Şeker Hastalığının Sebepleri ve Tedavisi

Şeker Hastalığının Sebepleri ve Tedavisi

Nedenler: Çocuklarda şeker hastalığı, çoğunlukla şişman ve obur olan yetişkinlerdeki şeker hastalığından farklıdır. Pankreas bezinin yeterli miktarda insülin salgılamamasından ileri gelir.

Hastalık çoğunlukla ailesel özellikli olmakla birlikte, kalıtım kuralları kesinlikle saptanamamıştır; öte yandan, pankreasta yerleşen bir virüsün bu tür bir salgı yetersizliğine yolaçma olasılığı da vardır. Hastalığın tedavi ilkelerini anlamak için, kan glikoz düzeyinin aç karnına, % 70 – 100 mgr olduğunu bilmek gerekir. Bu oran, kullanılan ölçüm yöntemine göre değişir. Barsakta hazırlanan, daha sonra karaciğerden geçen glikozun sindirim evresine gelmesi, kan şeker düzeyini % 30-40 mgr kadar artırır.

Kan glikoz düzeyinin büyük değişikliklere uğramasını önleyen iki büyük düzenleme mekanizması vardır: Karaciğer; pankreas ile böbreküstü bezi arasındaki karşıtlık. Karaciğerin rolü, kapı toplardamarınm getirdiği besinsel glikozu, karaciğer hücrelerince depolanan glikojene dönüştürmektir.

Bunun karşıt süreci de, organizma gerek duyduğunda, depolanmış glikojenin glikoza dönüştürülerek karaciğer tarafından kan dolaşımı sistemine salıverilmesidir. Böylece, glikozun depolanma ve gerektiğinde de serbest bırakılma olanakları, organizma içinde dolaşan glikoz miktarını düzenler.

Pankreas ile böbreküstü bezi arasındaki karşıtlık, sürekli bir denge sağlar: Pankreasın salgısı (insülin), kandaki şeker oranını düşürür; böbreküstü bezininkiyse yükseltir. Kalorifer kazanının termostatının, kazan üstünde etki yaparak ısıyı değişmez tutması gibi, karşıt çalışan pankreas ile böbreküstü bezi de, gerçek bir «şeker oranı düzenleyici aygıt» oluştururlar.

Pankreasın salgıladığı insülin, glikozun bütün hücrelere sızmasını sağlayarak kan şeker düzeyini düşürür; bu etki, hücre zarı üstüne uygulanır. İnsülin yeterli miktarda salgılanmıyorsa, glikoz, hücre zarını aşamaz; hücre, yaşamsal önem taşıyan bir enerji kaynağından yoksun kalır. Bu durumda kan şeker düzeyi yükselir, % 180 mgr olan eşik aşıldıktan sonra da sidiğe geçer: Glikoz işeme ya da sidikte glikoz bulunması.

Kan şeker düzeyinin yükselmesine karşın, hücreye hâlâ yeterli miktarda glikoz girmemektedir. O zaman çok karmaşık mekanizmaların işe karışmasıyla, bazı metabolizma ürünü yağlardan ve kaslardan hareketle’ keton cisimleri denen maddeler oluşur. Bu maddeler, hele asit oldukları zaman, hücrelerce pek kullanılamaz. Kuşkusuz solukla ve böbrek yoluyla dışarı atılmaktadırlar (bu durumda, solukta aseton kokusu vardır; sidikte de keton cisimlerine raslanır); ama bu yeterli değildir.

Keton cisimlerinin artması, kanın asit-baz dengesini bozar ve aşırı asitliğe yolaçar. Bu duruma asidoz dönemi denir; organizmanın bütün işlevlerini etkiler; özellikle sinir hücreleri üstündeki etkisi çok kötüdür; en kısa sürede önlem alınıp düzene sokulmazsa, şeker koması ve ölümle sonuçlanır.

Teşhis: Şeker hastalığı her yaşta başlayabilir (yaşamın ilk yılında nispeten daha azdır) ve gerek erkek, gerekse kız çocuklarında görülebilir.

