<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ruhsal-ve-psikoloji-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Stres</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/stres/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/stres/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2011 23:13:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=13027</guid>
		<description><![CDATA[Stres Stres olmadan yaşayamayız. Stres vücudumuzun bizi tehdit eden ya da bize meydan okuyan herhangi bir şeye karşı gösterdiği &#8220;savaş ya da sıvış&#8221; tepkisidir. Vücut strese yanıt vermeye hazırlanırken vites değiştirip daha hızlı düşünür ya da hareket eder. Kalp atımı ve solunum hızlanır ve kan basıncı yükselir. Olumlu stres yaşamak heyecanlı olabilir; olumlu stres doğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p><strong>Stres</strong></p>
<p>Stres olmadan yaşayamayız. Stres vücudumuzun bizi tehdit eden ya da bize meydan okuyan herhangi bir şeye karşı gösterdiği &#8220;savaş ya da sıvış&#8221; tepkisidir. Vücut strese yanıt vermeye hazırlanırken vites değiştirip daha hızlı düşünür ya da hareket eder. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kalp-ve-damar-hastaliklari/">Kalp</a> atımı ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/solunum-yollari-hastaliklari/">solunum</a> hızlanır ve <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">kan</a> basıncı yükselir.</p>
<p>Olumlu stres yaşamak heyecanlı olabilir; olumlu stres <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/">doğum</a> maratonu sırasında gereken adrenalin sıçramasını, daha yaratıcı düşünmemizi, yetiştirilmesi olanaksız gibi görünen tarihlere iş yetiştirmemizi ya da tehlikeli durumlardan sağ çıkmamızı sağlar. Biraz stresin hepimize faydası vardır; hiç stres olmadığında hayat son derece sıkıcı görünebilir ve şaşırtıcı da olsa stres yokluğunun <a href="http://www.kadinlar.tc/depresyonun-cesitleri-ve-depresyonun-belirtileri/">depresyon</a> gelişmesinde rol oynayabileceğine dair kanıtlar vardır.</p>
<p>Ancak çok fazla stres altında olmak bambaşka bir durumdur. Kontrolü kaybetmiş hissine kapılmamıza yol açar, <a href="http://www.kadinlar.tc/bagisiklik-sistemi-2/">bağışıklık sistemi</a>ni yorar ve fiziksel ya da ruhsal <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>a kapı açar.</p>
<p>Günümüzde pek çok kadın ev ile işin getirdiği çift yönlü koşuşturmaca ve kendi gereksinimlerini ve sağlığını <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a> ardı ederek başkalarına orantısız derecede fazla zaman ayırdığı için yoğun stres altında yaşamaktadır.</p>
<p>Fiziksel belirtiler <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş ağrısı</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/sac-dokulmesi/">saç dökülmesi</a> ve yeme bozukluklarından, <a href="http://www.kadinlar.tc/memegogusagrisi/">göğüs ağrısı</a>, el ve <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/ayak-hastaliklari/">ayak</a>larda üşüme, kan basıncının yükselmesi ve yorgunluğa varan bir çeşitlilik gösterir. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/deri-ve-cilt-hastaliklari/">Cilt hastalıkları</a>, ellerde <a href="http://www.kadinlar.tc/terleme/">terleme</a>, çarpıntı ve <a href="http://www.kadinlar.tc/astim-ve-nefes-darligi/">nefes darlığı</a> da gelişebilir.</p>
<p>Çok fazla stres altında olduğunuzda, davranışlarınız size dostlarınızı kaybettirebilir. Ailenizle ya da işyerindeki arkadaşlarınızla ilişkileriniz bozulabilir. Bazen bu saldırgan tepkiler sözeldir; çevrenizdekilerle daha fazla tartışırsınız. Ancak bazen bu tavır davranışlarla da kendini gösterir ve trafikte terör estirmenize ya da fiziksel şiddete başvurmanıza yol açabilir.</p>
<p>Yaşamda karşılaştığımız başlıca felaketler dışında pek az durum aslında gerçek anlamda strese yol açar. Sorun yaratan, strese karşı gösterdiğiniz tepkilerdir. Örneğin; işe yetişmeye çalışırken otobüsü kaçıran birini düşünün. Bu durumda bazıları azıcık söylenip patronuna telefon ederek durumu açıklar ve sonra da beklerken okuduğu kitabın bir sonraki bölümünün keyfini çıkarır. Stresli bir kişi ise görevlilerle tartışır, beklerken kafese kapatılmış bir aslan gibi durakta volta atar ya da işitme mesafesinde olan herkesin duyabileceği şekilde ulaşım hizmetlerine sövüp sayar.</p>
<p>Bu olumsuz stres belirtileri size tanıdık geldiyse hayatınızı yeniden gözden geçirmeniz gerekiyor. Kontrolü yeniden ele alıp düşmanınızı tanımalı; güçsüzlük, panik ve öfke duygularına kapılmanıza yol açan durumları belirlemelisiniz. Stres yaratan bu durumların önüne geçemiyorsanız, verdiğiniz tepkiyi değiştirmek için kararlı bir çaba gösterin.</p>
<p><strong>Stres Yönetimi</strong></p>
<p>Stres yönetimi zaman ve pratik gerektirir ve bir süper <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadın</a> olmadığınızı ya da olmak istemediğinizi kabullenmekle başlar. </p>
<p><strong>Bunun için yapmanız gerekenler şunlardır:</strong></p>
<p>*  Mümkün olduğunda işi başkasına devretmeyi ve &#8220;hayır&#8221; demeyi öğrenin.</p>
<p>*  Kendinize daha fazla zaman ayırın ve uğraşmaktan keyif aldığınız şeyleri yapın. Zamanınızı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan ve sizi yüzüstü bırakmadan, sorunlarınızı dinleyen insanlarla paylaşın.</p>
<p>*  Egzersiz yapın, müzik dinleyin, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/">sağlık</a>lı beslenin ve mutsuzluğunuzu içki ya da ilaçlarla örtbas etmeye çalışmayın.</p>
<p>*  İleriye yönelik plan yapmak da stresi en aza indirmede yardımcı olabilir. İşlerinizi halletmek için fazlasıyla zaman ayırın; saati sürekli takip etmek ya da geç kalmak sizi strese sokar. Bir günde neler yapabileceğiniz konusunda gerçekçi olun. Yükünüzü en aza indirmek için katı bir öncelik sistemi uygulayın; bazı şeyler bekleyebilir. Kontrol listeleri ve hatırlatma notları işe yarayabilir.</p>
<p>Bütün <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>ın yarısından fazlasının stresle ilişkili olduğu tahmin edilmektedir. Yaşamınızı daha yönetiiebilir hale getirmeye çalıştığınız halde, hâlâ koşturduğunuz hissine kapılıyorsanız, işi bırakmak istiyor, kendinizi incitiyor ya da hayatın yaşanmaya değer olmadığını düşünüyorsanız profesyonel yardım almak için bir uzmana başvurun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/stres/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiperaktiflik, Çocuklarda Hiperaktiflik</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-hiperaktiflik/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-hiperaktiflik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 16:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8771</guid>
