<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar &#187; Solunum Yolları Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlar.tc/kategori/solunum-yollari-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlar.tc</link>
	<description>Kadın Sağlığı, kadın hastalıkları, Yemek Tarifleri, Şifalı Bitkiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Grip</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/grip/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/grip/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 17:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2695</guid>
		<description><![CDATA[Bir üst solunum sistemi hastalığıdır. Burunda yanma ve akıntı; boğazda kızarıklık, hafif öksürük ve hapşırık; başta, bel, kol ve bacaklarda ağrı; kemiklerde sızlama, bazen yüksek ateşle kendini gösterir. Çoğu zaman ateşsiz olarak başlayan bu hastalık, her sene değişik virüslerle bulaşır. Aşıları her sene değişir ve o seneki virüse göre hazırlanır. İnsanların her sene grip aşısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Bir üst <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/solunum-yollari-hastaliklari/">solunum sistemi hastalığı</a>dır. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kulak-burun-bogaz-hastaliklari/">Burun</a>da yanma ve akıntı; <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kulak-burun-bogaz-hastaliklari/">boğaz</a>da kızarıklık, hafif öksürük ve hapşırık; <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>ta, <a href="http://www.kadinlar.tc/bel-agrisi/">bel</a>, kol ve <a href="http://www.kadinlar.tc/ayak-ve-bacaklarda-agri-ve-romatizma/">bacaklarda ağrı</a>; <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/eklem-ve-kemik-hastaliklari/">kemik</a>lerde sızlama, bazen <a href="http://www.kadinlar.tc/yuksek-ates/">yüksek ateş</a>le kendini gösterir. Çoğu zaman <a href="http://www.kadinlar.tc/ates/">ateş</a>siz olarak başlayan bu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalık</a>, her sene değişik virüslerle bulaşır.<img class="alignleft size-full wp-image-2696" title="grip" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/grip.jpg" alt="grip" width="300" height="250" /></span></p>
<p>Aşıları her sene değişir ve o seneki virüse göre hazırlanır. İnsanların her sene <a href="http://www.kadinlar.tc/grip/">grip</a> aşısı olmasında fayda vardır. Aşı olduğu halde gribe yakalananlar, hastalığı aşı olmayanlara göre daha hafif geçirirler. Grip basit ve önemsiz görünse de, arada bir ortaya çıkan grip salgınlarında bir çok kişinin hayatını kaybettiği bilinmektedir.</p>
<p>Grip bilhassa <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bobrek-hastaliklari/">böbrek</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">akciğer</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kalp-ve-damar-hastaliklari/">kalp</a> gibi hayati organlarımızla arızalar bırakabilir. Gribe yakalananlar istirahat etmeli, tozlu, dumanlı (<a href="http://www.kadinlar.tc/sigara-ve-alkol/">sigara</a> içilen) yerlerden uzak durmalıdır. Ayrıca aşağıdaki bitkisel formüllerden istifade edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/grip/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım Ve Nefes Darlığı</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/astim-ve-nefes-darligi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/astim-ve-nefes-darligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 15:11:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer - Karaciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2546</guid>
		<description><![CDATA[Astım Astım hastalığında ciğerlerdeki ince hava kanalları, iç duvarlarının şişmesi ve bir salgı yapması sonucu daralır. Bu daralma, ciğerlere hava akışını kısmen engelleyerek solunum zorluğuna yol açar. Astım krizlerine bazen bir alerji neden olabilir. Çiçek tozu, kürk, tüy ya da belli yiyeceklere alerjik bünyeler dışında, astım krizlerinin çoğu enfeksiyon yada solunum yollarına kaçan herhangi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kadinlar.tc/astim-ve-nefes-darligi/">Astım</a></strong></p>
<p>Astım hastalığında ciğerlerdeki ince hava kanalları, iç duvarlarının şişmesi ve bir salgı yapması sonucu daralır. Bu daralma, ciğerlere hava akışını kısmen engelleyerek solunum zorluğuna yol açar. Astım krizlerine bazen bir alerji neden olabilir. Çiçek tozu, kürk, tüy ya da belli yiyeceklere alerjik bünyeler dışında, astım krizlerinin çoğu enfeksiyon yada solunum yollarına kaçan herhangi bir yabancı madde nedeniyle oluşur. Ayrıca, fiziksel ya da psikolojik baskılar da astım krizine neden olabilir.</p>
<p>Astım çoğunlukla aileden gelen bir hastalıktır. Ayrıca alerjik nezle, ya da egzema görülen çocuklarda rastlanır. Astım krizleri dört yaşından küçük çocuklarda çok enderdir. Bu krizler genelde ergenlik çağından sonra kesilir.</p>
<p><strong>Belirtileri</strong></p>
<p>Astımın başlıca belirtileri hırıltılı bir soluma sesi ve solunum zorluğudur. Krizler hafif hırıltılardan şiddetli soluk tıkanıklıklarına kadar değişen derecelerde görülebilir. Bazı çocuklarda hırıltı sesi aylarca kesilmez. Diğerlerinde ise iki kriz arasında hiçbir belirti görülmez.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Astım tedavisi, krizlerin sıklığına ve şiddetine göre değişir. Ara sıra görülen krizler için bir spreyle agıza sıkılan, bronşları açan bir ilaç kullanılır. Bu ilaç kriz anında kullanılabileceği gibi, solunum zorluğu yaratacak herhangi Bir jimnastik, ya da hareketten önce önlem olarak da kullanılır. Öte yandan sık görülen krizlerde ve geceleri yoğunlaşan öksürük krizleri halinde, düzenli olarak krizleri önleyici ve hafifletici haplar alınır.</p>
<p>Astım olan çocukların yaşıtlarının faaliyetlerinden geri kalması gerektiği görüşü yanlıştır. Tersine, çocuk için bu faaliyetleri sürdürmek yararlıdır. Yorucu hareketler ya da jimnastik öncesi ilaçların dozunu artırarak çocuğun özellikle yüzme gibi sporlara katılması teşvik edilmelidir.</p>
<p><strong>Astım krizlerinin önlenmesi</strong></p>
<p>Astımlı bir çocuğun, astım krizlerinin nedenleri belirlenerek önlenirse krizler azaltılabilir. Ancak çoğu durumlarda bu krizlerin belli nedenleri yoktur. Deri altından alerjen maddeler verilerek çocuğun alerjileri saptanabilir. Çocuğun kriz öncesi yediği gıdalar veyahut içinde bulunduğu koşullar sürekli olarak izlenerek önlemler da alınabilir.</p>
<p>Örneğin çocuğun etkilendiği psikolojik durumlar belirlenebilir. Bütün bu ayrıntılar kriz nedenlerini ortaya çıkarmakta yardımcı ipuçları olabilir. Ayrıca, bir dağ havası ya da kasaba havasının çocuğa iyi geldiği gözlenebilir.</p>
<p><strong>Astım Hastalığının Tedavisi İçin Şifalı Bitkiler</strong></p>
<p>Astım, akciğerlerdeki hava borucuklannın (bronşlar) belirli süreler için daralmasına yol açan bir hasta­lıktır. Böyle bir daralma solunum güçlüğüne yol açar. Nezle ve gribe karşı vücudu dirençli tutarak bu has­talıklara yakalanmamak, allerjik re­aksiyon yapan maddelerden uzak durmak, ev ve çiçek tozlarından ko­runmak, sigara, alkol ve şişmanlık­tan kaçınmak, alınması gereken önemli tedbirler arasındadır.<img class="alignleft size-full wp-image-2547" title="astım" src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/09/astım.jpeg" alt="astım" width="135" height="135" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tedavisi:</strong></span><br />
*  Bir tas suya bir miktar zeytin yaprağı konup kaynatılır. Buharında 15-20 dakika durulur. Boru çiçeği yakılarak dumanında durulur,<br />
*  Bir siyah turpun, ortası çukurlaş-tırılıp içine bal konur. Turpun altına bir kap yerleştirilir. Bal, turp suyu ile karışık bir şekilde, turpun altından damlalar halinde sızar. Bu karışım­dan sabah ve akşam birer tadı kaşığı içilir.<br />