Klinik belirtiler: Gözden kaçmayacak kadar açık seçiktir:

— çocuk sürekli susuzluk çeker; her an, hattâ geceleri bile su içmek ister (günde 3′-5 litre). Bu susuzluk hali apansızın, nerdeyse bir gün içinde ortaya çıktığından, dikkatli bir anne, kesin başlangıç tarihini hekime söyleyebilir;

— sidik çok berraktır (su gibi); çocuk, gündüz olduğu gibi gece de sık sık sidik çıkarır. Bu sidik çıkarma, çoğunlukla geceleri sidik kaçırma biçiminde ortaya çıkar;

— iştah değişkendir: Aşırı, iyi ya da kesilmiş olabilir.

— su yitimi nedeniyle önemli ölçüde kilo yitimi olur (3 haftada 5-6 kg)

— yukardaki belirtilerin yanısıra, kişilik değişiklikleri, bitkinlik, uyuklama ve çabuk yorulma görülür.

Tamamlayıcı muayeneler: Teşhisi doğrulamak için laboratuvar muayenelerine başvurulur.

— sidikte glikoz miktarı yüksektir (25, 30, 40 ya da 50 gr/lt);

— kan şeker düzeyi de çok yüksektir (% 300, 400, 500 mgr ve daha fazla).

— sidikte bol miktarda keton cisimleri bulunur.

Tedaviye hemen başlamak için bu incelemeler yeterlidir.

Yukarda tanımlanan tablo, çocuklardaki şekerli şeker hastalığına özgüdür ve teşhiste yanılma olasılığı yoktur. Kuşkusuz, şeker hastalığı dışında da glikoz işeme (sidikte glikoz bulunması ya da glikozüri) görülebilir; ama bu tür glikoz işemeler çok küçük çaptadır, kan şeker düzeyinde büyük değişiklikler yapmazlar (hele, birlikte susuzluk, sık sık sidik çıkarma ve zayıflama yoksa).

Tedavi: Tedavi insülin kullanmaya dayanır. Banting ve Best tarafından 1921 yılında pankreastan ayrıştırılan bu önemli ilaç, şeker hastasındaki salgı eksikliğini tamamlar.

Anlaşılacağı gibi insülin, pankreas yetersizliğinin etkilerini gideren, hastalığı iyileştirmemekle birlikte kişinin yaşamını sürdürmesini sağlayan bir maddedir. Bu nedenle, tedaviyi ömür boyu sürdürmek gerekir.

Günümüze kadar bulunan kimyasal nitelikli çeşitli kan şeker düzeyi düşürücü haplar, şeker hastalığının bu türünde ne temel, ne de yardımcı tedavi ilacı olarak yarar sağlar. Söz konusu hapların yararsızlığı kuşkusuzdur; çocuk, büyüdüğünde de bu haplardan yararlanamayacaktır.

İnsülin, sindirim salgıları tarafından yıkıldığından, ancak deri altına yapılan iğneler biçiminde kullanılabilir. Başlangıçta çabuk etkili insülinler kullanılıyor, bu da günde 3-4 iğne gerektiriyordu. Günümüzde, çeşitli türlerde «geç etkili insülinler» kullanılmaktadır. Çinko tuzlan ya da protamin adı verilen maddenin eklenmesi, bazı başka yöntemlere de başvurmak aracılığıyla, insülinin etkisinin uzatılabilmesini sağlamaktadır.

Geç etkili insülinler 24 saat etkilidir. Gerçi ölçüt olarak sağlıklı bir kişi alındığında, geç etkili insülinler, çabuk etkili insülinler kadar doyurucu görülmeyebilir; ama uygulamada alman sonuçlar, günde 3-4 iğnenin gerektirdiği zorlayıcı, katlanması güç disiplinden vazgeçmeye olanak verecek kadar doyurucudur.

Tedavi aşağıdaki ilkelere göre yürütülür.