		<description><![CDATA[Hiperaktivite; heyecanlı, aktif, sosyal ama dikkatini yoğunlaştıramama ile belirgin bir kişilik özelliğidir. Hiperaktif çocukların iyi özellikleri, zeki, meraklı, hayal gücü geniş ve üretken olmaları; farklılıklarını öne çıkarabilen, liderlik özelliklerine ve grup kurma becerisine sahip, sosyal olmala­rıdır. Genelde iyimser, insanlardan hoşlanan, tiplerdir. Fa­kat dalgınlık, dikkatsizlik, sakarlık gibi özellikleri onları ha­ta yapmaya açık hale getirir. Hiperaktif bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiperaktivite; heyecanlı, aktif, sosyal ama dikkatini yoğunlaştıramama ile belirgin bir kişilik özelliğidir. Hiperaktif <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>ların iyi özellikleri, zeki, meraklı, hayal gücü geniş ve  üretken olmaları; farklılıklarını öne çıkarabilen, liderlik özelliklerine ve grup kurma becerisine sahip, sosyal olmala­rıdır. Genelde iyimser, insanlardan hoşlanan, tiplerdir. Fa­kat dalgınlık, dikkatsizlik, sakarlık gibi özellikleri onları ha­ta yapmaya açık hale getirir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/02/Hiperaktiflik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8772" title="Hiperaktiflik" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2010/02/Hiperaktiflik-300x249.jpg" alt="" width="300" height="249" /></a></p>
<p>Hiperaktif bir çocuk <a href="http://www.kadinlar.tc/ergenlik-cagi-bozukluklari/">ergenlik</a> döneminde; diğer ergenle­re göre daha fazla problemi <a href="http://www.kadinlar.tc/gogusler/">göğüs</a>lemek zorunda kalacaktır. Doğal olarak <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>si ile olan iletişiminde de daha fazla zorluk­lar yaşayacaktır. Ailelerin, çocuklarının Hiperaktif olup ol­madığını ergenlik öncesinde fark edip yardım alması ergen­likte daha az sorunla atlatılmasına yardım edebilir.<br />
Hiperaktif bir ergenin özellikleri daha çok dürtüsel; ya­ni; çocuğun içinden gelen, isteyerek, bilerek yapmadığı fa­kat kontrol edemediği özelliklerdir. Bunlardan dolayı çocu­ğu sorumlu tutmak onu suçlamak ve cezalandırma yoluna gitmek uygun bir tutum değildir.<br />
Bu çocukların okulda yaşayacakları <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>lıca sorunlar; bilgi­leri kaydedememe, eksik kaydetme veya yanlış kaydetme şeklindedir. Bunun nedeni ise, kişilik özellikleri olarak da­ima; yaptıkları işi bir an önce bitirme telaşı içinde, tekrar kontrol etmeye zaman ayırmadan yapmalarıdır. Bu özellikler, onların okul başarılarını olumsuz etkileyebilmektedir.<br />
Birçok hiperaktif, yap denilen işin tersini yapma eğilimin­dedir. Hatta yapılmasının doğru olacağını düşündükleri za­manlarda bile bu tutumlarını devam ettirirler.<br />
Zekâlarını üstüne vazife olmayan şeylerle ilgilenmek yö­nünde kullanır; enerjilerini gereksiz işlere harcarlar. Öncelik­lerini tayin edemezler. Örneğin; matematik imtihanına çalı­şacakken resim yapmaları gibi zamanlarını kötü kullanırlar.<br />
Ailelerin en zorlandığı konular; ergenlikte ön plana çı<a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">kan</a> ve gençleri uyuşturucu batağına kadar sürükleyebilen, onla­rın aşırı merakıdır. Bu merak onları çok farklı gruplarla ar­kadaşlık etmelerine sebebiyet verebilir.<br />
Ergenlerin bu dönemlerinde ait oldukları grubu veya ar­kadaşlarını ailelerinden üstün tutmaları doğal olsa da; bu durum hiperaktif bir ergende çok daha vahim sonuçlar do­ğurabilmektedir.<br />
Hiperaktifler genelde yüksek frekansla konuşurlar veya yüksek volümle dinlerler. Çünkü beyne, güçlü uyaranın git­mesi durumunda anlayabiliyor veya idrak edebiliyorlar.<br />
Bu gençlerin uzman kontrolünde yardıma ihtiyacı vardır. Çünkü çoğu zaman kendi kendilerine durması gereken yeri ve zamanı ayarlayamazlar. Kendilerini kontrol güçlüğü çekerler. Birçok zaman en son söylenecek lafı en başta söylerler.Fakat ailelerin çocuklarına kendi görüşleriyle hiperaktif teşhisi koymaları uygun olmaz. Gerçek hiperaktif teşhisi, uz­manlarca konulur. Dikkatini yoğunlaştırması için yardımcı ilaçlar kullanılabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-hiperaktiflik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madde Bağımlılığına Meyilli Çocuk ve Gençler</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/madde-bagimliligina-meyilli-cocuk-ve-gencler/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/madde-bagimliligina-meyilli-cocuk-ve-gencler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 05:20:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=8072</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde gençleri bekleyen en büyük tehlikelerden biri de madde bağımlılığı. Gençlerde, hattâ çocuklarda madde bağımlılığı sorunu, büyük ülkeleri düşündüren sorunların başında geliyor. Özellikle büyük şehirlerde uyuşturucu maddeyle savaşmak polisi en fazla uğraştıran sorun. Bunun için çoğu zaman diğer sorunlarla bağlantılı olarak ortaya çıkar. Çünkü alkol ve uyuşturucu maddeler başta olmak üzere zararlı alışkanlıklar hem suç, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde gençleri bekleyen en büyük tehlikelerden biri de <a href="http://www.kadinlar.tc/madde-bagimliligina-meyilli-cocuk-ve-gencler/">madde bağımlılığı</a>. Gençlerde, hattâ <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>larda madde bağımlılığı sorunu, büyük ülkeleri düşündüren sorunların <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-donmesi/">baş</a>ında geliyor. Özellikle büyük şehirlerde uyuşturucu maddeyle  savaşmak polisi en fazla uğraştıran sorun. Bunun için çoğu zaman diğer sorunlarla bağlantılı olarak ortaya çıkar. Çünkü <a href="http://www.kadinlar.tc/sigara-ve-alkol/">alkol</a> ve <a href="http://www.kadinlar.tc/madde-bagimliligina-meyilli-cocuk-ve-gencler/">uyuşturucu maddeler</a> başta olmak üzere zararlı alışkanlıklar hem suç, hem de suç işlemeye yönelik faktörlerin başında geliyor. Birçok suç işlemiş gençlerin madde kullanmakta, kullanabilmek için suç işlemeye devam etmektedir.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/12/Madde-Bağımlılığına-Meyilli-Çocuk-300x253.jpg" alt="Madde Bağımlılığına Meyilli Çocuk" title="Madde Bağımlılığına Meyilli Çocuk" width="300" height="253" class="alignleft size-medium wp-image-8075" /><br />
Ayrıca suç işleme ile madde kullanma arasında da bağ vardır. Genellikle kullanılan maddenin <a href="http://www.genelsaglikmerkezi.com/zihin-sagligi/">akıl</a> ve vicdanı, etkisizleştirip taşkınlık ortaya çıkarması suç  islemeyi tetikler.</p>
<p>Gençlik çağında vücudun hızlı gelişimi, dürtülerin çok kuvvetli olması, aklın ise yeterince olgunlaşmamış olması bu sorunları tetikler.</p>
<p><strong>Uyuşturucu kullanan genci nasıl tanıyabiliriz?</strong></p>
