Kusma

Kusma

Süt bebeklerinde kusma, fizyolojik olayların sınırında yer aldığından, tek başına bir kusmadan mutlaka kaygılanmaya gerek yoktur.

Kusma Biçimleri: Kusmalarla, yenen şeylerin yeniden ağza gelmesini ve geviş getirme hastalığını birbirine karıştırmamak gerekir.

1. Gerçek kusmalar:  Karın ve diyafram çizgili kaslarının kasılmasıyla birlikte, mide düz kaslarına bağlı olan mide çeperi kasılmalarının yön değiştirmesi sonucu ortaya çıkarlar. Bu iki hareketin birlikte olmasıyla, mide ağzı açılmaya zorlanır: Midedekiler bütünüyle ya da kısmen, yemek borusu yoluyla dışarı atılır. Görüldüğü gibi bu, kısa süreli bir sıkıntı da yaratabilen etkin bir olaydır.

2. Besinlerin ağza geri gelmesi: Bir öncekinin tersine edilgin bir olaydır: Mide düz kaslarının kasılması sonucu, zorlanma ve belirli bir sıkıntı olmaksızın, az miktarda süt, açık mide ağzından yemek borusuna kaçarak dışarı atılır. Bazı süt bebeklerinde bu sık sık olur, bazılarında azdır, bazılarmdaysa hiç görülmez. Beslenme sırasında ya da beslenme sonrasında görülen bu olayın ortaya çıkışını, bebeğin konumunu apansızın değiştirmek kolaylaştırır. Bebeğin gelişmesine hiç bir şekilde engel oluşturmadığından, tedavi de gerektirmez; bir aylıktan sonra ortadan kalkar.

kusma

3. Geviş getirme hastalığı: İşkembelilerin sindirimini akla getiren oldukça özel bir rahatsızlıktır. Özel bir ruhsal davranış içindeki bazı süt bebekleri, bazen bakıcılarının yanlışlarından koşullanarak, yediklerinin bir bölümünü istemli olarak yemek borusundan gerisin geri çıkarıp bir süre keyifli keyifli çiğneme hareketleri (geviş getirme) yaptıktan sonra yeniden yutarlar; bu arada besinin bir bölümü ağızdan dışarı sızabilir. Bebekler bunu çoğunlukla parmaklarını ağızlarına iyice sokarak kolaylaştırırlar ve bu işi genellikle yemekten yaklaşık 30 dakika sonra yaparak, 1-2 saat sürdürürler. En çok, yalnız bırakılan ya da hastanedeki çocuklarda görülen bu hastalığa ruhsal tedavi uygulamak gerekir. Sevecenlik dolu bir bakım, bu bozukluğu çoğunlukla düzeltir.

TEŞHİS

Süt bebeğinin kusmaları anneyi oldukça kaygılandırır. Hekimin göreviyse, kusmaları önleyecek mucizevi bir ilaç vermek değil, çocuğun neden kustuğunu öğrenmektir. Çoğunlukla iyicil olan bu küçük rahatsızlık, bazı koşullarda teşhis bakımından büyük değer taşıyabilir. Bu nedenle, annenin hekime gerekli aydınlatıcı bilgiyi sağlayabilmesi gerekir. Hekimin öğrenmek isteyeceği noktalar şunlardır;

— kusmalar doğumla birlikte mi, yoksa ilk haftalarda ya da ilk aylarda mı başlamıştır?

— sık sık mı olmaktadır?

— kusmuk miktarı çok mudur?

— yemeğin hemen ardından mı, yoksa daha sonra mı olmaktadır?

— güç mü, kolay mı olmaktadır?

— bazı besinlerin verilmesiyle ilişkili midir?

— beyaz renkli (yalnızca süt), kırmızı renkli (kan bulaşığı), yoksa yeşil (safra bulaşığı) midir?

Bu bilgilerin yanısıra, hekime çocuğun gelişme durumu (boy, ağırlık), iştah durumu, varsa sindirim bozuklukları (karın ağrıları, kabız, ishal, kakada kan), enfeksiyon belirtilen ya da ateş olup olmadığı da bildirilmelidir. Hekim, bu bilgilere dayanarak klinik muayeneye yön verecek, röntgen muayenesi ya da biyolojik incelemeler gerekip gerekmediğini kararlaştıracaktır.

Kusma Belirtileri: Sonuç olarak iki ayrı durum ortaya çıkabilir : Kusmalar yeni ve beklenmedik bir olaydır, o zamana kadar sağlıklı bir çocukta, çok çeşitli olabilecek başka rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkmıştır; kusmalar tekrarlamakta ve başlı başına bir hastalık belirtisi oluşturmaktadır.

