<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Şeker Hastalığı</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/seker-hastaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Diyet ve Artrit, Diyabette Diyet</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/diyet-ve-artrit-diyabette-diyet/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/diyet-ve-artrit-diyabette-diyet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 22:49:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=15135</guid>
		<description><![CDATA[Diyet ve Artrit 6O&#8217;lı yaşlarda eklem ağrısı çekiyorsanız, artrit için kullanılan şu korkunç tabiri duymuş olmalısınız: &#8220;yıpranma ve aşınma.&#8221; Dünyada milyonlarca insan osteoartritten mustariptir. Romatoid nrtrit genellikle daha ciddi bir hastalık olmakla birlikte daha az görülür ve 100 kişiden birini etkiler. Bu hastalıklardan biri sizde varsa ve boyunuza göre kilonuz çok fazlaysa, ağırlık taşıyan eklemleriniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p><strong>Diyet ve Artrit</strong></p>
<p>6O&#8217;lı yaşlarda eklem ağrısı çekiyorsanız, artrit için kullanılan şu korkunç tabiri duymuş olmalısınız: &#8220;yıpranma ve aşınma.&#8221;</p>
<p>Dünyada milyonlarca insan osteoartritten mustariptir. Romatoid nrtrit genellikle daha ciddi bir hastalık olmakla birlikte daha az görülür ve 100 kişiden birini etkiler.</p>
<p>Bu hastalıklardan biri sizde varsa ve boyunuza göre kilonuz çok fazlaysa, ağırlık taşıyan eklemleriniz (omurga, kalça, diz, ayak bileği ve ayaklar) üzerindeki basıncı en aza indirmek için atabileceğiniz en önemli adım fazla kilolarınızdan kurtulmaktır. Biraz kilo vermeniz bile önemli bir fark yaratabilir.</p>
<p>Ayrıca eklemlerinizin ve kemiklerinizin sağlıklı olması ve sağlıklı kalması için diyetinizin yeterince kalsiyum, C ve D vitaminleri içerdiğinden emin olun.</p>
<p>Romatoid artritînîz varsa, bazı besinleri tüketmenin durumunuzu kötüleştirdiğîni fark edebilirsiniz. Belirli yiyecek tipleri ile ağrının artması arasında bir ilişki olup olmadığını anlamak için yediğiniz her şeyin kaydını tutun. Bazı kişiler daha fazla sebze, muz ve kiraz tüketmenin ağrıları hafiflettiğini ifade eder.</p>
<p>Araştırmalar balıkyağında ve bitki tohumlan yağında bulunan esansiyel yağ asitlerini (EYA) tüketmenin artritteki iltihabı azaltabileceğini göstermektedir. Uskumru, sardalye ve somon gibi yağlı balıkları haftada üç kez yemeye çalışın ya da vejetaryenseniz keten tohumu tüketin.</p>
<p><strong>Şeker Hastalığı (diyabet)</strong></p>
<p>Şeker hastalarının yaklaşık yüzde 85&#8242;inde insülin enjeksiyonları gerektirmeyen ve genellikle yalnızca diyetle ya da diyetle birlikte kullanılan tablet şeklindeki ilaçlarla kontrol altına alınan tip 2 diyabet vardır. Şeker hastalığı günümüzde o kadar yaygın olarak görülmektedir ki yaşamınızın bir döneminde siz ya da ailenizden biri bir şeker hastasının beslenme sorunlarıyla çok büyük olasılıkla karşılaşacaksınız. O nedenle &#8220;kurallar&#8221; bilmenizde fayda var.</p>
<p><strong>Diyabette Diyet</strong></p>