— beslenme normal, yani aynı yaştaki sağlıklı bir çocuğunki gibi olmalıdır: Yersiz bir karbonhidrat kısıtlamasına gerek yoktur. Ne var ki, karbonhidrat kısıtlamasına gerek yoktur derken, normal beslenme kurallarını ana-babalara iyice anlatmak gerekir.

Bu da, çocukların ellerine ne geçerse, yemelerini önlemek, günlük karbonhidrat girdisini zorunlu olarak, günde 4 yemeğe aşağı yukarı eşit biçimde dağıtmak demektir.

Bilindiği gibi karbonhidratlar, sindirim sonucu çeşitli özlere, en sonunda da glikoza dönüşürler. Unda, dolayısıyle de ekmekte ve hamur işlerinde, kuru sebzelerde karbonhidrat oranı yüksek, meyvelerde ve patateste orta, yeşil sebzelerde ise çok düşüktür.

Et, balık, yumurta, tereyağı ve sıvı yağlarda ise, hiç karbonhidrat yoktur. İnsülin iğnesi sabahları yapılır. Kiloya, boya ya da beslenme rejimine göre herhangi bir doz ayarlaması yoktur.

Şeker hastalığının ilk dengelenişinde, hekim bir «ilk doz» saptar; daha sonra bu doz, artırılmasını ya da azaltılmasını gerektiren çeşitli ölçütler gözönüne alınarak her an değiştirilebilir.

Enfeksiyon hastalıkları, travmalar, aşırı heyecan, hareketsiz yaşam ve başka bazı etkenler, insülin gereksinimini artırır (susama, sık sık sidik çıkarma ve sidikte keton cisimleri bulunması, insülin gereksiniminin arttığını gösterir).

Tersine, hareketlilik, açık havada yaşama, yersiz besin kısıtlamaları, insülin gereksinimini azaltır (bunun göstergesi de dizginlenemeyen bir yemek isteği, baş dönmeleri, çok terleme gibi belirtilerdir). Daha ciddi durumlarda, ruhsal bozukluklar görülür (zaman ve yer şaşırma); aşırı durumlarda ise, kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli koma gerçekleşir. Bu koma apansızın, bilinç yitimiy-le birlikte çırpınma nöbetleriyle yansır. Çoğunlukla önceden kestirilemez.

Kan şeker düzeyi düşüklüğü kavramı üstünde önemle durmak gerekir. Şeker hastalığını dengeleme çabalarının karşısına dikilen güçlüklerden biridir. Gerçekten, aşırı dozda insülin, kan şekerini çok düşürür; bu da, yukarda saydığımız ihtilatlara yolaçar.

Uzun süreli kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli koma (şeker koması), beyinde giderilmesi olanaksız bozunlara yolaçabilir; hattâ, entler olmakla birlikte ölümle sonuçlanabilir. Ayrıca, kan şeker düzeyi düşüklüğüne bağlı küçük ihtilatların sık sık tekrarlaması, çocuğun günlük yaşamında da, okul yaşamında da güçlükler yaratır.

İnsülin dozunun düzenli olarak ve her gün ayarlanması gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu ayarlama, her gün için farklı olan çok çeşitli öğelere bağlıdır; üstelik, hastalığın çocukta henüz yeni olması da, bu konudaki duyarlılığı artırıcı bir etkendir.

Çocuk, aralıksız olarak, bir yandan keton cisimleri artışı, öte yandan da kan şeker düzeyi düşüklüğü tehlikeleri arasında yaşamını sürdürecektir.

Kuramsal açıdan bu durum çok çapraşık görünür, gerçekteyse o kadar çapraşık değildir. Dengeyi kurmak ancak, şeker hastası çocuğun ailesinin işbirliğiyle, daha sonra da (ve daha önemlisi) 10-12 yaşına geldiğinde, küçük şeker hastasının kendi çabalarıyla olanaklıdır. Ana-babanın sabah insülin iğnesinin dozuna karar verebilmesi gerekir.