<p>Uyuşturucu ticareti, basta mafya ve terör örgütleri olmak üzere, bazı ülkelerin istihbarat örgütlerine kadar geniş hır çevrenin çıkar umduğu bir sektör. Bir kez alışınca bağımlı olmak, tekrar alabilmek için satışına alet olmak demek olduğu için <a href="http://www.kadinlar.tc/adet-kanamasi-adet-gorme/">âdet</a>a <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bulasici-hastaliklar/">bulaşıcı hastalık</a> gibi. Bu nedenle çocuğunuz hiçbir sorunu olmasa da reklamlara maruz kalıp kullanabilir. Özellikle sınavlarda başarı için aşırı koşullandırılmış gençler hissettikleri baskıdan kurtulmak için deneyebiliyor. &#8220;Benim çocuğum öyle şey yapmaz&#8221; deyip geçmeyelim, dikkatli olalım. Çünkü kötü şeyler sadece başkalarının başına gelmez.<br />
<strong><br />
Aşağıdaki belirtiler gencin uyuşturucu kullanmaya başladığı konusunda <a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">anne</a> ve babayı süphelendirmelidır:</strong></p>
<p>• Gençte birden ortaya çıkan <a href="http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/">davranış bozukluğu</a>, içine kapanıklık, odasında zaman geçirme, iletişim kurmama. Zaman zaman aşırı <a href="http://www.kadinlar.tc/kalpteki-sinirleri/">sinir</a>lilik, gereksiz tepki, anlamsız kaygı, sıkıntı.</p>
<p>•    Gencin <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a> kuruluğu nedeniyle konuşmada güçlük çekmesi. Yürümede dengesizlik, <a href="http://www.kadinlar.tc/el-ve-ayak-titremesi/">ellerde titreme</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/terleme/">aşırı terleme</a>, sıklıkla hastalanma gibi belirtiler.</p>
<p>•    Uyuklama, dalgınlık, <a href="http://www.kadinlar.tc/halsizlik/">hâlsizlik</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/yorgunluk/">yorgunluk</a>, .sorumluluklardan kaçma, okuldan uzaklaşma.</p>
<p>•    Aşırı para harcama, odaya bırakılan bir cüzdandan para eksilmesi.</p>
<p>•    kendini ve başkalarını incitme ve zarar vermekten kaçınmayan kişiler.</p>
<p>•    Eski arkadaş çevresi dışında yeni arkadaşlar ve çevre değiştirme. Uyuşturucu kültürü denilen, bu gruplara özgü müzik, giyim kuşam ve takılara özenme uyuşturucu sonrası yaşanan etkiler vardır. Örneğin hassaslık, aşırı uyuma veya <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">bebek</a>lerinin iyice küçülmüş olması&#8230; <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/tatli-tarifleri/">Tatlı</a> yeme isteği esrarın, su içme isteği ise amfetaminlerin habercisi görülüyor.</p>
<p><strong>Mutluluktan kaçan çocuklarda madde bağımlılığı</strong></p>
<p>Bazı çocuk ve gençler için sorumluluklarla dolu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kadinlarda-sosyal-yasam/">yaşam</a>sal, sosyalleşme görevleri, mesleğini seçme ve  toplumsal görevler, bazı gençlerde aşırı kaygı verici olmaktadır. <a href="http://www.kadinlar.tc/sigara-ve-alkol/">Alkol</a> ve uyuşturucuların kaygıyı azaltıcı duygular yarattıkları geçici sığınma ortamı vadetmektedir. Böylece kullananlarda önceleri sarhoş , daha sonra ise bağımlılık nedeni olmaktadır.<br />
 özellikle başarı güdüsü zayıf, kötümser ve gerçeklerden kaçma eğiliminde olan gençler çok daha fazla etkilenebiliyor.<br />
Bu çağlarda <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>lerin gençlere iyimserlik, umut ve güven aşılamaları gerekiyor. Kaygı duygusunu kamçılayıcı uyarılara başvurmamaları faydalı bir tedbir olabiliyor. Aİle içinde keyifli zaman geçirme, mutlu olma fırsatı sağlanması gerekiyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/madde-bagimliligina-meyilli-cocuk-ve-gencler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda ve Gençlerde Saldırganlık</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-ve-genclerde-saldirganlik/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-ve-genclerde-saldirganlik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 15:44:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=7986</guid>
		<description><![CDATA[Çevrelerine verdikleri rahatsızlık sebebiyle dikkat çeken çocukların başında, saldırganlık eğilimine sahip kişiler geldiğini söyleyebiliriz. Hangi kesimden olursa olsun, bu çeşit davranış bozukluğunu gösteren çocukların belirli özelliği, duygusal olarak küt ve gelişmemiş durumda. Bu kişiler, bir hareketi yaparken karşı tarafın ne edeceğini hiçbir zaman düşünmüyor. Bu nedenle insanlara ve hayvanlara, eşyaya fiziksel olarak zarar verebiliyor, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çevrelerine verdikleri rahatsızlık sebebiyle dikkat çeken <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>ların <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>ında, saldırganlık eğilimine sahip kişiler geldiğini söyleyebiliriz. Hangi kesimden olursa olsun, bu çeşit <a href="http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/">davranış bozukluğu</a>nu gösteren <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuklar</a>ın belirli özelliği, duygusal olarak küt ve gelişmemiş durumda.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/12/saldirgan_cocuk.gif" alt="saldirgan_cocuk" title="saldirgan_cocuk" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-7988" /><br />
Bu kişiler, bir hareketi yaparken karşı tarafın ne edeceğini hiçbir zaman düşünmüyor. Bu nedenle insanlara ve  hayvanlara, eşyaya fiziksel olarak zarar verebiliyor,<br />
bu tipler, kendi arzularını merkezde görüyor, diğer insanların hakkı gibi bir kavrama sahip olmuyor. Başkalarının mağazasına, otomobiline girmenin hakları olmadığını idrakinde olmuyorlar. Aynı nedenden dolayı taciz, tecavüz başkalarını incitmekten kaçınmıyorlar. Başkaların ne söyleyeceğini düşünerek kendilerini engelleme becerisinden sorumlu oluyorlar. Bu çocuklarda mantık, duygu ve vicdan  oluyor; dürtüsellik dediğimiz canının istediğini yapma isteğini frenleyemiyor.</p>
<p>Hiç kuşkusuz, çocuğun kendini frenleme gücünü kazanmasında, aile ve eğitim çevresinin onu manevi değerler yönünden yetersizliğinin önemli bir rolü var. Ancak, belirli bir ölçüde kişisel tercihin de rolü olduğu görülüyor. </p>
<p>Yine bu çocuklarda mantık bağları kurma zaafı görülüyor. İşlediği kabahatin getireceği küçük menfaatin karşılığında uğrayacaklar  büyük zararı idrak edemiyorlar. Mesela söylediği yalanla veya suçunu başkasının üzerine atmakla kurtulamayacağını, önünde sonunda gerçeğin anlaşılacağını düşünemiyorlar. Aynı sebeple küçük bir arzuları İçin büyük bir zarar vermekten kaçınmıyorlar. Mesela vitrindeki küçük bir eşyayı, bir otomobilin teybini vs. çalmak için koskoca mağazanın camını kırmak, otomobile büyük hasar vermekten kaçınmadıkları görülebiliyor.</p>
<p>Genel bir eğilim olarak, davranış bozukluğu gösteren çocuklarda hayatı savaş gibi algılama eğilimi görülüyor. Bu çocuklarda sıklıkla başkalarına <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a>dağı vermek, korkutmak ve üstünlük taslamak, kabadayılık etmek gibi davranışlar görülüyor. Yine bu çocuklar çoğu kez kavga ve dövüşü başlatan taraf oluyor. Zihinleri her türlü araç gereci silah gibi görmeye müsait oluyor. Kolaylıkla bir sopa, taş, kırık şişe, şiş, tornavida vs. malzemeyi silah gibi kullanabiliyor. Başka kişilerin niyetlerini düşmanca ve tehdit edici olarak algılıyorlar. Saldırganca tepkilerinde hep kendilerini haklı görüyor, vicdan azabı çekmiyorlar.</p>
<p>Bu çocuklarda sıkça 16 yaş öncesinden başlayarak <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>nin yasaklamasına rağmen geceyi dışarıda geçirme durumu görülüyor. Bu durumun nedeni çoğu zaman, aile içi disiplinden, özellikle de baba otoritesinden kaçmak şeklinde oluyor. Bu davranışa sağlıksız disiplin anlayışı da sebep olabiliyor. Aşırı otoriter babalar , aşırı serbest bırakan babaların çocuklarında da bu durum görülebiliyor. Sevecen bir otorite kurmuş babaların çocuklarında kurallara uyumsuzluk daha az görülüyor. Yine de suça eğilimli çocuklarda başkaldırı ve kurallara uyumsuzluk eğilimine sıkça rastlanıyor.</p>
<p>Bazı çocuklarda aynı nedenden ötürü okuldan kaçma davranışı  görülüyor. Ancak, okuldan kaçmayı, bir iki sefere mahsus okulu kırma ile karıştırmamak gerek. 13 yasından<br />
itibaren , 6 ay boyunca okul devamsızlığında ısrar edenlerin okulu reddetme bozukluğu diyoruz.</p>
<p>Bu gibi özelliklerin birden fazlasını gösteren çocuklara, davranış bozukluğu teşhisi konuluyor.</p>
<p><strong>Bencillik ve Saldırganlık</strong></p>
<p>Olgunlaşmanın önemli bir göstergesi de, bencillikten duyarlılığa doğru ilerlemektir. Çocuk, tabiatı gereği bencil ve duyarsıldır. Bu nedenle eşyaya ve kişilere rahatlıkla zarar verebilir. Ailesinin ve çevresinin tepkilerini gördükçe zarar verici olmaması gerektiğini kavrar. Btı kavrayış zamanla, kendi isteklerini başkalarının istekleriyle uzlaştırması gerektiğini öğretir. Bunun için zorunlu olarak çocuk, eylemlerini sınırlaması gerektiğini fark edecektir.</p>
<p>Bir yandan kendi egemenlik ve özgürlük sahasını korumak islerken, bir yandan da çevresi taralından kabul edilme isteği hisseden çocuk bir iç çelişki yaşar. Sonunda, sosyalleşmesi ve kabul edilmesi için kendini sınırlamayı öğrenir. Bu becerinin kazanılmasında da hem çocuğun kişilik yapısı, hem de aile ve çevrenin davranışları önemlidir. Bazı çocukların ilkel bir bencillik duygusunda daha uzun zaman saplanıp kalabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Bazen de bu durumun nedeni ailedir. Bazı aileler çocuğa ilgi göstermeyerek, sevgiyi öğretmediği gibi, bazıları da ilgiyi abartır. Bazı anneler, çocuklarına karşı aşırı derecede kollayıcı olur, onu çevreye uyum göstermek ve başkalarıyla iyi geçinmek konusunda eğitmez. Saldırganca davranışlarına karşı aşın derecede hoşgörülü davranır, neredeyse gurur duyar. Hattâ birçok çocuğun saldırganlık konusunda ilk örneği ebeveynidir. <a href="http://www.kadinlar.tc/anne-ana/">Anne</a>sini komşuyla kavga ederken, babasını trafikte küfrederken gören bir çocuğun başka bir örneğe ihtiyacı yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-ve-genclerde-saldirganlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Davranış Bozuklukları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 22:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=7967</guid>
		<description><![CDATA[Hangi davranış normal? Davranış bozukluğu, gelişmiş ülkelerde bugün en önemli sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir. Gerek maddi ve gerek manevi zararları bakımından toplumun kanayan yarası olan bu meselenin nasıl çözümleneceği ise, başlı başına araştırma konusudur. Bazı psikologlar, pozitif bilimlerin dinden kaynaklanan ahlak ve toplum normlarında taraf olmaması gerekliğim ileri sürmektedir. Bunlara göre toplum bireyi terbiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hangi davranış normal?</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/">Davranış bozukluğu</a>, gelişmiş ülkelerde bugün en önemli <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/">sağlık</a> sorunu olarak kabul edilmektedir. Gerek maddi ve gerek manevi zararları bakımından toplumun kanayan <a href="http://www.kadinlar.tc/yaralar/">yara</a>sı olan bu meselenin nasıl çözümleneceği ise, <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>lı başına araştırma konusudur. Bazı psikologlar, pozitif bilimlerin dinden kaynaklanan ahlak ve toplum normlarında taraf olmaması gerekliğim ileri sürmektedir. Bunlara göre toplum bireyi terbiye etmemeli, kendi hâline bırakmalıdır, Bu görüşe göre, bir davranışın normal mi, anormal mı olduğuna karar verecek olan, yerleşik toplum değerleri olmamalıdır. Kişi, anormal olup olmadığına kendi karar vermelidir. Bu anlayışa sahip psikologlar, mesela çalma, yalan söyleme türünden <a href="http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/">davranış bozuklukları</a>na, toplum normlarına uyum bozukluğu şeklinde tanım getirir. Çünkü bu anlayışa göre, hırsızlığın, yalan söylemenin günah olduğu şeklindeki öğretinin etkisiyle bu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>lara ahlaksız <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/goz-sagligi-ve-bakimi/">göz</a>üyle bakmak ve terbiye etmek bilimin işi olmamalıdır.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/11/Davranış-Bozuklukları.jpg" alt="Davranış Bozuklukları" title="Davranış Bozuklukları" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-7973" />Bu noktada durup, pozitif bilimin insana getirdiği tanımı hatırlamakta fayda var. Modern bilim, insanın bir ruh varlığı olduğunu kabul etmez; insan davranışlarına ahlakı normlar getirmenin din temeli üzerine kurulmuş bir ideolojik görüş olduğunu ileri sürer. Bir yerde demek istedikleri şöyledir: &#8216;&#8221;İnsan evrenleşmiş bir canlı türü olduğuna göre, ihtiyaçlarını çalarak da olsa karşılaması normal bir harekettir. Biz sadece dine dayalı toplum düzenini korumak adına bu davranışları anormal sayıyoruz. Bilim, bu konularda tarafsız olmak zorundadır; patolojik hırsızlık ve yalancılık dışındaki konularla ilgilenmez.Biz bu görüşe sahip psikologların bir kısmı, toplum normlarına göre bunu insanları büsbütün kötüleştirdiğini de ilerî sürer. Örnek, <a href="http://www.kadinlar.tc/cinsellik-ve-iliskiler/">cinsellik</a>, saldırganlık vb. içgüdülerin, toplum kuralları tarafından çirkin sayılması nedeniyle bastırıldığını ve bunların da nevrozlara sebep olduğunu belirtir. Ona göre, hemen bütün nevrozlar, bastırılmış dürtülerin kontrolden çıkması kaygısının biçim değiştirmiş şeklidir.</p>
<p>Bunda toplam normları doğrultusunda verilen terbiye ile bireyin yaratıcılığını sınırlandırmamak gerektiği yönünde görüşler ileri sürmüştür. Ancak o, nevrozların nedenini sadece kıstırılmış içgüdülere bağlamaz, toplum normlarını hiçe saymayı ela tavsiye etmez. Sadece, bireyin kendi özgünlüğünü pekiştirmek toplum değerlerine uymak arasında bir denge kurması gerektiğini ileri sürer.</p>
