Nişanlıların Yüzleri Tabu muydu?
Oğuz kadınlarında örtünme ve setr, hemen hemen yok gibiydi. Tabiî olarak bu edep ve namus çerçeve-sindeydi. Fakat edindiğimiz bilgilere göre, kaim (mihr) andlaşmasından, gerdek gününe kadar, nişanlıların birbirlerinin yüzlerini görmeleri, yasak ediliyor gibiydi. Dış tesirlerin pek az girdiği Küçük Yüz Türklerinde, “gelin yüzü tabu veya yasaktır” gibi, bir inanış vardı. Nişanlı erkek değil kızı; kızın ailesini görmesi veya onlara kendini göstermesi bile yasak edilmiş gibiydi. Krader, her zaman olduğu gibi bunu da ekonomik sebeplere bağlıyordu. Ona göre kız ailesi nişanlıyla yüz göz olmak istemiyormuş. Ayrıca ne olur, ne olmaz güveyi kalın ve başlık parasını vermez diye de, yüz vermiyorlarmış. Aslında bu geleneğin köklerini çok eskilerde, kaybolmuş din inanışlarında aramak gereklidir. Zaten Radlof’un da söylediği gibi bu yasak, Küçük Yüz Türklerinde de yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştı. Ayrıca bu Kazak Türklerinde ahlâk ve terbiye de, Oğuzlarda olduğu gibi, o kadar sağlam değildi Aslında onlar da nişanlıları, bazı kadınlar gizli gizli buluşturuyorlar ve bu kadınlara, “yengelik” denen hediyeler de veriliyordu. Ayrıca, gece nişanlısının evine gizlice gitmeye de, “güveyüeme”diyorlardı. Yani Kuzey Türklerindeki ahlâk yasakları, Oğuzlarda ve Anadolu’da olduğu kadar, sıkı ve katı değildi.
“Görümlük” sözü ve geleneği ve bununla ilgili inanışların kökleri, çok eskilere dayanıyordu. Orta Asya’daki Türkler de buna “körumdük” derlerdi. Gelinin yüzünü görmek isteyenler, mal ve para vermek zorundadırlar. Radlof, Kırgız Türklerindeki görümlük ile ilgili düğün şarkılarını, biraraya getirmiştir. Duvaklı gelinin yanında şöyle deniyordu: “Gelin gelin geliniz, görümlüğü veriniz, şöyle böyle (ala kula) demeyin, (ineğin rengini) söyleyip veriniz!” Böylece “görümlük”, en az bir inek oluyordu. Anadolu’da ise görümlük için, yalnızca para verilir. Aslında bunun kökleri gelinin yüzünün tabuluğuna dayanıyordu. Kırgız Türk kesimleri, yeni doğan çocuğa gönderilen armağana da, “görümlük” diyorlardı. Çünkü Tanrı çocuğun yüzünü insanlara ilk defa gösteriyordu. Ayrıca kız, nişanlı iken ana evinde, yani (matriiocal) de idi. Krader’in de dediği gibi, burası yabancı erkeğe yasak olmalıydı. Görümlük sözü ve geleneği, Derleme sözlüğüne göre- Anadolu’da da nişanlanan kızlar ile ilgili gelenekler ve deyimlerdi. Çok eski din ve ahlâk inanışlarına dayanan bu geleneği, gelinin yüzünü göstermesi için para veya bahşiş istemesi gibi, sadece maddeye dayandırmak, doğru değildir. Hayvancı Kazak Kırgızlarda körumdük, sözü kesilmiş olan kız evine yapılan, ikinci ziyarette verilirdi. Küt ve sükökü de denen bu armağanlar hayvan olarak ve 9,7,3 gibi kutlu sayılarla hesaplanırdı. Anadolu’da hayvan üzerinde yapılan ödemelere ise “söğüş” veya “tohum davarı” denirdi. Görülüyor ki konu, Türk düşüncesinin çok derinlerine iniyordu.
|
Bu kategoriye son eklenenler
|
Bu kategorinin diğer yazıları
|



Bu yazı için yorum yapın