Solunum Rahatsızlıkları

Solunum Rahatsızlıkları

Süt bebeklerinde bronş iltihapları: Altı aylıktan küçük süt bebeği, bronşlarının’ direncinin düşüklüğü nedeniyle, virüslerin ya da bakterilerin neden oldukları tahrişlere çok duyarlıdır. İltihaplar ve salgıların artması, bronşları kısmen tıkayarak, bazen akciğer hava keseciklerinin gerilmesine neden olur. Tıkanma tamsa, akciğer hava keseciklerinin hava almasını güçleştirir.

Başlangıçta fazla belirti yoktur: Burun akar, öksürük vardır. Hırçınlık (uykusuzluğa nedeni olur), mama istememe ya da kusma dışında genel durum iyidir. Genellikle, ateş yüksek değildir; soluk hızlanır; soluk verme uzun sürer; çocuğun soluk almakta güçlük çektiği, göğüs kemiği üstündeki ve kaburgalar arasındaki çukurların derinleşmesiyle anlaşılır. Hastalığın çeşitli söylentilere ve yersiz kaygılara yolaçmasınm nedeni, astım biçimli bronş iltihabını ya da çocuk bronş iltihabını akla getiren bu klinik görünümdür.

Süt bebeklerindeki bronş iltihapları, ilerde astım nöbetlerinin ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunda hiç bir fikir vermez. Röntgen filminde, bronşların tıkanıklık derecesine bağlı olarak, değişik görüntüler elde edilir. Hastalık, başlangıçta korkutucu görünümlü olmasına karşın, genellikle 10-15 günde iyileşir.

Kalp-solunum yetmezliği, çocuğun hemen hastaneye kaldırılmasını gerektirir. Özellikle, birkaç gün tedavi edilmeden bırakılmış süt bebeklerinde, alışıla gelmişin dışında bir uykusuzluk, dudakların ve tırnakların mavimsi bir renk alması ve kalp yetmezliği belirtileriyle yansır.

Bu bronş iltihaplarına sık raslanması, virüslerin çeşitliliğiyle açıklanabilir; özellikle, topluca yaşayan (kreşlerde) ve çok çocuklu ailelerin süt bebeklerinde bu tür bronş iltihapları görülür (kardeşleri virüsleri okullarından eve taşırlar). Bronş iltihaplarının anormal denecek kadar sık tekrarlaması, uzun sürmesi ve şiddetli geçmesi, doğuştan kistli pankreas hastalığını ya da ender görülen bazı başka hastalıkları akla getirir.

Bronş iltihaplarının tedavisi şunları kapsar:

— hastalığın ciddi biçimlerinde hastaneye kaldırma;

antibiyotik kullanımı (başlangıçta kas içine): Bakteri enfeksiyonları eklenmesini önlemekte yararlıdır;

— uygun beslenme;

— çok ender durumlarda kortizon türevleri;

solunum yetersizliği varsa, oksijen kullanımı.

Akciğer – akciğer zarı stafilokok enfeksiyonu: Yalnızca yeni doğmuş bebeklerde görülen, çok tehlikeli enfeksiyon ve solunum yolları iltilatlarına yolaçan bir hastalıktır. Akciğerlerin yoğun bir stafilokok saldırısına uğraması sonucu ortaya çıkar. Stafilokok, anneden (meme iltahabı, kan çıbanı, üreme-boşaltım sistemi enfeksiyonu) ya da başka bir çocuktan (pemfigus, impetigo, göbek iltihabı) geçer ve bazen salgınlara neden olur.

Hastalık apansızın başlar; önce ciddi genel belirtiler görülür (yüksek ateş, deride grileşme, yüzde kaygılı bir görünüm, mama yememe, kusma, ishal), karın şiş ve çok gergindir. Solunum belirtileri ikinci planda kalır (solunum güçlüğü, öksürük, solunum ritminin hızlanması). Bazen kalp yetmezliği belirtileri de ortaya çıkar.

