamoksifen" width="170" height="163" class="alignleft size-full wp-image-8472" /></a><br />
Tamoksifen genellikle 5 yıl boyunca kullanılır. Standart dozu, 20 miligramdır. Kullanıcılann, 5 yıldan fazla bir süre aldıklan takdirde ilaca karşı direnç kazandıklannı gösteren kanıtlar vardır. Aynca ilacı 5 yıldan fazla kullanmak hastaya zarar verebilir. Genellikle östrojen pozitif hastalara verilen ta­moksifen, progesteron pozitif hastalara da yararlı olabilir.</p>
<p>Tamoksifen, kanserle savaşmada etkili olmasının yanı sıra, kolesterolü düşürüp osteoporozu (kemik erimesini) yavaşlatır. Bu etkisi, menopoza girmiş kadınlar için aynca önemlidir. Kemoterapinin aksine, tamoksifen, menopoz öncesinde dönemde olan kadınlan menopoza sokmaz.<br />
Pek çok kadın, tamoksifenin hiçbir yan etkisini görmez. Az sayıda kadın da, bir tamoksifen markasının yan etki­sinden etkilenirken diğer markanınkinden etkilenmez. Na­dir olmakla birlikte tamoksifenin en çok görülen yan etki­ler şunlardır: </p>
<p>•  Ateş basması ve geceleri terleme. Bunlar ilk birkaç ay içinde azalsa da genellikle tamoksifen kullanıldığı süre­ce kendini hissettirir. Çay, kahve ve sigarayı kesmek bu konuda faydalı olabilir. Ayrıca bu yan etkiye karşı aku­punkturdan fayda görenler de vardır.<br />
•  Mide bulantısı ve hazımsızlık. Geceleri tamoksifeni yi­yecek veya sütle almak mide bulantısına iyi gelebilir.<br />
•  Kilo alma.<br />
• Vajinal akıntı veya vajinal kuruluk.<br />
•  Bulanık görme, bazen katarakt.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/tamoksifen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hormon Tedavileri ve Bağışıklık Tedavisi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/hormon-tedavileri-ve-bagisiklik-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/hormon-tedavileri-ve-bagisiklik-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 15:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan5</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hormon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8468</guid>
		<description><![CDATA[Hormon tedavileri nelerdir, bunlardan kimler ya­rarlanır?
Hormon tedavileri, tespit edilen tümör hücrelerinin bü­yümesinin kadınlık hormonları östrojen ve progesterona bağlı olduğu durumlarda kullanılır. Eğer  hücreler hormonlara cevap verir nitelikteyse, ameliyattan sonra geride kalan kanser hücreleri, vücudun ürettiği östro­jen ve progesterona bağlı olarak büyümeye devam edebilir.
Hormon tedavisi, göğüs kanseri tedavisinde ameliyat­tan önce veya sonra kullanılabilir. Ama genellikle, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hormon tedavileri nelerdir, bunlardan kimler ya­rarlanır?</p>
<p>Hormon tedavileri, tespit edilen tümör hücrelerinin bü­yümesinin kadınlık hormonları östrojen ve progesterona bağlı olduğu durumlarda kullanılır. Eğer  hücreler hormonlara cevap verir nitelikteyse, ameliyattan sonra geride kalan kanser hücreleri, vücudun ürettiği östro­jen ve progesterona bağlı olarak büyümeye devam edebilir.<br />
Hormon tedavisi, göğüs kanseri tedavisinde ameliyat­tan önce veya sonra kullanılabilir. Ama genellikle, ameli­yattan geriye kalan kanser hücrelerini öldürmek veya kanserin nüksetmesini önlemek için, tümör alındıktan sonra bu yola başvurulur. Menopoza girmemiş kadınlarda, östrojenin kaynağı olan yumurtalıkların çalışması, bu or­ganın ameliyat suretiyle alınması veya ilaç tedavisi yoluy­la durdurulabilir. Hormon tedavisi, östrojen reseptör pozi­tif tümörü olan kadınların metastatik hastalıklarının teda­visinde de faydalı olabilir.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/01/Hormon-Tedavileri.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/01/Hormon-Tedavileri-300x225.jpg" alt="" title="Hormon Tedavileri" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-8469" /></a><br />