*  Kaynamakta olan 500 cc. suya, 20 gr. anasonla 10 gr. sığır kuyruğu konur. Bir dakika kadar kaynatılır, 10-15 dakika sonra süzülür, balla tatlandırılarak günde 3 &#8211; 4 defa birer fincan içilir.<br />
*  50 gr. toz zencefille 50 gr. kiş­niş, yanm kilo balla karıştırılarak macun haline getirilir. Günde 3 &#8211; 4 kaşık yenir.<br />
*  100 cc. süte, ezilmiş 3 &#8211; 4 diş sa­rımsak konur ve kaynatılır. Günde 3 &#8211; 4 defa birer fincan içilir.<br />
*  Kaynamakta olan iki su bardağı süte, 3 &#8211; 4 yaprak kara lahana konur. Kır, bir dakika kaynatılır. Soğuduk­tan sonra süzülür. Günde üç defa birer çay bardağı içilir.<br />
*  Kaynamakta olan yarım litre su­ya, 20 gr. sinirli ot ile 20 gr. gül hat­mi konur, beş dakika kısık alevde kaynatılır. Soğuduktan sonra balla tatlandırılarak günde 3 &#8211; 4 bardak içilir.<br />
*  250 gr. çemen bir kilo balla ka­rıştırılarak macun haline getirilir. Günde 2 &#8211; 3 kaşık yenir.<br />
*  100 gr. meyan kökü yarım litre suyun İçinde bir gece bekletilir. Sa­bah olduğunda süzülür ve 100 gr. çam bah ilave edilerek günde üç de­fa birer su bardağı içilir.<br />
*  200 cc. süte 10 gr. deniz kada­yıfı konulduktan sonra 5 dakika ka­dar kaynatılır, soğuyunca süzülür ve günde üç defa birer çay bardağı içi­lir.<br />
*  100 gr. keten tohıımuyla 50 gr. ısırgan tohumu toz haline getirildik­ten sonra bir kilo balla karıştırılır. Günde üç defa birer kaşık yenir.<br />
*  Sırta ve göğse havacıva sürülür. Bir kaşık havacıva ile bir kaşık tere­yağı, bir kaşık balla kaynatıldıktan sonra soğutulur ve içilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/astim-ve-nefes-darligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğerlerin Nemlendirilmesi</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/akcigerlerin-nemlendirilmesi/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/akcigerlerin-nemlendirilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 19:43:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer - Karaciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2067</guid>
		<description><![CDATA[Akciğerlerin kuruması, balgam çıkartılmasını imkansız hale getirebilir. Böyle durumlarda akciğerlerin nemlendirilmesi zorunluluğu doğar. Akciğerlerin nemlendirilmesi için solunan havanın belirli bir oranda neme doymuş olması gerekir. Eğer bu nem sağlanamayacak olursa, solunum yolları kurur. Akciğerlerdeki birikintilerin balgam halinde atılması, imkansız hale gelir. İnsanlar, solunumla havaya bol miktarda su buharı da verirler. Akciğer hastaları yeterince su almayacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Akciğerlerin kuruması, balgam çıkartılmasını imkansız hale getirebilir. Böyle durumlarda akciğerlerin nemlendirilmesi zorunluluğu doğar. Akciğerlerin nemlendirilmesi için solunan havanın belirli bir oranda neme doymuş olması gerekir. Eğer bu nem sağlanamayacak olursa, solunum yolları kurur. Akciğerlerdeki birikintilerin balgam halinde atılması, imkansız hale gelir. İnsanlar, solunumla havaya bol miktarda su buharı da verirler. Akciğer hastaları yeterince su almayacak olurlarsa dudakların kuruduğu ağızların çatladığı görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Havadaki su buharı belirli bir oranda olmalıdır. Eğer bu, sağlanamayacak olursa, solunum yollarının aşağı bölümleri etkilenir. Günümüzde nemlendirmeyi sağlayacak özel araçlar yapılmıştır. Hastalara verilecek oksijen, özel bir nemlendiriciden geçirilir.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Akciğerlerin-Nemlendirilmesi.jpg" alt="Akciğerlerin Nemlendirilmesi" title="Akciğerlerin Nemlendirilmesi" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-2069" />
<p style="text-align: justify;">Balgam söktürücü olarak ta nemin büyük yaran vardır. Bir çok balgam söktürücü içersinde en etkini sudur. Akciğer hastalarının bol bol su içerek akciğerlerin deki birikintileri kolayca, sökmeleri sağlanır. Gereğinde hekimler, damardan sıvı vererek akciğerlerin nemlenmesini kolaylaştınrlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Akciğerlerde aşın avı birikiminin ters etki yaptığına kuşku yoktur. Kimi zaman damar sıvıları akciğer zarlarından sızarak bronşların içerisini doldurur. Bu ise akciğerlerin havalanma yüzeyini azaltır. Acil müdahale ilaçları ile akciğerlerde biriken fazla sıvının kolayca ortadan kalkmasını sağlanır. Akciğerlerde sıvı birikimi, dinleme araçları ya da çekilen akciğer filmleri ile anlaşılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu amaçla hava banyoları, akciğer ve solunum yolları hastalıkları, kalp ve kan dolaşım bozukluklarında başarı ile uygunabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/akcigerlerin-nemlendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer Testleri</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/akciger-testleri/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/akciger-testleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 19:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer - Karaciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2065</guid>
		<description><![CDATA[Solunum değerlendirilmesinde akciğer testleri yapılır. Akciğer testleri bir araçla ölçülür. Bu araçta bir boru sistemi, kişinin ağzına bağlanır. Borunun ucu körüklü ya da su içerisinde inen çıkan kapalı bir sisteme bağlanır. İnsanların belirli sürelerde ne hacimde hava aldığı ve verdiği, kendilerini zorlayarak ne kadar hava alıp verebildikleri, bu araçla ölçülür. Eğer hava yollarının direncinde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Solunum değerlendirilmesinde akciğer testleri yapılır. Akciğer testleri bir araçla ölçülür. Bu araçta bir boru sistemi, kişinin ağzına bağlanır. Borunun ucu körüklü ya da su içerisinde inen çıkan kapalı bir sisteme bağlanır. İnsanların belirli sürelerde ne hacimde hava aldığı ve verdiği, kendilerini zorlayarak ne kadar hava alıp verebildikleri, bu araçla ölçülür. Eğer hava yollarının direncinde bir artma varsa soluk veriş zamanları uzar, miktarları azalır. Bunun sonucunda akciğer işlevlerinin bozulmuş olduğuna karar verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlann normal bir soluk alış verişte alıp çıkardıkları, kendilerini zorlayarak alıp verebildikleri miktar ya da kendilerini ne kadar zorlarsa zorlasınlar akciğerlerinde kalan hava miktarı, bu araçla kolayca ölçülür. Bunların normalde hangi sınırlarda olması gerektiği yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. Eldeki çizelgelerle sonuçlar karşılaştırılarak akciğer işlevlerinde herhangi bir bozukluk olup olmadığı kolayca belirlenebilir. Akciğer işlevlerindeki bozukluklara göre tıkanıklık, hava yollarının hava girişine direnci belirlenir.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Akciğer-Testleri.JPG" alt="Akciğer Testleri" title="Akciğer Testleri" width="300" height="350" class="alignleft size-full wp-image-2073" /></p>
<p style="text-align: justify;">Akciğer hacimlerinin ölçümünü günümüzde bilgisayarla yapan araçlar geliştirilmiştir. Bunların boyutları küçülmüş, her yere kolay taşınabilir özellik kazanmıştır. Okul taramaları ile bir çok akciğer hastalığının erken dönemde belirlenmesi imkanıda doğmuştur. Oksijen çadırları yeterli kapalılığa sahip olmaları durumunda gerekli oksijeni sağlayamadıkları için,avantajlı sayılmaz. Günümüzde oksijen kaçırmayan çadırlar yapılmıştır. Bunun içersinde hastanın bakımı ve izlenmesi güçtür.</p>