<p>Öncelikli ve en önemli olan, şeker hastalan için özel olarak üretilen ve genellikle de çok pahalı olan) yiyeceklerden almanızın gerekli olmadığıdır. Şeker hastalarının ihtiyaç duyduğu sağlıklı ve dengeli bir diyettir. Bu diyetin özellikleri şunlardır;</p>
<p>* Düşük miktarda doymuş yağ, şeker ve tuz içermesi.</p>
<p>* Yüksek miktarda lif, sebze ve meyve içermesi.</p>
<p>Karbonhidrat alımı gün içine yayılarak öğünlerden sonra kan şekerinde ani yükselmeler olması önlenmelidir. Kan şekerinizi sabit tutmak için günün aynı saatlerinde aynı miktarda yemek yemeye gayret edin.</p>
<p>Meyve ve sebzelerdeki çözünebilir lifler ve bazı tohumlar glikozun bağırsaklardan emilimînî yavaşlattığı ya da azalttığı için özelikle yararlıdır, Barbunya fasulyesi en zengin kaynaklardan biridir.</p>
<p>Ekmek, tahıllar ve nişastalı sebzelerden her gün 6 porsiyon yemeye çalışın ve günde 5 porsiyon meyve ve sebze tüketin. Düşük Gİ şeker hastalan için idealdir.</p>
<p>Şeker hastaları asla aç karnına alkol almamalıdır; çünkü bu durumda alkol kan şekerini düşürebilir. Ölçüyü kaçırmadan için ve mutlaka içki içerken ya da hemen öncesinde bîr şeyler yiyin hastılığı (diyabet)</p>
<p>Şeker hastalığının nedeni, kandaki şekerin vücuttaki dokulara alınmasını ve burada enerji üretmek üzere kullanılmasını sağlayan hormon olan insülinin eksikliğidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/diyet-ve-artrit-diyabette-diyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığına Bitkisel Çözüm</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaligina-bitkisel-cozum/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaligina-bitkisel-cozum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 14:37:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeker Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=13754</guid>
		<description><![CDATA[ŞEKER HASTALIĞINA BİTKİSEL ÇÖZÜM BULUNDU. YOĞUN ARAŞTIRMALAR VE ELVERİŞLİ DENEYLERDEN SONRA PEK ÇOK YAŞLI KADIN ERKEĞİN VE ÇOCUKLARIN YAKALANDIĞI ŞEKER HASTALIĞINA İLAÇ BULUNDU ANILAN İLACIN NİTELİĞİ VE MİKTARI AŞAĞIDA AÇIKLANMIŞTIR 1. 100gr BUĞDAY 2. 100gr ARPA 3. 100gr ÇÖREK OTU 4. 100gr ACI ÇAM SAKIZI KULLANMA ŞEKİ : YUKARDAKİ MİKTARLAR HARMAN YAPILIP ÜZERİNE 2 LİTRE [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ŞEKER HASTALIĞINA BİTKİSEL ÇÖZÜM BULUNDU.</p>
<p>YOĞUN ARAŞTIRMALAR VE ELVERİŞLİ DENEYLERDEN SONRA PEK ÇOK YAŞLI KADIN ERKEĞİN VE ÇOCUKLARIN YAKALANDIĞI ŞEKER HASTALIĞINA İLAÇ BULUNDU<br />
ANILAN İLACIN NİTELİĞİ VE MİKTARI AŞAĞIDA AÇIKLANMIŞTIR</p>
<p>1. 100gr BUĞDAY<br />
2. 100gr ARPA<br />
3. 100gr ÇÖREK OTU<br />
4. 100gr ACI ÇAM SAKIZI</p>
<p>KULLANMA ŞEKİ : </p>
<p>YUKARDAKİ MİKTARLAR HARMAN YAPILIP ÜZERİNE 2 LİTRE SU İLAVE EDİLEREK ATEŞTE 10 DAKİKA KAYNATILDIKTAN SONRA İNCE SÜZGEÇLE BİR CAM SÜRAHİYE KONULACAK VE HASTA 40 GÜN SÜRE İLE SABAH AÇ KARNINA 1 FİNCAN İÇECEKTİR .40 GÜN TAMAMLANDIKTAN SONRA GÜN AŞIRI 3 GÜN DAHA İÇMEYE DEVAM ETTİKTEN SONRA TEDAVİ SÜRESİ TAMAMLANMIŞ OLACAKTIR<br />
BU İŞLEMLERDEN SONRA DAHA ÖNCE YEMESİ YASAK OLAN HERŞEYİ YİYEBİLECEKTİR ÇÜNKÜ HASTALIK TAMAMEN GEÇMİŞ OLACAKTIR </p>
