Nane

Reklamlar
Nane

Nane

Ballıbabagiller famiiyasındandır.
(Mentha, Yunan mitolojisinde adı geçen ve aşağıda öyküsü anlatılan orman ve su perisi Menthe’den gelir. Piperita ise “acılı, biberli” demektir.)
Nane
Eski Yunan mitolojisinde Mentha bir su ve orman perisidir (nemfa). Bir kıskançlık sonucunda hoş kokulu, yararlı bir ot olan naneye çevrilir.

Bu konuda iki efsane anlatılır: Karanlıklar tanrısı Hades ona sevdalanır, kıskanan karısı Persefon periyi geri dönüşsüz bir şekilde bitkiye çevirir, Hades de ona bildik o ünlü kokusunu verir.

Diğer versiyon: Menîha’yia Plüton birbirlerini severler, Plüton onu kıskanç karısından korumak için kokulu bir bitkiye dönüştürür.

O gün bugündür insanların yanı başında onlarla vazgeçilmez bir ilişki içinde varlığını sürdürür gelir, sürdürüp gider…
30-90 cm boylarında, dört köşe kırmızımsı gövdeli ve dallara ayrılan yapıda, güçlü, hoş kokulu, tüylü, çok yıllık, otsu bir bitkidir. 3-8 cm uzunluğunda, uzunca yumurtamsı, saplı, buruşuk görünüşlü, koyu yeşil yaprakları karşılıklı ve dişli kenarlıdır. Temmuz-ağustos aylarında dal uçlarında açan, birçoğu bir arada pembemsi-leylak ya da beyaz çiçekleri vardır. Çok küçük küremsi tohumları koyu kahverengidir.

Anayurdu Avrupa olan nane Kuzey Amerika’dan Avustralya’ya, Japonya’ya kadar dünyanın her yerine yayılmıştır. Tıbbi özelliklerinden dolayı Antikite’den (İÖ 6.-İS 3.yy) bu yana kullanılmıştır. Museviler ondan kutsal bir içecek yapmışlardır. Asurlular, Babilliler, eski Mısırlılar, Hintliler, Çinliler, Romalılar, Osmanlılar naneyi hem baharat, hem ilaç olarak kullanmışlardır. Eski Mısır‘da İÖ 1000 yıllarından kalan bir piramitte nane bulunmuştur. Japonlar nane esansını 2000 yılı aşkın bir süredir kullanmaktadır. İncil’de Fariziler nane için vergi öderler, ingiltere’ye Romalılar tarafından götürülür. 9. yy’da manastırlarda nane üretimi yapılır.

Dioskorides’e (I. yy.) göre nane cinsel güçlendiricidir. Yaşlı Plinius’a (23-79) göre de ülserli yaralara ve cüzzama karşı kullanılır. Yaşlı Plinius bize dalak sorunlarıyla ilgili bir de reçete önerir: Dokuz gün bahçede taze nane yenirse dalak rahatsızlıkları iyileşir.

Bitki köklü ya da köksüz dalının toprağa dikilmesiyle üretilir ve çok çabuk gelişip, çevreye yayılır.
Yaprak bitlerini uzaklaştırıcı etkisinden dolayı diğer kültür bitkileri için de yararlıdır.
Bitkinin taze ya da kurutulup ufalanmış yapraklan yemeklere ve salatalara çeşni, lezzet ve koku verici olarak katılır. Nane likörü ünlüdür.
Yapraklar özel ve güçlü kokulu, baharlı lezzetli ve serinletici özelliktedir.
Bileşiminde tanen, reçine, uçucu yağ ve acı madde bulunur. Uçucu yağın içinde nanenin türüne göre değişmekle birlikte, mentol, menton, mentofuran ve terpenler bulunur. Az miktarda bulunan jasmon sabit yağın kalitesini yükseltir.
Nane yaprağının sinirsel mide bulantılarını ve baş ağrılarını kesici, konsantrasyon sağlayıcı, sindirim kolaylaştırıcı, mikrop öldürücü, kan temizleyici, idrar ve gaz söktürücü, yatıştırıcı, güçlendirici, tansiyon düşürücü, nefes darlığını giderici, koku verici, nezle ve gripte yüksek ateşi düşürücü, karaciğer rahatsızlıklarında
iyileştirici etkileri vardır.

Bunun için 40-50 gramlık kurutulmuş yapraklı demet 1 litre {5 bardak) kaynar suyla demlenir, sabah akşam birer bardak içilir. Çiçekli ve yapraklı dallarının su buharıyla damıtılmasıyla elde edilen nane ruhu ya da nane esansı da şifalıdır. Yakıcı, güçlü ve özel kokulu bir sıvıdır. Ferahlatıcı, bulantıları kesici, koku verici ve hafif mikrop öldürücü etkileri vardır; bu etkileri elde etmek için günde 2-10 damla, bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır.
Nanenin başka şifalı bitkilerle karıştırılarak içilmesi de önerilir. Örneğin karaciğer rahatsızlığı için birer avuç nane, fesleğen, anason, rezene, frenk maydanozu,biberiye alınıp büyük bir demlikte karıştırılarak, demlenip yemeklerden önce birer bardak içilir.

