<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Kadınlarda Sosyal Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kadinlarda-sosyal-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Anne Babaların Bilmesi Gerekenler</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/anne-babalarin-bilmesi-gerekenler/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/anne-babalarin-bilmesi-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 2010 19:56:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=11050</guid>
		<description><![CDATA[Küçük Meşgul İnsanlar Leke Yaparlar Aşağıda küçük adamların yaptıkları lekeleri çıkartmak için, denenmiş ve doğru bilgileri sunuyoruz. • Tutkallı fiat etiketleri: Plastik maddelerden alkol veya temizlik sıvısıyla çıkartılabilir. Etiketleri çıkartmak için, yer fıstığı yağı, bebek yağı, yemek yağı veya sıcak sirke kullanın. • Halıda süt lekeleri: Karbonat ile silip elektrik süpürgesiyle süpürün. Diğer lekejer cam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p><strong>Küçük Meşgul İnsanlar Leke Yaparlar</strong></p>
<p>Aşağıda küçük adamların yaptıkları lekeleri çıkartmak için, denenmiş ve doğru bilgileri sunuyoruz.</p>
<p><strong>• Tutkallı fiat etiketleri:</strong> Plastik maddelerden <a href="http://www.kadinlar.tc/sigara-ve-alkol/">alkol</a> veya temizlik sıvısıyla çıkartılabilir. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/et-yemekleri/">Et</a>iketleri çıkartmak için, <a href="http://www.kadinlar.tc/yer-fistigi/">yer fıstığı</a> yağı, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">bebek</a> yağı, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/">yemek</a> yağı veya sıcak sirke kullanın.</p>
<p><strong>•  Halıda <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/sut-bebegi/">süt</a> lekeleri:</strong> Karbonat ile silip elektrik süpürgesiyle süpürün. Diğer lekejer cam temizleyicisi ile çıkabilir.</p>
<p><strong>• <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">Kan</a> lekeleri:</strong> Soğuk suda durulayın. Normal yıkamaya geçmeden içinde tuz olan soğuk suda bırakın. Veya hidrojen peroksid kullanın.</p>
<p><strong>• Halıda <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/idrar-hastaliklari/">idrar</a> lekesi:</strong> Çabuk olmanız gerekiyor. 1/2 bardak sirke ile 3/4 bardak su karıştırın. Lekenin üzerine az oranda damlatın. Birkaç dakika sonra merkezden yana doğru süngerle silin. Kuru bir bezle durulayın. Bu karışım her zaman elinizin altında bulunsun. Bir diğer solüsyonda 1 çorba kaşığı nişadırla 3/4 bardak suyun karışımıdır. Bu karışımı da az miktarda kullanacaksınız.</p>
<p><strong>• Alet veya camdaki izler:</strong> 1/4 bardak alkol, 1 <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/corba-tarifleri/">çorba</a> kaşığı beyaz sirke, 1 çorba kaşığı nişadırı 4 bardak sıcak suda eritip kullanın.</p>
<p><strong>Bebekler:</strong></p>
<p><strong>•  <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">Bebek</a> oyuncak ve şişeleri:</strong> 4 bardak suya karışmış birkaç kaşık karbonat ile temizlenir. Karbonat kokuyu da alır.</p>
<p><strong>• Bebeklerin gümüş Hediyelikleri:</strong> Islak bir bezin üzerine biraz <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">diş</a>macunu sıkıp oğun, daha sonra durulayın.</p>
<p><strong>• Yemek sonrası karışıklığı:</strong> Yemekten sonra temizlenmeyi çok az bebek sever. Bebeğinizin çenesine ve yanaklarına bebek yağı sürerek bu işi kolaylaştırabilirsiniz. Veya becerebilirse kendi kendini temizlemesi için bebeğinize bir elbezi verin (ılık olursa daha iyi). Elbezinin arkasına saklanıp, saklambaç oynayarak, temizliğinizi kısım kısım yapın. Yüksek bir sandalyenin üstüne, bir tepsiye bir kase su koyarsanız, bebeğiniz suyla oynarken siz de onu temizlersiniz. Geriye sadece kuru bir elbeziyle durulamak kalacaktır.</p>
<p><strong>• Bebek sandalyesini temizlemek:</strong> Ilık bir havada bahçeye çıkartıp hortumla yıkayın. Veya duşun altında temizleyin.</p>
<p><strong>Emekleyen Bir Bebekle:</strong></p>
<p><strong>• Boya izleri:</strong> Muşamba veya marleyden gümüş temizleyici ile çıkar. Tahta eşyaları içine sabun konmuş kuru bir yün bezle oğun.</p>
<p><strong>• Pis beyaz çoraplar:</strong> Biraz limonla kaynatın veya çamaşır makinesinde yarım saat 1/2 bardak otomatik bulaşık deterjanı ile yıkayın. Eğer çoraplar pamuklu ise biraz çamaşır suyu ilave edin.</p>
<p><strong>• Giyeceklerde mürekkep lekesi:</strong> Üzerine <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/sac-sagligi-ve-bakimi/">saç</a> spreyi sıkıp ılık suda yıkayın.</p>
<p><strong>• Saça yapışmış çiklet:</strong> Yer fıstığı yağı oldukça geçerlidir (daha sonra yağı temizleyeceksiniz). Sütlü çikolata ve soğuk krema ile de çıkartabilirsiniz. Eğer elbiselere yapışmışsa çikletin üzerine mumlu kağıt yayıp, ılık ütüyle çiklet eriyene kadar ütüleyin.</p>
<p><strong>• Kumaştan oyuncaklar:</strong> <a href="http://www.kadinlar.tc/misir/">Mısır</a> nişastasıyla ovup, fırçalayın.</p>
<p><strong>Siz Şimdi İşbaşında Bir <a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">Anne</a>siniz</strong></p>
<p>Kısa zamanda anneliğin devamlı işbaşında olmak olduğunu öğreneceksiniz.</p>
<p>Çocuğunuzun iştah ve yemek alışkanlıklarının, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>da yok olduğunu aklınızdan hiç çıkartmayın. Ufak bir hastalıkta bile katı besinler yerlerini sıvı besinlere bırakır. Eğer kusmuyorsa çocuğunuza bol bol <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/icecekler/">içecek</a> verin. İyileştiği zaman iştahı düzelecek ve aradaki farkı kapatacaktır.</p>
<p>Doktorunuz da sıvı bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/beslenme-ve-diyet/">diyet</a> uygulayabilir <a href="http://www.kadinlar.tc/portakal/">Portakal</a> suyu, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/icecekler/komposto-ve-hosaf-tarifleri/">komposto</a>, ayran, meyve suyu; kola gibi. Çocuğunuz bunları içmek istemezse kamışla vermeyi deneyin.<br />
<strong><br />
Donmuş meyve, patlamış dudaklar veya şişmiş <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a>lar için çok iyi bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ilk-yardim/">ilk yardım</a> yöntemidir:</strong> <a href="http://www.kadinlar.tc/kanama-ve-pihtilasma/">Kanama</a>yı azaltır, fazla şişmeyi önler, tadı da güzel olduğu için çocuğun rahatsızlığını azaltır. Donmuş meyve iyi temizlenmiş buz</p>
<p><strong>Meyve suyu</strong> Buzu bir kaba koyup üzerine meyve suyunu dökün, için veya kaşıkla yiyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/anne-babalarin-bilmesi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Bilmesi Gereken Pratik Bilgiler</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/kadinlarin-bilmesi-gereken-pratik-bilgiler/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/kadinlarin-bilmesi-gereken-pratik-bilgiler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2010 15:59:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=11046</guid>
