Kadınlar

Süt Bebeklerinde Süregen İshaller

Çeşitli besin maddelerinin barsak emilimlerini inceleme yöntemlerinin geliştirilmesinden bu yana, küçük çocuklarda uzun süreli ishallere yolaçan bazı bozuklukları teşhis etmek, dolayısıyle de uygun bir beslenme rejimi ya da tedavi uygulamak olanağı bulunmuştu. Sözkonusu bozuklukların bazıları, kötü beslenmeye neden olmadıklarından zararsızdırlar. Bazılanysa, sık yenilen bazı besin maddelerini kaldıramamayı ya da sindirim bozukluklarını yansıttıklarından daha ciddidirler.

İyicil süreğen ishaller

Anne sütü ishali: Anne sütüyle beslenen bebeklerin kakalarının inek sütüyle beslenenlerinkinden daha yumuşak kıvamlı olduğu bilinmektedir. Ama anne sütü ishalinde, daha emzirmenin ilk günlerinde, süt bebeği her meme emişte, bezlere sıvışan ya da iyice sıvı ve asit kaka çıkarır; bunun yanısıra, kabaetle-rinde inatçı bir pişik görülür. Tedaviye girışilmez-se aylarca süren gerçek bir ishal de ortaya çıkabilir. Tedavi, antiasit bir ilaç vermeye dayanır.

İnek sütünü sindirememe: Tağ yağlı inek sütüyle ya da tam yağlı şişe (ya da kutu) sütüyle beslenen 6 aylıktan küçük bebek-ler, gerektiğinden çok besin almakta olduklarından, bazen kabız ya da ishal (daha ender) gibi sindirim bozuklukları gösterirler. Bu sindirim bozukluklarına ateş, terleme ve «enfeksiyonlu ivegen ishal» dönemleri eşlik edebilir.

Bu bozuklukların nedeni, protein açısından çok zengin olan inek sütünün yeterince sulandırılma-masıdır. Süt bebeğinin barsakları, bu kadar dengesiz bir yüklemeyi kaldırmaz. Tombul yanaklı, şişman bir çocuğun görünüşü yanıltıcıdır; çünkü aslında rengi soluktur, kansızlığa, raşitizme ve enfeksiyonlara adaydır. Daha iyi bir besin dengesi sağlamak için, günlük süt miktarını azaltmak, bu>-nun yerine unlu besinler, özellikle de çeşitli sebzeler koymak gerekir.

Un sindirememe: Pek çok anne bebeğine unlu besin vermekte aşırılığa kaçar. İlk yılda verilecek olan glütensiz unun, 3. aydan önce biberonun kıvamını artırmaktan başka yararı yoktur. Çocuk yumuk yumuktur; ama, kakası ishalimsi ve asit, karnı şiştir. Beslenme rejiminde karbonhidrat oranı gereğinden yüksek, süt oranı ise yetersizdir. Dolayısıyle unu azaltmak, süt oranını yükseltmek ve proteinli besinler (çeşitli sebzeler, et, balık, yumurta sarısı, peynir) eklemek gerekir.

Ciddi süreğen ishaller: Bazı çocuklarda, daha doğuştan, belirli besin maddelerini sindirememe görülür. Çoğunlukla kalıtımsal olan bu sindirim bozuklukları şekerde (süt şekeri olan laktoz, her gün kullandığımız şeker olan sakaroz, glikoz ve daha ender olarak galaktoz), inek sütü proteinlerinde, yağlarda (doğuştan kistli pankreas hastalığı) ve bir tahıl proteini olan glütende (çölyak hastalığı) görülür.