<p>NOT: ÇAM SAKIZI DIŞINDA KALANLARIN KAYNETILAMADAN ÖNVE KIRILARAK VEYA EZİLEREK KAYNATILMASI DAHA YARARLI OLACAĞINI LÜTEFEN UNUTMAYALIM.</p>
<p>BU ŞİFA REÇETELERİ UYGULANMIŞ VE NETİCESİ ALINMIŞ OLDUĞUNDAN TAVSİYE OLUNUR</p>
<div id="attachment_13756" class="wp-caption alignnone" style="width: 510px"><a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2011/08/ŞEKER-HASTALIĞINA-BİTKİSEL-ÇÖZÜM.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2011/08/ŞEKER-HASTALIĞINA-BİTKİSEL-ÇÖZÜM-300x193.jpg" alt="" title="ŞEKER HASTALIĞINA BİTKİSEL ÇÖZÜM" width="500" height="493" class="size-medium wp-image-13756" /></a><p class="wp-caption-text">ŞEKER HASTALIĞINA BİTKİSEL ÇÖZÜM</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaligina-bitkisel-cozum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığının Sebepleri ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginin-sebepleri-ve-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginin-sebepleri-ve-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 10:17:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeker Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1851</guid>
		<description><![CDATA[Nedenler: Çocuklarda şeker hastalığı, çoğunlukla şişman ve obur olan yetişkinlerdeki şeker hastalığından farklıdır. Pankreas bezinin yeterli miktarda insülin salgılamamasından ileri gelir. Hastalık çoğunlukla ailesel özellikli olmakla birlikte, kalıtım kuralları kesinlikle saptanamamıştır; öte yandan, pankreasta yerleşen bir virüsün bu tür bir salgı yetersizliğine yolaçma olasılığı da vardır. Hastalığın tedavi ilkelerini anlamak için, kan glikoz düzeyinin aç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nedenler: </strong><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">Çocuk</a>larda <a href="http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginin-sebepleri-ve-tedavisi/">şeker hastalığı</a>, çoğunlukla <a href="http://www.kadinlar.tc/sismanlik/">şişman</a> ve obur olan yetişkinlerdeki şeker hastalığından farklıdır. <a href="http://www.kadinlar.tc/karaciger-ve-pankreas/">Pankreas</a> bezinin yeterli miktarda insülin salgılamamasından ileri gelir.</p>
<p><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">Hastalık</a> çoğunlukla ailesel özellikli olmakla birlikte, kalıtım kuralları kesinlikle saptanamamıştır; öte yandan, pankreasta yerleşen bir <a href="http://www.kadinlar.tc/virus-kokenli-zaturreler/">virüs</a>ün bu tür bir salgı yetersizliğine yolaçma olasılığı da vardır. Hastalığın tedavi ilkelerini anlamak için, <a href="http://www.kadinlar.tc/etiket/kan-hastaliklari/">kan</a> glikoz düzeyinin aç karnına, % 70 &#8211; 100 mgr olduğunu bilmek gerekir. Bu oran, kullanılan ölçüm yöntemine göre değişir. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/bagirsak-barsak-hastaliklari/">Barsak</a>ta hazırlanan, daha sonra <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">karaciğer</a>den geçen glikozun <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/sindirim-sistemi-hastaliklari/">sindirim</a> evresine gelmesi, kan şeker düzeyini % 30-40 mgr kadar artırır.</p>