<p>Psikolog ve psikiyatrların bu görüşlerinde, her toplumun belirli değer yargılarına sahip olması gibi nedenler de etkili olmaktadır. Bu anlayışa göre, toplumun kendi bireyini kendi anlayışına göre terbiye etmesi, iyi kötü diye yargılaması sorgulanabilmelidir.</p>
<p>Geleneksel toplumda, iyi ile kötüyü ayırt eden belli başlı değer yargıları mevcuttu. Her toplumun ufak tefek farklılığı mesela, iyiliği kötülüğü ayırt eden temel değer yargıları ortaktı. Bütün milletler, hak, <a href="http://www.kadinlar.tc/aile-konusu-ile-ilgili-hukuk-duzenlemelerinin-evrensel-niteligi/">hukuk</a>, ahlak, egoist olmama, başkasını da düşünme gibi temci değerleri daima kabul etmekteydi. Günümüzde ise en temel konularda bile zihinler karışıktır. Örneğin geleneksel toplumda genellikle olduğu gibi, ferdin kendi hayatını, arzu ve isteklerini toplum yararına  icra etmesi beklenmeli midir? İyi ve yüce bir davranış olarak gösterilen kendini topluma adama acaba gerçekten bir değer midir.&#8217; Bu durumda kişi kendi şahsı faydasını feda ederek, toplum yararına olan kurallara uymalı mıdır? bilim dünyası, sonuç itibarıyla dini ideolojik olan bu değerlerin hayata geçirilmesini sağlamaya çalışmalı mıdır?</p>
<p>İste bu gibi manevi değerleri sorgulayan ve toplumu ahlakı yitime sürükleyen düşünce akımları, gençlerin ahlaklı bir şekilde yetiştirilmek üzere eğitilmelerinin önüne geçmektedir. Her ne kadar bütün psikologlar bu görüşler doğrultusunda likır üretiyor olmasa da, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ruhsal-ve-psikoloji-hastaliklari/">psikoloji</a> ilminde, hangi davranışın normal, hangi davranışın anormal sayılma sı gerektiği konusunda yapılan çalışmalarda net bir sonuca ulaşılamamıştır.</p>
<p>Bilimsel açıdan insan davranışlarına normal ölçüsü koyabilmek zordur, çünkü normal insan diye bir göslerge yoktur. Ahlaki modelleri yok sayacak olursak, insanın davranışlarına ölçü getirebilmek zordur. Bİlim, insanın dış görünüşünü, fiziksel yapısını ele aldığı, onun ruhsal yönünü ise güdü ve duygulara indirgediği için tam manasıyla insan modeli geliştirmesi mümkün değildir. İnsan, bilimin gözünde sosyal bir hayvandır. Bu nedenle bilim dünyası insanın eylemlerine sosyal uyum yönünden iyi kötü değerlendirmesi yapabilmektedir.</p>
<p><strong>Anormal sayılan davranışlar</strong></p>
<p>Bedenin fiziksel yapısı ve işlevleri bilindiği ve görüldüğü, gibi somut olduğu için, fiziksel hastalıklardan anormal alamı tanımlanması kolaydır. Oysa psikoloji açısından kabul edilebilecek bir normal tanımı yoktur. Bu konuda bilimsel  araştırmalar karşıt görüşler oluşturmuşlardır.</p>
<p>•   Birinci gruptakilere göre; bir davranışın normal olduğuna karar vermek için toplumun değer yargıları esas alınır. Anormal kişi, sosyal İlişkileri bozuk olan, çevresine zarar veren, duygusal tepkileri uygunsuz olan kişidir. Mesela dürtüşe davranan, kurallara uyumsuzluk gösteren, çevresine saldıran ya da madde bağımlılığı gibi bir yolla kendine zarar veren kişiler anormaldir.</p>
<p>•   İkinci gruptakilere göre ise; bir davranışın değerlendirilmesinde kişinin kendi meıılaati esas alınmalıdır. Kişi, sahip olduğu imkânları kullanarak kendini geliştiremiyor, kendini iyi hissetmiyor, hayatın getirdiği stresi atlatanıtyorsa anormaldir. Bu ikinci tarifin esas aldığı değer, kişinin kendi öz varlığına karşı olan bakışıdır. Buna göre, bîr kişi toplum değerlerine uymak için kentimi zorladığı hâlde İç dünyasında kendini kötü hissedebilir ki, bu da anormaldir.</p>
<p>Görünüşte bu iki taraf, farklı noktalardan bakarak, anormalliği farklı değerlendirmektedir. Öte yandan, her iki tanımın birleştiği ortak noktalar da yok değildir. Mesela çevresine  veya kendine zarar veren bir kışı, ikinci görüşü benimseyenlerce de normal kabul edilmez. Ne de olsa kişinin kendini geliştirmesi, iyi hissetmesi de toplumun onayladığı, kabul ettiği bir kişi olmakla yakından ilgilidir. Aynı şekilde, kendini  iyi hissetmenin, mutlu ve başarılı olmanın bir yolunu bulamayan bin, önünde sonunda kendine veya çevresine zarar verebilir.</p>
<p>Aslında her iki tanf, aynı vakanın iki cephesi .sayılabilir. Çünkü çevresine ve kendine zarar verebilen kişiler; kimseyi sevmeyen, sevilmeyen ve ne kadar inkâr etse de bunun acısını duyan kişilerdir. İler ne kadar acımayan, üzümü duymayan, verdiği zarardan ötürü vicdanı sızlamayan bir kişi gibi görünerek bu maske arkasında duygularını gizlese de, mutlu olmadığını anlamak zor değildir. Nitekim davranış bozukluğu olan kişiler arasında, acısını unutmak için madde bağımlılığına ve cinsel saplantılı davranışlara yönelim görülebilir. Aslında bu kişiler, sevgi ve saygı gibi manevi ödüller 1c duyuramadıkları ruhlarını, kendilerince tatmin etmeye çalışmaktadır.</p>
<p>Yine bu çocukların, suç ve kötü sayılan davranışlara yönelmelerinde, bir çeşit başarı ve saygınlık arayışları etkili olmaktadır. Nitekim sorunlu çocukların genellikle ellerine para geçtiği zaman ailelerini ziyaret ettikleri, böylece kendilerini ispatlamaya çalıştıkları gözlenmiştir, hu durum, ailelerin çocuklara şartsız sevgi sunmadıklarını, çocuğun bir şekilde başarılı olarak sevgiyi elde etmeye çalıştıklarını göstermektedir.</p>
<p>Öyleyse, hangi bakış açısından olursa olsun, anormal davranış, kişinin başarısını, sosyalleşmesini engelleyen, başkalarım olumsuz etkileyen davranıştır. </p>
<p>Bazı <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>ından kaynaklanan duygu bozuklukları insanları suçlamakta acele edilmemelidir. Bazen hastalıkların beyin kimyası, kromozom sapmaları, geçirilen bir hastalığın bıraktığı hasar gibi fizyolojik nedenler olabilir, tadevi etmek psikiyatri uzmanlarının işidir.</p>
<p>Bir çok çocuk, kısıtlı imkânlarına rağmen başarılı olabiliyor. Ote yandan, geniş imkânlara sahip çocuklar bu imkânlarını kötüye de kullanabiliyor. Kendilerini başarılı olmaya mecbur hissetmeyen, hazır imkânlarla hep hayale yönelik davranan bazı çocuklar, her türlü imkâna rağmen kendini yetiştirmeye çalışmayabiliyor.</p>
<p>Üstelik imkânları geniş aile çocuklarının ıslahı çoğu zaman daha güç oluyor. Çünkü bu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/aile-hukuku/">aile</a>ler, çocuğun sebep olduğu kötü olayları paranın gücüyle örtbas etme yoluna gidebiliyor. Bu da çocuklarının gerçeklerle <a href="http://www.kadinlar.tc/yuz-cesitleri-ve-ideal-yuz-nasil-olmalidir/">yüz</a>leşmesine mânı olabiliyor. Ayrıca bu çocuklarda tatminsizlik, nankörlük ve kıymet bilmeme hâli, yardım etme çabalarını boşa çıkarabiliyor.</p>
<p>Oysa imkânları dar olan bir sorunlu çocuğa biraz yardım eli uzatıldığında, morali düzelip kendini toparlayabiliyor. Mesela bir burs sağlandığında, minnet duygusu ile kayıplarını telafi ettikleri oluyor. Öte yandan her türlü yardımı reddeden, benimsediği hâl ve tavırları sürdürmekte ısrar eden çocuklar hemen her kesimden çıkabiliyor.</p>