		<description><![CDATA[Küçük Meşgul İnsanlar Leke Yaparlar Aşağıda küçük adamların yaptıkları lekeleri çıkartmak için, denenmiş ve doğru bilgileri sunuyoruz. • Tutkallı fiat etiketleri: Plastik maddelerden alkol veya temizlik sıvısıyla çıkartılabilir. Etiketleri çıkartmak için, yer fıstığı yağı, bebek yağı, yemek yağı veya sıcak sirke kullanın. • Halıda süt lekeleri: Karbonat ile silip elektrik süpürgesiyle süpürün. Diğer lekeler cam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük Meşgul İnsanlar Leke Yaparlar</strong></p>
<p>Aşağıda küçük adamların yaptıkları lekeleri çıkartmak için, denenmiş ve doğru bilgileri sunuyoruz.</p>
<p><strong>• Tutkallı fiat etiketleri:</strong> Plastik maddelerden alkol veya temizlik sıvısıyla çıkartılabilir. Etiketleri çıkartmak için, yer fıstığı yağı, bebek yağı, yemek yağı veya sıcak sirke kullanın.</p>
<p><strong>•  Halıda süt lekeleri:</strong> Karbonat ile silip elektrik süpürgesiyle süpürün. Diğer lekeler cam temizleyicisi ile çıkabilir.</p>
<p><strong>• Kan lekeleri:</strong> Soğuk suda durulayın. Normal yıkamaya geçmeden içinde tuz olan soğuk suda bırakın. Veya hidrojen peroksid kullanın.</p>
<p><strong>• Halıda idrar lekesi:</strong> Çabuk olmanız gerekiyor. 1/2 bardak sirke ile 3/4 bardak su karıştırın. Lekenin üzerine az oranda damlatın. Birkaç dakika sonra merkezden yana doğru süngerle silin. Kuru bir bezle durulayın. Bu karışım her zaman elinizin altında bulunsun. Bir diğer solüsyonda 1 çorba kaşığı nişadırla 3/4 bardak suyun karışımıdır. Bu karışımı da az miktarda kullanacaksınız.</p>
<p><strong>• Alet veya camdaki izler:</strong> 1/4 bardak alkol, 1 çorba kaşığı beyaz sirke, 1 çorba kaşığı nişadırı 4 bardak sıcak suda eritip kullanın.</p>
<p><strong>Bebekler:</strong></p>
<p><strong>•  Bebek oyuncak ve şişeleri:</strong> 4 bardak suya karışmış birkaç kaşık karbonat ile temizlenir. Karbonat kokuyu da alır.</p>
<p><strong>• Bebeklerin gümüş Hediyelikleri:</strong> Islak bir bezin üzerine biraz dişmacunu sıkıp oğun, daha sonra durulayın.</p>
<p><strong>• Yemek sonrası karışıklığı:</strong> Yemekten sonra temizlenmeyi çok az bebek sever. Bebeğinizin çenesine ve yanaklarına bebek yağı sürerek bu işi kolaylaştırabilirsiniz. Veya becerebilirse kendi kendini temizlemesi için bebeğinize bir elbezi verin (ılık olursa daha iyi). Elbezinin arkasına saklanıp, saklambaç oynayarak, temizliğinizi kısım kısım yapın. Yüksek bir sandalyenin üstüne, bir tepsiye bir kase su koyarsanız, bebeğiniz suyla oynarken siz de onu temizlersiniz. Geriye sadece kuru bir elbeziyle durulamak kalacaktır.</p>
<p><strong>• Bebek sandalyesini temizlemek:</strong> Ilık bir havada bahçeye çıkartıp hortumla yıkayın. Veya duşun altında temizleyin.</p>
<p><strong>Emekleyen Bir Bebekle:</strong></p>
<p><strong>• Boya izleri:</strong> Muşamba veya marleyden gümüş temizleyici ile çıkar. Tahta eşyaları içine sabun konmuş kuru bir yün bezle oğun.</p>
<p><strong>• Pis beyaz çoraplar:</strong> Biraz limonla kaynatın veya çamaşır makinesinde yarım saat 1/2 bardak otomatik bulaşık deterjanı ile yıkayın. Eğer çoraplar pamuklu ise biraz çamaşır suyu ilave edin.</p>
<p><strong>• Giyeceklerde mürekkep lekesi:</strong> Üzerine saç spreyi sıkıp ılık suda yıkayın.</p>
<p><strong>• Saça yapışmış çiklet:</strong> Yer fıstığı yağı oldukça geçerlidir (daha sonra yağı temizleyeceksiniz). Sütlü çikolata ve soğuk krema ile de çıkartabilirsiniz. Eğer elbiselere yapışmışsa çikletin üzerine mumlu kağıt yayıp, ılık ütüyle çiklet eriyene kadar ütüleyin.</p>
<p><strong>• Kumaştan oyuncaklar:</strong> Mısır nişastasıyla ovup, fırçalayın.</p>
<p><strong>Siz Şimdi İşbaşında Bir Annesiniz</strong></p>
<p>Kısa zamanda anneliğin devamlı işbaşında olmak olduğunu öğreneceksiniz.</p>
<p>Çocuğunuzun iştah ve yemek alışkanlıklarının, hastalıklarda yok olduğunu aklınızdan hiç çıkartmayın. Ufak bir hastalıkta bile katı besinler yerlerini sıvı besinlere bırakır. Eğer kusmuyorsa çocuğunuza bol bol içecek verin. İyileştiği zaman iştahı düzelecek ve aradaki farkı kapatacaktır.</p>
<p>Doktorunuz da sıvı bir diyet uygulayabilir Portakal suyu, komposto, ayran, meyve suyu; kola gibi. Çocuğunuz bunları içmek istemezse kamışla vermeyi deneyin.</p>
<p>Donmuş meyve, patlamış dudaklar veya şişmiş ağızlar için çok iyi bir ilk yardım yöntemidir: Kanamayı azaltır, fazla şişmeyi önler, tadı da güzel olduğu için çocuğun rahatsızlığını azaltır.</p>
<p><strong>Donmuş meyve</strong></p>
<p>iyi temizlenmiş buz</p>
<p>Meyve suyu</p>
<p>Buzu bir kaba koyup üzerine meyve suyunu dökün, için veya kaşıkla yiyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/kadinlarin-bilmesi-gereken-pratik-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençlik</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/genclik-ve-moda/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/genclik-ve-moda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 22:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Ve Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8837</guid>
		<description><![CDATA[Gençler yetişkinlerden farklı olmak, ailelerinin yaptıkla­rını değil de onlardan daha farklı, daha önce görülmemiş şeyler yapmak isterler. Bu şekilde varlıklarını, yeni bir insan olduklarını ispat etmek isterler. Aslında bu bir nevi yenilikçiliktir. Daha önce görülme­miş, akla gelmemiş bir şey ilk defa ortaya çıkmış olmalıdır. Böylece gençler arasında bazı şeyler moda olur. Moda bazen giyim kuşam, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gençler yetişkinlerden farklı olmak, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>lerinin yaptıkla­rını değil de onlardan daha farklı, daha önce görülmemiş şeyler yapmak isterler. Bu şekilde varlıklarını, yeni bir insan olduklarını ispat etmek isterler.</p>
<p>Aslında bu bir nevi yenilikçiliktir. Daha önce görülme­miş, akla gelmemiş bir şey ilk defa ortaya çıkmış olmalıdır. Böylece gençler arasında bazı şeyler moda olur.</p>
<p>Moda bazen giyim kuşam, <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/ayak-hastaliklari/">ayak</a>kabı, takı gibi çeşitli eşya­larda yenilikler, bir nevi farklılıklardan oluşmaktadır. Genç­ler büyüklerinden farklı, orijinal veya daha çok da yaş gru­buna özgü olacak şekilde giyinmek isterler.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/moda.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8838" title="moda" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/03/moda-282x300.jpg" alt="" width="300" height="250" /></a><br />
Bazen de tavır­larda, kullanılan deyimlerde ortaya çıkar. Mesela tuhaf bir Türkçeyle konuşmak gibi&#8230;Gençlerdeki bu farklı olma isteği, gençlerle aile arasında pek çok sorun yaşanmasına neden olabilir.<br />
Bu bazı ailelerde, &#8220;Kısa giymek, <a href="http://www.kadinlar.tc/makyaj/">makyaj</a> yapmak&#8221;dır; bazı ailelerde ise &#8220;<a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/sac-sagligi-ve-bakimi/">saç</a>ını pembeye boyama, kulağına, dudağına, gö­beğine pearsing taktırmak, dövme yaptırmak gibi&#8221; şeylerdir.<br />
Hatta genç için aileye zıt düşmek kural gibidir. Mesela ai­le gelenekçi ise, açık giyim ile ters düşülür; aile modern ise, garip kılıklarla ters düşülür; ama illa ki ters düşülür.</p>