<p>Kan glikoz düzeyinin büyük değişikliklere uğramasını önleyen iki büyük düzenleme mekanizması vardır: Karaciğer; pankreas ile böbreküstü bezi arasındaki karşıtlık. Karaciğerin rolü, kapı toplardamarınm getirdiği besinsel glikozu, karaciğer <a href="http://www.kadinlar.tc/hucrelerin-yapisi/">hücreler</a>ince depolanan glikojene dönüştürmektir.</p>
<p>Bunun karşıt süreci de, <a href="http://www.kadinlar.tc/cokhucreli-organizmalar/">organizma</a> gerek duyduğunda, depolanmış glikojenin glikoza dönüştürülerek karaciğer tarafından kan dolaşımı sistemine salıverilmesidir. Böylece, glikozun depolanma ve gerektiğinde de serbest bırakılma olanakları, organizma içinde dolaşan glikoz miktarını düzenler.</p>
<p>Pankreas ile böbreküstü bezi arasındaki karşıtlık, sürekli bir denge sağlar: Pankreasın salgısı (insülin), kandaki şeker oranını düşürür; <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/bobrek-hastaliklari/">böbrek</a>üstü bezininkiyse yükseltir. Kalorifer kazanının termostatının, kazan üstünde etki yaparak ısıyı değişmez tutması gibi, karşıt çalışan pankreas ile böbreküstü bezi de, gerçek bir «şeker oranı düzenleyici aygıt» oluştururlar. </p>
<p>Pankreasın salgıladığı insülin, glikozun bütün hücrelere sızmasını sağlayarak kan şeker düzeyini düşürür; bu etki, hücre zarı üstüne uygulanır. İnsülin yeterli miktarda salgılanmıyorsa, glikoz, hücre zarını aşamaz; hücre, yaşamsal önem taşıyan bir enerji kaynağından yoksun kalır. Bu durumda kan şeker düzeyi yükselir, % 180 mgr olan eşik aşıldıktan sonra da sidiğe geçer: Glikoz işeme ya da sidikte glikoz bulunması. </p>
<p>Kan şeker düzeyinin yükselmesine karşın, hücreye hâlâ yeterli miktarda glikoz girmemektedir. O zaman çok karmaşık mekanizmaların işe karışmasıyla, bazı metabolizma ürünü yağlardan ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kucuk-cocuklarda-kas-gevsekligi/">kaslar</a>dan hareketle&#8217; keton cisimleri denen maddeler oluşur. Bu maddeler, hele asit oldukları zaman, hücrelerce pek kullanılamaz. Kuşkusuz solukla ve böbrek yoluyla dışarı atılmaktadırlar (bu durumda, solukta aseton kokusu vardır; sidikte de keton cisimlerine raslanır); ama bu yeterli değildir. </p>
<p>Keton cisimlerinin artması, kanın asit-baz dengesini bozar ve aşırı asitliğe yolaçar. Bu duruma asidoz dönemi denir; organizmanın bütün işlevlerini etkiler; özellikle sinir hücreleri üstündeki etkisi çok kötüdür; en kısa sürede önlem alınıp düzene sokulmazsa, şeker koması ve ölümle sonuçlanır.</p>
<p><strong>Teşhis: </strong>Şeker hastalığı her yaşta başlayabilir (<a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kadinlarda-sosyal-yasam/">yaşam</a>ın ilk yılında nispeten daha azdır) ve gerek erkek, gerekse <a href="http://www.kadinlar.tc/kiz-cocugu-ve-genc-kiz/">kız çocukları</a>nda görülebilir.</p>
<p><strong>Klinik belirtiler: </strong>Gözden kaçmayacak kadar açık seçiktir:</p>
<p>—  çocuk sürekli susuzluk çeker; her an, hattâ geceleri bile su içmek ister (günde 3&#8242;-5 litre). Bu susuzluk hali apansızın, nerdeyse bir gün içinde ortaya çıktığından, dikkatli bir anne, kesin başlangıç tarihini hekime söyleyebilir;</p>