Başlangıçta, akciğer filminden genellikle bir şey anlaşılmaz Akciğer zarında, saydamsız bir çizgi biçiminde küçük bir sıvı birikmesi, bazen değişik sayıda, dağınık ve bakışımsız saydamsızlıklar, hattâ, daha bu evrede, ihtilatlar (zatülcenp, akciğer zarında hava toplanması) görülür. Evrim, daha başlangıçta çok ciddi olabilir (yeniden canlandırmaya karşın, geri dönüşsüz kalp -solunum yetmezliği). Çoğunlukla genel dururu röntgen belirtilerine paralel olmayarak düzelme gösterir, ateş düşer. Genel durumdaki düzelme görüntüsüne karşın, 3. – 4. günlere doğru açıklıkları ve çevrelerinin düzgünlüğüyle sıvı dolu büyük kesecikleri andıran ve bir günden ötekine yerleri, boyutları ve sayıları değişen hava kistlerine özgü röntgen belirtileri ortaya çıkabilir. Bunlar, her an patlayarak akciğer zarında hava toplanmasına yolaçabilir ve çöken akciğer, kalp-solunum sisteminin dengesini apansızın bozabilir. Bu durum, tedavi edilmezse, birkaç saat içinde ölümle sonuçlanabilir.

3. güne doğru irinli zatülcenpler ortaya çıkabilir. Neden, çoğunlukla, tedavide gecikilmiş olmasıdır.

Bu tür ihtilatlar önlenebilmişse, akciğer-akciğer zarı stafilokok enfeksiyonu, genellikle akciğer ya da akciğer zarında iz bırakmadan iyileşir. Görüldüğü gibi ölüme, ya ilk günlerde ciddi zehirleyici ve enfeksiyonlu bir sendrom ya da da’-ha sonra, yayılıcı zatülcenp ya da akciğer zarında hava toplanması neden olmaktadır. Tehlike, hastalığın klinik belirtilerinin ishal, kulak iltihabı ya da karında acil girişim gerektiren bir durumla karıştırılmasıdır. Başlangıçta, göğüs filminden sonra bile, hastalığı virüs kökenli ciddi bir akciğer hastalığından ayırdetmek güçtür. Kuşkulu durumlarda hemen, yoğun bir antibiyotik tedavisine girişmek gerekir.

Bebek hemen hastaneye kaldırılarak, damardan uzun süre, serum içinde karma antibiyotikler verilir; ayrıca, soluksuz kalma tehlikesine karşı, her an cerrahi girişime hazır durumda beklenir. Sağlık kurallarına tam olarak uyma ve deri bozunlarının tedavisi (stafilokok bulaşmasına neden olabilirler), bu korkunç hastalığı önlemenin tek yoludur.

Çocuklarda zatürre: Nedeni, akciğer hava keseciklerine yerleşen bir pnömokoktur; akciğer loblarının biri bütünüyle ya da kısmen hastalanabilir. Çocuklarda sık raslanır ve aldatıcı görünüşlü belirtilerle yerleşir. Çocuk, apansızın titremeye başlar, ateşi 40°C’a yükselir. Baş ve karın ağrılarından yakınır; kusar; yüzü kızarabilir, bazı çocuklarda ağız kenarlarında uçuk belirebilir. Genel durum çoğunlukla bozulmamıştır; öksürük hafif, solunum güçlüğü azdır. Göğüs dinlendiğinde, çoğunlukla herhangi bir belirti algılanmaz; röntgen filmi, loblardan birini bü’-tünüyle ya da kısmen kaplayan üçgen biçimli, kenarları net, yoğun bir saydamsızlığı ortaya, koyar.

Kanda, akyuvarların, özellikle de parçalı çekirdekli nötrofillerin arttığı izlenir. Ateş, baş ağrısı ve kusma gibi belirtiler nedeniyle hastalığın bir beyin zarları iltihabı olduğu samlabilir (üstelik, akciğer belirtileri gizlidir ve bazen ensede belli belirsiz bir sertlik vardır). Ama akciğer filmi ve bele iğneyle girerek örnek alma, kesin teşhisi sağlar.

Hastalık, 5-8 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Antibiyotikler, ateşi hemen düşürmekle birlikte, röntgen belirtilerinin yitişini hızlandırmazlar. Röntgen belirtilerinin yitmesi için 1-2 hafta gereklidir. Hiç bir zaman iz kalmaz.

Çocuklarda astım: Çocuklarda astım, alerji hastalığının bronşları etkileme evresidir.

Nedenler: Hastanın kardeşlerinde, ana-babasmda sık sık astım, nezle ya da kasmmalı soluk borusu iltihapları, egzama, kurdeşen ya da Quincke ödemi görülmesi, alerji hastalıklarında ailesel bir yatkınlık söz-konusu olduğunu kanıtlamaktadır.