<p>Gencin bu davranışının iki nedeni vardır; biri kimliğini, özgürlüğünü ispatlamak; diğeri, arkadaş grubuna ait olmak Bu dönemde gençler, yaşıtlarının getirdikleri yenilikleri veya farklılıkları onlar için çıkarılmış <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">kan</a>unlar gibi algılar­lar. Bir genç diğer gençlerin giydiklerini giymez, yaptıkları­nı yapmazsa dünya yıkılacak diye düşünür.</p>
<p>Ailenin yasaklamaları ve eleştirileri ile arkadaşları tara­fından hor görülme riski arasında bocalar, acı duyarlar. Bu dönemde ailelerin yasakları, &#8220;ya arkadaşların ya biz&#8221; şeklin­de bir tercih zorlaması gibi algılanır. Çoğu zaman da hangi taraf seçilirse seçilsin acı duyulur.</p>
<p>Aslında ergen anne babasının sağladığı güvence dolu pe­şin sevgiyi de kaybetmek iste<a href="http://www.kadinlar.tc/memelergogusler/">meme</a>ktedir, ama bir yandan da yeni çevre edinmek, yeni tecrübelere yelken açmak da iste­mektedir.<br />
Bu dönemin <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/">sağlık</a>lı geçirilmesi için, çocuğun sosyalleştiği çevrenin sizin onaylayacağınıza çok zıt özellikte olmama­sı iyi olur. Bununla birlikte çocuğunuzu bilinçlendirmek ve izlemek şartıyla bazı olayları <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a>lemesine izin verilebilir. </p>
<p>Böylece genç, bir çevredeki olumsuzlukları kendi tenkit ye­teneği ile reddetme deneyimi yaşayabilir&#8230;Bu dönemin bir özelliği de gençlerin hayal güçlerinin ge­nişliği ve zenginliğine bağlı olarak gerçekçilikten uzak oluşu­dur. Gençler bu dönemde çok hayal kurarlar ve kurdukları hayalleri gerçek gibi düşünürler. Gerçek olayları hayal güç­leriyle süsleyip abartmaları da çok görülür. Olumlu şeyler hayal ettikleri gibi olumsuz şeyler de hayal edebilirler; <a href="http://www.kadinlar.tc/adet-kanamasi-adet-gorme/">ade­t</a>a hayal âleminde yaşarlar.</p>
<p>Bu nedenle artistleri, futbolcuları ve ses sanatçılarını ken­dilerine idol seçerler. İdol, bir nevi put demektir, yani ulaşılması güç, insanüstü, çok yüce, tapınma gibi duygularla bağ­lanılan&#8230;Gençler de kendilerine sunulan starlara âşık olurlar ve onlar gibi olmak için uğraşırlar. Onlar gibi davranmaya, konuşmaya, giyinmeye ve hatta saçını onlar gibi kestirme­ye <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>larlar. Posterlerini odalarının duvarlarına asar, kon­serlerini ve televizyonda çıkan programlarını kaçırmamaya çalışırlar.</p>
<p>Yaşanan bu tarz sorunların bazıları zamanla kendiliğin­den geçebilir, bazıları ise daha ciddi boyutlara taşınabilir. Mesela genç, &#8220;ikimizde mavi gözlüyüz&#8221; yada &#8220;ikimizin de adı &#8230;harfiyle başlıyor&#8221; gibi bir nedenle kendisini bir kişiyle aşırı Özdeşleştiriyor, ona laf söyletmiyor, kendi hayatını ya­şamayı bırakmış, onun başarılarıyla avunuyorsa; bu şizofre­niye kadar gidebilen ciddi bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ruhsal-ve-psikoloji-hastaliklari/">psikoloji</a>k vakanın habercisi olabilir.</p>
<p>Böyle durumlarda <a href="http://www.kadinlar.tc/ergenlik-cagi-bozukluklari/">ergenlik</a> dönemindeki çocuğunuzu bir psikologa gitmeye ikna etmek çok güç olabilir. Onu zorlamaksa hiçbir sonuç vermeyecektir. Ama aile gençten önce bir psikologa gidip danışmanlık alırsa doğru davranış biçi­minin nasıl olması gerektiğini öğrenir. Öneriler ebeveynler tarafından doğru ve tutarlı bir şekilde uygulandığında, herhangi bir psikologa gitmesine gerek kalmadan sorun­ların çözümü sağlanabilir.</p>
<p>Çoğu zaman kişinin kendine güveni arttıkça, kendi inan­cını, amacını, idealini, yolunu seçip çalıştıkça bu aşırılıklar azalır. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">Çocuk</a>lara starlar yerine faydalı &#8220;örnek insanlar&#8221; tanı­tıp benimsetmek de iyi bir yoldur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/genclik-ve-moda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annenin Günlük Yaşamını Düzenlemesi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/annenin-gunluk-yasamini-duzenlemesi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/annenin-gunluk-yasamini-duzenlemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 14:51:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=905</guid>
		<description><![CDATA[ANNENİN GÜNLÜK YAŞAMINI DÜZENLEMESİ Genç anne evine dönmekten büyük bir mutluluk duyar; ama ilk anların mutluluk duygusu çabuk geçer; bebek, varlığını herkese duyurur. Annenin günlük yaşamını düzenleme zamanı gelmiştir: Biberonu hazırlamak, bebeğin üstünü değiştirmek gerekmektedir; gerekmektedir ama kolay değildir; süt, istendiği kadar çabuk ısınmaz; biberonun deliği ya çok dar, ya çok geniştir; geğirmesi gereken zamanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANNENİN GÜNLÜK YAŞAMINI DÜZENLEMESİ</strong></p>
<p>Genç anne evine dönmekten büyük bir mutluluk duyar; ama ilk anların mutluluk duygusu çabuk geçer; bebek, varlığını herkese duyurur. Annenin günlük yaşamını düzenleme zamanı gelmiştir:</p>
<p>Biberonu hazırlamak, bebeğin üstünü değiştirmek gerekmektedir; gerekmektedir ama kolay değildir; süt, istendiği kadar çabuk ısınmaz; biberonun deliği ya çok dar, ya çok geniştir; geğirmesi gereken zamanda bebek bir türlü geğirmez. Annenin sinirleri bozulmaya başlar. İlk bebeğini doğurmuş bir anne için, ilk günler genellikle moral bozucudur. Doğum ertesinin fizyolojik yorgunluğuna eklenen ev işleri, sık sık hafif bir bitkinlik dönemine yolaçar. Bebek, ziyaretçiler için temiz olması gereken ev, ihmal edilmemesi gereken koca&#8230; program oldukça yüklüdür!</p>
<p>Her şeyden önce, günlük yaşamı iyi düzenlemek gerekir; ama hedef, doğumevinden dönüşün ertesi günü evi tertemiz yapmak, ütüsüz çamaşır bırakmamak, lokantalardaki gibi zengin ve çeşitli sofralar hazırlamak değildir. Genç loğusa her şeyi en iyi biçimde yapmak isterken bir sonrakini geciktirir; bu da onun sinirlerini gerer, sonuçta ruhsal bir çöküntüye yuvarlanabilir. Hiç bir şeyden zevk almaz olur, kendini koyuverir. Kocanın bu durumda yardımı büyük önem taşır. Kendini bir kenara itilmiş duymak yerine karısına güç vermesi, hattâ gerektiğinde yardımdan kaçınmaması gerekir.</p>
<p>Günlük yaşam, çocuğun yemek saatlerine bağlı olarak 3-3,5 saatlik bölümlere göre düzenlenir. Dolayısıyle annenin günlük uğraşlarını emzirmeler arasına sığdırması gerekmektedir. Biberon saatlerini de ailenin öteki işlerine göre o ayarlayacaktır. Sözgelimi 5,30, 8,30, 11,30 uygulaması, çocuklarını okula götürmesi gereken bir anneye göre değildir.</p>
<p>Kadının başka çocukları varsa, soruna pek yabancı değildir, dolayısıyle çözümleri de kolaylaşır.</p>
<p>İlk bebeklerini doğurmuş kadınların, günlük yaşamlarını çok iyi düzenlemeleri temel koşuldur. Her gün yerine haftada 2-3 kez alışverişe çıkmak (modern buzdolapları buna olanak vermektedir) bir çözüm yolu olabilir. Temizlik, çamaşır ve giyecek bakımı da haftanın öteki günlerine bölüştürülür. Anne ve babanın sessizlik içinde yemek yemelerimi sağlamak için, bebek, yemeklerden önce ya da sonra beslenmelidir.</p>