<p style="text-align: justify;">Oksijen maskesinin üzerine özel delikler konularak belirli oranda oksijenin akciğerlere ulaşması sağlanır. Fazla oksijenin zararlı olabileceği kuşku ile karşılanabilir. Doğrudur. Çünkü solunum merkezinin uyarılması için kandaki karbondioksitin belirli bir basınca ulaşmış olması gerekir. Eğer saf oksijen, verir, kandaki karbondioksit basıncının solunum merkezinin uyarılması için gereken seviyenin altına düşmesine yol açılırsa, solunum merkezi çalışamaz,solunum durur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca aşın oksijen solutulması, akciğer duvarlarının haraplanmasına ve bu duvarda fibrozis gelişmesine de yol açar. Yenidoğan bebeklerde gereğinden fazla oksijen solutulması, göz merceğinin kan damarları ile dolmasına, sonuçta körlüğe yol açar. Hekimler,oksijen tedavisini verirken çok dikkat ederler. Gereğinde kan gazlarını özel araçlarla ölçerek hangi oranda oksijen verilmesi gerektiğini belirlerler. Hastahanelerde hekimin önerileri ile yapılan oksijen tedavisinde tehlike, tamamen kalkmıştır .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/akciger-testleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum Yolu Enfeksiyonları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/solunum-yolu-enfeksiyonlari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/solunum-yolu-enfeksiyonlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 19:38:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2063</guid>
		<description><![CDATA[Üst solunum yolu enfeksiyonları, çocuklarda görülen hastalıkların başında gelir. Çocukların hemen yarısı, bu hastalıklar nedeniyle, hekime götürülür. Basit soğuk algınlıklarından, zatürreye kadar değişiklik gösterirler. Zatürre, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer yangısıdır. İlk yaşta,alt solunum yolu enfeksiyonları sıktır. Giderek üst solunum yolu enfeksiyonlarının oranı yükselirken, alt solunum yolu enfeksiyonlarının bir diğer özelliği de kızamık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üst solunum yolu <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon</a>ları, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/">çocuk</a>larda görülen <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>ın başında gelir. Çocukların hemen yarısı, bu hastalıklar nedeniyle, hekime götürülür. Basit soğuk algınlıklarından, <a href="http://www.kadinlar.tc/virus-kokenli-zaturreler/">zatürre</a>ye kadar değişiklik gösterirler. Zatürre, <a href="http://www.kadinlar.tc/ates/">ateş</a> ve <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/etiket/oksuruk/">öksürük</a>le beliren, tehlikeli bir <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">akciğer</a> yangısıdır.</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Solunum-Yolu-Enfeksiyonları.gif" alt="Solunum Yolu Enfeksiyonları" title="Solunum Yolu Enfeksiyonları" width="293" height="240" class="alignleft size-full wp-image-2076" /><br />
İlk yaşta,alt solunum yolu enfeksiyonları sıktır. Giderek üst solunum yolu enfeksiyonlarının oranı yükselirken, alt solunum yolu enfeksiyonlarının bir diğer özelliği de <a href="http://www.kadinlar.tc/kizamik/">kızamık</a> v. b. hastalıklar sonunda gelişerek, vücut direncini daha da azaltması, çocuk hayatını tehdit etmesidir. </p>
<p>Çocuk ölümlerinin çoğunluğunu, kızamıktan sonra gelişen, solunum yolu enfeksiyonları meydana getirir. Solunum yolu enfeksiyonlarında, taşıyıcılık durumu vardır ve kolay yayılmayı sağlar. Çocukların üst solunum yolu enfeksiyonlarında, genel vücut direncini yükseltmek için, sağlıklı beslenme ve dinlenme şarttır.</p>
<p>Hekimin önerdiği tedavi, tam ve aynen uygulanmalıdır. Üst solunum yolu enfeksiyonların bölge bölge, tip tip ayırmak, her zaman mümkün değildir. Çünkü birinin olması, diğerine de ortam hazırlayabilir. Sözgelimi orta<a href="http://www.kadinlar.tc/kulak-iltihaplari/">kulak iltihapları</a>, vücudun bir başka yerinde rahatsızlık yapar. <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/kulak-burun-bogaz-hastaliklari/">Boğaz</a>da meydana gelen enfeksiyon daha da aşağılara kayarak akciğerlere yerleşebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/solunum-yolu-enfeksiyonlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum nedir?</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/solunum-nedir/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/solunum-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 19:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=2061</guid>
		<description><![CDATA[Hava, içinde bulunan oksijeni vermek ve karbon dioksiti almak üzere, sürekli akciğerlere girip çıkar. Havanın akciğerlere girip çıktığı yollara, solunum yolları adı verilir. Bu yollar, ağız, boğaz, soluk borusu ve akciğerler içindeki hava geçitleridir. Hava alınmasına, Soluk alma, verilmesine de soluk verme denir. Normal bir insan,dakikada 15-20 kez soluk alır ve verir. Her soluk alışta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hava, içinde bulunan oksijeni vermek ve karbon dioksiti almak üzere, sürekli akciğerlere girip çıkar. Havanın akciğerlere girip çıktığı yollara, solunum yolları adı verilir. Bu yollar, ağız, boğaz, soluk borusu ve akciğerler içindeki hava geçitleridir. Hava alınmasına, Soluk alma, verilmesine de soluk verme denir. </p>
<p>Normal bir insan,dakikada 15-20 kez soluk alır ve verir. Her soluk alışta akciğerlere yaklaşık 500 santimetreküp hava girer, verişte ise aynı miktar hava dışarı çıkar. Solunum olayında akciğerlerin havayla dolmasını sağlayan, göğüs duvarı kaslarının ve diyaframın hareketi ve havayla kan arasındaki gaz alışverişi söz konusudur. Solunum sistemi ile kan dolaşım sistemi işbirliği halinde görevlerini gerçekleştirirler</p>
<p><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/solunum.JPG" alt="solunum" title="solunum" width="300" height="250" class="alignleft size-full wp-image-2079" /></p>
<p style="text-align: justify;">Akciğerlere gelen hava, alveol keselerinde sonlanır. </p>
<p>Sadece bir hücre olan alveol duvarlarında, alveol içi hava ile akciğer kılcal damarlarındaki kan arasında gaz alışverişi olur. Alveollerin ince duvarlarının dış yüzeylerine gelmiş olan kandaki karbon dioksit miktarı, alveoller içindeki havaya oranla çok fazladır. Oksijen miktarı ise bunun tam tersinedir. Aradaki bu gaz yoğunluğu farkından geçişme olayı olur. Kanın plazması ve alyuvarlarla getirilmiş olan karbondioksit alveol duvarlarından alveol içine geçer. </p>
<p>Bu sırada alveollerin içindeki oksijen de kana geçer ve kanın alyuvarlarındaki hemoglobin tarafından kimyasal olarak bağlanır. Oksijence zenginleşen kanakciğer toplardamarı aracılığı ile kalbin sol kulakçığına getirilir. Oradanfsol karıncığa geçer ve aort kolları ile tüm vücuda yayılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/solunum-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum Rahatsızlıkları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/solunum-rahatsizliklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/solunum-rahatsizliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 14:47:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar ve Tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1874</guid>