Nane bunların yanında bedeni yorgunluğu ve ruhi bunalımı giderir. Erkeklerde cinsel gücü artırır.
Modem tıp, nanenin sindirimle ilgili ve mikrop öldürücü özellikleri başta olmak üzere sağlığa katkılarını kabul eder.
Ancak dikkat, aşırı kullanımı alerjiye yol açabilir.

Nane esansı: Su buharına tutulmasıyla elde edilir. Otsu, mentollü, hafif limonsu, taze bir kokusu vardır. Pek çok besinin ve ilacın oluşumuna girer.

Bileşiminde iinaloi, jereniyol, sitronellol, sineol, beta pinen, beta carofilen gibi maddeler bulunur.
Bergamot kokulu nane türü, yeri çok çabuk istila eder, kokulu bir yer örtücüdür.
Bergamot kokulu nane esansı güçsüzlüğe, sinir bozukluğuna, depresyona karşı etkilidir. Sinir sistemini güçlendirir, spazm çözücü etki yapar, idrar ve sindirim yolları iltihaplarını iyileştirir. Sindirimi düzenler, bulantıyı giderir. Karaciğeri, pankreası güçlendirir.

Hoş kokusundan dolayı sıcak alkollü içeceklere eklenir. Karaciğer rahatsızlıkları için havuç esansıyla birlikte kullanılabilir. Dışardan da her türlü vücut kırıklıkları için yumuşatıcı ve gevşeticidir.
Dikkat, hamilelerle emzikli anneler ve 8 yaşından küçük çocuklar kullanmamalıdır.

Tüylü Nane (Men Iha longifolia)
Ballıbabagiller familyasındandır. Diğer adları İtnanesi, Yabani nane. Uzun yapraklı nane.
{Longifolia, “uzun yapraklı” elemek. Mentha sözcüğünün, Yunan mitolojisinde, adı bir yasak aşk ve kıskançlık öyküsüne karışan orman ve su perisi Menthe’den geldiğini Nane maddemizde anlatmıştık. Öyküyü kısaca hatırlayalım: Mentha’yla Plüton birbirlerini çılgınca sever.

Durumu Plüton’un karısı fark eder. Olacakları önlemek isteyen âşık adam, yasak aşkını korumak için onu hoş kokulu, güzel bir bitkiye dönüştürür. Naneler o gün bugündür insanlarla çok yakın bir ilişki İçindedir. Bu da bir tür aşk değil midir?..) 30-90 cm boylarında; özellikle arka yüzleri beyaz ipeksi tüylerle kaplı, dişli kenarlı, dar ve uzun (boy 45-100, en 7-20 mm), sivri yaprakları olan; haziran-ekim aylannda, dal uçlarında, pek çoğu bir arada bir koçan oluşturarak, 5 mm boyunda, pembe, açık mor, mavimsi beyaz küçük çiçekler açan (arılarla kelebekler bunları pek sever), hoş kokulu, yer altındaki köksaplarıyla, varlığını hep sürdüren, yenileyen, çok yıllık otsu bir bitkidir
Anayurdu Avrupa ve Asya’dır. 1900 metre yüksekliğe kadar olan sulak ve nemli yerlerde, dere, nehir, göl kenarlarında, hendeklerde, patika kıyılarında, ekili alanlarda yetişir.

Ülkemizde Marmara ve özellikle Karadeniz bölgelerimizde bolca bulunur. Üretimi daldırmayla, kökten ayırmayla ve tohumla yapılır. Bütün nane türleri çok çabuk ürer ve hatta istila edici olabilir. Tohum mart-nisanda seraya ekilir, çıkan fideler mayıs-haziranda dışarıdaki yerlerine şaşırtılır.
Bitkinin sakinleştirici, mikrop öldürücü, iştah açıcı, mide rahatsızlıklarını giderici, sindirim düzenleyici Özellikleri vardır. Akciğer rahatsızlıklarına, astıma ve migrene, kronik bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.

Bunun için 40-50 gr yaprak 1 litre kaynar suda demlenip içilir.
Kuru yaprakların dışardan uygulanması migreni ve sinir ağrısını (nevralji) keser.
Mutfakta başta domates çorbası olmak üzere çeşitli yemeklere eklenir.

Ispanakgiller familyasmdandır.Diğer adı Kara pazı.
1.5-2 metre boylanabilen, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Yeşilimsi dalları ile, üçgensi sivri uçlu ve düzensiz dişli uzun yapraklan una bulanmış gibi tüylüdür, iki yaprağın birleştiği noktada temmuz-ekim aylarında grup halinde küçük yeşil çiçekler açar. Bunfar salkım halinde küremsi armutsu, kırmızımsı küçük meyvelere dönüşür,
Kars dolaylarında ıspanak gibi pişirilerek yenir.