<p>Çevre düzene girdikten sonra,,dinlenme zamanı gelir. Bu saatlerde annenin biraz ferahlaması gerçekten gereklidir (bebeğin sık sık uyandırması yüzünden uykusuz geçen gecesinin biraz olsun acısını çıkarması da). Çalışan annenin, akşam eve döner dönmez, son biberondan önce bebeğe banyosunu yaptırması yararlı olabilir. Bu «törene» baba da katılabilir. Gerçi bu, emzirme ya da mama saatini biraz geciktirir, ama önemli değildir; banyonun yatıştırıcı etkisi de gece başlangıcında görülmeye başlayacaktır.</p>
<p>Bu saydıklarımız genel kurallardır. Her bebek ve ailesi ayrı bir olay oluşturduğundan, bu konuda katı kurallar vermekten kaçınmak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/annenin-gunluk-yasamini-duzenlemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgi ve Kıskançlık Gösterileri</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/sevgi-ve-kiskanclik-gosterileri/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/sevgi-ve-kiskanclik-gosterileri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 15:57:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ailesinde Kadının Yeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=520</guid>
		<description><![CDATA[Şimdiye kadar evlilikte aşkın önemini anlatmaya çalıştık. Şimdi de küçük ama önemli birkaç nokta üzerinde durmak is­tiyoruz. Evlilik rayına oturduktan sonra, sevgi ifade eden davranışlarla aradaki bağı canlı tutmak gerekir. Aslında sevgi, aşk, tıpkı bir çiçek gibidir. Sürekli ba­kım, dikkat ister. İlk bakışta gereksiz gibi gelebilir, ama, aslında evlilik haya­tına renk veren eşler arasındaki uyumu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdiye kadar evlilikte aşkın önemini anlatmaya çalıştık. Şimdi de küçük ama önemli birkaç nokta üzerinde durmak is­tiyoruz.<br />
Evlilik rayına oturduktan sonra, sevgi ifade eden davranışlarla aradaki bağı canlı tutmak gerekir. Aslında sevgi, aşk, tıpkı bir çiçek gibidir. Sürekli ba­kım, dikkat ister. İlk bakışta gereksiz gibi gelebilir, ama, aslında evlilik haya­tına renk veren eşler arasındaki uyumu pekiştiren bu sevgi, ilgi dolu davranış­lardır. Özellikle de kadınlar böyle şeyle­re çok önem verirler. Eşlerinin kendileri­ne olan sevgilerinden emin olsalar bile, nişanlılık günlerini hatırlatan bu sevgi ifadelerinden çok hoşlanırlar. Bir buket çiçek, başbaşa yenen bir akşam yemeği, anlamlı bir bakış onları mutlu etmeye yeter. Erkekler için ise durum biraz farklıdır. Evlilik rayına oturduktan son­ra erkek için genellikle işi birinci plana geçer. Nişanlılık döneminde işini ortak mutlulukları için bir araç olarak gören erkek genellikle, evlendikten ve evliliği belli bir düzene girdikten sonra kendini tatmin etmek varlığını ispatlamak için mesleğinde başarılı olmayı, yükselmeyi hedef edinir. Erkeğin iş hayatında başa­rılı olmaya çalışması, meslek sahibi ol­mayıp, ev kadınlığını tercih eden kadını olumsuz yönde etkiler. Kadın, kocasının işini kendisinden üstün tuttuğu fikrine kapılır. Ve belki farkında bile olmadan kocasının işine karşı düşmanlık besle­meye başlar. Hatta bu işin kendisine ra­hat bir hayat, birtakım isteklerini ger­çekleştirme imkanı sağladığını bile umursamaz.<br />
İşini başka bir kadından da tehlikeli bir rakip olarak görür.<br />
Böyle bir durumda, çoğu kadın, içten içten öfkelense de susar. Ancak, bazısı kocasının işinde başarısız olmasını iste­yecek kadar isyan eder. Hatta kimisi bu­nun için çalışır &#8220;bile. Tabibi bu çok istisnaî bir durumdur.<br />
Rayına oturmuş evliliklerde yakınma konusu olan bir başka konu da suskun­luktur. Bir dönem gelir, eşler birbirleri­ne söyleyecek hiçbir şeyleri kalmamış gibi susarlar. Bazen, birleştirici, huzur dolu bir suskunluktur bu. Bazen de eşle­rin birbirinden uzaklaşıp ayrı dünyalar­da yaşadığı bir suskunluktur. Bu sonun­cu durumda konuşacak bir şeyler bul­malı suskunluğa son vermelidir. Seçile­cek konuya çok dikkat etmek gerekir. Zira, sırf konuşmuş olmak, için konuş­mak, bazen diğerinin hoşlanmadığı bir konuyu açtırır insana.<br />
Böyle zamanlarda, güzel bir anıyı tazelemek, akıl danışmak, konuşmaktan hoşlandığı bir konuyu açmak şu tatsız sessizliği bozmaya, havayı yumuşatma­ya yeter.<br />
Durup dururken, aşırı biçimde kibar­laşmanız, alışılmamış, biçimde, o güne kadar hiç davranmadığınız gibi kibar davranmanız da eşinizi kuşkuya düşüre­bilir. &#8220;Birini bırakmak istediğinizi an­latmak istiyorsanız, ona kibar davran­manız yeter&#8221; diye bir söz vardır, unut­mayın.<br />
Eşler birbirlerinin özgürlüklerine say­gı duymalıdır. Kadın ve erkek bütünle­şerek &#8220;biz&#8221; olduğunda &#8220;benler&#8221; ortadan kalkmaz. Kocasının mektubunu açan bir kadın kocasının, karısının mektubunu kendisinden habersiz okuyan bir erkek, de karısının özgürlüğünü kısıtlamış, en tabiî haklarına tecavüz etmiş demektir.<br />
Kimi zaman eşler birbirlerinden gizli hiçbir şeyleri olmadığını söylerler. Her yaptıklarını birbirlerine anlatırlar, mek­tuplarını okurlar. Ancak, bu, her zaman da gerçek anlamda tam bir anlaşma de­mek değildir. Aksine karşılıklı bir gü­vensizlik bile sözkonusu olabilir.<br />
Evlenmeden önce gerek kadın gerekse erkeğin belli bir çevreleri, arkadaşları vardır. Evlendikten sonra bunlardan tamamiyle kopmaları beklenemez. Erkek de kadın da arkadaşlarıyla sohbet et­mek, yemek yemek isteyebilir. Bu istek­lere herkesin saygı göstermesi gerekir.<br />
Evliliğin ilk zamanlarında eşler sürek­li bir arada olurlar. Sonraları bu sürekli arkadaşlık beraberlik ağır gelmeye baş­lar. Eşlerden biri yalnız kalmak istedi­ğinde diğeri aralarındaki bağın koptuğu sevilmediği hissine kapılır. Oysa hu, yal­nız kalma, kendini dinleme ihtiyacından başka bir şey değildir. Bu yüzden evlili­ğin ilk aylarından itibaren, hatta daha balayında çiftler, birbirlerine, kisa bir süre için de olsa yalnız kalma fırsatı ver­melidirler.<br />
Bazı eşler, çoğunlukla da kadınlar sus­kunluğu da kendilerine bir rakip olarak görürler. Suskunluk anlarında eşlerinin kendilerini düşünmediğini bilirler ve kendilerini aldatılmış hissederler. Bu tür duygular içindeki kimi kadınlar eşle­rini bir an bile yalnız bırakmak istemez­ler. Gündüz sürekli iş yerinden telefonla ararlar. Bu davranışlarını da, eşlerini çok sevdikleri, ondan ayrı kalamadıkla­rı, sürekli yanında olmak istedikleri ge­rekçesiyle mazur göstermeye çalışırlar. Aslında, çoğu zaman gerçek sebep kıs­kançlıktır. Bu tür davranışlarım sınır­landırmasında yarar vardır. Arada bir kocaşının iş yerine gidebilir. Ancak, bu ziyaretleri çok kısa sürmeli, gerekli ol­duğunda yapılmalıdır.<br />
Kıskançlık, duyguların en gereksizi­dir. Aslmda kıskançlık da bütün diğer duygular gibi insana özgü bir duygudur. Son derece tabiîdir. Ancak, aşırıya kaç­tığında tatsız, itici rahatsız edici olur. Kıskançlığı hepimiz tanırız. Yalnızca sevgi olayına ait bir duygu olmadığım da biliriz. Bu, özel bir ilgi duyduğumuz kişinin başkalarına veya başka şeylere bize duyduğundan daha fazla ilgi duy­duğunu gördüğümüzde hissettiğimiz ra­hatsızlık duygusudur. Sevdiğimiz, hoş­landığımız biri yakın bir arkadaşından bahsettiğinde, tanımasak da kişiyi kıskanırız. Kıskançlık bu sınırlar içinde kaldığında son derece tabiîdir. Hatta psikologlar dozunda bir kıskançlığın, evliliğin tuzu biberi olduğunu söylüyorlar. Ve eşlere, hissetmeseler bile biraz kıskançlık göstermelerini tavsiye edi­yorlar. Ancak, kıskançlıkta dozu iyi ayarlamak gerekir. Zira, sebepsiz, yer­siz, zamansız bir kıskançlık gösterisi, her şeyi bozabilir. Eşini sebepsiz yere ve aşın biçimde kıskanan kişi bir uzmana görünmelidir. Kıskançlık bu kişide sabit fikir haline gelmiş olabilir. Bundan tek basma kurtulması pek kolay değildir. Bu tür kıskançlığın çeşitli sebepleri var­dır. Çılgınca aşık olma dediğimiz du­rumlarda kadın veya erkek bu duygu­dan kurtulana kadar eşlerini sebepli se­bepsiz kıskanacaklardır. Ancak, bu du­rum, o kişinin duygularının normal bir sevgi haline dönüşmesini de zorlaştıra­caktır.<br />