		<description><![CDATA[Süt bebeklerinde bronş iltihapları: Altı aylıktan küçük süt bebeği, bronşlarının&#8217; direncinin düşüklüğü nedeniyle, virüslerin ya da bakterilerin neden oldukları tahrişlere çok duyarlıdır. İltihaplar ve salgıların artması, bronşları kısmen tıkayarak, bazen akciğer hava keseciklerinin gerilmesine neden olur. Tıkanma tamsa, akciğer hava keseciklerinin hava almasını güçleştirir. Başlangıçta fazla belirti yoktur: Burun akar, öksürük vardır. Hırçınlık (uykusuzluğa nedeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/sut-bebegi/">Süt bebekleri</a>nde <a href="http://www.kadinlar.tc/akciger-brons-kanserleri/">bronş</a> <a href="http://www.kadinlar.tc/agiz-iltihaplari/">iltihaplar</a>ı:</strong> Altı aylıktan küçük süt bebeği, bronşlarının&#8217; direncinin düşüklüğü nedeniyle, virüslerin ya da bakterilerin neden oldukları tahrişlere çok duyarlıdır. İltihaplar ve salgıların artması, bronşları kısmen tıkayarak, bazen <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/akciger-karaciger-hastaliklari/">akciğer</a> hava keseciklerinin gerilmesine neden olur. Tıkanma tamsa, akciğer hava keseciklerinin hava almasını güçleştirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Başlangıçta fazla belirti yoktur: <a href="http://www.kadinlar.tc/burun/">Burun</a> akar, <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/etiket/oksuruk/">öksürük</a> vardır. Hırçınlık (uykusuzluğa nedeni olur), mama istememe ya da <a href="http://www.kadinlar.tc/kusma/">kusma</a> dışında genel durum iyidir. Genellikle, <a href="http://www.kadinlar.tc/ates/">ateş</a> yüksek değildir; soluk hızlanır; soluk verme uzun sürer; çocuğun soluk almakta güçlük çektiği, göğüs kemiği üstündeki ve kaburgalar arasındaki çukurların derinleşmesiyle anlaşılır. Hastalığın çeşitli söylentilere ve yersiz kaygılara yolaçmasınm nedeni, <a href="http://www.kadinlar.tc/astim-ve-nefes-darligi/">astım</a> biçimli <a href="http://www.kadinlar.tc/solunum-enfeksiyonlari/">bronş iltihabı</a>nı ya da çocuk bronş iltihabını akla getiren bu klinik görünümdür.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/bebek-ve-cocuk-sagligi/sut-bebegi/">Süt bebekleri</a>ndeki bronş iltihapları, ilerde astım nöbetlerinin ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunda hiç bir fikir vermez. Röntgen filminde, bronşların tıkanıklık derecesine bağlı olarak, değişik görüntüler elde edilir. Hastalık, başlangıçta korkutucu görünümlü olmasına karşın, genellikle 10-15 günde iyileşir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.kadinlar.tc/kalp-yetmezligi/">Kalp-solunum yetmezliği</a>, çocuğun hemen hastaneye kaldırılmasını gerektirir. Özellikle, birkaç gün tedavi edilmeden bırakılmış süt bebeklerinde, alışıla gelmişin dışında bir <a href="http://www.kadinlar.tc/uyku-bozukluklari-ve-iyi-uykunun-kosullari/">uyku</a>suzluk, <a href="http://www.kadinlar.tc/dudaklari-boyarken-nelere-dikkat-etmelidir/">dudaklar</a>ın ve <a href="http://www.kadinlar.tc/tirnaklarin-temizligi-ve-bakimi/">tırnaklar</a>ın mavimsi bir renk alması ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kalp-yetmezliginin-klinik-belirtileri/">kalp yetmezliği belirtileri</a>yle yansır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bronş iltihaplarına sık raslanması, <a href="http://www.kadinlar.tc/virus-kokenli-zaturreler/">virüs</a>lerin çeşitliliğiyle açıklanabilir; özellikle, topluca yaşayan (kreşlerde) ve çok çocuklu ailelerin süt bebeklerinde bu tür bronş iltihapları görülür (kardeşleri virüsleri okullarından eve taşırlar). Bronş <a href="http://www.kadinlar.tc/agiz-ve-bogazda-iltihaplanma/">iltihap</a>larının anormal denecek kadar sık tekrarlaması, uzun sürmesi ve şiddetli geçmesi, doğuştan <a href="http://www.kadinlar.tc/ur-veya-tumor-nedir-kist-nedir/">kist</a>li <a href="http://www.kadinlar.tc/karaciger-ve-pankreas/">pankreas hastalı</a>ğını ya da ender görülen bazı <a href="http://www.kadinlar.tc/bas-agrisi/">baş</a>ka <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/">hastalıklar</a>ı akla getirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bronş iltihaplarının tedavisi şunları kapsar:</p>
<p style="text-align: justify;">—  hastalığın ciddi biçimlerinde hastaneye kaldırma;</p>
<p style="text-align: justify;">—  <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/antibiyotiklerin-faydalari-ve-zararlari/">antibiyotik</a> kullanımı (başlangıçta <a href="http://www.kadinlar.tc/legen-kaslari/">kas</a> içine): <a href="http://www.kadinlar.tc/mikrop-ve-bakterilerin-sebep-oldugu-hastaliklar/">Bakteri enfeksiyonları</a> eklenmesini önlemekte yararlıdır;</p>
<p style="text-align: justify;">—  uygun beslenme;</p>
<p style="text-align: justify;">—  çok ender durumlarda kortizon türevleri;</p>
<p style="text-align: justify;">—  <a href="http://www.kadinlar.tc/solunum-hastaliklari/">solunum yetersizliği</a> varsa, oksijen kullanımı.</p>
<p><strong>Akciğer &#8211; <a href="http://www.kadinlar.tc/akciger-hava-kistleri/">akciğer zarı</a> stafilokok <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/saglik/hastaliklar-ve-tedavileri/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon</a>u</strong>: Yalnızca yeni doğmuş bebeklerde görülen, çok tehlikeli enfeksiyon ve <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/solunum-yollari-hastaliklari/">solunum yolları</a> iltilatlarına yolaçan bir hastalıktır. Akciğerlerin yoğun bir stafilokok saldırısına uğraması sonucu ortaya çıkar. Stafilokok, anneden (<a href="http://www.kadinlar.tc/meme-iltihabi/">meme iltahabı</a>, <a href="http://www.genelsaglikmerkezi.com/kan-cibanini-tedavi-eden-sifali-bitkiler/">kan çıbanı</a>, <a href="http://www.genelsaglikmerkezi.com/bosaltim-ve-ureme-sistemlerinde-trikomonas-hastaliklari/">üreme-boşaltım sistemi</a> enfeksiyonu) ya da başka bir çocuktan (<a href="http://www.genelsaglikmerkezi.com/pemfigus-hastaligi/">pemfigus</a>, impetigo, göbek iltihabı) geçer ve bazen salgınlara neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastalık apansızın başlar; önce ciddi genel belirtiler görülür (<a href="http://www.kadinlar.tc/yuksek-ates/">yüksek ateş</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/deri-ve-cilt-hastaliklari/">deri</a>de grileşme, <a href="http://www.kadinlar.tc/yuz-cesitleri-ve-ideal-yuz-nasil-olmalidir/">yüz</a>de kaygılı bir görünüm, mama yememe, kusma, <a href="http://www.kadinlar.tc/ivegen-ishal/">ishal</a>), karın şiş ve çok gergindir. Solunum belirtileri ikinci planda kalır (solunum güçlüğü, öksürük, solunum ritminin hızlanması). Bazen kalp yetmezliği belirtileri de ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Başlangıçta, akciğer filminden genellikle bir şey anlaşılmaz Akciğer zarında, saydamsız bir çizgi biçiminde küçük bir sıvı birikmesi, bazen değişik sayıda, dağınık ve bakışımsız saydamsızlıklar, hattâ, daha bu evrede, ihtilatlar (zatülcenp, akciğer zarında hava toplanması) görülür. Evrim, daha başlangıçta çok ciddi olabilir (yeniden canlandırmaya karşın, geri dönüşsüz kalp -solunum yetmezliği). Çoğunlukla genel dururu röntgen belirtilerine paralel olmayarak düzelme gösterir, ateş düşer. Genel durumdaki düzelme görüntüsüne karşın, 3. &#8211; 4. günlere doğru açıklıkları ve çevrelerinin düzgünlüğüyle sıvı dolu büyük kesecikleri andıran ve bir günden ötekine yerleri, boyutları ve sayıları değişen hava kistlerine özgü röntgen belirtileri ortaya çıkabilir. Bunlar, her an patlayarak akciğer zarında hava toplanmasına yolaçabilir ve çöken akciğer, kalp-solunum sisteminin dengesini apansızın bozabilir. Bu durum, tedavi edilmezse, birkaç saat içinde ölümle sonuçlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">3. güne doğru irinli <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/zatulcenp-nedir-tedavisi-icin-sifali-bitkiler/">zatülcenp</a>ler ortaya çıkabilir. Neden, çoğunlukla, tedavide gecikilmiş olmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tür ihtilatlar önlenebilmişse, akciğer-akciğer zarı stafilokok enfeksiyonu, genellikle akciğer ya da akciğer zarında iz bırakmadan iyileşir. Görüldüğü gibi ölüme, ya ilk günlerde ciddi zehirleyici ve enfeksiyonlu bir sendrom ya da da&#8217;-ha sonra, yayılıcı zatülcenp ya da akciğer zarında hava toplanması neden olmaktadır. Tehlike, hastalığın klinik belirtilerinin ishal, <a href="http://www.kadinlar.tc/kulak-iltihaplari/">kulak iltihabı</a> ya da karında acil girişim gerektiren bir durumla karıştırılmasıdır. Başlangıçta, göğüs filminden sonra bile, hastalığı virüs kökenli ciddi bir akciğer hastalığından ayırdetmek güçtür. Kuşkulu durumlarda hemen, yoğun bir antibiyotik tedavisine girişmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bebek hemen hastaneye kaldırılarak, damardan uzun süre, serum içinde karma antibiyotikler verilir; ayrıca, soluksuz kalma tehlikesine karşı, her an cerrahi girişime hazır durumda beklenir. Sağlık kurallarına tam olarak uyma ve deri bozunlarının tedavisi (stafilokok bulaşmasına