<p>Davranış bozukluğu olan çocukları belli başlı gruplara ayıracak olursak, en büyük kesimi, saldırganlık eğilimine sahip gençlerin oluşturduğunu görüyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/davranis-bozukluklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgunluk</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yorgunluk/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yorgunluk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 08:32:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/yorgunluk/</guid>
		<description><![CDATA[Aşırı çaba harcanması sonucunda, normal gücün kaybolması veya azalmasıdır. Yorgunluk sonucunda organlarda enerji azalır veya kaybolur. Günümüzde fiziksel yorgunluğun yanı sıra psikolojik yorgunluklar da önem kazanmıştır. Verimin azalmasında psikolojik yorgunluk daha önemlidir. Tedavisi: * Bal yenir. Kekik, zeytinyağı ve limonla birlikte, kızarmış ekmek yenir. 10 gr. kırmızı biberle 10 gr. karabiber, yarım litre pekmezle birlikte kaynatılarak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #2c2c2c;">Aşırı çaba harcanması sonucunda, normal gücün kaybolması veya azalmasıdır. Yorgunluk sonucunda organlarda enerji azalır veya kaybolur. Günümüzde fiziksel yorgunluğun yanı sıra <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/ruhsal-ve-psikoloji-hastaliklari/">psikolojik</a> yorgunluklar da önem kazanmıştır. Verimin azalmasında psikolojik yorgunluk daha önemlidir.</p>
<p><span style="color: #7fa0b7;">Tedavisi:</span></p>
<p><span style="color: #2c2c2c;">* Bal yenir. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/kekik/">Kekik</a>, <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/zeytinyagi/">zeytinyağı</a> ve limonla birlikte, kızarmış ekmek yenir. 10 gr. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/kirmizibiber/">kırmızı biber</a>le 10 gr. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/karabiber/">karabiber</a>, yarım litre pekmezle birlikte kaynatılarak, birer çay bardağı içilir.</span></p>
<p><span style="color: #2c2c2c;">*  Bol miktarda sarımsak ve soğan yenir. 100 gr. sarımsakla 100 gr. soğan, bir kilo balda ezilir, macun haline getirilir. Sabah akşam birer kaşık yenir.</span></p>
<p><span style="color: #2c2c2c;">*  Kavrulmuş <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/findik/">findık</a> toz haline getirilir, aynı miktar tereyağı ve balla karıştırılarak macun yapılır. Günde üç defa birer kaşık yenir. Bir miktar bal, aynı miktarda sirke ile karıştırılır ve yemeklerden önce birer kaşık yenir.</span></p>
<p><span style="color: #2c2c2c;">*  Eşit miktarlarda findik, <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/tatli-badem/">badem</a>, çam fıstığı, üzüm, hurma ezilir, macun haline gelene kadar bal ilave </span></p>
<p><span style="color: #282828;">edilir, günde üç defa 1 <span style="color: #000000;">- 2 </span>kaşık yenir.</span><br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/yorgunluk11.jpg" alt="yorgunluk1" title="yorgunluk1" width="300" height="300" class="alignleft size-full wp-image-2974" /><br />
<span style="color: #282828;">* Bir kilo üzümle bir kilo keçiboynuzu, üç litre suda yarım saat kaynatılır. Balla tatlandırılarak, günde üç defa birer bardak içilir. Sabah ve akşam, balla karıştırılarak, birer tatlı kaşığı toz haline getirilmiş çörekotu yenir.</span></p>
<p><span style="color: #282828;">*  Sabah ve akşam, birer bardak nar suyu içilir. Yumurta sarısı ile karıştırılarak portakal suyu içilir. Bal ve kaymak yenir.</span></p>
<p><span style="color: #282828;">*  Vücut <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/papatya/">papatya</a> yağı ile ovulur. Vücut, yarı yarıya karıştırılmış çörekotu yağı ve hardal yağı ile ovulur.</span></p>
<p><span style="color: #282828;">* Vücut, 100 gr. kına ile 10 gr. kekik yağı karışımıyla ovulur. (Miktar bu oran korunarak çoğaltılabilir.)</span></p>
<p><span style="color: #282828;">* Söğüt yapraklarına sarılarak yatılır. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/lahana/">Lahana</a> suyu ile soğan suyu karıştırılır, sabah ve akşam birer çay bardağı içilir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yorgunluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutkanlık</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/unutkanlik/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/unutkanlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 20:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2848</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın öğrendiği bilgileri, daha sonra hatırlayamamasma unutkanlık denir. Bu insanın tabiatında olan bir durumdur. Ancak aşırı olması halinde insanları rahatsız eder. Birçok sebebi vardır. Bunlar arasında yaşlılık, meşguliyetin fazlalığı, gıdasızlık, sinir ve stres gibi hastalıklarla, beyin sarsıntısı veya beyinde meydana gelen çeşitli ur ve iltihaplanmalar sayılabilir. Hekim tedavisi yanında, aşağıdaki pratik metotlardan ve şifalı bitkilerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #323232;">İnsanın   öğrendiği bilgileri,  daha sonra hatırla</span><span>yamamasma unutkanlık denir. Bu insanın tabiatında olan bir durumdur. Ancak aşırı olması halinde insanları rahatsız eder. Birçok sebebi vardır. Bunlar arasında yaşlılık, meşguliyetin fazlalığı, gıdasızlık, sinir ve stres gibi hastalıklarla, beyin sarsıntısı veya beyinde meydana gelen çeşitli ur ve iltihaplanmalar sayılabilir.<img class="alignleft size-full wp-image-2849" title="unutkanlik" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/unutkanlik.jpg" alt="unutkanlik" width="300" height="256" /></span></p>
<p><span>Hekim tedavisi yanında, aşağıdaki pratik metotlardan ve şifalı bitkilerden yararlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #7fa0b7;"><strong>Tedavisi:</strong></span></p>
<p><span style="color: #323232;">*  Unutmamak ve ezber yapmak için bol miktarda bal yenir. Her sabah ve akşam aç karna birer tatlı kaşığı çörek otu, balla birlikte yenir. Her sabah aç karna kuru üzüm yenir. Birbirlerine karıştırılarak 10 gr. günlükle 100 gr. üzüm yenir.</span></p>
<p><span style="color: #323232;">*  50 gr. günlükle 50 gr. zencefil toz haline getirilir. Bir miktar balla karıştırılarak sabah ve akşam birer tatlı kaşığı yenir.</span></p>
<p><span style="color: #323232;">* 50&#8242;şer gram çam fistığı, findik ve ceviz, birbirlerine karıştırılır, sonra ezilir. Yarım kilo balla karıştırılarak macun haline getirilir. Günde üç defa birer kaşık yenir. Ayrıca karışımdan bir kaşık dolusu alımr, bir avuç üzümle yenir.</span></p>