Kıskanç kişi mantığıyla kendini kont­rol edebiliyorsa, iyi niyet ve sabırla bu duygudan zamanla kurtulabilir. Söz ge-limi, eşiyle konuşup onun yardımım is­teyebilir. Ancak, diğeri de anlayış gös­termeli, durumu dramatize etmeden, zayıflığım kabul eden eşine yardımcı ol­malıdır.<br />
Çoğu zaman da kıskançlık, başka duy­guların kamufle edilmesi şeklinde karşı­mıza çıkar. Bu duygular içindeki kadın veya erkek, kıskançlığım bir silah olarak kullanarak, eşini hoşlandığı kişilerden, ayırır. Eşinin kendisini ispat etmesini varlık göstermesini engeller. Toplum içinde küçük bile düşürür. İşler bu rad­deye geldiğinde geri dönüş oldukça zor­dur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/sevgi-ve-kiskanclik-gosterileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelin-Kaynana Geçimsizliğini Önlemenin Pratik Yolu Nedir?</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gelin-kaynana-gecimsizligini-onlemenin-pratik-yolu-nedir/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gelin-kaynana-gecimsizligini-onlemenin-pratik-yolu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 20:43:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ailesinde Kadının Yeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Anneler çocuklarının büyüdüklerini bir türlü kabullenemezler. Birçok kadın uzun seneler sorumluluğunu taşıdığı ev­ladının aileden ayrılacağı fikrine alışamaz. Esasında bazı anneler, özellikle er­kek anneleri, çocuklarını gözlerinde yü­celtir ve evlenecekleri kızları bilinçaltı kıskanırlar. Bu durumda, kocanın hali son derece acıklıdır. Çünkü, karısının tarafını tutsa annesi daha da haşinleşir. Annesini hak­lı bulsa karısıyla arası açılır. Olaya ka­rışmadan ikisini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anneler çocuklarının büyüdüklerini bir türlü kabullenemezler. Birçok kadın uzun seneler sorumluluğunu taşıdığı ev­ladının aileden ayrılacağı fikrine alışamaz. Esasında bazı anneler, özellikle er­kek anneleri, çocuklarını gözlerinde yü­celtir ve evlenecekleri kızları bilinçaltı kıskanırlar.<br />
Bu durumda, kocanın hali son derece acıklıdır. Çünkü, karısının tarafını tutsa annesi daha da haşinleşir. Annesini hak­lı bulsa karısıyla arası açılır. Olaya ka­rışmadan ikisini uzlaştırmaya çalışsa bu defa da iki kadının ona güvenleri kal­maz. Aslında, annenin kalacak başka bir yeri yoksa, kocanın, tek başına, anlaş­mazlıkları ortadan kaldırabilmesi im­kansızdır. Tek yapabileceği şey karısıy­la anlaşmaktır. Bu yüzden, genç çiftin başbaşa kısa bir tatil yapması; ya da bir geziye çıkması çok iyi olur. Bu gevşetici gezi sırasında, karı-koca olayı objektif olarak inceleyip bir çözüm yolu bulabi­lirler.<br />
Eğer annenin gidecek başka yeri yok­sa, koca hislerini bir kenara bırakarak iyice düşünmelidir. Kısacası yaşlı kadın onlarla oturmak zorundadır. Bu durum­da, karı koca ortak ve kesin kararlar al­malıdır. Ancak, hareketlerinde karşılıklı sevgi ve sorumluluk duygusu ağır bastı­ğı takdirde, tam anlamıyla bir aile düze­ni kurabilirler. Çocuklarının huzurlu bir . evde doğabilmesi için, öncelikle, bir bütün,güçlü bir aile dayanışması içinde ol­maları gerektiğinin bilincine varmalıdır­lar. Bu noktaya geldikten sonra da prob­leme halledilmiş gözüyle bakılabilir. Ar­tık, geriye, sadece, tatil dönüşünde genç çiftin, yaşlı kadına, aldıkları kararlan açıklaması kalmıştır. Yeni aile düzenine göre, anlaşmazlıklara yolaçabilecek ko­nulardan uzak durularak tartışmalar ön­lenecektir. Bu arada, herkesin kurallara uygun davranmaya gayret etmesi de şarttır. Koca, artık, kararların dışına çı­kan, ister annesi, ister kansı olsun, âdil ve tarafsız ve tabii daima sevgiyle dav­ranmalıdır.<br />
Eğer, karı-koca aralarında bir uyum sağlamayı başaramazsa, birlikte otura­bilmek için başka bir yol denenebilir. Üçünden birinin diğer ikisi üzerine ağır­lığını koymasıyla sağlanan bu yeni dü­zen pek öyle huzur verici sayılmaz. Başa geçen kayınvalide olursa duruma daha iyi tahammül edilebilir. Bazı hallerde, sözgelimi, karı-koca çalışıyorsa, bu çö­züm şekli iyi sonuçlar verebilir. Yaşlı ka­dın evin yönetimini ele alır ve genç çifti halâ çocukmuş gibi görür. Otoriter bir erkek havasına giren koca, ailenin başına geçerse, hem annesine, hem de karısı­na eşit muamele etmek zorundadır. Bu durumda, her iki kadın da, aile reisine itaat ettikleri için birbirlerine yakınla­şıp, aralarında anlaşma yoluna gidebilir­ler. Gelinin başa geçmesi ise kesinlikle doğru olmaz. Zira, gelinin boyunduruğu altına girmeleri, ana-oğulu birbirine yaklaştıran ortak bir nokta olur. Bu da karı-kocanın evliliğini tehlikeye sokabi­lir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gelin-kaynana-gecimsizligini-onlemenin-pratik-yolu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karı-Kocanın Aileleriyle İlişkilerinde Dikkat Edecekleri Noktalar</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/kari-kocanin-aileleriyle-iliskilerinde-dikkat-edecekleri-noktalar/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/kari-kocanin-aileleriyle-iliskilerinde-dikkat-edecekleri-noktalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 15:01:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ailesinde Kadının Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Düğün Gelenekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[İki tarafın, aileleriyle olan ilişkileri, ge­nellikle problemli olur. Daha önce, evli gençlerin ailelerine yakınlaştığını söyle­miştik. Bu durum, özellikle, 20 ile 25 yaşları arasındaki gençlerde görülür. Di­ğer yaşlardaki çocuklar, aile büyükleri­ne zaten rakip gözüyle bakmazlar. Ev­lendikten sonra, gerek erkek, gerekse kadın, akıl almaz derecede ailelerine bağlandıklarını hissederler. İnsanlar birbirlerinden uzaklaşınca içlerinde gizli şefkat duygulan filizlenir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki tarafın, aileleriyle olan ilişkileri, ge­nellikle problemli olur. Daha önce, evli gençlerin ailelerine yakınlaştığını söyle­miştik. Bu durum, özellikle, 20 ile 25 yaşları arasındaki gençlerde görülür. Di­ğer yaşlardaki çocuklar, aile büyükleri­ne zaten rakip gözüyle bakmazlar. Ev­lendikten sonra, gerek erkek, gerekse kadın, akıl almaz derecede ailelerine bağlandıklarını hissederler. İnsanlar birbirlerinden uzaklaşınca içlerinde gizli şefkat duygulan filizlenir ve hareketleri­ne yansır. Yeni evliler, artık ailelerinden uzaklaşmış kopmuştur. Onları en iyi hal­leriyle hayal ederler. Üstelik, bu konuda her ikisi de kıskançtır.<br />