Goserelin, yumurtalıklann işlevini geçici olarak durdur­mak için menopoza girmemiş kadınlara verilen aylık bir enjeksiyondur. Kemoterapi verilirken;&#8221;yumurtalıkları koru­mak veya tümörü küçültmek ya da büyümesini durdur­mak için kullanılabilir. Tedavi sona erdiğinde yumurtalık­ların tekrar çalışması, böylece hastanın doğurganlığını ka­lıcı olarak kaybetmemesi beklenir. 2003&#8242;ün Ağustos ayın­da European Journal of Cancet&#8217;da (Kaufmann ve arkadaş­ları, 2003) yayınlanan bir araştırmada, goserelinin umut verici yeni bir ilaç olduğu ve östrojen pozitif, node-pozitif erken dönem göğüs kanseri olan menopoza girmemiş ka­dınlarda, kemoterapinin etkili bir alternatifi olduğu belirtil­miştir.</p>
<p>Tümör östrojene duyarlı değilse, hormon tedavisinin kanserin nüksetme riskini azaltacağına dair kanıt yoktur. Bu durum, kanseri hormonlara duyarlı olmayan kadınların daha kötü bir sonuçla karşılaşacağı anlamına gelmez; sa­dece tedavinin farklı olacağını gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/hormon-tedavileri-ve-bagisiklik-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonlar ve Gebelik</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/hormonlar-ve-gebelik/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/hormonlar-ve-gebelik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2009 14:56:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik Gebelik Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=752</guid>
		<description><![CDATA[HORMONLAR VE GEBELİK
Gebelik süresince yapılan hormon ölçümleri, iki bezin etkinliğine bağlı olarak, uyumlu hormon dengesi bulunduğunu gösterir. Sözkonusu iki bez, varlığını sürdürerek aşırı büyüyen sarı cisim ile, yumurtanın eklentisi olan ve doğum sırasında görevi sona eren etendir.
Gebeliğin ilk üç ayı süresince, sarı cisim ile etenin etkinlikleri birbirini tamamlar. Daha sonraları, hormon üretiminin büyük bölümünü eten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HORMONLAR VE GEBELİK</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">Gebelik</a> süresince yapılan <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hormon-hastaliklari/">hormon</a> ölçümleri, iki bezin etkinliğine bağlı olarak, uyumlu hormon dengesi bulunduğunu gösterir. Sözkonusu iki bez, varlığını sürdürerek aşırı büyüyen sarı cisim ile, yumurtanın eklentisi olan ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">doğum</a> sırasında görevi sona eren etendir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/gebeligin-ilk-uc-ayi/">Gebeliğin ilk üç ayı</a> süresince, sarı cisim ile etenin etkinlikleri birbirini tamamlar. Daha sonraları, hormon üretiminin büyük bölümünü eten sağlayacaktır. 3. ayın sonundan sonra sarı cismin ortadan kalkması, gebeliğin sona ermesine neden olmaz.</p>
<p><strong>Eten hormonları</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/adet-kanamasi-adet-gorme/">Âdet kanaması</a>nın <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>laması gereken tarihten 5 gün öncesinden başlanarak, yani gebelik olasılığı henüz akla gelmezken, <a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">anne</a>nin organizmasında gonadotrofin adı verilen, etene özgü hormonlar bulunmaya başlamıştır. Sözkonusu hormonlar, eten çıkıntıları tarafından üretilir ve gebelik süresince organizmada çok büyük miktarlarda bulunurlar. En yüksek oran, 10. haftaya doğrudur; daha sonra hızlı bir azalma göstererek 4. ayın sonundan gebeliğin sonuna kadar aşağı yukarı değişmez oranda kalırlar. Gebelik teşhisi, gebe kadının sidiğinde sözko-nusu gonadotrofinlere büyük miktarlarda raslanmasına bağlıdır.</p>
<p><strong>Eten ve sarı cismin ortak hormonları</strong></p>