neden olabilirler), bu korkunç hastalığı önlemenin tek yoludur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çocuklarda zatürre:</strong> Nedeni, akciğer hava keseciklerine yerleşen bir pnömokoktur; akciğer loblarının biri bütünüyle ya da kısmen hastalanabilir. Çocuklarda sık raslanır ve aldatıcı görünüşlü belirtilerle yerleşir. Çocuk, apansızın titremeye başlar, ateşi 40°C&#8217;a yükselir. Baş ve karın ağrılarından yakınır; kusar; yüzü kızarabilir, bazı çocuklarda <a href="http://www.kadinlar.tc/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/">ağız</a> kenarlarında uçuk belirebilir. Genel durum çoğunlukla bozulmamıştır; öksürük hafif, solunum güçlüğü azdır. Göğüs dinlendiğinde, çoğunlukla herhangi bir belirti algılanmaz; röntgen filmi, loblardan birini bü&#8217;-tünüyle ya da kısmen kaplayan üçgen biçimli, kenarları net, yoğun bir saydamsızlığı ortaya, koyar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kanda, akyuvarların, özellikle de parçalı çekirdekli nötrofillerin arttığı izlenir. Ateş, baş ağrısı ve kusma gibi belirtiler nedeniyle hastalığın bir beyin zarları iltihabı olduğu samlabilir (üstelik, akciğer belirtileri gizlidir ve bazen ensede belli belirsiz bir sertlik vardır). Ama akciğer filmi ve bele iğneyle girerek örnek alma, kesin teşhisi sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastalık, 5-8 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Antibiyotikler, ateşi hemen düşürmekle birlikte, röntgen belirtilerinin yitişini hızlandırmazlar. Röntgen belirtilerinin yitmesi için 1-2 hafta gereklidir. Hiç bir zaman iz kalmaz.</p>
<p><strong>Çocuklarda astım:</strong> Çocuklarda astım, alerji hastalığının bronşları etkileme evresidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenler</strong>: Hastanın kardeşlerinde, ana-babasmda sık sık astım, nezle ya da kasmmalı soluk borusu iltihapları, egzama, <a href="http://www.kadinlar.tc/kurdesen/">kurdeşen</a> ya da Quincke ödemi görülmesi, <a href="http://www.kadinlar.tc/alerji/">alerji</a> hastalıklarında ailesel bir yatkınlık söz-konusu olduğunu kanıtlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoğunlukla, astım ve <a href="http://www.kadinlar.tc/egzama/">egzama</a>, aynı çocukta bir arada görülür. Tekrarları önlemenin tek yolu, özgül olsun ya olmasın, duyarsızlaşmayı sağlamak olduğundan, astım nöbetlerinin etkeni olan alerji etmenini araştırmak gerekir. Bu etmen ev tozlar:, hayvan tüyleri, bitkilerin <a href="http://www.kadinlar.tc/cicek-hastaligi/">çiçek</a>tozları, küf sporları, <a href="http://www.kadinlar.tc/cay/">çay</a>, yumurta, has <a href="http://www.kadinlar.tc/bugday/">buğday</a>, <a href="http://www.kadinlar.tc/balik/">balık</a> ve <a href="http://www.kadinlar.tc/mikrop-ve-bakterilerin-sebep-oldugu-hastaliklar/">mikroplar</a> olabilir. Sözkonu-su etmenin bulunması uzun, titiz ve ince araştırmalar gerektirir ve ancak alerji uzmanlarınca gerçekleştirilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teşhis:</strong> Astım nöbeti, 3-7 yaş arasındaki çocukta apansızın başlar. Başlamasından önce, bazen birkaç saat süreyle burun iltihabı ya da göz sümüksel zarı iltihabı görülebilir. Çocuk apansızın solunum güçlüğü çekmeye başlar; ciğerlerindeki havayı güçlükle dışarı verir; soluk verme süresi uzar, gürültülü ve ıslıklı olur. Buna karşılık, genel durum iyidir-, bazen hafif bir ateş vardır. Nöbetin süresi 3-24 saat arasında değişir ve nöbet kendiliğinden, balgam çıkarmayla (bazen büyük miktarda) sona erer. Nöbetler arasında çocuk hiç bir şeyden yakınmaz, klinik muayene sonuçları da normaldir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Evrim:</strong> Özellikle sonbahar ve kış aylarında tekrarlamalar görülür. Tekrarlamalar sık ya da ender olabilir; çocuğun gerek okul, gerekse aile içi yaşamında aksaklıklar yaratır. Nöbetler bazen şiddet (soluk kesici olabilir) ve süre (tedaviye dirençli astim nöbeti) bakımından daha ciddi olabilir. Daha sonra, nöbetlerin sıklığı, süresi ve şiddeti azalır. Bazı hastalarda, süreğen bir solunum güçlüğü kalabilir (beden çabası harcama; çocuğun gereğinden çok soluksuz kalması; röntgen belirtilerinde değişmeler; solunum işlevleriyle ilgili testlerde bozukluklar). Solunum yetmezliği küçük çapta bile olsa ciddi olduğundan, her astım nöbetine önem vermek ve gerekli tedaviyi uygulamak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hastalığın öteki biçimleri: </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Astım nöbetine eşdeğerli başka solunum hastalıkları da vardır:</p>
<p style="text-align: justify;">—  kasınmalı <a href="http://www.saglikbilgilerim.com/yemek-borusu-iltihabi/">soluk borusu iltihabı</a>: <a href="http://www.kadinlar.tc/bogmaca/">Boğmaca</a> öksürüğü nöbetlerine benzeyen, 30 dakika ya da daha uzun süreli, tekrarlayıcı, özellikle geceleri görülen, kuru, normal öksürük ilaçlarına dirençli, inatçı bir öksürük yapar;</p>
<p style="text-align: justify;">—  kasmmalı burun iltihabı: Sürekli burun salgısı, salvolar halinde aksırık ve burun tıkanmasına yolaçar (belirtiler, bir enfeksiyon eklenmesi değil, burun mukozası iltihabı sözkonusu olduğunu gösterir).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tedavi:</strong> Astım nöbeti acil tedavi gerektirir. Hekim, teofilin bileşikleri (çoğunlukla uykusuzluk ve sinirliliğe; daha yüksek dozlarda ise ciddi ruhsal bozukluklara ve çırpınmalara yoiaçarlar), 1/1 OOO&#8217;lik adrenalin iğneleri (tekrarlamaktan ve bir nöbet sırasında bir kezden çok kullanmaktan kaçınmak gerekir) , ağızdan ya da iğneyle kortizon türevleri, hattâ hipofiz hormonu bileşikleri (ACTH, yalnızca kısa tedaviler biçiminde) arasında bir tercih yapabilir. Temel tedavi sağlıklı bir yaşam sürmeye, temiz ve açık havada dolaşmaya, spor yapmaya ve (gerekiyorsa) solunum eğitimine dayanır. Tozdan ve ev hayvanlarından kaçınmak gerekir. Tedavinin temeli, duyarhğı kaldırmaktır; bunun için de alerji yapıcı maddenin bilinmesi gerekir. Alerji yapıcı etken bulunamazsa, hiç ara vermeden uzun süre kullanılması gereken ilaçlara başvurulur. Gamaglobülin iğneleri, enfeksiyona karşı tedaviler ve aşılar, astım nöbetlerinin başlamasını kolaylaştırdıkları kuşkusuz olan bakterj yayılmalarını önlediklerinden, yararlıdırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Alışılmış tedavi yöntemlerine direnç gösteren ciddi astımlar, çocuğun ve ailenin ruhsal ve duygusal yaşamını da etkiler-, bu etkiler tedaviyi güçleştirir ve hastalığın sürüp gitmesine neden olan bir kısır döngü yaratır. Bu nedenle, ailenin, çok doğal olan kaygılarını yatıştırmak gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/solunum-rahatsizliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum Enfeksiyonları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/solunum-enfeksiyonlari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/solunum-enfeksiyonlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 19:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=1758</guid>
		<description><![CDATA[Bronş iltihabı (bronşit) belirtileri yalın kızamıkta bile vardır; hastalığın yolaçtığı öksürük de çok sıkıntılıdır. Küçük çocukta bu belirtiler ciddi olabilir: Çok yorucu öksürükler; göğüste yaygın railer (hırıltılı soluk alış). Röntgen filminde «kızamıklı akciğer» diye nitelenen görüntü elde edilir. Antibiyotiklerin bulunmasından bu yana, bakteri kökenli akciğer-bronş enfeksiyonları eklenmesine ender raslanmaktadır. Atipik zatürre (bu hastalık, çocuğun genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bronş iltihabı (bronşit) belirtileri yalın kızamıkta bile vardır; hastalığın yolaçtığı öksürük de çok sıkıntılıdır. Küçük çocukta bu belirtiler ciddi olabilir: Çok yorucu öksürükler; göğüste yaygın railer (hırıltılı soluk alış). Röntgen filminde «kızamıklı akciğer» diye nitelenen görüntü elde edilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Antibiyotiklerin bulunmasından bu yana, bakteri kökenli akciğer-bronş enfeksiyonları eklenmesine ender raslanmaktadır.<br />