<p><span style="color: #323232;">*   Çekirdekleri çıkarılan 100 gr. hurma ile 50 gr. badem ve 50 gr. çam fistığı ezilir, üzerine 20 gr. çö-rekotu yağı ilave edilir. Macun haline gelene kadar karıştırılır. Sabah ve akşam birer kaşık yenir. 20 gr. hurma bir bardak sütte pişirilir ve sabahları yenir.</span></p>
<p><span style="color: #323232;"><em>Unutkanlıktan kurtulmak için eski bir macun terkibi: </em>15 gr. çörek otu, 15 gr. masteki, 25 gr. karabaş otu, 15 gr. beyaz biber, 15 gr. karabiber, 15 gr. tarçın, 12 gr. san sabır, 12 gr. raventçini, 12 gr. katran köpüğü, 25 gr. günlük ve 60 gr. çam fıstığı.</span></p>
<p><span style="color: #323232;">Yukarıda sayılan maddelerin katı olanları toz haline getirilir, sonra da </span><span>eritilir, vücut gark veya kükürtlü sabunla yıkandıktan sonra, karışım ovularak sürülür.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/unutkanlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kekemelik</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/kekemelik/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/kekemelik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 18:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2773</guid>
		<description><![CDATA[Dilin normalden fazla büyümesi veya konuşurken dilin ağızda istenildiği şekilde oynatılamaması; genel olarak sinirden, korkudan veya ateşli bir hastalık sonrasında meydana gelir. Kelimelerin söylenmesi sırasında, gırtlak kaslarının anormal bir kasılma sebebiyle çalışamaması sonucu ortaya çıkan konuşma bozukluğudur. Kekemelik erkeklerde, kadınlara oranla %20 fazla görülür, heyecanlı kimselerde daha sık rastlanır. Hastanın heyecanlanması halinde çoğalır. Bu durumdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #222222;">Dilin normalden fazla büyümesi veya konuşurken dilin <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a>da istenildiği şekilde oynatılamaması; genel olarak sinirden, korkudan veya ateşli bir hastalık sonrasında meydana gelir. Kelimelerin söylenmesi sırasında, gırtlak kaslarının anormal bir kasılma sebebiyle çalışamaması sonucu ortaya çıkan konuşma bozukluğudur. <a href="http://www.kadinlar.tc/kekemelik/">Kekemelik</a> <a href="http://www.kadinlar.tc/erkek-cinsellik-organi/">erkekler</a>de, <a href="http://www.kadinlar.tc/">kadınlar</a>a oranla %20 fazla görülür, heyecanlı kimselerde daha sık rastlanır. Hastanın heyecanlanması halinde çoğalır.</span><br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/kekemelik.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/kekemelik.jpg" alt="" title="kekemelik" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-8236" /></a><br />
<span style="color: #7fa0b7;"><em>Bu durumdan kurtulmak için:</em></span></p>
<p><span style="color: #212121;">* Dil altına bir kalem konur ve konuşulmaya çalışılır. Başlangıçta <a href="http://www.kadinlar.tc/egzersiz/">egzersiz</a>e bir dakikadan başlanır, daha sonra süre her hafta artırılır. Ağza çakıl taşı alınır ve konuşulmaya çalışılır. Yüksek sesle bol kitap okunur. Kur&#8217;an-ı Kerimi tecvit üzere okumaya çalışmak kekemeliği azaltır.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">*  10 gr. kişniş 100 cc. suda beş dakika kaynatıldıktan sonra, bu suyla gargara yapılır. Ayrıca birer <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/yemek-tarifleri/">yemek</a> kaşığı içilir.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">* <strong>Bir </strong>baş beyaz soğanın suyu çıkarıldıktan sonra, elde edilen su her gün 2 &#8211; 3 defa <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a>da tutulur, ayrıca gargara yapılır.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">*  50 gr. melisa yaprağı ile 50 gr. karabaş otu toz haline getirildikten sonra bir kilo balla karıştırılarak macun kıvamına sokulur. Karışımdan günde üç defa 1 <span style="color: #000000;">- 2 </span>kaşık yenir.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">*  50 gr. karabaş otu ile 50 gr. zen-</span></p>
<p><span style="color: #212121;">cefil toz haline getirildikten sonra kaynayan bir bardak suya bir <span style="color: #000000;">çay </span>kaşığı atılır. Kaynatma on dakika kadar sürdürülür. <span style="color: #000000;">Sonra </span>bu karışımla gargara yapılır.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">*  Toz haline getirilmiş 20 gr papatya <span style="color: #000000;">ile bir </span>adet küçük Hindistan cevizi, yarım kilo balla karıştırılır. Günde üç defa birer tatlı kaşığı yenir, dil altı bu karışımla ovulur.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">*  Toz haline getirilmiş 5 gr. amberle 5 gr. damla sakızı balla karıştırılarak macun haline getirildikten sonra yenir, dil altı bu karışımla ovulur.</span></p>
<p><span style="color: #212121;">* 20 cc. <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/hardal/">hardal</a> suyu ile 20 cc. akırıkarha suyu birbirleriyle karıştırılır. Günde bir fincan içilir. Ayrıca günde 2 <span style="color: #000000;">- </span>3 defa beş dakika süreyle gargara yapılır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/kekemelik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Sinirsel Bozukluklar</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-sinirsel-bozukluklar/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-sinirsel-bozukluklar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 10:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUKLARDA SİNİRSEL BOZUKLUKLAR Çocukta iki tür bozukluk sözkonusu olabilir: — zihinsel bozukluklar; — hareket yeteneği bozuklukları. Bozukluklar çok çeşitli derecelerde olabilir. Zihinsel bozukluklarda ölçüt, zeka geriliği derecesini belirleyen zeka ortalaması (IQ) testidir. Zeka geriliği, zihinsel işlevlerin gelişmesindeki geriliktir. Çevreye uyma ve öğrenme güçlüğü, biçiminde belirir. Sinirsel bozukluğu olan çocuklara, özel kuruluşlarda, durumlarına uygun özel özen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ÇOCUKLARDA SİNİRSEL BOZUKLUKLAR</p>
<p><strong>Çocukta iki tür bozukluk sözkonusu olabilir:</strong></p>
<p><strong>—  zihinsel bozukluklar;</strong></p>
<p>—  hareket yeteneği bozuklukları. Bozukluklar çok çeşitli derecelerde olabilir. Zihinsel bozukluklarda ölçüt, zeka geriliği derecesini<br />
belirleyen zeka ortalaması (IQ) testidir. Zeka geriliği, zihinsel işlevlerin gelişmesindeki geriliktir. Çevreye uyma ve öğrenme güçlüğü, biçiminde belirir.</p>
<p>Sinirsel bozukluğu olan çocuklara, özel kuruluşlarda, durumlarına uygun özel özen gösterilir. Bu kuruluşlarda çocuklar aşağı yukarı normal bir eğitim görür, başka çocuklarla temas kurma olanağı bulur.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/06/cocuklarda-sinirsel-bozukluklar.jpg" alt="57438452" title="57438452" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-1039" /><br />
<strong>Sıralama şöyledir-.</strong></p>