<p>İlk 3 ay boyunca eten ve sarı cisim, iki tip hormon (özellikle östrojenler) üretirler. Hormon ölçümleri, sözkonusu hormon miktarlarındaki artışın ilk 3 ay içinde nispeten yavaş ilerlediğini, son 6.ayda ise daha çabuk artarak, doğum sırasında azami düzeye ulaştığını gösterir. Son üç ayda, gebe kadının sidiğinde östriyol diye adlandırılan özel bir hormon türevi aranır; dölütün bezlerinin ve etenin işlevi konusunda bilgi sağlayan östriyolun sidikte bulunması, dölütün olgunlaştığının güvenilir bir belirtisidir.</p>
<p>Ayrıca, lüteinleştirici etkinlik gösteren hormonlar vardır. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/sidik-yolu-anormallikleri/">Sidik</a>te progesteron türevlerine, özellikle de pregnandiyol adı verilen bir cisme raslanır. Pregnandiyol oranı, gebelik döneminde değişmez ve düzenli bir artış gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/hormonlar-ve-gebelik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklik ve Dişilik Üreme Hormonları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/erkeklik-ve-disilik-ureme-hormonlari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/erkeklik-ve-disilik-ureme-hormonlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 23:07:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=695</guid>
		<description><![CDATA[ÜBEME HORMONLARI  
 Kuşakların varlığını ve sürekliliğini sağlayan üreme organlarının her iki cinste, ayrı karakter ve yapıda bu­lunduğunu görmüştük. Hormon adını verdiğimiz ve ayrın­tılı olarak anlatacağımız bazı maddeler de cinsel fonksi­yonlarda büyük rol oynamaktadır. Erkeklik ve dişilik hormanları, etkilerini gösterdikleri organlarda parçalanır. Bir kısmı da metabolizma olaylarına katılır ve kimyasal yapıları değişerek idrar, dışkı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜBEME HORMONLARI  </strong></p>
<p> Kuşakların varlığını ve sürekliliğini sağlayan üreme organlarının her iki cinste, ayrı karakter ve yapıda bu­lunduğunu görmüştük. Hormon adını verdiğimiz ve ayrın­tılı olarak anlatacağımız bazı maddeler de cinsel fonksi­yonlarda büyük rol oynamaktadır. Erkeklik ve dişilik hormanları, etkilerini gösterdikleri organlarda parçalanır. Bir kısmı da metabolizma olaylarına katılır ve kimyasal yapıları değişerek idrar, dışkı, tükürük ve öteki salgılarla dışarı atılır.<br />
Hormonun bulunuşu, daha doğru bir deyimle cinsel hormonun bulunuşu 19. yüzyılın ortalarına rastlar ve kay­nağını şu gözlemden almıştır: Bir horoz iğdiş edildiğinde, onun horoz olmasını belirleyen özellikler geriler. Aynı iş­lem genç bir hayvanda uygulandığında, bu özelliklerin ge­lişmediği görülür. Çıkarılan testisler aynı hayvanın bir başka yerine yerleştirilirse, o zaman genellikle iğdiş edilmenin doğurduğu olayların ortaya çıkmadığı görülür. Bu deneyi ancak bir şekilde açıklamak mümkündür. O da testislerin hayvana erkeklik karakterini veren bazı mad­deler yaptığını kabul etmektir.</p>
<p>Kadındaki Bartholin bezi mikroskop altında incelendi­ğinde, birbirine sıkıca bağlanmış birçok hücre dikkati çe­ker. Bu hücrelerin içinde ilginç bir olay süregelmektedir. Başlangıçta yalnızca küçük bir damla şeklinde olan akıcı bir sıvı meydana gelir. Hücrenin çeşitli kısımlarında ya­pılan damlalar daha büyük bir damla halinde birleşir ve küçük kanallara itilir. Bu küçük kanallar da bir araya ge­lerek daha büyük kanallar yapar ve bunlar meydana gelen sıvıyı vagina mukozasının yüzeyine getirir. Benzer yapıda daha başka bezler de vardır. Örneğin vücutta birtakım bezler deri yüzeyine gelen teri, başka bazı bezler de ağız ve diş mukozalarından salgılanan tükürüğü, vb. yapmak­tadır.<br />
Buna karşılık, içerisinde yapılan maddeyi boşaltabi­lecek kanalları olmayan bezler de vardır. Bunlar salgıları­nı doğrudan doğruya kana akıtır. Böylece organizmada iki bez grubu ayrılmaktadır: Bir yandan boşaltıcı yolları olan ve sıvılarını deri, mukozalar, vb&#8230; gibi vücudun çe­şitli kısımlarının yüzeyine salgılayanlar; öte yandan, sal­gılarını doğrudan doğruya kana boşaltanlar. Birincilere dtş salgı besleri, ikincilereyse iç salgı bezleri adı verilir.<br />