<p>—  sidik çok berraktır (su gibi); çocuk, gündüz olduğu gibi gece de sık sık sidik çıkarır. Bu sidik çıkarma, çoğunlukla geceleri sidik kaçırma biçiminde ortaya çıkar;</p>
<p>—  iştah değişkendir: Aşırı, iyi ya da kesilmiş olabilir.</p>
<p>—  su yitimi nedeniyle önemli ölçüde kilo yitimi olur (3 haftada 5-6 kg)</p>
<p>—  yukardaki belirtilerin yanısıra, kişilik değişiklikleri, bitkinlik, uyuklama ve çabuk yorulma görülür.</p>
<p><strong>Tamamlayıcı muayeneler: </strong>Teşhisi doğrulamak için laboratuvar muayenelerine başvurulur.</p>
<p>—  sidikte glikoz miktarı yüksektir (25, 30, 40 ya da 50 gr/lt);</p>
<p>—    kan şeker düzeyi de çok yüksektir (% 300, 400, 500 mgr ve daha fazla).</p>
<p>—  sidikte bol miktarda keton cisimleri bulunur.</p>
<p>Tedaviye hemen başlamak için bu incelemeler yeterlidir.</p>
<p>Yukarda tanımlanan tablo, çocuklardaki şekerli <a href="http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginin-sebepleri-ve-tedavisi/">şeker hastalığı</a>na özgüdür ve teşhiste yanılma olasılığı yoktur. Kuşkusuz, şeker hastalığı dışında da glikoz işeme (sidikte glikoz bulunması ya da glikozüri) görülebilir; ama bu tür glikoz işemeler çok küçük çaptadır, kan şeker düzeyinde büyük değişiklikler yapmazlar (hele, birlikte susuzluk, sık sık sidik çıkarma ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kisa-sure-diyet-yapmak/">zayıflama</a> yoksa).</p>
<p><strong>Tedavi</strong>: Tedavi insülin kullanmaya dayanır. Banting ve Best tarafından 1921 yılında pankreastan ayrıştırılan bu önemli ilaç, şeker hastasındaki salgı eksikliğini tamamlar.</p>
<p>Anlaşılacağı gibi insülin, pankreas yetersizliğinin etkilerini gideren, hastalığı iyileştirmemekle birlikte kişinin yaşamını sürdürmesini sağlayan bir maddedir. Bu nedenle, tedaviyi ömür boyu sürdürmek gerekir. </p>
<p>Günümüze kadar bulunan kimyasal nitelikli çeşitli kan şeker düzeyi düşürücü haplar, şeker hastalığının bu türünde ne temel, ne de yardımcı tedavi ilacı olarak yarar sağlar. Söz konusu hapların yararsızlığı kuşkusuzdur; çocuk, büyüdüğünde de bu haplardan yararlanamayacaktır.</p>
<p>İnsülin, sindirim salgıları tarafından yıkıldığından, ancak deri altına yapılan iğneler biçiminde kullanılabilir. Başlangıçta çabuk etkili insülinler kullanılıyor, bu da günde 3-4 iğne gerektiriyordu. Günümüzde, çeşitli türlerde «geç etkili insülinler» kullanılmaktadır. Çinko tuzlan ya da protamin adı verilen maddenin eklenmesi, bazı başka yöntemlere de başvurmak aracılığıyla, insülinin etkisinin uzatılabilmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Geç etkili insülinler 24 saat etkilidir. Gerçi ölçüt olarak sağlıklı bir kişi alındığında, geç etkili insülinler, çabuk etkili insülinler kadar doyurucu görülmeyebilir; ama uygulamada alman sonuçlar, günde 3-4 iğnenin gerektirdiği zorlayıcı, katlanması güç disiplinden vazgeçmeye olanak verecek kadar doyurucudur.</p>
<p><strong>Tedavi aşağıdaki ilkelere göre yürütülür.</strong></p>
<p>— beslenme normal, yani aynı yaştaki sağlıklı bir çocuğunki gibi olmalıdır: Yersiz bir karbonhidrat kısıtlamasına gerek yoktur. Ne var ki, karbonhidrat kısıtlamasına gerek yoktur derken, normal beslenme kurallarını ana-babalara iyice anlatmak gerekir. </p>