<a href="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Solunum-Enfeksiyonları.jpg"><img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/Solunum-Enfeksiyonları.jpg" alt="" title="Solunum-Enfeksiyonları" width="300" height="260" class="alignleft size-full wp-image-8386" /></a><br />
Atipik zatürre (bu hastalık, çocuğun genel durumunu ciddi biçimde bozar ve bazen öldürücü olabilen sorunum bozukluklarına yolaçar) eklenmesine de hemen hiç raslanmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Üst solunum yollarının etkilenmesi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öteki ihtilatlann tersine, hâlâ çok sık raslanmaktadır. Ateş yeniden yükselirse, bir kulak ya da burun-boğaz iltihabı sistemli olarak araştırılmalıdır; bulunursa, antibiyotiklerle kısa sürede iyileştirilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Döküntülerin ortaya çıkmasından önce apansızın ve genellikle geceleri, başgösteren yalancı Krup hastalığı da, özel dikkat gösterilmesi gereken ihtilatlardandır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/solunum-enfeksiyonlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Doğmuş Bebeklerin Solunum Yolları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebeklerin-solunum-yollari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebeklerin-solunum-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 23:23:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Bebeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlar.tc/?p=926</guid>
		<description><![CDATA[Ağzın ve boğazın durumu Solunum yolları pek çok ve çeşitli enfeksiyonlara uğrayabilir: — yeni doğmuş bebeklerin ve süt çocuklarının ağzı, özenli bir gözetim gerektirir: Geçmeyen küçük beyaz noktacıklar pamukçuk işaretidir; çocuğun iştahı da azalır; — sık sık, özellikle kışın mikrop kapan burun da temizlenmeli ve bakımı iyi yapılmalıdır. Süt çocuğu, zamanının büyük bölümünü yatarak geçirdiğinden, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağzın ve boğazın durumu</strong></p>
<p><strong>Solunum yolları pek çok ve çeşitli enfeksiyonlara uğrayabilir:</strong></p>
<p>—  yeni doğmuş bebeklerin ve süt çocuklarının ağzı, özenli bir gözetim gerektirir: Geçmeyen küçük beyaz noktacıklar pamukçuk işaretidir; çocuğun iştahı da azalır;</p>
<p>—  sık sık, özellikle kışın mikrop kapan burun da temizlenmeli ve bakımı iyi yapılmalıdır. Süt çocuğu, zamanının büyük bölümünü yatarak geçirdiğinden, burun enfeksiyonları kulaklarına ve sindirim sistemine de sıçrayabilir; bebek rahat soluk alamaz, gözleri kızarır ve yaşlanır; bulaşıcı bir hastalıktan korkulur;</p>
<p>—  enfeksiyon boğaza yerleşmiş olabilir. Bakıldığında, boğazın kızarmış olduğu ve arka tarafında burundan inen mukozalar görülür. Çocuk içtiğini güçlükle yutar, zaten içmek de istemez; soluk almakta az ya da çok güçlük çeker; hekim muayenesi gereklidir.<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/05/bebeğin-solunum-yolları.jpg" alt="bebeğin solunum yolları" title="bebeğin solunum yolları" width="400" height="370" class="alignleft size-full wp-image-1129" />Birkaç gün süren bir burun-boğaz enfeksiyonundan sonra çok önemli bir solunum güçlüğü (soluk darlığı), karnın üst bölgesinde göğüs kafesi altında soluk alma sırasında içeriye çekilme ve boğuk bir öksürük görülebilir. Bütün bunlar, ciddileşme tehlikesi gösteren ve acil tedavi gerektiren bir gırtlak iltihabının ilk belirtileridir.<br />
<strong>Kakanın durumu</strong>Herhangi bir değişiklik, sindirim sistemi kökenli olabileceği gibi bir iltihaba bağlı da olabileceğinden, çok önemlidir.<br />
Kakanın yumuşamasıyla birlikte kusma, anneyi hemen hekime başvurmaya yöneltmelidir. Kaka, çok kötü kokulu, köpüklü, bazen sıvı kıvamdadır; âdeta fışkırır ve kendiliğinden gelir.</p>
<p>Bebeğin görünüşü de değişir: Acı çeker gibidir; mama yemesi ile kusması arasında pek az zaman geçer. Durum birkaç saat içinde son derece ciddileşebilir. Sözkonusu hastalık 20-50 yıl öncesine kadar çoğunlukla ölümle sonuçlanan zehirlenmedir (merkezi sinir sistemi bozukluklarıyla birlikte ciddi ishal). Özellikle yaz mevsiminde olmakla birlikte kışın da görülebilir.</p>
<p>Mutlaka hekime başvurmayı gerektiren bir başka kusma &#8211; kaka belirtisi daha vardır. Bu ikincide, kaka, miktarının çokluğu ve kokusuyla dikkati çeker; sıvı halde değildir; sıkı ve yapışkandır. Sık sık, nöbet halinde öksürük görülür. Bu belirtiler pankreas kökenlidir. Teşhisin doğrulanması için hastanede tıbbi muayene gereklidir. .</p>
<p>Bunun tersi bir durum olan ve bazen günlerce sürebilen kabızlık da, çocuk büyük olsa bile, doktora bildirilmelidir. Karın gergindir, arasıra apansızın gelen ishaller görülür; kısa süreli olan bu ishallerin yerini yeniden kabızlık alır. Nedeni, barsakta bir oluşum bozukluğu olabilir. Yukardaki son iki belirtiler topluluğundan burada sözetmekten amacımız, süt çocuğundaki ya da küçük çocuktaki bütün barsak bozukluklarının, (ilk belirtiler çocuğun genel durumunu etkileyecek nitelikte olmasa bile) üstünde durmak gerektiğini anlatmaktır.</p>
<p>Çocuğun kakasını denetlemek her zaman yararlıdır. Kakada genellikle iğnekurtları familyasından küçük beyaz kurtlara Taşlanabilir. Kurt bulunması ayrıca sinirlilik, sancı tipinde karm ağrıları, genellikle geceleri duyulan makat kaşıntısı gibi belirtiler de verebilir. 15 gün ara ile 1 doz müshil verilmesi etkili olur- Zamanında tedavi edilirse tehlikeli değildir.</p>
<p><strong>Başka belirti olmaksızın kusma</strong></p>
<p>Çeşitli nedenlerden ileri gelebilir ve anneyi korkutur. Genellikle çocuk üç haftalık olduktan sonra ortaya çıkar ve gündüz, karnı aç süt çocuklarında daha artar. Mamanın sonuna doğru ya da mamadan hemen sonra görülür. Mide kapısı darlığını düşündürür.</p>
<p>Bazen 1 yaşından büyük çocukta, ön belirtiler olmadan ya da pek az ön belirtiyle apansız kusmalar görülür. Kuvvetli bir ekşi koku varsa ve sidikte yoğunlaşma izleniyorsa, aseton işemeye (asetonüri) bağlı kusmalar akla gelmelidir. İyi tedavi edilirlerse tehlikeli değillerdir.</p>
<p>Kusmalar, beslenme rejiminin ve bazı besinleri bünyenin kaldırmamasınm sonucu da olabilir.</p>
<p>Bebek süt rejimindeyse, hekim çeşitli sütleri denedikten sonra, bebeğin bünyesinin süt kaldırmadığına karar verebilir.</p>
<p>Yumurta da, yedikten yaklaşık 2 saat sonra fışkırma tipinde kusma yapabilir. Çocuğa birçok kez yumurta yedirdikten sonra hep aynı tepki görülmüşse, yumurta vermekten vazgeçilmelidir.</p>
<p><strong>Döküntüler</strong></p>
<p>Döküntüler genellikle, bulaşıcı hastalıkları akla getirir. Oysa bulaşıcı hastalıkların çocuk 5 aylık olmadan önce görülmesine çok ender raslanır.</p>
<p>Çocuk her an mikrop alabilir; çevrede okul çağında çocuklar bulunması ve eve gelen komşu çocukların sonradan hastalığa yakalanması, bebeğin hırçmlaşıp burnunun akmaya ve gözlerinin parlamaya başlaması gibi ön belirtilerden sonra, teşhise yön verici olgulardır.</p>
<p>Süt çocuklarında başka döküntüler de görülebilir (bir başka çocuktan alınan mikroplara bağlı olanların dışında)</p>
<p>— impetigo (çakmak hastalığı), yerde emekleyerek hareket etmeye başlayan bebeklerde sık görülen bir rahatsızlıktır: Kırmızı sivilceler biçiminde ortaya çıkar; sivilceler kabarır, sarımsı renkli ve kalın kabuklar oluşturarak hızla yayılır (sürekli sürtünmeler de yayılmayı kolaylaştırır). Öteki çocuklara, hattâ yetişkinlere bulaşmasına oldukça sık raslanır. Bulaşma, oyuncak ve çamaşırlar yoluyla olduğundan, temizliğe büyük özen göstermek- gerekir;</p>
<p>—  kabaetlerde görülen döküntüler (pişik), alt bölümü sertleşmiş iri sivilceler biçimindedir; temizlik kurallarına gereğince uyulmamasının sonucudur;</p>