Atriplex hortensis türü Avrupa’nın en eski sebzelerinden biridir. Ortaçağ’da (5-15. yy) yaygınlıkla tüketilmiştir. Yaz aylarında ıspanağın yerine geçer ve mutfakta onun gibi kullanılır.
Bileşiminde C vitaminiyle çeşitli mineraller bulunur.
Çarpıcı mor dalları, hafif morumsu renkli, yüreksi geniş yapraklarıyla sebze bahçelerinde dekoratif bir görünüşü vardır. Burada kültürel yolla üretilir.

Hodangiller familyasındandır. (Bitkinin cins adı myosotis, Yunanca “fare kulağı” demek olan muosof/s’ten gelir ki bitkinin yapraklarının biçimine bir göndermedir bu. Tür adı scorpioides ise, “akrep biçimli” demektir ki bu da bitkinin çiçek açmaya hazırlanan tomurcuklarına göndermedir.)
“Unutmabeni” adıyla ilgili efsaneler… Kimine göre bitkiyi yanlışlıkla yiyen birinin ağzında kalan kötü lezzete bir göndermedir, “Unutma beni”.

Bir efsanede, sevdiği genç kız için yarın ucundan çiçek derleyen delikanlının, uçurumdan aşağı düşerken, çiçek demetini sevdiği genç kıza fırlatıp, “Unutma beni!” diye bağırdığı anlatılır.Bir Avusturya efsanesinde. Tuna nehri kıyısında gezen iki âşıktan genç kız, suların yüzeyinde balkıyan güzel çiçekler görür ve onları edinmek ister. Bu isteği yerine getirmek isteyen delikanlı suya dalar, çiçekleri koparır, ama suda sürüklenmeye başlar. Yine de onları sevdiği kıza vermeyi başarır ve son sözleri “Unutma beni!” olur… Ve efsaneler sürer gider.,.

30-60 cm boylarında, dik, dallı gövdeli, mayıs-ağustos aylarında açan, ortası sarı, 5 taçlı gök mavisi çiçekleriyfe dikkat çeken, tüylü, iki yıllık, otsu bir bitkidir. Unutmabeni. Beyaz ya da pembe çiçek açanlarına da rastlanır. Bu çiçekler ancak 5-8 mm çapındadır. Almaşık dizilişli, tüylü şeritsi yaprakların altta olanları küçük saplı, üsttekiler sapsızdır.

Anayurdu Avrupa ve Asya’dır. 2000 metre yüksekliğe kadar su kenarlarında, nemli ormanlarda, bataklıklarda yetişir.
Üretimi tohumla ya da ayırmayla yapılır. Dekoratif görünüşünden dolayı park ve bahçelerde; kısa türleri de güneşli balkonlarda ve pencere pervazlarında yetiştirilir. Bazı türleri kesme çiçekçiliğe uygundur.
Tohumlar haziran-temmuz aylarında ekilir, iki üç hafta sonra çimlenen filizler seyreltilir, ekim ayında 20-25 cm aralıklarla şaşırtılır. Sıcağı ve güneşi sever. Bileşiminde tanenler ve potasyum bulunur.

Halk hekimliğinde çiçekli dal uçlanyla yaprakları kullanılır. Bunlar mayıs-ağustos aylarında toplanıp buketler halinde bir yere asılarak kurutulur.
Güçlendirici, ağrı kesici, yatıştırıcı, iltihap giderici etkileri vardır. Yorgunluk, kulak ve göz şikâyetleri için kullanılır.

Ve ünlü Fransız şair Robert Desnos’dan (1900-1945) “Unutmabeni” çiçeğiyle ilgili bir şiir (çeviri naçizane benden): Bütün belleğini yitirdiğinden /Sıkılıyordu bir unutmabeni çiçeği I Onun da vardı anlatılacak bir tarihi I Ancak unutuyordu daha başlarken I Ne geç-mişi ne geleceği I Velhasıl hatırasızdı unutmabeni çiçeği…
Fesçitarağıgiller familyasındandır. Diğer adlan Gıcık otu. Maya otu, Kavurt otu, Kum otu.
Ülkemizde 30 kadar türü bulunan bir ya da çok yıllık, otsu bitkilerdir. Bazılarının dipleri odunsudur. Kendiliğinden yetişenleri olduğu gibi bahçelerde süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Yapraklar toprağın hemen üstünden rozetler halinde çıkar.

Bunların ortasından gövdeler ve bunların ucundan da çok sayıda minik çiçekten oluşma çiçek başları çıkar. Çiçekler pembe, mor, beyaz ya da sarı renklidir. 5. columbaria türünün Türkçedeki adı Küçük Uyuz otudur. 60 cm uzunluğunda ve çok yıllıktır. Dip yaprakları uzunca, yumurtamsı, dişli kenarlı, gövde yapraklarıysa parçalıdır. Açık mavi çiçekler açar. S. arvensis ya da Knautia arvensis türü de pembemsi çiçeklidir. Kuru çayır ve çalılıklarda yetişir. Uyuz otunun kabızlık giderici, idrar artırıcı, terletici, iştah açıcı, yara, egzama, kronik cilt rahatsızlıklarını iyileştirici özellikleri vardır. Uyuz otu denilmesinin nedeni, kaynatılmış suyunun bu hastalığa bağlı kaşıntıları durdurmasıdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