1. Apansız kusmalar: Genellikle 4 nedene bağlı olabilir: Enfeksiyon hastalıkları; beyin hastalıkları, bazı ilaçlar ve organik hastalıklar.

a. Enfeksiyon hastalıkları: Bütün enfeksiyon hastalıklarında kusma görülebilir; tümünü burada saymamıza olanak yoktur; ama, ishalle birlikte ateşli bir hastalık çerçevesi içinde görülen kusmaların, burun-boğaz enfeksiyonunu (özellikle de kulak iltihabıyla birlikteyse), sidikte irin görülüyorsa da sidik yolları enfeksiyonunu akla getirebileceğini söyleyebiliriz.

b. Beyin hastalıkları: Çeşitli hastalıkların yanısıra, bir beyin uru nedeniyle ortaya çıkan kafa içi basıncı artışı sendro-mu, kafa travması, özellikle de beyin zarları iltihapları sayılabilir.

c. İlaçlar: Bazı ilaçlar da, gerek kişisel bir duyarlık, gerekse doz yüksekliği nedeniyle kusmalara yol açabilir. Bunlar arasında genellikle astım için verilen teofilin, yüksek dozda D vitamini (kusma yapıyor diye D vitamininden vazgeçmemek gerekir, çünkü uygun ölçüde alınan D vitamini tehlikesizdir ve raşitizmi önleyen temel ilaçtır) ve dijitalis sayılabilir.

2. Tekrarlayan kusmalar: Önce, beslenme rejimine tam uyulup uyulmadığının denetlenmesi gerekir: Aşırı beslenme de. yetersiz beslenme de, az ya da çok miktarda kusma yapabilir.

Gerek organik, gerekse işlevsel anormalliklerin, sistemli biçimde araştırılması gerektiği unutulmamalıdır.

– Organik hastalıklar: Bazılarına çok ender raslanır: Kusmalar çok erken başlar. Yeni doğmuş bebeklerde karmaşık bir klinik tablo gösteren barsak tıkanıklığı bunlardandır. Az raslanan öteki organik hastalıklar arasında, ince barsağm doğuştan kapaiı olması, onikiparmak barsağınm doğuştan darlığı ya da bası altında kalması (bebeğin ilk kakası olan mekonyumun barsağı tıkaması, doğuştan kalın barsak büyüklüğü) sayılabilir. Çok sık raslanan iki hastalık vardır: Diyafram fıtığı; mide kapısı darlığı.

– Diyafram fıtığı: Midenin küçük ya da büyük bir bölümünün diyaframdaki yuvarlak bir delikten göğüs boşluğu içine kayması sonucu oluşur. Böylece midenin bir bölümü göğüs kafesinin içine girmiş olur. Belirtisi, yaşamın ilk günlerinden başlayarak yemeklerden çok kısa süre sonra görülen ve genellikle kanlı olan kusmalardır. Çoğunlukla, çocuğun genel gelişmesini de etkiler: Ağırlık artışı yavaşlar; çocuğun solgunluğu kansızlık belirtisidir. Bu oluşum bozukluğu ancak, bebeğe özel bir mama yedirilerek sindirim kanalı saydamsızlaştırıldıktan sonra çekilen röntgen filmiyle teşhis edilebilir.

Tedavi, çocuğu, yatağının kenarına tutturulan bir askı sistemiyle dik tutmaya, sık sık ve kıvamlı besin vermeye dayanır. Bu oluşum bozukluğunun tehlikesi, bir süre midede kalmış asit besinlerin sürekli olarak çocuğun ağzına gelmesi sonucu, yemek borusu bozulmalarına, yaralarına ve küçük çaplı kanamalara yol açmasıdır. Yemek borusu mukozasındaki bu süreğen iltihaplanma, uzun sürede yemek borusunun daralmasına neden olarak, çözümü güç bir sorun ortaya çıkarır. Hastalığın ilerlemesini önlemek gerektiğinden, çocuk düzenli bir gözetim altında bulundurulmalıdır. Diyafram fıtıklarının bir bölümü, çocuk 1 yaşına gelmeden kendiliğinden geçer. Geçmezse, 1 yaşından sonra tek çözüm ameliyattır.

