Menopozda Osteoporoz Tedavisi
OSTEOPOROZUN TEDAVİSİ
Menopozda kadınlardaki en sık yapılan tedavilerden biri osteoporoz tedavisidir. Kalsitoninin kesinleşmiş osteoporoz üzerindeki olumlu etkileri birçok yayında gösterilmiştir. Kalsitonin enjeksiyonlarının menopoz sonrası osteoporozun tedavisinde daha fazla kemik kaybını önleme, kırık oranlarında azalma ve ağrı kesici olarak etkili olduğu bildirilmiştir. Kalsitonin tedavisi özellikle hızlı seyreden osteoporozu olan hastalar için gereklidir. Bu hastalarda elde edilen sonuçlar, iskelette net bir kemik minerali artışı ve kemiklerde kemik kaybında bir azalma olduğunu göstermiştir.
Burun yolundan spreyle uygulanan salmon kalsitonini, osteoporoz beklentisi olan kimselerde temsili örneklerinde doza bağlı bir koruyucu etkisi vardır. Kemik yapımını yansıtan biyokimyasal verileri düşürerek, hem omurga hem de kolda daha fazla kemik kaybını önler. Kalsitonin ile uzun süreli burundan tedavi özellikle omurgada etkilidir burada kemikte net bir artış sağlarken, önkolda en iyi cevap, sürekli tedaviyle elde edilir.
Nazal salmon kalsitoninin osteoporozlu kadınlarda omurga kırık oranlarını 2/3 oranında azalttığı gösterilmiştir. Kalsitonin kemik kütlesi ve kırıklar üzerine olumlu etkilerinin yanı sıra, bu hormonun anlamlı ağrı kesici etkileri de vardır. Kemik ağrısının osteoporozlu hastaların en önemli yakınmalarından biri olduğu göz önünde tutulduğunda, bu etki özellikle önem kazanmaktadır. Osteoporozlu kadınlara burundan verilen ilaçlar, dinlenme ve hareket halinde kemik ağrısını azaltır, ağrı kesici ilaç kullanımında anlamlı bir azalmaya neden olur.
Fluorid, kemik yapımını anlamlı derecede uyarabilen, şu an kullanımda olan tek ajandır diyenler var. Bugüne değin, fluorid uygulamasının osteoporozdaki uygulanması gereken dozları ve rejiminin henüz bilinmediği ve uygun olmayan formların yüksek düzeylerde verilmesinin osteoporoz tedavisinde yarardan çok zarar getirebileceği açıkça görülmektedir.
Klinik ve toplumsal ve parasal açıdan osteoporoz, önemli bir kemik metabolizma hastalığıdır. Normal olarak yeni kemik oluşumu ile kemik yıkımı arasında, sonucu eşit olan bir denge vardır. Osteoporozun klinik gelişiminde kemik yıkımı, yapımına göre artmış ve negatif bir denge oluşmuştur. Dünyada, her üç kadından biri yaşamı boyunca az ya da çok osteoporozdan etkilenir. Sadece Amerika’da yılda 1 milyon 300 bin, Avrupa’da 200 bin osteoporoz nedenli kırık oluştuğu biliniyor. Kalça kırıklarından sonraki altı ay içinde, ölüm yaklaşık yüzde 20, tekrar yürüyememe yaklaşık yüzde 50, uzun süreli evde bakım gereksinimi yaklaşık yüzde 20 ve günlük yaşamlarında fonksiyonel olarak başkalarına bağımlı olma oranı yüzde 10 düzeyindedir. Bu veriler bu hastalığın önemini gözler önüne sermektedir.
Günümüzde, kemik yapım ve yıkımının, kan ve idrarla saptanabildiği biyokimyasal testlerin, kemik metabolizması düzensizliklerinin erken tanısmdaki önemi giderek artmaktadır. Çünkü osteöporoza bağlı yıkımın kemik mineral yoğunluğu ölçümüyle saptanabilmesi, başlangıcından en az iki yıl sonra mümkün olabilmektedir. Tedaviye yanıtın bu yöntemle saptanabilmesi için de üç aylık bir süre gerekmektedir.
Kemik yapım ve yıkımının değerlendirilmesindeki laboratuvar testleri, diğer yöntemlere kıyasla daha düşük maliyettedir. Bu yeni testlerin çoğu Türkiye’de de yapılmaktadır.
Ülkemizde de yapılabilen ve kemik yapım/yıkım sürecinde rol oynayan testler:
Osteokalsin, I-PTH (parathormon-intact), Pryridinium Crosslinks (PYR, DPD), N-Telopeptidler ( NTx), Hidroxiprolin ve Beta-Crosslabs’tır (B-CTx).
Beta crosslab kemik yıkımmrn değerlendirilmesinde kullanılan duyarlı bir testir.
C-Telopeptid çapraz bağları, kemiğin organik yapısının yüzde 90′ını oluşturan Tip I Kollajene özgündür. Özellikle izo-merize olmuş B-formu (B-CTx) kemik rezorpsiyonuna en özgün olandır. Bu testleri burada bilgiçlik olsun diye değil, sizden istendiğinde neyin ne olduğunu bilesiniz diye yazıyorum. Menopozda kadına büyük görev düşmektedir. Çoğu kadın acil bir durum yok diye kendi tahlillerini takip etmez ve yıllar geçiverir.
Yapılan son çalışmalarda, kadınların menopoz öncesi ve menopoz sonrası dönemlerindeki, kemik yıkım ürünlerinin artış oranları karşılaştırıldığında, diğer yıkım ürünlerine göre daha çok yükseldiği gözlemlenmiştir.
Bazı tedavi yöntemlerinde tedaviye yanıtı izlemede etkinlik düzeyleri, freepyridinolinlerde düşük, pyridinolinlerde orta, telopeptidlerde ise en yüksek olarak saptanmıştır.
Serumda B-CTx düzeyi, antirezorptif tedavinin etkinliğini değerlendirmek açısından önemlidir. Bu anlamda tedaviye yanıt, 2-3 hafta içinde, azalan serum B-CTx düzeyleri ile izlenebilir.
Sonucun menopoz öncesi aralıkta çıkması osteoporoz tedavi gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Kadınların menopoz öncesi değerlerinin bilinmesi, ilerideki yıllarda, kemik yıkım sürecinin izlenmesi ve tedavisi açısından büyük önem taşır.
Referans değerler:
Kadın; Premenopozal 20-45 yaş <0,28 ng/mL
Postmenopozal >20 yaş <0,34 ng/mL
Erkek; 30-60 yaş <0,30 ng/mL
Örnek: Serum, sabah açlık örneği gereklidir. Uzun süreli tedavi takiplerinde, aynı saatlerde alınmış serum örnekleri kullanılmalıdır.
|
Bu kategoriye son eklenenler
|
Bu kategorinin diğer yazıları
|



Bu yazı için yorum yapın