İşte iç salgı bezleri tarafından doğrudan doğruya kana dökülen salgılar hormon adı altında tanınmaktadır. Bunlar kan aracılığıyla etki alanlarına kadar götürülür. Böylelikle organizma hormonlar tarafından yönetilmiş olmaktadır. Hormonların bir kısmı ya da tümü eksik ol­duğunda ya da tersine aşırı derecede yapıldığında önemli hastalıklar ortaya çıkmakta, hatta öldürücü sonuçlar bi­le görülmektedir. îç salgı bezleri yalnız fiziksel olaylar için değil, aynı zamanda ruhsal hayat için de gereklidir. Bir yaratığın mizacını, enerjik ya da durgun, öfkeli ya da soğukkanlı oluşunu belirleyen gene hormonlardır.</p>
<p>Cinsel bezler dendiğinde akla erkekte testislerin, ka­dın da yumurtalıkların geldiğini biliyoruz. Ama, insanın cinsel fonksiyonlarmı büyük ölçüde etkileyen daha baş­ka bezler de vardır. Yumurtalık ve testis, karma fonksiyo­nu olan bezlerdir. Her ikisi de kana verdikleri hormon­ların yanı sıra üreme hücrelerini, yani spermatozoid ve yu­murtacığı da yapar. Testislerin içinde, spermatozoidlerin yapıldığı dolambaçlı küçük kanalların arasında, gene ba­zı küçük hücre adacıkları vardır. Bunlar, şimdilik «erkek cinsel hormonu» adını vereceğimiz bir hormon meydana getirir. Buna benzer bir olay da yumurtalıklarda süre­gelmektedir. Yumurtacıklar Graaf f olikülünde gelişmekte ama, bu folikülün çeperi aynı zamanda «dişi cinsel hormo­nu» nu da yapmaktadır.<br />
Erkek ve dişi cinsel hormonları bulûğ çağını belirle­yen ilk ve en önemli faktörlerdir. Erkeklik organının ve testislerin gelişmesinin sağlanması erkek cinsel hormonu aracılığıyla olur. Gene belirli bir çağdan sonra erkekte se­sin kalınlaşması, önce üretim organları çevresinin, koltuk altının ve sonradan da yüzün, göğüslerin, kol ve bacakla­rın kıllanması, erkeklik hormonunun organizmadaki etki­si sonucudur. Kadında da cinsel organların olgunlaşması, sonra bu bölgelerin ve koltuk altının kıllanması, göğüsle­rin büyümesi, kadının belirli vücut kısımlarının yuvarlak­laşması ve bulûğ çağından başlamak üzere âdet devrele­rinin oluşu da gene dişi cinsel hormonunun varlığıyla ilgi­lidir.<br />
Erkekle kadın arasındaki fiziksel ayrılıklar, önem sı­rasına göre çeşitli gruplara ayrılmıştır. Her şeyden önce, erkekte penis, torbalar, testisler, prostat vb., kadındaysa rahim, vagina, bızır, dudaklar ve yumurtalıklar olmak üzere iç ve dış cinsel organlar arasındaki farklılık ortadadır. Bunlar kadınla erkeği birbirinden ayıran en belir­li özellikler olup «birincil seks karakterleri» adını alır. Buna karşılık, görevi doğrudan doğruya cinsel ilişkiler ve çoğalma olmayan, yani kelimenin tam anlamıyla cinsel or­gan sayılmayan ama, kişisel cinsiyetin özelliklerini ye­ren bazı organlar vardır. Aneak cinsel hormonların çalış­malarıyla olgunluğa erişebilen bu oluşumlara da «ikincil seks karakterleri» denmektedir. Eğer hormon faaliyeti olmazsa, örneğin bîr erkek çocuk herhangi bir nedenle gençken iğdiş edilirse, ikincil seks karakterleri hiçbir za­man oluşamaz. Üreme hormonları&#8217; yalnız ikincil değil, bi­rincil seks karakterleri üzerine de etkili olmaktadır. Bu konuya ileride yeniden döneceğiz.<br />
Testisler ve yumurtalıklar çocuğun doğumuyla birlik­te vücutta vardır. Ama, bu organlar ancak bulûğ çağında hormon salgılamaya başlar, işte belirli bir yaştan sonra yumurtacık ve spermatozoid, ya da dış salgı ve hormonlar, ya da iç salgı yapılmaya başlanması,, test is ve yumurtalık üzerinde etkili olan bir başka iç salgı bezinin çalışmasına dayanmaktadır. Bu da hipofiz bezidir. Kafanın içinde ve tam ortada bulunan, beyne yapışık durumdaki bu bezin boyutları bir kirazmkiler kadardır. Bugüne kadar, hipo­fiz tarafından yapılıp kana verilen 20&#8242;den çok mad­de bilinmektedir. Belki de, bilmediğimiz daha başkaları da vardır. Burada, hipofiz bezinin salgıladığı hormonlar içinde yalnız testisler ve yumurtalıklar üzerine etki ya­panları inceleyeceğiz.</p>
