Kadınlar

Nişanlanmanın Hükümleri

Nişanlanma bir sözleşme olarak akde­dilince, taraflar arasında “nişanlılık” adı verilen ilişki meydana gelir. Bu iliş­ki, ileride yapılması planlanan evliliğe yönelik ve bu niteliği gereği “geçici” ol­ması icabeden bir ilişkidir. Bu geçici ni­teliğine karşı, taraflar arasında hukukî olarak bir bağlılık kurduğu için, nişan­lanmanın birtakım haklar ve borçlar do­ğurduğu kabul edilir. Kanunda, nişan ilişkisi sebebiyle meydana gelecek hak­ların ve borçların neler olduğu açıkça be­lirtilmemiş olmakla birlikte, genel ilke­lerden hareket ederek, nişaîüanmanm hükümlerini şöyle özetleyebiliriz.
Nişanlanmanın taraflara sağlaması gereken en doğal hak “evliliğin kurul­masını isteme hakkı” olmak gerekir. Ne var ki, yukarıda da belirttiğimiz gibi, kanun yapanlar böyle bk talep, yaptılar karşısında yeralan hukukî bir yükümlü­lüğü” kabul etmemişlerdir. Nitekim, bi­zim kanunumuzda da “Kanun, imtina eden nişanlıyı evlenmeye icbar için dâva hakkı vermez” denerek bu çözüm benim­senmiştir (Medeni Kanun M.83) Kanun yapıcı daha da ileri giderek, evlenmek­ten kaçınma halinde ödenmesi öngörü­len bir maddî zarar anlaşmasına da izin vermemiş, bu türden bir anlaşmanın ge­çersiz olacağını belirtmiştir. Şu halde, nişanlanmanın evliliğe dönüşmesi bakı­mından öngörülen düzen sadece ahlak düzenidir. Bu konuda hukukî bir zorla­ma kabul edilmemiştir. Fakat şunu da belirtelim ki, bu düzenleme biçimi, nişa­nı haksız olarak bozan veya kendi kusuruyla nişanın bozulmasına sebep olan ni­şanlının maddî ve manevî zararla yü­kümlü tutulmasına engel teşkil etmez.
Geçici bir ilişki olarak nitelediğimiz nişanlanma dolayısıyla, nişanlıların bir­birlerine karşı sadakat ve destek olma borcu altına girdikleri söylenebilir. Sa­dakat borcunun, her şeyden önce, cinsî sadakat borcuolduğu kabul edilmelidir. Bu borca uygun olmayan davranışlarda bulunan tarafa karşı diğer tarafın nişanı haklı sebeple bozma yetkisi vardır. Destek obua şeklinde ifade etiğimiz borç “nafaka” yükümlülüğü demek değildir. Bununla birlikte, özellikle maddî gücü olan nişanlılın, yoksul nişanlıya yardım etmesi nişanlılık ilişkisinden doğan ah­lakî bir borç sayılmalıdır.
Nişanlanma dolayısıyla meydana ge­len ve tarafların hukukî durumlarını et­kileyen diğer hükümlerin başında, ni­şanlıların birbirlerinin “yakım” olmala­rı gelir. Bu yakınlık sebebiyle, mesela, nişanlıların birbirlerine karşı şahitlik et­mekten kaçınabilecekleri kanunî olarak kabul edilmişir. Bunun gibi, mesela bir hâkim, nişanlısının taraf olduğu bir dâ­vaya bakamaz. Bundan başka, erkek ni­şanlının öldürülmesi halinde, nişanlı kız, ölüme sebep olanlardan, destekten mah­rum kalmanın tazminatı ve manevî tazmi­nat isteyebilmektedir. Nihayet, tarafla­rın nişanlılık durumunda bulundukları sırada kurdukları cinsî ilişki ge­be kalmasına sebep olmuşsa, evlilik ger­çekleşmediği takdirde, nişan ilişkisi, ana ve çocuk tarafından açılabilecek babalık dâvasında babalık hükmü verilirken gözönünde tutulacak ve erkeğin bütün hu­kukî sonuçlarıyla babalığına hükmedilmesine dayanak olabilecektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