<p>—  kurdeşen, 3 yaşından küçük çocuklarda pek görülmez; buna karşılık prurigoya (kaşıntılı bir deri hastalığı) daha sık raslanır.- Nöbetler halinde ilerleyen ve bazen haftalarca sürebilen, şiddetli kaşıntılar yapan bir döküntüdür. Kabarcık ya da kesecik biçimli sivilcelerin oluşturduğu kahverengi kabuklar düştüğünde, yerlerinde iz kalır. Bu hastalık, suçiçeğine benzemekle birlikte ayırdedil-mesi kolaydır.</p>
<p><strong>Ağrılı bir bölgenin ortaya çıkması</strong></p>
<p>Küçük çocuk pek az konuşabildiğinden ya da hiç konuşamadığından, neresinin ağrıdığını açıkça belirtemez. Ağrının yerini arayıp bulmak ana-babaya düşer.</p>
<p><strong>Kulak</strong></p>
<p>Kulak iltihapları, kulaklarda sık sık ağrıya neden olur. Bunlar genellikle, bir burun-boğaz iltihabının orta kulağı mikroplandırması sonucu ortaya çıkarlar; yatar durumda bulunmak hastalığın yayılmasını kolaylaştırır. Süt çocuğu sık sık başını yastığa sürter, ağlar ve acı çektiğini belli eder; ateş, fışkırma halinde kusmalar ya da ishal gibi belirtiler de görülebilir. Sürekli oturabilen ya da ayakta durabilen çocuklarda, kulak iltihabına daha az raslanır.</p>
<p><strong>Boğaz</strong></p>
<p>Bebek, aç ya da susuz olduğu halde yemek ya da içmek istemiyorsa, anjin türünden bir yutak iltihabı sözkonusu olabilir: Ateş yüksek, boğaz kızarmış ve ağrılıdır.</p>
<p><strong>Kollar</strong></p>
<p>Bazen az ya da çok işlev yitimiyle birlikte kollarda şiddetli ağrılar görülür. Bu bir büyüğün, çocuğun merdiven çıkmasına ya da inmesine, paltosunu çabucak giymesine «yardım» amacıyla kolunu dikkatsizce çekmesi sonucudur.</p>
<p>Bazı çocuklarda hiç bir şey olmaz, bazısında ise eklemlerden biri, bu davranışlar sonucunda (omuz ya da dirsek düzeyinde) yerinden çıkar. Hekim, çıkığı kolayca yerine oturtabilir.</p>
<p><strong>Karın</strong></p>
<p>Süt bebeğinin karm ağrıları gelip gidici sancılar tipindedir ve aldığı besinlere bağlıdır. Bebek ağlar ve kıvranır. Rahatlatmak için karnına dairesel hareketlerle masaj yapılır. Ağrı geçmiyorsa ya da sık sık tekrarlıyorsa, beslenme rejimini gözden geçirmek gerekir.</p>
<p>Daha büyük bir çocuk karm ağrısından yakınıyorsa kakasına bakıp, kurt olup olmadığını görmek gerekir. Yoksa ve ağrı daha çok sağ taraftaysa, apandis iltihabı (apandisit) akla gelmeli ve hekime başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Kasıklar</strong></p>
<p>Kasık fıtığı olan bir süt çocuğu, sürekli gözetim altında tutulmalıdır; çünkü, fıtığın dışarı çıkmasını önlemek gerekir.</p>
<p>Çocuk apansızın çok ağlamaya başlarsa fıtık sargısı denetlenmeli ve gerekiyorsa fıtık elden geldiğince çabuk yerine sokulmalıdır. Fıtık boğulması tehlikeli bir ihtilattır ve acil cerrahi girişim gerektirir.</p>
<p><strong>Bakım</strong></p>
<p>Aşırılığa kaçılmamak, ama umursamazlık da edilmemelidir. Bebekler sözkonusu olduğunda kararların çabuk alınması gerekir.</p>
<p><strong>Ateşi düşürme yolları</strong></p>
<p>Çırpınma tehlikesi büyük olduğundan (bu, beyin için zararlı olabilir), küçük çocuğun ateşi yükseldiğinde önlem almak gerekir. Anne, çocuğu «ateş bastığını» anlar anlamaz ateşini ölçmeli ve aspirinli bir fitil koymalıdır.</p>
<p><strong>Odanın durumu ve bebeğin giyimi denetlenmelidir.</strong></p>
<p>Her ateş yükselişinin denetlenmesi gerekir. Ateş, fitil konduktan yarım saat sonra azalmış olmalıdır. Fitil yerine çocuğa, şekerli su içinde ateş düşürücü bir toz da verilebilir.</p>
<p>Yazın süt çocuğunu ateş basarsa, serin bir banyo (çocuğun beden ısısından 2°C daha soğuk) yaptırılabilir; ayrıca, aynı suda bir bez ıslatılarak 5-10 dakika çocuğun başına konur.</p>
<p><strong>Solunum yollarının bakımı</strong></p>
<p>Solunum yolları kışın sık sık dolar ve ateş yükselmesine neden olur.</p>
<p>Çocuğun daha rahat soluk almasını sağlamak için, burnu sık sık temizlenmelidir. Birkaç damla mikrop kırıcı ilaç da kullanılabilir.</p>
<p>Bazı anneler, çocuğun göğsüne merhem, viks, v.b. sürerler. Pek yaygın olmamakla birlikte lapa kullananlar da vardır.</p>
<p>Çocuk öksürdüğü zaman öksürük şurupları verilmelidir. Burun &#8211; boğaz iltihapları, önemsenmezlerse ihtilatlara yolaçabilirler. Sindirim yollarının bakımı</p>
<p>Süt çocuğu ishal olduğunda, günlük mama listesine havuç püresi eklenebilir (çocuk bunu kolayca yer); ayrıca pirinç suyu da verilebilir.</p>
<p>Kaka yumuşaklığı (hafif ishal), pirinç suyu. pirinç unları, havuç çorbası ya da lapalaştırılmış havuçla rahatça giderilebilir.</p>
<p>Bütün bu besin maddelerinin etki ilkeleri birbirinin aynıdır ve yeterlidir. İshal daha ciddiyse, anne, sütü kesmeli, çocuğa su içirmeli ve hekime başvurmalıdır. İshalin kendi kendine geçmesini beklemek, son derece yanlış bir davranıştır.</p>
<p>Sağlıklı bir çocukta görülebilecek kusmalar, biberon içeriğinin kıvamı unla koyulaştırılarak azaltılabilir (çoğunlukla). Ayrıca, bebek mamasını yedikten sonra, biraz daha uzun süre yarı oturur durumda tutulur. Mamanın koyulaştırılması, genellikle kusmaları geçirir.</p>
<p><strong>Derinin bakımı</strong></p>
<p>Her şeyden önce temizlik kurallarına uymak gerekir: Bebeğin altı sık sık değiştirilerek pişikler, başı şampuanla yıkanarak da kabuk oluşması önlenmelidir. Yalın pişik görüldüğünde pudra ve merhem kullanımı bırakılmalı, kabaetlerde yüzde l&#8217;lik eyozin ya da civa türevi cinsinden renklendirici bir madde sürülerek, olanak ölçüsünde çıplak bırakılmalıdır. Sivilcelere karşı 10 litre suya 1 gram hesabıyla permanganat banyosu öğütlenir. Bebek 5-10 dakika bu banyoya sokulduktan sonra, aynı madde ile sivilcelere tampon yapılır. Üstüne hiç bir ilaç koymadan kabaetleri çıplak bırakmak uygundur.</p>
<p>İmpetigoda (çakmak hastalığı), bozunlar mikrop kırıcı bir eriyikle temizlenmeli, sonra hekimin öğütteyeceği antibiyotikli bir merhem ya da metilen mavisi tipi çok etkin bir renklendirici madde sürülmelidir.</p>
<p><strong>Hekime ne zaman başvurulmalıdır?</strong></p>
<p>Hemen tedavisi gereken ateş yükselmesi durumu dışında, çocuğa herhangi bir ilaç vermeden önce) hekime danışmak gerekir. Bir hastalığın tekrarlatmasında kullanılacak ilaç farklı olabilir.</p>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda vakit geçirmeden hekime başvurulmalıdır:<br />
</strong><br />
—  fitil konduktan ya da bebek aspirini verildikten sonra da ateş düşmüyor ya da yükselmeyi sürdürüyorsa;</p>
<p>—  çocuk soluk almakta güçlük çekiyor, inliyor ya da soluk alması hızlanıyorsa;</p>
<p>—  çocuğun ishali çok suluysa ve az miktarda</p>
<p>bile verilen sıvı besinleri tutamayıp kusuyorsa, yüzü değişiyor, rengi soluyor ve deride kırışıklıklar beliriyorsa, bebek hareketsiz kalıyor ve hızla kilo yitiriyorsa, çoğunlukla hastaneye kaldırılması gerekecektir.</p>
<p>Bazı durumlarda her dakika değerlidir. Bu nedenle, ana-baba hekime güvenmeli ve gerektiğinde başvurmalıdırlar.</p>
<p><strong>Yapılmaması gereken şeyler</strong></p>
<p>Bebeğin ateşi yükseldiğinde ilk ve en sık yapılan şey, üstünü iyice örtmektir. Oysa ateş, süt çocuğunun beden ısısı kararlılığının henüz kurulmamış olmasından ileri geldiğinden, bu davranış son derece yanlıştır. Bebeğin üstü ne kadar örtülürse, ateşi o kadar yükselir. Bu nokta özellikle yaz aylarında, bebeğin ateşi dişleri çıkmakta olduğu için yükseldiğinde ve çok sıcak odalarda önemlidir. Nezleli bir küçük çocuk, ateşi yoksa ve hava yumuşaksa dışarı çıkarılabilir. Hava değiştirmesi iyidir; ayrıca, tıpkı büyüklerde olduğu gibi (uzun süre kapalı kalırsa), ilk dışarı çıkışında hastalığın tekrarlama tehlikesi vardır.</p>
<p>Kabaetlerde döküntü (pişik) başgösterirse, hele bu döküntü kabarcık ve aşınmak türdense, pudra ve merhem kullanılmamalıdır. Bu iki madde, bozunlarm kurumasını engeller ve enfeksiyonu artıran kabuklar oluşturur.</p>
<p>Çocuklarla uğraşan kişilerin (dolayısıyle annelerin) en büyük kusurları, çocuğun sağlık durumunu iştahına göre değerlendirmeleridir. Oysa bebek, tıpkı yetişkinler gibi tepki gösterir. Nasıl yetişkin, gündüzleri mevsimlere ve sağlık durumuna göre düzensiz yemek yerse, çocuk da öyle yapar. Durum süt çocukları için de aynıdır.</p>