<p>Hayvanlar üzerinde şimdiye kadar uygulanmış olan çok sayıda deney, bulûğ çağından önce hipofiz çıkarıldı­ğında yumurtalıkların ve testislerin, bulûğ başlatan ve ikincil seks karakterlerini ortaya çıkaran hormonları yapmadiğini göstermiştir. Ama, eğer bu hormon daha bulûğ çağma erişmemiş hayvanlara şırınga edilirse, yumurta­lıklar ve testisler hemen hormon yapmaya başlar ve ol­gunlaşır. Çocuklardaki çok erken bir fiziksel ve ruhsal olgunluk, hipofiz bezinin normal dışı ve ölçüsüz çalışma­sının belirtisi olabilir.<br />
Erkekteki üreme bezlerinin erkeklik hormonu, kadı­nın üreme bezlerinin de dişilik hormonu yaptığını söyls-miştik. Buna karşılık hipofiz hormonu erkekte ve kadın­da birbirine benzerlik gösterir. Şimdiye kadar yapılan de­neylerin ve alınan sonuçların ışığı altında, özellikle erkek ya da dişi bir hipofiz hormonu olmadığı kabul edilmekte­dir. Ama, bu hormon yumurtalıkları ve testisleri, özellikle erkek ya da özellikle dişi hormonlar yapmak üzere uya­rır ve böylece cinsel olgunluk olayını dolaylı bir şekilde başlatmış olur. Eğer genç bir çocuğun bulûğdan önce tes­tisleri çıkarılacak olursa, organizmada sağlam bir hipo­fiz olmasına rağmen bulûğ gecikecektir. Bunun yanı sıra eğer bulûğdan önce hipofiz hasta ya da çalışamayacak durumdaysa, testisler ya da genç kızda yumurtalıklar ne ka­dar sağlam olursa olsun cinsel hormon yapamayacak ve gene bulûğ engellenecektir.<br />
Cinsel organları içine alan sistemin bütün fonksiyon­ları belirli kas kasılmalarıyla yakın ilişkidedir. Kasılma ve genişleme şeklinde olan bu kas çalışması sinirler tara­fından yürütülür. Öte yandan sinirlerin işe karışması da, erkek ya da dişi cinsel hormonlarının varlığına dayanır. Hormonların yapılabilmesi de ancak hipofizin, cinsel faa­liyetin oluşunda bir orkestra şefi rolünü oynamasıyla mümkündür. Ama, hipofiz de ayrıca beynin çalışmasıyla yakından ilgili ve en son olarak bilincin etkisi altında olan bir bezdir. Sonuç olarak görülüyor ki organizma içinde süregelen olaylar hiçbir zaman kendi başına olmayıp bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır ve biri bozuldu­ğunda, aradan çekildiğinde süreklilik ortadan kalkmakta­dır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/erkeklik-ve-disilik-ureme-hormonlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonlar Ve İlaçlar</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/hormonlar-ve-ilaclar/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/hormonlar-ve-ilaclar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2008 16:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hormon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kansertedavisi.us/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[HORMONLAR VE İLÂÇLAR
İnsan vücudu bir takım organ ve sistemlerden oluşur. Bunlar, hareket sistemi (kemikler, eklemler ve kaslar), dolaşım veya damar sis­temi, sinir sistemi, sindirim&#8217; sistemi, solunum sistemi, idrar ve üreme sistemi kadınlarda, memeler de bu sistem içinde değerlendirilir) ve beş duyu organları. Bir de endokrin sistem denilen, ;iç salgı bezleri vardır. Bunların bir özelliği ayrıca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HORMONLAR VE İLÂÇLAR</strong><br />