Doğuştan şeker sindirememe: Bu sindirim bozukluğuna, belirli bir şekerin organizma içinde gerekli dönüşümünü sağlayan bir enzimin doğuştan yokluğu neden olur. Gerekli enzim olmayınca, organizma, şekeri (sözgelimi laktoz, sakaroz) özümleyemez. Şeker, bağırsak çeperi. Doğuştan kistli pankreas hastalığı olan çocuklar, sık sık akciğer enfeksiyonlarına yakalanırlar. Röntgen filminde enfeksiyon bölgeleri açıkça görülmektedir. Üstünde kalır ve birlikte büyük miktarda su tutar; bu da ishale yolaçar. Barsak bakterileri, şekeri mayalandırarak laktik aside dönüştürür ve ishalin asit olmasına neden olur. İştah yitimi, kusma, karında gaz toplanması gibi belirtilere sık raslanır ve süreğen ishal, beslenmeyi de etkileyerek kilo artışının durmasına, hattâ kilo yitimine yolaçar. Organizmanın sindiremediği şeker, dışkı incelemesinde ortaya çıkar. Yapılacak şey organizmanın sindirebil-diği früktoz dışında, bütün şekerleri kaldırmaktır. Bu durumda, beslenme rejiminin temelini havuç, zeytinyağı, toz halinde proteinler, früktoz, su, tuz ve çeşitli vitaminler oluşturur. Daha sonra, denge sağlandığında, çocuğa verilen besinlere az miktarlarda şeker eklenerek sindirim bozukluğunun sürüp (asit ishal, kakada çok miktarda şeker bulunması) sürmediği anlaşılır. Buna, yükleme testi denir.

Laktoz sindirememe: Bebek meme de emse. inek sütü de içse, doğumu izleyen ilk günlerde ortaya çıkar. Çok az ras>-lanan, kalıtımsal, çekinik bir hastalıktır. Aslında, laktoz sindirememe, mide-barsak iltihabı gibi bir nedenle uzun süre süt verilmemiş çocuklarda görülürse de, glüten sindirememe gibi hastalıklarda da bazen laktoz geçici bir süre sindirilemez. Uzun sürmüş bir mide-barsak iltihabından sonra, yeniden süt vermeye yavaş yavaş başlanmalıdır.

Sakaroz sindirememe: Şeker sindirememe bozukluklarının en sık ras-lanan türüdür ve kalıtımsaldır. Çocuğa yapay süt verilmeye başlanır başlanmaz (doğumda ya da anne sütünden kesildikten sonra) ya da şekerli su ve1-rildiğinde başgösterir. Çoğunlukla, un sindireme-meyle birliktedir.- Tedavi beslenme rejiminden şekeri ve meyveleri kaldırmaya dayanır. Bu sindirim bozukluğu genellikle kalıcı değildir, yetişkinlik çağında yokolur.

İnek sütü proteinlerini sindirememe: Yukardaki sindirim bozukluklarından daha sık raslanır. İnek sütünde, laktozdan ve bazen içine konan sakarozdan (bildiğimiz şeker) başka, insanda alerji tepkilerine yolaçabilen özgül proteinler de vardır. Süt bebeği, birkaç kez inek sütü verildikten sonra şiddetle rahatsızlanabilir (şok durumunu akla getirecek biçimde solukluk; terleme; morarma; kusma; bazen de ishal). İvegen ve ciddi olan bu durumda, hekime başvurmak gerekir. Bazen belirtiler bu kadar şiddetli olmaz: Kusma ve süreğen ishal görülür; kilo eğrisi değişmez. Bebek yeniden anne sütüyle beslenmeye başlanır da belirtiler ortadan kalkarsa, teşhis kanıtlanmış demektir. Çocuk yeniden kilo almaya başlar. Az miktarda inek sütü verildiğinde rahatsızlıklar yeniden başgösterir. İnek sütünü sindirememe, genellikle 1-2 yaş arasında ortadan kalkar.

Doğuştan kistli pankreas hastalığı: Yalnızca beyaz ırkta (her 2 000 çocuktan birinde) görülen doğuştan kistli pankreas hastalığı (mü>-kovisidoz), çekinik bir hastalıktır. Nedeni, pankreas, sindirim kanalı, solunum ve üreme yolları ile ter bezlerinde salgı bozukluğuna yolaçan bir hücre metabolizması anormalliğidir. Yukarda saydığımız organların salgıladıkları müküs kalın olur, fazla tuz ve yetersiz su içerir.