Ebeveynlerin çoğu da, hep yanlarında görmeye alıştıkları ve her türlü problem­lerine koştukları çocuklarının yeteri ka­dar büyüdüklerini, olgunlaştıklarını ko­lay kolay kabullenemezler. Yeni evlilerse en ufak bir problemle karşılaştıklarında hemen ailelerine koşar, yardım ister, onaylarını almaya kalkarlar. Tabiî ola­rak yeni evlenen çiftlerin eski alışkanlık­larını bırakmaları, ailelerinden kopup bu yeni hayata uyum sağlamaları güç olur. Bu sebeble, ilk zamanlarda aileleriyle aralarında bir geçimsizlik, anlaşmazlık çıkabilir. Bu tür problemler çoğu zaman iki taraflı olsa büe, değişen ilişkilere ve ortama uyum sağlamayı öğrenmesi ge­reken taraf, genellikle yeni evlilerdir.<br />
Diğer taraftan, evlendikten hemen sonra, bir problem daha ortaya çıkar: Acaba evde kimin sözü geçecek?..Nişanlılık devresinde bu, gizli bir sır olarak kalmıştır. Her ikisi de bu sırrın büyük bir engel yaratacağını sezinleye­rek, açıklamasını ilerki bir tarihe bırak­mışlardır. Kadın ya da erkek veya her ikisi de &#8220;Şimdilik sesimi çıkarmayayım, evlendikten sonra ağırlığımı koymasını bilirim&#8221; diye düşünmüştür demek biraz zordur. Ancak, şuursuzca, biri veya her ikisi de bunu, akıllarından geçirmiş olabilir­ler. Ve aile reisliği mücadelesi, kendini ilk olarak aile rekabetiyle gösterir. Her ikisi de kendi ailesinin alışkanlıklarını, fi­kirlerini sürdürmeye çalışır. Kısacası,açıkça zıtlaşmadan önce, &#8220;Bizde âdet böyledir&#8221; gerekçesi arkasında çekişmeyi tercih ederler. Aslında, bütün bunlara, kurdukları yuvanın henüz oturmamış ol­ması yolaçar. Bu yüzden de ayrıldıkları ailelerinin daha kuvvetli, daha sağlam, üstün olduğunu düşünmek, kendilerine güven duymalarını sağlar.Olgun ve zeki çiftler bile bu rekabetin üstesinden gelemezler. Çünkü, rekabetin gerisinde çocukluk dünyaları vardır. Çe­kişmeleri zaman zaman, babalarının ko­ruyucu gölgesi arkasına saklanmış iki çocuğunkini andırır. Zira, endişelerin yeraldığı başlangıç döneminde, çok eskile­re gidilir. Ve tabiî, bu eskiye dönüşleri zamanında frenlemek pek kolay olmaz. Çünkü, hepsi duygusallıktan ve sevgiden kaynaklanmaktadır. Tehlike, kendini gösterir göstermez çiftler aralarında uyum sağlayarak, onu göğüsleyebilirler. Böylelikle tartışmalar önlenmiş olur. İki tarafın da birbirlerinin ailelerine karşı saygılı olmaları yerinde olur. Herhangi bir şekilde ailelerine ters gelecek davra­nışlardan kaçınmalıdırlar. Şayet ili skile­rinde, yolunda gitmeyen bir şey varsa,bunu aile rekabetine dönüştürmeden, kendi aralarında anlaşarak halletmeyi bilmelidirler.<br />
Aileler, bir idealin yanısıra, genç çift­lerin önlerinde gerçek bir örnektirler.Ancak, çocuklarına &#8220;Şu anda bir çocuk gibi davrandığının far­kında mısın? Bu problemi tek başına çözümlemelisin&#8230;&#8221; diyebilecek anne-babaların sayısı pek fazla değildir. Ayrı­ca, gelininin tarafını tu­tarak, çocuğuna olayı onun bakış açısın­dan gösterebilecek bir anne-babaya da pek rastlanmaz. Ailesi tarafından sürek­li haklı bulunmuş desteklenmiş biri, olaylar karşısında kolay kolay yansız, sağduyulu davranamaz. Aslında çift kendi problemlerini gene kendi araların­da çözümlemeye çalışmalı, ailelerini işe karıştırmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/kari-kocanin-aileleriyle-iliskilerinde-dikkat-edecekleri-noktalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kız Çocuğu ve Genç Kız</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2009 21:40:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Kızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik yılları, ailesine bağımlı küçük bir kızın çocuk doğurma yetisine sahip bağımsız bir kadına dönüşümünün başlangıcıdır. Bu bölümde gördüğümüz gibi bu dönüşüm hormonlarla ilişkili bazı fiziksel değişikliklerin denetimi altındadır. Vücut bundan sonra 40 yaş ya da daha sonrasında menopoz dönemine yaklaşana kadar bu kadar kısa süre içinde böylesine büyük bir değişim geçirmeyecektir. Şansı yaver giderse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/ergenlik-donemi/">Ergenlik</a> yılları, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>sine bağımlı küçük bir kızın <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a> doğurma yetisine sahip bağımsız bir <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadın</a>a dönüşümünün başlangıcıdır. Bu bölümde gördüğümüz gibi bu dönüşüm <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hormon-hastaliklari/">hormon</a>larla ilişkili bazı fiziksel değişikliklerin denetimi altındadır. Vücut bundan sonra 40 yaş ya da daha sonrasında <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/menopoz/">menopoz</a> dönemine yaklaşana kadar bu kadar kısa süre içinde böylesine büyük bir değişim geçirmeyecektir. Şansı yaver giderse 40 yaş üzerindeki bir kadın bir sonraki değişime zihinsel açıdan daha fazla hazır olacaktır. Oysa bir <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/genc-kizlar/">genç kızlar</a>ın serinkanlılığını koruyarak ergenlik yıllarını atlatabilmesi için yardıma ihtiyacı vardır ve bu bölümde verdiğim bilgiler bu açıdan hem genç kız hem de ailesi için çok önemlidir.</p>
<p>Bu geçiş dönemi belirli güçlükler taşıyabilir. Yine de onun bu inişli çıkışlı fiziksel değişikliklerle başa çıkabilmesine yardıma olmak aile bireylerinin elindedir ve bu arada genç kız, sorunlarıyla kendi başına mücadele edebilmeyi de öğrenmelidir. 19 yaşında pek çok genç kız evden ayrılmış olur; üniversitede bir dönem için bile olsa bu deneyimi yaşarlar. Kendi başlarının çaresine bakmayı, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/">yemek</a> pişirmeyi (ve etrafı derleyip toplamayı!), parayı idare etmeyi, yeni insanlarla tanışıp ilişki kurmayı öğrenmeye başlarlar ve daha sonra ekonomik nedenlerle eve geri dönseler bile genellikle kendi ayakları üzerinde durabildiklerini hissederler.</p>
<p>Oysa 19 yaşından önce bir genç kızın okulda giderek artan çalışma temposuyla, akran baskısıyla, sosyal yaşam ve ev yaşamıyla yüzleşmesi gerekir. Pek çok kızın bu dönemde yeme bozuk Ilıklarına sığınması bir tesadüf değildir; bu onlara kendi kendilerine kontrol edebilecekleri bir alan yaratır. Ebeveynlerin uyanık olması ve mümkün olan en erken dönemde o istese de istemese de kızlarına yardım etmeleri gerekir. Yemek bu yaşta genel bir tartışma konusudur. Pek çok kız rejim yapar ya da tıkınırcasına yer; pek çoğu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/tatli-tarifleri/">tatlı</a>, çikolata, gazlı <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/icecekler/">içecekler</a> gibi &#8220;sakıncalı&#8221; ürünleri anne babaya sormaksızın ilk kez bu dönemde yiyip içebilir. Ebeveynlerin yapabileceği tek şey <a href="http://www.kadinlar.tc/saglikli-ve-dengeli-beslenme/">sağlıklı beslenme</a> için teşvik etmek ve evde mümkün olduğunca kaliteli besinler bulundurmaktır.</p>
<p>Bir genç kızın gelecekteki sağlığı ve kendi ailesini kurma şansı açısından bu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon</a>lann önlenmesinin ya da hızla tedavi edilmesinin önemi ne kadar vurgulansa azdır.</p>
<p>Ama ergenlik yıllarının karmaşası bir kez geride kaldı mı (bu, genellikle kızlarda erkeklerdekine göre daha erken olur), genç kız kendini sorumluluk sahibi bir kadın olarak olgunlaşma yolunda bulur.</p>