– Mide kapısı daralması: Erkek çocuklarda, kız çocuklara oranla 7-8 kez daha sık raslanan bir anormalliktir. Mide kapısı, midenin bitiş bölümü ile onikiparmak barsağmın başlangıç bölümü arasında, 2-3 sm uzunlukta bir geçittir. Kılıflarından biri, düz kas dokusundan o-luşmuş kapalı bir boru biçimindedir. Daralma mide kapısı kas tabakasının çok büyüyerek, boru biçiminden çıkıp zeytin biçimi almasıyla oluşur. Bu oluşum bozukluğu, doğuştan olmasına karşın, ilk 3 hafta içinde hiç bir rahatsızlık vermez. Serbest ara denen bu dönemden sonra sıklığı, miktarı ve şiddeti gün geçtikçe artan kusmalar başlar; bebek hâlâ iştahlıdır; oldukça renkli olan kakası, miktar olarak azdır. Klinik öykü son derece tipik olduğundan, teşhise yeterlidir. Teşhis, röntgen incelemesiyle de doğrulanırsa, cerrahi girişim kararı verilir. Kolay ve etkili olan ameliyat (mide kapısı açma), mide kapısı borusunun iç çeperine (mukozaya) kadar, aşırı büyümüş bütün kas kütlesini, boru eksenine paralel olarak yarmaya ve geçişi sağlamaya dayanır. Ameliyattan 4 saat sonra, bebek ağızdan beslenmeye başlanabilir. 1908’de uygulanmaya başlanan bu ameliyatta, ölüm oranı aşağı yukarı sıfırdır; oysa eskiden bu oluşum bozukluğu besin alamama nedeniyle ölümle sonuçlanırdı.

– İşlevsel bozukluklar: Hava yutma (aerofaji) ve mide dönmeleri, kusmaların başlıca iki nedenini oluşturur.

          Hava yutma: Süt bebeğinde sık görülür ve kolayca anlaşılır. Bebek, her yemekte önemli miktarda havayı da midesine gönderir, sonra da huzursuzlaşır, kıpırdayıp durur ve bağırır. Ancak geğirdikten sonra rahatlayabilir (zaten anne de biberondan sonra, bebeğin gaz çıkarmasını bekler). Geğirme (gaz çıkarma) sırasında, hava ile birlikte bir miktar süt de çıkabilir-, aşın durumlarda, sütün geri gelmesi çocuğun ağırlık artışını etkileyecek ölçülere varabilir. Bu nedenle, beslenme sırasında ve sonrasında çocuk dik tutularak geğirmesi(bu arada sırtına avuç içiyle hafif hafif vurma da işe yarar ) beklenmeli ya da sıra ile 30 dakika sol yanma, 30 dakika sağ yanına yatırılmalı, gerekiyorsa, yüzükoyun yerleştirilmelidir. Bir başka çözüm yolu da, yemeklerin kıvamını (un ya da özel ilaçlarla) artırmaktır; çünkü yemek sıvı olduğu ölçüde, hava yutma olasılığı yükselecektir. Hava yutma (aerofaji) özel bir durumdur, tehlikesizdir; birkaç ay sonra da kendiliğinden yiter.

         Mide dönmeleri: Röntgen incelemesiyle anlaşılır ve zamanla iyiye gider. Çaresi, çocuğu yüzükoyun yatırmak, daha da iyisi ayaklarını yatak düzeyinden daha yüksekte tutarak eğik durumda yatırmak ve başın ayaklardan aşağıda kalmasını sağlamaktır.

– Süreğen hastalıkların neden olduğu kusmalar: Süreğen hastalıklar da kusma yapabilir; bu durumda kusmalar, genellikle bu hastalıklara bağlı ikincil belirtilerdir. Metabolizma, böbrek, içsalgı bezleri, barsak hastalıkları ya da belirli bir besini bünyenin kaldıramaması sözkonusu olabilir. Bunlardan hangisi olursa olsun kusmalar, hastalık nedeninin bulunup tedavi edilmesiyle geçecektir. Bu arada, zorla mama verilen süt bebeğinin isteyerek de kusabileceğini belirtelim. Annelerin çoğu, çocuğun beslenmesini bir tutku haline getirirler; çocuk biberonundaki mamayı bitirmek istemezse, arta kalanı 15-20 dakika sonra yedirmeye çalışırlar. Çocuk mama istemediğini çeşitli biçimlerde ve bu arada kusarak belirtir. Biberonun deliği çok büyükse, ağzı sıvı mama ile dolansüt bebeği öksürür ve kendini korumak için kusar.

Sonuç

Daha önce belirtilen kesin koşullar dışında, kusma olağan bir belirtidir ve kaygılanmaya gerek yoktur. Çocuk güçlü kuvvetli ve mutlu görünüyorsa, ağırlık eğrisi normalse, anneye beslenme konusunda birkaç öğüt, pek çok ilaçtan daha yararlı olur. Aşırı ölçüde ilaç kullanmak kadar, yerli yersiz ve tutarsız biçimde süt çeşidini değiştirmek de iyi değildir. Kusmayı önlemek için «mucize ilaç» yoktur. Önemli olan nedeni bulmaktır; ondan sonra tedavi büyük ölçüde kolaylaşır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