İnsan vücudu bir takım organ ve sistemlerden oluşur. Bunlar, hareket sistemi (kemikler, eklemler ve kaslar), dolaşım veya damar sis­temi, sinir sistemi, sindirim&#8217; sistemi, solunum sistemi, idrar ve üreme sistemi kadınlarda, memeler de bu sistem içinde değerlendirilir) ve beş duyu organları. Bir de endokrin sistem denilen, ;iç salgı bezleri vardır. Bunların bir özelliği ayrıca salgı kanalları yoktur ve saldık­ları hormonları doğrudan doğruya çevrelerindeki kan damarlarına dökerler ve hemen ikana, karışırlar. Bunlar arasrnda en önemlileri, be­yinde hipofiz, boyunda yer alan tiroid ve karın boşluğunda böbrek­ler üstünde yer alan böbrek üstü bezleridir. </p>
<p>Bunlara erkeklerde hus­yeleri (er bezlerini) kadınlarda yumurtalıkları eklemekteyiz. Zira, her ikiside çift fonksiyonlu bezlerdir. Er bezleri, erkek tohum hücrelerini (spermleri) yaparlar ve bunları ayrı bir kanalla er suyu keselerime gönderirlerken saldıkları erkek hormonunu doğrudan doğruya! kan damarlarına dökerler. Keza, kadınlarda yumurtalıklar yaptıkları yu­murtayı (dişi tohum hücresini) rahim borularına atarken, saldıkla­rı iki tür kadın hormonunu doğrudan doğruya kan damarlarına dö­kerler.</p>
<p>Hormonlar normal yaşam için mutlak ve zorunlu olan madde­lerdir. Hipofiz, tiroid, böbreküstü ile yumurtalık (erkeklerde husye­lerin) saldıkları hormonlar birbirlerini tamamlar ve etkilerler. Cinsi­yete ve yaşa göre bu bezlerin saldıkları hormonların, miktarı ve et­kileri bir denge içinde fonksiyon görürler. Bunlardan biri veya bir kaçının azlığı veya çokluğu dengeyi bozar. Dengenin bozulma de­recesine göre de, o insanda hafiften çok ciddiye kadar hastalıklara sebep olur. Bu husus eskiden beri bilinen bir gerçektir ve yeni de­ğildir.</p>
<p>Şu halde, özet olarak diyebiliriz ki, tüm hormonlar ve özellikle kadın ve erkek hormonlarının vücutta fazla miktarda ve devamlı ya­pımı veya dışarıdan (ister ağızdan alınmak, ister enjeksiyon veya di­ğer yollarla) vücuda verilmesi, hormonal dengeyi bozmaktadır. Bu­gün, vücuttaki hormon dengesi ile kanserler arasında yakın bir iliş­ki oldu&#8217;giu herkesçe kabul edilmiş bir husustur. Böylece, uzun süre devam eden cinsel hormonlarda aşırı fazlalık, cinsel organ kanserlerine sebep teşkil etmektedir diyebiliriz. Aşırı hormonal etkiler so­nucu prostat rahim ve göğüs (meme) kanserleri daha sık görülmek­tedir.</p>
<p>Doğum kontrol hapları (gebeliği önleyici haplar) kansere yol açar mı? sorusu sık sık sorulan sorulardandır. Zaman zaman bununla ilgili yazılar basında çıkmaktadır. Bu konuya, da değinmek isteriz. Bunlar, her firmanın kendine öz hazırladığı ve değişik oranlarda ya­pılmış iki hormonun birleşimidir. Amaç hipofiz bezine ve sonra yu­murtalıklara etki yaparak yumurtlamayı durdurmaktır. Böylece, yu­murtlama, yani kadın tohum yumurtası olmayınca da gebelik yer al­maz. Şu halde, bir çok hususlarla birlikte yaş faktörünü de dikkate alarak kullanılması gerekir bunların. Aksi takdirde çok miktarda ve devamlı kullanılması kuşkusuz vücuttaki hormonal dengeyi bozar. Bu da yukarıda belirttiğimiz sonuca neden olabilir. Bu nedenle, bu haplar muhakkak bir hekim kontrolü altında ve ancak belirli bir sü­re için kullanılabilir kanısındayız. Sürekli kullanmanın kanser dışın­da, bir çok yan etkileri olduğu bilinmektedir.</p>
<p><strong>İlaçlara gelince:</strong> Bilindiği gibi hastalıklarda kullanılan ilâç­ların hemen tümü doğal veya sentetik, şimik (kimyasal) maddelerin birleşimidir. Bu birleşimlerin şekli ve miktarları, de&#8217;ğil yanlız imal eden firmadan firmaya, ülkeden ülkeye de değişmektedir. Böylece, alınajn ilâçlar dünyanın değişik yerlerinde değişik sonuçlar gösterir­ler. Bu şimik maddelerin bazılarının çok miktarda ve sürekli kullanıl­malarının karstonojik etkiler gösterdikleri belirlenmiştir.<br />
Bu nedenle, ilâçları, özellikle antibiyotik, ağrı kesici, uyku ve­rici, sentetik perhiz hapları ve hormon preparatları gibi ilâçları her halde hekim önerisinde ve dikkatli kullanmak gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/hormonlar-ve-ilaclar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