<p>Bu da, çocukların ellerine ne geçerse, yemelerini önlemek, günlük karbonhidrat girdisini zorunlu olarak, günde 4 yemeğe aşağı yukarı eşit biçimde dağıtmak demektir.</p>
<p>Bilindiği gibi karbonhidratlar, sindirim sonucu çeşitli özlere, en sonunda da glikoza dönüşürler. Unda, dolayısıyle de ekmekte ve hamur işlerinde, kuru sebzelerde karbonhidrat oranı yüksek, meyvelerde ve patateste orta, yeşil sebzelerde ise çok düşüktür. </p>
<p>Et, balık, yumurta, tereyağı ve sıvı yağlarda ise, hiç karbonhidrat yoktur. İnsülin iğnesi sabahları yapılır. Kiloya, boya ya da beslenme rejimine göre herhangi bir doz ayarlaması yoktur.</p>
<p>Şeker hastalığının ilk dengelenişinde, hekim bir «ilk doz» saptar; daha sonra bu doz, artırılmasını ya da azaltılmasını gerektiren çeşitli ölçütler gözönüne alınarak her an değiştirilebilir.</p>
<p>Enfeksiyon hastalıkları, travmalar, aşırı heyecan, hareketsiz yaşam ve başka bazı etkenler, insülin gereksinimini artırır (susama, sık sık sidik çıkarma ve sidikte keton cisimleri bulunması, insülin gereksiniminin arttığını gösterir).</p>
<p>Tersine, hareketlilik, açık havada yaşama, yersiz besin kısıtlamaları, insülin gereksinimini azaltır (bunun göstergesi de dizginlenemeyen bir yemek isteği, baş dönmeleri, çok terleme gibi belirtilerdir). Daha ciddi durumlarda, ruhsal bozukluklar görülür (zaman ve yer şaşırma); aşırı durumlarda ise, kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli koma gerçekleşir. Bu koma apansızın, bilinç yitimiy-le birlikte çırpınma nöbetleriyle yansır. Çoğunlukla önceden kestirilemez.</p>
<p>Kan şeker düzeyi düşüklüğü kavramı üstünde önemle durmak gerekir. Şeker hastalığını dengeleme çabalarının karşısına dikilen güçlüklerden biridir. Gerçekten, aşırı dozda insülin, kan şekerini çok düşürür; bu da, yukarda saydığımız ihtilatlara yolaçar. </p>
<p>Uzun süreli kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli koma (şeker koması), beyinde giderilmesi olanaksız bozunlara yolaçabilir; hattâ, entler olmakla birlikte ölümle sonuçlanabilir. Ayrıca, kan şeker düzeyi düşüklüğüne bağlı küçük ihtilatların sık sık tekrarlaması, çocuğun günlük yaşamında da, okul yaşamında da güçlükler yaratır.</p>
<p>İnsülin dozunun düzenli olarak ve her gün ayarlanması gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu ayarlama, her gün için farklı olan çok çeşitli öğelere bağlıdır; üstelik, hastalığın çocukta henüz yeni olması da, bu konudaki duyarlılığı artırıcı bir etkendir.</p>
<p>Çocuk, aralıksız olarak, bir yandan keton cisimleri artışı, öte yandan da kan şeker düzeyi düşüklüğü tehlikeleri arasında yaşamını sürdürecektir.</p>
<p>Kuramsal açıdan bu durum çok çapraşık görünür, gerçekteyse o kadar çapraşık değildir. Dengeyi kurmak ancak, şeker hastası çocuğun ailesinin işbirliğiyle, daha sonra da (ve daha önemlisi) 10-12 yaşına geldiğinde, küçük şeker hastasının kendi çabalarıyla olanaklıdır. Ana-babanın sabah insülin iğnesinin dozuna karar verebilmesi gerekir.</p>
