Ruhi Bunalım Üzüntü Ve Sıkıntılar

Ruhi Bunalım Üzüntü Ve Sıkıntılar

Ruhi Bunalım Üzüntü Ve Sıkıntılar
Kanser, yüzyıllarca tedavi edilemiyen kötü bir hastalık olarak ta­nınmıştır. Çünkü, bir çok salgın ve sonunda çok defa öldürücü olan hastalıklara karşı tedavi usulleri ve önleyici aşılar bulunmuş iken, hâlâ kanserin kesin nedeninin belli olmaması ve geç teşhislerin do­ğurduğu acı sonuçlar insanları bu inanca itmiştir. Hatta, tıp litera­türünde, kanser olduğunu bilince intihara teşebbüs edenlerin bulun­duğu vardır.
insanları, kansere fobi dediğimiz, kanser korkusuna iten en önemli etken ağrıdır. Her hangi bir yerimizde ağrı hissettiğimiz de çoğumuz hemen endişeye düşüyoruz. «Acaba kanser mi oldum?, diye ve hemen kötü kötü şeyler geçiririz aklımızdan. Oysa, çoğumu­zun belinde, sırtında, karnında veya başka bir yerinde duyduğu ağırının nedeni, çok basit bir hastalığa dayanıyor çoğu zaman. Böyle­ce, yersiz endişe ve sinirlenmeler zararlı oluyor sonunda çok kere.
Kanser ile ilgilenen tıp adamları ruhî bunalımların, sıkıntıların, endişe ve sinirlenmenin kansere yol açtığını belirtiyorlar- Bu bilgin­lere göre kansere tutulmamak için insanların en çok di’kkat edecek­leri hususun başında, endişelenmemek ve sinirlenmemek geliyor. Hatta kendisine böyle bir teşhis konsa dahi. Kaldı ki, bu hastalık ile hiç ilgisi olmayan hallerde endişelenmek ve sinirlenmek kadar za­rarlı bir şey yoktur.
Kanserin, kırsal alanlarda yaşayan daha basit ve endişesiz ha­yat sürenlere oranla, kentlerde oturan ve iş (hayatlarında: yorulan, di­dinen ve yıpranan kişilerde daha çok görülmesinin sebebini çevre faktörleri yanında endişenin ve sinirlenmelerin buralarda daha fazla yer aldığı şeklinde izah ediyorlar.
Sebep olarak da evvelâ, sürekli üzüntüler, sıkıntılar, sinirlenme­ler ve öfkelenmeler insan organizmasında bazı hormona! bozukluk­lara ve düzensizliklere, sonra da hücrelerin daha çabuk ve kötü bir şekilde yıpranmalarına bağlanıyor. Bilindîğıi gibi, hormona! denge­sizlik ve bozukluk hücreleri etkiler. Oysa, kanserin de bir hücre has­talığı olduğu gerçektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