<p><strong>—  hafif gerilik:</strong> IQ, 65-80 arasındadır; bu çocuklar tam özerkliğe kavuşabilir ve erişkin yaşa geldiklerinde toplum içinde çalışabilirler;</p>
<p><strong>—  orta gerilik:</strong> IQ, 50-65 arasındadır; çocuklar kısmi bir özerkliğe kavuşabilir ve ilerde ufak tefek işler yapabilirler;</p>
<p><strong>—  ağır gerilik:</strong> IQ, 30-50 arasındadır; özerklik çok sınırlıdır; ancak çok kolay işler yapabilirler;</p>
<p><strong>—  tam geri zekalılık:</strong> IQ, 30&#8242;un altındadır, hemen hiç bir iş yapamazlar.</p>
<p><strong>Hareket yeteneği bozuklukları da derece derecedir:</strong></p>
<p>—  hareket yeteneği bozukluğu doğuştan (doğuştan bir oluşum bozukluğu olan omurga çatlaklığı gibi; bu durumda, omurga kanalının arka çeperinin bir bölümü açıktır) olabilir;</p>
<p>—  bozukluk, annenin gebeliğin ilk iki ayında kızamıkçığa yakalanmış olmasının sonucu olabilir;</p>
<p>—  bozukluk, doğumun kötü koşullar altında geçmiş olmasından ileri gelebilir;</p>
<p>—  hareket yeteneğindeki azalma, doğumdan sonra ortaya çıkmış olabilir: Çocuk felci; zehirlenme; beyin zarları iltihabı; mültipl skleroz, dolaşım bozuklukları sonucu kas hastalıkları.</p>
<p><strong>Sinirsel bozukluğu olan çocuğun aile içindeki durumu</strong></p>
<p>Eskiden, sinirsel bozukluğu olan çocuk aile için bir utanç kaynağı olarak görülür, çoğunlukla kimseye gösterilmezdi. Günümüzde aileler buv çocukların utanılacak bir şey olmadıklarını ve onlara yardımcı olmak için elden gelenin yapılması gerektiğini anlama yolundadırlar.</p>
<p>Bu tür bir çocuğa yardım edilmeli, ama sinirlerini bozacak ölçüde aşırı bir acıma duygusu ser-gilenmemelidir. Bu durumdaki çocuğun gereksinimi genellikle belli belirsiz bir yardım ve sürekli teşviktir. Çocuk elden geldiğince kendi-olanaklarıyla başının çaresine bakmaya alıştırılmak, her gün bu yönde yeni bir çaba (çok küçük de olsa) göstermesi istenmelidir. Ona da güvenmek ve bazı şeyler için kendi başına karar verip yapmasını sağlamak gerekir.</p>
<p>Çocuk olduğu gibi kabul edilmeli, ana-baba, bozukluğun sorumluluğunu karşılıklı olarak birbirlerine yüklemekten ya da bu nedenle çocuğa düşman olmaktan kaçınmalıdır. Bu gibi tutumların hiç bir yararı yoktur.</p>
<p>Sinirsel bozukluğu olan çocuğun sezgileri çoğunlukla büyük ölçüde gelişmiştir; kişilerin kendisine karşı tepkilerini ve duygularını hemen ve çok iyi anlar.</p>
<p>Böyle bir çocuk karşısında elden geldiğince doğal davranmak gerekir; böylece o da, durumunu daha iyi kabullenecektir.</p>
<p><strong>Sinirsel bozukluğu olan çocuğun özel bakını merkezlerindeki durumu</strong></p>
<p>Çocuk, yakınlarına karşı çok saldırgan bir tutum içindeyse (çoğunlukla aile ortamı uygun olsa bile, durum böyledir), özel bir bakım merkezine konması gerekebilir.</p>
<p>Bakım merkezlerinde çocuğa gerekli özel özen gösterilir, yeteneklerine uygun öğretim sağlanır.</p>
<p>Bu kuruluşların üstünlüğü, çocuğun duyusal ve hareketsel edinimlerini, konuşmasını, dolayısıy-le de öteki çocuklarla ilişki kurma olanaklarını ge-liştirmesidir.</p>
<p>Çocuk bu merkezlerde ruhsal bir destek bulur; ama gene de aile ile bağlarının kopmamasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>Büyük yanılgılara düşmeyi önlemek için, ana-baba ile özel bakım merkezinin eğiticileri arasındaki işbirliği sürekli olmalıdır.</p>
<p>Bu arada, durumu iyice tartmadan çocuğu acele bir kararla özel bakım merkezine vermemek, çok özel durumlar dışında da sürekli orada bırakmamak gerekir.</p>
<p>Çocukta bir sinirsel bozukluk olduğunun teşhisi önce, bazı anormalliklerin farkına varan aileler, daha sonra 1 ve 2 yaşlarındaki çocukları düzenli olarak muayene eden hekimler, okul çağında da öğretmenler tarafından yapılır.</p>
<p>Teşhis önemlidir. Kişiliğini ve anormalliklerini belirlemek için, çocuğun bir süre gözlenmesi gerekir.</p>
<p>Sinirsel bozukluğu olan çocukların tedavisi özel kuruluşlarda gerçekleştirilir. Bunlar arasında tedaviye ağırlık verilen kuruluşlar (körler, sa-ğır-dilsizler, hareket yeteneği eksikliği gösterenler için), okul çağı çocuklarında görülen zeka gerilikleri için de ruh sağlığı dispanserleri sayılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/cocuklarda-sinirsel-bozukluklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişiliğin Gelişmesi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/kisiligin-gelismesi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/kisiligin-gelismesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 15:14:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal ve Psikoloji Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=948</guid>
		<description><![CDATA[KİŞİLİĞİN GELİŞMESİ Kişilik kavramı çocukta ancak 3 yaşına doğru belirir. Çocuk, bu dönemde kendi bilincine varır ve «ben» demeyi öğrenir. Kendini başkalarıyla karıştırmaktan vazgeçer. Artık başkalarından ayrı biri olduğunu kesinlikle anlamıştır. Kendi başına buyruk olmak ister, herkese «hayır»ı yapıştırır (3 yaşın karşı gelme nöbeti); bu, bağımsızlığın başlangıcıdır. Yaşamının bu döneminde çocuğun duygusal gereksinimleri, nerdeyse bedensel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KİŞİLİĞİN GELİŞMESİ</strong></p>
<p>Kişilik kavramı çocukta ancak 3 yaşına doğru belirir.</p>
<p>Çocuk, bu dönemde kendi bilincine varır ve «ben» demeyi öğrenir.</p>
<p>Kendini başkalarıyla karıştırmaktan vazgeçer. Artık başkalarından ayrı biri olduğunu kesinlikle anlamıştır.</p>
<p>Kendi başına buyruk olmak ister, herkese «hayır»ı yapıştırır (3 yaşın karşı gelme nöbeti); bu, bağımsızlığın başlangıcıdır.</p>
<p>Yaşamının bu döneminde çocuğun duygusal gereksinimleri, nerdeyse bedensel gereksinimlerinin önüne geçmiştir. Kişiliğinin bilincine varma dönemi çocuk için çok önemlidir. 3 yaşındaki çocuğun özerklik isteğini anlayışla, karşılamak ve duygusal güvenliğini korumaya özen göstermek gerekir.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/06/cocukta-Kişilik-gelişimi.jpg" alt="cocukta Kişilik gelişimi" title="cocukta Kişilik gelişimi" width="365" height="340" class="alignleft size-full wp-image-1052" /><br />
<strong>İki tür kişilik vardır:</strong></p>
<p>—  çocuk büyüdükçe yerleşen bedensel kişilik: Çocuk bedensel olarak değişir; çizgileri belirir ve belirlenir: sonuçta ortaya kendine özgü bedensel bir kişiliği olan bir birey çıkar;</p>
<p>—  çocuk «olgunlaştıkça» dönüşüme uğrayan ruhsal kişilik: Çocuğun karşılaştığı durumlara, yaradılışına, beğenilerine, düşüncelerine göre biçimlenir; sonuçta bir yaşam felsefesi, tepkileri olan bir birey çıkar.</p>
<p>Okul, çocuğu toplu yaşama alıştırır. Önünde yeni ufukların açılacağı, düşünmeyi ve akıl yürütmeyi öğreneceği yeni bir evreye girmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/kisiligin-gelismesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