Yeni doğmuş çocuklardaki biçim: Niteleyici belirti bebeğin ilk kakasını çıkaramamasıdır (barsak tıkanması). İlk kaka, kalın ve katı bir tıkaç oluşturarak barsağı tıkar. Yeşil renkli kusmuk, barsak geçişi olmaması, gaz ve ilk kakanın çıkmaması, 24-48 saat içinde karnın şişmesi gibi belirtiler tıkanma olasılığını akla getirir ve ameliyat kararı almayı gerektirir. Bazen, ailede aynı durumun daha önce de görülmüş olduğunun bilinmesi ve bazı röntgen filmi özellikleri, tıkanma nedeninin doğuştan kistli pankreas hastalığı olduğunun anlaşılmasını sağlar. Ameliyat, teşhisi doğrular.

Yukarda sayılanlar dışında, bazı küçük belirtiler de önemlidir: İlk kakanın gecikmeli, kalın ve gri renkte olması; bebeğin normal kilonun altında doğması; büyüme gecikmesi; 3 hafta içinde normal doğum kilosuna erişememe, 2. ve 4. aylar arasında süt bebeğinde solunum, sindirim ve beslenme bozuklukları görülebilir. Solunum sistemi belirtisi, boğmacayı düşündüren inatçı bir öksürüktür. Enfeksiyon kökenli, ivegen bronş-akciğer hastalıkları birbirini izler. Sindirim sistemi belirtileri sık sık kaka yapmak (günde 3>-4 kez), kakanın yumuşak, bol miktarda, parlak ve yağlımsı görünüşlü, kekremsi, çok kötü (kendine özgü) kokulu olmasıdır. Kusmalar da sıktır. Çocuk normal olarak boy attığı halde, yeterince kilo alamaz.

Daha büyük çocuklardaki biçim: Hastalık ciddi bir evrim gösterir: Çocuk öksü-rür, tükürür, solunumu güçleşir. Enfeksiyonlara, zatürreye, sinüs iltihabına, hattâ akciğer zarında hava toplanmasına yakalanabilir. Böylece solunum yetmezliği giderek yerleşir. Hastalığın teşhisi, 2 laboratuvar incelemesine dayanır: Terdeki tuz fazlası miktarını saptamaya dayanan ter testi (çocuk 2 aylık olduktan sonra), Schwachmann testi (pankreasın salgı yetersizliği’-ni ve kakada sindirilmemiş yağlar oranının yükselmesini, yani yağlı ishali belirler).

Tedavi sayesinde (uygun bir yağsız rejim uygulamak, proteinleri ve vitaminleri artırmak, solunum yollarındaki koyu salgıyı sulandırıcı ilaçlar solutmak, antibiyotik tedavisine başvurmak, hareket tedavisiyle solunumu güçlendirmek) hasta çocukların ömrü büyük ölçüde uzatılabilir.

Çölyak hastalığı ya da glüten sindirememe: Her 3 000 çocuktan birinde görülür. Nedeni, tahıl proteinlerini sindirememektir. Bu proteinlerden yüzde ll’den fazla içeren bütün besin maddeleri (buğday, arpa, yulaf, çavdar unları) hasta çocukta zehir etkisi yaptığından, unlu besinler verilmeye başlandığında rahatsızlıklar da başgösterir: Kakalar kocaman ve büyük miktardadır; iştah yitmiştir; karın büyümüş ve gevşemiştir; kilo eğrisinde artış görülmez ya da düşer; çocuk hüzünlü ve aksi bir görünüştedir; ama zeka normal kalır. Teşhis için, barsaktan örnek alınarak (biyopsi) laboratuvarda incelenir; barsak mukozası körelmesi teşhisi doğrular.

Tedavi, glütensiz rejim uygulamaya dayanır. Unlar, ekmek, kurabiye ve pasta, hamur işleri, şarküteri maddeleri ve hazır çorbalar kaldırılır. Bu rejime dikkat edilirse, hastalık iyiye doğru gider; hattâ çoğunlukla, birkaç yıl geçtikten sonra normal beslenme rejimine dönülebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Tüm Kategoriler
Site Arşivi