<p><strong>Kız Çocuğu ve Genç Kız</strong></p>
<p>Kız çocuğu eski Roma&#8217;da, Cermenlerde ve doğu kavimlerinde, gereksiz ve de­ğersizdir. Bilinen şeyleri, burada yeni­den anlatmak için, yeterli yerimiz yok­tur. Türklerde başlangıçtan beri kız, bir oğuldur, yani Tanrı tarafından verilmiş bir evlâttır. Bunun için kızlar eski yazıt­larda çoğu zaman &#8220;kız oğul&#8221; diye yazıl­mıştır. </p>
<p>Eski Türkçe&#8217;de &#8220;kız&#8221; sözü, aynı zamanda pahalı ve nadir şey manasını da içinde toplar. Belki de bu mana, &#8220;kıs&#8221; sözünden bozulma bir anlayış ola­bilir. Taciklerle yakın ilişkileri olan Argu Türklerinde ise kız sözü, hasis ve cimri manasına kullanılırdı. Bu da &#8220;kıs?&#8221; kökünden gelmiş olmalıdır. Konuya gir­meden önce, başka türlü yorumlar geti­rilebilecek, bu gibi karanlık noktalara, parmak basmak gerekir. Söze, Dede Korkut&#8217;un Bugaç Han hikâyesindeki Bayındır Han&#8217;ın buyruğuyla başlaya­lım: Büyük bir toy veren Bayındır Han, &#8220;oğlu olanı ağ otağa, kızı olanı kızıl ota­ğa kondurun, oğlu kızı olmayanı Allah Tâ&#8217;âla kargayupdur (beddualamıştır), biz dahi karganız, belli bilsin&#8221; demiş. </p>
<p>Ayrıca, &#8220;Kimin ki oğlu kızı yok, kara otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yatmışından önüne getürün, yer ise yesin, yemez ise dursun gitsin&#8221; buyurmuş. Anne maddesinde verdiğimiz bir Uygur vesikası ise, &#8220;anne  ve babasının gönlünü kıranın oğlu ve kızı olmaz&#8221;, diyordu. Türklerde kızın ni­şanlısına armağan ettiği &#8220;ergenlik kaf­tan&#8217;mm rengi de, Dede Korkut&#8217;taki otağ gibi kırmızıdır. Kızlar da düğünde, kır­mızı kaftan giyerlerdi. Dede Korkut&#8217;taki Beyrek&#8217;in nişanlısı Banı Çiçek de, kırmı­zı kaftanını giyerek, düğünde oynamıştı. </p>
<p>Kuzey Türklerinin Er Sayın Destanı&#8217;nda yiğitler, &#8220;Biz kırmızı çapan giyme­dik&#8221;, yani evlendirilmedik (üye söylen­meye başlamışlardı. Bir Kırgız Atasö­zünde de, &#8220;kızın gönlü kızıldadır&#8221;, denir.  Hem er­kek ve hem de kadın için. Herhalde bundan dolayı da kız babalarının yeti Dede Korkut&#8217;ta, kırmızı otağ oluyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görümce Nedir Kimlere Görümce Denir.?</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gorumce-nedir-kimlere-gorumce-denir/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gorumce-nedir-kimlere-gorumce-denir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 22:51:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ailesinde Kadının Yeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Görümce Görümce kocanın kız kardeşidir. Görümcelerin baba evinde kalacakları süre azdır. Onlar da bir gün gelin olup gideceklerdir. Gelen gelin ise, ölünceye kadar orada kalacaktır. Gelin artık koca evine mal olmuştur.Bunun için gelinin yeri evde köklü ve temellidir. Kaşgarlı Mahmud&#8217;a göre Türkler koca­nın büyük kız kardeşine &#8220;eke&#8221;;küçük kız kardeşine ise &#8220;singÛ&#8221; derlerdi. Aslında bunlar, kız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Görümce</strong><br />
Görümce kocanın kız kardeşidir. Görümcelerin baba evinde kalacakları süre azdır. Onlar da bir gün gelin olup gideceklerdir. Gelen gelin ise, ölünceye kadar orada kalacaktır. Gelin artık koca evine mal olmuştur.Bunun için gelinin yeri evde köklü ve temellidir. Kaşgarlı Mahmud&#8217;a göre Türkler koca­nın büyük kız kardeşine &#8220;eke&#8221;;küçük kız kardeşine ise &#8220;singÛ&#8221; derlerdi. Aslında bunlar, kız kardeşlere verilen adlardır. Kırgız Türklerin gelin giden kızlar için söylenen car car şarkılarında, &#8220;se­nin buradaki kız kardeşin, koca evinde görümce (yani kayın singilin) olacak­tır&#8221; denmekte ve koca evinde görümcelere karşı kardeşlik duygusu aşılanmakta dır. GÖrülüvbrki burada &#8220;kayın singil&#8221; küçük görümce demektir. Böylece görümcelerini kendi kardeşlerinden ayırı­yorlardı. &#8220;Kayın&#8221; sözü Anadolu&#8217;da kocanın kız kardeşleri için pek kullanıl­maz. Türklerde gelin görümce düşman­lığı, ancak masallarda yer alıyordu. Bu da şuur altında kalmış olan duyguların, ortaya çıkmaları olsa gerekti. Ancak yeni gelen gelin de, görümcelerin saygı­değer bir yengeleri olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gorumce-nedir-kimlere-gorumce-denir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelin</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/gelin/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/gelin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 00:05:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Sosyal Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ailesinde Kadının Yeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[Gelin Gelin sözü &#8220;gelmek&#8221; kökü ile &#8220;gelen&#8221; anlayışından türemiş bir deyimdir. Eski veya yeni bütün Türk kavimlerinde bu söz &#8220;kelin&#8221; veya gelin şeklinde söylenir. Dede Korkut&#8217;ta dendiği gibi, &#8220;oğlu olan evermiş, kızı olan göçürmüş&#8221;. Gelinin göçtüğü koca evi de, gelinleri kendinden ayrılmaz ve bölünmez bir parçası yap­mıştır. Türk aile düzen ve gelenekleri bu anlayış ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gelin</strong><br />
Gelin sözü &#8220;gelmek&#8221; kökü ile &#8220;gelen&#8221; anlayışından türemiş bir deyimdir. Eski veya yeni bütün Türk kavimlerinde bu söz &#8220;kelin&#8221; veya gelin şeklinde söylenir. Dede Korkut&#8217;ta dendiği gibi, &#8220;oğlu olan evermiş, kızı olan göçürmüş&#8221;. Gelinin göçtüğü koca evi de, gelinleri kendinden ayrılmaz ve bölünmez bir parçası yap­mıştır. Türk aile düzen ve gelenekleri bu anlayış ve temele dayanır. Gelin koca evine din ve mukaddes inanışlara daya­nan bağlar ile bağlanır. Ocak, bilindiği: gibi, Türklerde kutlu ve mukaddestir. Evin ve ailenin sembolüdür. Şimdi de öyledir. Aslında ev ile evlenmek sözleri, temel anlayış bakımından birbirine daya­nır. Türklerin inancına göre, evin ve ai­lenin ocağında, ev ve aileyi koruyan iyi ruhlar vardır. Evin eşiğinde de yine evi ve aileyi koruyan bekçi ve koruyucu ruh­lar bulunur. Bugün biz bunlara batıl de­sek bile, bugünkü modern ailelerin bile dayandıkları ve gerek duydukları bu gibi bazı manevî destek ve inançları var­dır. Koca evine gelen gelin, el kızıdır. Bunun için koca evini koruyan ruhlara yabancıdır. Gelin Türklerde eşiklerden, halılar üzerinden selam verdirilerek ge­çirilir. Koca evinin ocağının önüne gelin­ce, ocağa da selam verir ve ocakta kendi­sine yabancı olan ruhları alıştırmak için, saçı yapar. Ertesi günü dışarı çıkıp, ko­ca yurdunun yer ve sularını gezerek, on­lara da selam verir ve oralara da saçı ya­par. Gelinler, ilk çocuklarını doğuruncaya kadar ocaktan uzakta, yani kapı ya­nında otururlar. Gerçi gelin, ocak ruhla­rından korkuyormuş gibi uzakta oturur. Ancak bu Türklerin &#8220;orun&#8221; düzeni de­dikleri evde oturma protokollerinin bir gereğidir. Çocuk doğuran gelinin artık protokol ve değeri yükselir. Koca evinin normal bir üyesi olur. Görülüyor ki Türkler din inanışlarının da desteklediği disiplinli ve inançlı bir aile