Bu amaçla bir dosya tutmak ve başgösterebilecek bütün olayları (hastalık, kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli fenalaşma, susuzluk, v.b.), zamanı da kesinlikle belirterek, kaydetmek gerekir; buna paralel olarak, günlük insülin dozları da dosyaya işlenmeli, hemen ve güvenilir sonuç veren ayıraç maddeleriyle, sidikteki glikoz ve keton cisimleri miktarları sabah, öğle ve akşam saptanmalıdır.

Bu önlemlerle varılmak istenen çok sayıda amaç vardır

— çocuk kendini tam sağlıklı hissetmelidir;

— bedensel ve zihinsel etkinlikleri tam anlamıyla normal olmalıdır;

— boy atma normal olmalıdır;

— ergenlik normal süreler içinde başlamalıdır;

— çocuk susamamalı, büyük miktarda sidik çıkarmamalı ve kan şeker düzeyi düşüklüğü kökenli sıkıntıları en aza indirilmelidir;

— sidiğinde hiç bir zaman keton cisimleri bulunmamalıdır.

Glikoz işemenin (glikozüri) hiç bir zaman sıfıra indirgenemeyeceği kuşku götürmez; zaten, sıfr-ra indirgemek olanağı bulunsa, kan şeker düzeyi düşmesi tehlikesi sürekli olacağından bu istenen bir olay da değildir.

Bu nedenle, 24 saatte kilo başına 1 gram glikoz işemenin (1 gr/kg/24 saat) hastanın katlanabileceği bir miktar olduğu ve bir anlamda da güvence oluşturduğu konusunda hekimler düşünce birliği etmişlerdir. Kuşkusuz, bu sonuçlara varabilmek için hekimin görevi, konuyu aileye tam anlamıyla öğretmek ve her durumda nasıl davranmak gerektiğini bilmesini sağlamaktır.

Şeker hastası çocuklar, büyüyünce çeşitli mesleklere girebilirler. Ama, insülin kullanımından doğan geçici bilinç yitimine uğramaları olasılığı göz-önünde bulundurularak, uçak, tren kullanmak gibi uğraşlara yöneltilmemeleri gerekir.

Aynı biçimde, bazı ihtilafların ortaya çıkabileceği gözönüne alınarak, sürekli görüş keskinliği gerektiren mesleklere yöneltilmemeleri de daha doğru olur.

Bu noktalara dikkat edildikten sonra, genellikle yetenekli olan bu çocuklar, meslek yaşamlarında başarılı olabilirler.

Şeker hastası kız çocuklarının karşısındaki bir başka sorun da, doğuracakları çocuk anormal şişmanlıkta olabileceğinden, gebelik sorunudur. Ama bu, anne olmayı istiyorlarsa, bir engel oluşturmamalıdır.

Şeker hastası annelerin çocuklarına gerekli bütün aşılar yapılabilir; bu çocuklar ameliyat edilebilir, ama bazı önlemler almak gerekir.

Tek tehlike, bu çocuklarda bazı yozlaştırıcı ihtilaflar belirebilmesidir. Sözkonusu ihtilaflar genellikle damarları etkileyerek, atardamar basıncı yüksekliğine (büyük tansiyonun yüksekliği) ya da kalp hastalıklarına yolaçabilir. En sık raslanan ve en tehlikelisi ihtilaflar, göz hastalıkları (ağ tabakanın bozularak körlükle sonuçlanabilmesi) ve ciddi böbrek bozukluklarıdır.

Ama sözkonusu ihtilaflar, şeker hastalığının başlangıcından 10,15 ya da 20 yıl sonra baş gösterecektir.

Öte yandan, eskiden çok tehlikeli olan enfeksiyonlar da, antibiyotiklerin ve aşıların geliştirilmesinden (özellikle verem aşısının) bu yana bütün önemlerini yitirmişlerdir. Yozlaştırıcı ihtilafların ortaya çıkış nedenleriyse, henüz tam olarak çözülememiştir.

Bunların ortaya çıkışını elden geldiğince geciktirmenin (bazı durumlarda da bütünüyle önlemenin) en iyi çaresinin, hastalığı özenle denetlemek ve keton cisimleri artışı (asidoz koması) nöbetlerini ortadan kaldırmak olduğu düşünülmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