Safran

Reklamlar
Safran

safranSafran
Süsengiller familyasın-dandır. Diğer adları Safran çiğdemi. Koyun çiğdemi. Mor çiğdem, Zağferan.
20-30 cm boylarında, sonbaharda ortaya çıkan ince uzun yapraklarını izleyerek koyu mor-erguvani renkli, iri I çiçekler açan, yumrulu, çok yıllık, otsu bir kültür bitkisidir. (Saîivus, zaten, “tarımı, üretimi yapılan” demektir!) Safran çiçeğinin içinden yukarıya doğru çıkan kırmızımsı turuncu renkli ipliksi kısımlar (sitıgma) çok değerlidir, Bu ipliksi kısım uçta üç parçaya ayrılır. Bunlar, 3-3.5 cm uzunluğunda, kolayca kopabilen, bir ucu biraz daha kalın iplikçiklerdir.
Anayurdu Batı Asya, Türkiye, iran ve Yunanistan’dır. Buralarda, İspanya ve Güney Fransa’nın ılıman bölgelerinde bulunur. Bugün ülkemizde az miktarda, adını kendisinden alan ilçe Safranbolu’ya bağlı Davutobası köyünde ve Urfa’da yetiştirilir.
Safran tohum vermez, sadece yumrularıyla üretilir. Temmuz-ağustos aylarında yumrular tarlaya 15-20 cm aralıklarla dikilir, yapraklarını izleyerek, ekim başında çiçekler açar ve çiçeklenme altı hafta kadar sürer. Bunlar sabah akşam, böcekler gelmeden, günde iki kez toplanır. Çiçeğin ortasındaki ipliksi uzantı, üç parçaya ayrıldığı yerin az altından kopanlır. Bunlar ince bir tabaka halinde yarım saati biraz aşkın bir süre odun kömürüyle ısıtılan bir elek üzerinde kurutulur. Kuru ve ışıksız bir kavanozda saklanır.
Bir safran tarlasından, en çok ikinci yılında olmak üzere üç yıl verim alınır. 100 – 140 bin çiçekten ancak bir kg kuru safran elde edilir.
Safranı zehirli olan acı çiğdemle {Colchicum autumnale) karıştırmamak gerekir. (Safranı çiğdemden ayırt etmeye yarayan en belirgin işaretlerden biri, safranda stigma denilen ipliksi kısım, üç adetken; çiğdemde bunlar tam altı adettir!)
Can Yücel’in “Sakız Ağacı” şiirini okumanın içimizi açan bir yanı olabilir. Şiirin bize yönelimi, bizim de şiire yönelimimiz ve açılışımızla mümkün olur, bilirsiniz…
O bir sakız ağacıydı, alelade;
Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi,
O zaman bu zamandır memnun yerinden;
Seyreder bulutları, göğü, denizi.
Titreşirdi rüzgârla güneşli yapraklan; Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından, Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı geceler, Motor seslen duyulurdu uzaklardan.
Tanrı adını işitmedi ömründe;
İnanmadan da madem yaşanıyor diye, Rüzgârlı bir kıyıda, sevinç içinde, Yaşamak dururken düşünmek niye?
Anmadı geçenleri bir defa bile; Ne uğraşır mesut olan gelecekle? Bir avare misali, günü gününe, O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade.

Reklamlar
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