Çoğunlukla, astım ve egzama, aynı çocukta bir arada görülür. Tekrarları önlemenin tek yolu, özgül olsun ya olmasın, duyarsızlaşmayı sağlamak olduğundan, astım nöbetlerinin etkeni olan alerji etmenini araştırmak gerekir. Bu etmen ev tozlar:, hayvan tüyleri, bitkilerin çiçektozları, küf sporları, çay, yumurta, has buğday, balık ve mikroplar olabilir. Sözkonu-su etmenin bulunması uzun, titiz ve ince araştırmalar gerektirir ve ancak alerji uzmanlarınca gerçekleştirilebilir.

Teşhis: Astım nöbeti, 3-7 yaş arasındaki çocukta apansızın başlar. Başlamasından önce, bazen birkaç saat süreyle burun iltihabı ya da göz sümüksel zarı iltihabı görülebilir. Çocuk apansızın solunum güçlüğü çekmeye başlar; ciğerlerindeki havayı güçlükle dışarı verir; soluk verme süresi uzar, gürültülü ve ıslıklı olur. Buna karşılık, genel durum iyidir-, bazen hafif bir ateş vardır. Nöbetin süresi 3-24 saat arasında değişir ve nöbet kendiliğinden, balgam çıkarmayla (bazen büyük miktarda) sona erer. Nöbetler arasında çocuk hiç bir şeyden yakınmaz, klinik muayene sonuçları da normaldir.

Evrim: Özellikle sonbahar ve kış aylarında tekrarlamalar görülür. Tekrarlamalar sık ya da ender olabilir; çocuğun gerek okul, gerekse aile içi yaşamında aksaklıklar yaratır. Nöbetler bazen şiddet (soluk kesici olabilir) ve süre (tedaviye dirençli astim nöbeti) bakımından daha ciddi olabilir. Daha sonra, nöbetlerin sıklığı, süresi ve şiddeti azalır. Bazı hastalarda, süreğen bir solunum güçlüğü kalabilir (beden çabası harcama; çocuğun gereğinden çok soluksuz kalması; röntgen belirtilerinde değişmeler; solunum işlevleriyle ilgili testlerde bozukluklar). Solunum yetmezliği küçük çapta bile olsa ciddi olduğundan, her astım nöbetine önem vermek ve gerekli tedaviyi uygulamak gerekir.

Hastalığın öteki biçimleri:

Astım nöbetine eşdeğerli başka solunum hastalıkları da vardır:

— kasınmalı soluk borusu iltihabı: Boğmaca öksürüğü nöbetlerine benzeyen, 30 dakika ya da daha uzun süreli, tekrarlayıcı, özellikle geceleri görülen, kuru, normal öksürük ilaçlarına dirençli, inatçı bir öksürük yapar;

— kasmmalı burun iltihabı: Sürekli burun salgısı, salvolar halinde aksırık ve burun tıkanmasına yolaçar (belirtiler, bir enfeksiyon eklenmesi değil, burun mukozası iltihabı sözkonusu olduğunu gösterir).

Tedavi: Astım nöbeti acil tedavi gerektirir. Hekim, teofilin bileşikleri (çoğunlukla uykusuzluk ve sinirliliğe; daha yüksek dozlarda ise ciddi ruhsal bozukluklara ve çırpınmalara yoiaçarlar), 1/1 OOO’lik adrenalin iğneleri (tekrarlamaktan ve bir nöbet sırasında bir kezden çok kullanmaktan kaçınmak gerekir) , ağızdan ya da iğneyle kortizon türevleri, hattâ hipofiz hormonu bileşikleri (ACTH, yalnızca kısa tedaviler biçiminde) arasında bir tercih yapabilir. Temel tedavi sağlıklı bir yaşam sürmeye, temiz ve açık havada dolaşmaya, spor yapmaya ve (gerekiyorsa) solunum eğitimine dayanır. Tozdan ve ev hayvanlarından kaçınmak gerekir. Tedavinin temeli, duyarhğı kaldırmaktır; bunun için de alerji yapıcı maddenin bilinmesi gerekir. Alerji yapıcı etken bulunamazsa, hiç ara vermeden uzun süre kullanılması gereken ilaçlara başvurulur. Gamaglobülin iğneleri, enfeksiyona karşı tedaviler ve aşılar, astım nöbetlerinin başlamasını kolaylaştırdıkları kuşkusuz olan bakterj yayılmalarını önlediklerinden, yararlıdırlar.

Alışılmış tedavi yöntemlerine direnç gösteren ciddi astımlar, çocuğun ve ailenin ruhsal ve duygusal yaşamını da etkiler-, bu etkiler tedaviyi güçleştirir ve hastalığın sürüp gitmesine neden olan bir kısır döngü yaratır. Bu nedenle, ailenin, çok doğal olan kaygılarını yatıştırmak gereklidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