<p>Bu amaçla bir dosya tutmak ve başgösterebilecek bütün olayları (hastalık, kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli fenalaşma, susuzluk, v.b.), zamanı da kesinlikle belirterek, kaydetmek gerekir; buna paralel olarak, günlük insülin dozları da dosyaya işlenmeli, hemen ve güvenilir sonuç veren ayıraç maddeleriyle, sidikteki glikoz ve keton cisimleri miktarları sabah, öğle ve akşam saptanmalıdır.</p>
<p><strong>Bu önlemlerle varılmak istenen çok sayıda amaç vardır</strong></p>
<p>—  çocuk kendini tam sağlıklı hissetmelidir;</p>
<p>—  bedensel ve zihinsel etkinlikleri tam anlamıyla normal olmalıdır;</p>
<p>—  boy atma normal olmalıdır;</p>
<p>—  ergenlik normal süreler içinde başlamalıdır;</p>
<p>—  çocuk susamamalı, büyük miktarda sidik çıkarmamalı ve kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli sıkıntıları en aza indirilmelidir;</p>
<p>—  sidiğinde hiç bir zaman keton cisimleri bulunmamalıdır.</p>
<p>Glikoz işemenin (glikozüri) hiç bir zaman sıfıra indirgenemeyeceği kuşku götürmez; zaten, sıfr-ra indirgemek olanağı bulunsa, kan şeker düzeyi düşmesi tehlikesi sürekli olacağından bu istenen bir olay da değildir. </p>
<p>Bu nedenle, 24 saatte kilo başına 1 gram glikoz işemenin (1 gr/kg/24 saat) hastanın katlanabileceği bir miktar olduğu ve bir anlamda da güvence oluşturduğu konusunda hekimler düşünce birliği etmişlerdir. Kuşkusuz, bu sonuçlara varabilmek için hekimin görevi, konuyu aileye tam anlamıyla öğretmek ve her durumda nasıl davranmak gerektiğini bilmesini sağlamaktır.</p>
<p>Şeker hastası çocuklar, büyüyünce çeşitli mesleklere girebilirler. Ama, insülin kullanımından doğan geçici bilinç yitimine uğramaları olasılığı göz-önünde bulundurularak, uçak, tren kullanmak gibi uğraşlara yöneltilmemeleri gerekir.</p>
<p>Aynı biçimde, bazı ihtilafların ortaya çıkabileceği gözönüne alınarak, sürekli görüş keskinliği gerektiren mesleklere yöneltilmemeleri de daha doğru olur.</p>
<p>Bu noktalara dikkat edildikten sonra, genellikle yetenekli olan bu çocuklar, meslek yaşamlarında başarılı olabilirler.</p>
<p>Şeker hastası kız çocuklarının karşısındaki bir başka sorun da, doğuracakları çocuk anormal şişmanlıkta olabileceğinden, gebelik sorunudur. Ama bu, anne olmayı istiyorlarsa, bir engel oluşturmamalıdır.</p>
<p>Şeker hastası annelerin çocuklarına gerekli bütün aşılar yapılabilir; bu çocuklar ameliyat edilebilir, ama bazı önlemler almak gerekir.</p>
<p>Tek tehlike, bu çocuklarda bazı yozlaştırıcı ihtilaflar belirebilmesidir. Sözkonusu ihtilaflar genellikle damarları etkileyerek, atardamar basıncı yüksekliğine (büyük tansiyonun yüksekliği) ya da kalp hastalıklarına yolaçabilir. En sık raslanan ve en tehlikelisi ihtilaflar, göz hastalıkları (ağ tabakanın bozularak körlükle sonuçlanabilmesi) ve ciddi böbrek bozukluklarıdır.</p>
<p>Ama sözkonusu ihtilaflar, şeker hastalığının başlangıcından 10,15 ya da 20 yıl sonra baş gösterecektir.</p>
<p>Öte yandan, eskiden çok tehlikeli olan enfeksiyonlar da, antibiyotiklerin ve aşıların geliştirilmesinden (özellikle verem aşısının) bu yana bütün önemlerini yitirmişlerdir. Yozlaştırıcı ihtilafların ortaya çıkış nedenleriyse, henüz tam olarak çözülememiştir. </p>