kuruyorlardı. Bugün Anadolu&#8217;da bu tören ve saçılar tam olarak kalmamıştır. Aynı inanışlar bugün de yaşamaktadır. Gelin güzel ve* uğurludur Talihlidir ve bollukla gelir. Bunun için Kırgız Türkleri,&#8217; &#8216;gelin kesik­li&#8221; yani talihli geldi derler. Tabiî olarak oğlan evi, gelinin güzelliğine de değer verirdi. Bunun için yine hayvancı Kırgız­lar, &#8220;oğlanın iyisi saygılı, gelinin iyisi ise endamlı (kelbet, heybetli?) olanıdır&#8221; diyorlardı. Rahmeti Bey&#8217;in yayınladığı Uygarların eski Türk şiirlerinde,.ana ve; ata sayıldıktan sonra sıra geline geliyor ve &#8220;kelinim&#8221; deyip gelinlerinden söz açılmaktadır. Hatta oğlum, kızım sözle­ri ve sıraları gelinden sonra gelmektedir. Dede Korkut&#8217;ta &#8220;güvencimle getirdiğim gelinciğim&#8221; deniyordu. &#8220;Gelincik&#8221; gü­zel gelin, gelin gelincik demektir. Kayın anası geline, &#8220;dilin için öleyim, gelinci­ğim&#8221; veya &#8220;kara başım kurban olsun sa­na gelinciğim&#8221; diyordu. Dede Korkut&#8217;ta &#8220;kaza benzer kızımız, gelinimiz bunlu&#8221; derken de., gelinini kızından ayırmadığı­nı gösteriyor. &#8220;Kademi kutsuz gelin&#8221; diyenler de oluyordu. Ancak gelin Banı Çiçek aldırmıyor, bu sözleri kayın atası üe kayın anasına şikayete gidiyordu. Gelin dışarıya karşı koca evinde yani (patrilocal residence) de güçlüdür. Eski Uygur şiirlerinde, gelinlere büyük un­vanlar verilmiş ve gelinler saygılanmıştır: &#8220;Sevgili doğmuş küçük kardeşim ve Gelin Ağam nerede?&#8221;. Buradaki &#8220;ağa&#8221; sözü gelinin bir unvanıdır. Gelini bir ağırlamadır. &#8220;Kelin Tengrim, kelinim Turmuş Tegin&#8221; gibi gelin adlarında da &#8220;Tengrim&#8221; ve &#8220;Tegin&#8221; büyük ve ağırlayıcı unvanlardı. Türklerde gelin konusu, çok geniş ve mühimdir. Gelinin her giydiği ve her taktığı şeyde, bir mana ve sembol vardır. Dede Korkut&#8217;ta Banı Çiçek&#8217;in dediği gibi, &#8220;nisan yüzüğünde bi­le binbir nişan vardır&#8221;. Gelin, ana oca­ğından çıkmadan önce gelinin babası, kı­zının beline bir kemer takardı. Herkes bunu bir bakirelik işareti ve sembolü olarak kabul ederdi. Fakat kemerin içi para dolu olurdu. Baba el evine giden kı­zını, desteksiz bırakmamak istemişti. Aslında bu kemer konusunda her iki gö­rüş de doğrudur. Kemerin takılış sebebi­ni yalnızca paraya bağlamak da madde­cilik olur. Halbuki yuva maneviyat ve ruhların birleşmesi ile kurulur. Gelinin başmdaki turna kanatlanmn ise başka  vardı. Bütün bunları burada<br />
 açıklayabilmek için yerimiz yeterli değildir.             .<br />
<strong>Gelin alma:</strong> Dede Korkut&#8217;ta da dendi&#8217; ği gibi &#8220;oğlu olan evermiş, kızı olan gö­çürmüş&#8221;. Kızın ye gelinin göçü, gelin al­ma üe olur. Gelin alma, Anadolu&#8217;da ve âış Türklerde büyük ve manalı bir sere­monidir. Biz daha çok Anadolu&#8217;da &#8220;dünürşü&#8221; vb. denen oğlan evinden gelin al­maya gelen heyetler üzerinde durmuşuzdur. Halbuki gelinliğin bu ilk döneminin derin duyguları ile sembolleri, ana ile kı­zın ayrılış sahnelerinde görülür. Ana, gelinlik elbisesinden önce kızına kendi diktiği elbiseyi giydirir. Kızım böyle gö­rür. Ondan sonra &#8220;analık elbisesi&#8221; kat­lanarak, nesillere kalmak üzere çeyiz sandığına konur. Bundan sonra ana kızı­nın basma bir beyaz yaşık, baba da bir kuşak bağlar. Bütün bunlar nesilleri ne­sillere bağlayan, güçlü bir sosyal düzene sahip, büyük bir kavmin yaptığı küçük; fakat rnfi&#8221;«l&#8217; ve sembolik hareketlerdir. Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde olduğu gibi bütün bu gelin seremonilerine işti­rak eden kadınlar, sırmalı kaftan giy­mek zorundadırlar. Görülüyor ki, bu yal­nızca bir düğün ve gelin seremonisi de­ğil; üniformalı ve kutlu bir devlet töreni gibiydi. Zaten bu anlayış, gelin alayı ile gelin indirmede de görülür. Gelin alınca, Cezayir marşı vurulur. Harput yöre­lerinde öyledir. Cezayir marşı, bugünkü İzmir marşıdır. Aile, devletle kaynaş­mıştır. At ve silâh, onun çeşnisidir. Kır­gız veTKazak Türklerinde söz kesimi de,eski Türk askerlik kurultaylarında oldu­ğu gibi at üzerine yapılır. Gelin indirme sırasında &#8220;saçı&#8221; hareketleri, birinci sıra­yı alır. İster un, ister su, isterse para sa­çılsın, bu geleneklerin kökleri yukarıda da belirttiğimiz gibi, Türklerin İslâmi­yet&#8217;ten çok önceki inanışlarına dayanır. Kına ve kına yakma adeti, Türklere ne zaman girmişti? Bunu bilemiyoruz. An­cak bizden çok uzakta bulunan Kuzey Türklerinin oldukça eski destanlarında, &#8220;on parmağı kınalı&#8221; gelinlerden söz açıl­maktadır. Gelinin ayak bastı, yüz açımı ve görümlük meselelerinden, gerdek ve nişan maddelerinde söz açacağız. Gelinin koca evine binip geldiği &#8220;gelin atı&#8221; da bütün Türklerde ayrı bir değer ve sembolik bir mana taşır. Gelin kıla­vuzları ile hizmetçilerini de, sağdıç bölü­münde ele alacağız. Türk destanlarında, gelin ve kaynana kavgası pek yer almı­yordu.<br />
<strong>Gelin indirme:</strong> Kızın koca evine ayak basma törenidir. Gelin aym zamanda at­tan inince, koca yurdunun toprağına da ayak basacak, koca yurdunu koruyan ruhlarla ilk defa karşılaşacaktı. Bunun için gelin indirmede saçı seremonileri, birinci sırayı alırlar. Saçı da bir çeşit kurbandır. Köklerini çok eski Türk ina­nışlarından alır. Orta Asya Türklerin­de buna &#8220;saçu&#8221; veya &#8220;saçuk&#8221; da denir. Saçı yapma, bugün bizim &#8220;darısı başını­za&#8221; sözümüzde yaşamaktadır. Parayı ba­şımızda çevirerek vermemiz de, bu eski Türk geleneğinden gelmektedir. &#8220;Gelin uğuru&#8221; diye, gelinin basma atılan şeyler de bu inançtan kaynaklanır. Kırgızlar da ise gelin indirmede, oğlan evinden yaşlı bir kadın gelinin üzerine şekerle­meler saçardı .Buna &#8220;çaçüamak&#8221; derler­di. Samanların putlar üzerine yaptıkları saçıya da böyle denirdi. Tanrılara sunu­lan içkiye &#8220;çaçılgı&#8221; içki kabına da &#8220;ça-çıl&#8221; denirdi. Bunları bizim saçı adetimi­zin nereden geldiğini göstermek için ya­zıyoruz. Ulu Yüz Türkleri eskiden geli­nin atının yele ve kuyruğuna da kımız saçarlarmış. Ancak sonraları kımızın ye­rini ana gıda olarak un alınca, geline un serpmeye başlamışlar. Un aym zamanda Özbeklerde bir yüz akı sembolü olmuş­tur. Su serpme ve su töreni ise daha uzak Türklerde mesela Başkurtlarda görülür. Bunun manaları daha derindir. Anadolu&#8217;da ise bu saçılara &#8220;gelin uğuru&#8221; denir. Gelin indirme sırasında kurban kesme, bütün Türk illerinde yay­gındır. Belki de başlangıçta, koca yurdu­nun yer ve sularım koruyan ruhlarım memnun etmek için yapılıyordu. İslâmi­yet&#8217;ten sonra ise manası değişmiştir. Anadolu&#8217;da buna &#8220;uğur kesme&#8221; de de­nir. Polatlı&#8217;da güveyiden, gelin için top­rak bastı parası istenir. Türkistan&#8217;da ise ateş yakılıp, ip çekilir ve güveyiden para istenir, buna &#8220;lenge salmak&#8221; adı verilir. Türkmenlerde ise oğlan evinden &#8220;üzen­gi hakkı&#8221; istenir. Belki de başlangıçta bu para almak için değil; koca evine ge­liş, yeni ve tabu bir bölgeye geçiş hakkı olarak görülüyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/gelin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