<p>Yemek yeme isteksizliğine saygı göstermek gerekir; yoksa bunun iştahsızlığa dönüşme tehlikesi vardır. Çocuğun isteksizliği genellikle ateş ya da hastalık dönemlerine raslar: Acıkmaz; yedirilme çabalarına direnir; bu tutumuyla 6t7 aylıktan başlayarak (bazen daha da önce) durumdan yararlanmaya koyulur.</p>
<p>Çocuğa mama veren kişinin, hele çocuk hasta ya da yorgunsa, zorlamamak gerektiğini mutlaka anlaması gerekir. Besin eksikliği, bol&#8221; miktarda ve çeşitli içeceklerle giderilebilir.</p>
<p>Bir hastalık belirdiğinde, daha önceki hastalıklarda başvurulmuş antibiyotikler, kortizon tü<br />
revleri; v.b. özgül ilaçları kullanmak çok tehlikelidir. Bunlar teşhisi yanıltabilir, geciktirebilir ya da hiç bir etki göstermeyebilir.</p>
<p>Bebeğin alt bakimi: Dünyada hiç bir şeyin süt bebeğinin cildi kadar nazik ve duyarlı olmadığı unutulmamalı, yıkamadan önce, su emdirilmiş bir pamukla silinmelidir. Yıkamadan sonra derinin sağlıklı kalması için, A ve D vitaminleri içeren bin merhem sürülerek bu hassas deri, sidik ve kakanın tahrişinden korunmalıdır.</p>
<p><strong>Sağlık karnesi</strong></p>
<p>Çocuğun kimlik kartı gibidir. Ana-baba, hattâ bazen hekimler, sağlık karnesine gereken değeri vermezler..</p>
<p>Karnenin görevi doğumevinde başlar; dolayısıyle tutulmaya da doğumevinde başlanır. Karneye bütün aşılar ve tarihleri, bulaşıcı hastalıklar, çocuğun ağırlığı, beslenme rejimi ve değişiklikler, emzik dönemi, verilen unlu besinler, sebzeler, vitaminler ve dozları kaydedilir.</p>
<p>Olağandışı bakımlar (tıbbi ya da cerrahi gerekçelerle hastaneye kaldırılma, kan verme, tetanos serumu, v.b.) da karneye yazılmalıdır. Bütür. bunlar, ilerde, çocuğun organik tepkilerinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p>İyi tutulmuş bir sağlık karnesini okuyan hekim, küçük hastasını hemen tanır. Ana-baba, çocuğun tıbbi geçmişini her zaman gerektiğince arılatamayabilir, özellikle kaygılıyken ya da panik içinden bunu yapamaz. Bu bakımdan sağlık karnesi, yolculuklarda da birlikte bulundurulmalıdır Süt çocukları tatillerde de hastalanabilir; sağlık karnesi varsa ve iyi tutulmuşsa, hekim aradığı bütün bilgileri burada bulacaktır.</p>
<p>Karnenin bir üstünlüğü de sağlık fişleri&#8217; gibi kolayca yitirilmemesi ve çok çocuklu bir anneyi çocuklarının hastalık ve aşılarıyla bunların tarihlerini birbirine karıştırmaktan korumasıdır.</p>
<p>Genç anne, bebeğinin sağlık karnesinin önemini bilmeli ve gereken özeni göstermelidir.</p>
<p>Bütün bu saydıklarımıza karşın sağlık karnesi tutulmamışsa, çocuk hastalandığında hekime başvurulduğu zaman (özellikle çocuğu doğumundan beri gören hekimin dışında.bir hekim sözko-nusu olduğunda), çocuğa verilmiş eski reçeteler de ana-babanm yanında bulundurulmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/yeni-dogmus-bebeklerin-solunum-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum Sistemi Soluk Borusu Bronşları</title>
		<link>http://www.kadinlar.tc/solunum-sistemi-soluk-borusu-bronslari/</link>
		<comments>http://www.kadinlar.tc/solunum-sistemi-soluk-borusu-bronslari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 08:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer - Karaciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansertedavisi.us/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[MAKROSKOPÎK ANATOMİ Solunum sistemi göğüs boşluğu içinde yeralır ve soluk borusu, bronşlar ve akciğerlerle, damar, sinir ve lenf (akkan) sistemlerinden oluşur.Soluk borusu, ikiye çatallanarak akciğer göbeğine doğru giden 2 ana bronşa ayrılır (akciğer göbeği, kan damarlarının ve bronşların akciğere girdiği bölümdür). Akciğer göbeği her akciğerin iç yüzünde yeralır ve akciğer içine giren akciğer sapı (ana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MAKROSKOPÎK ANATOMİ</strong></p>
<p>Solunum sistemi göğüs boşluğu içinde yeralır ve soluk borusu, bronşlar ve akciğerlerle, damar, sinir ve lenf (akkan) sistemlerinden oluşur.Soluk borusu, ikiye çatallanarak akciğer göbeğine doğru giden 2 ana bronşa ayrılır (akciğer göbeği, kan damarlarının ve bronşların akciğere girdiği bölümdür). Akciğer göbeği her akciğerin iç yüzünde yeralır ve akciğer içine giren akciğer sapı (ana bronş, akciğer atardamarı, akciğer toplardamarları, bronş atardamarı, sinirler, lenf damar ve düğümleri) buradan girer. Sağ ve sol ana bronş, ne yön ne de çap bakımından birbirine benzerler; ama her birinden lob bronşları, bu sonunculardan da segment bronşları doğarlar.Sol bronşa göre daha dik ve geniştir. </p>
<p>Sağ bronşun başlangıcından 1,5 sm sonra üst lob bronşu doğar; bu, daha sonra 3 segment bronşuna ayrılır: Üst tepe bronşu; ön. bronş; arka bronş. 3 sm uzunluğundaki ara segment ise ana bronşu izler. Ara segmentin bir yüzünden doğan orta lob bronşu, iç yan ve dış yan segment bronşlarına ayrılır. Ara segmenti sürdüren alt lob bronşu, 5 segment bronşuna ayrılır: Ara segmentten çıkan ve arkaya doğru giden Nelson bronşu ya da üst tepe bronşu; taban iç yan bronşu; taban ön bronşu; taban arka bronşu; taban dış yan bronşu. Bronşların adlandırılması yönlerine göre yapılır; sözgelimi, üst lob bronşu düzeyinde üst tepe bronşu akciğer tepesine, arka bronş geriye, ön bronş öne yönelirler. Orta lob bronşu düzeyinde dış yan bronş dışa ve arkaya, iç yan bronş ise içe ve öne doğru yönelir. Alt lob bronşundan ayrılan taban ön bronşu öne ve akciğerin tabanına doğru, taban dış yan bronşu yana ve akciğerin tabanına doğru, taban arka bronşu arkaya ve akciğerin tabanına doğru yönelirler.<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/03/Solunum-Sistemi.gif" alt="Solunum Sistemi" title="Solunum Sistemi" width="350" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1498" /><br />
<strong>Sağ akciğer 3 lobdan oluşur:</strong></p>
<p>—  üst lob; üst lob bronşu ile dalları olan tepe, arka ve ön bronşlarla havalandırılır. Bu dallar 3 akciğer segmenti oluşturur: Üst segment, arka segment, ön segment;<br />
—  orta lob; 2 segmentten oluşur: Dış yan segment; iç yan segment;<br />
—  alt lob; 5 segmentten oluşur: Üst segment; taban iç yan segmenti; taban ön segmenti; taban arka segmenti; taban dış yan segmenti.Başlangıcından 5 sm sonra, üst lob bronşu doğar; bu sonuncu da 3 dala ayrılır: Üst tepe arka bronşu (yukarı ve arkaya doğru gider); ön bronş (öne doğru gider); akciğer dilciği bronşu (ikiye ayrılır. Üst ve alt dilcik bronşları).Üst lob bronşu altında, ana bronş doğrudan doğruya alt lob bronşu ile devam eder. Alt lob bronşu 5 dala ayrılır: Üst tepe bronşu (yukarıya doğru gider); taban ön bronşu (öne ve akciğer tabanına doğru gider); taban dış yan bronşu; taban iç yan bronşu; taban arka bronşu (arkaya ve akciğer tabanına doğru gider).</p>
<p><strong>Sol akciğer yalnızca 2 lobdan oluşur: Üst ve alt loblar:</strong><br />
—  üst lob 3 segment kapsar-. Arka tepe seg-menti; ön seğmen ti; akciğer dilciği («lingula»; sağ akciğerin orta lobuna karşıgelir);<br />
—alt lob 5 segment kapsar; Nelson bronşuyla havalandırılan üst segmenti; taban ön segmenti; taban dış yan segmenti; taban iç yan segmenti; taban arka segmenti.</p>
<p>Ana bronşların ve lob bronşlarının uzantısıdırlar ve daha küçük bronşlara ayrılırlar. Bu küçük bronşlar da daha küçük dallara ayrılırlar. Son dallanmalar tabanı l sm, yüksekliği 2 sm olan piramit biçimi küçük birimlerde (akciğer lopçukları) sonlanırlar: Lopçuk içi bronşlar. Lopçuk- içi bronşlar, yolu boyunca yan dallar verir ve sonuçta bölünüp uç bronşçuklarını oluşturur. Uç bronşçuklarının her biri de, genişleyip hava keseciği kanalını oluşturarak sonlanır. Hava keseciği kanalı bölünüp, hava keseciklerini oluşturur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlar.tc/solunum-sistemi-soluk-borusu-bronslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

