Kuzukulağı

26 Eylül 2009
971 kez görüntülendi

Çobandeğneğigiller familyasındandır. Diğer adlan Ekşi kulak, Ekşice, Ekşilik, Ekşimik, Oğlak kulağı, Ebem ekşisi, Turşu otu.

(Rumex , “mızrak, kargı” anlamlarına gelir ki bu bitkinin mızraksı yapraklarına bir göndermedir. Acetosa ise, “asitli, ekşi” demektir ki bu da bitkinin ekşi lezzetine işaret eder.)

kuzu kulağı

30-100 cm boylarında, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Uzun, demir mızrak formunda, tabanda sivri iki kulakçığı olan, yeşil-koyu kırmızı ve parlak yaprakları vardır, içerdeki yapraklar uzun saplıdır. Yapraklar kış tam bitmeden, doğrudan; ince köklerle beslenen siyahımsı esmer sürünücü bir köksaptan (rtzom) çıkar. Dik, dallara ayrılan yapıda, çizgili, içi boş, kırmızımsı gövde ya da gövdeler yapraklardan epey sonra ortaya çıkar. {Gövdeye doğup büyüdüğüm Ege dağ köyünde “cirt” denir: Kurttutan-Salihli.)

Gövdenin uçlarında da, mayıs-ağustos aylarında başaksı, pembe çiçekler açar. Bunlar nektarsızdır, ne arıları, ne de diğer böcekleri çeker, çiçektozları (polen) rüzgârlarla taşınır.

Meyveleri 1.5 mm uzunluğunda üç köşeli kapçıklar halindedir.Bitkinin anayurdu Avrupa’dır, burada ve ılıman bölgelerde kendiliğinden

yetişir. Kalkerli olmayan toprakları sever. Genel olarak 1800 metre, Anadolu’da 2200 metre yüksekliğe kadar olan orman kenarlarında, dere ve vadi yamaçlarında, nemli ve gölge yerlerde kendiliğinden yetişir.

Kuzukulağı, Laponya’da da peynir yapımında maya olarak kullanılır. Şapla karıştırarak sarı-yeşil bir tentür de elde edilir.Geleneksel Hint ve Çin tıbbı Ayurveda’da tıbbi olarak kabul edilmez. Ancak Mısır’da Antikite’den (İÖ 6.- İS.3.yy) günümüze geleneksel mutfağın bir parçasıdır. Romalılar için çok sert bir lezzetti, Plautus (İÖ 254-184) onun için “kimi zevksiz mutfaklarda yer alır” gibi bir şeyler söyler.

Kuzukulağı yüzyıllarca kırlardan toplanan bir bitkiyken, Ortaçağ’da (5-15. yy) kültürü yapılmaya başlanır ve Fransız mutfağına girer. Ortaçağ, kuzukulağın altın çağı olur. A. Mizauld, 1587′de kuzu kulağından çorba yapıldığını, salatalara lezzet verdiğini, et yemeklerine lezzet verici sos yapıldığını, iştah açtığını, onsuz bir şölen düzenlenemeyeceğini yazar.17. yy’da kendi özel tarihinin doruğuna ulaşır, kuzukulağı artık bir besin olduğu kadar tıbbi bir bitkidir de, bu durum günümüze kadar sürer gelir.

Alerji verici bir poleni (çiçektozu) olduğu halde, ekşi yaprakları sebze ya da ıtırlı bitki olarak kullanılır. Çiğ olarak taze yaprakları ve genç sürgünleri salatalara hoş bir koku ve lezzet katar. Tereyağında öldürülerek ya da suda haşlanarak da çorbalara, omletlere, balık ve yağlı et yemeklerine eklenir.

Soğan ve patatesle birlikte hoş bir çorbası olur. Balık dolması yapılır.Körpe yapraklar ıspanak gibi pişirilerek de yenir. Yapraklar koparıldıkça, yerine yenileri çıkar.

Soğuk şekerli suya eklenerek serinletici bir içecek de elde edilebilir. Kuzukulağının bileşiminde tanenler, asitler, potasyum, fosfor, kalsiyum, bakır, demir, iyot, magnezyum, manganez, sodyum, kükürt ve çinko gibi mineraller, A, C, E ve B grubu vitaminleri bulunur.

İştah açıcı, idrar artırıcı, böbrekleri çalıştırıcı, kan temizleyici, yumuşatıcı, sindirim kolaylaştırıcı, spazm çözücü, iskorbüt iyileştirici, güçlendirici, antioksidan ve cilt rahatsızlıklarını iyileştirici etkiler gösterir  idrar artırıcı etkiyi elde etmek için bitkinin tohumları ya da kökü kaynatılıp içilir.

Genel etkileri elde etmek için körpe yaprakların doğrudan ya da salata yapılarak yenmesi yeterlidir. Yaprakların derinleşmesiyle elde edilen çay bitkinliğe ve güneş çarpmasına da iyi gelir.Sivilceler için dışardan lapa olarak uygulanır. Uyuz ve benzeri cilt rahatsızlıkları için de tohumlar ve kökler kaynatılıp dışardan uygulanır.

50 gram kökün 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenip içilmesi durumunda safra ve idrar söktürücü, ateş düşürücü etkiler elde edilir.

Yapraklarından 50 gramının 1 litre (5 bardak) suda kaynatılmasıyla elde edilen sıvıyla diş ağrısı için gargara yapılabileceği gibi, bu sıvı cilt rahatsızlıklarında dışardan da uygulanabilir

Yaralara, güneş yanıklarına, sivilce, egzama ve sedef lekelerine, taze yapraklar lapa olarak sarılır.

Dikkat, oksalik asit oranının yüksekliğinden dolayı kuzukulağını aşırı yemekten kaçınmak gerekir! Ayrıca böbrek taşı olanlar, karaciğer (hepatique) ve eklem hastalığı (arthrite) olanlar kuzukulağı yememelidir.

Sponsorlu Bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık