Öğrencilerin Sınav kaygısı

Öğrencilerin Sınav kaygısı

Öğrencilerin bazı yılları diğerlerine göre daha güçtür. Me­sela altıncı sınıf, önemli değişikliklerin olduğu bir dönemdir. Öğrenci ilköğretimden çıkıp, orta öğretime başlamakta, bir­den fazla öğretmenle ders yapma ve bazen yeni arkadaşlarla tanışma söz konusu olmaktadır. Sekizinci sınıfta ve lise döne-, minde ise okula devam ederken aynı zamanda sınavlara ha­zırlanma kaygısı ve ek eğitim alma çabaları eklenmektedir.
Üstelik içinde bulunduğu gelişim dönemi ergenin öğren­mesinde etkili olabilmektedir. Ergenlik döneminde okul ba­şarısında dalgalanma görünmesi tabidir. Çünkü ergenlik dö­neminde yaşanan duygusal durum dikkatini derslere verme­yi güçleştirebilir. Bu dönemde çocuklar sosyal hayatlarına, arkadaşlarına daha fazla önem verip derse daha az ilgi gös­terebilirler. Aileler çocuklarının bu umursamazlıklarından endişelenip, uyarılarını artırmaktadırlar.

Ancak araştırmalar gösteriyor ki, sınavda başarısız olup, ailenin ve çevrenin kınamasına maruz kalma endişesi de ço­cuklarda dikkati yoğunlaştıramamaya neden olmaktadır. Hatta bu sebeple bu dönemdeki çocuklar; trafik kazası ge­çirmek gibi olumsuz durumlara daha yatkın oluyorlar. Üste­lik aşırı kaygı, sınavı bir kâbus, bir tehdit gibi algılamaya ne­den olduğu için başarıyı engelliyor.
Sınav kaygı düzeyi normal olan kişiler; sınavı, başarıları­nın test edileceği bir fırsat olarak değerlendirirken; kaygısı normalin üzerinde olan kişiler bu durumları bir tehdit olarak algılarlar. Bu nedenle sınavla ilgili her konuda kendileriyle kötümser bir diyalog içine girerler. Mesela “Eyvah, yine sı­nav yaklaşıyor ve ben çalışmamı yetiştiremeyeceğim.”
“Bu sınavda başarısız olacağım ve herkes aptal olduğumu düşünecek.”
“Zaman kalmadı. Hiç bir şey bilmiyorum, kesin; herkes çalışmasını bitirmiştir.”
“Sınav gününe kadar çalışmış olsam da nasıl olsa her şeyi birbirine karıştıracağım.”
Öğrencilerin böyle karamsar düşünceler içinde olmaları­nın nedeni, sınavı hayatın sonu gibi algılamalarındandır. Ai­le çocuğuna sürekli;
“Eğer bu sınavda ortalamanın altında kalırsan hayatın berbat olur. Hayatının geri kalanında hiç bir işe yaramazsın, ikinci sınıf insan olursun, mahvolursun.” Mesajı gönderince, çocuk ister istemez aşın derecede gerilmektedir. Hatta öğ­renci normalde kendi kendisine daha sağlıklı bir algı içinde olsa.dahi aile ve çevrenin sıkıştırması yüzünden aşırı gerili­me girmektedir.
Oysa velilerin bilmesi gereken şudur, “bu sınav çocuğu­nuzun sadece belli bir yönünü, dersleri kavrama gücünü açı­ğa çıkaran bir testtir. Bu sınavlardan yüksek puan alıp, yük­sek okullarda okuduğu halde hayatta başarılı ve mutlu olma­yanlar olduğu gibi, başarısız olup, başka alanlarda kendini gösterenler de vardır. Önemli olan bir insanın ruh dengesi­nin salim ve öz güveninin gerçekçi olmasıdır.”
Bununla birlikte elbette ailelerin uyan yapmasının neden­leri anlaşılabilir. Aslında ailelerin bu hatırlatmaları, çocukla­rını umursamaz görmelerinden kaynaklanmaktadır. Onu ar­kadaş ve eğlence peşinde koşuyor, bu dönemin önemini an­layamıyor gördükçe; ileride pişmanlık duyacağını da göz önüne alarak sürekli uyarmaktadırlar.

Çocuğunuzun henüz çocuklukla gençlik arasında, duygu­sal ve öz disiplini düşük bir dönemde olduğunu artık biliyor­sunuz. O halde çocuğunuza hatırlatmanız gereken asıl şey, sınav değil, kendi değeridir.
Öncelikle çocuğunuza hedeflerini gerçekçi bir şekilde be­lirlemesini ve bunlar için planlı hareket etmesini öğretin. Başkalarının beğenisi için yaşamanın, duygularının sürükle-mesiyle hareket etmenin pişmanlık getireceğini anlatın.
Hatta en iyisi örnek olun; mesela eğer siz arkadaş, ahbap ilişkilerine aşırı mana yükleyen, amaçsızca hayatın akışı içinde sürüklenen bir insansanız, çocuğunuz da sizi örnek alacaktır.
Ona, “insan ilişkilerine ancak belirli bir süre ayırması, bu­nun dışında kendi amaçları için çalışmayı ihmal etmemesi için” öncelikle siz örnek olmalısınız.
Bu konuda güzel bir nükte vardır.
Amerikan başkanlarından birine sorulur,
– Liderlik başarınızı neye borçlusunuz? Diye, o da cebin­den bir parça ip çıkarıp masaya koyar ve şöyle cevap verir;
– Bakın bu ipi itmekle ilerletemezsiniz. Ama çekerseniz gelir. Bunun gibi, ben de inandığım yolda yürüyerek, önder olmaya çalıştım, insanlar da benim peşimden geldi.
Bunun gibi, siz de çocuğunuza öğrenme sevgisi konusun­da, hedefleri için sabırla çalışma konusunda örnek olmalısınız.
Sadece soru çözmek değil, ilgi duyarak, merak ederek an­siklopedi karıştırmayı, iyi vakit geçirme yöntemi olarak ki­tap okumayı, bulmaca çözmeyi; örnek olarak öğretmelisiniz.
O zaman çocuğunuz, “neden ders çalışması gerektiği, eği­tim hayatının geleceği için önemi” gibi konularda bilinçlen­miş ve öz disiplinle harekete geçmiş olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