Motivasyon

Motivasyon

Hiç kimse istemediği, zevk almadığı bir işi severek yapa­maz. Hele de artık hayatını kendisi yönetmek isteyen ergen­lik çağı çocuğu, sürekli ikazlar ve emirler almaktan hoşlan­maz. Bu nedenle ders çalışma kararını kendilerinin vermesi önemlidir.Öğrencilerin ders çalışmaya başlayamamalarının nederıi “Niçin çalışmalıyım?” sorusuna yanıt verememelerinden kaynaklanır. Her davranışın bir nedeni olduğu gibi ders ça­lışmanın da bir nedeni vardır. Aileler çocuklarının; “neden ders çalışmaları gerektiği” sorusunun cevabını bulmaya yön­lendirmelidirler. nu bir hedefe heveslendirin. Bu hedefi için okumayı, ^~ okumak için ders çalışmayı ister hale gelsin. Eski dilde teşvik, yani şevklendirmek, coşku ve istek uyandırmak, şimdiki dilde motive etmek; iki yolla olabilir; korku ve umut. Siz ^ çocuğunuzu teşvik etmek için daha çok umut aşılayın. İstediği şeyleri elde etmesinin mümkün olduğunu düşündürün. <û. Eğer çocuğunuz neden okuması gerektiğinin cevabını; % “düşündüm de, aslında benim ders çalışmam gerekmiyor. Çünkü ben okumak istemiyorum. Ben…..olmak istiyorum,
bunun için ise okumaya gerek yok” şeklinde bulduysa,, onu
bu cevabın sağlıklı olup olmadığıyla yüzleştirin.
“Peki…..olmak için daha mı az çalışacağını sanıyorsun?”
diye sorun. Bu soru üzerinde düşünüp kafa yormasına izin
verin.

Yapmak istediği öteki şeylerin gerçekçiliği üzerinde konu­şun. Bunları yapabileceği kesin mi? Yapamazsa bir alternati­fi olacak mı?
Kendİ gençliğinizle ilgili pişmanlıklarınız varsa samimi­yetle paylaşın. Onu düşündüğünüzü hissettirin. En iyisi, okuyarak iyi bir yere gelmiş birini örnek gösterin, böylece öncelikle okumaya motive edin. Tahsil hayatına dönmek için bir daha fırsatı olmayacağını, bu yaşlardaki zekâ ve fır­satım kaybederse geri gelmeyeceğini gösterin.

Severek çalışmak
Ders çalışmayı sevmek, meraklı bir yapıya ve soyut, yük­sek zevklere sahip olmakla mümkündür. Zeki kişiler televiz­yon izlemekten değil, kitap okumaktan, dedikodu etmek­ten değil, bulmaca çözmekten zevk alırlar. Bilgisayar başına geçince oyun oynamak değil, internette yeni bir şeyler öğ­renmek peşinde olurlar.Çocuğunuza bu yüksek zevkleri açılamanız için öncelikle örnek olmanız ve küçük yaştan itibaren alışkanlık kazandır­manız gerekir. Eğer sizi kitap okurken görürse o da okur. Si­zi gevezelik ederken görürse o da arkadaşıyla mesajlaşma ile zaman geçirir.
Ders çalışmayı sevmek için hayattan başarı yoluyla zevk almak alışkanlığı da önemlidir. Bu da yine örnek alma yo­luyla kazanılan bir alışkanlıktır. Eğer sizi alışveriş yaparken, kuaförde dış görüşünüzle uğraşırken ve sürekli bu gibi şey­lerden bahsederken görürse onun da hayattan beklentisi bu gibi fiziksel amaçlar olacaktır. Ama eğer sizin kişisel gelişim­sel veya manevi bir hedefiniz varsa, onun için çalışmaktan zevk alıyorsanız, o da bunu örnek alır.
Ayrıca yüksek zevkler önce biraz sabredilerek kazanılır, sonra doğallasın Çocuğunuza şöyle söyleyin; “çalışma iste­diğini uyandırmak için şimdi çalışmaya başla ve bunu sür­dürmeye çalış. Bir süre sonra ders çalışmayı severek yapma­ya başlayacaksın. Başardıkça başarma zevki ile daha severek çalışacaksın.”

Birçok öğrenci çalışma isteğinin ortaya çıkması için “İl­ham” bekler. Oysa “İlham” yapılması istenen davranışlar için gelir. İnsanlar yapmak istediklerini önce düşünürler. Bu dü­şünceler bilinçaltına atılır. Bilinçaltı otomatik bir pilot gibi devreye geçer. Biz diğer davranışlarla meşgul olurken o çö­züm üzerine yoğunlaşır ve çözümü bulur. Böylece “İlham” ortaya çıkmış olur.Bir başka deyişle, gençler öncelikle ders çalışarak “sorula­rın cevabını samimiyetle merak etmelidir.” Eğer bunu başara­bilirlerse, cevapları kolaylıkla kavrayabildiği doğal öğrenme süreci gelişir. Hatta doğru cevaplar ilham gibi kalbinde oluş­maya başlar. Öğrenme zevkini bir kere kazanınca artık öğ­renme doğal bir faaliyet haline gelir.
Bu konuda da anne babaların yapacağı en faydalı davranış, “otur dersini çalış” demekten öte bir tavır geliştirmektir. Anne babaların çok azı ders konuları üzerinde konuşmak ve böyle­ce çocuğun ilgisini uyandırmak yolunu seçer. Oysa bu yapıla­bilse öğrenme hayatın doğal bir parçası haline gelecektir.

İnanç ve kararlılık
Çocuğunuzun okumayı istemesi önemli bir noktadır. An­cak bu isteğin yitirilmesi kolaydır. Çünkü onun henüz haya­tını yönetme gücü zayıftır. Bu nedenle ders çalışmaya uzun süre yoğunlaşamama problemi yaşar. O zaman da yılgınlık hisseder.
Düzenli ders çalışma programını sürdürememesinin ne­deni; onu algılayış biçimidir. Ders çalışma konusunda öğren­cilerin zihinlerinde çeşitli genellemeler vardır. “Ders çalış­mak sıkıcı bir faaliyettir. Bundan nefret ediyorum.”

Zihinlerinde bu ve benzeri genellemeler bulunan öğren­ciler çalışmayı inanç ve alışkanlık haline dönüştürerek bu durumdan kurtulabilirler. Bunun için ise ders çalışmak ge­reğine inanması ve bunun zorluğuna sabretmesi gerekir. Sa­bır klasik bir tavsiyedir ama etkilidir.Çocuğunuz şunu iyi bilmeli ki, “ders çalışmaktan hoşlanmayı beklememeli, ama ulaşacağı sonucu düşünerek geçici sıkıntıya katlanmalıdır.”Bunun için ise, başarabileceğine inanması ve kararlı olması gereklidir. Öğrencilerin etkili bir çalışma sergileyemeyişleri, bu çalışmayı, gezme, Tv seyretme, internet, oyun vb. seçenekler arasında bir tercih olarak görmeleridir.
Oysa ders çalışmak bir tercih değil zorunluluk olarak al­gılanmalıdır. Zaten hayatı boyunca yapmak zorunda olacağı bir takım zorunluluklar daima olacaktır. Ders çalışmak bun­ların ilkidir. Yetişkin olmak, işte böyle bir şeydir!
Eğlenmek, gezmek, arkadaşlarıyla konuşmak gibi faali­yetler, ders çalıştıktan sonra belirli bir süre dinlenmek için ayrılan rahatlama zamanları olmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