<p>Bunların ortaya çıkışını elden geldiğince geciktirmenin (bazı durumlarda da bütünüyle önlemenin) en iyi çaresinin, hastalığı özenle denetlemek ve keton cisimleri artışı (asidoz koması) nöbetlerini ortadan kaldırmak olduğu düşünülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginin-sebepleri-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığında Hormon Tedavisi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginda-hormon-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginda-hormon-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 13:03:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeker Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[ŞEKER HASTALIĞI VE HORMON TEDAVİSİ Son yıllardaki araştırmaları taradığımızda tümü şeker hastası kadınlarda yürütülmüş sadece östrojen veya östrojen progesteron tedavisi uygulamalarının etkilerine ait yeterli çalışmalar bu­lunmamaktadır. Çalışmaların çoğu sağlıklı menopoz sonrası ka­dınlarda karbonhidrat metabolizması üzerinde durulmaktadır. Şeker hastası kadınlarda menopoz sırasında hormon veril­mesinin iki önemli noktada değerlendirilmesi gerekir. Bunlardan en önemlisi hormon tedavisinin menopozdaki şeker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞEKER HASTALIĞI VE HORMON TEDAVİSİ</strong></p>
<p>Son yıllardaki araştırmaları taradığımızda tümü şeker hastası kadınlarda yürütülmüş sadece östrojen veya östrojen progesteron tedavisi uygulamalarının etkilerine ait yeterli çalışmalar bu­lunmamaktadır. Çalışmaların çoğu sağlıklı menopoz sonrası ka­dınlarda karbonhidrat metabolizması üzerinde durulmaktadır.</p>
<p>Şeker hastası kadınlarda menopoz sırasında hormon veril­mesinin iki önemli noktada değerlendirilmesi gerekir. Bunlardan en önemlisi hormon tedavisinin menopozdaki şeker hasta­sı kadında şeker hastalığının kontrolünde önemli rolü olan kar­bonhidrat metabolizmasına olan etkileridir. Diğer önemli nokta ise şeker hastası kadında lipid yağ metabolizmasında ve damar­larda tıkanma ve diğer sorunlar yaratması açısından hormon replasman tedavisinin etkisinin incelenmesidir. </p>
<p>Bugünkü bilgi­lerimize göre sağlıklı menopozdaki kadında hormon tedavisi uygulaması insülin bağımlı olmayan şeker hastalığı riskini artır­mamaktadır. Bu risk ayrıca hormon tedavisinde kullanılan öst­rojen ve progesteronun cins ve beraber kullanımında da önem­li ölçüde etkilenmemektedir.</p>
<p>Şeker hastası kadınlara menopozda hormon verilmesi, şeker hastalığını kontrol edilişini bozar mı diye bir soru aklınıza gele­bilir. Deriden flaster şeklinde hormon uygulamasının yapıldığı kadınlarda glukoz ve insülin düzeyinde önemli oranda etki yapmadığı görülmektedir. Ayrıca ağız yoluyla verilen östrojen ve progesteron çeşidine göre yan etkinin rastlanmadığı görüşü ağırlıkla kabul edilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak diyebiliriz ki menopozda şeker hastalarında hormon replasman tedavisi kullanımı sakıncalı değildir. Ancak uygulama kişiye has olmalı ve tedavi bireyselleştirilerek yapıl­mak zorundadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/seker-hastaliginda-hormon-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

